• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0

    Gençlikte yapılan ibadetler

    Sual: Gençlikte yapılan ibadetler, fazilet bakımından ihtiyarlıkta yapılandan farklı mıdır?
    CEVAP
    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    (Gençlik çağı, nefsin kaynadığı, şehvetlerin oynadığı, insan ve cin şeytanlarının saldırdığı bir zamandır. Böyle bir çağda yapılan az bir amele, pek çok sevap verilir.


    İhtiyarlıkta dünya şevkleri azalıp güç, kuvvet gidip, arzulara kavuşmak imkanı ve ümitleri kalmadığı zamanda, pişmanlıktan, ah etmekten başka bir şey olmaz.

    Çok kimselere bu pişmanlık zamanı da, nasip olmaz. Bu pişmanlık da tevbe demektir ve yine büyük nimettir. Gençlik çağı, kazanç zamanıdır.

    Mert olan, bu vaktin kıymetini bilip elden kaçırmaz. İhtiyarlık herkese nasip olmaz. Nasip olsa da rahat, elverişli vakit ele geçmez. Vakit de bulunsa, kuvvetsizlik, halsizlik zamanında, yarar iş yapılamaz. Bugün, güç, kuvvet yerinde iken, hangi özürle, hangi sebeple bugünün işi yarına bırakılabilir?

    Peygamber efendimiz, (Yarın yaparım diyen, helak oldu, ziyan etti) buyurdu. Gençlik zamanında insanı üç din düşmanı olan nefs, şeytan ve kötü insanlar aldatmaya uğraşmaktadır. Bunlar karşısında, az bir ibadet pek kıymetli olur. İhtiyarlıkta yapılan, bundan kat kat fazla ibadetlerin bu kadar kıymeti olmaz.

    Gençlikte, nefsin arzuları, insanı kapladığı gibi, ilim öğrenilecek, ibadet yapılacak en kârlı zaman da gençliktir.

    Gençlikte, şehvetin, asabiyetin kapladığı anlarda, dinin bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkta yapılan aynı ibadetten çok kıymetli olur.

    [Hele başka maniler de araya katılırsa, bunları dinlemeyip, yapılan ibadetin sevabı o kadar çoktur ki, ancak Allahü teâlâ bilir].

    Çünkü, maniler karşısında, ibadet yapma güçlüğü, sıkıntısı, o ibadetlerin, şanını, şerefini göklere çıkarır. Mani olmayarak, kolay yapılan ibadetler, aşağıda kalır. Bunun için insanların yüksekleri, meleklerin yükseklerinden daha üstün olmuştur. Çünkü insan, maniler arasında ibadet eder. Melekler ise, mani olmadan emre itaat ediyor.

    Gençlik arzuları, Allah’ın düşmanı olan nefsin ve şeytanın sevdiği şeylerdir. Dine uygun şeyler ise, Allahü teâlânın sevdiği şeylerdir. Allah’ın düşmanlarını sevindirip, bütün nimetleri veren, hakiki sahibi gadaba getirmek, akıllı insanların yapacağı şey değildir. Allahü teâlâ, hepimizi nefse, şeytana ve din düşmanlarının sözlerine ve yazılarına aldanmaktan muhafaza buyursun.) [Müj. Mektublar]

    Dünya işleri yarına bırakılır, bugün ahiret işleri yapılırsa, güzel olur. Fakat bunun aksi yapmak, çok çirkin olur. Gençlikte insanı, üç din düşmanı olan, nefs, şeytan ve kötü arkadaş aldatmaya çalışır. Bunlar karşısında, az bir ibadet pek kıymetli olur.

    Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Allah katında en sevgili olan, tevbe eden gençlerdir.) [R.Nasıhin]
    (Tevbe eden bir gencin cenazesi kabristana getirilince, Allahü teâlâ, "Ey Melekler, bu kabristandan azabı kaldırın! Buraya tevbe eden bir genç getirildi. Onun olduğu yerdekilere azap etmeye haya ederim" buyurur ve bütün kabristandakilerden kırk gün, azap kalkar.) [R. Nasıhin]

    Tevbe eden genç
    Beni İsrail zamanında bir genç, kötü işler yapar, tevbe eder, tevbesinde durmazdı. Çok günah işlese de, çok tevbe ettiği için, tevfîk-i ilahi imdadına yetişti. Büyük bir günah işledikten sonra pişman oldu. Sahraya çıkıp yüzünü, gözünü topraklara sürerek dedi ki: "Ya ilahi, ne kadar tevbe ettiysem tevbemi bozdum. Beni günahtan korumazsan yine tevbemi bozar, ebedi felakete düçar olurum. O zaman halim nice olur?"
    Şöyle bir ses duydu:
    "Ey kulum, sen günahından vazgeçtiğin için, sana rahmetle muamele ediyorum. Tevbeni kabul edip, kötü amellerini lütuf ve keremimle affettim." [R. Nasıhin]

    Allahü teâlâ, çok merhametli olup, kullarına çok acıdığı için, bir günde ibadete, yalnız beş vakit ayırmış, birkaç şeyi haram edip, çok şeyi mubah etmiş, izin vermiştir. O halde, gençlik zamanında, sıhhatin, gücün kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada iken, bu zamanı değerlendirmek gerekir. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmalı, iyi işler yapmalı, bugünün işini yarına bırakmamalıdır. Ömrün en iyi zamanı olan gençlik günlerinde, işlerin en iyisi sahibin, yaratanın emirlerini yapmak, Ona ibadet etmek, İslamiyet’in yasak ettiği haramlardan sakınmaktır. Günde bir saat tutmayan bir zamanı, Allahü teâlânın emrini yapmak için ayırmamak, sayılamayacak kadar çok olan, mubahları bırakıp da, haram ve şüpheli olana uzanmak ne kadar kötüdür. (M.Rabbani)

    Gençliğin kıymeti
    Sual: Gençlikteki ibadetle ihtiyarlıktaki ibadet arasında fark var mıdır?
    CEVAP
    Evet çok fark vardır. Gençlikte ibadet daha kıymetlidir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Gençlikte, şehvetin, asabiyetin kapladığı anlarda, İslamiyet’in bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkta yapılan aynı ibadetten çok üstün ve kıymetli olur. (3/35)

    Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:
    Gençlik, ömrün en kıymetli zamanıdır. İnsanın sıhhatli, kuvvetli olduğu zamandır. Bu zaman, her gün geçiyor, azalıyor, ihtiyarlık yaklaşıyor. En şerefli, en lüzumlu iş olan, marifetullahı kazanmayı [Allahü teâlâyı tanımayı], hayâl olan ömrün sonuna bırakanlara yazıklar olsun. En şerefli olan zamanları, en zararlı, en kötü şey olan nefsin arzularına kavuşmak için sarf etmemeliyiz. Peygamber efendimiz, (Yarın yaparım diyenler, aldandı) buyurdu. (1/65)

    Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
    (Allahü teâlâ, ibadet eden genci, meleklerine gösterip, ”Bakın bu genç, benim için şehvetini bırakıyor. O benim nazarımda kıymetli bir melek gibidir” buyurur.) [Deylemi]

    (Bir genç, ilim ve ibadet içerisinde yetişir, olgunlaşırsa, Allahü teâlâ, Kıyamet günü ona yetmiş iki sıddık sevabı kadar sevap verir.) [Taberani]

    (Cömert ve güzel ahlaklı bir genç, Allah katında kendisini ibadete vermiş cimri ve kötü huylu bir ihtiyardan daha üstündür.) [Deylemi]

    (Allahü teâlâ, Kıyamette, şu yedi kişiyi, hiçbir gölgenin bulunmadığı günde, Arşın altında gölgelendirir. Yani onu kendi himayesine alır:
    1- Adaletli hükümdar,
    2- Rabbine ibadet ederek yetişen genç,
    3- Gönlü [namaz için, ibadet için] mescitlere bağlı olan,
    4- Allah için birbirini seven, o sevgi ile bir araya gelip, o sevgiyle birbirinden ayrılan iki kişi,
    5- Güzel ve mevki sahibi bir kadın, davet edince, ben Allah’tan korkarım diye red eden,
    6- Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar sadakayı gizli veren,
    7- Tenhada Allah’ı zikredip de gözleri yaşla dolan.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai]

    (Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bil!
    1- İhtiyarlıktan önce gençliğin,
    2- Hastalıktan önce sağlığın,
    3- Meşguliyetten önce boş vaktin,
    4- Fakirlikten önce zenginliğin,
    5- Ölümden önce hayatın kıymetini bil!) [Ebu Nuaym, Hakim]

    Genç kime denir?
    Sual: Bir insana kaç yaşına kadar genç denir?
    CEVAP
    30 yaşından küçüklere genç,
    30-50 yaş arasındakilere yetişkin,
    50-70 yaş arasındakilere ihtiyar,
    70 yaşından yukarı olana piri fani denir.

  2. #2
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    Neşe ile ibadet yapmak için
    Sual: Bedeni ve zihni yorgunluğu gidererek, daha rahat ibadet yapmak maksadıyla, mubah şeylerle uğraşmak caiz midir?
    CEVAP
    Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İbadetleri takat getireceğiniz kadar yapınız. Neşe ile yapılan ibadetin kıymeti çok olur.) [Nesai]

    Beden istirahat edince, ibadetler zevk ile yapılır. Beden ve zihin yorgun iken yapılan işten usanç hasıl olur. Yorgunluğu gidermek için, ara sıra mubah olan şeylerle, bedene neşe getirmelidir! Bu neşeyi hasıl etmek için, nefsin mubahlardaki arzularını, ihtiyaç olduğu kadar yerine getirmek gerekir. Böyle yapmak, İslamiyet’e uymak olur.

    İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki:
    (Çok ibadet yapınca, beden yorulur. Hareket etmek istemez. Bu zaman uyumakla veya salihlerin hayat hikayelerini okumakla yahut mubah olan eğlencelerle bedeni neşelendirmeli! Böyle yapmak, usanarak ibadet yapmaktan efdaldir.)

  3. #3
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Allahü teala razı olsun kardeşim ,Allah bizi gençliğin kıymetini bilenlerden etsin

  4. #4
    vampirpenguen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-10-2004
    Mesajlar
    2,362
    Karizma Gücü
    8
    Allah razı olsun

  5. #5
    XLEONX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    1,513
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Allah razı olsun
    arkadaşlar ben bişey soracam
    hergün okuldan yürüyerek geliyorum eve gittiğim yol çok uzun bi mesafe
    geldiğimde bayağı bi yorgun oluyorum
    ve arada sırada yorgunluktan öğlen namazını kaçırdığım oluyo
    bu durumda namazı kaçırdığım için günaha giriyomuyum
    cevaplarınızı bekliyorum

  6. #6
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı XLEONX tarafından gönderildi.
    Allah razı olsun
    arkadaşlar ben bişey soracam
    hergün okuldan yürüyerek geliyorum eve gittiğim yol çok uzun bi mesafe
    geldiğimde bayağı bi yorgun oluyorum
    ve arada sırada yorgunluktan öğlen namazını kaçırdığım oluyo
    bu durumda namazı kaçırdığım için günaha giriyomuyum
    cevaplarınızı bekliyorum

    Allah sendende razi olsun arkada$im,
    kasten namazi geciriyorsan günah olur ama niyetin Namazi vaktinde kilmaksa yorgunluktan dolayi uykuya dalmissan ozaman degi$ebilir.

    Sual: Namaz, hangi özürle kazaya bırakılabilir ve kazası olan nafile kılabilir mi?
    CEVAP
    Farz veya vacip olan bir namaz, cem ederek kılma imkanı da yoksa, ancak şu özürlerle kazaya bırakılabilir:
    Savaşta, düşman karşısında oturarak ve kıbleden başka tarafa dönerek bile namaz kılamazsa, seferde; sel, yırtıcı hayvan, eşkıya, anarşist gibi bir tehlike varsa, namazı oturarak veya hayvan üzerinde ima ile de kılmak mümkün değilse, annenin veya çocuğunun telef olacağı zaman ebenin ve acil ameliyatlarda doktorun müdahalesi esnasında kazaya bırakmak ve uyku, unutmak gibi bir özürle namazı fevt etmek [kaçırmak] günah olmaz. (Dürr-ül Muhtar)

    Böyle bir özür olmadan namazı kazaya bırakmak haramdır, büyük günahtır.
    Bütün fıkıh kitaplarında, faite, yani kaçırılmış namaz deniyor. Çünkü, bir müslüman namazlarını terk etmez. Ancak yukarıda bildirilen bir özür ile kaçırabilir. Bu bakımdan kaçırılan namaz sayısı az olur. Bugün terkedilmiş namaz sayısı çoktur. Bir özür ile kaçırılmış namaz ile özürsüz, kasten terk edilmiş namazın hükmü aynı değildir. Namazları, yukarıda bildirilen bir özürle fevt ederek kazaya bırakmak günah olmadığı için, bunların kazalarını, sünnetleri ve diğer nafileleri kılacak kadar geciktirmek de günah olmaz. Uyumak, unutmak gibi bir özürle kılınamayan yani fevt edilen [kaçırılan] namazların hükmü şöyledir:
    Fevt olan namazların kaza etmek, nafile kılmaktan iyi ise de, beş vakit namazın sünnetlerini ve hadis-i şerifte övülen Duha, Tesbih, Tehıyyat-ül-mescid gibi belli namazları kılmak böyle değildir. Vaktin sünnetleri ile bu nafileleri kılmak kaza kılmaktan evladır. (Redd-ül Muhtar, Halebi, Hindiyye)

  7. #7
    XLEONX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    1,513
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Sağolasın Allah razı olsun kardeşim

  8. #8
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı XLEONX tarafından gönderildi.
    Allah razı olsun
    arkadaşlar ben bişey soracam
    hergün okuldan yürüyerek geliyorum eve gittiğim yol çok uzun bi mesafe
    geldiğimde bayağı bi yorgun oluyorum
    ve arada sırada yorgunluktan öğlen namazını kaçırdığım oluyo
    bu durumda namazı kaçırdığım için günaha giriyomuyum
    cevaplarınızı bekliyorum
    Blackpanter çok güzel cevabinı vermiş ,burada uyuyarakmı namazı kaçırıyorsun ,yoksa yorgunluk,üşenmek sebebi ile mi bilmiyorum. Uyuyacaksan uyanmak için bir tedbir almalısın. Üşenmekle nemaz kaçırmak özr olmaz .Nemazı bilerek kaçırmak en büyük günahlardandır . Mümkün olduğu kadar abdestli dolaşıp bulunan ilk fırsatta nemazı eda etmek gerekir.Nemazı kazaya kalanın bu namazı kaza etmedikçe namaz kılabilecek kadar her zaman geçtikçe günahı katlanarak artar. Onun için kazaya kalan namazı acele kaza etmekte önemlidir. Namaz sualine ahirette kolay geçenler diğer suallerden de klay geçecektir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •