Bir kısım iktisatçılar bir ülkede işsizlikle enflasyon arasında bir değiş-tokuş ilişkisi bulunduğuna inanmaktadırlar. Bunlara göre, bir ekonomide işsizliği azaltmak amacına yönelik olarak alınan toplam talebi artırıcı önlemler enflasyon oranını yükseltmekte, aksine enflasyon oranını düşürmek için alınan önlemler de işsizliği artırmaktadır. Bu durum, ekonomiyi yönetenleri bir ikilemle karşı karşıya bırakmaktadır.
Bu görüşün ortaya çıkışı Yeni Zelandalı zenci bir iktisatçı olan A. W. Phillips'in yaptığı bir araştırmaya dayanır. Phillips bu araştırmasında, 1862-1957 yılları arasında İngiltere'deki nominal işçi ücretleri ile issizlik oranlarını ele alarak karşılaştırmış ve bu ikisi arasında bir değiş-tokuş ilişkisinin mevcut olduğunu ortaya koymuştur.
Bu söyleneni açıklamak için Phillips'in kullandığı eğri de iktisat literatüründe Phillips Eğrisi olarak tanınmış ve isim yapmıştır. Phillips eğrisi bir ekonomide işsizliği azaltmak için alınacak önlemlerin (toplam talebi artırıcı önlemler) nominal ücretleri yükselttiğini, aksine işçi ücretlerinin düşmesi durumunda (toplam talebi azaltıcı önlemler nedeniyle) da işsizliğin arttığını ortaya koymaktadır.
Bir ekonomide ücretlerin yükselmesinin mal ve hizmetlere olan talebi artırarak fiyat artışlarına yani enflasyona yol açacağı ilişkisinden yola çıkarak Paul S. Samuelsen ve Robert M. Solow gibi iktisatçılar bu kez, enflasyon oranları ile işsizlik oranları arasındaki ilişkiyi araştırmaya başlamışlar ve sonuç olarak bir ekonomide işsizlik oranları ile enflasyon oranları arasında da bir değiş-tokuş ilişkisinin var olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Bu durumda bir ekonomide işsizliği azaltmak, ya da istihdamı artırmak için alınan toplam talebi artırıcı önlemler enflasyonu yükseltmekte, yükselen bu enflasyondan kurtulmak için alınan toplam talebi azaltıcı önlemler de bu kez işsizlik oranını artırmaktadır.
Şekilde görüldüğü gibi enflasyon oranları ile işsizlik oranları arasındaki fonksiyonel ilişkiyi sol yukardan sağ aşağıya seyreden, ve eğimi negatif olan bir eğri göstermektedir. Bu eğri, kısa dönemde enflasyon oranları ile işsizlik oranları arasında varolan ters yönlü ilişkiyi gösterdiğinden, kısa dönem Phillips eğrisidir. Ayrıca uzun dönem Phillips eğrisi de vardır. Bu eğriden biraz ilerde bahsedeceğiz.
Kısa dönem Phillips eğrisine göre, işsizliği %l düzeyinde tuttuğumuzda enflasyon oranı %6 ya çıkmakta, bu kez enflasyon oranını düşürmek için toplam talebi azaltıcı politikalar izlediğimizde enflasyon oranı %2 ye gerilemekte, fakat buna karşılık işsizlik oranı yükselmekte ve %4 düzeyine gelmektedir.
Phillips eğrisinin, ekonominin serbestçe işleyişini zorlaştıran engellerin azalması ile sol aşağıya kayması mümkündür. Bu durumda bir önceki eğriye göre, daha düşük enflasyon oranlarının daha düşük işsizlik oranları ile birlikte gerçekleşmesi mümkün olacaktır. Ama her ikisinin de sıfır olması olanağı pek yoktur. Eğer ekonominin serbestçe işlemesini engelleyen kurumsal ve yapısal olumsuzluklar artarsa bu kez de Phillips eğrisi sağ yukarı kayacak ve bu durumda enflasyon oranını belli bir oranda düşürebilmek için daha yüksek oranda bir işsizliği kabullenmek gerekecektir.
Phillips eğrisi ile yapılan bu açılamalar, enflasyonun ortaya çıkmasında ve hızlanmasında önemli bir rol oynayan beklentilerin ve gecikmelerin dikkate alınmadığı gerekçesiyle eleştirilmiştir. Bunlar dikkate alındığında Phillips eğrisinin her zaman aynı konumda olmayacağı iade edilmiştir.
Örneğin, eğer sendikalar belli bir dönemde fiyatlarda gerçekleşen artışın, bekledikleri artıştan daha fazla olduğunu görürlerse, gelecek dönem enflasyon oranını daha yüksek düzeyde tahmin ederek, gerçekleşen enflasyon oranının üzerinde bir ücret artışı talep edeceklerdir. Aynı şeyi firmalar da düşünerek ürün fiyatlarını yükselteceklerdir.
Eğer bunda başarı sağlanırsa aynı işsizlik oranında daha yüksek bir enflasyon gerçekleşmiş olacaktır. Yok eğer fiyat artışlarını gerçekleştirmek mümkün olmazsa bu kez de aynı enflasyon oranında daha yüksek bir işsizlik oranı kabul edilmiş olacaktır. Bu olaylar bu şekilde tekrarlanacak ve Phillips eğrisi negatif eğimli bir eğriden x eksenine dik bir doğru haline gelecektir.
V Parasalcı iktisatçılardan M. Friedman'a göre enflasyon oranları işsizlik oranına değil, para miktarındaki artışlara ve enflasyon konusundaki beklentilere bağlıdır. M. Friedman Phillips eğrisinin kısa dönem için geçerli olabileceğini, ama uzun dönemde Phillips eğrisi ile ortaya konduğu gibi enflasyonla işsizlik arasında bir değiş-tokuş ilişkisinin mevcut olmadığını ve enflasyonun tamamen parasal bir olay olduğunu söylemiş ve uzun dönemde bu eğrinin x eksenine dik bir doğru şeklinde olacağını savunmuştur.
Uzun dönem Phillips eğrisi diyebileceğimiz bu eğrinin x eksenini neresinden keseceğini, diğer bir ifadeyle enflasyon oranı sıfırken işsizlik oranının % kaç olacağını ise Edmund Phelps aydınlatmıştır. Phelps'e göre, bir ekonomide hem iş değiştirmelerden hem de yapısal nedenlerden doğan bir işsizlik oranı vardır ki, enflasyon oranı sıfır dahi olsa bu işsizliği gidermek mümkün değildir. İşte bu işsizliğe doğal işsizlik adı verilmektedir. Dik (ya da uzun dönem) Phillips eğrisinin x eksenini kestiği yerdeki işsizlik, doğal işsizlik oranını göstermektedir. Buna tam istihdam işsizlik oranı diyenler de vardır. Parasal politikalarla bu işsizliği gidermek olanağı yoktur.
-maximumbilgi-


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla
