• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
19 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0

    Kâfirin suçu nedir

    Sual: Allah’ın, dilediğini hidayete kavuşturacağını, dilediğini sapıklıkta bırakacağını bildiren birçok âyet vardır. Demek ki, Allah dilese, herkesi müslüman yapar. Dünyada yaşayan birçok dinsize niçin iman nimetini vermiyor? Dinsizlerin bunda suçu var mı?
    CEVAP
    Bu hususta imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    Allahü teâlânın feyzleri, nimetleri, ihsanları, yani iyilikleri, her an, insanların iyisine, kötüsüne, herkese gelmektedir. Rabbimiz, herkese mal, evlat, rızk, hidayet, irşad ve selamet ve her iyiliği, fark gözetmeden göndermektedir. Fark, bunları kabulde, alabilmekte ve bazılarını da alamamak suretiyle, insanlardadır. Kur'an-ı kerimde mealen, (Allahü teâlâ, kullarına zulmetmez, haksızlık etmez. Onlar, kendilerini azaba, acılara sürükleyen bozuk düşünceleri, çirkin işleri ile kendilerine zulüm ve işkence ediyorlar) buyurulmaktadır.

    Nitekim Güneş, hem çamaşır yıkayana, hem de çamaşırlara, aynı şekilde, parlamakta iken, çamaşır yıkayanın yüzünü yakıp karartır, çamaşırlarını ise beyazlatır.

    Bunun gibi, elmaya ve bibere aynı şekilde parladığı halde, elmayı kızartınca tatlılaştırır. Biberi kızartınca acılaştırır. Tatlılık ve acılık hep Güneşin ışıkları ile ise de, aralarındaki fark, Güneşten değil, kendilerindendir.

    İnsanın, ahiretteki nimetlere nail olmaması, ondan yüz çevirdiği içindir. Yüz çeviren, elbette bir şey alamaz. Ağzı kapalı kap, nisan yağmuruna elbette kavuşamaz. Evet, yüz çeviren birçok kimsenin, dünya nimetleri içinde yaşadığı görülüp, mahrum kalmadıkları zannedilir ise de, bunlar, dünya için çalışmalarının karşılığını almaktadır. Yalnız dünya için çalışanlara verdiği dünyalıklar hakikatte azap ve felaket tohumlarıdır. Bunlar, nimet şeklinde görülen musibetlerdir.

    Nitekim, (Kâfirler, mal ve çok evlat gibi dünyalıkları verdiğimiz için, kendilerine iyilik ettiğimizi mi sanıyorlar? Peygamberime inanmayıp din-i İslamı beğenmedikleri için, onlar mükafatlandırdığımızı mı zannediyorlar? Hayır öyle değil, aldanıyorlar. Bunların nimet değil, musibet olduğunu anlamıyorlar) mealindeki âyet-i kerimede görüldüğü gibi, Haktan yüz çevirene verilen dünyalık, hep felakettir. Şeker hastasına verilen tatlı gibidir. (Müjdeci Mektublar 164)

    Kalb, nefse uyup, küfür veya günah yapmak isteyince, Allahü teâlâ, bu kula acırsa, küfür ve günah işlemesini istemez. O da, yapamaz. Acımazsa, işlemesini ister ve yaratır. Karşılığını da verir. O halde insanın azaplara, felaketlere sürüklenmesine sebep, kendisidir. Kalbinin dine uymayıp, nefsine uymasıdır.

    Sual: Allah herkesin iman etmesini emrediyor da, niçin kâfirlerin iman etmesini irade etmiyor, dilemiyor?
    CEVAP
    Allahü teâlâya, yaptığı şeyleri beğenmeyerek, bunların sebebi sorulmaz.
    Allahü teâlâ, ileride olacak her şeyi, ezelde, sonsuz geçmişte biliyordu. İlmi, olacak şeylere tâbidir. Yani nasıl olacaklar ise, öylece bilmiştir. Öyle olacakları için öyle bilmiştir. Yoksa, öyle bildiği için, öyle olmaya mecbur olmuyorlar.

    İşte, Allahü teâlânın iradesi, bu ilmine uygun oluyor. Kudret ve tekvin sıfatları da, iradesine uygun oluyor.

    Allahü teâlânın âdet-i ilahiyesi şöyledir ki, her şeyi sebep ile yaratmaktadır. İnsanların iradelerini de, bunların iyi ve kötü işlerini yaratmaya sebep kılmıştır.

    İmanı, hayrı, sevabı kullarına bildirmek için Peygamberler gönderdi. İman etmeyi ve ibadet ve iyilik yapmayı emretti. Küfrü ve günah işlemeyi, kötülük yapmayı yasak etti. İnsanlara akıl verdi. Aklı olana emretti. Akıl vermediklerini de sorumlu tutmadı.


    Cebriye [Mürciye] denilen dalalet fırkası
    Sual: Cebriye fırkasının inancı nasıldır?
    CEVAP
    Cebriye [Mürciye] denilen dalalet fırkası (Bize imanı veren de ibadet ettiren de Allah’tır. Allah her işi zorla yaptırır. İnsan kaderine mahkumdur. Hiç kimse, işlediği günahtan mesul değildir) diyerek şu âyetleri delil olarak gösteriyor:
    (Allah, dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini dalalette bırakır.) [İbrahim 4]

    (Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. O halde inanmaları için insanları zorlayacak mısın? Allah’ın izni olmadıkça, hiç kimse, iman edemez.) [Yunus-99,100]

    (Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah’tır.) [Saffat 96]

    Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki:
    Hayır ve şerrin yaratılmasında, insanın irade ve ihtiyarının da tesiri vardır. İnsanın iradesine, dilemesine kesb denir. İnsanın yapmak istediği işi, Allahü teâlâ da dilerse, o şeyi yaratır.
    Demek ki, insanların yaptığı her hareket, her iş, insanın kesbi ve Allahü teâlânın yaratması iledir. İnsan istiyor Allahü teâlâ da yaratıyor.

    Cebriye [Mürciye] fırkası, insanın kesbini, iradesini inkâr ederek, (İnsan istese de, istemese de her hareketini, her işini Allah yaratır. İnsanın her işi, ağaç yapraklarının rüzgardan sallanması gibidir. Her şeyi Allah zorla yaptırıyor) dediler. Böyle söylemek küfürdür. Elin titremesi başkadır. İsteyerek oynatması başkadır. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
    (İsteyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. İnkârcılara Cehennem ateşini hazırladık.) [Kehf 29]

    Allahü teâlâ zorla inandırırsa niye isteyen iman etsin, dileyen inkâr etsin diyecek ki? Demek ki Allahü teâlâ, insana bir irade verdi. İnanmak da inkâr etmek de insanın elindedir. Eğer Allahü teâlâ zorla küfre soksa veya zorla günah işletse, hâşâ zulmetmiş olmaz mı? Kâfir, yarın ahirette, Allahü teâlâya, “Hidayete kavuşturan sendin, dalalette, küfürde bırakan da sendin. Bana iman ettirmedin, beni dalalette bıraktın ben de küfür işledim, şimdi beni kendi yaptığın işten dolayı sorguya mı çekiyorsun?” demez mi? Allahü teâlâ hiç adaletsiz iş yapar mı? İnsanlara zulmeder mi? Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
    (Allahü teâlâ, onlara zulmetmez. Onlar, kendilerine zulmediyorlar.) [Nahl 33]

    Bir cebriyeci kendisine haksız saldırana kızar, ensesine bir tokat vursan, “ne yapıyorsun” der, ona “Kader böyle, bunları yapan Allah’tır desen, sana hak verir mi? Cebriyeciler, (Kâfirler mazurdur. Çünkü, işleri yapan Allah’tır. Bunlar, mecburdur) diyorlar. Bu sözleri küfürdür. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Onları hesap mahallinde durdurun! Hesap olunacaklardır.) [Saffat 24]
    (Rabbin hakkı için, onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya çekeceğiz.) [Hicr 92, 93]

    (Zerre kadar hayır ve şer işleyen, karşılığını görür.) [Zilzal 7,8]
    (Kişi önceden ne hazırladığını, ne getirdiğini görecektir.) [Tekvir 14]

    Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
    (Mürciye ve Kaderiyenin [Mutezilenin] İslamiyet’ten nasibi yoktur.) [Buhari]
    (Allahü teâlâ, Kaderiye ve Mürciyeye 70 Peygamber lisanı ile lanet etmiştir.) [Taberani]
    (Kaderiye ve Mürciye, Kevser havuzunun başına varamaz ve Cennete giremez.) [Ebu Davud]

  2. #2
    Misafir Nevsehirli50FB adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-09-2005
    Mesajlar
    5,164
    Karizma Gücü
    0
    Cok güzel bir yazi daha

  3. #3
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    Mutezile, Cebriyeci ve ateist
    İmam-ı a'zam hazretlerine bir ateist, bir mutezile, bir de cebriyeci üç kimse gelir. Ateist sorar:
    (Allah varsa, var olan görülür. Varsa ispat et.)

    Akılcı olan mutezile sorar:
    (Cehennemde ateş var. Şeytan ateşten yaratılmıştır. Şeytana ceza vermek mümkün mü?)

    Cebriyeci de sorar:
    (Sen irade-i cüziyye var diyorsun. Her şeyin hâlıkı Allah iken insan ne yapabilir ki?)

    İmam-ı a'zam hazretleri, yerden 3 avuç nemli toprağı top gibi yapıp, her topu birine atar.
    Üçü de, durumu kadıya şikayet eder. Kadı niye çamur topu attığını sorar.

    İmam-ı a'zam hazretleri der ki:
    Bunlar bana soru sordu ben de cevap verdim. Ateist, Allah varsa, var olan şeyin görünmesi gerekir demişti. Toprak başımı acıttı dedi, madem ağrı var, ağrıyı göstermesi lazımdır. Ağrıyı bile göremeyen Allah’ı nasıl görebilir ki? Ateist akılsızdır, aklı varsa göstermesi gerekir. Ruh da akıl gibi görünmez, ama yaptıklarından anlaşılır. Kâinatın var olması da onun bir yaratıcısının olması gerektiğini gösterir.


    Mutezile olan ise, topraktan yaratılmış olduğu halde, çamur toptan etkilendi. Toprak topraktan etkilendiğine göre ateş de ateşten etkilenir. Demir testeresi demiri kestiği gibi, ateş de ateşi yakar.

    Cebriyeci ise, (Allah her işi zorla yaptırır) diyordu. O zaman o toprağı Allah attı, bu beni niye şikayet ediyor? Kendi kendini yalanlamış oluyor.

    Ustasız yapılan kayık
    Hz. İmamın böyle kısa cevaplar verdiği çoktur. Mesela bir ateistle saat onda buluşup münazara etmek üzere anlaşırlar. Hz. İmam kasten toplantıya bir saat kadar geç gelir. Gecikince, ateist, (Bakın imamınız korktu gelemiyor) der, gelince de niye geç kaldın diye sorarlar. O da, (Kayık yoktu. Irmaktan geçemedim, bir de baktım ki, ağaçtan kopan dallar kendiliğinden bir kayık oluverdi, ben de binip geldim, ondan geciktim) der. Ateist, gülmeye başlar, (Gördünüz mü nasıl yalan söylüyor, hiç kendiliğinden, bir ustası olmadan kayık yapılır mı?) der. Hz. İmam hemen taşı gediğine koyup, (Bre ateist, bir kayık bile ustasız kendiliğinden olamazsa, bu koca kâinat kendiliğinden nasıl var olur?) diyerek ateistle münazara bile etmeden galip gelir.

    Sayıların sonu olmaz
    Yine bir ateist, (Allah var ise, başlangıcı olmadığı gibi, sonsuz da olamaz, yani Allah ezeli ve ebedi değildir) der. Hazret-i İmam, 1’den önce sayı var mı? der. O da yok der. (Sayıları sonuna kadar say bakalım) der. O da, epey saydıktan sonra, bırakır. Hz. İmam, (Devam et, sonuna kadar say) der. Ateist, (Milyon, milyar, trilyon, katrilyon…. Bunun sonu olmaz) deyince, Hz. İmam, (Sayıların bile 1’den öncesi ve sonu olmadığına göre, kâinatı yoktan yaratan ezeli ve ebedi olmaz mı?) der.


    En güzel varlık
    Sual: Ateist bir genç, “Kur’anda, biz insanı en güzel şekilde kusursuz yarattık” deniyor. Sakat doğanlar olduğuna göre demek ki Kur’an yalan yazıyor” diyor. O âyetin doğru tercümesi nasıldır?

    CEVAP
    Allahü teâlânın yaratması iki türlüdür. Birincisi, (OL) der hemen o şey oluverir. İkincisi ise sebeplerle yaratır. Bu ikisinin arasındaki farkı elbette ateist bilemez. Her ikisini de Allahü teâlâ yarattığı halde bunlar farklı şeylerdir. Çocuk olması için ana ve babayı sebep kılmıştır. Ama Hz. İsa’yı babasız, Hz. Âdem’i ise hem anasız, hem de babasız yaratmıştır. Mucize ve kerametlerde sebepler ortadan kaldırılabilir. Allahü teâlâ, çok şeyi de sebeplerle yaratmaktadır. Mesela rızkı Allah verir, ama çalışmayı sebep kılmıştır. Çalışmadan rızık bekleyen açlıktan ölebilir. Hastalıklara şifayı veren de Allahü teâlâdır. Ancak doktoru, ilacı sebep kılmıştır. Doktora gitmeyen, tedaviyi ilacı kabul etmeyen hastalıktan ölebilir. Alkol ve zararlı ilaçlar almak, röntgen ışınlarının etkisinde kalmak veya yakın akraba ile evlenmek, iyi beslenememek gibi sebeplerle doğan çocuk kör de, sakat da olabilir. Sebeplerle yaratmak âdetidir.
    Bu ön bilgiden sonra sualin cevabına geçelim:

    Ateist genç, önyargılı olarak okuyor, inançsız olarak okuyor, yanlış tercümelerden okuyor, yanlış anlıyor. Suçu da Kur’an-ı kerime buluyor. Âyetin açıklamasından önce tercümesine bakalım:

    (Biz insanı ahsen-i takvim üzere [en güzel surette, yani boylu boslu, sureti güzel, organların yeri, sayısı, en iyi kullanmaya müsait tarzda, kâinatın bütün özelliklerini içine alacak şekilde] yarattık.) [Tin 4 Beydavi]

    Ahsen-i takvim = en güzel suret ne demektir? Kurtubi tefsirinde diyor ki:
    Allahü teâlâ kâinatta büyük âlemde yarattığı her şeyinden küçük âlem olan insanda da örneğini yaratmıştır. Bu âyet buna işaret etmektedir.

    Bir âyet meali de şöyledir:
    (Gerçeklere inananlar için, yeryüzünde [dağlarda, denizlerde, ağaçlarda, bitkilerde, madenlerde, hayvanlarda, Cenab-ı Hakkın mutlak kudretine, iradesine, rahmetine delalet eden] ve kendi vücudunuzda [Yaratılışınızın başlangıcından sonuna kadar ve insanı hayret içinde bırakan organların ve salgı bezlerinin işleyişinde] Allah'ın varlığına nice deliller vardır; bunları görmez misiniz? [Görüp de bununla bir yaratıcısının bulunduğunu anlamıyor musunuz?]) [Zariyat 20,21]

    İnsanın duygu organları, ışık saçan gezegenler gibidir. Kulak ve göz idrak edilebilenleri anlamakta, Güneş ve Ay yerindedir. İnsanın uzuvları çürüdüğünde toprağa karışır, Su, bedende bulunan kan ve rutubettir. Hava, ruh ve nefesidir. Ateşi safrasıdır. Damarları ırmaklar gibidir. Irmaklara kaynak derecesinde olan kara ciğer pınar gibidir. Çünkü damarlar kara ciğerden beslenir. Aynı zamanda deniz gibidir. Çünkü bedenin bütün damarları oraya bağlıdır. Irmakların denize dökülmesi gibidir. Kemikleri dağlara benzer. Dağlar, yerin direkleridir, uzuvlar ağaç gibidir. Nasıl ki ağacın yaprakları ve meyveleri varsa, her uzvun da bir işi ve eseri vardır. Vücuttaki kıllar, yeryüzündeki otlar gibidir. İnsan diliyle her türlü hayvanın ve diğer yaratıkların seslerini çıkarabilir. İşte koca kâinatta bulunan her şeyin bir örneği küçük âlem denilen insanda bulunur. (Kurtubi 4/95)

    Demek ki, küçük âlem olan insan, kâinattaki varlıklara benzemektedir. Bu bakımdan en güzel surette yaratıldığı bildirilmiştir. Doğarken her uzvu sağlam doğuyor denmiyor. Hilkat garibesi olarak ne sakatlar doğabiliyor. Bu da yine Allahü teâlânın kudretini göstermektedir.


    Herkes eşit yaratılsaydı
    Sual: Bazıları, "Allah; kimini sağlam kimini sakat, kimini uzun kimini cüce, kimini güzel kimini çirkin, kimini zengin kimini fakir, kimini beyaz kimini zenci, kimini akıllı kimini deli yaratmıştır. Herkesi eşit yaratsaydı daha iyi olmaz mı?" diyorlar. Ben de Allah en iyisini yaratır. İyi olsaydı eşit yaratırdı. Demek ki bizim bilmediğimiz şeyler var dedim. Tatmin olmadılar. Ne demelidir?
    CEVAP
    Siz en güzel cevabı vermişsiniz. Ondan daha güzeli olmaz.
    İnsanın yaradılış gayesi bilinmeyince, dünyadaki olayların sebebi anlaşılamaz. Allahü teâlâ, dünya ve ahireti, sevgili kulu ve resulü Muhammed aleyhisselam için yarattı. Diğer canlı ve cansız varlıkları da, insanoğlunun istifadesi için yarattı. Dünya zevk için yaratılmadı. Ahiret ise, ebedi mükâfat ve ceza yeridir. Dünya, ahiretin imtihan yeridir. Herkes her bakımdan eşit olsa, imtihanın manası kalmaz, iyi ile kötü ayrılmazdı. Allah’ın emir ve yasaklarına uymakla çeşitli sıkıntılar çekilecek, itaat edenle, isyan eden, birbirinden ayrılacaktır.

    İnsan cansız varlık gibi, ot veya hayvan gibi değil, kulluk ve imtihan için yaratıldı. İnsan, ihtiyaçsız, sıkıntısız ve her bakımdan eksiksiz yaratılsaydı, imtihan ve dünya manasız olurdu. İnsanların, hayvanların ve kâinattaki canlı, cansız diğer yaratıkların hareketleri, akılları durdurucu sistemleri incelenince, her şeye gücü yeten Rabbimizin dünyayı maksatsız yarattığı düşünülemez.

    İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
    İnsanlar, dünyada, birkaç gün dert çekmeselerdi, Cennetin, ebedi sıhhat ve afiyet nimetlerinin sonsuz lezzetlerinin kıymetini bilmezlerdi. Açlık çekmeyen, yemeğin lezzetini anlamaz. Acı çekmeyen rahatlığın kıymetini bilmez.


    Herkes, her bakımdan eşit yaratılsaydı, büyük bir felaket olur, toplumlar olmazdı. İnsanlar, boy, renk, şekil, akıl, zenginlik, sıhhat, kuvvet, güzellik, ahlâk gibi her hususta eşit olunca, tornadan çıkmış gibi eşit, yani birbirinin aynı olunca milyarlarca insanı birbirinden ayırmak mümkün olmaz. Karı koca birbirini tanıyamaz, insan hanımı ile kızını ayırt edemez, hayat felç olur. Sırf bu şekil benzerliği bakımından, binlerce problem ortaya çıkar. Diğer sahadaki eşitlikler görülmeden, yaşanmadan hayat söner.

    Herkes bilgi ve kültür bakımından da eşit olunca, gazeteye, kitaba, filme ihtiyaç kalmaz. Güreş, koşu, yüzme gibi sporlar ve yarışlar olmaz. Çünkü, herkes aynı kabiliyettedir.

    İyinin kıymeti, kötü ile bilinir. Herkes iyi olunca, iyinin kıymeti kalmaz. Çirkinlik olmayınca, güzellik anlaşılmaz. Hastalık olmayınca sağlığın kıymeti bilinmez.

    Bir kimse, okuyup her bakımdan mükemmel bir insan olmak ister. Herkes aynı olursa, kim kimden üstün olacaktır? Âmirsiz, memursuz, işçisiz, patronsuz toplum olmaz.

    Her hususta eşitliğin zararları sayılamayacak kadar çoktur. Onun için Allahü teâlâ, her şeyi hikmetli ve adaletli yaratmıştır. Adalet olunca işler düzgün yürür. Mesela beş parmağın beşi de aynı olsaydı, baş parmak diğerlerinin arasında olsaydı, bugünkü kadar verimli iş yapılamaz, büyük eksiklik olurdu.

    Adaletli yaratılmak, eşit yaratılmakla mukayese bile edilmez. Aynı ana babadan, zekaları, kabiliyetleri farklı çocukların yaratılması, milyarlarca insanın birbirine benzememesi, hatta parmak izlerinin farklı olması bile, Allahü teâlânın kudretinin sonsuzluğunu göstermektedir. Onun kudreti sonsuz, şânı çok yücedir.


    Özel işe karışmak
    Sual: Ateistler, “Bazı insanların cüce, sakat veya çirkin yaratılması adaletsizliktir, her şey düzgün, eşit yaratılmalı idi” diyorlar. Bunlara nasıl bir cevap verebiliriz?
    CEVAP
    Buna benzer bir sualin cevabı yukarıda var idi. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Dinlerine uymadıkça, Yahudilerle Hıristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar.) [Bekara 120]


    Bu ateistlere de, her konuda delil getirilse, ispat edilse, yine onların dinini yani dinsizliklerini kabul etmedikçe Müslümanları sevmezler ve İslamiyet’i kötülemeye devam ederler.
    Bir yılanın, beni niye yılan yarattın, beni aslan yaratsaydın demeye hakkı olur mu?

    Aslan da, beni niye hayvan olarak yarattın, beni de insan yaratsaydın daha iyi olmaz mı idi demeye hakkı var mı?

    Bu her hayvan için böyledir. Domuz, karınca, akrep, sinek, hepsi benzer şeyler söyleyebilir.

    Fakirin beni niye zengin yaratmadın diyerek Allah’tan hesap sormaya kalkması uygun olur mu?

    Erkek, şimdi rağbet güzel ile zengine, beni niye kadın yaratmadın dese uygun olur mu? Onu domuz veya köpek olarak da yaratabilirdi.

    Kadın, ben güçlü bir pehlivan olmak isterdim, beni niye erkek yaratmadın dese uygun olur mu?
    Zenci, beni niye beyaz yaratmadın diyebilir mi?

    Bunları çoğaltmak hatta ne olursa tersini iddia etmek mümkündür. Bir çiftlik sahibi, aynı cins hayvanları ayrı yere koysa, veya her birine ayrı yer yapsa yahut bazı cins hayvanları aynı ahıra koysa, buna kimin ne demeye hakkı vardır? Yahut canı isteği zaman bir kuzu veya tavuk kesip yese, buna kim ne diyebilir? Çünkü hayvanlar adamın malıdır, istediği şekilde besler, istediklerini kesip yiyebilir. Kâinattaki her şey de Allahü teâlânın mülküdür, dilediği gibi kullanabilir. Buna kimse karışamaz. Başka bir kimsenin malını kullansa o zaman bir haksızlık mevzubahis olabilir. Hiç kimsenin özel işine karışılmaz.
    Bu mesaj en son " 08.04.06 " tarihinde saat 23:17 itibariyle BlackPanther tarafından düzenlenmiştir...

  4. #4
    vampirpenguen adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-10-2004
    Mesajlar
    2,362
    Karizma Gücü
    8
    Blackpanther güzel konulara değiniyorsun.Teşekkür ederim

  5. #5

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    Herkesi aptal mı sanıyorsunuz.

    "" 6/39. Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar. "

    Nerde yazıyor burada ben herkese veririmde onlar alamazlar diye. sapıttıyorsun ama biz böyle sapıttırmaları yemeyiz. onu ancak aklını kiraya vermişler yer.

    Birde şu var . İnanmayanlara kafir deyip hakeret edip durma. Bizi sana desek inandığın için yalanlara inandığın için bular sapıklar desek aklı olmayanlar desek razı olurmusun. Veya inanmayanları öldürün ayetine istinaden bunlar hep katiller sürüsü desek menun olurmusun.

    O halde ternbiyenizi takınmak vakti geldi. İnamayanlarada saygı duyarsanız saygı görürsünüz. Daha dün ve hatta bu gün bir çok insan abuk sabuk şeylere tapıyorlar. İnaklare tapanlar heykellere tapanlar farelere tapanlar var. Yarın gözleri açılınca vaz geçecekler. Yarın seninde muhammedin sözlerinin yalan olduğunu anladığında sen de vaz geçeceksin.

  6. #6
    b_simsek81 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2005
    Mesajlar
    280
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı directsoz tarafından gönderildi.
    Yarın seninde muhammedin sözlerinin yalan olduğunu anladığında sen de vaz geçeceksin.
    Müşriklerin bile Muhammed-ül Emin dedikleri Hz.Muhammed (s.a.v) için sen yalancı diyorsun, birde inanmayanlara kafir demeyin diyorsun.

    Slm hidayete tabi olanların üzerine olsun!!!
    Her fikir, her inanış, tek mevsimlik wesselam;
    Zaman ve mekan üstü, biricik rejim "İSLAM"!..

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    01-03-2006
    Mesajlar
    1,003
    Karizma Gücü
    0
    directsoz inanmıyor olabilirsin ama milyonlarca muslumanın gonul bagıyla baglandıgı "O" mubarek kişi hakkında konusurken daha dikkatli olmanı beklerdim.
    .

  8. #8
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    MUHAMMED "aleyhisselama " müşrikler sihirbaz,Abdullahın yetimi gözüyle baktı ebedi cehenneme gitti. Eshabı kiram onu Allahın habibi gözüyle ,peygamber ,yaratılmışların en üstünü gözüyle baktı ve ebedi seadete kavuştu. directsoz ateisti burada ona yalancı gözüyle bakıyor (bu ona telkin edilen ve onun kabul ettiği, kendisinin bulmadığı bir inançsızlık ve iftiradır.) ve kaybediyor. Muhammed "aleyhisselama" inanılmasından islam düşmanları,müslüman düşmanları ne kadar korkuyor. Müslümanları sevmeyenin Muhammed aleyhisselama inanmak zararlı ,boş bir şey se "haşa" Ona inanmayı teşvik etmesi gerkmez mi daha da zarar görsünler diye . Ama hayır gerçek öyle değil Muhammed" aleyhisselama" tabi olmak yalancıların yalanını , sahtekarların ,ahlaksızların ,hırsızların ,sömürücülerin vs pisliklerini ortaya çıkardığı, bunları aşikar yaptığı için bundan insanlık düşmanları rahatsız oluyor ve bu tabiyeti ,teslimiyeti ,hemen yok etmek için karalama kampanyalarına başlıyor. menfaat için din yok edilmeye çalışılıyor.

  9. #9

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı b_simsek81 tarafından gönderildi.
    Müşriklerin bile Muhammed-ül Emin dedikleri Hz.Muhammed (s.a.v) için sen yalancı diyorsun, birde inanmayanlara kafir demeyin diyorsun. [/B]
    O söylediğn söz emin sözü peygamberim demeden önce idi. Yani haticenin kervanında işçi iken idi. Sonradan yalanlara başlayınca o özelliği zedelenmiştir.

    Sözlerinin doğruluğunu kanıtlayan hiç bir şey yoktur.

    1- 50 yaşında iken 9 yaşında çocukla evlene ne.
    2- Ganimet bana helal kılındı diyene.
    3- Savaşta esir ettikleri ne yolda gelirken bunların ırzına geçebilirsiniz diyene.
    4- Başka ulusları müslümanlığı kabul edene kadar şavaşın onları esir alın cizyeyi elleri ile boynunu bükük getirinceye kadar öldürün diyene.
    5- Eline kılıç alıp inamayan başka ulusların insanlarını öldürmeye gidene ve öldürene.
    5- Devesini çalanın gözünü oyun diyene
    6- kadınları hapis gibi eve kapatana. Ve cariye yapana . cariyelerle cinsel ilişki kurana.
    7- Köleliği kabul edene.


    Saygı duymamı istiyorsun. Saygı duyulması için senin başka bir gerekçen varmı ?.

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    01-03-2006
    Mesajlar
    1,003
    Karizma Gücü
    0
    1- 50 yaşında iken 9 yaşında çocukla evlene ne.
    2- Ganimet bana helal kılındı diyene.
    3- Savaşta esir ettikleri ne yolda gelirken bunların ırzına geçebilirsiniz diyene.
    4- Başka ulusları müslümanlığı kabul edene kadar şavaşın onları esir alın cizyeyi elleri ile boynunu bükük getirinceye kadar öldürün diyene.
    5- Eline kılıç alıp inamayan başka ulusların insanlarını öldürmeye gidene ve öldürene.
    5- Devesini çalanın gözünü oyun diyene
    6- kadınları hapis gibi eve kapatana. Ve cariye yapana . cariyelerle cinsel ilişki kurana.
    7- Köleliği kabul edene.
    bunlar asılsız iddialar hatta iftiralkardır.
    Efendimiz (sav.) kuran ın emretmedigi birsey yapmaz ve bunların Kuranda dayanagı yoktur.
    .

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •