Eğitimde uygulanan sınav sisteminin çocuklar üzerinde meydana getirdiği o gereksiz baskı ve ıstırap dalgasını kim ölçebilir? Başarısız olan çocuk anne ve babasının hoşnutsuzluğunu, okul arkadaşlarının alaylarını ve öğretmenlerinin tatminsizliğini üzerine çektiğini hisseder. Hepsi bu kadarla da kalmaz. Bu ezici işkenceden başarısız çıkmak çocuğun daha sonraki hayatına her türlü uyumunu zorlaştırabilecek aşağılık kompleksleri, endişe krizleri, duygusal sapıklıklar ve azap verici korkular yaratır. Bunun ötesinde, yaşadığı deneyimin rekabet özelliği daha başarılı çocuklara karşı kıskançlık ve hatta nefret uyandırmaya yöneliktir.
Ne yazık ki çağımızda rekabet içeren sınavlar gerçek birer tabu haline getirilmiştir. Öğrencilere gerçek anlamda bir şey öğretilmiyor. Gelişime yönelik anlamda ders çalışmalarına izin verilmediği gibi, zihinleri kitap ve notlarla dopdolu bir duruma gelmeye zorlanıyorlar. Sınav sistemi kaçınılmaz olarak onları zihinsel otomatlar haline gelmeye zorlamakta, oysa daha az mekanik olan bir sistem onları gerçekten öğrenmeye teşvik edebilirdi. Kafalarını “olur olmaz” şeylerle dolduran ve bunları sadece sınavda tekrarlayan öğrencilerin zihinleri ihtiyaçları yönünde gelişiyor denemez. Eğitimin temel amacı gereksiz ayrıntıları öğrenerek bilgiçlik taslamak, bir diploma veya ünvan kazanmak değil, yaşamı anlamak ve onunla başa çıkabilme yeteneğini geliştirmektir. Zihni tıka basa doldurmakla böyle bir amaca ulaşılması hiç mümkün görünmüyor.
Gelecekteki eğitim yeni ve evrensel ilkeler üzerine kurulacaktır. Bu, gerçek zeka gücü yerine ezber gücünü ölçmeyi tercih eden rekabetçi akademik sınav sistemi tarafından henüz anlaşılamamıştır. Bu gerçekleştiğinde bütün milletlerin genel görünümleri sağlıklı bir şekilde değişecektir.
Gençlere en başta öğretilmesi gereken şey; kendi ayakları üzerinde durabilmenin yollarıdır. Gerek kendi varlıklarını tanımaları gerekse yaşamı ve karşılaştıkları olayları anlayabilmeleri için onlara temel evrensel kanunları öğretmek gerekir. Ve özellikle de geleceklerini sağlam ve sağlıklı temeller üzerine inşa edebilmeleri için evrensel Sebep Sonuç Yasası ve bu yasanın işleyişi hakkında onlara bilgi verilmelidir. Düşüncenin gücünü, öfkenin verdiği zararları, egoyu kontrol altına almanın yararlarını öğrenmeleri gerekir. Sevgi, hoşgörü ve kendilerinden önce gelen nesilere saygı gibi modası geçmiş görülen erdemleri yeniden kazanmalıdırlar.
~
Gerçek eğitim, egoist hesaplar yerine öz varlığı geliştirmeli, rutin bir ezberciliktense yaratıcılığı ortaya çıkarmalı, öğrenciyi yapmaktan hoşlandığı ve yapabileceği türden teknik işlerde yetiştirmeli ve boş değerleri zorla kafasına kazımaktansa kalıcı ve uygulanabilirliği olan şeyleri öğretmelidir.
Bazı şeyleri fark etmeye başlamış ve belli bir seviyede bilinçlenmiş insanlar ve özellikle de gençler, yaşadığımız hava, su, toprak ve besinlerdeki kirlenmeye karşı eylemler yapıyorlar. Peki ya karakterdeki bozulma ve yozlaşmalara karşı neler yapıyoruz? :ty55:
Kaynak: “Sorumluluk Sahibi İnsanlar İçin Öneriler, Paul Brunton, Ege Meta yayınları


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
