• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    ESHQUIA adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    14-06-2005
    Mesajlar
    2,184
    Karizma Gücü
    0

    Cinsel Mitler Hayatımızı Karartıyor


    Psikiyatr Dr. Alp Karaosmanoğlu ve ekibinin yaptığı “Cinsel Mitler” araştırmasının sonuçları, bu konuda çok ciddi sorunlar olduğunu gösteriyor. Örneğin, ortaya çıkan en önemli sorunlar, vajinismus ve erken boşalma. Penis boyunun cinsel güç ve zevk ile doğru orantılı olduğuna ve masturbasyonun cinsel güce zarar verici olduğuna dair yanlış inanışlar da cinsel mitler arasında çok önemli yer tutuyor.
    Geri kalmış ülkelerde cinsel mitlerin oluşması ve yaygınlığı daha fazla. Cinsel mitlerin kişiye zarar vericiliği, kişinin yaşına, cinsiyetine ve pek çok diğer koşula göre değişiyor. Örneğin cinsel performans ile ilgili mitler erkekleri daha çok etkileyebiliyor. Bedenin cinsel birleşme ile zarar göreceği mitleri ise kadınları daha çok etkileyebiliyor.

    Mitler ne kadar ilkel olursa kişilerin cinsel ve sosyal yaşamı o kadar olumsuz olarak etkileniyor.

    Kim ne zaman söylemiş, nasıl kabul görmüş ve yıllarca herkesin diline dolanmış, üstelik insanlığın huzurunu bozmuş bilinmez ama mitlerin hemen hepsi hayatımızı zindan ediyor bu kesin. Özellikle de cinsel mitler, hala bir kabus olarak çiftlerin yataklarının üzerinde karabasan gibi oturuyor…

    Örneğin bir kaçını saymak gerekirse, durumun vahameti biraz daha anlaşılabilir. Erkekler daima sekse hazırdır, sevişme, eşittir cinsel birleşmedir, erkekler duygularını belirtmezler, erkek kadını nasıl mutlu edeceğini bilmelidir, erkek cinsel organı sertleşmezse seviştiği kadını istemiyordur, sevişmeyi başlatan kadın ahlaksızdır, cinsel organının büyüklüğü onun cinsel gücünü belli eder gibi daha bir çok inanış çiftlerin cinsel yaşamını bitiriyor. Üstelik bu mitler çok az değişime uğrayarak, neredeyse yüzlerce yıldır olduğu yeri koruyor.

    Bu konuda, Psikonet adına yeni bir araştırma başlatan Psikiyatr Alp Karaosmanoğlu ve ekibi çok ilginç sonuçlara ulaştılar.

    Psikiyatr Alp Karaosmanoğlu özellikle penis boyu, cinselliğin cinsel birleşmeye indirgenmesi ve cinselliği başlatma ve kontrolünün erkeğe ait olması gerekliliği ile ilgili mitlerin erkekler ve kadınlarda eşit oranda görülmesinin kendileri için şaşırtıcı olduğunu belirtiyor ve şunları söylüyor, “Çünkü bu mitlere daha çok erkek hastalarımızın şikayetlerinde rastlıyorduk. Ancak genellikle şikayetlerde rastlamasak ta, bu mitlerin kadınlar tarafından da taşındığını bu sonuçlardan izliyoruz.

    Bu yanlış inançların yaş ve dolayısı ile deneyim ile nasıl etkilendiğini görmek için mit başlıkları seviyelerinin yaş guruplarına göre farklılıklarını inceledik” diyor.

    Önemli sorunlar

    Cinsel mitler araştırmasının sonuçlarının ortaya çıkardığı en önemli sorunlar ise vajinismus ve erken boşalma. Karaosmanoğlu’na göre; hatta toplumumuza ait cinsel sorunlarda vajinismus başı çekiyor diyebiliriz. Artık Avrupa toplumlarında çok azalan bu rahatsızlık, biz de ise çok daha sık görülüyor. Vajinismus neredeyse her zaman cinsel birleşmenin kadın için yaralayıcı, bedenine zarar verici bir eylemmiş gibi algılanmasını beraberinde getiren mitleri içeriyor.

    Ülkeler ve mitler

    Psikiyatr Alp Karaosmanoğlu, bu konuda ülkeler arası karşılaştırılmış bir çalışma olmadığını ancak, ülkelerin ekonomik ve kültürel seviyelerinin, kişilerin inançlarını ve davranışlarını etkilediğini belirtiyor. Örneğin, ilk cinsel birleşme ile ilgili bedenine bir zarar geleceğini düşünen bir kadın, cinselliğin evlilik öncesi yasak kabul edildiği ülkelerde uzunca bir süre bu inançlarının gerçekçi olup olmadığını test edemeyeceğinden, iyileşmekten mahrum kalabilir. Eğer aynı kişi cinselliğin daha erken yaşlarda daha rahat bir şekilde yaşandığı bir ülkede olsa, belki de bu durumun korkulacak bir şey olmadığını görebilir. Aynı durum eşcinsellikle ile ilgili mitleri olan bir kişinin eşcinselliğin bir akıl hastalığı olmadığını, sadece cinsel bir yönelim olduğunu eğer homofobik olmayan bir ülkede olsa, öğrenebileceği durum için de geçerlidir. Dahası, eşcinselliğini saklamak zorunda kalmadan yaşayan kişileri, çiftleri gördükçe bunun bir hastalık olmadığını daha rahat anlayacaktır.

    Karaosmanoğlu, “Yani, bizim gibi geri kalmış ülkelerde cinsel mitlerin oluşması ve yaygınlığı daha fazladır diyebiliriz” diyor ve ekliyor, “Cinsel mitlerin kişiye zarar vericiliği, kişinin yaşına, cinsiyetine ve pek çok diğer koşula göre değişiyor. Örneğin cinsel performans ile ilgili mitler erkekleri daha çok etkileyebilir. Bedenin cinsel birleşme ile zarar göreceği mitleri kadınları daha çok etkileyebilir. Mitler ne kadar ilkel olursa kişilerin cinsel ve sosyal yaşamı o kadar olumsuz olarak etkileniyor.”

    Katılımcıların yaşlara göre dağılımı

    Ekibin, internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiği araştırmaya, 17 ve 50 yaşları arasında 216 (%60,5) kadın ve 141 (%39,5) erkek olmak üzere 357 kişi katıldı.

    Katılımcıların cinsiyetlere göre dağılımı, %57,2 kadın, %42,8 erkek oldu. Araştırmaya katılma oranı kadınlarda daha yüksekken, erkekler ise anket sorularına daha fazla oranda cevap verdiler.



    NEYMİŞ BU MİTLER

    Eş zamanlı orgazm ile ilgili mitler
    Erkek ve kadının eş zamanlı orgazm olmasının cinselliğin iyiliğine işaret olduğuna ait yanlış inanışlar

    Cinsel fantezi ve oyunlar ile ilgili mitler
    Fantezi kurmanın ve cinsellik sırasında oyunların yanlış olduğuna dair yanlış inanışlar

    Evlilik öncesi cinsel yaşam ile ilgili mitler
    Evlilik öncesi cinsellik olmaması gerekliliğine dair yanlış inanışlar

    Boşalma kontrolü ile ilgili mitler
    Gebelik kontrolünün kadına ait olduğu ve erkeğin erken boşalmasının erkeklik gücünün göstergesi olduğuna dair yanlış inanışlar

    Penis boyu ile ilgili mitler
    Penis boyunun cinsel güç ve zevk ile doğru orantılı olduğuna dair yanlış inanışlar

    Cinselliği başlatma ve sevişmenin kontrolü ile ilgili mitler
    Cinselliği başlatmanın ve sürdürürken kontrolün erkeğe ait olduğuna ilişkin inanışlar

    Bedensel hastalık ve durumlar ile ilgili mitler
    Kalp krizi, inme, yaşlılık gibi durumlarda cinselliğin tehlikeli olduğuna ve adet döneminde cinsellik yaşanmaması gerektiğine dair yanlış inanışlar

    Cinsel haz için cinsel birleşmenin gerekliliği ile ilgili mitler
    Cinsel zevk için mutlaka cinsel birşleşmenin olması gerekliliğine ait yanlış inanışlar

    Cinsel ilişkide hep ya da hiç tutumu

    Cinsellik sırasında oluşabilecek doğal sorunları kalıcı bozukluklar veya sorunlar olarak görme eğilimi

    Cinsel tutuculuk
    Cinsellik = cinsel birleşme mitleri
    Cinsellik denince mutlaka cinsel birleşmenin olması gerekliliğine dair yanlış inanışlar. Bu başlık altında eşcinsel erkeklerin arasında tek cinsel ilişki yönteminin anal birleşme olduğuna ilişkin inançlar da yatar. Ancak araştırmalar heteroseksüel çiftler arasındaki anal ilişkinin eşcinsel çiftler arasındaki kadar olduğunu gösteriyor.

    Mastürbasyon mitleri
    Mastürbasyonun cinsel güce zarar verici olduğuna, olgun bireylerin mastürbasyon yapmayacağına ilişkin yanlış inançlar

    Başarı mitleri
    Cinsellikte performansın çok önemli olduğuna ilişkin inançlar

    Doğallık mitleri
    Cinselliğin üzerinde konuşulmaması, doğal bir şekilde gerçekleşmesi gereken bir konu olduğuna ilişkin inançlar

    Modern kadınlık mitleri
    Cinsel konularda aşırı aktif bir rol üstlenmenin modern kadınlığın göstergesi olduğuna dair inanışlar.

    Eşcinsellik ile ilgili mitler
    Eşcinselliğin doğallığa aykırı olduğuna dair yanlış inanışlar




    Çeşitli araştırmalara göre; en yaygın cinsel mitler

    Kadın ve erkek sevişirken eş zamanlı orgazm olmalıdır.
    Sevişmeyi kadın başlatmaz, aksi halde ahlaksız kabul edilir.
    Sık mastürbasyon yapanın boyu kısa kalır zaten günahtır.
    Erkek cinsel organının büyüklüğü onun cinsel gücünü gösterir.
    Eşcinseller psikiyatrik açıdan hastadır.
    Cinsel ilişkiyi mutlaka erkek başlatır.
    Erkek kadına nasıl zevk vereceğini bilir.
    Sevişme anında iki taraf orgazm olursa ancak doyuma ulaşılır.
    Cinsel ilişki içerisinde mastürbasyon yapılmaz.
    Erkek cinsel organı sevişme anında sertleşmezse, artık eşini çekici bulmuyordur.



    Kaynak: Füsun Saka - Hürriyet
    www.hurriyet.com.tr
    "Kötü adamı sevdim hep,kanunsuzu, hergeleyi. İyi işleri olan sinekkaydı tıraşlı, kıravatlı tiplerden hoşlanmam. Ümitsiz adamları severim, dişleri kırık, usları kırık,yolları kırık adamları. Küçük sürpriz ve patlamalarla doludurlar. Adi kadınlardanda hoşlanırım;çorapları sarkmış, makyajları akmış, sarhoş ve küfürbaz kadınlardan. Serserilerin yanında rahatımdır, çünkü bende serseriyim. Kanun sevmem, ahlak sevmem, din sevmem, kural sevmem. Toplumun beni şekillendirmesinden hoşlanmam...."
    Pis moruk

  2. #2
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0
    Evet cinsellik her ne kadar önemli gibi görünmese de aslında önemli bir konu. nedense kadınların hayatında hep son sırayı alan ama erkeklerin hayatında ise hep ilk sırada yer alan kadın için önemi olmayan ama erken için en önemli olan konu. ( şaka tabi) ama herşakada bir gerçeklik payı vardır demeden edemiyorum


    MİTLER ilk defa duyuyorum. kısa bir araştırma yapmak lazım. bilgiler için teşk.
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  3. #3
    endonezya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-11-2005
    Mesajlar
    4,485
    Karizma Gücü
    7

    cinsel kimlik problemleri

    Eşcinsellik (Homosexuality)

    Erkeğin ve kadının kendi cinsinden kişilerle cinsel ilişki kurma eğilimi ve eylemidir. Eşcinselliğin çeşitli türleri ve sorunları tanımlanmıştır. Genel hekimlik uygulamasında eşcinsellik önemli bir sağlık sorunu değildir. Hatta kimi toplumlarda artık eşcinsel evlenmelere bile izin verilerek bir sorun olmaktan çıkarma çabaları vardır. Gerçek eşcinsel için sorun toplumsal yargılar ve yasaklardır. Ancak, eşcinsel eğilim ve eylemlerinden acı çeken, bunaltı duyan, benliğe yabancı eşcinselliği olan bir kişi hekime gelebilir ve yardım isteyebilir. Ama kendi benliği içinde uzlaşmış, eşcinselliğe uyum yapmış bir kişi için hekimin yapabileceği fazla bir yardım yoktur (ego-sintonik eşcinsellik).

    Açık eşcinselliği (overt homosexuality), gizli (latent) eşcinsellikten ayırt etmek gerekir. Açık eşcinsellikte kişi, eşcinsel duygu ve dürtülerinin bilincedir. Bu duygu ve dürtülerin doyurulmasını ister ve uygun eş bulunca cinsel eylemleri olur.

    Bu eylemler kendisine haz verir. Belki toplumsal yargı ve baskılardan korkabilir, bunalabilir ve bunu kendisi için sorun olarak kabul edebilir. Ama bütün eylemlerinin bilincindedir ve cinsel yöneliminin nesnesi bellidir. Bir başka deyimle eşcinsel dürtü duygu ve davranışlar benliğe uyumludur. Bu tür eşcinsellik çocuklukta yerleşen bir cinsel kimlik sapması olduğu ileri sürülmektedir.

    Çocukluk ve ergenlik çağında bilinçli nitelik kazanan eşcinsel dürtü ve eğilimler ve belki deneyimler çoğu kişinin yaşamında olabilir. Fakat bunlar genellikle açık eşcinselliğin kişilikte yerleşmesine yol açacak denli güçlü değildirler. Ergenlik ve delikanlılık çağı süresinde yavaş yavaş sönerler. Böylece bu deneyimler genel olarak birey için sorun olmazlar. Böyle bir durumda eşcinsellik söz konusu değildir. Genelde böyle durumlar gencin cinselliği tanıma çabaları olarak yorumlanmaktadır. Kendilerini ağır biçimde suçlama eğilimi gösteren kimi kişilerde bu geçmiş yaşam olayları sürekli bir utanç ve suçluluk duygusu kaynağı olabilir. Bunlarda sorun, cinsel bir yetersizliğe bağlı olabileceği gibi, başka ruhsal bozukluklarla da ilgili olabilir.

    Gizli (latent) eşcinsellik ise psikanalitik bir kavram olup tümden ayrı bir konudur. Bunda kişi, eşcinsel dürtü ve eğilimlerinin bilincinde değildir. Ama, sürekli olarak bu dürtüler benliği tehdit etmektedirler. Benlik bunları kabul edemez; yani bu dürtüler hem bilinçdışı güçlü bir etkinlik taşırlar, hem de benliği yabancıdırlar (ego-distonik).

    Böyle bir durumda kişi şöyle bir çatışma içindedir: Bir anda, bilinçdışı yasak ve kabul edilemeyen dürtü ve eğilimler; öbür yanda benliğin bunları bilinçten uzak tutma, bu dürtülerle savaşma gereksinimi. Böyle bir çatışma içinde kalan benlik, kendisini değişik savunma düzenekleri ile savunur. Örneğin aşırı erkeklik çabaları, aşırı eşcinsellik düşmanlığı gibi. Daha ağır türlerinde kişi, başkalarının kendisini eşcinselmiş gibi görecekleri korkusu ile eşcinsel olmadığını kanıtlamak istercesine aşırı davranışlara başvurabilir (reaksiyon-formasyon). Psikodinamik psikiyatride paranoid sanrıların oluşunda bilinçdışı eşcinsel ve saldırgan dürtülerin önemi rol oynadığı kabul edilir (bastırma, inkar ve yansıtma savunmaları).


    Karşıt cinsellik (Transsexualizm)

    Erkeğin kendisini kadın, kadının kendisini erkek gibi algılaması ve kabul etmesidir. Bu duygunun çok küçük çocukluk yaşlarında başladığı ileri sürülmektedir ancak kökeni tam aydınlatılmamıştır. Çok ayrıntılı vaka öykülerinde, daha 2-3 yaşlarında belki de daha erken, çocuğun karşı cinsten davranışları benimsediği anlaşılmaktadır. Kız çocuk kendini bir erkek olarak algılar ve giderek konuşması, yürümesi, devinimleri, düşünce ve duyguları, yani bütün benliği ile erkek gibi yetişir. Ancak biyolojik yapısı ile kızdır. Plastik cerrahlara cinselliğini değiştirmek için başvuran kişilerden çok az bir kesimi gerçek transseksüel olabilir. Bunların arasında şizofrenikler, homoseksüeller daha çoktur.

    Bu nedenle ameliyat kararını derinliğine bir kişilik incelemesi yapmadan vermemek gerekir. Ayrıca ameliyat kararı vermeden önce en az iki yıl, benimsemiş oldukları cinselliğe uygun biçimde yaşamaları, sorumluluk alabilmeleri de beklenmelidir. Örneğin erkek olduğunu kabul eden ve ameliyat olmak isteyen bir dişi biyolojik yapısı olan bir kişinin, hiç olmazsa birkaç yıl erkek gibi giyinmesi, erkeksi işler görmesi, sorumluluklar alması ameliyattan bir koşul olarak ortaya konmalıdır. Bugün için resmi kurumlarda cinsiyet değişimi için operasyonlar öncesinde ameliyata izin veren psikiyatri sağlık kurulu raporu istenmektedir.


    Hermafrodizm ( intersex)

    İnterseksde biyolojik yapıda bozukluk, doğuştan anormallik vardır. Örneğin, kız çocukta penise benzer iri bir klitoris, fakat aynı zamanda öbür kadına özgü cinsel organları az gelişmiş ya da gelişmiş olarak bulunur. Ama, aile erkektir diyerek bir yanılgı ile çocuğu erkek olarak yatiştirebilir. Böyle bir çocuğu büyüdükten sonra ameliyat etmek çok örseleyici olabilir. Bu nedenle, interseks vakalarında erken tanı konması ve erken ameliyat yapılması neredeyse bir zorunluluktur. Çocuğun henüz cinsel kimlik duygusu yerleşmeden, iki yaşından önce ameliyat edilmesi uygun olur.

    www.geocities.com

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Hayatımızı kolaylaştıran ayrıntılar
    2005 Konuları bölümünde AnacondA tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 10.02.05, 17:59
  2. Hayatımızı değiştiren 10 buluş
    2003 - 2004 Konuları bölümünde Joruus C'baoth tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 30.12.04, 23:14
  3. İşte hayatımızı değiştirecek 10 icat
    2003 - 2004 Konuları bölümünde babaorhan tarafından açılmış
    Yanıt: 10
    Son Mesaj: 12.11.04, 18:45

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •