• Reklam

Anket Sonuçlarını Görüntüle: Sizce bu yazı yanlış mı doğru mu tespitler yani !!!

Kullanılan Oy Sayısı
1. Bu oylama kapalı
  • tamamen yanlış

    0 0%
  • tamamen doğru

    1 100.00%
Birden fazla seçime izin ver.
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,466
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Doğurmamış ruhun ızdırabı bitmez ...

    "Tanrı varsa insan özgür değildir!" Bu kalıplaşmış söz, Varoluş (Exitansialisme) felsefesinin temel görüşüdür.
    17. yüzyıldan itibaren Avrupa, teknolojik gelişmeyle birlikte "sanayi devrimi"ni gerçekleştirdi. O zamana kadar köyünde çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşıp, dar bir çevre ve insandan haberdar olan köylüler, kurulan fabrikalar sayesinde şehirli oldular, yeni şehirler kurdular ve daha kalabalık ve fakat daha yalnız bir hayat yaşamaya başladılar. Şehre inen (modernite) bu insanlara Hıristiyanlık dini, yapısı gereği, pek bir şey veremez olunca, bir anda insanlar adeta ruhlarından boşandılar.
    Manevî boşluklar yeni "izm"ler doğurdu, yeni anlayışlar gelişti. Felsefî, sosyal ve psikolojik görüş ve düşünceler yoğunlaştı; çünkü ihtiyaç vardı.
    "İzm"ler, bunalan insanlara kurtuluş vaadediyordu. Teknolojik gelişmeler, ruhunu paranteze almış kitleler tarafından kutsanıyor ve kuvvet, hakkın yerini alıyordu. Artık güçlü olan haklıydı.
    İslâm âlemi de tam bu zamanda çözülmeye, bozulmaya doğru gidiyordu. Güç Avrupa'nın eline geçince, zayıf kalan İslâm coğrafyası (Osmanlı), gücü taklit etmeye başladı; çünkü işin doğası buydu.
    Bütün bu "izm"ler birçok maddî vaadlerle geliyordu insanların karşısına, hatta onlara "dünya cenneti" vaadediyor; ama insanlık yine bunalımdan, sefaletten kurtulamıyordu.
    İnsan, kendini arıyordu; ne var ki, bulabilecek miydi? "Nihilizm" diyordu kimileri, her şeye boşverilmeliydi. Hayat öylesine acımasızdı ki, onun üstesinden gelinemezdi, ondan kaçmak gerekiyordu.
    "Yo... Yoo..." sesleri yükseliyordu diğer taraftan; "Narsist" olunmalıydı; insanlar kendilerine -nefs- tapınmalıydılar. Zaten tapınılacak bir şey de kalmamıştı orta yerde.
    "Hümanizm"e ne demeliydi ya? Belki bir ışık olabilirdi, karanlıkta kalanlar için; ama o beşerî bir din olup ortaya çıkıyordu. Artık insan insana tapınacak, kulluk daha aleni olacaktı.
    İnsanlık kaynıyordu. 1. Dünya Savaşı milyonlarca insanın ölümüne, bir o kadarının da yersiz, yurtsuz; aç, perişan kalmasına sebep oldu. Tam kurtuldu insanlık derken, ardından 2. Dünya Savaşı patladı, ışık bekleyen insanlığın üzerine (özellikle Avrupa'ya), Hitler, Avrupalı'nın yıllar boyu içinde kaynattığı "izm"lerin en amansız çocuğuydu. Bireyi nefsine kurban eden "Narsizm", toplumun önüne "faşizm" olarak çıkıyordu.
    Kan ve acı dinmemişti. Arayış sürüyordu.
    Varoluşçuluk (Exitansialisme), 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'nın gündemine oturmuştu. Sömürü ve kana doymayan Avrupa'ya tanrıların bir armağanıydı bu. Ve yüksek sesle bağırıyordu:
    "Tanrı varsa insan özgür değildir!"
    Bu, nefsin en özgün sesinin bir topluma malolmuş biçimiydi. Bugün Avrupa ve o uygarlığı benimseyenlerin (ABD vb.) bir "Allah" kavramı yoktur, çok çeşitli ve irili-ufaklı tanrılar vardır. Nefsin ürettiği bu tanrılara, oralarda, bir dur diyecek de bulunmamaktadır; çünkü Avrupa, bir nefs-î emmare imparatorluğudur.
    Onlar bunalımları gereği "tanrı" ararlarken, biz ne yapıyorduk? Onlar, Fransız ihtilâliyle "eşitlik, adalet, özgürlük" derken, yeni tanrılar bulduklarını vehmediyorlardı. Peki biz, hangi "tanrı"nın peşindeydik?
    Bizim "eşitlik, adalet, özgürlük" gibi kavramlara ihtiyacımız var mıydı? Olabilir miydi, Kur'an gibi bir Hakikat kitabı elimizde, Hz. Muhammed (sav) gibi bir önder önümüzdeydi. Öyle miydi?..
    Lâfı eveleyip gevelemeden söylemeliyiz:
    Birkaç asırdan beri dünyada olup biten bütün olumsuzluklardan fert fert bütün Müslümanlar sorumludur! Aç kalan insan domuz eti de yer, köpek eti de!.. Dünyayı ma'nen ve maddeten aç bırakmışsak ve bunun sonucu olarak dünya bugün domuz ahırına koşuyorsa, bunun vebali hepimizin.
    Tabiri caizse, bugün dünyamızı bir negatif enerji kuşatmış bulunmaktadır ve bundan hepimiz olumsuz bir şekilde etkilenmekteyiz.
    Biz; "Türk-Kürt meselesi", "kazanımların yitmesi" korkusu gibi şeylerle etkilenirken, ABD zulüm yaparak, zalim olma biçimiyle etkilenmektedir bundan. Avrupa kendi içinde insanını kaybederken (fuhuş-uyuşturucu), Afrikalı'yı da açlık şeklinde vurmaktadır.
    Yani bu negatif enerji, her iklimi, oranın şartlarına göre sarsmaktadır.
    İnsanlar temelde kardeştir; hepsi Adem'in çocuklarıdır. Bu çocukların ortak paydası "insan" olmaktır. İnsanın ve evrenin Rabbi Allah'tır. O'nsuz problemin çözüleceğine inanılıyorsa, kıyamet yakın demektir.
    Yanardağ patlamış, üzerimize geliyor. Çoğu insan hâlâ yanardağdan fışkıran alevleri tanımlamakla meşgul (izmler): "Alevin çapıymış, hızı, derecesi şuymuş" diye zaman öldürmekte ve buna da "bilim" denilmektedir....

    Alıntıdır....
    &

    Hamlet: Yaptığı işin farkında değil mi bu adam ? Türkü söulüyor mezar kazarken.
    Horatio: Alışmış, umursamıyor artık!


    Shakespeare

  2. #2
    _Asi_ NiCoLaY adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-08-2006
    Mesajlar
    1,215
    Karizma Gücü
    0
    Buna başka türlü yaklaşmak istiyorum...

    düşünüki doğurmaya çok heveslisiniz ama önceleri birkaç kez kürtaj olmak zorunda kaldınız..bu sizi bu hevesinizden soğutuyor korkarak yaklaşıyorsunuz artık..

    ama gün geliyor ortam uygun herşey uygun zemi,n hazır sizde umutlarınızı hayallerinizi ekmeye başlıyorsunuz beklentiniz doğal olarak doğurmak ...

    sancılar başlıyor zaman ilerledikçe kendiniz rahatlatmaya çalışıyorusunuz hayaller umutlar artık doğmak isterken önünüze bir engel konuluyor yada kendi engelinizi kendiniz yaratıyorsunuz ..

    umut adlı çocukta ne doğuyor ne doğmuyor sancıdan başka yaptığıda yok...kürtajıda istemiyorsun çünkü vakti geçmiş bu durumda en iyi şey sancılıda olsa doğurmak değilmi..

    bayağı karışık oldu gibi ama anlatmak istediğimi anlatabilmişimdir diye düşünüyorum ha ben sancılımıyım değilim ama kimseninde sancı çekmesini istemiyorum...o yüzden doğuralım derim..bir erkek olarak ne derece dopğru laf ettim bilmiyorum

  3. #3
    eNigMaTr adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2005
    Mesajlar
    2,621
    Karizma Gücü
    0
    TşkLer GüzeL Bir Yazıyı Buraya Aksettirmişsin...

    Bir Kitapda Geçtiği Gibi Zamanında:

    "Osmanlı hükümeti Avrupa ile hamiledir. Avrupa gibi bir hükümet doğuracak. Avrupa da İslamiyete hamiledir o da bir İslam devleti doğuracak. Birinci tevellüdü gözümüzle göreceğiz, ikinci tevellüd için yirmi otuz sene beklemek lazım..."

    Bu SözLe GerçekLer Bu Gün Gözükmektedir...
    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __



    ||BDP||

    TürkForum
    Bağımsız Demokrat Parti



    Yiğit isen uslandır beni,
    itirazlarımın altında kalayım,
    huzurla geri alayım söylediğim her itirazı !..

    _______________
    ____________
    _________
    ____
    __

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Ceviz Kıran (Mustafa Topaloğlu) Müzik Ruhun Gıdası mıdır?
    2005 Konuları bölümünde memrese tarafından açılmış
    Yanıt: 2
    Son Mesaj: 02.10.05, 14:56

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •