• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
30 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    01-03-2006
    Mesajlar
    1,003
    Karizma Gücü
    0

    Bazi Önemlİ Hadİs Uyduruculari

    BAZI ÖNEMLİ HADİS UYDURUCULARI

    Peygamberimiz’in hadisleri, eğer Kuran-ı Kerim gibi dinin te-mel bir kaynağı ve her Müslüman’ın bilmesi ve uyması gereken bir esas olsaydı, Peygamber’imiz kendinden sonrakilere ulaşması için sahabeden bunların hem yazılmasını, hem ezberlenmesini isterdi. Peygamberimiz’in bunu istemek bir yana, hadislerin yazımı-nı yasakladığını daha önceki bölümlerde gördük. Eğer Peygam-ber’imiz bunların ezberlenmesini isteseydi, sahabenin Peygamber’e en yakın olanlarının; Ebu Bekir’in, Ömer’in, Osman’ın, Ali’nin, Zübeyr’in, Zeyd bin Sabit’in, Selman el Farisi’nin onbinlerce hadis nakletmesi beklenirdi. Oysa bu sahabelerin söylediği iddia edilen sözler çok azdır. Örneğin birazdan göreceğimiz hadis uydurucula-rından Ebu Hureyre’nin söylediği iddia edilen hadislerin üçte, dörtte biri bile dört büyük halife ve diğer önemli sahabelerin hepsinin söylediğinin toplamına birden atfedilmez. İşte bu Ebu Hurey-re’yi ve İsrailiyat adındaki Musevi hikayelerini ve Mesihhiyat adın-daki Hıristiyan hikayelerini dine sokan birkaç uydurucuyu bu bölümde inceleyeceğiz. Bunu yaparken bu hadis uydurucular çok fazla miktarda hadis naklettikleri için naklettikleri binlerce hadisin tümünün neden güvenilir olmadığını anlayacağız. Ayrıca hadisçilerin hadis toplarken, hadis nakleden kişileri söyledikleri kadar iyi incelemediklerini bu bağlamda anlayıp, böylece hadisçilerin tüm çalış-malarının da güvenilmez ve şüpheli olduğunu kavrayacağız. 4. Bölümde hadisleri incelerken Peygamber’i her görene sahabe denildi-ğini ve her sahabenin kesin adil ve doğru sözlü kabul edilip, her sahabeden her hadisin alındığını gördük. (Sahabe kelimesinin bu ta-nımı benimsenerek yaygınlık kazanmıştır. Sahabe kelimesini, sade-ce Peygamberimizin yakın çevresi için kullananlar da olmuştur.) Oysa Kuran, Peygamber’in döneminde birçok münafığın inanmadığı halde kendini inanmış gibi gösterdiğini, birçok zayıf inançlı, inancı oturmamış kişinin, inandıklarını söylemelerine rağmen Pey-gamber’e zorluklar çıkardıklarını haber vermektedir. Ne yazık ki yüzlerce Kuran ayetiyle çelişen, dine binlerce ilave yapan hadisçiler, bu ayetlerin manasını görmezden gelerek tüm sahabeyi tartışıl-maz ilan etmişler, hangi sahabeye uyulursa uyulsun kurtuluşun bu-lunacağını söylemişlerdir. Oniki İmamın masum ilan edilmesinde Şiiler’in hatasını çok iyi tespit eden Sunniler, ne yazık ki bütün bir nesli, hem de Kuran’ın birçok ayetiyle eleştirdiği kişilerin ve hatta münafıkların da içinde bulunduğu belirtilen bir nesli toptan tartışıl-maz ilan ederek, Şiiler’den çok daha büyük bir hataya düşmüşler ve Şiiler’e getirdikleri doğru eleştiride bile gülünç olmuşlardır. Gelin sahabe damgasıyla mühürlendiği için her sözüne itibar edilmiş olan ve mevcut binlerce hadisi olan Ebu Hureyre’yi inceleyelim ve bu zihniyetin bizi nereye, nasıl götürdüğünü anlayalım.

    EBU HUREYRE’YE GüVENİLMEZSE TüM HADİS KİTAPLARI GüVENİLMEZ OLUR

    Ebu Hureyre’nin Müslüman olmadan önceki hayatı hakkında kendi anlattıklarından başka bir şey bilinmez. Müslüman olduktan sonra fakirliğinden dolayı Ashabı Suffe’den olduğu bilinir. Müs-lim’in Fezailus Sahabe’deki 159. Bölüm’ünde Ebu Hureyre’nin sırf karın tokluğuna Peygamber’le beraber olduğu anlatılır. İbn Hazm sırf Baki bin Mahled’in müsnedinde Ebu Hureyre’ye ait 5374 hadis olduğunu söyler. Buhari bunlardan 446’sını kitabına almıştır.

    Ebu Hureyre’nin anlattıklarından, en çok korktuğu kişinin Hz. Ömer olduğunu görüyoruz. Hz. Ömer’in Ebu Hureyre’yi hadis naklinden dolayı tehdit ettiği ve tartakladığı hadis kitaplarında an-latılır. Ebu Hureyre: “Size naklettiğim şu hadisleri Ömer zamanın-da anlatsaydım değneği ile beni döverdi.” der (Ez Zehebi – Tezki-retul-Huffaz). Ebu Hureyre’nin şöyle dediği geçer: “Ömer ölünceye kadar Allah’ın Resulu buyurdu diyemezdik.”(Müslim, Sahihi Müslim, 1. cilt, sayfa 34). Müslim’i eğer görebilseydik kendisine şöyle sorardık: Ey Müslim, sen Sahihi Müslim diye tüm hadislerinin doğru olduğunu iddia ettiğin bir kitap yazdın, cerh ve tadille ki-tabında hadis nakledenleri incelediğini söyledin. Ebu Hureyre’yi kendin de görmemene rağmen, onu gören ve halife olan Hz. Ömer’in onu yalancılıkla ithamını, Ebu Hureyre’nin şüpheli bir şa-hıs olması için neden yeterli görmedin? Demek ki senin sahih de-diğin hadisler bu kadar sağlam temellere dayanıyor. Ne yazık ki Müslim de tüm sahabenin yıldızlar gibi olup, hangisine olursa olsun uyulabileceği şeklindeki asılsız inanca kanmış. Veya Ebu Hureyre ve diğerlerine gerçekte sıkı ölçüler uygulasa elinde hiçbir ha-dis kalmayacağını gördüğü için ve de özellikle Ebu Hureyre’den hatırı sayılır derecede çok hadis geldiği için, bu açık gerçekleri görmezlikten gelmiş. Ebu Hureyre’yi yalancılıkla suçlayan bir tek Hz. Ömer değildir. Hz. Aişe’nin de onu defalarca suçladığını Ebu Hu-reyre’ye sahip çıkan hadis kitaplarında bile görebiliriz. Hz. Aişe Ebu Hureyre’ye: “Sen Peygamber’den duymadığım hadisler rivayet ediyorsun!” dediğinde ona edepsizce bir cevap verir: “Ayna ve sürme seni Peygamber’le ilgilenmekten uzak tuttu.”(Zehebi, Siyeru Alemin Nubela 2. cilt, sayfa 435). Hz. Ali şöyle demiştir: “Yaşayanlar arasında Allah Resulu’na en fazla yalan isnad eden Ebu Hurey-re’dir.”(İbni Ebul Hadid, Şerhu Nehcul Belağa, 1. cilt, sayfa 360). Yine Hz. Ali onun “Sevgili dostum bana haber verdi ki” diye Pey-gamber’den bahsettiğini duyunca: “Peygamber ne zaman senin sevgili dostun oldu?” demiştir. İbn Mesud gibi meşhur bir sahabe ise onun “Ölü yıkayan ve taşıyan kişi abdest alsın.” sözünü kabul etmeyerek hakkında ağır sözler söylemiş ve sonra şöyle demiştir: “Ey insanlar, ölülerinizden dolayı necasete (pisliğe) bulaşmazsınız.”

    ATIN KANDIRILMASI HZ. ÖMER’İN KÖTEĞİNDEN DAHA MI ÖNEMLİ?

    Hadisçilerin hadis nakledilen kişilerin doğruluğunu tespit etmek hususunda ne kadar titiz oldukları şu hikayeyle anlatılır: “Meşhur bir hadisçi, kendisinden hadis naklettiği bir kişiyi görmek için onun bu-lunduğu yere seyahat etmiş. O yere vardığında, bu kişinin atına yiyecek verecekmiş gibi yapıp atı çağırdığını ve sonunda ata yiyecek vermediğini görmüş. Atı kandıran insanları da kandırabilir diye onun naklettiği hadisi almamış.” Bu hikayeyi dinleyen bizlerin “Aman hadisçiler ne titizmiş!” deyip, onların yalancı hiç kimseden söz almadıklarını, böylece naklettikleri hadislerin ne kadar güvenilir olduğunu görmemizi umarlar. Buraya kadar birçok yerde hem sebebi, hem de sonucu ile hadislerin nasıl uydurmalarla karıştığını gösterdik. İleri sürülen bu mantık hiç şüphesiz geçersizdir. Yüzbinlerce hadisten hadislerini seçtiğini söyleyenlerin bu şundan, şu ondan, o öbüründen şeklinde giden hadislerin nakilcilerinin önemli kısmı ha-dis kitapları toplandığında vefat etmişti. Geri kalanların çoğu ise İslam coğrafyasının dört bir yanına dağılmıştı. Bunların hepsini ziyaret etmek ve doğru sözlü olduklarını tespit etmek özellikle o dönemin ulaşım şartları düşünülürse mümkün değildir. Ziyaret mümkün olsaydı bile, bu kısa ziyaretler bir insanın ne kadar doğru sözlü oldu-ğunu tespit için elbette ki yetersizdir. Herhalde her hadisçi atını kandıran bir hadis nakilcisini tespit edecek kadar şanslı değildi! Bizim örneğimiz olan Ebu Hureyre’ye gelecek olursak; atını kandıran hadis nakilcisini kabul etmemekle hava atan hadisçiler, Hz. Ömer ve Hz. Ali gibi iki halifenin yalancılıkla itham ve dayaklarına, Peygam-ber’in hanımı Hz. Aişe’nin bu şahsın izahlarını reddine rağmen na-sıl kendisini kabul ediyorlar? Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Aişe’nin bu ta-vırları atın kandırılmasından daha mı az önemli?

    Hz. Ömer’in Ebu Hureyre’yi atadığı valilikten hırsızlıkları nedeniyle geri çağırttığı anlatılır. Hz. Ömer Ebu Hureyre’ye hitaben: “Seni Bahreyn’e vali yaptığımda ayağında bir çift ayakkabı yoktu. Sonra duydum ki sen 1000 dinara, 600 dinara atlar satın almışsın. Sen Bahreyn’in en ücra köşesinden, insanlar vergilerini, Allah ve Müslümanlar için değil de, senin için versinler diye mi geldin?” der (Zehebi, Siyer). Ebu Hureyre’nin bizzat kendisinin aktardığı bir hadiste ise Hz. Ömer ona şöyle demiştir: “Ey Allah’ın ve Kitabının düşmanı! Allah’ın malını çaldın değil mi? Yoksa senin on bin dina-rın nereden olacak?” (İbni Sa’d, Tabakat, 4. cilt, sayfa 59). Ne ya-zık ki Ebu Hureyre Hz. Ömer’in kendisine çıkışmalarını böyle an-latır, ama hadisçiler Hz. Ömer’in bu çıkışlarına rağmen Ebu Hu-reyre’yi birinci dereceden güvenilir kabul edip, en çok hadisi ondan naklederler. Bir de cerh ve tadil ilmiyle güvenilmeyen hiçbir kimseden hadis nakletmediklerini söylerler. Hz. Ömer’in “Allah’ın ve Kitabı’nın düşmanı” ilan ettiği şahsı en güvenilirler arasında kabul eden hadisçilerin, cerh ve tadil uygulamalarının ne kadar titizlikle yapıldığı görülmektedir.
    .

  2. #2
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    NE KADAR YALANLARLA DOLU, KASITLI HAZRETİ ÖMER DÜŞMANLIĞI YAPILAN VE HADİSLERİN GÜVENİLMEZLİĞİ HAKKINDA İNSANLARI ŞÜPHEYE DÜŞÜRMEYE ÇALIŞILMIŞ BİR YAZI. eHLİ SÜNNET DÜŞMANLARI BU TÜR YAZILARA KENDİLERİDE İNANMASALARDA SIRF ÇAMUR AT İZİ KALIR TAKTİĞİYLE KULLANIYORLAR.

    Bu yalncılar işlerine gelince hadisi delil gösterirler, gelmeyince de hepsi uydurma derler. Bunların en bariz hile ve taktiği, olmuş bir olayı bozarak, Bektaşi gibi bir kısmını alıp diğer kısmını almayarak yarım anlatırlar. Olmamış bir şeyi, iftira ve yanlış olduğu hemen bilineceği için pek anlatmazlar. Ama olmuş olayı değiştirerek, yarısını alıp yarısını gizleyerek anlatıp, müslümanların şüpheye düşmesine çalışırlar. Hainler bu taktikleriyle çok insanı da kandırmışlardır. Bunları iyi tanıyıp tuzaklarına düşmemeli.

    Bu tip işlere en çok alet olanlar din öğreniminden devlet eliylede olsa uzak tutulan Aleviler olmuştur. Bunları kendisi için ehli sünnete ,islama silah olarak kulanmayı düşünen ve elinde tutmak isteyenler aleviler çok kötülük yapmış ve cahil kalmasına sebep olmuştur. Alevi dedeleride sıksık bundan şikayet etemekte alevileri herkesin bu tip işlerde kullanmak istediğini söylemekte alevilerin din bilgilerinde cahil kaldığından şikayet etmektedirler. Alevilerin islamın temellerine saldırıda islam düşmanlarına alet olmamalarını tavsiye ediyorum. (buradan her alevinin bir maşa olarak kullanıldığını söylemek istemiyorum,konuyu hemen saptırmayın.)

  3. #3
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    vatandaş kaynağını vermeyi unutmuş ama biz hangi siteden alıntı yaptığını biliyoruz.
    Sayın tokatlı acaba yüzlerce prof. katkıları ile oluşturulmuş olan tdv(türkiye diyanet vakfı) ansiklopedisinde ebu hureyre(hz) başlığını hiç açıp okudunuzmu.
    yoksa yazarı veya yazarları bile belli olmayan ve ismini reklam olmasın diye vermediğim bir kitabı kendinize destek olarak alıyorsunuz. Önce gidin biraz araştırma yapın sonra çıkar buralara kopyala-yapıştır yaparsınız.
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    01-03-2006
    Mesajlar
    1,003
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı termit tarafından gönderildi.
    NE KADAR YALANLARLA DOLU, KASITLI HAZRETİ ÖMER DÜŞMANLIĞI YAPILAN VE HADİSLERİN GÜVENİLMEZLİĞİ HAKKINDA İNSANLARI ŞÜPHEYE DÜŞÜRMEYE ÇALIŞILMIŞ BİR YAZI. eHLİ SÜNNET DÜŞMANLARI BU TÜR YAZILARA KENDİLERİDE İNANMASALARDA SIRF ÇAMUR AT İZİ KALIR TAKTİĞİYLE KULLANIYORLAR. Bu yalncılar işlerine gelince hadisi delil gösterirler, gelmeyince de hepsi uydurma derler.
    ben asla hadis delil gostermedim bu bir.
    ikincisi: Hz.Muhammed (sav.) oldukten sonraki olayları hic bilmedigin belli.
    vatandaş kaynağını vermeyi unutmuş ama biz hangi siteden alıntı yaptığını biliyoruz.
    Sayın tokatlı acaba yüzlerce prof. katkıları ile oluşturulmuş olan tdv(türkiye diyanet vakfı) ansiklopedisinde ebu hureyre(hz) başlığını hiç açıp okudunuzmu.
    yoksa yazarı veya yazarları bile belli olmayan ve ismini reklam olmasın diye vermediğim bir kitabı kendinize destek olarak alıyorsunuz. Önce gidin biraz araştırma yapın sonra çıkar buralara kopyala-yapıştır yaparsınız.
    diyanetin sunni bir kurum oldugunu herkez biliyor adam kendi anandıgı seye yalan diyemez ya.
    Yalanlarla dolu birkac kitabı kaynak olarak gosterip millete dinini yanlıs ogreten bir kurum orası.
    .

  5. #5
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    vay be diyanet neymişte bizim haberimiz yokmuş.Pekala söylesene ne ve kim olduğunu bilmediğimiz bir yazarlar güruhu(artık hangi kişi veya kurumlara hizmet ediyorlarsa) na güvenen siz. Açıp okuma ihtiyacı bile hissetmediğiniz ve herhangi bir sağlam dayanağınız olmadığı halde yüzlerce prof. oluşturduğu bir kaynağı köşeye atıyorsunuz.ya.
    hani milleti mezhep taasubluğu ile suçluyordunuz ya sizini ki taassubunda ötesinde bir şey
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

  6. #6

    Kayıt Tarihi
    01-03-2006
    Mesajlar
    1,003
    Karizma Gücü
    0
    bu kişi yıllarca arastırma yapmıs ve mezhepcilerin tezlerini bir bir curutmustur.
    konu haklkında dusuncen varsa yaz. sana su Mevlana ya ait sozu soylemek istiyorum:
    Biliyorsan konus ilham alsınlar, bilmiyorsan susta adam sansınlar.
    .

  7. #7
    burakyesilcay adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-09-2005
    Mesajlar
    1,153
    Karizma Gücü
    0
    Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste Copy-Paste

    ..........................
    En iyisi Format C:\(kelle)
    TürkYaşam Tavsiyesi: Görüşlerinden Dolayı Karşı Tarafı Damgalayan Öküzlerden İnsanlık Namına Uzak Durun...

    Alıntı M. Fetullah Gülen tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Yeryüzünde Müslümanın Saçı-Sakalı ile Uğraşıyorlar, Benim Şerefimle Uğraşmışlar Çok mu?..
    Zamanında Yöremize Halkı İrşad İçin Gelen Ancak Dilediğini Yapamayan Alimin Sözleri: "Ben Körler Çarşısında Ayna Satmışım, Keller Pazarında Tarak Satmışım" Nice Körler Varda, Bakar Kör


    Yüzyılın Sorusu Karga Hristiyan mı Müslüman mı? Cevabı 2 Ay Sonra

  8. #8
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı tokatli tarafından gönderildi.
    bu kişi yıllarca arastırma yapmıs ve mezhepcilerin tezlerini bir bir curutmustur.
    konu haklkında dusuncen varsa yaz. sana su Mevlana ya ait sozu soylemek istiyorum:
    Biliyorsan konus ilham alsınlar, bilmiyorsan susta adam sansınlar.
    Kimmiş bu yoksa edip yüksel mi.Hangi tezleri çürütmüş.Daha sana onlarca kez sormama rağmen adamın kitabında bulup buraya hikmet in manasını yazamadın.niye ne oldu yoksa onları görmemişmi.Senin çürüttüğü dediğin şeyler hakkında o kadar çok şey varki.Sana dediğim üzere tdv nin ansiklopedisine bak doyurucu bir içerik içeriyor.Ama sen sadece zatın dediklerini doğru kabul ediyorsun.Biraz kendin oku araştır.İstersen zahmet etme öyle tek tek taşımaya kitabı hepsini buraya yapıştır veya linkini ver.
    Ata sözümü istiyon."Tencere dibin kara,seninki ben den kara"
    ha bu arada mevlana nın hayatını ve eserlerini okuda ibre al biraz bakalım o da sizin hedef tahtanızın önündemi duruyor görürsün.
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

  9. #9
    NO_ESCAPE+
    Ziyaretçi
    Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.

    Tirmizi, Es Sunan, K. İlm 11

    Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığı-nız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.”

    El Hatib, Takyid 33

  10. #10
    termit adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    01-03-2005
    Mesajlar
    475
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı NO_ESCAPE+ tarafından gönderildi.
    Allah’ın elçisinden sözlerini yazmak için izin istedik, bize izin vermedi.

    Tirmizi, Es Sunan, K. İlm 11

    Biz hadis yazarken Hz. Peygamber yanımıza geldi ve “Yazdığı-nız şey nedir?” dedi. “Senden işittiğimiz hadisler” dedik. Hz. Peygamber: “Allah’ın kitabından başka kitap mı istiyorsunuz? Sizden evvelki milletler Allah’ın kitabı yanında başka kitaplar yazdıkları için yoldan çıktılar.”

    El Hatib, Takyid 33
    Hadis-i şeriflerin yazılması
    Sual: Bir genç, (Kütüb-i sitte ve daha bir çok hadis kitapları, hadisleri toplamışlar. Halbuki, Peygamber, (Benim hadislerimi yazmayın. Kim benden bir hadis yazmışsa, onu imha etsin) diye bildiriyor. Peki, âlimleriniz ne diye peygamberin bu sözüne uymamışlar da ciltlerle hadis kitapları yazmışlar?) diyor. Bunlara nasıl cevap vermeli?
    CEVAP
    Böyle sözler, hadislere inanmayan, “Peygamber postacı idi, Kur’anı getirmekle vazifesi bitti” diyen din düşmanlarının iddiasıdır. O kadar hadis âlimi geldi, fıkıh âlimi, tefsir âlimi geldi, hiç birisi bunu bilmiyor muydu? İslam âlimleri din düşmanı mı idi de, Resulullahın sözlerine uymadılar? Böyle bir soruyu samimi bir Müslüman soramaz.

    Bunlar, işlerine gelince hadisi delil gösterirler, gelmeyince de hepsi uydurma derler. Bunların en bariz hile ve taktiği, olmuş bir olayı bozarak, Bektaşi gibi bir kısmını alıp diğer kısmını almayarak yarım anlatırlar. Olmamış bir şeyi, iftira ve yanlış olduğu hemen bilineceği için pek anlatmazlar. Ama olmuş olayı değiştirerek, yarısını alıp yarısını gizleyerek anlatıp, müslümanların şüpheye düşmesine çalışırlar. Hainler bu taktikleriyle çok insanı da kandırmışlardır. Bunları iyi tanıyıp tuzaklarına düşmemeli.

    Şu husus da iyi bilinmeli ki, Peygamber efendimiz bütün hadis-i şeriflerini en son günde, hepsini bir anda söylemedi. 23 sene boyunca söyledi. Çeşitli olaylara göre, şahıslara göre, şartlara göre söyledi. Rahmet olması için, aynı hususta farklı söylediği de olurdu. Bu yüzden hadis-i şeriflerin ne zaman ve niçin söylendikleri de önemlidir. Din 23 sene boyunca yaşanarak bildirildi. Bazı emir ve yasaklar zamanla farz veya haram oldu. Bir şey haram olmadan ki durumları anlatan hadisleri yazıp, bak Resulullah böyle buyurdu demek dini içten yıkmaya çalışmaktır. Veya farz olmadan ki durumları anlatıp, bak böyle yapılırdı, demek ki sonradan mezhepler bunu haram etmiş demek hainliktir. Ayrıca, farklı hadis-i şerifleri görünce, birbirine tenakuz zannetmemeli, onları bize bildiren ehl-i sünnet âlimlerine suizan etmemeli. Hadis âlimleri bunları hâşâ bilmiyor muydu?

    İslam âlimlerinin kitaplarının bozuk olduğunu söyleyenin, aklından ve dininden şüphe olunur. Çünkü bu kimse, Resulullahı ve Eshab-ı kiramdan hiçbirini görmediğine göre ilmini nereden öğrendi? Bir şeyler öğrendi ise, İslam âlimlerinin kitaplarından öğrenmiştir. O âlimlerin kitaplarına bozuk derse, kendisi doğru yolu nereden bulmuştur?

    İlk zamanlarda, ölenlerin çoğu müşrik olduğu için, kabir ziyareti yasak edilmişti. Daha sonra, müminler de ölünce, (Daha önce kabir ziyaretini yasaklamıştım, şimdi ziyaret edin) buyuruldu. Tesettür emri sonradan geldi, içki sonradan yasak edildi. Bunun gibi, daha önce Kur’an-ı kerim yeni inerken, âyetlerle hadislerin karışmaması için, hadis-i şeriflerin yazılması yasaklanmışsa da, daha sonra yazılması emredildi. Bunu istismar ediyorlar.


    Diyanet İşlerinin, (Sahih-i Buhari muhtasarı tecrid sarih) tercümesinin önsözünde özetle deniyor ki:

    İlmi talep etmek her Müslümana farz olduğu gibi, ilmi neşretmek de böyledir. Hadis-i şerifte de, hikmetin, müminin kaybolmuş malı olduğu, nerede bulursa, derhal alması gerektiği bildirilmiştir. Ayrıca,
    (Burada olanlarınız, burada olmayanlara tebliğ etsinler! Belki de, kendilerinden daha anlayışlı birine tebliğ etmiş olabilirler. Sözlerimi işitip belledikten sonra, başkalarına aynen aktaranın Allahü teâlâ yüzünü ağartsın) [Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace, Darimi, İ. Ahmed] hadis-i şeriflerine uyan âlimler, dini yaymaya çok gayret göstermişlerdir.

    Hz. Ebu Zer-i Gıfari’nin, (Kılıcı enseme dayasanız, Resulullahtan duyduğum bir sözü, başım kesilinceye kadar tebliğe vakit bulacağımı bilsem, o sözü muhakkak size yetiştiririm) sözleri, hadis ilmine verilen önemi göstermektedir. Kur’an ilk nazil olurken, âyetlerle karışmasın diye, (Kur’andan başka benden bir şey yazan onu imha etsin) buyurulmuştu. Daha sonra Kur’anı ezberleyenler çok olduğu için, hadis-i şeriflerin de yazılması emredildi.

    Abdullah bin Amr bin As, her hadisi yazar, Resulullah efendimiz buna mani olmazdı. Hatta bazıları, (Sen her şeyi yazıyorsun. Ama Resulullah da insandır. Öfkeli iken de söz söyler) dediler. Durumu Resulullaha arz edince, mübarek parmağını ağzına götürüp, (Yaz! Allah’a yemin ederim ki, bu ağızdan hak sözden başkası çıkmaz) buyurdu. (Ebu Davud, Hakim)
    Şu âyet-i kerime de aynı mealdedir:
    (O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]

    Bir sahabi, hadis-i şerifleri ezberleyemediğini arz edince, Resulullah efendimiz, yazarak muhafaza etmesini isteyip, (Sağ elinden yardım iste) buyurdu. (Tirmizi)

    Rafi bin Hadic hazretleri, (Sözlerinizi yazalım mı ya Resulallah?) diye sorunca, ona da (Evet yazın) buyurdu. (Rame hürmüzi)

    Yine hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Hadislerimi senedi ile birlikte yazın. Eğer o hadis doğru ise ecirde ravi ile ortak olursunuz. Eğer yanlış ise, onun vebali isnat edilen ravinin üzerine olur.) [Hakim, Ebu Nuaym]

    (Benden hadis yazana, o hadis devam ettikçe, sevap yazılmaya devam edilir.) [Hakim]
    (Benden hadis bildirin. Ama bana yalan isnat eden Cehenneme hazırlansın.) [Müslim]

    (Affolmak niyetiyle, 40 hadis yazana, Allahü teâlâ şehit mertebesi verir.) [İbni Cevzi]
    (Geriye kırk hadis bırakarak ölen, Cennette arkadaşımdır.) [Deylemi]

    (Hadisimi dinleyip hıfz eden ve ona tutunan, mahşerde Kur’anla haşrolur. Hadisime önem vermeyen de, Kur’anı hor görmüş olur. Kur’anı hor gören de, dünya ve ahirette hüsrana uğrar.) [Ebu Nuaym, Hatib]

    (İlmi talep etmeye koşun. Sadık bir kimseden işitilecek bir hadis-i şerif, dünya ve dünya hazinelerinin hepsinden daha hayırlıdır.) [İ. Râfi’î]

    (Kendine fayda veren iki hadis bile öğrenip, onları başkasına da öğreten ve onlardan faydalanan, altmış yıllık ibadetten daha fazla sevap alır.) [Deylemi]

    (Allah’ım, hadislerimi ve sünnetimi başkalarına nakleden ve onları insanlara öğreten halifelerime rahmet eyle.) [Taberani]

    (Bir sünneti ayakta tutmak veya bir bid’ati yok etmek için ümmetime bir hadis nakleden Cennettedir.) [Ebu Nuaym]

    (Size ilim öğrenmek için bazı insanlar geldiği zaman “Resulullahın tavsiye ettiği ilmi öğrenmeye hoş geldiniz” deyin ve sorularını cevaplandırıp, problemlerini çözün.) [İbni Mace]

    (Benden duyduklarınızı tebliğ edin. Beni İsrail’den bildirdiklerimi de anlatın. Yalnız bana, bilerek yalan isnat eden kimse Cehennemdeki yerine hazırlansın.) [Tirmizi]

    (Benim hadisimi duyup da ezberleyene Allah rahmet etsin.) [Taberani]
    (Burada olanlar, olmayanlara sözlerimi tebliği etsin, duyursun.) [Buhari]
    (İlmi yazı ile bağlayınız!) [Hakim]

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •