Açık Uçlu Yatırım Ortaklıkları
Gelişmiş sermaye pazarı olan ülkelerde görülen bir finansal aracı kurum türüdür. Yatırım fonu olarak da isimlendirilen bu finansal aracılar, çok sayıda tasarruf sahibine katılma belgeleri satarak elde ettikleri fonları pay senedi ve tahvillere yatıran kurumlardır. Daha teknik bir tanımlama ile konusu menkul değer portföyü işletmek olan aracılardır. Bunların belli başlı amaçları, bu fondan katılma belgesi olan ortakların tasarruflarını riske karşı korumak ve yüksek kârlılık sağlayabilecek alternatiflere yatırmaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için, her kişisel yatırımcının kendi başına sağlayamayacağı portföy çeşitlendirmesini bilimsel yöntemlere uygun olarak sağlarlar.
Açık uçlu yatırım ortaklıklarında sermaye esnektir.
Yani ortaklığa yeni yatırımcıların katılmak istemesi ve bunun sonucunda yeni katılma belgelerinin satılması ortaklığın portföy oluşturmaya hazır fonlarını artırır; fakat mevcut yatırımcılardan bazılarının ortaklıktan ayrılmak istemesi ve katılma belgelerini iade etmesi durumunda fonlar azalacaktır. Böylece açık uçlu yatırım ortaklıklarında sermaye ya da toplam yatırılabilir fon her gün değişikliğe uğrayabilir.
Açık uçlu yatırım kurumlarında katılma belgelerinin sermaye pazarında alınıp satılması söz konusu olmayıp, bunlar sadece ihraç eden kurum tarafından alınır ve satılır. Belgelerin fiyatları, pazarda arz ve talebe göre belirlenmez; yatırım ortaklığının o günkü net aktif değerine göre saptanır. Fiyatın bulunabilmesi için, kurumun aktiflerinin pazar değerinden borçları düşüldükten sonra bulunan net aktif değer, katılma belgesi sayısına bölünür. Açık uçlu yatırım ortaklıklarının katılma belgelerinin günlük pazar fiyatı kurum tarafından bu yolla hesaplanarak kamuya açıklanır ve alım satım bu fiyat üzerinden yapılır.
Aksiyon
Dilimizde bazen pay senedi karşılığı olarak kullanılan yabancı bir terimdir. Ortaklık sermayesinin belirli bir parçasını ifade eden, kıymetli evrak niteliğinde bir senettir.
Aktif Spekülasyon
PEŞİN DÖVİZ PİYASASINDA SPEKÜLASYON
Spekülasyon vadeli döviz piyasasının olmaması durumunda da meydana gelebilir.Spekülasyon her dönemde var olagelmiştir. Bir para hızla değer kaybettiği zaman spekülatörler bunlardan peşin olarak satarak kurtulmak isterler. Ülke vatandaşları tasarruflarını yabancı ülkelere yatırır, ülke vatandaşı olmayanlarda varlıklarını ülke dışına çıkartır. Ülke parasının değer kazanması durumunda ise ters yönde bir hareket meydana gelecektir.
En basit şekilde spekülasyon bir ülkenin parasını sabit vadeyle ödünç almak ve bu fonları kuvvetli bir döviz karşılığında satmaktır.
Peşin spekülasyonun hacmi spekülasyonun meydana geldiği dönemdeki kullanılabilir likiditelerin fonksiyonudur. Bu ise para otoritelerinin önceki dönem boyunca izledikleri politikaya bağlıdır.
VADELİ DÖVİZ PİYASASINDA SPEKÜLASYON
Vadeli piyasadaki spekülasyon spot döviz kurlarının gelişimi üzerindeki beklemelerden ileri gelmektedir. Tam belirlilik kuramsal koşulları varsayıldığında, vadeli döviz kuru öngörülen dönem sonunda peşin döviz kuruyla çakışmalıdır. Gerçekte gelecekteki spot kur bilinmemektedir. Gelecekteki peşin döviz kuru yalnızca çeşitli olasılıklarla dolu beklentilerin konusu olabilir. Öngörülen peşin döviz kurunun kişisel beklentilerin ortalaması sonucu olduğu düşünülmektedir.
Spekülatif yabancı döviz talebi cari vadeli kurla beklenen peşin kur arasındaki farkın fonksiyonudur. Bunun anlamı; peşin verilen bir kıymet için, vadeli döviz kuru azaldığında talep artmaktadır veya tersi.
Spekülatif işlemlerin çoğunluğu vadeli döviz piyasasında gerçekleştirilmektedir. Ön finansman gerekli değildir. Dövizleri kuvertürsüz, yani gerekeli dövizlerden belirlenen koşullarda paralel satın alımlar yapmaksızın vadeli satmak yeterlidir. Spekülatif işlemlerin efektif tutarı başlangıç döviz portföyüne ve sonuçlanmış halihazır mukavelelere bağlıdır.
Spekülasyon eğrisinin esnekliği konusunda da şu söylenebilir; genel olarak iki piyasa arasında kapital hareketleri arbitraj marjının genişlemesine paralel bir şekilde artmaktadır.
Eğer döviz kurlarının gözden geçirilmesi konusunda yeni beklentiler söz konusu değilse spekülasyon eğrisinin esnekliği mantıken peşin döviz kurlarının alt ve üst sınırlarının yakınlarında sert olacaktır. Eğer vadeli döviz kuru peşin döviz kuru sınırından uzaklaşmışsa veya devalüasyon bekleniyorsa spekülasyon eğrisinin esnekliği zayıf olacaktır.
Anüite
Anüitelerde; ödemelerin ve ödeme aralıklarının eşit olması yanında vade boyunca faiz de değişmemektedir. Kira ödemeleri, tahvil faizleri, eşit taksitlerle geri ödenecek krediler gibi ödemeler anüitelere örnek olarak verilebilir.
Anüiteler, ödemelerin başlama noktasına göre, devre başı ve devre sonu olarak gruplandırılır. Bazı anüitelerde periyodik ödemeler devrenin başında yapılırken kira ödemeleri gibi baz; ödemelerde devre sonundaki kredi taksitlerindeki gibi yapılır. Anüitelerden bahsedilirken periyodik ödemelerin devre sonunda yapıldığı, normal anüiteler kastedilmektedir.
Anüitelerin Bugünkü Değeri
Anüite, belirli bir zaman süresi boyunca ya da sonsuza kadar her yıl sabit tutarda ödenen paraların oluşturduğu bir seri olarak tanımlanabilir. Her ödemenin yıl sonlarında yapıldığı kabul edilir. Eğer ödemeler yıl başlarında gerçekleşiyorsa hesaplamalar bir yıl geri gidilerek yapılır. Her yıl sonunda ödenen bir anüitenin bugünkü değerini (iskonto edilmiş toplamını) bulmak için şu formül kullanılır.
(A) burada her dönemde ödenecek anüite tutarını, (i) faiz oranını, (t) dönem sayısını ve (H) de anüitelerin bugünkü değer toplamını gösterecektir. Formül üslü fonksiyonlara dayandığı için logaritma cetvelleri kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle çözümü kolaylaştırmak için anüite tutarlarının değişik faiz ve dönemler için bugünkü değerini veren tablolar düzenlenmiştir.
Anüite günlük ekonomik hayatta sık sık karşımıza çıktığı gibi (taksit ödemeleri, yatırım kararları vb) kişilerin bağışta bulunmaları ya da bıraktıkları vasiyetnameler dolayısıyla da söz konusu edilebilir.
Anüitelerin Toplu Son Değeri
Anüitelerin toplu son değeri ile, belli bir zaman süresi boyunca aralarındaki fasıla aynı kalmak üzere, her dönem sonunda yapılan sabit tutardaki ödemelerin bileşik faizleriyle beraber tutarlarının bulunması kastedilir. Bu nedenle anüitenin toplu son değeri, bileşik faiz formülünü kullanarak kurulan bir serinin toplamından oluşur.
Formül ile belirtecek olursak:
şeklinde olabilir.
(A) burada anüite tutarını, (i) faiz oranını, (t) ödemelerin yapıldığı dönem sayısını ve (S) de anüitelerin toplu son değerini göstermektedir. Bu formülde de logaritma kullanmanın gerekliliği ortaya çıktığından, güçlüğü gidermek için çeşitli faiz oranlarına ve dönem sayısına göre bir liralık anüitenin toplu son değerini veren tablolar geliştirilmiştir.
Basit Faiz
Faiz hesaplamalarında ya basit ya da bileşik faiz yöntemi kullanılmaktadır. Genellikle kısa vadeli (bir yıla kadar) finansal işlemlerde basit faiz, uzun vadeli (bir yıldan daha uzun) işlemlerde bileşik faiz kullanılmaktadır. Ancak kısa vade anlayışındaki değişme nedeniyle kısa vadeli işlemlerde de bileşik faiz kullanılmaktadır. Basit faizde, ödenecek faiz ya da elde edilecek faiz anapara üzerinden aşağıdaki şekilde hesaplanmaktadır.
I = P . i . n
I = Basit faiz miktarı
P = Anapara, başlangıç sermayesi
i = Devre faiz oranı
n = Süre
Faiz oranlarının yıllık olarak ifade edilmesi alışılmış bir durumdur. Eğer yıldan daha küçük devre söz konusu ise bunun özellikle belirtilmesi gerekmektedir. Altı aylık %10, üç aylık %8, aylık faiz oranı %2 gibi. Faizle sürenin uyumlu olması gerekir. Faiz yıllık olarak alınmışsa sürenin de yıla dönüştürülmesi gerekir.
BASİT FAİZDE GELECEKTEKİ DEĞER
Anapara ile faizin toplamı anaparanın gelecekteki değerini verir. Bunu şu şekilde formülize edebiliriz:
S = Anapara ve faizin toplamını ifade etmektedir. "I'"nın yerine eşiti konularak gerekli düzenlemeler yapılırsa;
S = P + P . i . n
S = P (1 + i . n)
Burada S, P'nin gelecekte bulacağı değerini ifade etmektedir. Benzer şekilde S'nin bugünkü değeri de P olmaktadır.
BASİT FAİZDE ŞİMDİKİ DEĞER
Gelecekteki herhangi bir zaman noktasında bir paranın şimdiki değeri yukarıda verilen formülden faydalanılarak şu şekilde bulunabilir:
P = S = (1 + i . n)
Bu işleme iskontolama da denir. Finansal kararlarda iskontolama işlemleriyle sık sık karşılaşılır. Gelecek bir tarihteki paranın şimdiki değerini bulmada yada senetlerin vade tarihinden önce paraya dönüştürülmesinde iskontolama işlemleriyle karşılaşılır.
Basit İskonto
Kredili alışverişlerde borçlu, alacaklıya bilirli bir tarihte, alacaklıya ya da onun bildireceği kimseye, belirli miktardaki bir parayı ödeyeceğini gösteren bir belge verir ki bu belgeye "ticari senet" veya "bono" denir. Senedi elinde bulunduran, senedin vade tarihinde senet bedelini alabileceği gibi vade öncesinde senedini bir finansal kuruma iskonto ettirebilir.
İskonto tutarı, senedin peşin değeri ya da vadeli değeri üzerinden hesaplana-bilmektedir. İskonto tutarı senedin peşin değeri üzerinden hesaplanıyorsa buna iç iskonto yöntemi, vadeli değeri üzerinden hesaplanıyorsa dış iskonto yöntemi denir.
BASİT İÇ İSKONTO
İç iskontoda iskonto miktarı peşin değer üzerinden hesaplanmaktadır, iç iskontoya göre iskonto edilmiş değeri, diğer bir ifadeyle peşin değeri hesaplamada kullanılacak formül şu şekilde elde edilir
İskonto Tutarı = P . i . n
Peşin Değer = Vadeli Değer - İskonto Tutarı
Peşin değer "P" vadeli değer "S" ile gösterilirse
P = S - P . i . n olur. Buradan
P + P . i . n = S
P( 1 + i . n) = S olur. Buradan da;
P = S / (1 + i . n) bulunur.
Görüldüğü üzere senedin vadeli değeri "S", senedin peşin değeri "P", Senedin yıl cinsinden vadesi "n", senedin kırdırılmasında kullanılacak iskonto oranı da "i" sembolüyle gösterilmiştir.
BASİT DIŞ İSKONTO
İskonto işlemlerinde dış iskonto yöntemi kullanılacaksa, iskonto tutarı vadeli değer üzerinden hesaplanacaktır.
İskonto Tutarı = S . i . n
Peşin değer ise;
P = S – S . i . n yani P = S (1 – i . n) olur.
Formülden de görüldüğü gibi, dış iskonto tutarı vadeli değer (S) üzerinden hesaplanmaktadır. Vadeli değer bugünkü değerden büyük olacağı için de dış iskontoda iskonto tutarı daha büyük olmaktadır. İskonto miktarının büyük olması ise senedin peşin değerinin iç iskontoya göre daha düşük olması sonucunu doğurur. Ülkemizde senet iskontosunda dış iskonto yöntemi uygulanmaktadır.
Basit iç iskonto ve dış iskonto sadece senetlerin kırdırılmasında değil, finansman bonosu, hazine bonosu gibi kısa vadeli finansla varlıkların alışverişlerinde de kullanılmaktadır.
Baz Riski
Vadeli işleme konu ürünün vadeli işlem fiyatı ile spot piyasa fiyatı arasındaki farka “baz” denir. Spot piyasadaki fiyat değişimi ile vadeli piyasalardaki fiyat değişimi birebir aynı ise baz sabittir. Bununla birlikte, vadeli işlem piyasalarında genelde baz vadeye belli bir süre varken genelde pozitiftir ve vade sonuna doğru azalarak, vade sonunda sıfır olur.
Özellikle korunma amaçlı işlemlerde, sözleşmenin vadeye kadar tutulması düşünülüyor ve korunma periyodu ile sözleşmenin vadesi uyuşmuyorsa o zaman baz riski vardır. bu durumda, vadeli işlem sözleşmesinde “kısa korunma”da olan yatırımcı; -spot fiyat vadeli işlem fiyatından daha fazla artarsa,- spot fiyat vadeli işlem fiyatından daha az düşerse, -spot fiyat artar ve/veya vadeli işlem fiyatı düşerse baz değişiminden kâr elde eder.
Vadeli işlem sözleşmesinde “uzun korunma”da olan yatırımcı ise, -spot fiyat vadeli işlem fiyatından daha az artarsa, -spot fiyat vadeli işlem fiyatından daha fazla düşerse, -spot fiyat düşer ve/veya vadeli işlem fiyatı artarsa baz değişiminden kâr elde eder.
Bear Market
Bekleyişlerin kurlarda alçalışı öngördüğü piyasa ortamıdır. İngilizcede bear ayı, market ise pazar, piyasa demektir.
Bear market, kötümserlik esintilerinin etkili olduğu bir durumdur. Talep durgundur. Kurların düşeceğinden enişe ederek portföylerindeki değerleri paraya çevirmekte acele edenler çoktur. Bear market’in karşıt kavramı, bull market’tir.
Beklenen Verim Oranı
Kişisel yatırımcıları bir menkul değeri satın almaya ya da elde tutmaya teşvik edecek asgari verim oranı olarak tanımlanabilir. Herhangi bir riskli menkul değer için beklenen verim oranı (ki) risksiz faiz oranı ki=Rf+pi (Rf) ile risk primi (pi)’dan oluşur. Buradaki risk primi (Rho olarak okunur) ise sermaye pazarı ile menkul değerin kendisinden kaynaklanır. Dolayısıyla yukarıdaki ifade şu şekle gelir: ki=Rf+ (km-Rf)ßi Buna göre sermaye pazarının ortalama getirisi ile risksiz faiz oranı (bu da devlet tahvillerinin cari getiri tutarıdır) arasındaki fark (km-Ri), sermaye pazarının bütününden kaynaklanan riskin ölçümüdür. Menkul değerin kendisinin riski (ßi) ise beta katsayısı olup, sistematik risk olarak nitelenir ve elde birçok menkul değer bulundurmakla giderilemeyecek risk payını simgeler.
Böylece risk primi (pi) pazar risk pirimi ile menkul değerin kendisinin riskinin (ßi) çarpımından meydana gelmektedir. Riksiz faiz oranı (Rf) ile pazarın risk primi ekonomik değişkenlerdir ve herhangi bir menkul değerin beta’sı ile birlikte kullanılarak bu menkul değerin beklenen verim oranı hesaplanır. Buna göre, bir menkul değerin riski arttıkça sağlanacağı beklenen verimin de yükselmesi gerekir. Beklenen verim oranı hesaplamaları, menkul değerlerin (tahvil ve pay senetleri gibi) değerlendirilmesinde kullanılır.
Bileşik Faiz
Bileşik faizde faiz basit faizde olduğu gibi yalnızca anapara üzerinden hesaplanmaz; her devre kazanılan faiz anaparaya ilave edilerek her devre değişen sermayeler üzerinden faiz hesaplanır. Yani faizin de faizi hesaplanmaktadır.
BİLEŞİK FAİZDE GELECEKTEKİ DEĞER
Bileşik faizde gelecekteki değeri hesaplamada kullanılan formülle basit faizdeki gelecekteki değeri hesaplamadaki değeri hesaplamada kullanılan formülün temel mantığı aynıdır. Ancak bileşik faizde basit faize göre daha büyük bir gelecek değer elde edilmektedir. Bunun sebebi ise her devrenin anaparasının bir önceki devrenin faizi kadar artırılmasıdır. Bu da formüle "n" nin çarpan olarak değil üs olarak getirilmesiyle sağlanmaktadır. Herhangi bir sermayenin, i faiz oranıyla bileşik faize yatırıldığında, n dönem sonra ulaşacağı değeri, aşağıda verilen genelleştirilmiş eşitlik yardımıyla bulunabilir:
Sı = P(1 + i)ⁿ
S = P'nin n. dönem sonundaki değeri, gelecek değeri, bileşik değerini,
N = vade boyunca devre sayısını,
P = Anaparayı, başlangıç sermayesini göstermektedir.
BİLEŞİK FAİZDE BUGÜNKÜ DEĞER
Herhangi bir dönem sonundaki değer bilindiğinde, bunun bileşik faize göre bugünkü değeri yukarıdaki eşitlik yeniden düzenlenerek aşağıdaki şekilde bulunur;
P = (1 + i)ⁿ
Bugünkü değeri bulma süreci genellikle "iskontolama" olarak adlandırılıp, faiz oranına da "iskonto oranı" denir.
Birinci Pazarlar
Sermaye pazarında pay senedi ve tahvillerin ilk ya da başlangıç satışlarının yapıldığı organizasyona “birincil pazarlar” denir. Yani yeni menkul değer ihraçları ya da ilk satışlar, birincil pazarların konusudur. Dolayısıyla, ilk defa satışa çıkan menkul değerler, birincil pazarlar aracılığıyla sermaye pazarına girerler.
Menkul değeri ihraç eden firma, yeni kurulmuş bir şirket ya da faaliyetine uzun süredir devam eden bir işletme olabilir. İhraca konu olan menkul değerler, ihraç eden firmanın ilk defa çıkardığı bir tür olabileceği gibi, eskiden beri zaman zaman kullandığı bir menkul değer türü olabilir. Birincil pazarların en önemli unsuru, bu nedenle, ihraç edilen menkul değerlerin ihraç eden işletmeye yeni fonlar sağlamasıdır.
Blue Chip
Batı dünyasında risk taşımayan hisse senetlerine verilen addır. Ekonominin genel çöküş anları söz konusu olduğunda “Blue chips” olarak adlandırılan çok az sayıda hisse senediyle karşılaşılır. Bunların başlıcaları ICI, Unilever ve Shell şirketlerinin senetleridir. Günümüzde “blue chips”, firma reklamlarında güven ve büyüklük simgesi olarak kullanılmaktadır.
Borsa
Borsa teriminin kökü, Fransızcadaki bourse sözcüğüdür. Bourse, kese demektir.
Savary’nin 1673’te yayınlanmış Ticaret Sözlüğü’ne göre, Bruges kentinde Hôtel des Bourses denilen bir han varmış. Han sahibinin adı Van der Bourse imiş ve hanın arması birarada üç kese imiş. Öbür kentlerden gelen tacirler, burada örnek üzerinden alışveriş yaparlarmış. Döviz ve senet işlemleri de yapılırmış.
Ortaçağ’dan beri fuarlarda benzer işlemler yapıldığı bilinmektedir. Ancak alım satımların sürekli olduğu Hotel des Bourses ün yapmış ve Kıta Avrupası’nda kurulacak borsalara adını vermiştir.
Borsalar genellikle işlem konularına göre adlandırılır: Menkul değerler borsası, zahire borsası gibi... Tek bir değer türü üzerinde çalışan borsalar da vardır. Almanya’daki Kuxe bunlara bir örnektir.
Borsalar, soyut pazarlardır. Satıcı, elinde bulunmayan bir malı, bedelini ödemeyen bir alıcıya satabilir. Satış akdi sözle yapılır. Alıcı ve satıcı, menkul kıymetler borsasına giremezler. İşlemler, profesyonel bir aracının hizmetinden yararlanılarak gerçekleştirilir. Borsa işlemleri vadeli ve vadesiz olarak ikiye ayrılır.
Vadesiz işlemler spot market fiyatı üzerinden yapılır. Bu işlemlerde alım satım yapılan yerin o andaki peşin fiyatı uygulanır. Alıcının talebini belirlemesiyle satış akdi ve fiyatı kesinleşir. Ancak satılan döviz ya da senet, iki iş gününü geçmesiyle alıcı emrine girer. Araya tatiller rastlarsa, teslim süresi uzayabilir. Örneğin perşembe günü döviz satmış olan bir kimse, pazartesiye değin faizinden yararlanmaya devam eder. Ödeme ve tesellüm, borsanın ilk hesap gününde tamamlanır. Perşembe günü spot markette alım yapmış bir kişi, bedelini ödememiş ve teslim almamış olduğu halde, bu dövizi cuma günü bir başkasına satabilir.
Vadeli işlemlerde, fiyatı satış anında kesinleşmiş olan döviz, ileride günü gelince alıcı hesabına yazılır.
Menkul değerler borsaları, ödünç verilebilir fonlar arz ve talebi arasında birer köprüdür. Tasarruf sahipleri ellerindeki tahvil ve hisse senetlerini borsalarda kısa zamanda paraya çevirebilirler ya da ellerindeki fonları faiz ve temettü getiren değerlere bağlayabilirler.
Borsa OrganizasyonuBu tür spekülasyon vadeli işlemlerde yapılabilir. Spekülatör, ileride fiyatların yükseleceğini ya da düşeceğini tahmin ederek, vadeli alım satımlara girişebilir. Fiyatların yükselmesini öngören piyasaya bull market, düşmesini öngören piyasaya bear market denilir.
Borsa organizasyonu her yerde bir değildir ve zamanla değişmektedir. Çalışma kuralları, borsanın yetkili organlarınca düzenlenmekte ya da kanunla konulmaktadır.
Borsa, özel girişimle kurulmuş olabileceği gibi bir kamu kuruluşu da olabilir. Statüsüne ya da kanuna göre, borsanı n kâr amacı gütmesi de, gütmemesi de mümkündür.
Borsa elemanlarının unvanları ve hukukî durumları da bir ülkede ötekine farklı olabilmektedir. Organizasyon şekillerinin birbirinden ayrılmasına karşılık, borsa mekanizmasının işleyişi daima aynı fonksiyonel karakterleri göstermektedir.
Menkul değerler borsalarını örnek alalım: Borsa yönetim organlarının en üst kademesinde bulunan kişiye başkan, komiser, genel müdür ya da murahhas üye denilebilir.
Başkan seçimle veya atamayla göreve getirilebilir, borsa meclisinin ya da yönetim kurulunun önerdiği kişiler arasından resmi makamlarca belirlenebilir.
Borsada yalnız bir yönetim kurulu veya ayrıca bir meclis ya da genel kurul bulunabilir. Meclis, kanunen sınırlamadığı hallerde kuralları saptayabilir ve değiştirebilir, yöneticileri denetler. Yönetim kurulunda hükümet temsilcisi bulunabilir ya da hükümet temsilcisi yönetim kurulu dışında kalarak müdahale yetkilerini kullanabilir.
Ayrıca, üyeler arasında çıkacak anlaşmazlıkları çözüme bağlayacak bir hakem kurulu ile borsanın bir haysiyet divanı bulunur.
Borsada yalnız kote edilmiş senetler alınıp satılır. Bir menkul değerin kote edilmiş olması, borsada işlem gören senetler listesinde yer almasıdır. Borsa kotuna alınma işlemi, hisse senedi ya da tahvil çıkaran firmanın başvurusu üzerine yapılır. Sermayeleri belirli bir miktarı n üstünde olan ve çok sayıda ortağı bulunan halka açık şirketler menkul değerlerini kote ettirebilirler. Asgari sermaye, halka dağılmış sermaye oranı ve ortak sayısı, her ülkede ayrı saptanmış kriterlere bağlıdır.
Menkul değerlerini kote ettirmek için başvuran şirketin durumu ayrıntılı bir incelemeye tâbi tutulur. Ayrıca şirketin başvurusu ilan tahtasında bir süre asılı kalır.
Başvuru kabul edildikten bir süre sonra, genellikle 30 gün tamamlanınca kabul kararı yürürlüğe girer.
Devletin, belediyelerin ve kamu kuruluşlarının tahvilleri, bu formalitelerden geçmeksizin listeye alınabilir.
Borsa kotuna kaydedilme ile borsa kotasyonu kavramlarını karıştırmamak gerekir. Borsa kotasyonu, aşağıda açıklayacağımız ayrı bir kavramdır.
Halk, yani müşteriler borsada bizzat alım satım yapamazlar. Borsa işlemleri aracılar marifetiyle yürütülür. Aracılara borsa bankeri, borsa simsarı ya da borsa komisyoncusu gibi adlar verildiği görülmektedir. Ülkemizde kullanıldığına rastlanan ve mevzuatta yer alan “borsa bankeri” terimi, yanlış bir terimdir. Banker sözcüğü, yabancı dillerde farklı anlamda kullanılmaktadır.
Simsar ya da tellal’ın Fransızcada karşılığı courtier’dir Courtier, alıcı ile satıcıyı karşı karşıya getiren, pazarlıkta rol oynayan ve bazen akit şartlarını hazırlayan kişidir.
Komisyoncu ise, başkası hesabına ve kendi namına bir işi yürütür. Borsada doğrudan doğruya müşteri hesabına alım satım yapan komisyoncu ya da stockbroker ’dir.
Bir menkul değer almak ya da satmak isteyen müşteri, aracıya sipariş verir. Borsada sürekli alım satım yapan kişi veya firmaların aracıda cari hesapları vardır.
Alım satım işlemlerinden borsaya sorumlu olan ve ödemeleri yapmakla yükümlü bulunan stockbroker olduğundan, değer dalgalanmalarının neden olabileceği zararlara karşı, geçici müşterilerden belirli bir yüzde peşin yatırmaları istenmektedir.
Müşterilerin siparişleri dört grupta ayrılmaktadır. Piyasa emri ya da borsa emrinin karşılığı İngilizce’de market order’ dır. Market order’da, aracının talimatı menkul değerin piyasaya göre en düşük fiyata alınması ya da en yüksek fiyata satılmasıdır. Komisyoncu, bu fiyatları kollayarak siparişi yerine getirir. Borsa emri ve öbür siparişlerde zaman birimi gün, hafta ya da ay olabilir.
Örneğin market order haftalık ise, aracı haftanın uygun fiyatını kollayarak alım ve satımı gerçekleştirir.
Sınırlı emirin karşılığı limitet order veya limit order’dır. Limited order’da müşteri diyelim ki (A) şirketi hisse senetlerinden 100 adet, en çok 49,75 ödeyerek almak istemektedir. Günün kuru bu fiyatın altında ise, sipariş derhal yerine getirilir. Fiyat 50.00 ya da daha yüksek ise aracı, tecrübesine dayanarak hareket eder. Müşterinin fiyatı borsa havası bakımından gerçekleşmeyecek gibiyse, hiçbirşey yapmaz. Bir şans görünüyorsa, alım talebini kaybettirir. Kaybettirilmiş sipariş, fiyat 49,75’e indiği anda yerine getirilir. Limited order’ın özelliği, fiyat sınırını müşterinin önceden belirlemesidir.
Açık emir ya da GTC, iptal edilinceye değin yerine getirilmesi sürdürülecek sipariştir. Bir standing order’dır.
Zarar-sınırlı sipariş ya da stop-loss order, biraz karmaşık bir sipariş türüdür. Bir müşteri (A) şirketi hisse senetlerinden 100 tanesini 50 dolardan almış olsun. Hisse senetleri spot market operasyonlarında, ilk hesap günü gelince, vadeli operasyonlarında vadeyi izleyen hesap gününde teslim edilecektir. Arada kur düşebilir.
Müşteri, kur düşerse senet başına 3 dolardan fazla zarara girmek istememektedir. Fiyat yükseldiğinde ise, beklemeksizin paraya çevirmek arzusundadır. Bu takdirde, 47 ve 53 üzerinden stop-loss emri verir. Stop-loss order, kayda geçirilir. Hisse senedi 47’ye düştüğü ya da 53’e yükseldiği anda, derhal satılır. Satış 47’nin altında ya da 53’ün üstünde cereyan edebilir. 47 ve 53, senedin satışa çıkartılacağı anın fiyatıdır. Uygulamada zarar ya da kâr 3 doları aşabilir.
Aracılar, müşterilerden perakende sipariş de kabul edebilirler. Borsada normal alım satım, her menkul değer türü için 100’lük paketler halinde yapılır. Sipariş 100’den eksik ya da kesirli ise, perakende işlemine tâbi tutulur. Komisyoncu, perakendeleri odd-lot dealers denilen borsa oparatörleri aracılarından ister. Aracılar borsa üyesi olabilecekleri gibi borsa dışı da çalışabilirler.
Borsada alım satım yürütenler, yalnız üyelerdir. Borsa dışı çalışanlar, aldıkları siparişleri borsa üyesi komisyonculara aktarırlar. Borsa üyelerinin sayısı sınırlıdır.
Borsa üyesi aracılar iki gruba ayrılır. Komisyoncular borsa holünün kenar galerilerinde çalışırlar. Galerilerde bizzat bulunabilirler ya da bürolarının personellerinden bir veya birkaç kişi gönderebilirler. İşlemlerin yürütüldüğü parterre ve floor denilen zemine izinsiz inilemez.
Galerilerde telefonlar vardır. Kanunun yasaklamadığı hallerde, el telsizleri de kullanılabilir. Bürosundan aranan komisyoncu, galeride yanan bir kod ışığıyla haberdar edilir. Komisyoncu konuşmasını tamamlayarak siparişi öğrenince, parterre ya da zemin’deki ilgili (U) masasında oturan operatöre el işaretiyle bildirir. Her el sallaması, bir paket anlamındadır. Akdin sorumluluğu, komisyoncu üzerindedir.
Parterre’den galeriler ve galeriden parterre kolaylıkla görünür. Herkes birbirini tanır. Zemindeki (U) biçimindeki masalardan her birisinde iş hacmine göre bir ya da birkaç senet işlemi yapılır. Petrol şirketleri, otomotiv sanayii veya devlet tahvilleri gibi geniş iş hacmi olan senetler için tek bir (U) masası tahsis edilir. Aynı değerler üzerinde çalışan üyeler bir masada toplanırlar.
Örneğin devlet tahvilleri masasında sekiz veya on ya da daha fazla zemin üyesi bulunabilir. Her komisyoncu, işaretini her zaman iş yaptığı zemin üyesine ya da operatörüne yollar. İşler yoğunlaştığında, komisyoncu two dollar broker denilen ve galeride serbest çalışan kimseleri de koşturabilir.
Parterre operatörleri iki türdür: (U) masasında uzmanlaştıkları değer türleri üzerinde işlemleri yürütenlere specialist, jobber ya da dealer gibi adlar verilir. Specia list, sözlük anlamında uzman, dealer ya da jobber muameleci’dir.
Dealer ve jobber, argodan borsa terminolojisine geçmiş sözcüklerdir. Odd-lot dealers, 100’lük paketler dışındaki perakende siparişlerle paket küsüratına ilişkin işlemleri yaparlar.
100’lük paketler de alıp sattıkları olur. Gelirleri perakende ya da kesirli siparişler için tahsil edilen ek komisyondur.
Limited orders ve stop-loss orders kayıtlarını tutan lar, specialist’lerdir. Specialist, limited orders ve stop loss orders’ı geldiği anda bir deftere saat ve dakikayı belirterek geçirir.
Borsa kuru, menkul değerlerin alınıp satıldığı fiyatlardır. Kurlar, her an değişebilir. Zeminden ve galeriden kurları ışıklı tablo üzerinde izlemek mümkündür.
Cari kur üzerinden alım ya da satım yapan specialist, gerçekleşen operasyonu miktar ve fiyatı belirterek bir kağıda yazar ve pnömatik (basınçlı) hava tüpüyle borsa merkezine yollar. Modern donanımlı borsalarda, pnömatik yerine elektronik cihazlar vardır. Fomül kağıdının gelmesiyle, yeni durum, kurları gösteren tabloya derhal yansıtılır.
Specialist ’in önemli bir görevi, arz ve talebi dengeleştirmektir. Bazı ülkelerde specialist kendi sermayesini kullanarak arz ve talebi dengeleştirmekle yükümlü tutulabilir.
Kurun belli olmadığı durumlara gelince...Komisyoncunun isteğine göre, jobber ya da specialist, bir alım satım fiyatını bildirmek zorunluluğundadır.
Örnek verelim: (K) fiirketinin hisse senetleri, bir gün önce 50 dolardan işlem görmüş olsun. Ertesi sabah, (Uk) masasındaki specialist’lerden bir tanesi 49,75’ten satın alabileceğini açıklarken, öbürleri daha düşük fiyat versinler.
Oysa komisyoncular 50,25’den satabileceklerini bildirmişlerdir. Bu takdirde Kotasyon 49,75 - 50,25’dir.
Kotasyon tablosunda yalnız fiyatlar gösterilir; arz ve talep miktarları belirtilmez. Ancak komisyoncu, (Uk) masasından arz ve talep edilen hisse senedi miktarlarını sorabilir.
(K) Şirketinin hisse senetlerinden 49,75 dolara birer paket almak isteyen üç komisyoncu ve 50,25’den birer paket satmak isteyen iki komisyoncu olsun. Talep 300, arz 200’dür. Tam ya da eksik Kotasyon, 49,75 - 50,25, 300 - 200’dür.
Arz ve talep edilen miktarları bilmek komisyoncu için önemlidir. Piyasanın eğilimi, arz ve talep edilen miktarlardan anlaşılabilir. Eğer talep yoğunsa piyasa sağlamdır. Arzın fazla olması ise zaaf göstergesidir.
Kur değişikliği, specialist’lerden ya da komisyonculardan birinin müdahalesiyle meydana gelir. Diyelim ki satıcılardan biri fiyatı 50,25’den 50,00’ye indirmiştir.
Bu kez “Kotasyon”, 49,75 - 50, 300 - 100 olur. Aradaki farkın daralması, operasyonu gerçekleştirmeye doğru bir adımdır. Specialist ya da komisyoncunun yeni fiyat önermesiyle, arz ve talebin denge noktasında Borsa kuru oluşur.
Borsa Spekülasyonu
a) Diyelim ki (A) şirketinin hisse senetleri 1 Haziran’da üç ay vadeli 95 dolara işlem görmektedir. Spekülatör, üç ay sonra hisse senedi kurulunun daha yüksek olacağını tahmin etmektedir. Borsa komisyoncusuna, üç ay vadeli 1000 hisse senedi alınmasını bildirir. Bu, 95.000 dolarlık bir operasyondur. Güvence olarak, komisyoncuya bir avans yatırılır. Devamlı bir müşterinin komisyoncuda bir cari hesabı vardır.
Üç ay sonra, birinci ihtimale göre, hisse senedinin fiyatı 95 doların üstüne çıkmıştır. 95 dolara aldığı senetleri spot market’te satacaktır. Masraflar çıktıktan sonra kalan meblağ onun spekülasyon kârıdır.
İkinci ihtimal, hisse senedi kurunun 95 doların altına düşmesidir. Bu takdirde dilerse hisse senetlerini zararına satabilir ve zarar daha önce komisyoncuya yatırdığı avanstan mahsup edilir. Ya da aynı işlemi bir uzatma işlemine tâbi tutar. Uzatmaya report denilmektedir. Report, ona fiyatlar yükselirse, zararını karşılamak hatta kâra çevirmek fırsatını sağlar. Hisse senedi yükselmezse ya da daha düşerse, uğradığı zarar da büyür.
b) Spekülatör (A) şirketi hisse senetlerinin düşeceğini tahmin ediyorsa, operasyonu ters yönde gerçekleştirir: Komisyoncuya bu kez üç ay vadeli satış yapılmasını bildirir. Üç ay sonra, fiyat 95 doların altına düşmüşse, kâr eder. Spot market’den ucuza aldığı hisse senetlerini 95 dolar üzerinden alıcıya teslim eder.
Borsada DeportBorsada vadeli satış yapmış kişilerin hesap günü taahhütlerini yerine getiremedikleri durumlarda başvurulan çözüm formülüne deport denilmektedir.
Bir örnek verelim: Diyelim ki (A) adında bir kişi üç ay vade ile 100.000 liradan Alpha şirketinin hisse senetlerini satmıştır. Vadeli satış yapanlar, genellikle borsa kurunun düşeceğini tahmin ederek fiyat farkından bir kazanç umanlardır.
Borsa, soyut bir pazardır. Vadeli satış anında (A)’nın elinde Alpha hisse senedi yoktur. Alıcının de senet bedelini ödeyecek likiditesi bulunmayabilir. (A), vade tarihi gelince ya da yaklaşırken spot marketten uygun fiyata alacağı Alpha hisse senetlerini teslim etmeyi öngörmüştür.
Ancak hesap gününde borsada Alpha hisse senedi arzı sıfır olabilir. Yani satılık Alhpa hisse senedi bulunmayabilir.
Böyle bir durumla karşılaşılınca, vadeli işleme aracılık eden firma devreye elinde Alpha hisse senedi bulunan ve adına (B) diyeceğimiz bir başka kişiyi sokar.
(B) bir spekülatör değildir ve hisse senetlerini de elden çıkarmak istememektedir.
Aracı firmanın yardımıyla çift operasyonlu bir çözüm gerçekleştirilir: (B) elindeki Alpha hisse senetlerini örneğin 105.000 liradan peşin parayla devreder.
Operasyonun bu ilk aşaması, (A)’ya taahhüdünü yerine getirmek ve üç ay önce satış yaptığı kimseye hisse senetlerini teslim ederek 100.000 liradan bedellerini tahsil etmek olanağını sağlar.
İkinci aşama, (B) ile (A)nın aralarında yaptıkları bir anlaşmadır. (A) hisse senetlerini elde edebilmek için bunları yakın bir zamanda iade etmek şartını kabul etmiştir.
Başka bir deyişle, 105.000 liraya aldığı Alpha hisse senetlerini bir ay sonunda 95.000 liradan geri alacaktır.
Deport’un (B)’ye sağladığı iki kazanç vardır: a) 105.000-95.000 liralık fiyat farkı; b) yaptığı peşin satıştan elde ettiği bedelin geri alım gününe değin faizi.
(A)’nın operasyondan zararlı çıkmaması, ikinci aşamada Alpha kurlarının 90.000 liranın altına düşmesiyle mümkündür. İade etmek koşuluyla aldığı hisse senetleri kurlarının 90.000 liranın üstündeki her değeri, onun hesabına bir kayıp olacaktır.
Borsada Primli Piyasa-maximumbilgi-
Bu piyasanın nasıl işlediğini bir örnekle açıklayalım: Diyelim ki bir kişi, yaptığı araştırmaya ya da kişisel bilgisine güvenerek, (A) şirketi hisse senetlerinin yakın bir tarihte yükseleceğini tahmin etmektedir.
Durumdan yararlanmak için bu hisse senetlerinden satın almayı düşünecektir. Ancak bekleyiş gerçekleşmezse ya da tersine (A) şirketi hisse senetleri düşerse, zarara uğramak ihtimali vardır.
Spekülatör, zarar ihtimalinden korunmak için primli piyasadan hisse senedi almayı tercih edecektir. Hisse senetlerini alırken vade gününden önce kur düşerse, belirli bir meblağ ödeyerek akdi feshetmek hakkını saklı tutacaktır. Örneğin bir ay vade ile tanesi 100 dolardan 200 tane hisse senedine angaje olurken, 1000 dolarlık bir para karşılığında vazgeçmek olanağını elinde tutacaktır.
Primli piyasa, anormal bir düşüşe karşı alıcının güvencesidir. Satıcının menfaati, elindeki değeri daha kolay ve daha yüksek bir fiyata satabilmesidir.
Primli piyasada alıcı ve satıcı birkaç tarih üzerinde de anlaşabilirler. İlk vade tarihinde alıcı taahhüdünü yerine getirmeyi menfaatine uygun görmezse, kararlaştırılmış tazminatı ödemekle beraber, opsiyonu sürdürebilir. Anlaşmayı ikinci, hatta üçüncü bir vadeye değin uzatabilir.


LinkBack URL
About LinkBacks


Alıntı Yaparak Cevapla
ve (b) bentlerinde sayılan sermaye piyasası faaliyetleri, münhasıran aracı kuruluşlar tarafından yürütülür. (m. 31/1)