• Reklam
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor
  1. #1
    viaypi dalyan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    6,095
    Karizma Gücü
    9

    Onay Ana-Baba Okulu (Eğitim)

    Kişisel mükemmelliğe giden yol kişinin hayata adım attığı anda başlar ve ilk etki aileden alınır. Bu noktada velilerimize verdiğimiz semineri sizlerle paylaşıyoruz. Parça parça birkaç e-posta ile sizlere sunacağız. İşte ilk bölüm..

    EĞİTİM
    İnsan yaşama adım attığında görülüyor ki birçok bilgi ve davranıştan yoksundur. Bu bilgi ve davranışları eğitim ve öğretim süreçleri sonunda elde eder ve yaşama uyumlu hale gelir. Eğitimin asıl amacı, bireyin sorumluluk düzeyini geliştirmek, olgunlaşmasını sağlamak, bireyi hayata hazırlamak ve hayata uyumlu hale getirmektir.
    Biz eğitim ve öğretim süreçlerini birbirinden farklı olduğunu düşünerek şu şekilde algılıyoruz: İnsanın bir bilgiyi edinmesi, bilmesi süreci Öğretim; öğrenilen o bilgiyi davranışına aksettirmesi süreci Eğitimdir. Örneğin �kırmızı ışıkta durulur� bilgisini, kişi öğretim süreci sonunda edinmiş, �kırmızı ışıkta durma� davranışını eğitim süreci sonunda kazanmıştır. Yani süreç sonunda bir bilgiyi edinme veya o bilgiyi kazanma farklılığı söz konusudur. Buna �Eğitim = Davranış Değişikliği� de diyebiliriz.

    �Eğitim nedir ki? Sadece harekete geçme iradesi� Batman Begins Filminden
    Eğitim her alanda mevcuttur, önemlidir ve gereklidir. Eğitimde önemli olan davranış değişikliği ise kişinin yüksek notları veya sınav başarılarından ziyade bunları davranışlarına ne kadar yansıtabildiğidir; buna bakılmalıdır.
    �Eğitmek doğru tepki vermektir.� Öğrenilen her türlü bilgiyi, doğru davranışlarla ortaya koymaktır. İnsanlara, her koşulda doğru davranmalarını öğretmek önemlidir. Davranışın ise ahlaka, insanlığa, dine ve hukuka uygun yönleri olmalıdır ki olumlu eğitimden söz edilmiş olunsun. Yüksek notlar alıp olumsuz davranışlar sergilemek ki örneğin iyi bir bilgisayar eğitimi alan kişi bu bilgilerini bilgisayar korsanlığında kullanıyorsa, �Bu kişi, ne derece iyi bir eğitim almıştır?� diye sorabiliriz. Eğitim her alanda mevcuttur ama eğitimin olumlu ve olumsuz yönde gerçekleştirilmesi de mevcuttur. Yani hırsızlığında bir eğitimi vardır ama bu bizim için olumsuz yönde bir eğitimdir. Karnelerin davranışlar bölümü en az dersler bölümü kadar önemlidir.
    Uzakdoğu�da bir bambu ağacı yaşar. Bu ağacın yaşam süreci ilginçtir. Tohum olarak toprağa bırakılan bambu 5 sene boyunca toprakta kalır. Bu sürede gerekli sulamalar, gübrelemeler, bakımlar vs. yapılmasına karşın bambu tohumunda bir gelişme görülmez. Fakat bu sürenin sonunda yani 5 sene sonra, ilk filizden itibaren bambu 6 haftada 27 metre boy atar. Bunu nedeni ise bu süreç içersinde yapılan bakımın bambu tohumunun toprakta metrelerce uzunluğunda köklenmesini sağlaması ve bu kökler yardımıyla bambunun büyümesidir.
    Eğitim bir süreçtir. Bir başlangıç noktasından çıkılarak, belli bir sürenin ardından sonuca ulaşılır. O zaman eğitimde bir anda sonuç beklenilmemelidir. Eğitimin tam olarak gerçekleşmesi için bu sürecin sağlıklı olarak tamamlanması gerekir. Eğitim sürecinde bireyin kök salmasına ve bu kökler yardımıyla hayata atıldığında kendine yeter ve çevresine faydalı olmasına önem verilmelidir. İnsanlar eğitim ortamında öğrendikleriyle kendine kök oluşturur. Kök ise onun yaşamasını sağlayacak ve kendini ayakta tutabilecek, toplum içerisine yerleşmesine olanak sağlayacak, kendisinden beklenilenleri gerçekleştirebilecek her türlü ihtiyacı edinmesini sağlayan araçtır. Bu köklerin faydasını eğitim sürecinde değil, daha çok hayata atılıp, kendi ayakları üzerinde durmaya başladığı zaman görecektir. Ailelerde bunu göz önünde bulundurarak bambuyu büyüten çiftçiler gibi sabırla beklemeliler. Eğitim bu anlamda �çocuğu hayata hazırlama sürecidir� de diyebiliriz.
    Bu süreçte önemli olan diğer bir yön ise eğitimin değişkenliğidir. Bu süreç kişiden kişiye, eğitimin şekli ve niteliğine göre değişkenlik gösterebilir. Yani bu süreç özel ve bireyseldir. Genelde bir kardeş diğer kardeşten çok farklı olabilmektedir. Birine verilen eğitim diğerine uygun olmayabilir. Kardeşler arasında bile böyle bir farklılık varsa diğer bireyler arasındaki farkı tahmin edebilirsiniz. Bu noktada ailelere önemli bir uyarı �Çocuklarınızı asla diğer çocuklarla kıyaslamayın�.
    �Bu çocuk ne olacak değil, ben bu çocuğa ne verebilirim� demek daha faydalıdır. Bunu derken de �ne zaman, nerede, ne kadar, nasıl� gibi sorular sorulmalıdır. Eğitim kişiden kişiye, zamana, eyleme, konuya göre birçok değişkene sahiptir. Eğitimi bu değişkenlere uygun hale getirmek gerekir. Her durumda aynı teknikleri kullanmak, istenilen sonuçları almamıza olanak vermeyebilir. Bu eğitimin kalitesini düşürebilir. �Değişkenlik, eğitimin değişmez kaidelerinden biridir� diyebiliriz.

  2. #2
    viaypi dalyan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    6,095
    Karizma Gücü
    9

    Onay Ana-Baba Okulu 2 (Model Aile)

    MODEL AİLE
    İnsan sosyal bir varlık içinde (aile) doğar, sosyal bir ortamda (toplum) yaşar. Doğduğu ve ilk karşılaştığı insanlar çocuğun ailesidir. Aile bu dönemlerde ona ne kadar iyi örnek ve model olursa boş bir levhaya benzeyen çocuk ona göre şekil alır. Eğitimde bütüncül yaklaşım hâkimdir. Yani �aile, öğrenci, okul� etkileşimi mevcuttur. Eğitim görevi, ailenin en önemli görevlerinin başındadır. Aile çocuğa her alanda ve her şekilde örnek olabilir. Olumlu olduğu kadar olumsuz da olabilir. Ailenin dikkat etmesi gereken nokta, çocuğun �aileden aldığı örneklere daha sıkı bağlanma� özelliğidir. Bu nedenle aile çocuğa iyi bir örnek olabilmek için büyük çaba sarf etmeli. Bu çabalar evlilik öncesinde başlar. Eşlerin aile kurma aşamasında ilerde ebeveyn olacaklarını göz ardı etmemeliler. Çocuk yetiştirmeye zihnen ve bilgi olarak hazır olmalılar ve bu konuda bilgi eksiklikleri varsa bunları gidermeliler.
    �Model aile nasıl olmalıdır?� hususunda, öncelikle aile olduklarının bilincinde olmaları gerektiğini görüyoruz. Ortak bir çatı altında beraber yaşamayı gerektiren aile ortamı, bireylerin birbirlerine karşı görevleri olduğunu da hatırlatır. Ailedekiler birbirlerini anlamalı, kendilerine düşen görevleri yerine getirmeli, ortak hareket etmeliler. Eğitimde model olma konusunda aile iyi bir iletişim içinde olmalı, bunun içinde aile bireyleri birbirleri ile empati (Duygudaşlık) kurmalılar. Birbirini anlayan aile uygun iletişim kanalıyla örnek davranışlar sergilemelidirler. Örneğin baba, sabah işe gitmekte, yorucu bir çalışma gününün ardından eve gelip dinlenmek ister ve babalık görevi (!) gereği herkesin kendi işiyle ilgilenmesini bekler, yani çocuğun ders çalışmasını, eşinin ev işleriyle ilgilenmesini. Anne de babayı ve çocukları yeni bir güne hazırlamanın telaşıyla kalkar, daha sonra çalışan bayansa işine gider, ev hanımıysa kendince ev işleriyle ilgilenir, varsa yanlarında kalan başka aile bireylerine veya komşulara yardımcı olur. Akşama yemek yetiştirme telaşıyla uğraşır, sonunda da biraz dinlenmek ve akşamları, �duygu yönleri daha yoğun olduğundan� ailenin diğer fertleriyle bir ailenin beraber yapabileceği güzel aktiviteler yapmak ister. Çocuk okula gidiyorsa yorucu bir okul gününün ardından, eve gelince kendince rahatlatıcı işlerle, oyunlarla uğraşmayı düşünür. Birbirlerinden farklı bir gün geçirip sonunda kendilerince özel bir zaman geçirmek isteyen aile bireyleri, aile olduklarının bilinciyle birbirleriyle empati kurarak ortak bazı etkinlikte bulunmalılar ki etkileşimleri devam etsin. Aslında ben bilincinden, biz bilincine ulaşmalılar. Yoksa ailede etkileşim ve iletişim biter, ev bireylerin yaşadığı ama aile olamadıkları bir yer olur. Bunun önüne geçme adına her birey kendi zamanından bazı fedakârlıklarda bulunarak, ortak aktiviteler yapmalılar. Bir akşam dışarıya yemeğe çıkmak, sinema, tiyatro veya konsere gitmek sonrada bunlar hakkında evde birbirleriyle konuşarak fikirlerini öğrenmek; ortak kitap okuma saati, ailecek çocuğun okuluna, babanın iş yerine gidilmesi gibi.

    Doğruları söylemek yerine, doğruları yapın. Örnek olun
    0�11 yaş döneminde çocukta somut zekâ hâkimdir. Yani çocuk yorum yapmadan sadece duyu organlarıyla edindiği bilgilere göre karar verir. Bu noktada söylenilenlerden çok davranışlara bakar. Nasihat yerine model ister. Eğer söylenilenle yapılan çelişiyorsa çocuk ikilemde kalır ve davranışı model alarak onu uygulamak ister. Özellikle sigara ve içki gibi alışkanlıklar bu şekilde kazanılır.
    Aile büyükleri çocuklara eğitim verirken model davranışlar sergilemenin yanında, kendileriyle ve birbirleriyle tutarlı davranışlar sergilemeliler. Ayrıca anne ve baba birbirleriyle çelişen söz ve davranışlardan kaçınmalı. Örneğin çocuğun akşamüzeri sokağa çıkmasına anne karşı çıkarken, baba izin verirse, çocuk bu konuda hep babanın yanına giderek ondan izin ister. Bu nedenle anne ve baba çocuğun gözünde tam bir model olamaz. Ortak karar alınmalı veya son söz hakkı bireylerden birine ait olmalı. Diğer birey onu desteklemeli.
    Ebeveynler çocuğa karşı tutarlı davranışlar sergilemeli ve örnek olmalılar diyoruz. Bir davranışı söylemekten ziyade o davranışı uygulamalılar. Yani baba sigara içerken �Çocuğum sen içme.� demesi çocuk adına bir şey ifade etmez. Çünkü baba söylediğini davranışlarıyla yansıtmıyor ve bir çelişki oluşturuyor. Kitap, gazete, dergi gibi yayınları okumayan aile büyükleri çocuklara okumalarını nasıl söyleyebilir? Çünkü çocuk nasihatten ziyade model davranış bekler. Başkalarının tecrübelerinden ziyade kendi tecrübe etmek ister. Bu nedenler babasının söylediğinden ziyade kendisi denemeye kalkar. Örnekleri çoğaltabiliriz, anne-babanın kendisini arayan birine �evde olmadığını� söylettirmesi yalana, komşusunu çekiştirmesi dedikoduya, oturduğu yerden insanları eleştirmesi, ahkâm kesmeye; �tanıdığımdır, sonra söyleriz� diyerek izinsiz bir şeyler almaları, hırsızlığa; kötü ifadeler kullanmaları, küfre; saldırgan davranışları, saldırganlığa; kıskançlık, kin, haset, öfke gibi hisler yine aynı hislere çocuk adına kapı aralar.
    Daha farklı bir örneğe bakacak olursak ebeveynin duygular yönünden de tutarlı olmaları gerektiğini görürüz. Okulun ilk günü anne-baba kaygılı ve endişeli olursa çocukta bu duyguları hisseder ve onların �Okul güzeldir, öğretmenlerin, arkadaşların olacak� demelerini önemsemez. Okul fobisi oluşabilir. Aynı şey sınav dönemlerinde de geçerlidir. Yani duygularla, söylenenler çelişmemeli.

    Çocuğunuzu olmasını istediğiniz gibi değil, olduğu gibi kabul edin ki olabileceklerinin en iyisi olmasına imkân sağlamış olursunuz.
    Çocuktan beklentilerde yüksek olmamalı. Her bireyin kendine has bir yapısı, kaldırabileceği bir sınırı, gelişmiş farklı özellikleri vardır. Herkesin birinci olamayacağı, herkesin doktor, mühendis olamayacağı gibi herkes de sporcu veya sanatçı da olamaz. Önemli olan çocuğun kendisinde bulunan yeteneği en üst şekilde ortaya koyması yani yüksel performans göstermesidir. Benjamin BLOOM, Chicago Üniversitesinde yaptığı bir araştırmada; alanlarında başarılı 120 insanı incelemiş ve bu insanların ortak özelliği olarak seçtikleri alanlarda aileleri tarafında devamlı desteklenmiş olduğunu ortaya çıkarmıştır. Aileler bu kişileri kendi istedikleri herhangi bir mesleğe değil, çocuklarının istediği ve başarılı olabilecekleri bir alana yönlendirmişler ve o alanda yetişmeleri adına ellerinden gelen her türlü imkânı sağlamaya çalışmışlardır. Değer verme, kaliteyi artırır, değeri yükseltir.
    Genel olarak aile bireyleri zamanında olmak istedikleri ve olamadıkları veya çevrelerinde o işle meşgul insanlara bakarak çocuklarını belli yerlere, belli işlere yönlendirmek isterler. Bunu yaparken çocuğun özelliklerini, ilgilerini, yeteneklerini, gelişim dönemini, eğitim sürecini dikkate almazlar. Büyük hedefler koyup büyük gayret isterler. Ama unutulmamalıdır ki çocuklarında kendilerine özgü duygu, düşünce ve yetenekleri var. Bizim beklentilerimizi karşılayabilecek yönleri olamayacağı gibi henüz o tempoya hazır hale gelmemiş olabilirler. Yüksek beklentilere girmekten ziyade çocuğumuzu tanımaya çalışmalıyız. Kan tutan bir çocuğun doktor olamaması, estetik kabiliyeti olmayan bir insanın sanatla ilgilenmemesi, çok hareketli birinin masa başı işlerle uğraşamaması normaldir. Çocuğumuzun sahip olmadığı özelliklere üzülmek yerine, sahip olduklarına sevinmeliyiz. Çünkü çocuğunuzu değiştirmeye çalışmak onun üzerine oturmaya benzer. İstediğinizi elde ettiğinizde altta kalanın enkaz olduğunu fark edersiniz. Ama iş işten geçmiş olur. İstediğiniz yere gelmiş olabilir ama istediğiniz başarıyı yakalayamaz.
    Beklentiler sadece çocukla da sınırlı tutmamalıdır. Eşlerin birbirlerinden beklentileri de karşılanabilecek cinsten olmalıdır. Baba, ev ve çocuklarla ilgili tüm görevleri anneye bırakarak yüksek beklenti içine girebilmektedir. Anne, ev ve iş haricinde başka hiçbir yere gitmesini istemeyerek kendince babadan yüksek beklentide bulunabilir. İşte bu veya bunun gibi beklentiler, aile içinde huzursuzluk oluşturabilir. Evlilik öncesi ve sonrası diyaloglarda, karşılıklı istekler açıklanıp orta noktada buluşulmaya ve her iki bireyde yeri geldiğinde fedakârlıkta bulunarak anlaşmaya çalışmalılar.

  3. #3
    viaypi dalyan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    6,095
    Karizma Gücü
    9

    Onay Ana-Baba Okulu 3 (Tanıma)

    Tanımak, anlamanın yarısıdır.
    Aile çocuğunu en iyi şekilde tanımalı. Bu tanıma hem kişilik yönünden, hem beceri ve kabiliyet hem de ilgi yönünden olmalı. Böylece çocuğun hangi alanda ne kadar performans göstereceği anlaşılır ve uygun bir yönlendirme yapılabilir. Hem bu sayede çocuk beklentileri de karşılayabilir. Beklentiler yüksek olursa çocuk stres yaşar, yanlış yönlendirilir, çocuk ve aile duygusal kırgınlık yaşar. Aile şu sorulara cevap aramalı; �çocuğumun mizaç, karakter ve kişilik özellikleri nelerdir?�, �çocuğumun gelişim özellikleri nelerdir?�, �çocuğumun hangi alanlara ilgi, istek ve yeteneği vardır?�, �çocuğumu bu yaşına kadar etkileyen olaylar nelerdir?�.
    Neden kişilik ve gelişim dönemlerini bilmeliyiz?

    * Evde çocuklarımızı, okulda öğrencilerimizi tanıyabilmek için,
    * Her kişiliğin, her gelişim döneminin getirdiği farklılıkları anlamak ve psikolojisini tanımak için,
    * Hangi davranışın normal ve hangi davranışın anormal olduğunu kavramak için,
    * En önemlisi çocuklarımızı anlamak için,

    ...ve onlara �gerektiği şekilde� davranmak için.

    Mizaç + Karakter = Kişilik
    Mizaç, daha çok kalıtımın etkili olduğu, sinir sistemi, iç salgı bezleri gibi fizyolojik özelliklerin oluşturduğu yapıdır. Bu yapı �Allah vergisi� diyebileceğimiz, yaratılış itibariyle anne-baba�dan gelen özelliklerdir. Bu yapıyı değiştirmek imkânsız gibidir. Sadece iyi yönlere kanalize edilir.
    Karakter, doğumdan sonra yaşantılar sonunda bir takım değer yargılarının oluşturduğu yapıdır. Öğrenme ile kazanılır.
    Kişilik ise mizaç ve karakteri içine alan insanın duygu, düşünce ve davranışlarını etkileyen kişiye özgü yönüdür. Bu yön insanı diğer insanlardan ayırır. Kişilik devamlı içten ve dıştan gelen uyarıcıların etkisi altındadır ve doğuştan yaşamın sonuna kadar bir oluşum süreci içindedir. Bireyin kendi kendini görüş ve kavrayış tarzı ise benliktir. Her insanın kişiliği kendine özgü olduğu için insanlarla ilişki kurulurken bu yöne uygun hareket etmek gerekir.
    Mizaç�a etkimizin sınırlı olması nedeniyle onu değiştirmekten ziyade uygun yönlere kanalize etmeye çalışmalıyız. Örneğin hareketli - uysal, içedönük - dışadönük, konuşkan, girişken � sessiz, görsel � işitsel � dokunsal, hareketsel gibi yönler göz önüne alınabilir. Çoklu zekâ�ya dönük yönüne bakılabilir. Bu noktalar göz önüne alınarak çocuğun daha başarılı olabileceği bir mesleğe veya alana yönlendirmek akıllıcadır. Karakter çevrenin etkisiyle şekillenmekte ise çocuğun içinde bulunduğu çevreyi olumlu hale getirmek, çocuğa etki edebilecek uyaranları analiz etmek ve uygun olmayanları elemek gerekir. Ailenin davranışları, akraba, komşu, arkadaş ilişkileri, televizyon, gazete, dergi, kitap gibi yayınlar, okul, kurs ortamı, sağlıklı gelişim ve beslenme gibi çocuğun karakterine etki edebilecek her yön dikkatle gözden geçirilmeli. İşte çocuğun iyi bir birey olması adına bazı değişiklikler yapılacaksa bu yönlerde değişiklikler yapılmalıdır. Mizacına uygun bir eğitim ve yönlendirme, karakterini güzelleştirici çalışmalar ve önlemlerle, kendisine ve topluma faydalı, kişiliği iyi bir birey ortaya çıkar.

    GELİŞİM DÖNEMİ VE ÖZELLİKLERİ



    Gelişim Dönemi Basamakları


    * GENEL OLARAK;

    *0�6 YAŞ (OKUL ÖNCESİ)

    *6�9 YAŞ,
    *9�11 YAŞ, (İLKÖĞRETİM)
    *11�14 YAŞ

    *14+ (LİSE)




    * ERGENLİK DÖNEMİ OLARAK;


    Başlangıç dönemi
    (kızlar 11�15, erkekler 11,5 �17),
    Orta dönem
    (kızlar 15 �18, erkekler 17 � 19),
    Son dönem
    (kızlar 18 � 20, erkekler 19 � 21).

    Gelişimin 3 Temel Basamağı
    *BEDENSEL
    *ZİHİNSEL
    *SOSYAL DUYGUSAL

  4. #4
    viaypi dalyan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    6,095
    Karizma Gücü
    9

    Onay Ana-Baba Okulu 4 (6-9 yaş)

    Genel olarak verilen bu özellikler bireyden bireye değişebilmektedir.

    6�9 YAŞ

    Bedensel
    n Hareketli olmak, koşmak, zıplamak, dans etmek, şarkı söylemek ister. Hareket alanı oluşturun, enerjisini atma adına bedensel oyunlar oynamasına, park ve bahçelere gitmesine olanak sağlayın.
    n Kendi kendine giyinip soyunabilir, yemek yiyebilir, tuvalet ihtiyacını giderebilir. Fırsat ve imkân verin. Kendi kendine öğrenmesine yardımcı olun.
    n Kesme, yapıştırma, katlama, anlaşılır şekiller ve insan figürü çizme, isimleri yazabilme kabiliyetini az da olsa kazanmıştır. Model ve destek olun.
    n Sağlıklı gelişim ve öğrenme için göz, kulak kontrolleri yapılmalı ve diş çıkarma, bulaşıcı hastalıklar konusunda dikkatle takip edilmeli. Sağlıklı beslenmeye önem verilmeli.
    n Eklemler, kaslar yumuşak olduğundan, �zorlama yapılmadan� dik oturma, düzgün yürüme alışkanlığı kazandırılmalı.
    n Ten teması, dokunma, okşama, emniyet ve kabul hissi uyandırır.

    Zihinsel
    n Her şeyi merak eder, soru sorar. Koyulan kural ve yasaklara karşı �neden� sorusunu, nasıl doğduğunu veya Allah, melek gibi varlıkların �nerede� olduğunu sorar. Ayrıca etrafta neler olduğunu görmek veya bir şeyin nasıl çalıştığını anlamak için çevreyi karıştırabilir. Anlayışlı olun ve merakını uygun bir dille giderin.
    n Somut zekâya sahip çocuk, duygularıyla düşünür ve objektif değerlendirme yapamaz. Anlatacaklarınızı gayet açık, anlaşılır, somut ve olabildiğince beş duyusuna hitap edecek şekilde anlatın.
    n Beş duyu ve taklit yoluyla öğrenir.
    n Paranın ne olduğu ve nasıl kullanıldığı; saatin, zamanın planlanmasını; sayı saymayı, basit işlemleri yapmayı; isimleri ev adres ve telefonunu öğrenebilir yetkinliğe ulaşmıştır. Ama bu kavramları bizim anladığımız şekilde kullanması 4.sınıfta olur.
    n Dil gelişimi hızlıdır. Kelimeleri bilir, ama soyut kavramları anlayamaz. Ortalama 3000 kelime bilir.
    n Çizgileri belirginleşir. Görüldüğü gibi değil, bilindiği gibi çizerler.
    n Hayalle gerçeği ayırt ederler. Ama cadı, hayalet gibi korku öğelerinden etkilenebilir. Eleştirmeden güven verici ve destekleyici olun.
    n 5 yaşındaki uyumlu hali değişir. Şaşırmayın, endişelenmeyin. Bu halinin de değişeceğini unutmayın.
    n Bir kuralı uygulatmak için düşünce ve fikri sorulmalı.

    Sosyal-Duygusal
    n Çocuğun sosyalleşmesinde ilk adım �okul�.
    n Yetişkinlerden uzaklaşarak fakat ailenin desteğini hala arkasında olduğunu hissederek arkadaşlarıyla ve öğretmeniyle ilişki kurar.
    n Sevilmek, ilgi görmek, beğenilmek en önemli duygusal ihtiyaçtır.
    n Anne-baba�nın ve öğretmenin ilgisini paylaşmak zor gelir. Şikâyetin temeli ilgi çekmektir.
    n İlgi ve başarı isterken, oluşan başarısızlıkta hayali başarıya sığınırlar.
    n Benliğini gösterme adına sabit fikirlilik ve inat görülür ama yine de büyüklerin söyledikleri doğrudur.
    n Nasihat yerine modele ihtiyaç duyarlar.
    n Oyunları kurallı oyuna döner ve bu kuralların değişmeyeceğini düşünürler.
    n Birbirleriyle sık kavga ederler, erkekler fiziksel, kızlar sözel saldırganlığı seçer.
    n Duygularda ani değişmeler görülür. Kavga ederler sonra barışırlar.
    n Öğretmen, özdeşim modeli olduğundan, aile öğretmen hakkında çocuğa olumsuz ifadeler kullanmamalı.
    n Paylaşmayı kavrayacak olgunluktadır. Yardımseverlik ve paylaşmaya alıştırılmalı.
    n Çocuğu rencide edici �aptal, beceriksiz� gibi ifadeler kullanılmamalı.

  5. #5
    viaypi dalyan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    6,095
    Karizma Gücü
    9

    Onay Ana-Baba Okulu 5 (9-11 Yaş)

    Genel olarak verilen bu bilgiler kişiden kişiye değişebilir.
    9�11 YAŞ

    Bedensel

    n Önceki dönemler göre daha yavaş bir gelişim mevcuttur. Küçük kas gelişiminin hızlı olduğu bir dönemdir. Bu nedenle müzik aleti çalma, yazı yazma, spor faaliyetleri yapma ve alet kullanmayı rahat yapabilirler.
    n Kalıcı dişler kazanılmıştır. Bundan sonra diş sağlığına dikkat etmek gerekir.
    n Bu yaşların sonuna doğru kızlar erkeklerden daha fazla bedensel gelişim gösterirler. Annelerinin rehberliğine ihtiyaç duyarlar.
    n Bedensel oyunlara ve spor faaliyetlerine daha fazla ilgi duyarlar. Kaybettikleri enerjiyi kazanmak için bol uyku, sağlıklı ve dengeli beslenmeye ihtiyaçları vardır.

    Zihinsel
    n Beyin ve sinir sistemi yetişkinlerinkine yakın olgunlaşmıştır. Geleceğe yönelik plan yapar, kendi kendine çalışma, öğrenme ve araştırma yapma gücünü kazanabilirler.
    n Mantıklı ve soyut düşünce yeteneğinde büyük ilerleme vardır. Gerçekçi ve objektif olabilirler. Eleştiri yapmadan, mantıklı bir şekilde, farklı bakış açılarından değerlendirmelerde bulunun.
    n Okuma, yazma, kendilerini ifade edebilme yetenekleri olgunlaşmıştır. Dil gelişimi adına kendilerini ifade etmelerine imkân verilmeli.
    n Esprili ve neşeli olmayı severler. Tahammül etmeyi ve uygun dille uyarmayı deneyin.
    n Para kavramı artık her yönüyle oturmuştur. Tasarrufa, gerekli şeylere harcama yapmaya ve yatırıma teşvik edin.

    Sosyal-Duygusal
    n Ruhsal olarak dengeli ve uyumludur. Önemli olan bu dönemden sonra ortaya çıkacak dengesizliğe hazır olmaktır. Kendini anlamasına ve güven kazanmasına yardımcı olun.
    n Beğenilme arzusu içindedirler. Sevgi görmek isterler. Takdir edin.
    n Başarısızlıktan, haklarında olumsuz düşünülmesinden, dışlanmaktan korkarlar.
    n Sevdiği arkadaşlarıyla sıkı bir ilişkisi vardır. Hemcinslerle arkadaşlık yaparlar. Seçtiği arkadaşlarına, ilişkilerine ve ortamına dikkat gösterin.
    n Özgürlük fikrini dengeli verin. Bağımsızlığı hissedebileceği gibi başkalarına da saygılı olmayı göz ardı etmesin.

  6. #6
    viaypi dalyan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-10-2004
    Mesajlar
    6,095
    Karizma Gücü
    9

    Onay Ana-Baba Okulu 6 (11+ Yaş)

    11+ YAŞ

    Bedensel
    n Erkekler, doğumda kızlara oranla biraz daha uzundurlar.
    n Kızlar ergenliğe erkeklerden daha önce girdikleri için erkeklerden daha uzundurlar.
    n Erkekler, 14 yaş civarında kızlara ulaşırlar ve onları geçerler.
    n Boy uzaması kızlarda 16�18 yaşlarında erkeklerde 18�20 yaşlarında durur.
    n Aynı zamanda, 12�14 yaşları arasında kızlar erkeklerden daha ağırdır.
    n Ergenlik dönemi süresince beden ağırlığı ortalama kızlarda 16 kg, erkeklerde 20 kg artar.
    n 15 yaşındaki ergen, bazı gelişim faktörlerini tanıyabilmekte ve bunların insanlar arası ilişkilerdeki etkisini bilmektedir. Örneğin kısa ya da çok uzun boylu olmak, çok şişman ya da çok zayıf olmak, ergenin grup içindeki statüsünü ve arkadaş ilişkilerini etkileyen önemli bir faktör olabilir.
    n Özellikle sağlık koşuluyla duygusal tepkiler arasında önemli bir ilişki vardır. Kötü sağlık koşulları bünyeyi aşırı duygusal kılabilir.

    Zihinsel
    n Toplumun gelenek ve göreneklerine, kurallarına karşı tutumu değişir.
    n Bunların değişmez olduklarını düşünen çocuğun tersine, genç bunların yetişkinler tarafından kararlaştırıldıklarını ve değişik gruplara göre farklılıklar gösterebileceklerini kavrar.
    n Gençler özellikle kendileri ile ilgili konularda kontrolü ele geçirmeyi istemekte. Ele geçirebildiklerinde de, nasıl kullanacakları konusunda güçlük çekebilmektedirler.
    n Ana babalar ise kontrolü çocuklarına hangi alanlarda, hangi yaşlarda ve ne oranda bırakmaları gerektiği soruları ile başa çıkmaya çalışmaktadırlar.
    n Ana ve babaların, ergenlikte hem çocukları için önem kazanan konulara, hem de onların kendilerine ters düşen davranışlarının, bilişsel gelişmeleri ve benlik arayışlarından kaynaklandığını bilmeleri, çocukları ile ilişkilerini olumlu yönde etkileyebilir. Örneğin, sık sık yeni heveslere kapılıp vazgeçmenin, çocuğun sorumsuzluğundan değil, içinde bulunduğu dönemin kimlik arayışından kaynaklanabileceğini bilmek, ana babaların çocuklarına bakış açılarını ve dolaylı olarak davranışlarını etkileyebilir.
    n Bazı �ileri� görüşlü ana babalar, gencin özgür olma isteğini kabul edip üzerinde hiç kontrol kullanmayabilirler. Bu türden davranışlar çocuk tarafından ilgisizlik ve reddetme olarak algılanıp olumsuz sonuçlara (okuldan kaçma, kavga, içine kapanma...) yol açabilir.
    n Ana babalar gencin bu dönemde kendilerinden duygusal destek beklediğini, ana baba ilişkisinin arkadaşlık ilişkisinden özel ve farklı bir yeri olduğunu unutmamalıdır. Özellikle erkek çocuklar için babanın destek ve dostluğu çok önemlidir.
    n Bu dönemde duygular ergenin tüm yaşamında etkili olurlar. Küçük bir kırıklık ergenin yakın çevresindeki ilişkilerini doğrudan etkiler.

    Sosyal-Duygusal
    n Ergen, toplumda saygınlık kazanmaya ve statü sahibi olmaya gereksinme duyar. Toplumsal uyum geniş ölçüde statü ve saygınlık kazanma isteğinin karşılanmasına bağlıdır. Toplumsal uyum zamanla kazanılmaktadır.
    n Kimlik arayışına girer ve genellikler özdeşleşme ile kimlik oluşturur.
    n Bu evrede birey kendi cinsinden oluşturduğu grup içinde faaliyetlerini düzenlemeye çalışır. Bu dönemde toplumsal gruplaşmalar etkinlik kazanır.
    n Kızlar, erkeklerden daha erken duygusal olgunluğa ulaşır ve duygularını kontrol edebilirler.
    n Ergenin duygularında bir yoğunlaşma görülür, ergen bunu dışarı vurma ihtiyacı güder.
    n Ergen yaşadığı olumsuz duyguları bağırarak, ağlayarak, el - kol hareketleri yaparak belli eder.
    n Ergenin yaşadıkları olumlu duygularsa ergen şiir yazar, öykü yazar ya da hatıra tutar.
    n Ergen duygularını daha çok arkadaşlarıyla paylaşmaktan hoşlanır.
    n Âşık olmak bu dönemde baskın bir duygudur. Bazen bunu karşı cinse belli edebilir, bazen de duygularını saklamayı tercih edebilir.
    n Bu dönemde aşırı şekilde hayal kurma görülür.
    n Ergende yalnız kalma isteği vardır.
    n Ergen, sosyal ilişkilerden korkar.
    n Sevgi, ergenin ihtiyacı olan bir duygudur.

    Ergeninin Aile İlişkileri
    · Ergenlerin bu dönemde ailelerine olan bağımlılıkları azalır.
    · Hiçbir şey beğenmez, sürekli şikâyet edecek bir şeyler bulurlar.
    · Eve istediği zaman girip çıkmak ister.
    · Ailesinin en ufak bir eleştirisine büyük tepkiler verir. Kendine yöneltilen eleştirileri kabul etmez, sürekli eleştirmeyi sever.
    · Boş vermişlik içindedir.
    · Anne babasının beğenileriyle alay eder.
    · Anne babasının düşüncelerini eskimiş bulur. Onlardan öğrenecek hiçbir şeyi kalmamış sanır.
    · Aileyle fikir bazında çatışma, isyankâr tutum bu dönemde artar.
    · Bu dönemde aileye büyük bir görev düşer. Aile bu davranışların bir süre sonra geçeceğini bilmeli ve sabırlı davranmalıdır.

    Soyut işlemler
    · Genelleme, tümden gelim - tümde varım zihinsel işlemleri rahatlıkla yapabilir.
    · Bir sorunun çözümünde birçok faktörü görebilir ve ele alabilir.
    · Mecazi söyleyişi anlayabilir.
    · Mizah ve espri anlayışı da gelişmiştir.
    · Mantık oyunlarını sever ve onlarla uğraşır.
    · Tartışmalara katılmayı sever.
    · İnsanlık, hürriyet, adalet ve din gibi soyut kavramları anlamaya başlarlar ve düşünebilirler.
    · Kişiye, yere ve zamana göre değişen görece kavramlar da bu dönemde edinilir.
    · Kuralların değişebileceğini kavramaya başlar.
    · Ergen kendi kendini çok eleştirir, kendini çok eleştirdiği için de herkes tarafından eleştirildiğini sanır.
    · Sanki herkesin dikkati onun üzerindedir, herkes onun dış görünüşüne çok önem vermektedir.
    · Ergenin benmerkezci düşünce biçiminin diğer bir özelliği de kendi düşüncesinin, kendi inançlarının en doğru en orijinal olduğunu sanmasıdır.
    · Ergen bir çelişkiler dünyasında yaşamaktadır. Bir yandan çevresindekilerin kendisine ilişkin düşüncelerine çok önem verirken, bir yandan da kendisini herkesten daha akıllı sanmaktadır. Ergenler kendilerini olduğu gibi yargılamadan kabul eden, sevgi, saygı gösteren, güven ve destek veren özdeşim modelleri ile karşılaşma şansına sahip olurlarsa, sağlıklı bir kimlik geliştirebilirler.
    · Ergenlik dönemi, kısaca bireyin çevresiyle ve kendisiyle çatışma halinde olduğu bir dönemdir.


    Ergenliğin Tutum ve Davranışlar Üzerindeki Genel Etkileri
    1.Yalnızlık İsteği
    Bu dönemde genç küsme ve ani kırgınlıklar nedeniyle, arkadaşlarından ayrılma isteği duyabilir. Evdeki işlere karşı isteksiz davranır. Odasına kapanır kimseyi görmek istemez. Duygu ve düşünceleriyle baş başa kalmak ister. Bazı gençler, büyüyen ve değişen bedeniyle kendini kabul edemediği, beğenmediği bu nedenle üzüldüğü için de yalnızlığı seçerler.

    2.Çalışma İsteksizliği
    Bu dönemde genç okuluna ve derslerine karşı isteksiz davranır. Notlarında düşme olur. Bunun sebebi gençteki bedensel büyümenin enerjisini tüketmesidir. Bu genci tembelliğe sevk eder. Bazı gençler, kendilerine yeterince güven duymadıkları için başarılı olabileceklerine inanmazlar ve gereği gibi ders çalışmazlar. Genel olarak bu yaşlardaki gençlerin ilgisini ders çalışmaktan çok, başka şeyler çektiğinden de ders çalışmaya karşı isteksiz olurlar.

    3.Disipline Karşı Direniş

    Yetişkinlerle olan çatışma 13 yaşlarında en üst noktaya gelmektedir. Yasakları saçma, kendine tanınan hakları yetersiz bulur. Uyarıldığında �bana karışamazsınız ben çocuk değilim� diyerek birden tepki gösterir. Ailedeki baskıdan çekinerek karşı gelemediği zaman küskün ve somurtkan bir tutuma girer. Yaş ilerledikçe bu zıtlık azalır, olgunluk ve hoşgörü artar.

    4.Çekingenlik
    Kendine güven eksikliğinden, hata yapma kaygısından ileri gelir. Kendinden ve yeteneklerinden emin olmayan genç başkalarınca beğenilmeme kaygısıyla aslında yapabileceği birçok işten ve insanlardan uzak durabilir. Bu durum gencin girişimciliğini ve birçok alandaki başarısını olumsuz yönde etkiler.

    5.Fazla Hayal Kurma
    Zamanlarının önemli bir kısmını hayal kurma alır. Özellikle ders çalışırken hayal kurma isteği güçlü bir biçimde ortaya çıkar ve zaman kaybına neden olur. Kişilik arayışı içinde olan genç, gerçek dünyada ulaşamadığı isteklerine ve üstünlük arzusuna hayaller vasıtasıyla ulaşıp mutlu olmaya çalışır.

    6.Duygululuğun Artması
    Karamsarlık, ufacık bir nedenle ağlamalar, alınganlık artan duygululuğun sonucu olmaktadır. Erkekler kızlara göre sinirlidirler. Kendilerinde olan huy değişikliği yetişkinlerce yüzüne söylendiğinde bu ergeni kimse tarafından sevilmiyor inancına götürür.

    Özdeşleşme
    Bu dönemde ergen, çevresinde �onun gibi olmak� istediği kişileri arar. Bu aileden, sevgi ve anlayış gördüğü bir kimseden, arkadaşlarından biri olabileceği gibi ünlü bir pop müzik sanatçısı da olabilir. Ergen, kim olduğunu, neye değer vereceğini, kime bağlanıp inanacağını, amacını bulmaya çalışır. Ergen, içinde bulunduğu grubun idealleri ve sosyal standartlarıyla kendi davranışını değerlendirme durumundadır.
    Özdeşleşmenin oluştuğu ortamın toplumsal, ekonomik, kültürel özellikleri bir yandan kişiliği oluştururken, öte yandan kişilikle toplum arasındaki tüm ilişkilerin temeli olan özerklik ve sorumluluk kavramlarını biçimlendirir.

    Kimlik Arayışı
    Ergenlik döneminin en önemli sorunu kimlik arayışıdır. Bu dönende ergen, yavaş yavaş bir yaşam felsefesi, bir dünya görüşü ve inançlar geliştirmek durumundadır. Kişinin kimliğini açık seçik bulması, başkalarına ne denli bağımlı olursa olsun, kendini diğerlerinden ayrı bir varlık olarak algılamasına, �ben varım� demesine bağlıdır.
    Toplumda kadınla erkek için belirlenmiş ideallere, ilkelere ters düşmek ve bu duruma çevrenin hoşgörüsüz tutumu, ergenin üstünde olumsuz etki yapabilir. Burada üzerinde durulması gereken nokta şudur: ergenin kendi vücudunu algılaması, kendini nasıl gördüğüne bağlıdır. Örneğin, güzel bir genç kız, ailede sevilmeyen bir akrabaya benzetildiği ve yıllarca �tıpkı onun gibisin� dendiği için kendini itici sanabilir.

    Yabancılaşma
    Bazı ergenler, baskıları uzlaştırma yolunda mücadele edecekleri yerde, bunlara yenik düşerek yabancılaşma durumuna girerler. Toplumları içinde fiziksel olarak yaşayan, ama psikolojik açıdan toplumdan kopmuş olan bu bireyler, bir kimlik sahibi olmak ve toplumda özel bir yer kabul etmek istemezler. Bu gençlerin çoğu kimlik bunalımına ya da kimlik dağılmasına uğrarlar. Mesleki bir seçim yapamazlar, belli bir cinsel rolü üstlenemezler.
    Yabancılaşma bir tek tutum ve davranışa bağlı olamaz. Birçok tutum ve davranış bir araya gelince kişinin sevilmemesine ve grup dışına atılmasına neden teşkil ederler. Bunlar şöyle sıralanabilir:
    �Gösterişçilik
    �Kabadayılık, kabalık
    �Diğerlerine zıt gitmek
    �Hep yanlış anlaşılma hissi içinde olmak ya da hep şikâyette bulunmak
    �Kin gütmek ya da hasetlik
    �Çekimserlik
    �Devamlı bahane bulmak gibi savunma mekanizmalarını kullanmak
    �Diğerleri üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışmak
    �İnatçı, asık suratlı olmak

  7. #7
    ÖÑĐΣŔ ÖnDeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    7,215
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı dalyan tarafından gönderildi.
    Çocuklarınızı asla diğer çocuklarla kıyaslamayın�.
    Bu çocuk ne olacak değil, ben bu çocuğa ne verebilirim� demek daha faydalıdır. Bunu derken de ,ne zaman, nerede, ne kadar, nasıl� gibi sorular sorulmalıdır. Eğitim kişiden kişiye, zamana, eyleme, konuya göre birçok değişkene sahiptir. Eğitimi bu değişkenlere uygun hale getirmek gerekir. Her durumda aynı teknikleri kullanmak, istenilen sonuçları almamıza olanak vermeyebilir. Bu eğitimin kalitesini düşürebilir.Değişkenlik, eğitimin değişmez kaidelerinden biridir� diyebiliriz.
    özellikle bu nokta çok önemli, belki bilinçli olarak yuapmıyorlar ama aileler, çocuklarının başarısı için, diğer çocuklarla kıyaslama yoluna gidiyorlar. bu çok yanlış bir davranış. çünkü her çocuk mutlaka belli dönemlerden geçer ama hepsi aynı zamanda aynı dönemde değildir. beli arkadaşının başardığı şeyi daha sonra başaracaktır.
    ailelere düşen görev, çocuklarıyla konuşmak, onları dinlemek, değerli olduklarını hissettirmek olacaktır.

    dalyan, hocam paylaşım için teşekkürler:A

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Dünyanın En Ünlü Hipnoterapi Eğitim Enstitüsünden (HTI) Türkiye'de Eğitim
    EĞİTİM VE ÖĞRETİM bölümünde htiturkiye tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 25.08.11, 13:29

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •