• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0

    Kâfire ücretle iş yapmak

    Kâfire ücretle iş yapmak
    Sual: Almanya’da çalışıyorum. Kilise’nin elektrik ve başka tamir işlerini yapmamız gerekiyor. Bir mahzuru var mıdır? Bir arkadaşım da, arabası ile meşrubat taşıyor, bazen de içki taşıttırıyorlar. İçki taşıması günah olur mu?
    CEVAP
    Kilise tamirinde çalışmak mekruh değildir. Çünkü, bu işin kendisi günah değildir. (Bezzaziyye)
    İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
    Ücret ile kâfirin şarabını taşımak, kilise tamir etmek ve hıristiyana zünnar [papaz kuşağı] gibi küfür alametlerini satmak imam-ı a’zama göre caizdir. (Redd-ül muhtar 5/251)

    Sual: Avrupa’da yaşıyoruz. Domuz çobanlığı yapmak caiz mi?
    CEVAP
    Gayri müslime ücretle domuz çobanlığı yapmak İmam-ı a’zam Ebu Hanife'ye göre caizdir, aldığı ücret helal olur. (Redd-ül Muhtar)

    Sual: Kâfirlerin yaptığı malları, ürettiği gıdaları, giysileri kullanmakta veya onlarla ticaret yapmakta bir sakınca var mı?
    CEVAP
    Hayır.

    Sual: Şimdi bir müslümanın, Avrupa’ya gidip gayri müslimlere hizmet etmesi caiz midir? Orada milletvekili olabilir mi?
    CEVAP
    Gayri müslimlerin ülkesine dinimizde dar-ül-harb denir. Dar-ül-harbde kâfire ücret ile hizmet etmek caizdir. Dar-ül-İslam’da kâfire ücret ile hizmet etmek ise mekruhtur. İbni Abidin beşinci cilt, iki yüz elli birinci sayfada diyor ki:
    (Ücret ile kâfirin şarabını taşımak, kilise tamir etmek ve Hıristiyana zünnar gibi küfür alametlerini satmak İmam-ı a’zama göre caizdir. Müslüman müşteriye Mecusi mesti yapmak veya fasık elbisesi dikmek mekruhtur. Çünkü, Mecusi’ye ve fasıklara benzemeye sebep olmaktır.)

    Hiçbir dinde kâfir ülkesinde çalışmak ve kâfire hizmet yasak değil idi. Dinimizde de böyle bir yasak yoktur.

    Şimdiki Müslümanların Avrupa’ya çalışmaya gitmesi gibi, Mekke müslümanları da Habeşistan’a hicret etmişler, orada gayri müslimlerin işlerinde çalışmışlardı.

    Yusuf aleyhisselam, Peygamber olduğu halde, kulların sıkıntıda olduğunu görüp, hükümet reisi kâfir iken, ona giderek vazife istedi. Böylece, insanlara hizmet etti. O halde, kullara hizmet edeceğini bilen ve bunu kendinden başka yapacak kimsenin bulunmadığını gören, bu vazifeye bir zâlimin geçmesini önlemek ve Müslümanlara hizmet etmek için, kâfir olan âmirden bile vazife istemelidir. Münhal imamlığı, müftülüğü, vaizliği, öğretmenliği, polisliği talep etmelidir. Bir iyilik yapamasa da, hiç olmazsa, Müslümanların zararına çalışmayı önlemek de ibadet olur. Vazifeden istifa etmek de, bunun için, caiz değildir. (S. Ebediyye)

    Bazılarının, (Yusuf aleyhisselamın dininde gayri müslime hizmet caiz idi, Müslümanlıkta yoktur) demelerinin hiç ilmi kıymeti yoktur. Gayri müslime hizmet ederek çalışmak her dinde vardır. Çalışma işi, memur olarak olur, müdür olarak olur, milletvekili bakan olarak olur, yaparlarsa başbakan olur. Olur da olur. Yani bir mani yoktur.

    Müslümanın amiri, emiri kâfir olabilir. Mesela hadis-i şerifte, (Emir sana "Ya Müslümanlığı bırak veya öldürürüm" dese, Müslümanlığı bırakma, boynunu uzat) buyuruldu. (Hakim) [Müslüman olan emir, Müslümanlığı bırak demez.]

    Kâfirler arasında kalıp, malından, canından korkanın, onlara kalben değil de, dilden sevgi göstermesi caizdir. Kalbindekini gizlememek daha iyidir. Peygamberim diyen yalancı Müseyleme, doğru söyleyen bir sahabiyi şehit etmişti. O sahabinin inancını gizlemesi de caiz idi. Nitekim, müşrikler, Hz. Ammar’a, babası Hz. Yasir ve annesi Sümeyye hatuna işkence edip, "Lat ve Uzza putu, Muhammedin dininden iyi de" derler, demeyince de işkenceyi artırırlardı. Nihayet ana babası şiddetli işkence ile şehit edildiler. Hz. Ammar, kâfirlerin zorlamaları üzerine dediklerini diliyle söyledi. Ammar kâfir oldu dedikleri zaman, Resul-i Ekrem efendimiz, (Ammar kâfir olmadı, o baştan ayağa iman ile doludur. O, iki durumda karşılaştığında en doğru olanını tercih eder) buyurdu. Demek ki küfür olan bir sözü, böyle durumlarda yalnız dil ile söylemek caizdir. Resulullah efendimiz, Hz. Ammar’a (Müşrikler eziyet ederse, yine böyle söyle) buyurdu. (İ.Asakir, İ.Mace)

    Kâfirlerin galip olduğu yerde gerçeği söylememek caizdir. Şafii’de, zalim Müslümanlar arasında da caiz olur. Müslümanlar garip ve zayıf olduğu müddetçe kıyamete kadar her yerde caizdir. Çünkü, müminin kendinden zararı, mümkün olduğu kadar uzaklaştırması gerekir.

    İmam Kurtubi hazretleri, (Allahü teâlânın indirdiğiyle hükmetmeyenler kâfirler, zalimler ve fasıklardır) mealindeki âyet-i kerimelerin ehli kitap olan gayri müslimler için olduğunu bildiriyor. Diğer tefsir kitaplarında da böyle bildiriyor.

  2. #2
    espriler adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-07-2004
    Mesajlar
    14,832
    Karizma Gücü
    10
    İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki:
    Ücret ile kâfirin şarabını taşımak, kilise tamir etmek ve hıristiyana zünnar [papaz kuşağı] gibi küfür alametlerini satmak imam-ı a’zama göre caizdir. (Redd-ül muhtar 5/251)
    Bir hadis-i şerif:
    "Cenab-ı Hak, şaraba, içene, dağıtana, satana, alana, saklamasını isteyene, yüklenip götürene, satıp parasını yiyene lânet ediyor." (İbn-i Ömer (r.a.)'dan naklen Ebu Davud ve Tirmizi'de)

    ________________________

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yapmak İstediklerim, Ya Senin Yapmak İstediğin?
    Ben-Sen-O & Kim? bölümünde s.plath tarafından açılmış
    Yanıt: 1665
    Son Mesaj: 28.03.12, 23:31

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •