Dünya ekonomisinin 2005 yılında yüzde 4,3 büyüdüğü tahmin ediliyor.
Merkez Bankası'nın 2005 yıllık Raporu'na göre, dünya ekonomisinin, 2004'te yakaladığı yüzde 5,1 büyüme hızının, 2005'te yüzde 4,3 seviyesinde kalması bekleniyor. Özellikle gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızında düşüş gözleniyor. Yavaşlamada en büyük etkinin petrol fiyatlarındaki artış olduğu düşünülüyor.
Gelişmiş ülkelerdeki büyümeye, daha önceki yıllarda olduğu gibi ABD öncülük etti. Avro alanı ülkelerinde durgunluk devam etti. Japonya 1990'lı yılların sonu ve 2000'li yılların başına göre daha yüksek oranlı büyüdü. Gelişmekte olan Asya ülkeleri ve petrol ihraç eden ülkeler, ihracat kaynaklı olarak hızlı büyümeyi sürdürdü. Çin ve Hindistan da yüksek büyüme oranlarıyla dikkati çekti.
Dünya ticaret hacmi büyüme oranında da önceki yıla göre düşüş kaydedildi. En yüksek ihracat artışları, enerji ürünleri ihraç eden ülkelerde gözlendi.
-FIRTINALAR, EKONOMİYİ OLUMSUZ ETKİLEDİ-
ABD'nin ekonomik büyümesi, dünya büyüme oranındaki artışta belirleyici rol oynadı. 2004'te yüzde 4,2 büyüyen ABD ekonomisinin, 2005'te yüzde 3,5 büyüme kaydetmesi bekleniyor. Yaz sonunda ABD'de meydana gelen 2 fırtınanın, özellikle petrol, doğalgaz ve taşımacılık sektörlerini olumsuz etkilediği ve ülke ekonomisinin büyümesini 0,5 puan yavaşlattığı tahmin ediliyor.
Avro alanındaki ülkelerdeki büyümenin de 2005 yılında, yüzde 1,2'ye gerilemesi bekleniyor. Bu yavaşlamada, tüketicilerin istihdama ve ekonomik reformlara yönelik olumsuz beklentileri etkili oldu. Ayrıca petrol fiyatlarındaki artış da önemli rol oynadı. Ancak, büyümenin 2005 yılı sonrasında yatırımın ve tüketimin artmasıyla hız kazanacağı düşünülüyor.
-GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER-
Gelişmekte olan ülkelerde milli gelirin, önceki yıla oranla yavaşlayarak, yüzde 6,4 büyümesi bekleniyor.
2005 yılı büyüme rakamlarına ilişkin tahminlere göre, Çin ekonomisi, 2005 yılında yüzde 9,3 büyüdü. Asya ülkelerinden Güney Kore'de büyüme, önceki yıla göre azalarak, yüzde 3,9 oranında gerçekleşti. Latin Amerika ülkelerinde de büyüme yine önceki yıla göre düşüş gösterdi ve yüzde 4,1 düzeyinde kaldı.
Öte yandan, petrol fiyatlarındaki artışlar, Ortadoğu ülkelerinin büyümelerini olumlu etkiledi. 2004 yılında yüzde 5,5 büyüyen bölge ülkelerinin, 2005'te de 5,4 büyüme hızını yakalaması bekleniyor. Bölgede en yüksek büyüme oranları yüzde 7,1 ile Bahreyn ve yüzde 6 ile Suudi Arabistan'a ait.
Bağımsız Devlet Topluluğu'nda (BDT) büyüme oranı önceki yıla göre, yüzde 8,4'ten yüzde 6'ya geriledi. Gelişmekte olan Avrupa ülkelerinde de büyüme oranı yavaşlayarak, yüzde 4,1'e geriledi. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde, en yüksek büyüme, AB'nin yeni üyelerinden Letonya (yüzde 7,8) ve Litvanya'ya (yüzde 6,8) görüldü.
-DÜNYA TİCARETİ-
Dünya ticaret hacmindeki büyüme hızı da önceki yıla göre yüzde 3,3 düşerek yüzde 7 oldu.Gelişmekte olan ülkelerin ticaret hacmi, gelişmiş ülkelere oranla
daha hızlı arttı. Özellikle petrol ihraç eden ülkelerin dış ticareti çok yüksek oranlarda artış gösterdi.
-ULUSLARARASI MALİ PİYASALAR-
2005 yılında uluslararası mali piyasaları etkileyen temel gelişmeler; küresel likidite fazlalığı, ABD Merkez Bankası'nın (FED) faiz artırımları, petrol, emtia ve konut fiyatlarındaki artışlar ile yılın son çeyreğinde gündeme gelen FED Başkanı Alan Greenspan'ın yerine Benjamin Bernanke'nin aday gösterilmesi oldu.
Gelişmiş ülkelerde hisse senedi piyasaları yüzde 9,6 değer kazandı. Bu oran gelişmekte olan ülkelerde yüzde 24 olarak gerçekleşti. Yıl içerisinde hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi piyasalarında Şubat ve Eylül aylarındaki faiz artırımları nedeniyle göreceli olarak gerileme görüldü.
ABD ekonomisinin cari işlemler açığının halen büyüyerek sürmesine rağmen ABD Doları, dünya genelinde diğer para birimleri karşısında değer kazandı. ABD Doları, Avro karşısında yüzde 12 değerlendi, ABD Doları/Avro paritesi 1,3'ler seviyesinden 1,2'ye kadar geriledi.
-DOĞRUDAN YATIRIMLAR-
2005 yılında, gelişmekte olan ülkelere doğrudan yatırım kaynaklı girişler devam etti, portföy yatırımı kaynaklı çıkışlar yaşandı. Öte yandan, Asya ülkeleri dışındaki diğer gelişmekte olan ülkelerden resmi sermaye çıkışı gözlenmedi.
Gelişmekte olan ülkelere 2004 yılında, 233 milyar ABD Doları doğrudan yabancı yatırım kaynaklı sermaye girişi oldu. Gelişmekte olan ülkelere yönelik toplam doğrudan yaptırımlarda 2003'e oranla yüzde 40'lık artış ortaya çıktı. Yatırımların 148 milyar ABD Dolarlık bölümü, Asya ve Pasifik ülkelerinde yapıldı.
Çin, 2004 yılında da 61 milyar ABD doları ile doğrudan yatırımları en çok çeken ülke oldu.
Merkez Bankası 2005 yılında, 7 milyar 442 milyon doları günlük döviz alım ihalelerinden, 14 milyar 565 milyon doları da doğrudan alım müdahalelerinden olmak üzere, toplam 22 milyar 7 milyon dolar alım yaptı.
Merkez Bankası'nın 2005 Yıllık Raporu'nun ''Para Politikası ve Piyasalar'' bölümünde yer alan bilgilere göre bu alım, ''global likidite koşullarının olumlu olması ve devam eden ters para ikamesi nedeniyle gözlenen döviz arzındaki artış ile ortaya çıkan aşırı oynaklık sonucu'' gerçekleştirildi.
Banka'nın 2005 yılında kurlarda gözlenen aşırı oynaklık sonucu toplam 6 defa alım yönünde müdahale ettiği, geçen yıl ''Türkiye-AB tam üyelik müzakereleri, FED'in faiz kararları, IMF ile gözden geçirmeler ve artan petrol fiyatlarının'' ABD Doları/YTL kurunun gelişimini etkileyen başlıca faktörler olduğu belirtilen raporda, ''ABD Doları/YTL kuru 1,3427 seviyesinden başladığı 2005 yılını 1,3483
seviyesinden tamamlamıştır'' denildi.
Raporda, (22 Aralık 2004-30 Aralık 2005) döneminde gerçekleştirilen döviz alım ihalelerinde toplam 7,7 milyar dolar alındığı, bu dönemde gerçekleştirilen toplam 250 ihalede ortalama alım tutarının 30,7 milyon dolar, ihalelere gelen ortalama teklif tutarının ise 65,6 milyon dolar olduğu kaydedildi.
-KREDİ GELİŞMELERİ-
Geçen yıl, enflasyondaki düşüş sürecinin devam etmesi ve maliye politikasında sağlanan ''başarılar'' sayesinde makroekonomik istikrarın artmasının, kredi faiz oranlarını düşürdüğü ve kredi vade yapısının uzamasına yol açtığı bildirilen raporda, şu bilgiler verildi:
''Mevduat bankaları ve kalkınma yatırım bankaları tarafından açılan kredilerin alt sektörlere göre dağılımına bakıldığında, 2001 yılında yaşanan krizden sonra hızla düşen hane halkına açılan kredilerin, 2005 yılı Ekim sonu itibarıyla reel olarak yüzde 60 arttığı gözlenmiştir. Aynı şekilde, özel sektöre açılan krediler, reel olarak yüzde 38 oranında artmıştır. Özel sektör içinde şirketlere ve
bireysel işletmelere kullandırılan krediler ise reel olarak yüzde 27 oranında genişlemiştir.''
-EMİSYON HACMİ YÜZDE 45,6 ARTTI-
Raporda, 2005 yılında emisyon gelişmeleri incelendiğinde, emisyon hacminin (halkın elindeki ve bankaların kasasındaki nakit para) 2004 yılına göre yüzde 45,6 gibi yüksek bir oranda arttığının görüldüğü de ifade edildi.
Reel ekonomik aktivitenin 2005 yılı boyunca canlılığını korumasının, bireylerin nakit talebinin artmasında önemli bir etken olduğu belirtilen raporda, ''ek olarak, bu yüksek oranlı artış, yaşanan finansal derinleşme, düşen enflasyon ve oluşan güven ortamı sonucunda 2003 yılından itibaren bireylerin para talebinde gözlenmekte olan yapısal değişimin bir parçası olarak değerlendirilmektedir'' denildi.
Raporda, bankalar mevduat kaleminin de (bankaların Merkez Bankası'nda tuttukları zorunlu karşılık ve serbest tevdiat hesapları) 2005 yıl sonu itibarıyla, bir önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 91,8 gibi yüksek bir oranda arttığının görüldüğü belirtilerek, bu durumun ''daha önce açıklanan nedenlere ek olarak, bankaların yıl sonunda gerçekleştirilen bilanço düzenlemeleri sonucunda, yılın son gününde Merkez Bankası'ndaki serbest hesap bakiyelerini yüksek tutmaları''ndan kaynaklandığı kaydedildi.
-REPO İŞLEMLERİ DÜŞTÜ-
Repo işlemlerinin geçen yıl, 2004 sonunda 1,7 milyar YTL düzeyinde
iken, 2005 yılı sonunda 1,5 milyar YTL'ye düştüğü bildirilen raporda,
buna paralel olarak toplam repo hacminin, YTL cinsinden toplam
mevduata oranının, 2004'e göre yaklaşık 0,6 puan düşerek yüzde 1
olarak gerçekleştiği bildirildi.
Raporda, bu gelişmenin, ''ekonomideki güven ortamının güçlenmesinden, faiz oranlarındaki düşüşten ve buna bağlı olarak yatırımların daha uzun vadeli araçlara kaydırılmasından'' kaynaklandığı belirtildi.
-EKONOMİYE GÜVEN ARTTI-
Raporda, 2005 yılına kadar geçen dönemde önemli bir iktisadi dönüşüm yaşandığı, basiretli para ve maliye politikaları, yapısal reformlar, Merkez Bankası'nın bağımsızlığı yolunda atılan adımlar ve dalgalı döviz kuru sayesinde fiyat istikrarı konusunda önemli ilerleme kaydedildiği ifade edilerek, şöyle denildi:
''2005 yılı başında, paradan altı sıfır atılarak Türk Lirası'nın yeniden itibar kazanması, fiyat istikrarı yolunda alınan mesafenin açık bir göstergesi olmuştur. Mali disiplinin sürekliliğine ilişkin kaygılar büyük ölçüde hafiflemiştir; kamu borç stokunun çevrilebilirliği gündemin ilk sıralarındaki yerini kaybetmiştir.
Finansal kesimin kırılganlığı azalmış, finansal piyasaların derinliği artmıştır. Bütün olarak ekonomiye güven artmıştır
Bankacılık sektörünün 2004 yılında 6,5 milyar YTL olan toplam karı, 2005 sonunda 6,2 milyar YTL'ye geriledi.
Merkez Bankası'nın 2005 raporunda, mali piyasalara ilişkin değerlendirmelerde de bulunuldu.
Rapora göre, makroekonomik istikrarın olumlu seyri, yurt içi birimlerin portföy davranışlarını YTL'ye yöneltti. Bunun sonucunda yabancı para kalemlerin payı azaldı ve finansal piyasaların istikrarı arttı. Yurt içi yerleşiklerin, portföylerinde daha fazla devlet iç borçlanma senedi tutarak, finansal sistemin faiz riskini paylaşması, sistemin risklere dayanıklılığını arttırdı.
Uygulanan kur politikası da, ekonomik birimlerin daha ihtiyatlı politikalar uygulamasına yolaçarak, makro ekonomik kırılganlıkları azalttı.
-BANKACILIK SİSTEMİ-
Bankacılık sistemi de, 2005 yılında kamu kesiminden daha çok hanehalkını ve reel sektörü fonladı. Bu dönemde özellikle tüketici kredileri içinde yer alan konut kredilerindeki artış hızı dikkat çekti.
2004 yılında 48 olan Türk bankacılık sektöründeki banka sayısı, Ak Uluslararası Bankası A.Ş'nin Akbank'a devri ile 47'ye geriledi.
Bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılma süreci ve yabancı kuruluşların Türk bankalarına gösterdiği yoğun ilgi sonucu, 2005'de kamu kesiminin sistem içindeki payı azalırken, özel sektörün arttı.
-TAKİPTEKİ KREDİLER ARTARKEN, TOPLAM KREDİLERE ORANI AZALDI-
Ekonominin büyüme eğilimini sürdürmesi nedeniyle bireylerin ve şirketlerin mali yapılarının güçlenmesine rağmen, takipteki krediler, hızlı kredi artışı nedeniyle yükselme eğilimi gösterdi. Takipteki kredilerdeki artış da, temelde kredi kartları ve bireysel kredilerdeki yükselme eğiliminden kaynaklandı.
Ancak, 2004'de yüzde 6,4 olan takipteki kredilerin toplam krediler içindeki payı, 2005 yılı Aralık ayında yüzde 5'e geriledi. Bu gerilemeyi de ağırlıklı olarak kamu bankalarının takipteki kredilerinin reel daralması yarattı.
Sektörel olarak incelendiğinde de, toplam takipteki krediler içinde en yüksek paya sahip olan sektör, yüzde 11,2'lik pay ile tekstil ve tekstil ürünleri sanayi olarak belirlendi.
-MEVDUAT VE KARLILIKTA DURUM-
2005'de düşen enflasyon süreci ve mali disiplinin sürmesi gibi makroekonomik faktörlerden etkilenen bankacılık sektöründeki olumlu hava, yabancı yatırımcıların sektöre doğrudan ya da ortaklık yoluyla girmeleri ile devam etti ve banka mevduatlarını da etkiledi.
Geçen yıl bankaların toplam mevduatlarında reel olarak yüzde 18'lik bir artış kaydedildi.Bankaların 2004 sonunda 46 milyar YTL olan özkaynaklarının toplamı
da, 2005 sonunda yüzde 9,5 oranında artarak, 54,1 milyar YTL'ye yükseldi.
Bankaların yurt dışından sağladığı krediler de, istikrarın artması, uluslararası piyasalardaki yüksek likidite ve Türk finans sistemine olan güvenin sonucu arttı.
Rapora göre, 2004 yılında 6,5 milyar YTL kar eden bankacılık sektöründe, 2005 sonunda bu tutar 6,2 milyar YTL olarak belirlendi. Kar rakamı, dolar cinsinden de sırasıyla 4,8 milyar ve 4,6 milyar dolar olarak hesaplandı.
-BASEL 2-
Bu arada, raporda, Basel 2'ye geçiş çalışmalarının bankacılık sisteminin gözetim ve denetimini güçlendirmek amacıyla ülkemizde de sürdürüldüğüne ve uygulamaya 1 Ocak 2008'de geçileceğine dikkat çekildi. Raporda, ''Geçiş sürecinin, uygulamadan etkilenecek taraflar olan bankacılık sektörü, reel sektör, denetim otoriteleri ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarca sağlıklı ve uyum içerisinde değerlendirilmesi gerekmektedir'' denildi.
-MENKUL KIYMET PİYASALARI-
Merkez Bankası'nın 2005 Raporu'nda, menkul kıymet piyasalarına yönelik değerlendirmelerde de bulunuldu.2005 yılında ihraç edilen tahvillere göre, maliyetin düşmeye devam ettiği, hisse senedi piyasasında ise yabancı yatırımcı işlemlerindeki artış eğiliminin sürdüğü vurgulandı.
Merkez Bankası, 2005 yılında gözlenen ekonomideki canlanma sürecinin arkasındaki temel nedenleri, ''ekonomik programın uygulanmasındaki kararlılık, mali disiplinden taviz verilmeme, yapısal reformların devam etmesi, YTL'nin bulunduğu güçlü seviye ve faizlerdeki düşüşün'' sürmesine bağladı.
Merkez Bankası'nın 2005 yılı raporunun ''Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler''başlıklı bölümünde, 2005 yılında talep artışının kontrollü şekilde gerçekleştiği, bunun da tüketici fiyatlarındaki artış oranının hedefin altında kalmasına katkı sağladığı ifade edildi.
Raporda, ''faiz oranlarındaki düşme eğiliminin devam etmesi, borçlanma vadelerinin uzaması ve mali disiplinin sürdürülmesi sonucu 2005 yılında, yüksek faiz dışı fazla elde edilmiş, bu da net iç borçlanmayı azaltmıştır'' denildi.
Geçen yılın 9 aylık döneminde toplam yurtiçi talebin yüzde 7,4 oranında, toplam nihai yurtiçi talebin ise yüzde 9,5 arttığına, diğer yandan başta yatırım harcamaları olmak üzere, kamu harcamalarının 2005 yılında yüksek oranda artış gösterdiğine dikkat çekilen raporda, ''tarım sektörü katma değeri, geçen yılın 9 aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 4,5, Sanayi Katma Değeri yüzde 5, Hizmetler Sektörü Katma Değeri yüzde 5,4 oranında artmıştır''
değerlendirmesi yapıldı.
Toplam mal ve hizmet ithalatının 2005 yılının 9 aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,1 oranında arttığı vurgulanan raporda, Türkiye Ekonomisinin büyümeye devam ettiğine dikkat çekildi.
İŞSİZLİK ORANI DEĞİŞMEDİ
Mal ve hizmet ihracatının geçen yılın 9 aylık döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,8 arttığına dikkat çekilen raporda, ihracattaki artışın ekonomik büyümeye katkı sağladığı ifade edildi. İmalat sanayindeki verimliliğin artmasının ve birim ücretlerinin düşük seviyede olmasının, ihracattaki artışın devam etmesini sağladığına işaret edilen raporda, işsizlik oranının ise geçen yıla göre aynı kalarak yüzde 10,3 olduğu kaydedildi.
''Geçen yıl imalat sanayi üretimi artmaya devam ederken, sektördeki istihdam gerilemiştir'' notu düşülen raporda, reel ücretlerde çalışan grublara göre değişen oranlarda artış olduğu bildirildi.
-KAMU MALİYESİ-
Ayrıca 2005 yılında uygulanmakta olan ekonomik program çerçevesinde hedeflenen disiplin sonucu, 2005 yılında kamu kesimi borçlanma gereğinin GSMH (Gayri Safi Milli Hasıla) içindeki payının, bir önceki yıla göre 4,9 puan azalarak yüzde 0,2'ye düşmesinin beklendiği belirtildi.
Konsolide bütçe açığının GSMH'ya oranının, 2004 yılındaki yüzde 7,1'lik düzeyden, 2005 yılında yüzde 2 seviyesine düşmesinin beklendiğine işaret edilen rapora göre, gelir üzerinden alınan vergilerde performans yakalanırken, dahilde ve ithalde alınan KDV ve ÖTV tahsilatları beklenenin altında kaldı.
Hazine bütçe açığının finansmanında ağırlıklı olarak net iç borçlanmaya başvururken, dış borçlanma konusunda ise ödeyici konumda oldu. İç borç stoku geçen yıl, önceki yıla göre yüzde 9 oranında artarak 244,8 milyar YTL düzeyinde gerçekleşti.
Rapora göre 2004 yılında 15 ay olan nakit borçlanmanın ortalama vadesi, 2005 yılında 27,4 olarak gerçekleşirken, iç borç stokunun borçlanma araçlarına göre bakıldığında, bu dağılımın değiştiği gözlendi, iç borç stoku nominal olarak yüzde 17.3 oranında arttı.
CARİ AÇIK 22,9 MİLYAR DOLAR
''2005 yılında nakit iç borç stoku içinde değişken faizli borçlanma araçlarının payı artarken, dövize endeksli ve sabit getirili borçlanma araçlarının payı azalmıştır''denilen raporda, 2005 yılında cari işlemler açığının 22,9 milyar dolar açık verdiği kaydedildi. İhracatın yüzde 16, ithalatın ise yüzde 19.3 oranında artış gösterdiği vurgulanan raporda, sermaye hareketlerine ilişkin şu bilgilere yer verildi:
-VADE YAPISI UZADI-
''2005 yılı genelinde sermaye hareketleri, giriş yönlü bir eğilim izlemiştir. Geçen yıl sermaye akımları ve resmi rezervlerin toplamı olarak tanımlanan finans hesabı 20,9 milyar dolar fazla vermiştir. İMF kredileri ve rezerv değişimleri dışarda tutulduğunda, söz konusu dönemde 44,3 milyar ABD doları sermaye girişi olmuştur.
Öte yandan geçen yıl yabancı yatırımcıların Türkiye'ye ait menkul kıymetlere olan ilgisi devam etmiştir. Yurtdışı piyasalarda Türkiye ekonomisine ilişkin olumlu görünüm neticesinde, Türk tahvilleri 2005 genelinde değer kazanmıştır. Cari işlemler açığının artmasına karşın, net hata ve noksan kaleminin 2 milyar doları giriş yönünde olması, finansman ihtiyacını sınırlamıştır.
Dış borç stoku 2005 yılının 9 ayında, 2004 yılı sonuna göre yüzde 2,2 oranında artış göstermiş ve 165,5 milyar dolar olmuştur. Bu dönemde uzun vadeli dış borçlar yüzde 1,4 gerilerken, kısa vadeli dış borçlar yüzde 17 artmıştır.''
FİYAT ARTIŞLARI VE PETROL
Öte yandan raporda, enflasyonda son 3 yıldır gözlenen düşüş eğiliminin, geçen yıl da devam ettiği vurgulandı.
2005 yıl sonu enflasyonunun TÜFE'de yüzde 7,72, ÜFE'de ise yüzde 2,66 olarak gerçekleştiği vurgulanan raporda, petrol dışındaki ithal girdi maliyetlerinin göreli istikrarlı seyrinin, petrol fiyatlarının enflasyon üzerinde yarattığı baskıyı sınırladığı kaydedildi.
-haberturk-


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla