Olmayan Ticaretin Vergisi Olur mu?..
Mortgage'ın uygulandığı bütün ülkelerde ödenen faizler gelir vergisinden düşülüyor. Türkiye'de ise Maliye Bakanlığı, 'vergi kaybı olur' diye bu teşvike karşı çıkıyor
Ancak bu teşvik sayesinde kredi kullanma imkanı bulacak olan binlerce kişi, bu kolaylık sağlanmazsa zaten mortgage uygulamasının dışında kalacak. Dolayısıyla teşvik olmayınca satış, satış olmayınca vergi oluşmayacak. Maliye Bakanlığı, olmayan ticaretten vergi almayı sağlayan sihirli bir formül mü buldu acaba?
Mortgage Yasa Tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Alt Komisyonlarına sevkedildiği günden bu yana Milliyet Emlak'ta, "Dört dörtlük mortgage istiyoruz" çağrımızı yineliyoruz. Ekonomiye kazandıracağı ivmeyle Türkiye'nin kaderini belirleyecek bu çok önemli yasanın, gelişmiş ülkelerdeki gibi aksamadan işlemesini sağlayacak önlemlerin ilk baştan alınmasını sağlamak için öneriler geliştiriyoruz.
Yasanın en önemli eksikliği, kredi alan kişi tarafından ödenen faizlerin gelir vergisinden düşülmesini sağlayan madde. Bu düzenleme yasada yer alırsa, sabit gelirlilerin konut edinmesi kolaylaşacak. Kişiler daha az ödeyerek daha iyi konutlarda oturma olanağı elde edecekler.
Teşvik Başbakanlık'ta budandı
Taslağın ilk şeklinde yer alan bu teşvik, yasa tasarısı TBMM Alt Komisyonu'na sunulmadan önce Başbakanlık'ta çıkarıldı. Alt komisyonda görüşmeler sürerken madde üzerinde önemli tartışmalar yaşandı. Komisyon bu madde nedeniyle, teşviğe taraftar ve karşı olanlar diye iki kutuba ayrıldı. Komisyon, Maliye Bakanlığı'ndan teşvik uygulanması halinde oluşacak vergi kaybı konusunda bir rapor istedi. Maliye, vergi kaybının boyutlarını gösteren raporu getirince de konu üst komisyona havale edildi.
Raporun gerekçeleri
Milliyet Ankara Bürosu'nun ekonomi muhabirlerinden Saliha Çolak'ın bildirdiğine göre Maliye Bakanlığı, mortgage kapsamında kullanılacak krediler için uygulanması istenen gelir vergisi ve kurumlar vergisi istisna oranlarıyla ilgili olarak itirazda bulunarak kaybın boyutlarını gösteren tabloyu ortaya koyunca konu üst komisyona bırakıldı.
Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın komisyonu istisnadan vazgeçirmek için yaptığı ikna çalışmaları sırasında öne sürdüğü 'vergi kaybı' tabloları yılda 200 bin kişinin 75'er bin YTL kredi kullanması durumunda yıllık 216 milyon YTL (216 trilyon lira) ile 324 milyon YTL (324 trilyon lira) arasında vergi kaybı oluşacağını ortaya koydu.
'Maliye abartıyor'
Alt Komisyon üyesi CHP Milletvekili Akif Hamzaçebi, yasanın amacına ulaşabilmesi ve orta gelir grubunun da yasadan olabildiğince yararlanabilmesi için gelir vergisi istisnası gerektiğini savundu. Maliye'nin hesabının en kötümser tabloyu yansıttığını öne süren Hamzaçebi, bu nedenle ortaya abartılı bir kayıp rakamı çıktığını kaydetti. Hamzaçebi, kendi hesaplamalarına göre yıllık kaybın 60 milyon YTL (60 trilyon lira) civarında gerçekleşeceğini vurguladı.
Her yıl sisteme 200 bin kişinin gireceği tahmininin doğru olmadığını belirten Hamzaçebi, sistemin zaten yoğun kredi kullanımı nedeniyle belli bir düzeyde doygunluk yaşadığını, yeni sisteme geçildikten sonra da talebin her yıl aynı düzeyde kalmayarak giderek düşeceğini öne sürdü. Hamzaçebi, sistemden yararlanacak herkesin 'ücretli' olmayacağını, dolayısıyla her kredi alanın gelir vergisi istisnasından yararlanacağı varsayımının doğru olmadığını bildirdi.
Maliye'nin çelişkisi...
Milliyet Emlak olarak biz de Maliye Bakanlığı'nın yaptığı tahmini abartılı buluyoruz. Maliye Bakanlığı sisteme her yıl 200 bin kişinin girerek, bu teşvikten yararlanacağını ve dolayısıyla vergi kaybı olacağını ileri sürüyor. Oysa emlak alım satımlarının patlama yaptığı 2005 yılında bile 200 bin adet kredi kullanılmadı. Tapu ve Kadastro Müdürlüğü'nün verilerine göre, 2005 yılında Türkiye genelinde 1 milyon 362 bin adet konut satıldı. Bu 1 milyon 362 bin konutun 196 bin 523'ü ise konut kredisiyle alındı.
Hesap ortada
Konut kredisinin patlama yaptığı 2005'te bile konut kredisi adedi 200 bine ulaşamadı. Maliye Bakanlığı'nın her yıl 200 bin kişinin vergi teşviğinden faydalanacağını ileri süren açıklamaları bu tabloyla çelişiyor.
Çünkü mortgage yasa tasarısına konulmaya çalışılan vergi teşviği maddesi konut kredisi kullanan herkesin vergi teşviğinden faydalanmasını değil, sabit gelirlilerin ilk konutlarını alırken 100 bin YTL'ye kadar olan kısmının vergiden düşülmesini öngörüyor.
Zaten bu teşvik olmazsa, sabit gelirliler sisteme giremeyecek, dolayısıyla bir alım-satım olmayacağından vergi de oluşmayacak. Olmayan ticaretin vergisi de, vergi kaybı da olmayacak.
Kusursuzca işleyen bir yasa için şu düzenlemeleri istiyoruz.
1 - Borcunu erken kapatınca ceza ödemeye hayır diyoruz
Tasarıda kredi kullanıcısının aleyhine kullanılabilecek bir madde de erken ödeme cezası! Bu madde de yasalaşırsa kredi borcunu erken kapatanlar, yüzde 2 oranında erken ödeme cezası verecek. Borçla yaşamayı sevmeyen, borcuna sadık olan, ev borcunu namus borcu gibi benimseyen Türk vatandaşı bu madde ile cezalandırılıyor. Borcunu bir an önce ödemek için dişinden tırnağından artıran, eline toplu para geçtiğinde ilk olarak konut kredisi borcunu kapatmayı düşünen vatandaş, borcuna sahip çıktığı için ödüllendirileceğine, tasarıdaki bu madde nedeniyle cezalandırılacak. Borcunu erken kapatanların cezalandırılmasına karşı çıkıyoruz.
2 - Sabit faiz seçeneğine kota konmasına hayır diyoruz
Mortgage yasa tasarısında, konut kredisi kullananlar için sabit faiz uygulamasının yanı sıra serbest faiz seçeneği de sunuluyor. Bankalar halen sabit faiz uyguluyor. Kredi kullananlar ilk aydan borçlarının bittiği son aya kadar ödeyecekleri parayı kuruşu kuruşuna biliyor. Mortgage tasarısı yasalaştığında serbest faiz uygulaması da olacak. Kredi kullanıcısı isterse serbest faizi de seçebilecek. Ancak geçmişte yüksek faizden ağzı yananlar, yoğurdu üfleyerek yiyor ve serbest faize kuşkuyla bakıyor. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketiciyi Koruma Genel Müdürlüğü, bankaların sabit faize kota koyabileceğine dikkat çekiyor. Sabit faiz kotasına hayır diyoruz.
3 - Kredi sözleşmelerinin yayınlanmasını istiyoruz
Mortgage tasarısında konut kredisi alanlara 24 saat düşünme süresi verileceği, bu süre içinde kredi almaktan vazgeçenlere herhangi bir zorluk çıkarılmayacağı hükmü yer alıyor. Tüketici hakları açısından çok önemli olan bu uygulamayı desteklerken, kapsamının genişletilmesini istiyoruz. Kredi sözleşmesini aldıktan sonra 24 saatte panik halde incelemenin sağlıklı bir değerlendirme yapmak için yeterli olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle konut kredisi sözleşmelerinin internette yayımlanmasını, broşür olarak bastırılmasını ve banka şubelerinde herkesin kolayca ulaşabileceği yerlere konmasını öneriyoruz.
4 - Mortgage kağıtlarından stopaj alınmasını istemiyoruz
Mortgage yasası çıktıktan sonra, bankalar kullandırdıkları konut kredilerini menkulleştirerek, mortgage bonoları çıkartacak. Bu bonolar uluslararası piyasalarda yabancı kuruluşlara satılacak. Yabancı kuruluşlar bu kağıtları alarak Türkiye'ye fon transfer edecek. Transfer edilen bu fonlar, bankaların konut kredisi maliyetini finanse edecek ve kredi faizleri bu fonlar sayesinde daha da düşecek. Vatandaş daha düşük faizle kredi kullanacak. Ancak uluslararası yatırımcılara sunulacak bu kağıtlardan yüzde 15 stopaj kesilecek. Bu kesinti yabancı yatırımcıların ilgisini törpüleyecek. Yatırımcıları Türkiye'ye çekmek ve bu sayede kredi faizlerini düşürmek için yüzde 15 faizin kaldırılmasını öneriyoruz.
Fehime Genç


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla