Costacurta 40, Kaptan Maldini 38, Cafu 36, Serginho 34 ve Stam 33 yaşında. Keza Rui Costa, Pippo İnzaghi ve Dida'nın yaşları da 32. Nesta 30 yaşında, Shevchenko ve Seedorf ise 30’una merdiven dayamış vaziyette. Milan, bu yaşlı dedelerle hem İtalyan liginde hem de Şampiyonlar Ligi'nde harikalar yaratıyor. İşin tuhafı, dünyada da sponsor geliri en yüksek olan kulüp. Ana sponsor dışında, tam 42 küçük sponsoru bulunuyor. Cirosu 1 milyar euroya yakın. Milan tam bir müessese kulübü. Gerçi tek patronlu bir kulüp ama sanki bir darphane gibi. Sürekli para basıyor. Hem de neredeyse futbolu çoktan bırakması gereken yıldız oyuncularıyla. Costacurta haftada 3 maç oynamasına karşın, şu anda Milan’ın en formda oyuncusu. Az gol yiyen savunma ondan soruluyor. Utanmasa (!), İtalya Milli Takımı Teknik Direktörü Marcello Lippi, kendisini Dünya Kupası için aday kadroya çağıracak.
Maldini kendi isteği ile milli takım kaptanlığını teslim etti. Cafu ve Serginho zaman zaman Brezilya Milli Takımı'na çağrılıyor. Stam Hollanda Milli Takımı savunmasının değişmez direği. Rui Costa Portekiz Milli Takımı'nın kaptanı. Altı pasta bulduğu pozisyonları affetmeyen İnzaghi, altın değerindeki gollerini sıralıyor. Dida, Dünya Kupası'nın en iyi kalecisi olmaya aday. Nesta da Lippi'nin gözdesi. Surinam asıllı Seedorf da Hollanda’nın siyahisi. Bilmem Ukraynalı Shevchenko’yu tanıtmaya gerek var mı? Elemelerde baş belamız olmuştu; “Altın Top Ödül"lü yıldız.
Milan'ın ana sponsoru “Opel''. Yani bir Alman firması. Teknik sponsor “Adidas'' da bir başka Alman... Geriye tam 42 yavru sponsor kalıyor. TV sponsoru “SKY TV''. Tüm maçlarını büyük paralara yayımlıyor. “Pay for View'' hesabı. Futbolcuların içtiği maden suyu, yedikleri hamur işi, kullandıkları peynir, zeytinyağı, meşrubat, cep telefonları, bankaları, parfümleri, giyim-kuşamları -ki bunu ünlü modaevi “Dolce&Gabbana'' karşılıyor- ve sıkı durun antrenmana gelip giderken üzerinde araçların geçtiği otoyol bile Milan’ın sponsorluğunu üstlenmiş.
Milano kenti “Sarı Sayfalar Telefon Rehberi" ile Milan’ın emrinde. Yöneticilerin ve futbolcuların uğrak yeri Milano’nun en lüks restoranı “Assassino'' -ki katil anlamına geliyor- kırmızı-siyahlıların cathering sponsoru. Futbolcuların taktıkları gözlükler, dinledikleri radyo, okudukları gazete, transfer paralarını değerlendirdikleri ek faiz veren finans grubu, yedikleri dondurma, evlerindeki pencere ve döşemeler, mobilyalar, içtikleri kahve, bileklerindeki saat, kamp için seçtikleri otel zinciri... Bütün bunlar kulübe gelir getiren sponsorlar.
Elbette futbolcular bunlardan pay alıyor. Üstelik Milan kulübünün store'larında satılan formalardan, bayraklardan, eşarplardan, takılardan futbolcuların payına düşen yüzde 12. Kendi kendine bir imparatorluk kurmuş olan Milan’ın Başkanı Silvio Berlusconi, belki bu klişeleşmiş kulübü zor günlerinde satın alarak kendi açısından en büyük vurgunu yaptı. “Firma firmadır. Etiket etikettir'' diyerek büyük yatırımlar yapan Berlusconi, şimdi cebinden kulübe beş cent katkıda bulunmuyor. Milan kendi yağıyla harika bir şekilde kavruluyor. Elindeki yaşlı ama çok değerli kadrosuyla sponsorların yatırım cenneti haline gelen gözde Milan, cirosuyla tesisler yapıyor, genç oyuncular yetiştiriyor, en ünlü oyuncuları transfer edip, kupadan kupaya koşuyor. Elindeki yaşlı ama futbol için çok yaşlı kadrosu ile parmak ısırttırıyor.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
MATEJA KEZMAN
