• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1
    Yeliz yLz` adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    13-06-2005
    Mesajlar
    2,326
    Karizma Gücü
    0

    Adveita Vedanta*


    “ Yüreği kaleminden, bakışları sözlerinden daha derin, daha benim adama.. SANA…

    Daha ilk cümlesinden anlayacaksın, bir tek sen, geri kalanının sadece sana yazıldığını…”

    ÖzgeCan




    Şair çoktan sustu; ressam oldu şiirin kalemi; yarım kaldı beklenen senfoni… mağdur(e) sanık sandalyesinde buldu kendini. Kimse bir şey anlamadı. Hiç konuşmadıklarımızı yazı(yorum) şimdi..



    Uzak bir ülkesindeydin hayatın… İlk kez benimkinden sıcak bir iklimin kollarında, kimbilir hangi efkârın büyüsünde acı dolu ayinler düzenlemekteydin düşlerine; kim bilir hangi yürek atışıyla terliyordu kasılmış avuçların… Ben, ıssız deniz kenarlarına taşlar biriktiriyordum sessiz fırtınanın sözsüz acı dalgalarıyla. ‘Yenilgiler yalnız yaşanır’ dı ve sen yine kendine has bir terk edişle, her zamankinden elzem, yoktun! Üşüyordum sırtımdan içeri. Sonbahardı. Son bahar gibi kokuyordu. Eylül bitmemişti daha. Ama kısır bir doğurganlıkla bir kez daha kışı erken yağdırmıştık damlarımıza. Kimin ne kadar çok soğuduğu değildi önemli olan.. birbirimize sığınıp ısınmaktansa, yabanıl soluklarda bambaşka üşüyorduk. Birbirimizi cezalandırdığımızı düşünürken en çok da kendimizi acıtıyorduk. Zaman kaybetmek istiyorduk sanki, ‘ne olacaksa olsun’ du çabasızlığımız. Kazanacak maçlarımız vardı ama kaybetmeye razı oynuyorduk; ve bu cüretkârlığımız intikam alıyordu daha uyuyamadan esir olunduğumuz kabuslarımızda… Geçmişten bugüne tepmeye her an hazır, eski(meyen) tecrübeler zembereğinden boşalmış ve yazık, kabuğunu kaldırmıştı zar zor yunduğumuz acıların. Çatlıyorduk en güçlü yerimizden. Farkında değildik kan kaybettiğimizin. Öperiz ve iyileşir sanıyorduk.



    İlk geceler kalbim ufkuna battı uysal salınışlarla. Çiğnemeden yuttum kırgınlığımı. ‘Uyurum ve geçer’di; hep öyle olmadı mı? Ama insanı uykusundan eden o sancılı hazımsızlık başladı. Tek nefeste içime çektiğim bu rutin kabulleniş kronik astıma çevirdi, ne zaman aklıma gelsen, soluksuz kalıyordum! Çaresizliğin öfkesi infilâk başkaldırısıyla kabarıyordu ciğerlerimde. Her ağlayışım ayrı bir umudun ırzına geçiyordu, her iç çekişte kanımı zehirliyordu yokluğun. Seni düşünmek yoksunluğumu azaltmıyordu hiç, ilk kez, kendi sesimde yankı buluyordu yok olmuşluğ-um-un-umuz…



    Sanrılarımdan silinmiyordu sesindeki öfkenin rengi. Yaşamadığın bütün kışlar adına ayaza bileyerek yüreğini, sokulduğun sessizliği sırtına saplayarak, arkamda gece bırakıp gitmeyi isteyecek kadar.. gerçekten acı istiyordum. Yapamadım. Sessizlik gitmekle eküriydi nasılsa.. Sustum… Severken susabiliyor da, sevdiğini kasten yaralayamıyor insan. Hayatımı sensizliğin, yüreğimi öfkemin hışmından, seni can havlimden sakınmaya çalışıyordum. Ama unutuşla çaktığım tüm isyanlar bir bir çıkıyordu yerinden; sadece izi kalan eski yaralar da sızlıyordu ince ince. Kime baksa azarlıyordu gözlerim, sana bilediğim bıçaklar başkalarının vücudunda kan buluyordu… Ya bitmeliydi.. ya, bitmeliydin! Yıllık iznimi aldım hayattan. Günlerce süren bir gece yarattım ikimize kapalı perdelerin ardında. Işıkları hiç açmadım, içinde titreyen mumu yaktım baş ucuma. Haberin bile yoktu; seni, harflerini, göz dizimlerini yatırdım uykuya yasak yatağıma. Koca yudumlar aldım tek buzlu rakılardan ve kesif soluklar, yıllanmış anılardan.. Tutunmak lazımdı bize bir yerinden, tutmalıydın beni. Dilimin ucundaydı gözyaşlarım; hani kendimi tutamayıp bıraksam, yüzünü dökecekti o küçük kız… Boğulacaktık!



    “O korkunç sessizlik beynimde kaçıncı kez yankılanıyordu” hatırlamıyorum, “içimdeki çaresiz umuda bu kez sarılamayacak” kadar uyuşmuştu kollarım.. “Senin adın ‘aşk’, dar ağacında bile gülümsemeyi bilen küçük kız”, diye fısıldadı akvaryumdan sözsüz bir ses.. “Balık olmayı bile beceremediğini” reddettim; fırtınasız deniz mi vardı!… “Cam kırılınca başlamayacak mıydı hayat balıklara”? Camı kırdım! “Sevmek mi, sevilmek mi?”diye sordu, belki son bir kez daha, içimdeki direniş… Perdeleri açtım, rakıyı lavaboya, cam kırıklarını çöpe döktüm, balıkların suyunu değiştirdim; mumu söndürmedim, seni uyandırmadım. Vazodaki gülü kurumaya, mektupları hep kapanan bavuluma bıraktım. Balkona çıktım, güneşin parmak uçları dokunmaya çalışıyordu geceme bir yerinden. Bir sigara yaktım, omuzlarımda ürperirken sabah serinliği, kafamı gökyüzüne yaslayıp “sevmek” diye bağıra bağıra ağladım. Özge bir dirilişle.. Gün/doğdu, sen var oldun.



    Sen penceresiz bir duvar.. ben duvarsız bir pencere… Öncesi denizdi, ötesi okyanusun bir adım gerisi… Ama burası çok önemliydi. Marjlar ve boşluklar dahil, satır aralarını da oku diye.. Burada susu(yorum)!



    * Ruh ve maddenin birliği.



    ÖzgeCân Gündoğdu
    Kendini sürekli tekrar eden, yumurta gibi tokuşmaktan da zevk alan halkıma seslenmek geldi içimden: "Gelin bir On Kasım'da şunu anlayın; hayatı bir dakikalığına durdurabiliyorsanız, bir gün topyekün değiştirebilirsiniz de"


    Büyük lidere saygılarımla...

    Zamanın ötesinde sevinç duymalıyım...,
    insanlar sevincimden tiksinse bile,
    söylemek istediğimi anlamalarına
    kabalıkları elvermese bile.

    Rusbrock L’ Admirable

  2. #2
    BJK_15 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-08-2005
    Mesajlar
    2,334
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı yLz` tarafından gönderildi.
    [B]




    İlk geceler kalbim ufkuna battı uysal salınışlarla. Çiğnemeden yuttum kırgınlığımı. ‘Uyurum ve geçer’di; hep öyle olmadı mı? Ama insanı uykusundan eden o sancılı hazımsızlık başladı. Tek nefeste içime çektiğim bu rutin kabulleniş kronik astıma çevirdi, ne zaman aklıma gelsen, soluksuz kalıyordum! Çaresizliğin öfkesi infilâk başkaldırısıyla kabarıyordu ciğerlerimde. Her ağlayışım ayrı bir umudun ırzına geçiyordu, her iç çekişte kanımı zehirliyordu yokluğun. Seni düşünmek yoksunluğumu azaltmıyordu hiç, ilk kez, kendi sesimde yankı buluyordu yok olmuşluğ-um-un-umuz…


    yüreğimi en çok bu kısmı acıttı.Bundan daha güzel tarif edilemezdi herhalde...

    Harika bi yazı...
    Bunu okuma şansı sunduğun için bana,sonsuz tşk.ler...
    B E Ş İ K T A Ş K



    Alıntı ... tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    sen hiç gitme burdan e mi? 12345


    Gitme Sevgili!
    Sokak aralarında yitirdiğim aklımı geri ver bana..
    yüreğim yüreğinde..
    Böyle kuru bir beden ne işe yarar sensiz?
    Ya dünümü ver ya da hakkımı!
    çok mu arzu ettiklerim?
    Hayatının kısa film akropollerinde hiç mi karem yok?
    Senaryoda figüran olarak ölmek istemiyorum.. Al beni gözlerine…

  3. #3
    EgeTuna adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    07-02-2005
    Mesajlar
    22,217
    Karizma Gücü
    12
    Eline sağlık çok güzel..
    ''Türkiye; Atatürk'ü Allah'a borçlusun, geriye kalan her şeyi de Atatürk'e..."


    1907-2007

  4. #4
    Honest
    Ziyaretçi
    Paylaşımın için teşekkürler...

  5. #5
    kubra adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-09-2005
    Mesajlar
    604
    Karizma Gücü
    0
    Birbirimizi cezalandırdığımızı düşünürken en çok da kendimizi acıtıyorduk.

    coğu zaman
    DAİMA TEHLİKELİ

    Gülüş ki;
    Bir yanaşımdır bir öbür kişiye
    Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye
    Anılarından kale yapıp sığınsa bile
    Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye
    Özdemir Asaf


    Bir tür kavuşmadır hatırlayış, unutuş; bir tür özgürlüktür!



    Ben bir mucizenin taşıyıcısıyım

  6. #6
    buse33 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-01-2006
    Mesajlar
    732
    Karizma Gücü
    0
    harika teşekkürlerr:ty7:
    Hayat bisiklete binmek gibidir, pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz..

    "Karamsar adam, her imkanda bir zorluk görür.İyimser adam ise her zorlukta bir imkan.":A

  7. #7
    Takezo Kensei adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-09-2005
    Mesajlar
    8,308
    Karizma Gücü
    0
    harika bi yazı teşekkürler paylaşım için

  8. #8
    ... Sailorgirl adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-12-2004
    Mesajlar
    4,607
    Karizma Gücü
    8
    Cok güzelmis..bunu kacirmadigim icin memnunum..
    Yazinin tamamini bozmak istemesem de

    “O korkunç sessizlik beynimde kaçıncı kez yankılanıyordu” hatırlamıyorum, “içimdeki çaresiz umuda bu kez sarılamayacak” kadar uyuşmuştu kollarım.. “Senin adın ‘aşk’, dar ağacında bile gülümsemeyi bilen küçük kız”, diye fısıldadı akvaryumdan sözsüz bir ses.. “Balık olmayı bile beceremediğini” reddettim; fırtınasız deniz mi vardı!… “Cam kırılınca başlamayacak mıydı hayat balıklara”? Camı kırdım! “Sevmek mi, sevilmek mi?”diye sordu, belki son bir kez daha, içimdeki direniş… Perdeleri açtım, rakıyı lavaboya, cam kırıklarını çöpe döktüm, balıkların suyunu değiştirdim; mumu söndürmedim, seni uyandırmadım. Vazodaki gülü kurumaya, mektupları hep kapanan bavuluma bıraktım. Balkona çıktım, güneşin parmak uçları dokunmaya çalışıyordu geceme bir yerinden. Bir sigara yaktım, omuzlarımda ürperirken sabah serinliği, kafamı gökyüzüne yaslayıp “sevmek” diye bağıra bağıra ağladım. Özge bir dirilişle.. Gün/doğdu, sen var oldun.
    Bu alinti kisimdan ayri bir etkilendigimi söylemeden gecemeyecegim
    DENGE
    Aşkım da değişebilir, gerçeklerim de..
    Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı,
    Yan gelmişim diz boyu sulara,
    Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum..
    Hiçbirinizle dövüşemem,
    Siz ne derseniz deyiniz,
    Benim bir gizli bildiğim var.
    Sizin alınız al inandım,
    Morunuz mor inandım,
    Ben tam kendime göre,
    Ben tam dünyaya göre,
    Ama sizin adınız ne?
    Benim dengemi bozmayınız!

    Sokaklar şöyleymiş,
    Ağaçlar böy..ley..miş... Hihh..

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •