• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 7 1234567 SonSon
65 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    cumartesi 'den Seçmeler

    Ben, kendine dokunan ve kendiyle çoğalan her aşka kalbini veren kadın...

    Doğru muydu hayaletlerin her kaybedişi görünür kıldığı... Bu odada ve bu sonsuzlukta nasıl çılgınca dileniyorum hayatı!... Eğer yağmur yağınca içeri gireceksen seninle gitmem uzak ülkelere. Ya da gölgelerine sığınan evimde yeşermeye çalışan canlı bir kaktüsü şımartırken, rüzgara eğimli bir mektup düşürmezsen penceremden; seninle yaşayamam aşkı. Öylesine zor bir uyku şimdi seni düşünmek. Sarılışlarıma yanıt olarak içebilir misin gözyaşlarımı... Ama dur!... Tenin sıcaklığında kaderime bulaşacak bir iz bırakacaksan; dur ve yalnız ürpertisini yolla gerçeğin... Belki de sana gelmek yerine saçlarımı boyatmalıydım. Bir şiir bırakmak için, tıpkı o şarkıda olduğu gibi; sadece beni sev diye...

    İnan adaletli değil hiçbir alışveriş. Bu uzaklıklar bakışlarından geriye kaldı. Yine de trenin sesini duy diye fısıldayacağım. Ankara Expresi satırlarıma girerken ilk kez seni sevdiğimi söyleyeceğim. Güçlü ve güzel kalmalıyım: Kışın, yazın ve daha çok hüzünlü sonbahar geceleri. İnan dokunduğum bir koku bu; ellerime inan... Hiç ağlamadığın bir şey mi yoksa sana anlatmaya çalıştığım... Doğruyu söyle... Çünkü benim için bir gün kızıl bir sabahtı. Kırmızı paltolu bu küçük kızı kimsenin gözü bir yerlerden ısırmıyordu. İnanabilirdin o zaman kanatsız bir melek olduğuma. Yüreği taştan bir kaderin esiriydim ve yakabilirdim tüm kenti...

    Şimdi bana dokun, öyle yavaş... affetmek yok... kalbin üzerinde unutulmuş bir el gibi, göreceksin daha çok seveceğim seni.

    İnan anımsadığın bir koku bu...

    İnan anımsadığın bir koku bu...

    Ellerime inan...

    Umay Umay
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  2. #2
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    cumartesi ' den Seçmeler

    Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim. Niye öyle burnumun sızladığını, içimin burulduğunu, gözlerimin çaktırmadan ıslandığını anladım da ondan seni özlediğimi söylemedim. Bu güzel eylül gününde Boğaz'ı seninle seyretmek isterdim, sigaramın yarı dumanını rüzgarla paylaşmaya hazır, bedenim göğsüne yaslanmış öylece bakardım görüntüye. Bakarken güzel şeyler düşünürdüm! Sabah rastgele müzik dinlerken kimin söylediğini bilmediğim bir şarkının sözü çok hoşuma gitti. Kıymetimi bilmen için illa gitmem mi lazım, sevdiğini duymak için illa ölmem mi lazım diye soruyordu. Ya da benim bu şarkıdan çıkardığım sonuç bu emin değilim. İnsan hem sevdiğini söyleyip de hem neden sevdiğinin yanına gelmez.

    Hani sana okuduğum kitapların konularını ve kişiliklerini anlatıyorum ya "Kürk Mantolu Madonna"nın erkek kahramanı geldi aklıma bugün. Kitabı sana anlatırken, hissettiklerimi dile döküşüm ve adama nasıl sinir olduğumu hatırladım sana sinir olurken. Aşık olduğu kadını evinin işleri bitince yanına almayı düşünen bir adam. O evin inşaat işleriyle uğraşırken kadıncağız Almanya'da hastalıktan ölüverdi. Bu garibim de aşkından gözleri kör, kadını mutlu etmek için evi güzelleştirmeye çalışıyor, kadının öldüğünden habersiz bir şekilde. Aşkın boya badanaya ihtiyacı yok ki. Sonrada bir ömür boyu terkedildiğini düşünerek mutsuz yaşadı. Ama ille de boyayacağım diyorsan ben yanındayken boya. Benim öyle "benden uzak olsanda mutlu ol", "gideceğin yere beni de götür sorana başımın belası dersin", "sabret aşkım sabret" gibi şarkı sözleriyle hiç işim olmaz. Arada söylüyorsun ya "Endamın yeter" diye biz onu söyleyelim.

    Ben seni öyle ilahi bir aşkla seviyorum ki anlatmaya kalksam, kelimelere döksem ifade edememekten korkuyorum. Ya da dile dökülenin basitleşmesinden. Ben eğer becerebilsem parmaklarımla kaburgalarımı ayırıp seni içimdeki buğuda saklarım. Uykunun en derin yerinde birden uyanınca seni yanımda görmek, pişirdiklerimin güzel olduklarını gözlerinden okumak, kış gecesinde söylenmeden patlatılmış mısırı paylaşmak, televizyondaki filmi seyretmek için demlenmiş çayı birlikte içmek, hastalıklarda sevgiyle sıkılmış limonata içirmek, kahvenin telvesinde yazanları birlikte yaşamak, sabahın kör saatinde çıplak denize girmek, emanet alınmış bir motorsikletle gezintiler yapmak, sırtıma dolanmış kollarınla güneşi batırmak, bizim batırdığımız güneşin doğduğu ülkedeki insanların hayatları hakkında abuk hikayeler uydurmak, bozuk musluk yüzünden kavga etmek, ne kadar rahat adamsın ne kadar telaşlı kadınsınlarla başlayan cümlelerle tartışmak, hayatı-hayatın getirdiklerinin tümünü seninle paylaşmak. Bugün seni çok ama çok özledim de söylemek istemedim.

    Hani geçen akşam trafik kazası yüzünden ölmüş birini görmüştük. Üzerini örtmüşlerdi de sadece ayakkabıları görünüyordu. Ben çok etkilenmiştim de sen "adamı tanımıyorsun bile" diyerek etkilenmemin sebebini anlamamıştın. İlk düşündüğüm hayatın çok mu değerli olduğu yoksa düşünmeye değmeyecek kadar basit mi olduğu hakkında aklım karışmıştı. Ne zaman ölümle karşılaşsam aynı karmaşık duyguları hissederim zaten de sevince insanın içi daha çok acıyor. Öleni tanıman gerekmiyor ölüm karşısında. Orada yatan sende olabilirdin bende. Seni düşünmek bile istemiyorum. Kendimi öldükten sonra düşünemeyeceğime göre sana acı çektirmek istemiyorum. Eee diyeceksin. Eee si ölüm var, eve gitme süresince bile ertelenemiyor seni yolun ortasında yakalayıveriyor ve bulduğu yerde götürüyor. Bu yol kıyısında bize göre zamansız bir kaza olabilir, deniz gezmesinde söylenenler söylenmeden gelebilir, yaşanacakları beklemeden de. Yaşamak istediklerini söylemeden. Bir akşam denizden dönerken aynı duygu karmaşasını hissederek, sana telefon açıp "Hayatı benimle paylaşır mısın" diye sormuştum. Güzel şeyler söyledin de hala net bir cevap alabilmiş değilim artık hiçbirşey sormuyorum. Sende unuttum zannediyorsun herhalde. Artık çok özlediğimde bile özlediğimi bu yüzden söyleyemiyorum. Cevapsız sorular varsa ortalıklarda, yalansız olmuyor yaşananlar.

    Bugün seni çok özledim de yinede söylemedim bu yüzden. Orada yatan bende olabilirdim. Bırak işlerini de ben söylemeden kendin gel.

    Kevser Şekercioğlu
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  3. #3
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    hayatıma hoşgeldin depresyon.

    hayatıma hoşgeldin depresyon. kimsem kalmamıştı zaten, herkes aynı otobüse binip göç ederken unutmuşlardı beni. sen belki beni onların yanına götürebilirsin. belki de kandırıp daha da uzaklaştırabilirsin.

    hayatıma hoşgeldin depresyon. karnım aç ama bütün yemeklerin ne tadı var ne de tuzu, belki de aradığım başka bir şeydir. mesela sen. seni yersem belki doyabilirim. yoksa sen mi beni yersin?

    hayatıma hoşgeldin depresyon. insanlar gibi olmak isterken daha da uzaklaşıyorum. çevrem karanlık, ne yapmam gerektiğini göremiyorum. belki de ışığı sen açarsın. belki de o ışık beyaz olur.

    hayatıma hoşgeldin depresyon. tek umudum sensin..
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  4. #4
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Kabul Et Kalbim

    Bakışlarım öyle boş ki, artık hissetmiyorum hiçbir şeyi.

    Sanki tüm duygularım, gözlerimdeki tüm ışık yok olmuş ve bir daha hiç çıkarılamayacak kadar derinlere gömülmüş gibi. Nerede hata yaptım bilmiyorum. Zaten kurumuş olan hangi dala nasıl da bastım?

    Daha önce beni mutlu ettiğini düşündüğüm her şey yok oldu sanki. Neydiler ya da kimdiler bilmiyorum ama artık yoklar.

    'Aşk' tarifini bile yapamazken öyle olabildiğimizi ya da olabileceğimizi iddia ediyoruz, ne garip değil mi? Kocaman bir soru işaretinden ibaret olan hayatımızı bu ne idüğü belirsiz şeyin ardından koşmakla geçiriyoruz hep. Yakalayınca ne oluyor peki? Bir anlık bir huzura kavuşuyoruz ve yine bir anda o huzuru kaybediyoruz.

    Kovalamaca; o basit ve bizi hayatın ne kadar kötü yanı olursa olsun yinede yaşamaya değer olduğunu düşündüren yakalamaca oyunu en baştan ve yine yeniden başlıyor.

    İçimde bir şeyler kopuyor, paramparça oluyorum. Aynı parçalar yeniden kopup bir daha parçalanıyor, sonu yokmuş gibi, garip bir yap-boz oyunu bu.

    Bağırmak istiyorum, haykırmak istiyorum ama kelimeler boğazıma düğümleniyor ve susuyorum. Susup sabrediyorum ve üstelik korkum daha da büyüyor. Aslında ummadığım bir yerde, ummadığım bir anda patlamaktan korkuyorum. Düşünüyorum da; sayılarını hatırlamadığım kadar çok olan "keşke"lerime bir yenisini daha eklemekten ve geri dönüşü olmayan bir yola girmekten korkuyorum aslında.

    Diğer yandan da; hayat kısa, bağır çağır, boşalt içini diyorum kendi kendime. Sonra da bu kısacık hayatı daha da çekilmez hale getirebileceğimi düşünüyorum. Çelişkiye düşüp yine susuyorum. Kendi içime haykırmaya devam ediyorum kimsenin duymadığından emin bir halde.

    Gözyaşlarımı içime akıtıyorum ve biliyorum ki kimse görmüyor, göremiyor. ve 'Sessiz çığlığıma' ses vereceğin o günü bekliyorum..
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  5. #5
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Gitme Diyemedim

    Sana gitme diyemediğim zaman; gözlerine baktım ağlamaklı ve çaresizce. Belki anlar anlar da gitmez diyen bir umutla. Ellerin kayarken ellerimden yavaşça seni seviyorum dedim sessizce belki de vaz geçip yanımda kalmanı bekleyerek.Sararken kolların beni yavaşça kokluyordum saçının her telinive güzel tenini unutmak istemezcesine. Verirken bana son buseni akıyordu gözlerimden yaşlar usulca.

    Sana gitme diyemediğim zaman; ağlıyordum önce sessizce bir köşede dönecek diyen bir umutla. Gözyaşlarımı akıtırken gönlüme ılık ılık başımı kaldırıp bir daha baktım ardından belkide geri dönmeni bekleyerek. Düşerken kar taneleri kirpiklerime hayalin vardı gözlerimde ve hala kokunu duyuyordum esen rüzgarda. Fırtınalar eserken ardından son busenin sıcaklığı duruyordu yanağımda.

    Sana gitme diyemediğim zaman; bir yanlızlık resmi çizildi önce. Sonra hafiften bir rüzgar esti, üşümeye başladı ellerim senin yokluğunu hatırlatırcasına. Bir buruk ses vardı hala kulağımda sevda türküleri söyleyerek rüzgarın uğultusuna karışan. Sessizce sallarken elimi ardından bir küçük tebessüm belirdi yüzümde bu son vedaya aldırmayan..
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  6. #6
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Mutluluğın şerefine unutmak ve unutulmak

    Sigara ve şarap alıp eve döndük. Yağmur vardı. Arabasıyla kaldırıma çıkan bir kadına yardım ettik yolda. O da camını açıp bize el salladı. Sırılsıklamdık. Dünya dönüyor, faturalar birikiyordu. Kasım yağmurları bir süre daha devam edecek ve ülke bu sefer gerçekten batacak gibi görünüyordu.

    Mutlu olmak için yollar arıyordu insanlar, arabalarını kaldırımlara sürüyordu insanlar. Bildik yollar sıkıcıydı gerçekten, hayal gücümüzü zorluyorduk. İyi içtiğim söylenirdi o zamanlar. Sarhoş olmak şart değildi ama sarhoş hissetmen gerekiyordu, sıradan bir yaşam. Kafana takılan bunca yol, bunca cadde, bunca ara sokak, şehirdeki bunca kaldırıma rağmen mutlu olmak için tek bir yol şeçmen gerekiyordu. Düz bir çizgi çizmeliydin, kendinden emin ve net bir çizgi. Tanrımı istemişti bunu yoksa biz mi uydurmuştuk bilemiyorum, ahlâk gerekiyordu; öyle ya da böyle düz. Dümdüz...

    Aylak aylak dolaşırken karşılaştığım aklı başında herkes bana kendi yolunu -genelde çoğunluğu- övüp duran bir ağız dolusu zırvayı tekrar ediyordu. Cep telefonunuz olduğuna, futboldan ve arabalardan hoşlandığınıza, bir gün mutlaka sizin de evleneceğinize kesin gözüyle bakılıyordu. Azınlık kalmak için sebebimiz çoktu anlayacağınız. Toplum sıyırmıştı. Ya size yaptıkları gibi onları dışlamanız ya da nehrin akmasına izin verip küfelik olmanız gerekiyordu. Nehirleri seviyordum, ne kadar yüksekten boşaltırsanız o kadar çok köpürüyordu şarap, akıyordu. Herkese yetiyordu üstelik. Buram buram. Kokuyordu...

    "Aklını başına topla!"... Saygın bir iş bulup tutunmanız, işinize yıllarınızı verip yükselmeniz, yeri geldiğinde kıç yalamanız gerekiyordu. Ve yeri hep geliyordu. Yalamaktan ağzı kuruyan adamlar tanıyordum. Sülük gibiydi hepsi. Deniyordum ama olmuyordu, vücudunuza yapışan vıcık şeyler; sevilemiyordu.

    İyi para kazanmanız gerekiyordu, iyi para kazanıp iyi bir yaşam kurmanız. İşler başka türlü yürümüyordu çünkü. Üşüyordunuz, aç kalıyordunuz çünkü. Doğal ihtiyaçlarınızı karşılamak için doğal olmayan bir sürü zımbırtı gerekiyordu çünkü. Daha başından yanlıştı iş, tezat üstüne tezat, fatura üstüne fatura biniyordu. Aşık olmak için bile güç gerekiyordu. Gece ve gündüz gibi, boktan olan her şey gibi, hayat kendini peşi sıra tekrar edip duruyordu.

    Kimse sizin özel zevk ve yeteneklerinizi merak etmiyordu mesela. Öğrenmek istedikleri tek şey hangi işte kaç yıllık deneyiminizin olduğuydu. Eğitime ne kadar para harcadığınızı bilmek istiyorlardı. Yiyordunuz ve ödüyordunuz. Karmaşık olan hiçbir şey yoktu aslında, paranız varsa alıyor, paranız yoksa ölüyordunuz. Tüm bunlar yetmiyormuş gibi sevgiden bahsetmeniz ve sevişmeniz bekleniyordu. İyi para kazanmanız gerekiyordu, iyi para kazanıp iyi bir yaşam kurmanız. İşler başka türlü yürümüyordu çünkü. Üşüyordunuz. Koca bir çark durmadan dönüyordu. Başınıza gelecekleri biliyordunuz.

    Sonunda iki kapı açılıyordu önünüzde. Biri gitmek, diğeri kalmak. Benim gidecek bir yerim yoktu, yalnızdım. Kalıyor, oyalanıyor, yaşlanıyor ve mümkün olduğu kadar az küfür etmeye çalışıyordum. Ve iki kapı daha beliriyordu, mutlu olmak ya da olmamak. Yıllar geçmişti. Kesinlikle ve tamamen yalnız. Ve hep aynı yere çıkıyordu artık kapılar, kadehlerimiz çaresiz mutluluğun şerefine kalkıyordu. Gitmek zorlaştıkça insana daha az koyuyordu kalmak, sonu gelmek bilmiyordu. Ruhsuzlaşıyordum. İçmemek için bir sebep mi yaratmalıydım Tanrım? Yaratanın sen olduğunu sanıyordum, şarap kokuyordu.

    Günler, günler, günler...

    Elim kolum bağlıydı işte, kendi hayatıma bile uzaktan bakıyordum. Büyük acılardan söz etmek hiç kolay değildir. Söz etmek için hatırlamak gerekir. Hatırlatmak mutlu edebilir kimi zaman ama hatırlamak beraberinde hüznü de getirir. Bu her zaman böyledir. Ben unutmaya çalışıyordum. Sanırım bunu iyi de beceriyordum. Ölümden kurtarıyorsa seni eğer, kimi zaman kaçmakta bir yoldur diyordum. Ayyaş olabilirdim ama alkolik olduğum doğru değildi, içmeden de unutabiliyordum. Yıllar geçiyor ve birikiyordu hepsi. Asıl sorun da buydu ya zaten, dağ gibi oluyordu; unuttuklarımı bir daha asla aklıma getirmemek için onları sürekli olarak aklımın bir köşesinde bir şekilde tutmam gerekiyordu. Evet, yaptığım herkesin yaptığından farklı değildi: Kendimi kandırıyordum. Unutmak ve unutulmak diye bir şey yoktu. Hepsi gibi bu da bir yalandı. Ve koca bir çark durmadan dönüyordu.

    Sigara ve şarap alıp eve döndük ikinci gün. Yağmur vardı. Arabasıyla kaldırıma çıkan bir kadına yardım etmiştik dün. O da camını açıp bize el sallamıştı. Sırılsıklamdık. Dünya dönüyor, faturalar birikiyordu. Kasım yağmurları bir süre daha devam edecek ve ülke bu sefer gerçekten batacak gibi görünüyordu. Dediğim gibi, koca çark hiç durmuyordu, dönüyor dönüyordu.

    ARASH AKHRAVI
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  7. #7
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Korkma

    'İçim acıyor, geçer elbet, geçer de, anlamsız bir yer de, unuttuğumu sandığım bir yer de , yeniden sızlar, ama varsın sızlasın, sızlamadı mı; kocaman sevilmiyor ki.

    'Ne yapacağını bilememek ne kadar kötü bir durum. Beyaz bir ışık arıyorsun bazen, görüyorsun.. Siyahın yoğunlu eritiyor ışığı yine kör oluyorsun.

    Nerdesin sen şimdi kim bilir? Neler yapıyorsun? Özlüyor musun beni? Biliyor musun ben geceleri hep seninle konuşuyorum uzun uzun.. Seni Seviyorum diye haykırıyorum. Dünya umurumda değil. Takmıyorum, düşünmüyorum hiçbir şeyi.. Sadece seni, sadece seni düşünüyorum ve ağlıyorum! Sırf senin yanında olamadığım için ağlıyorum..

    Bırakıp gittiğin, tüm kapıları yüzüme kapadığın günden beri aylar geçti.. Aylar geçti ama içimdeki sevgin hiç bitmedi. Beni sevmediğini, önemsemediğini bilmeme rağmen büyüttüm sevgimi. Ama bu gece vazgeçiyorum senden.. Ben seninle olmak, seni yaşamak istiyordum.. Tek isteğim buydu.. Ama izin vermedin. Bilmiyorsun ki geç zamanlar vardır.. Ne yapsan affedilmeyecek, ne yapsan boş..

    Bazen ne kadar genç olursanız olun yorgun ve yaşlı bakıyorsunuz ve tek bir söz kalıyor geriye vazgeçmek.

    Korkma, seni artık sevmiyorum..
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  8. #8
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Mutlu Ol Sevdigim

    Geceleri üşürdüm ama soğuktan değil. Tutamamaktan sıcağı, tutunamamaktan sıcaklığa. Geceler sensiz. Geceler soğuk. Sabahlara kadar ayaz geceler.

    Gülümseyerek bakıyorum geçmişe. Yaşadığımız o güzel günlerin ardından sadece bunu yapabiliyorum. Gülerken ağlıyorum. Nasıl diye sakın sorma; resimlerimize bakıyorum önce. Yaşadığımız güzel anlar geliyor aklıma gülüyorum. Ama sonra, evet sonra, şimdiki halimize dönüyorum ve gözlerimden yaşlar akıyor. İçimdeki sevgin canlanıyor.

    Ne yaptıysam yok edemedim bu sevgiyi. Kurtulamıyorum bir türlü. Bile bile gün geceye dönüyor bense resimlerimize bakıp, o anları tekrar yaşıyorum. Acı çekiyor ama kurtulamıyorum işte. Vazgeçemiyorum senden birtanem.

    Oysa ne çok demiştim kapılmayacağım, her şeye hazırlıklı olacağım diye. Meğer benimki sadece kendimi kandırmakmış. Ben kendimi sana ilk anda teslim etmişim meğerse. Şimdi ne yapacaksın diye sorma bana sakın, inan bende bilmiyorum çünkü. Yüreğimde sen varken başkasıyla olamam. Başkalarında seni arayıp onları mutsuz edemem.

    Ve senden son isteğim. Unut beni. Yeniden doğ bensiz. Sakın kaybetme yaşama sevincini. Yaptıklarımın acısını belleğinden silerek büyü. Yaralı kalbini sar yarınlarla, yeni umutlarla, yeni sevinçlerle. ilerde seni bekleyen mutluluğa koş, seni hiçbir zaman vermeyi başaramadığım mutluluğa koş. Yoktur seni benim kadar seven ve sevecek olan, bir o kadarda sana layık olamayan, seni anlayamayan. Ben yaşarım acını, gözlerini hayal eder, biraz daha içer vururum kendimi kelimelere. Dudaklarına dokunup seni sevdiğimi söylemeyi özlerim ama yaşarım, aşarım farkında olmadan.

    Mutlu ol, eksik olmasın yüzünden gülücükler, acılar bulmasın seni. Mutsuzluğumla, bu hayat üzerinde bundan sonra hiç olamayacak olmamla, sensizliğimle yargılayıp affet beni. Cezamı çekiyorum ben. Her şeyden vazgeçerken tek vazgeçemediğim sana bir çift sözüm var. Seni hala seviyorum. Mutlu ol sevdigim..
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  9. #9
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Özür Dilerim

    Aslında sen değilsin özlediğim, sadece seninle geçen günlerim. Yaşanmışlıkların sonsuz özlemi ve yaşayamadıklarımızın dayanılmaz burukluğu çöküyor her gece üzerime bu yatağa sensiz girdiğimde. Güzel günlerimiz geliyor aklıma.

    Çoğu zaman hiçbir konuda anlaşamamış, sudan sebepler yüzünden tartışıp hep birbirimizi kırmış olsak da yine de herşeye rağmen çok güzel günler geçirdik birlikte. İkimizde çocuktuk çünkü, ikimizde deliydik.

    Geceleri birbirimize sarılıp hep gelecek güzel günlerimize dair hayaller kurardık. Sen hep oğlumuz olsun derdin, ben kızımız. Bunun bile tartışmasını yapardık şaka ile karışık. Sen hep yüzüm sana dönük uyumamı isterdin, bense sırtımı dönmekte inat ederdim. Bu yüzden hep surat asardın bana.

    Şimdi sevgi dolu bir kucağa sarılabilmenin özlemini bu kadar yüreğimde hissederken keşke kırmasaymışım seni diyorum, keşke bir tek gece olsun senin istediğin gibi göğsüne yatıp uyusaymışım. Hiç dayanamazdım sana! Ne kadar kızgın olsam da, beni ne kadar üzmüş olsan da yine de gözlerine bakınca dayanamazdım.

    O kadar masum, kirlenmemiş ve çocuk bakışların vardı ki bana bakarken, yüreğinde bana duyduğun o büyük aşkı gözlerinden okurdum. Büyük kavgalarımızdan sonra sana evden çıkıp gitmeni söylediğimde merdivenlerin başında durup gözyaşlarını silişini seyrederdim kapının arkasından.

    Sen beni görmezdin ama ben seni hep izlerdim. Yine de bırakıp gitmeye kıyamazdın beni, arabanın içinde oturup saatlerce ağlardın, sonra ben de dayanamazdım koşup sana sarılırdım! Çok küsüp barışırdık seninle, hatta o kadar ki artık 'bu sefer kesin bitti' derken bu söylediğimize kendimiz bile inanmazdık.

    Ama son bitişini hatırlıyorum herşeyin, iplerin gerçekten tamamen koptuğu o günü. Nasıl ve neden yapmıştım bunu hala buna verebilecek mantıklı bir yanıt bulamıyorum. Sana gelip evdeki bütün eşyalarını almanı ve hayatımdan sonsuza kadar çıkmanı söylemiştim.

    Gelmiştin ve bana son bir veda mektubu bırakmıştın. O mektubu bulduğum zaman nasıl dağıldı kalbim, nasıl paramparça oldu içim bilemezsin ama o günlerde takındığım o soğukkanlı ve herşeye rağmen bu ilişkiyi kesin bitirmeye kararlı halimin sebebi neydi hala bugün bilmiyorum.

    Bana yazdığın o mektubu sana kızdığım bir anda yırtmış, sonra da pişman olup ağlaya ağlaya her bir parçasını tekrar yapıştırmıştım ve belki inanmazsın ama sana ait herşeyi olduğu gibi o mektubu da hala saklıyorum. Tıpkı bende kalan giysilerini, nişan yüzüğümüzü, bana aldığın hediyeleri ve mutlu fotoğraflarımızı olduğu gibi.

    Artık çok değiştin sen, seni geri istemiyorum çünkü gelsen bile sen eski sen olmadıktan sonra hiçkimseye faydası olmaz bu dönüşün. Hiç okumayacak olsan bile bu gece içimden geçenleri, sana söyleyebilmeyi hayal ettiklerimi yazmak istedim. Hayatını mahvettim biliyorum, seni terkedip gitmekle hem seni hem de kendimi mahvettim ama suçum cezasız kalmadı sevgilim!Ben de buna bedel olarak bir gün günyüzü göremedim.

    Kısacası Tanrı herkese olduğu gibi bana da hakettiğim bedeli ödetti. Şu anda neredesin bilmiyorum ama umarım artık geceleri huzur içinde uyuyorsundur, ve dilerim bana duyduğun o seni mahveden sevgiyi gerçekten yüreğinden silmişsindir. Sana yaptığım herşey için özür dilerim..

    Ela Nur Egesoy
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

  10. #10
    --- avanti besiktas --- cumartesi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-02-2005
    Mesajlar
    24,711
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    12

    Uzaklar

    Geceleyin gideceğim bu şehirden. Giderken uyuyor olacaksın düşlerinin zindanında. Bense düşlerimin zindanında sonsuz bir hapsi beklemektense, yola çıkmış olacağım özgürlüğümün ebediliğinde. Sen uyuyorken yağmur uğurlayacak beni uzaklara. Günahlarım her damlasında temizlenecek. Şehre düştükçe damlalar ben uzaklaşacağım. Ve ıslandıkça sokaklar, attığım son adımlar eriyecek teker teker.

    Giderken sessiz bir elveda fısıldayacağım rüzgara. Rüzgar şehre fısıldarken vedamı, sen yorganına sarılacaksın daha çok. Ve senin gibi yüzlercesi üşüyecek vedamın ürpertisiyle. Gece kuşları rüzgarı dinledikçe terk edecekler kenti. Ne baykuşlar kalacak gecelerinizin kolcusu, ne köpekler bekleyecek uykunuzu. Uzaklaştıkça şehirden rüzgar fırtınaya dönüşecek. Fırtına uykunuzu bölecek, sallanmaya başlayacak şehir. Uzaklaştıkça attığım her adım bir evi yıkacak. Yıkıldıkça evler, fırtına çoğalacak. Ne adımlarım yavaşlayacak, ne durmak bilecek fırtınam. Vedam şehrin yıkıntılarında yankılanacak.

    Giderken adımı yazacağım denize. Dalgalara kodlayacağım tüm sesli ve sessiz harflerimi. Balıkları yemlercesine haykıracağım. Ve uzaklaştıkça şehirden deniz beni arayacak. Balıklar yeniden acıkacak ismimle. Dalgalar şehre varacak beni bulabilme umuduyla. Balıklar yıkılmış evlerin arasında kokuşacaklar. Leş kokuları sardıkça şehri, ben daha uzaklara gideceğim.

    Giderken kokumu bırakacağım toprağa. Ben yokken ağaçlar nefessiz, yapraklar sapsarı kalacak. Leş kokuları daha da saracak şehri. Son kalan ağaç da kuruyunca nefes bile alamayacak şehir. Ve bir çöl oluncaya dek uzaklaşacağım.

    Giderken uyuyor olacaksın. Şehre bir yağmur yağacak. Sense sebepsiz bir gözyaşıyla uyanacaksın. Gözlerin beni arayacak. Ne bir veda mektubu, ne de bir mesaj bulacaksın gidişime dair. Pencereden dışarısına bakarken sana ve şehre bıraktıklarımı göreceksin. Artık ne gördüğün şehir o eski şehir, ne de sen eski sen olacaksın.

    Geceleyin gideceğim bu şehirden. Ve uzaklaştıkça kokumu, adımı, sesimi arayan bir kent armağan edeceğim sizlere.

    Vahey Kutsalkan
    bazen sert biri oluyorum ama tadima bakarsaniz hala tatli. butun mesele soylemeye korkuyor olmam. hani sevgiliniz size beni sevdigini soyle der de soyleyemezsiniz ya, aynen oyle.




    Dedim: Çok yalnızım.
    Dedin: Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186

    hoşçakal kardeşim öner...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. 22 Ekim 2011 Cumartesi
    HABERLER ve GÜNDEM bölümünde fat_coz tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 23.10.11, 23:44
  2. memurların cumartesi mesaisi
    2005 Konuları bölümünde vadigar tarafından açılmış
    Yanıt: 22
    Son Mesaj: 18.05.05, 15:10

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •