• Reklam
4 sonuçtan 1 --- 4 arası gösteriliyor

Konu: Tiktaalik

  1. #1
    viaypi dalyan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    6,095
    Karizma Gücü
    9

    Onay Tiktaalik



    ‘Tiktaalik’: Karaya ilk adımı atan canlı
    Dünya’daki canlı hayatı karaya taşıyan ilk canlıya ait fosil gün ışığına çıkarıldı. Fosil, canlıların ilk kez 375 milyon yıl önce toprağa değdiğini gösteriyor.



    NEW YORK - Yeryüzünde 375 milyon yıl önce meydana gelen bir olay tüm canlı yaşamın yönünü değiştirdi. Balık benzeri bir canlı, sığ sularda gezinirken karaya çıkıverdi. Belki de anlık bir refleksle başlayan bu macera milyonlarca yıl zarfında canlı hayatı karaya taşıdı. Fosili bulunan canlının balıkla karasal hayvan arasında geçiş dönemine ait özellikler gösterdiği saptanırken, onu karaya ayak basmaya iten nedenler araştırılacak.

    Bilim dünyası, ilk balıkların karaya çıkarak ayaklarının gelişmesinin 365 milyon yıl önce gerçekleştiğini varsayıyordu. Yeni fosil bunu 10 milyon yıl geriye çekti. Araştırmayı yürüten University of Chicago profesörü Dr. Neil Shubin, yeni fosilin karada rahatlıkla yol aldığını, geçiş dönemine ait fosilin hem balık hem de karasal canlı özelliklerini gösterdiğini vurguluyor. Oldukça iyi korunmuş olan fosilin iskeletinin tam olması araştırmacıların işini kolaylaştıracak.

    SAKİN VE SIĞ SULARDA GEZİNİRDİ
    Kuzey Kutbu yakınlarındaki Ellesmere Adası kıyılarında gün ışığına çıkarılan fosilin 1.2 ila 2.7 metre büyüklüğünde olduğu hesaplandı. Karaya bundan 375 milyon yıl önce ilk ayak basan canlının balıkla timsah arasında bir canlı olduğu düşünülüyor. Hayvan, subtropikal iklimde sığ ve sakin sularda yüzüyor ve etle besleniyordu.

    ‘İSTESE ŞNAV BİLE ÇEKEBİLİR’
    Hayvanın ön ayakları omzuna bağlanıyor. Kollar, dirsekler ve göğüs bağlantısı bugünkü göğüs yapısına benzerlik gösteriyor. Bilim insanları hayvanın göğüs yapısının şaşırtıcı derecede ‘modern’ yapıya benzeyişini “Kollarıyla karada rahatlıkla yol alabilir, istese şnav bile çekebilirdi” sözleriyle tasvir ediyor. Hayvanın suda fok gibi yüzdüğünü düşünen uzmanlar, karada sürünebildiğini
    tahmin ediyor.


    BALIKLA KARASAL HAYVAN ARASINDA
    Hayvanın balıklardan farklı olarak kafasını vücudundan bağımsız olarak oynatabildiği tahmin ediliyor. Hayvanın akciğerleri ve kaburga yapısı da karasal bir canlıyı andırıyor; hayvanın havadan oksijen soluduğu düşünülüyor. Hayvan güçlü kollarıyla kendini taşıyabiliyordu.

    Ancak hayvanın çenesi ve ağzının balık özellikleri taşıdığı belirlendi. Bilim insanları evrim aşamalı gerçekleşirken, kimi organların değişimde yavaş kaldığını ve bunların daha sonra ortadan kaybolduğunu belirtiyor.

    Bilim insanları şimdi, bu hayvanı karaya çıkmaya iten dürtüler ve karaya çıktıktan sonra ayakta kalmak için nasıl evrildiğini merak ediyor.

    Hayvana, Kanada’nın kuzeyindeki Nunavut bölgesinin yerel dilinde tatlısu balığı anlamına gelen ‘Tiktaalik’ adı verildi.

    Kaynak: Araştırmayı konu alan makale İngiliz bilim dergisi Nature’da yayımlanmıştır.
    Not: NewScientist, BBC ve Associated Press’ten derlenmiştir

  2. #2
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    acaba bu hayvan kaçyıl yaşıyor.15 milyon yılda ancak ayakları karaya uyum sağlamış.
    ****
    Ancak hayvanın çenesi ve ağzının balık özellikleri taşıdığı belirlendi. Bilim insanları evrim aşamalı gerçekleşirken, kimi organların değişimde yavaş kaldığını ve bunların daha sonra ortadan kaybolduğunu belirtiyor.
    ****
    Bir de bu hayvanın karada ne ile beslendiğini açıklasalar iyi olur dimi.15 milyon yıl boyunca ayakları anca oluşmuş,acaba çevresinde yiyecek şey çokmuydu neydi.


    -------------------------------------------------------------------
    Nature dergisinin son sayısındaki makaleye göre, Kanada'nın kuzey kutbu bölgesinde bulunan fosillerin, evrim sürecinde 375 milyon yıl önce karaya çıkan dörtayaklı omurgalıyla balık arasındaki ''eksik halka'' olduğu düşünülüyor.

    Makaleyi kaleme alan bilimadamlarına göre, bir çeşit balık ve iki metreden uzun vücudu taşıyabilecek eklemli yüzgeçlere sahip bir çeşit timsaha benzeyen ''Tiktaalik rosea'' fosili, evrim sürecinde dörtayaklıları ortaya çıkaran değişime işaret ediyor. ''Tiktaalik'' adının, fosillerin bulunduğu bölgedeki toplulukların bilgeler konseyince verildiği, kelimenin ''sığ suların büyük balığı'' anlamına geldiği belirtildi.

    ABD'nin Filadelfiya kentindeki Doğa Bilimleri Akademisi'nden Edward Daeschler, ''bu fosiller bulunana kadar dörtayaklıların temel karakteristiklerinin kökenin karanlıkta kaldığını'' vurguladı.

    Evrim teorisini savunan bilimadamlarına göre, bugün sürüngenler ve hem karada hem de suda yaşayabilen (amfibik) canlılardan oluşan omurgalı dörtayaklılar, kuşlar ve memeliler, evrim sürecinde yüzgeçlerden gelişen bacakları sayesinde karadaki hayata ayak uydurabildi. Bu süreçte ''Tiktaalik'', ''Panderihthis'' adı verilen, en az 380 milyon yıl önce yaşamış balıktan sonra ve 365 milyon yıl önce yaşamış ''Akanthostega'' ve ''İhthiostega'' adlı ilk dörtayaklılardan önce geliyor.

    Dergide yer alan makaleye göre araştırmacılar, ''Tiktaalik'' parçalarını bir araya getirerek iskelet oluşturmayı başardı. Buna göre, yassı vücuda sahip hayvanın gözleri sırtıyla aynı hizada. Hayvan boynunu oynatabiliyor ve kaburgaları omurgaya bağlı. Hayvanın kürek kemikleri ve vücut ağırlığını çekerken karmaşık hareketleri de yapabilen ön yüzgeçleri bulunuyor. ''Tiktaalik'', o vakitler bitişik olan Avrupa ve Amerika kıtalarının kuzeyinde subtropikal ve tropikal iklime sahip ortamda, fazla derin olmayan ve yavaş akan sularda yaşıyordu. 20 cm uzunluğunda kafası olan hayvan, uzmanlara göre, ağızla solungaç arası bir sistemle nefes alıyordu.

    (aa)
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

  3. #3
    Rasyonalist adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-11-2005
    Mesajlar
    465
    Karizma Gücü
    0
    Binlerce, milyonlarca yıl öncesinden kalmış fosillere bakıp evrimsel sürecin muhteşemliği ve doğanın güzelliği önünde şapka çıkarmak gereğini hissediyor insan.

    Fakat birde işin acı yönü var: Bilim, Evrim teorisindeki boşlukları hızla dolduruyor ve teori gelişiyor. Ancak ülkemizde ilköğretim fen kitaplarından Evrim bölümleri makaslanıyor ve çıkarılıyor.

    Herkese Sevgi ve Saygılar
    İçin temiz olmadıktan sonra
    Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
    Hırka, tespih, post, seccade güzel;
    Ama Tanrı kanar mı bunlara?

    Ömer Hayyam

    Daha umutlu bir gelecek için Eğitime Destek Kampanyasına katılın


    Cumhuriyet Gazetesi ve Danıştay'a yapılan saldırıları şiddetle kınıyor ve bu hain eylemleri yapanları lanetliyorum.


    !mıyadnıkraF ninekilheT

  4. #4
    Ertu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    7,002
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    sayın rasyonalist kardeşim. aslında iyi yapıyorlar. neden istersen
    eğer böyle bir şey yapılırsa gelecekte ülkemizin yeni bir dini keşfetmesine sebep olucak. ama tek neden böyle olmamalı.

    şayet senin dediğin gibi bir yola gidilse. olan biten her şeyin halka gösterilmesi gibi bir kampanya yapılsa ve her kişi kendi özgür düşüncelerini belirli bir saygı çerçevesinde ortaya atsa daha iyi olmasmı.
    bu gün gençler ewrim teorisiyle yaratılışı karşılaştırmak bu teorizi çürütmek yada geliştirmek yerine bir avuç avlanmayı bekleyen kız peşine koşuolar. buda bi sorun

    yanlız benim bu teoride bilmediğim birşey war. belkide eksik bir araştırma. düşüncelerime göre herşeyin bir başlangıç noktasının olması gerekiyor. yani ewrim gerçek olsa bile taşı suyu toprağı yaratan veya oluşturan bi şeyin olması gerkmiyormu. yani bu ewrimin amacı sadece canlılarınmı yaratıcı tarafından değilde ortam tarafından geliştiğini destekliyor. bilmediğimiz milyarlarca yada sonsuz olarak nitelendirebileceğimiz sorular ve cevaplar var. insan gerçektende dünya üzerinde mi meydana geldi. yada diğer canlılar. maymundan insana dönüşen bi fosil war mı???.

    belkide biz insanlar marstan geldik. orda kazı yapsınlar. fosiller belkide orda. haywanlarda uranüsten gelsinler. bitkiler başka bir gezegenden. olaya farklı farklı açıdan baqmak lasım. bence bilim adamların ve din ve bilim adamlarının dikkat edin iki kategori var. Bilim Adamları - Din ve Bilim Adamları. bu ikisi bira raya gelse bu konu çok sürmeden çözülür.
    aksi halde dinin ne olduğunu Kur'anı nası yorumlamak gerektiğini bilmeyen ve şıhların kahinlerin dediklerine inanan dinci kişilerle bu teori bi nokta yakalayamazzzzzzzzzz............
    Melüsünün kuzusuu

    "Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir.. Bu, evrenin 'Sen bakarken soyunamıyorum' deme şeklidir.."




 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •