Avrupa devletleri çağdaşlığın yolunun geriye gitmek! olduğunu Rönesans'ta anlamışlardı. Rönesans "yeniden doğuş" . Benim ilgimi de hep eski köy enstitüleri çekmiştie. Oradan mezun olan bir öğretmenin adeta "süperinsan" olarak eğitim hayatına başlıyormuş. Mandolinden tutun bir çok müzik aleti çalma örgü'den fizik eğtimine hepsi varmış . İşte Köy Enstitülerinde öğretmenlere verilen dersler.:
(wikipedia'dan) Genel Bilgi Dersleri Türkçe, tarih, matematik, coğrafya, yurttaşlık, fizik, kimya, kooperatif, resim, müzik, sağlık bilgisi, beden eğitimi ve ulusal oyunlar, askerlik, yazı, yabancı dil, öğretmenlik bilgisi, ev idaresi ve çocuk bakımı.
Ziraat Ders ve Çalışmaları
Tarla ziraatı, bahçe ziraatı, zoo tekniği, arıcılık, ipekböcekçiliği, sanayi bitkileri ziraatı, kümes hayvancılığı, balıkçılık ve su mahsulleri.
Teknik Ders Çalışmaları
Demircilik, dülgerlik-marangozluk, yapıcılık, fotoculuk, pratik bilgiler, biçki-dikiş, çocuk bakımı, halıcılık-dokumacılık, örgü, nakış-çamaşır, ev idaresi.
Şimdi soruyorum. Bu kadar eğitimi almış bir öğretmen bu birikimle her seviyede ki öğrenciye hitap etmez mi? Toplum içinde ulu bilge olmaz mı? Ama şurası da bir gerçek ki devir branşlaşma devri.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


