Galiba Emperyalizm`i Kemalizm`den daha çok seviyoruz!


Türkiye Cumhuriyeti`nin kuruluşundan bu zaman geçen yıllar içinde yaşadıklarımız bunun böyle olduğunu göstermiyor mu? Terazinin bir kefesine emperyalizmi diğerine de Kemalizm`i koysak birincisinin daha ağır bastığını görürüz. Bunun böyle olması da herhalde doğaldır. Çünkü bu kavramlar bizlere okullarda doğru dürüst anlatılmadı bu bir. Sadece basmakalıplarla, Atatürkçülük veya Kemalizm yerine durmadan Atatürk anlatıldı bu da iki. Hadi diyelim ki, ülke nüfusunun çok az bir kısmını teşkil eden okumuşlar bu iki kavramı birbirinden ayırabiliyorlar. Liselerde ve yüksek okullarda bu konulara değinildi. Ama ülkenin çoğunluğunu teşkil eden toplumun eğitim düzeyinin çok düşük olduğunu biliyoruz. Bunların gene Atatürk`ün adından başka bir şey bildikleri yok. Durum böyle olunca, elbette ki kefenin emperyalizm yanı ağır basacaktır. Bugün sokaklarda “Atatürk kimdir?” sorusuna doğru dürüst cevap veremeyen, topluma bu iki kavramın anlamı sorulsa, mutlak surette düzgün bir cevap alınamayacağı belli. Çünkü Türk toplumu olayı daha kavramadan, daha doğrusu iki kavram arasındaki farkı anlamaya vakit kalmadan, sahneye konan Kemalizm`in perdesi kapandı, kapatıldı. O halde, zahmetli de olsa, işin başına dönmek gerekmektedir. Kemalizm`i anlamak için ilk önce emperyalizmi bilmek gerekir. Nedir emperyalizm? Bir devletin diğer bir devleti siyasal ve ekonomik egemenliği altına almasına emperyalizm yani sömürgecilik deniyor. Daha önce padişah tarafından yönetilen, halkı yanına almayan merkezi bir sistemle yönetilen Osmanlı devleti çöküşe geçince yukarıda tarifini yaptığımız emperyalistler, ülkeye çöreklenmeye başlamışlardı. İşte bu düşüncenin karşısına Kemalizm yani Atatürkçülük çıktı. Bakalım şimdi Kemalizm denen düşünce neymiş; Toplumsal, siyasal, ekonomik, kültürel alanda ve akla bilime dayanan, her çağda çağdaş olmayı amaçlayan bir dünya görüşüne Atatürkçülük veya Kemalizm deniliyormuş. Bu düşünüşün biraz önce izah ettiğimiz emperyalizm ile yakından uzaktan bir ilişkisi yok. Bu düşünüş tarzı ne komünizme ne de nasyonal sosyalizme benzemektedir. Ve en önemlisi de emperyalist sistemi ret eder. Atatürkçülük, insan onuruna ve kişiliğine saygılıdır. Bu düşünce tarzı halkı kucaklar, onunla birlikte olur. Aklın ve bilimin gösterdiği yolda ilerleyen ve çağdaş medeniyete yönelen bir görüştür. Kemalizm veya Atatürkçülük, toplumu bir bütün olarak kucaklar ve sınıf farkı gözetmez. Eğitim ön plandadır Kemalizm`de. Onun için Mustafa Kemal “Eğitimdir ki, bir ulusu ya hür, bağımsız, yüce bir toplum halinde yaşatır veya bir ulusu esaret ve sefalete terk eder.” demiştir. Kemalizm`de diğer önemli bir husus da şu; ülke kalkınmasında, ülke kaynaklarının kullanımında, ulusun gücünü akılcı bir şekilde arttırmak. Diğer sistemlerin, düşüncelerin amacından bu özellikleri görmek mümkün değil. Hele hele Kapitalizm de! Yeni sömürgeler elde ederek, kendilerini güçlendirmek. İnsan haklarından, bağımsızlıktan, eşitlikten bahseden Batılılar, girdikleri ülkelerde buna müsaade ediyorlar mı? Neden etsinler ki? Ettikleri takdirde kendilerinin egemen gücü ortadan kalkar. Emperyalizm, bir ülkede üretim yerine tüketimi tercih eder. Tüketim de üretimden çok kolay ve rahat olduğu için de girdiği ülkede her zaman taraftar bulur kendisine. Üretmeden tüketmek. Bundan daha güzel ne olabilir ki? Tüketim bir uyuşturucu bağımlığı gibidir. Toplum alıştıkça alışır. Tükettikçe de hem kişisel bağımlığını kaybettiği gibi ülkenin bağımsızlığını da bilmeden tehlikeye sokar…

İşte bunu bilen Batılılar yani emperyalist devletler, insan hakları, düşünce özgürlüğü adı altında ülkeye girerek, o ülkeyi sömürmeye başlarlar. Bu sömürme işini kolaylaştırmak için de kendilerine yardım edecek işbirlikçileri arayıp bulurlar. Bu işbirlikçilerin ana görevi, topluma pembe gözlük takarak emperyalizmi bir kurtarıcı gibi göstermektir. Yaptıkları işten hem emperyalistler hem de kendileri kazançlı çıkmaktadırlar. Şimdi böyle kazançlı bir iş dururken, oturulan sandalyenin sarsılması için halka Kemalizm`i anlatmanın bir anlamı var mı? Kemalizm yalnız işbirlikçilerin oyununu bozmuyor, Avrupa`daki ülkeleri de oldukça rahatsız ediyordu. Fırsat buldukça “Kemalizm ortadan kalkmalı, çünkü Avrupalı olmanıza engel teşkil ediyor.” diyerek, açıkça Kemalizm= anti-emperyalizm olduğunu itiraf ediyorlardı. Doğruyu da söylüyorlardı Batılılar. Evet, Kemalizm emperyalizme karşıydı. Onlara karşı Kurtuluş Savaşı verildi ya! Bu nedenlerdendir ki, iktidarı ele geçirenler, Atatürk`ü ve Kemalizm`i hazmedemeyenler, Atatürk ilke ve devrimlerini seviyormuş gibi görünenler ve “Benden daha iyi Atatürkçü olamaz” diyen salon, gardrop Atatürkçüleri de birlikte hemen hepsi hep bir ağızdan topluma yıllarca Atatürkçülüğü veya Kemalizm`i bir yana bırakıp sadece Atatürk`ü anlatıp durdular. Toplum da bunların “Atatürk`e olan sevgileri” arasında Kemalizm`i öğrenmeden Atatürk`ü sever oldular. Bu kendilerini saran Atatürk sevgisi çerçevesinde aralarına giren emperyalizmi pek anlayamadılar. Zaman geçtikçe bilinçsiz bir şekilde bu sömürücü grubunu benimser bile oldu. Çalışmadan tüketiyordu. Bu tüketim sarhoşluğu içinde ülkenin siyasal ve ekonomi açısından bağımsızlığının elden gittiğini fark edemiyordu Türk toplumu. Ülkenin parantez aydınları, işbirlikçileri vs.

Sanki Atatürkçülük veya Kemalizm çağın çok gerilerinde kalmış ve ülkeyi aydınlığa kavuşturmayan bir ideolojiymiş gibi bir intiba yaratarak, ülkenin geleceğinin aydınlığının sadece ve sadece Avrupa ile siyasal ve ekonomik alanda birleşmede olduğunu görsel ve yazılı basında durmadan işlemeye çalışmaktadırlar. Eğitim düzeyi düşük olan toplum da bu anlatılanlara kanarak, geleceğinin Avrupa devletlerin elinde olduğuna inanıp emperyalizme, bilinçsiz olarak, kucak açmaya başladı. Bu toplum unuttu ki, 1919`da dedeleri, babaları bu ülkenin bağımsızlığı için, emperyalist devletlerle savaşarak, anti-emperyalist bir savaş vererek şehit olmuşlardı. Şimdi her şeyi unutup “Biz sarı saçlı mavi gözlü Atatürk`ü seviyoruz” diyerek, tekrar sömürmeye alışmış devletlere göz kırpıyor, “O zaman muvaffak olamadın, ama gel bizi şimdi doya doya sömür” diyebiliyoruz.

İşte Kemalizm bu zehirli düşünüşün panzehiridir. Ulusumuzu yiyip bitirmek isteyen vahşi Kapitalizmle ve yok etmek isteyen emperyalizme karşı verilmiş onurlu- erdemli savaşımın öğretisidir. Ancak Kemalizm`in Batı karşıtı olarak algılanması doğru değildir. Alabileceği, kullanabileceği her şey Batı`da olduğu için tabiatıyla yüzü Batı`ya yöneliktir. Batılının elini elbette sıkacaktır. Ama, bir yüksek rütbeli askerimizin yenilerde çok veciz bir surette ifade ettiği gibi, el sıktıktan sonra parmaklarını sayması da hiçbir zaman hatırından çıkarmadan, ne olur ne olmaz, kaptırmış olabilir endişesiyle.


Dr. med. Yüksel Cavlak ADK Başkanı Almanya

Dr. jur. Hüseyin Pekin ADK Başkan Yard. İsviçre