• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
6 sonuçtan 1 --- 6 arası gösteriliyor
  1. #1
    this too will pass metal heart adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2005
    Mesajlar
    2,006
    Karizma Gücü
    0

    küçük kızın büyük sırrı

    Selma, 6 çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğuydu, bana geldiğinde 8 yaşındaydı. Selma'nın onu psikolojik olarak susmaya iten, seçici konuşmazlık dediğimiz sürece getiren olaylar beş yaşındayken baslamis. Selma, beş kardeşi, anne ve babasıyla kendi alinde normal bi yasam sürerken bir gün annesi hastalanıyor. O dönemlerde beş yaşlarında. Kendisinden büyük iki abla, bir ağabey ve kendisinden küçük iki kardeş daha var..

    Küçük kardeşin yeni doğduğu dönemde anne ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Uzun süre tedavi görüyor. Yoğun uğraşılara rağmen iyileşmiyor. Hastane ortamından evine gidip son günlerini evinde huzur içinde yaşasın diye doktorlar tarafından eve gönderiliyor.

    Birkaç ay evde babaanne , hala ve benzeri yakın akrabaların yardımıyla yaşatılıyor. Birgün hayata gözlerini kapatıyor. Anneye en fazla ihtiyaç duyulan önemde anne, Selma'nın hayatından çıkıp gidiyor.

    Aradan 1,5 yıl geçiyor. Kendi hallerinde bir şekilde yaşamaya alışıyorlar. Büyük kızlar evde yemek yapıp, en küçük çocuklara annelik yaparken, Selma babasıyla birlikte dükkanda çalışıyor. Dükkanları evin hemen alt katında olduğu için baba endişe duymadan iş hayatına devam ediyor. Çocuklarını kimseye muhtac etmeden yük etmeden idare ediyor.

    Bir gün ablalar ve ağabey, kardeşlerini alarak yakın akrabalarına gidiyorlar. Selma babasının yanından ayrılmıyor. Çok ısrar ediyorlar istemedigi için gitmiyor. Babası da gitmemesine ses çıkarmıyor. Öğleden sonra baba kız dükkanı temizlemeye başlıyorlar. Selma babasının istediği gibi her yeri bi güzel temizleyip süpürüyor. Daha sonra radyoyu açıyor. Müzik dinlemeye başlıyor. Ancak dışardan gelen sesler nedeniyle müziği duyamadığı için, sesini iyice açıyor. Babası da başının ağrıdığını söyleyerek müziğin sesini kısmasını istiyor. Selma, babasının söylediğini duymamış gibi yapıyor. Hani çocuklar sıklıkla yaparlar ya.. Bir süre sonra babası, başının çok ağrıdığını söylüyor. Yüzü asılıyor. Selma, gidip gelip babayı kontrol ediyor baş ağrısı geçti mi diye. Babası baş agrısına dayanamayarak eve ilaç almaya çıkıyor. Sıcaktan bunaldığını, kendini kötü hissettiğini söylüyor. Dükkana dikkat etmesini hemen bi ağrı kesici alıp geleceğini de ekliyor. Eve çıkıyor. Aradan epey zaman geçmesine rağmen baba yok. Bekliyor baba yok. Merak edip yukarıya babasına bakmaya çıkıyor. Eve giriyor. Babasına sesleniyor. Cevap yok. Tam oturma odasına giriyor ki babası o anda Selmanın gözleri önünde kalp krizi geçirmeye başlıyor. Selma babasının çırpınmalarına, yerde yuvarlanmalarına, halıyı tırmalamasına...vs. şahit oluyor. Babası son nefesini verip yerde cansız yatarken , uyandırmaya çalışıyor. Babası uyanmıyor....Camdan aşağı doğru bağırmaya başlıyor: "İmdat.. Babama bişey oldu... Yardım edin!.."kısa süre içinde ev mahalle halkıyla doluyor...cenaze işlemleri bitince 1,5 yıl önce anneleri ölen bu altı kardeşin ne olacağı tartışması başlıyor.. kimi "yanımıza alalım" , kimi "yuvaya verelim", kimi de "hepsine birden nsıl bakacağız" diyor. En sonunda akrabalar aralarında anlaşıyorlar."herbirimiz birisini alalım." Böylece çocuklar yurtlarda perişan olmaz, arada sırada da olsa birbirlerini görürler. Diye düşünüyorlar. Selma' yı çok sevdiği halası alıyor. İki yıldır Selma yanlarında ve hiç konuşmuyor.

    Duyduklarım beni çok etkilemişti. Daha önce gidilen uzmanların isimleri beni endişelendirmişti. Bir yandan da bir şeyler yapabilirim belki diye düşünmeden edemiyordum. Hikayesinden çok etkilendigim bu kızı merakla bekliyordum. Halası olan biteni tek tek anlattı. "Gelinimiz ve ağabeyimin ölümünden sonra bende Selmayı aldım, ama onu bir türlü mutlu edemedik. İki yıldır yüzü hiç gülmüyor. Kendiliğinden hiç bir şey yapmıyor. Sadece konuşmasa neyse ama sanki kurulmuş bir robot gibi.örneğin sofraya oturup yemek yiyeceğiz ." Hadi Selma sofraya otur!" diyoruz oturuyor. Hadi Selma artık kalkabilirsin demeden kalkmıyor. Önceleri aldırmadık. Baktık olmadı karşımıza aldık uzun uzun konuştuk anlattık. Ona evimizin bi kızı oldugunu, evdeki herkes kadar her şeye hakkı oldugunu... hiçbirisi fayda etmedi. Zamanla öfkelenip inadını kırmak için bazı taktikler uygulamaya başladık. Sofra hazır olunca gel otur demedik, aç kaldıgı günler oldu. Yada artık kalkabilirsin demedik saatlerce sofrada oturdu. Hadi artık uyu demedik , sabaha kadar koltukta öyle oturdu. Vicdanın yoksa söyleme..."

    Onunla yaptığım ilk seans dün gibi aklımda. Hal hareketleri dinlemiyormuş gibi ama tüm alıcılarını bana cevirdiğini hissettiğim tavırları.

    - Biliyormusun ben seni çok sevdim
    - .....
    - Vallahi çok ciddiyim, çok sevdim.
    - ....
    - Ne güzel hiç konuşmuyorsun, diğer çocuklar gibi kafamı şişirmiyorsun
    Gözlerimin içine bakıp gülümsemesini saklamak ister gibi dudaklarını ısırarak başını salladı.
    - Biliyormusun bazen çocukların hayatlarında bazı şeyler yolunda gitmiyor, benim işimse bunları yoluna koymak. Beni dinlediğini biliyorum hatta benimle konustugunu bile hissediyorum. Çocuklar benden yardım isterler, ben de onara yardım ederim. Bu hep böyle oldu.

    - ......
    - Ama şu an işler değişti. Sana yardım etmeyi ben istiyorum. Eğer bana yardım edersen , izin verirsen seni susturan şeyin ne oldugunu bulurum. Gerçekten... inan bana...izin verirmisin?
    Başını salladı! Evet başını salladı!
    - Elimde bazı resimler var, o resimleri cocuklara gösteriyorum onlarda bana resimlerle ilgili hikayeler anlatıyorlar. Onlar bana hikaye anlatınca ben de onların mutlu olmasını sağlıyorum. Yani bütün sır hikayede. ....Biliyorum sen konuşmuyorsun. Ama hikaye anlatmak istersen, konustugunu kimseye söylemem. Bu ikimizin sırrı olur. Anlaştık mı?
    Bir süre düşündü. Başını saga sola salladı. Evetle hayır arasında gidip geliyordu. Birden evet anl***** gelecek şekilde başını salladı. Karşımdaydı... ben ona resimler gösteriyordum oda bana hikayeler anlatıyordu. İşimiz bittiğinde ona çok teşekür ettim. Anlattıklarını analiz etmeye bile gerek yoktu. O kadar saf, o kadar temiz, o kadar kendi hikayesini anlatmıştı ki...
    Selma’nın bilinçaltı karmakarışıktı. İşte Selma'nın analizden geçmesine bile gerek bırakmayan, halasını dinlerken gözyaslarına boğan, beni analiz yaparken hıçkırıklara boğan hikayesi...

    " Bir varmış bir yokmuş, bir zamanlar bir ülke varmış. Bu ülkede anne babasıyla yaşayan çok mutlu çocuklar varmış. Çocuklar kardeş kardeş hep oynarlarmış, anne babaları onlara hiç kızmazlarmış. Bir gün bu çocukların annesi hastalanmış. Çocuklar çok üzülmüş. Ama kimse çocukların üzüldüğünü anlamamış. Anneyi hep hastaneye götürmüşler. İlaçlar vermişler.hemde acı acı ilaçlar. Anne, sırf çocuklarını yalnız bırakmamak için içmiş bütün o acı ilaçları. Çocuklara hep annelerinin iyileşeceği söylenmiş. Bir gün anneyi eve getirmişler. Çocuklar anne geldi diye çok mutlu olmuşlar. Anne hep yatakta yatmaya başlamış.artık cocuklarına yemekler yapmıyormuş. Çocuklar çok üzülmüşler. Annlerinin yanında oyunlar oynamaya başlamışlar. Annalerinin yanında niye oynuyorlarmış biliyormusun ? Anneleri eğlensin diye. Ama babaanneleri hep kızıyormuş onlara. Gürültü yapıp durmayın. Anneniz zaten sizin yüzünüzden hastalandı diye.çocuklar çok yaramazlık yaptı diye anne hastalanmış meger. Çocuklar da anne iyileşsin diye onu eğlendirmek istiyorlarmış ama kimse nlamıyormuş.herkes çocuklarını azarlayınca anneleri de cok üzülüyormuş..Birgün anne ölmüş. Herkes ağlamış. Çocuklar annenin neden öldüğünü anlamış.Yaramazlık yaptılar diye. Çocuklar evde babalarıyla yaşamaya başlamışlar. Bir gün anane gelip yemek yaparken, çocuklar gürültü yapmışlar. Anneanne onlara kızmış"kızım sizin yüzünüzden hasta oldu. Hiç annenizin sözünü dinlemediniz hasta ettiniz kızımı. Sizin yüzünüzden de öldü. Sözümü dinlemeyip gürültü yapar, çok konuşursanız beni de öldürüp ortada kalacaksınız. Kim bakacak size?" demiş. Bir gün Selma , babasıyla dükkanda oturuyormuş. Ablaları kardeşleri amcalarına gitmişler.selma babasının yanından ayrılmak istememiş. Hiç gürültü yapmadan hep babasına yardım ediyormuş. Anneleri çocuklar evde yokken hastalanmış ya. Babası yalnız kalır hastalanır diye yalnız bırakmak istemiyormus. Babaları çocuklarını hiç kızmıyormuş zaten. Gürültü yaptıklarında bile..

    Selma dükkanda babasın ayardım etmiş, her yeri mis gibi yapmış. Elleri de acımış biraz. Radyoyu açmış. Babasının başı ağrımış. Kızım kapat şunun sesini demiş. Selma duymuş ama duymamazlıktan gelmiş. En sevdiği müzikler varmış. Babası biraz sonra eve gitmiş. İlaç alıp gelecekmiş. Gitmiş gelmemiş. Selma’nın hemen aklına anneannesiyle babaannesinin söyledikleri gelmiş. Annesi zaten cocukların yaramazlıgı yüzünden ölmüştü ya. Selma çok korkmuş eve çıkmış. Babasını aramış. Odaya girince bi bakmış, babası bişeyler yapıyor. Selma çok korkmuş. Babası Selmaya git der gibi işaretler yapmış. Selma gitmemiş. Babası yerde uyumaya başlayınca uyandırmaya çalışmış. Uyandıramayınca ağlamaya başlayıp komşuları çağırmış. Sonra ev kalabalık olmuş. Selma kimseye söyleyememiş ama çok üzülmüş.. babası git dediği halde gitmemiş. Yine babasının sözünü dinlememiş. Eger gitseydi, müziğin sesini açıp babasının başını ağrıtmasaydı babası ölmeyecekti. Selma'nın yüzünden öldü. Sonra akrabalar çocukları paylaşmışlar. Selma ablalarından ayrılmak istememiş. Küçük kardeşini de çok seviyormuş. Halası yanına gelip "kızım sen artık benim kızımsın bizimle yaşayacaksın" demiş. Selma çok mutlu olmuş. Öyle mutlu olmuş ki, halasını çok seviyormuş, istediği zaman kardeşlerime götürüler diye düşünmüş.. Halasının evine gidince artık bunlar benim yeni anne babam demiş kendi kendine. Ama birden korkmaya başlamış. "Annemle babamı ben öldürdüm.Yaramazlık yaptım sözlerini dinlemedim. Yeni annemi babamı çok seviyorum.Ya onlara da bişey olursa ben ne yaparım.?" Sonra aklına bişey gelmiş. Gece yatmadan önce yatağının başucuna oturup dua etmeye başlamş. "ALLAHım .. ben çok yaramaz bir kızım. Annem babam benim yüzümden öldü. Halamlar çok iyi insanlar. Ne olur benim yüzümden onları da yanına alma.Eğer onları da alırsan ben kimin yanında kalırım? Ne olur ALLAHım bana yardım et. Hiç konuşmamam için bana yardım et. Ne zaman gürültü yapıp söz dinlemesem annem babam ölüyor. Hep susmam için bana yardım et ALLAHım. Ne söylerlerse yapacağım, onlar söylemeden hiç bişey yapmayacağım...ne olur onları benden alma!.." O günden sonra Selma hiç konuşmamış. Gülmemiş. Eğer gülersem evde gürültü olur, başları ağrıyıp ölürler diye korkmuş. Hep susmuş.. Hikayesi bitince Selma gözlerimin içine baktı ve ekledi; "Biliyormusun? Hala her gece dua ediyorum. ALLAHım nolur konusmayayım., konusmamam için bana yardım et! Diye. Bazen çok mutlu oluyorum.O zaman çok korkuyorum sevinçten çığlık atarım da gürültü olur, annem ölür diye"

    O küçük bedeniyle ne kadar büyük bir görev üstlenmişti. Kaçımız en konuşkan, en geveze çağımızda kendimizi susturmayı başarabiliriz ki? Kaçımız bir dondurma alındıgında bile sevinç çığlıkları atabilecekken, bu yogun duyguyu bastırıp susmaya devam edebiliriz ki ?
    http://www.turkforum.net/signaturepics/sigpic24785_4.gif

    Gittiğinde, ilkbahardı,
    Şimdi mevsim sonbahar,
    Haberin olsun, hazan düştü otağıma,
    Kurudu sensizlikte güllerim, ey yar,


    Sararsa da senden sonrası,
    ömür bahçemdeki yapraklar,
    Yine de,
    düşen her yaprakta,
    hala senin adın,
    ve hala senin kokun var,

    Ben sonbahar çocuğuyum... Alışkınım yalnızlığa, yaprak dökümlerine...

  2. #2
    buse33 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2006
    Mesajlar
    732
    Karizma Gücü
    0
    işte bilinçsizce söylenen bir lafın sonuçlarıı

    muhteşemdi teşekkürlerr
    Hayat bisiklete binmek gibidir, pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz..

    "Karamsar adam, her imkanda bir zorluk görür.İyimser adam ise her zorlukta bir imkan.":A

  3. #3
    Misafir MAN_SOUD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-02-2006
    Mesajlar
    728
    Karizma Gücü
    0
    mükemmel bir yazı.teşekkürler.

  4. #4
    ilk
    ilk çevrimdışı
    ilk adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-05-2009
    Mesajlar
    629
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    3
    muhteşem bir şey
    .

    istanbul sen ne güzelsin , rüyalar şehri güzel istanbulum seni ne çok sevdim

    Emel Sayın - DİYEMEDİM
    http://www.youtube.com/watch?v=CszOd...eature=related

  5. #5
    lisan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-04-2008
    Mesajlar
    2,014
    Karizma Gücü
    5
    harikaydı yaa bir solukta okudum.
    Bişeyden anlamazlar dediğimiz cocuklar neler düsünüp yapabiliyolarmıs.
    Çok tesekkurler paylasım için....
    ''Senden başka hiç bir şeyim yok
    ama
    Herşeyi olupta sana sahip olamayanlar için
    üzülüyorum''

  6. #6
    Azra_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-06-2009
    Mesajlar
    2,726
    Karizma Gücü
    3
    ağLıcaktım az kaLsın
    вιя güη ¢єнєηηєм∂є кαяѕιℓαѕαвιℓιяιz.
    ѕєη кαℓρ нιяѕιzι σℓ∂υgυη ιçιη ,
    вєηѕє тαηяιуι вιяαкιρ ѕαηα тαρтιgιм ιçιη...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 11 küçük kızın dramı
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde mezarkabul39 tarafından açılmış
    Yanıt: 7
    Son Mesaj: 04.08.11, 14:19

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •