• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
64 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7

    Başarılı Bir gün Peygamber kapınızı çalsa...Haşmet Babaoğlu

    Bir gün Peygamber kapınızı çalsa...




    Yıllardır internette dolaşan, kimi meclislerde sık dile getirilen bir metin var; şiir gibi etkileyici bir metin...

    Metnin yazarının kim olduğunu ne ben çözebildim bugüne kadar ne de başkası. Özgün halinin İngilizce olduğu rivayet ediliyor.

    "Hz. Peygamber size gelse" başlığı taşıyor bu metin. Görünürde bir merakı dile getiriyor, bir merakı sorguluyor.

    Ve şöyle başlıyor...

    "Bir gün Peygamber ziyaretinize gelse,
    Yalnızca birkaç günlüğüne çalsa kapınızı,

    Merak ediyorum neler yapacağınızı..."

    Bunu okuduğunuz anda, inancı sıkı veya gevşek nasıl biri olursanız olun hafiften sarsılıyorsunuz.

    Gerçekten de ne yaparız Peygamber kapımızı çalıverse! Hele O'nu dilinden düşürmeyen ama bir yandan da hayatın harala gürelesi içine "düşen"ler nasıl bir telaşa kapılırlar acaba?

    Ancak bu şiirimsi metni yazan aslında neler yapacağımızdan emin. Diyor ki...

    "Biliyorum

    Böylesine şerefli bir konuğa en güzel odanızı açacağınızı,

    Ona sunacağınız yemeklerin en iyisi olacağını,

    Ve inandırmaya çalışacağınızı,

    Onu evinizde görüyor olmaktan mutluluk duyacağınızı;

    Fakat söyleyin bana,

    Evinize doğru gelirken gördüğünüzde,

    O'nu hemen kapıda mı karşılayacaksınız?

    Yoksa içeri almadan önce, aceleyle,

    Bazı dergileri, gazeteleri çarçabuk saklayıp

    Yerine Kur'an'ı mı koyacaksınız? "

    Diyor ki...

    "Peki ya dünyalık müziğinizi, kasetlerinizi de saklayacak mısınız?

    Ve bunun yerine ortalığa,

    Kitaplığınızın raflarında tozlanmış,

    Hadis kitapları mı çıkaracaksınız?

    Hemence içeriye girmesine izin verecek misiniz?

    Yoksa telaşla ne yapayım diyerek,

    Sağa sola mı koşturacaksınız?"

    Diyor ki...

    "Tanıştırmaktan onur duyacak mısınız en yakın arkadaşınızı onunla?

    Yoksa hiç karşılaşmamalarını mı umardınız,

    Peygamberin ziyareti bitene dek birbirleriyle?

    Şimdi söyleyin açık yüreklilikle,

    Onun kalmasını ister misiniz sizinle?

    Sonsuza dek, hep birlikte...

    Yoksa rahat bir nefes mi alacaksınız,

    Ziyareti bitip gittiğinde?"



    ***

    Kabul edelim ki çok etkileyici bir sorgulama bu!

    İnananların kendilerini hep eksik, hep kusurlu görme (ama alttan alta da kendilerini değil de çağı suçlu çıkarma) eğilimini destekleyici mahiyette bir etkisi var.

    Ve adım gibi eminim ki, bu metin şimdi Mevlit Kandili ve Kutlu Doğum Haftası nedeniyle yine internette sık sık karşımıza çıkacak, e-mektup yoluyla ondan ona dolaşacaktır.

    Yalnız namazında niyazında olanlara değil, belki daha çok da benim çevremden insanlara; yani az çok bu manevi iklimi soluyan ama kafası hep bulanık kalanlara ulaşacaktır.

    O yüzden, belki "senin üzerine vazife değil ki" diyeceksiniz bana ama konuyla ilgili bir iki satır not düşmek istiyorum şu köşeye...

    Çünkü bu gönül çalan, inananları hemen etkileyen metnin ciddi sorunları var.


    ***

    Asrı Saadet, bazılarının uzaktan uzağa sandığının aksine aynı bugün gibi insani ve toplumsal eksikler, kusurlar, hınçlar, nefretler, düşmanlıklar, ayrılıklar, açgözlülükler ve yalan imanların iktidarıyla doluydu.

    Merak eden açar kitapları okur, okuyunca da şaşkınlıktan küçük dilini yutar.

    O çağı "saadetli" kılan O'nun varlığıydı.

    O'nun yaşadığı bir dönemde yaşamak, aynı vakti ve atmosferi solumaktı saadet...

    "Peygamber ziyaretimize gelse ne yapardık?" diye dövünmeye kalkışmadan önce bunu bilmek gerekir. O, içerisinde hangi rüzgarlar esiyor olursa olsun, ziyaretinin değerini bilen her evin değerini vermişti!

    O'nu yakından tanıyanların deyişiyle "umanı umutsuzluğa düşürmeyen, güleryüzlü, yumuşak huylu, asla bağırıp çağırmayan" Peygamber'in ziyaret ettiği bir eve "bakalım içeride ne kusurlar ne sapkınlıklar göreceğim" fikri ve duygusuyla gireceğini hayal etmek ve ettirmek yanlıştır.

    Ziyaret edilenler açısından da asıl olan O'na gönüllerini açmalarıdır. Yoksa yalancıktan çeki düzen verilmiş evlerini değil...

    Korkuya, telaşa ne gerek var?

    Huysuzluğa, karamsarlığa ne gerek var?

    Gelen Peygamber...


    ***

    "Bir an önce gitmesini isteme" konusuna gelince...

    Kimsenin bu konuda başkası yerine konuşma, bu soruyu siyasal-toplumsal bir sorgulama haline getirme hakkı yok.

    Çünkü...

    Gelen "sevgili"yse eğer, kim gitmesini ister?

    vatan
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

  2. #2
    Vakt-i_Saadet adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-03-2006
    Mesajlar
    131
    Karizma Gücü
    0
    yani demişki siz devam edin bişey olmaz gazete ve dergilerin yerine kuranı koymanıza gerek yok demek istemiş işte...
    ŞARKIMIZ

    Kırılırda birgün bütün dişliler,
    Döner şanlı şanlı çarkımız bizim.
    Gökten bir el yaşlı gözleri siler.
    Şenlenir evimiz barkımız bizim.

    Yokuşlar kaybolur çıkarız düze.
    Kavuşuruz sonu gelmez gündüze.
    Sapan taşlarının yanında füze,
    Başka alemlerle farkımız bizim.

    Kurtulur dil,tarih,ahlak ve iman.
    Görürleri nasılmış neymiş kahraman.
    Yer ve gök su vermem dediği zaman,
    Her tarlayı sular arkımız bizim.

    Gideriz nur yolu izde gideriz.
    Taş bağırda, sular dizde, gideriz.
    Bir gün akşam olur, bizde gideriz.
    Kalır dudaklarda şarkımız bizim.

    Necip Fazıl Kısakürek


    '' Bir Ülkenin Gücü Tankı,Topu,Tüfeği Değil ; İmanlı Gençliği'dir ''

    Prof.Dr.Necmettin Erbakan

  3. #3
    LongingFORaLİFE adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-02-2008
    Mesajlar
    3,254
    Karizma Gücü
    5
    Bu benim kendimi tükettiğim hissine kapıldığım aynı zamanda okurken heycandan öleceğimi sandığım bi şiir.

    Tek derdim peygamber efendimizin Onun kardeşlerim diyerek şereflendirdiği ümmetinin yaşantısını görerek üzülmesi ....buna rağmen geldiğini hayal etmekten alamıyorum kendimi.....ah bir gelseee....onu gördüğüm an unuturum sanırım tüm tereddütlerimi ....ne kaset gelir aklıma ne gazete....
    Bu mesaj en son " 12.02.08 " tarihinde saat 03:55 itibariyle LongingFORaLİFE tarafından düzenlenmiştir...

  4. #4
    aikon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2004
    Mesajlar
    703
    Karizma Gücü
    8
    Gelsede hiç gitmese, gidecekse de benide götürse gittiği yere
    Allahı bulan neyi kaybeder ki, kaybeden neyi bulabilir ki


    TÜRKYAŞAMFENERBAHÇELİLE
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!

    1907-2007

  5. #5
    aktifus adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2008
    Mesajlar
    34
    Karizma Gücü
    0
    Bırak içimizden birine gelmeyi, dünyada peygamberlik diye birşeyin olduğunu bilen kaç memleket var?

    Türklerin alayına gelmiş mi peygamber benim evime gelecek?

    Hadi türkleri geç, japonlar, hintliler, koca çin? Nerde oranın peygamberleri?

    Ama asıl konu şu ki. Bugün birisi çıkıp ben peygamberim Tanrı ile konuşuyorum dese ne yaparız? Bakırköy dimi? Evet.

  6. #6
    aikon adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2004
    Mesajlar
    703
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı aktifus tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bırak içimizden birine gelmeyi, dünyada peygamberlik diye birşeyin olduğunu bilen kaç memleket var?

    Türklerin alayına gelmiş mi peygamber benim evime gelecek?

    Hadi türkleri geç, japonlar, hintliler, koca çin? Nerde oranın peygamberleri?

    Ama asıl konu şu ki. Bugün birisi çıkıp ben peygamberim Tanrı ile konuşuyorum dese ne yaparız? Bakırköy dimi? Evet.
    Arkadaşım her ırka peygamber gitmiştir.
    bu zamanda biri çıkıp ben peygamberim derse ya sahtekardır, yada Akıl hastasıdır.
    Allahı bulan neyi kaybeder ki, kaybeden neyi bulabilir ki


    TÜRKYAŞAMFENERBAHÇELİLE
    Hep DESTEK
    Tam DESTEK!!

    1907-2007

  7. #7
    aktifus adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-02-2008
    Mesajlar
    34
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı aikon tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Arkadaşım her ırka peygamber gitmiştir.
    bu zamanda biri çıkıp ben peygamberim derse ya sahtekardır, yada Akıl hastasıdır.

    Öylemi arkadaşım,

    Kimdir türklerin peygamberi?

    Kuru kuru sallayın bakalım.

  8. #8
    LongingFORaLİFE adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-02-2008
    Mesajlar
    3,254
    Karizma Gücü
    5
    Alıntı aktifus tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Bırak içimizden birine gelmeyi, dünyada peygamberlik diye birşeyin olduğunu bilen kaç memleket var?

    Türklerin alayına gelmiş mi peygamber benim evime gelecek?

    Hadi türkleri geç, japonlar, hintliler, koca çin? Nerde oranın peygamberleri?

    Ama asıl konu şu ki. Bugün birisi çıkıp ben peygamberim Tanrı ile konuşuyorum dese ne yaparız? Bakırköy dimi? Evet.
    Alıntı aktifus tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Öylemi arkadaşım,

    Kimdir türklerin peygamberi?

    Kuru kuru sallayın bakalım.
    Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) tüm bütün insanlığı, geçmiş ve geleceği kuşatacak bir nebilik konumunda dünyaya gelmiştir.
    Dolayısıyla Türklerin Peygamberi Hz.Muhammed tir.
    Aynı şekilde Japonların, Hintlilerın, Çinlilerin vs Peygamberide Hz.Muhammed tir.
    Ve Hz.Muhammed (s.a.v) son peygamberdir,İslam dinide hak dindir.Nebiler yoluyla bildirilen tebliğ sona ermiştir.Ondan (sav) sonra bir daha peygamber gönderilmeyecektir.Bu yüzdende biri çıkıp ben peygamberim derse inanmayız elbette.

  9. #9
    inmyplace adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-12-2005
    Mesajlar
    3,417
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı LongingFORaLİFE tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) tüm bütün insanlığı, geçmiş ve geleceği kuşatacak bir nebilik konumunda dünyaya gelmiştir.
    Dolayısıyla Türklerin Peygamberi Hz.Muhammed tir.
    Aynı şekilde Japonların, Hintlilerın, Çinlilerin vs Peygamberide Hz.Muhammed tir.
    Ve Hz.Muhammed (s.a.v) son peygamberdir,İslam dinide hak dindir.Nebiler yoluyla bildirilen tebliğ sona ermiştir.Ondan (sav) sonra bir daha peygamber gönderilmeyecektir.Bu yüzdende biri çıkıp ben peygamberim derse inanmayız elbette.
    Arkadaşım soruyu yanlış anlamışsın sanırım, yazdıklarını biliyor kabul ediyoruz zaten.

    Hz. Muhammed arap kavimine gönderilmemiş mi, Kur'an arapça değil mi örneğin.

    Türklere niye peygamber gönderilmemiş, ihtiyaçları mı olmamış? Veye gönderilmişse kimdir, varmıdır bunun ile ilgili bir haber, hikaye, ayet, hadis vs.?

  10. #10
    $ebo_melek adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2008
    Mesajlar
    2,389
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    5
    çok anlamlı bir yazı.. okuduktan sonra herkesin kendini sorgulaması gerekir..


    Fazla geldiyse size, Hürriyet, Cumhuriyet…
    Özlemini çekiyorsanız
    Saltanatın, Sultanın…
    Hâlâ önemini anlamadıysanız,
    millet olmanın…
    Kul olun,
    ümmet kalın,
    Fetvasını bekleyin,
    Şeyhülislamın..
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yıkın diktiğiniz heykellerimi.
    RAHAT BIRAKIN BENİ…!!!!

    M.KEMAL ATATÜRK



    Bu Aşk Bitmez Bu Fırtına Dinmez
    TF TRABZONSPORLULAR



    ...
    dü$lerim gerçek, gerçeğim yalan . . .
    ...






    yer gök dinlesin...bu sesi dinlesin...hep seninleyiz TÜRKİYE'M..!! :turk::turk:

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •