Bireyler arasındaki biricik ilişki zorunlu çıkar ilişkisidir.
Pragmatizm olarak bilinen dünya görüşü Fransız Aydınlanmasının ve İngiliz Görgücülüğünün materyalist düşüncelerinin ahlak ve yasalar alanında uygulanışıdır. Pragmatizm ya da yararcılığın temel varsayımı insan doğasında haz ve acının belirleyiciliği ve evrensel bencilliktir. Birey davranışında özgür değil ama tutkularının kölesidir. Pragmatizmin babası olan Bentham buna göre ahlak felsefesini “insanların eylemlerini çıkarları söz konusu olanların payına olanaklı en büyük mutluluk niceliğini üretmeye yönetme sanatı” olarak tanımlar.
İnsanın tüm düşüncesini ve davranışını fiziksel terimlerde açıklayan bu kuramda ‘doğal hak’ kavramı ya da evrensel ‘insan hakları’ kavramı yalnızca bir aldatmaca, bir uydurma olarak görülür. Duyusal dürtüleriyle davranan birey yalnızca kendi çıkarını arar, bencildir. Böyle bireylerden oluşan bir toplumun her üyesi atomik, yalıtılmış bir kendiliktir. Böyle bireylerin arasındaki biricik ilişki biçimi zorunlu çıkar ilişkisidir ve ortaya çıkması kaçınılmaz olan çıkar çatışmalarında kazanan yan güçlü olan yandır. Bu bireylerden oluşan toplumun dağılmamak için, yokolmamak için doğal olarak bir düzenleme ve denetime gereksinimi vardır. Ama bu durumda kurumsallaşan yasa, yani devlet herkesin iradesinin anlatımı olmak yerine güçlünün iradesinin dayatılması olacaktır. Nitekim modern tarihte mülksüzler, azınlıklar ve kadınlar politik süreçten dışlanmış ve söz hakkı güçlünün olmuştur. Bu yolda belirlenen yasanın üzerinde doğal yasa (insan hakları) yoktur. İnsanların yalnızca insan olmalarından gelen, geri alınamaz evrensel haklarının olduğunu doğrulayabilmek için herşeyden önce insanda içgüdüsel dürtülerin ötesinde duygu ve düşünce yetilerinin olduğunun, insanların çıkarsızca sevgi duyabildiklerinin, iyi ve kötüyü çıkarsızca ayırdedebilecek bir vicdan taşıdıklarının doğrulanması gerekir. Oysa iyiyi yararlı olanla, ve yararlı olanı da haz verici olanla eşitleyen yararcılık ya da pragmatizm için “çıkarları söz konusu olan insanlar payına en büyük sayının en büyük mutluluğuna” ulaşmanın her yolu geçerlidir. Bu yol kendinde ne denli eğri, ne denli kötü olursa olsun.
Böyle bir yaklaşımla yola çıkıldığında, düşünce haz ve acının hizmetinde olmalıdır, ve görevi toplumsal yapıyı daha düzenli, daha tahmin edilebilir ve gerektiğinde daha kolay denetlenebilir kılmak için kimi düzeltmeler sağlayabilmektir. Bu pragmatik düşünce yapısı içerisinde kapitalizmin daha pürüzsüz işlemesi için gereken ince ayarlar yapılabilir, bir ‘bırakınız yapsınlar’ politikasının önündeki vicdan engelleri çürütülebilir. Kendileri İngiliz sömürgelerindeki malları talan eden Doğu Hint Şirketinin üst düzey memurları olan pragmatiklerden gelen felsefi destekle, Avrupa ‘insanlığın’ yararı için sömürgeciliği, ‘insanlığın’ ilerlemesi için köleciliği savunabilir, yüreğinde en ufak bir kuşku taşımaksızın kendi haklılığı için derin bir inanç duyabilirdi ve duyuyor da.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
