Forfaiting, mal ve hizmet ihracatından doğan ve gelecekte tahsil edilecek bir alacağın, vadeden önce satılarak tahsil edilmesidir. Alacağın satıcısına "forfaitist" devralan kuruluşa "forfaiter" denir.

Senetli ve senetsiz her çeşit alacak, forfaiting konusu olabilir. Ancak, uygulamada, poliçe ve bono gibi senetlerle temsil edilen alacaklar üzerinden forfaiting yapılmaktadır. İthalatçı, güvenilir bir borçlu değilse, forfaiter, kendisine devredilecek olan alacağın, aval veya benzeri şekilde kabul edebileceği bir banka teminatına bağlanmasını isteyebilir. Böylece, forfaiterin alacağını tahsil edememe riski azalmaktadır. Öte yandan, alacağın ikincil piyasada işlem görmesine olanak sağlanmaktadır. Böylece, forfaiterin, söz konusu alacağı vade sonuna kadar portföyünde tutmasına gerek kalmamaktadır.

Uluslararası piyasalarda artan rekabet, ihracatçıların ithalatçılara daha uzun vadeli mal satmalarına neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak, ihracatçılar, alacaklarını tahsil edememe, faiz ve kur riski gibi ilave riskler yüklenmektedirler.

Forfaiting finansmanında vade, altı ayla, altı yıl arasında değişmektedir. Kredinin geri ödenmesi, genellikle, altışar aylık taksitlerle yapılmaktadır. Forfaiting işlemleri, İkinci Dünya Savaşından sonra ortaya çıkmıştır. İlk uygulama, ABD'den Doğu Avrupa ülkelerine tahıl ihracatında İsviçre bankaları tarafından yapılmıştır. Dünya'da 1960'lı yıllarda sermaye malları pazarının alıcı niteliklerinin ağırlık kazanması, 90-180 günlük kredi vadelerinin yetersizliğini ortaya koymuştur.

Günümüzde gelişmiş forfaiting piyasaları, Zürih, Londra ve Frankfurt'ta faaliyet göstermektedir. Her geçen gün artan talep, birçok banka ve kredi kurumunun, forfaiting'i kredi programlarına almalarına neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak, forfait piyasalarının genişleme nedenleri olarak, faiz oranları ve döviz kurlarındaki dalgalanmalar, transfer riskindeki artışlar, sigorta primlerinin yükselmesi, ihracat kredi sigortası ve garanti şartlarının daha sınırlayıcı bir hale gelmesi sayılabilir.


FORFAİTİNG SÜRECİ

Forfaiting süreci aşağıdaki aşamalardan oluşur.

1. Taraflar arasında sözleşme yapılması,
2. Malların teslimi,
3. Senetlerin alınması,
4. Forfaiting sözleşmesi,
5. Iskonto,
6. Senet tutarının tahsili.


FORFAİTİNG MALİYETİ

Forfaiting maliyetini etkileyen bir çok risk söz konusudur. Bu risklerden belli başlıları, ticari risk, döviz transferi riski ve ülke riskidir. Söz konusu risklerden ticari riskler, genellikle, ithalatçı tarafından üstlenilmektedir. Başka bir ifadeyle, bankadan sağlanacak, aval veya teminat için ödenecek gider, ithalatçı tarafından karşılanmaktadır. Politik ve döviz transferleri ile ilgili riskler, ithalatçının ülkesinin kredi değerliliğine göre hesaplanmaktadır, ithalatçı ülkenin riski azsa, ıskonto oranı da düşük bir oran olarak uygulanmaktadır. Ülke riski arttıkça, iskonto oranı da yükselmektedir.

Forfaiting'de maliyeti belirleyen faktörlerden birisi de uluslararası para piyasalarındaki kredi maliyetiyle ilgilidir.


FORFAİTİNG VE TÜRKİYE

Bilindiği gibi, forfaiting finansman yöntemi, Dünyada hızla gelişmektedir. Ancak, Türkiye'de ihracata konu olan mallar içerisinde yatırım mallarının payı, tüketim mallarına göre çok daha düşüktür. Türkiye'nin yatırım malı ihracatı arttıkça, forfaiting'in gelişme şansı artacaktır.

Son yıllarda, Batı ülkelerinde, forfaiting, 5-6 yıllık orta vadeli finansman amacıyla değil, 6 aylık kısa vadeli hammadde ihracatı ve ithalatının finansmanı amacıyla da kullanılmaktadır.

Forfaiting, tıpkı factoring gibi, Türkiye'de yasal düzenlemeden yoksundur. TTK.nun 597. maddesinin birinci fıkrasında "Aksine şart bulunmadıkça ciranta, poliçenin kabul edilmesinden ve ödenmemesinden mesuldür" denilmektedir.



-maximumbilgi-