• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    Gol11RB adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-03-2005
    Mesajlar
    566
    Karizma Gücü
    0

    Fikir Eğitimin amacı

    Eğitimin amacı

    Eğitimin amacı, insanı, hem kendisi, hem de toplumu için değer yaratacak düzeye getirmek olmalı. Eğitimin ikinci gayesi ise, bir ulusun geçmişi ile geleceği arasında köprü kurmaktır. Yoksa onu kimliksiz, kişiliksiz, bilinçsiz, ve darmadağın, ortak bir değerler dizgesinden yoksun bir kuru kalabalığa dönüştürür, değil mi ya? Örneğin bizim en az on bin yıllık, yalnız siyasi değil, uygarlıklar yaratmış ve Batı'ya defalarca götürmüş bir tarihimiz var. ["On bin ve daha da eskisi için, meraklısına, Kâzım Mirşan'ın buluşlarını açıklayan, Kaynak Yayınları'ndan Halûk Tarcan'ın "Ön-Türk Tarihi" kitabı önerilir].
    ASYA KÖKENLİ AVRASYA ULUSUYUZ
    Ve biz Asya kökenli bir Avrasya ulusuyuz. Eğitim, nesillerimize bu geçmişin bilincini vermezse, çok kısa bir uygarlık tarihi olan Avrupa'ya (ya da Amerika'ya) yamanmayı kendisine ülkü edinen, bağımsızlık duygusunu yitirmiş, kendi hedefleri, siyaseti olmayan, yabancıların çıkarları için çalışmaktan medet uman sözde aydınlar ve hatta yöneticiler yetiştiririz. Halbuki hem Asya'nın, hem Batı'nın ne olduğunu iyi öğrenir, idrak edersek, Asya kültürlerinin yüceliği karşısında, Batı'nın yüzeysel yaldızı bize artık parıltılı gelmez, Batı'nın bize musallat ettiği aşağılık duygusundan da kurtuluruz; yüzümüzü Doğu'ya, Doğu önderliğindeki bir Avrasya'ya dönmek gelir içimizden.
    1950'LERDE GELEN YABANCI DANIŞMANLAR
    Eğitimin, son yirmi yılda geldiği şu hâle "eğitim" demek mümkün mü? Halbuki, 1950'lerde yabancı "danışmanlar" iyice devreye girinceye kadar Türk ortaöğretimi dünyadaki en iyilerinden biriydi; o zamana dek hâlâ Atatürk'ün milli eğitim anlayışına göre yürümekteydi. Sonra bozdular, önce yavaş yavaş; son yıllarda ise son sürat sıfırladılar eğitimi.
    Şu hâle, yeni bir gözle hele bir bakın: Öğrenci bir okula yazılıyor, ama derslere girip birşeyler öğreneceğine, en önemlisi düşünme alışkanlığı edineceğine, dershane kapılarında, gece gündüz, hafta sonları perişan oluyor. Neden? Çünkü , konuların ruhu yerine, birtakım, ezberciliği teşvik eden sınavları geçme taktiklerini öğrenecek. Adları alfabe çorbasını andıran giriş sınavları, mesele çözme, düşünme, düşündüğünü iyi ifâde edebilme yeteneklerini ölçen sınavlar yerine, A, B, C,... şıklarından birini işaretleten sınavlar. Amaç herhangibir evrenkente (üniversiteye), herhangi bir dalda kapağı atmak. Öğrencinin ne için ve nasıl bir meslek edineceği önemli değil. Öğrencilerin ancak %10 kadarı, istediği, sevdiği bir dala girebiliyor; onun, dolayısıyla ülkenin, kaderini işte o alfabe çorbası sınavlar belirliyor. Bu, yirmi yıldır böyle gittiğine göre, demek ki ülkemiz %90 yaptığı işten, mesleğinden nefret eden insanların elinde. [Gerçi, insanlara zâten liyâkatlerine göre iş verilmiyor ya; birinin hısımı, ya da hemşerisi olacaksın, çömezlik yeteneklerin gelişmiş olacak. Hele hele yükselmen için, seni, ucu dışarda, beşinci kol "Muhip" cemiyetleri üyeliğine uygun bulmalılar. Vatansever değil, "vatansatar" olabilmelisin.].
    ABD VE AB MALLARINI PAZARLAYACAK!
    Evrenkent öğrencilerine hep sorarım: Örneğin, "Fiziğe merak sarmıştın demek, fizik bölümüne girdin". Aldığım cevaplar genelde şu mealde olur: "Yok canım, ben diplomamı hele bir alayım, fizikle falan uğraşacak değilim. Ticaret yapacağım [ ABD, AB mallarını pazarlayacak anlaşılan. Başka, üretici meslekler kalmadı ki artık; ne fabrika kaldı, ne, az da olsa araştırma, ne yerli üretim].
    Velinin derdi: "Oğlum falanca evrenkentte okuyor" diyebilmek. Toplumuna yabancılaşmış "üst tabaka"dan ise, "Oğlum, Amerika'da mastır yapıyor" diyebilmeli; arada bir ana baba [Noel tatilinde] oğlucuklarını ziyaret etmeli. Oğul, ne için, nasıl bir yerde okuyor farketmez.
    Öğrencinin derdi de, dostlar alışverişte görsün kabilinden bir diploma alabilmek. Zâten sonra, ömür boyu tek bir kitabın kapağını bile açmayacak. İşte ulusal hedefleri olmayan bir ülkenin bireyleri de böyle olur.
    Aksaklığın tanımı daha bitmedi. Şimdilik bu kadarını diyelim, ötesini, ve de peki, bu perişan eğitim düzenimize ne yapılması gerektiğini de sonraya bırakalım. Yeni ufuklar dileğiyle.

    UltrAslan
    HerYerdeyiz
    İzMiR

    Denizi kız, kızı deniz,
    sokakları hem kız hem deniz kokan şehir…


    Bu ülkenin evlatarının kanını dökneler birgün o kanda boğulacaklardır

  2. #2
    don_carlione adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    27-01-2006
    Mesajlar
    2,471
    Karizma Gücü
    0
    toplumumuzda dedigin gibi büyük bir cogunluk istemedigi işleri yapıyor...bunu en basitinden bir magazaya veya dükkana girdiginde orda calısan genc elemanların yüzünden veya tavırlarından okuyabiliyorsunuz...
    evrenkent(yani üniversiteler)konusunda da haklı oldugunu söyleyebilirim...öyle ki bazı arkadaslarım neresi gelirse yazıcam abicim mantıgıyla ismini bile yeni duydukları bölümleri yazdılar tercihlerde(dostlar alısveriste görsün hesabı)
    ulaşmak isteyen profilimden msn adresimi ekleyerek ulaşabilir...iyi forumlar....

    :bjk1:

  3. #3

    Kayıt Tarihi
    03-10-2005
    Mesajlar
    35
    Karizma Gücü
    0
    Gol11RB Gerçekten son derece doğru ve yerinde saptamalarda bulunmuşsun.
    şimdiye kadar eğitimle ilgili yapmış olduğum tüm eleştirilerimde benzer şeyler yazdım.ama sen biraz daha farklı konulara temas etmişsin.iyi de yapmışsın.bu yanlışları sen ,ben ,ve toplumun büyük bir bölümü bu olayları görüyor,yaşıyor, eleştiriyor,yol gösteriyor,fikir üretiyor,düşünüyor ancak esas düşünmesi gereken kişiler düşünmüyor!..bir takım çıkar çevrelerinin işine gelmiyor değiştirmek. ortada tirilyonlarca lira para dönüyor.yüzlerce dersane trilyonlunluk yatırım yapmış,binlerce öğretmen bu yoldan para kazanırken eğitim sistemine el atıpta düzeltilmesini kimse istemez.düzelirse işlerine gelmez .düzenleri bozulur.bir örnek vermek gerekirse; bir zamanlar Bursa'ya tren garı yapılacak ,istanbul, Ankara, İzmir bağlantılı ,hatta gemlik mudanya bağlantılı raylar döşenecekti.böylelikle limanlara daha ucuza mal taşınacak maliyetler düşecekti(fabrika sahipleri açısından) şehirde yaşayanlar belkide daha konforlu kaza riski daha düşük,maliyet açısındanda düşük bir ulaşım sağlanacaktı.Ancak gerek otobüs firmaları gerekse kamyoncular buna karşı çıkınca bir başka bahara ertelendi.bu yeni bir olay değil anlattığım seneler önce olmuş bir olay .hale hazırda değişen bir şey yok... buda gösteriyorki birtakım çıkar çevreleri ülke ekonomisini direkt te olsa yakından ilgilendiren bir konuda bile son derece duyarsız kalıp günü kurtarma peşinde oluyorlar.acı ama gerçek.Vermiş olduğum örnekten de anlaşılacağı üzere eğitim sistemi de bu anlattığımdan pek farkı yok sistem ve uygulama açısından.gelgelelim çok büyük bir fark var kimsenin (Daha doğrusu birilerinin(!) onlar kendilerini bilirler)düşünmek istemediği bir unsur var. İNSAN ! Evet burada gözardı edilen insan ne yazık ki . para kazanılır kaybedilir,az yada çok kazanılır.en nihayetinde para insanın elinin kiridir.ancak insan kaybedilirse ve bu nesilden nesile uzanırsa işte o zaman telafisi mümkün olmayan kayıplar yaşarız. ve yaşıyoruzda.hızla değerlerimizi yitiriyoruz buna benliğimiz dahil.farkında olması gerekenler maalesef başlarını kuma gömmüşler.meydanlarda palavralar atıyorlar.şöyle gelişiyoruz böyle ilerliyoruz diye...merak ediyorum söylediklerine kendileri inanıyorlar mı?cahil halkı kandırmak kolay. zira nasıl bir eğitim sisteminin ürünü olduklarını ve nasıl düşünmek ve yorum yapmaktan aciz bir kesim yetiştirdiklerini onlarda farkındalar.zaten tek farkında oldukları bu olduğundan dolayı böyle rahat konuşabiliyorlar.
    Her ne kadar böyle gelmiş böyle gitmez (gider) diyorsakta beyhude konuşuyoruz gibime geliyor.zira bir ata sözüne göre '' büyük çanlar çalarken küçük çanların sesi duyulmaz '' deyişi aslında çok şey anlatıyor.
    konuyu bir başka açıdan ele alırsak yıllar yılı aydın kesime (
    ,memurlara) uygulanan siyaset yasağı ,konuşma yasağı neden kondu hiç düşündünüzmü? ülkeyi idare etmeye soyunurlarsa, eleştiri getirip halkı uyandırırlarsa foyaları bi dakkada ortaya çıkacak hepsi koltuklarından ve tatlı paradan mahrum kalacaklardı da ondan.yıllarca siyaseti genelde mal mülk para sahibi yada çeşitli yolardan miras yolu ile edindikleri alın teri olmayan gelirlerle siyasete soyundular ,ve belli noktalara geldiler.kimse onların geçmişleri eğitim ve kültür düzeyleri ile ilgilenmedi. partiye para akışı sağlayan herkes söz sahibi oldu.zaten seçim sistemi gereği milletvekilini ismen seçemediğin için partiye verdiğin oy liste başındakini otamatikman seçilmesini sağlıyor.tabiiki partiye en yakın ve parası ve çevresi (dalkavukları) çok olanlar seçildiler.zaten meclisin büyük çoğunluğu onay makamı niteliğinde. ''indir kolunu ,kaldır kolunu'' işte bu kadar. işine gelmeyen ya parti değiştiriyor yada karşı olursa bi dakkada ifadesi alınp ihraç ediliyor.bu anlattıklarımı bir çok kişi bilir ancak burada vurgulamak istediğim şey .esasen ülke kaderini ellerinde tutacak olan kişilerin gerçekten çok iyi bir alt yapıya sahip ülke gerçeklerini bilen ve her ne şekilde olursa olsun hiç bir etki ,baskı rüşvet baskısından uzak olarak ülkenin selameti açısından gerekli olanı yapmalı küçük bir azınlığın çıkarları değil tüm ülke topraklarında yaşayan vatandaşların çıkarlarını düşünmelidir.ve bunu yaparkende son derece azimli ve karalı olmalıdır ki reform niteliğinde kararlar alınıp uygulanabilsin.yoksa sen, ben ve bu konu hakkında yazı yazan bir çok kişi de beyhude vaktini harcamış olur.
    Allah'ın olduğu kulun olmadığı yerde bekliyorum!!!

    Turkiye Soykırım Yapmıştır Diyenleri Kınıyorum!
    Ben de! Kınıyorum Diyorsan TIKLA!!!

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •