• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
7 sonuçtan 1 --- 7 arası gösteriliyor

Konu: Paranoya

  1. #1
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13

    Paranoya

    Çoğumuz ara sıra başkalarının bize düşmanca davrandığı duygusuna kapılırız. Ancak paranoyaklar, sürekli olarak komşuları, birtakım garip "yaratıklar", hatta Merihliler olabilecek bir grup "kötünün" tehdidi altında bulundukları hezeyanı içindedirler. Paranoya, karmaşık bir ruhsal hastalıktır. En çarpıcı belirtileri hezeyanlardır. Paranoyak kişi başkalarının kendisine haksızlık yaptığına, eziyet ettiğine inanır. Bu "kötü niyetli başkaları", Merihlilerden casuslara ve televizyon spikerlerine kadar uzanan çok çeşitli kişiler olabilir.



    Nedenleri
    Paranoya, genellikle bir psikoz, yani akıl hastalığı belirtisidir ve nedeninin kısmen kalıtsal, kısmen de çevre etkilerine bağlı olduğu düşünülmektedir. Araştırmalar, aynı genetik yapıya sahip tek yumurta ikizlerinin ya birlikte paranoyak olduklarını ya da olmadıklarını, oysa farklı genetik yapıları olan çift yumurta ikizlerinde bu birlikteliğin çok daha az olduğunu göstermektedir. Sonuç, bir tür kalıtsal etkinin var olduğu görüşünü desteklemektedir. Öte yandan, çevrenin yarattığı stresler, belli aile içi ilişki biçimleri ve yaşam tarzları da paranoya olasılığını artırmaktadır. Ancak kalıtsal yatkınlık olmaksızın bu etkilerin paranoyaya yol açma olasılığı düşüktür.

    Aşağı yukarı herkes zaman zaman kendisiyle "uğraşıldığı" düşüncesine kapılır. Ama bu geçicidir ve değişen koşullarla birlikte ortadan kalkar. Ancak eğer kalıtsal etken söz konusuysa belirtilerin dikkatle değerlendirilmesi gerekir. Araştırmalar, anne - babaları paranoyak olanların en yüksek risk grubuna girdiklerini göstermektedir. Paranoya, daha çok ileri yaşlarda ve toplumun alt tabakalarından kişilerde görülmektedir. Dikkatli incelemeler, bu ruhsal rahatsızlık ciddileştikçe, gerek hastalığının, gerekse kendisine kötülük edildiği duygularının yoğunlaşması sonucu hastanın, insanlarla yakın ilişkilerden kaçındığını, bunun da onu toplam merdiveninin alt basamaklarına doğru ittiğini ortaya koymaktadır. Paranoya, kendi başına pek tehlikeli değildir. Ama daha tehlikeli bir durumun, yani paranoid şizofreninin bir ön uyarısı olabileceği unutulmamalıdır. Kötülük görme duyguları bazen, misillemede bulunma arzusu ya da içinde bulunduğu durumla kendi başına, başa çıkma düşüncesini doğurabilir. Sözgelimi insanların kendisini ve başkalarını radyodan çıkan elektrik dalgalarıyla ele geçirdiğine inanan bir paranoyak, karşı önlem almanın görevi olduğunu düşünebilir ve harekete geçebilir. Ama gerçek bir tehlike olasılığı pek azdır, çünkü hasta kişi aynı zamanda çok tedirgin ve korku içinde olduğundan, tehditleri yalnızca sözde kalır.

    Belirtiler
    Hasta çok canlı sanrılar yaşayabilir, olmayan sesler işitebilir. Günlük olaylara, rastlantılara, başkalarının sıradan hareketlerine, kendine ilişkin olağanüstü anlamlar verir. Kulak misafiri olduğu konuşmaların kendisine ilişkin olduğunu, bunun herkesin ona karşı birleşmiş olduğunu kanıtladığına inanabilir. Sokaklarda, rastlantı sonucu birbirine benzer insanlar görse, izlendiği kanısına kapılabilir. Sonuç olarak, paranoyak kişi çoğunlukla korkak, kafası karışık ve sinirlidir. Yine de, başka akıl hastalıklarına oranla, düşünme ve öteki zihinsel süreçlerde fazla bir bozulma olmaz. Eziyete, haksızlığa uğrama duygusu, bunamada, epilepside ve amfetamin türü ilaçların alınması sonucunda da görülebilir. İlaçla ortaya çıktığında geçicidir ancak ilaç bedende etkisini sürdürdüğü varlığını korur.

    Tedavi
    Paranoya ciddi bir hastalıktır ve tedavisi kolay değildir. Ne yazık ki, belirtiler genellikle geç fark edilir. Uzun süre hastanın yalnızca kavgacı, huzursuzluk yaratıcı olduğu düşünülür. Öteki davranışları ve inançları olağan, akla uygun olduğu için, kimse akıl hastalığından kuşkulanmaz. Tam anlamıyla ileri bir durum olan paranoid şizofreni, genellikle psikotrop türü ilaçlarla tedavi edilir. Hastaların dörtte biri ilaç tedavisi ve psikoterapiyle belli bir süre sonra iyileşir. Ancak paranoyak özellikler ortadan kalksa da, hasta sürekli tıbbi gözetim altında tutulmalıdır.


    KAYNAK

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  2. #2
    Misafir _Marx_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-03-2006
    Mesajlar
    980
    Karizma Gücü
    0
    Paranoya Sanrılar Kuşkucu Tutum

    Başlıca belirtisinin sanrılar olduğu psikiyatrik bozukluklardır.
    Hasta genellikle iyi giyimlidir ve kişilikte bir dagilma ya da
    günlük bir bozulma görülmez. Fakat egzantrik, garip, kuşkucu ya da
    düşmanca tutum içinde olabilir. Hastanın duygudurum sanrısının
    içeriği ile uygunluk gösterir. Büyüklük sanrıları olan hasta
    coşkulu, kötülük görme sanrıları olan hasta kuşkucudur.
    Klasik tanım sanrısal bozukluğu olan hastaların belirgin ve sürekli
    varsanılarının bulunmamasını öngörüyorsa da DSM-III-R ve DSM-IV de
    kısa süreli varsanıların (özellikle somatik tip sanrısal bozuklukta
    beden kokusuyla ilgili ya da genel olarak işitsel) bulunabileceği
    kabul edilmiştir. Konuşmanın akışını ve niteliğini etkileyecek
    düşünce bozuklukları genellikle yoktur.
    Bilişsel işlevler genellikle iyi bir düzeydedir. İntihar, cinayet ve
    şiddet içeren diğer davranışların cokluğu bilinmiyorsa da
    klinisyenin bu konuda uyanık olunması gerekir. Şiddet öyküsü olan
    kişilerde yıkıcı davranış çok yaygındır. Sanrısal bozukluğu olan
    hastaların kendi durumlarına ilişkin yargıları oldukça bozuktur ve
    hastahaneye genellikle polis,aile üyeleri ya da iş arkadaşları
    tarafından getirilirler. Sanrı iceriği dışında yargıda belirgin
    bozukluk saptanmaz. Sanrısal bozukluğu olan hastalar sanrı
    sistemlerinin dışında genellikle güvenilir bilgiler verirler.
    Paranoya Yaygınlık
    Sanrısal bozuklukların toplumdaki dağılımını değerlendirmek,
    bozukluğun yaygınlığının görece az oluşu, bozukluğun tanımı ile
    ilgili değisik görüşler, hastaların aileleri ya da çevreleri
    tarafından zorlanmadıkça hekime başvurmamaları gibi nedenlerden
    dolayı güçlük göstermektedir. Fakat şizofreniden ve duygudurum
    bozukluklarından cok daha nadir bir bozukluk olduğu bilinmektedir.
    Ortalama başlangıç yaşı 40 tır fakat 18-90 yaşları arasında dağılım
    gösterir. Kadınlar yönünde hafif üstünlük vardır. Çoğu hasta evlidir
    ve bir işi vardır,klinik tablo güncel bir yer değişikliğiyle ve
    düşük sosyoekonomik durumla bağlantılı olabilir.

    Paranoya
    Caddeler bomboş
    Yürüyorum gecenin içinde
    İzleyen beni
    Bu gölgeler mi
    Her bakışımda göremediğim
    Ama var olduğunu bildiğim
    Korku ile uyanarak bekliyorum odamda
    Aralık kapıda beliren kim
    Keşke yanında olsaydım
    Ya da sen burada
    O zaman sarılırdık birbirimize
    Yuvarlanmadan kabuslara

  3. #3
    Milli Mücadele cephe adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-04-2006
    Mesajlar
    1,089
    Karizma Gücü
    0
    "yaptıgım hatalar yüzünden bu haldeyım.Bundan sonra hiçbirşey düzelmeyecek.yeniden doğmalıyım.." diyen biri,yaşamı boyunca hep bu takıntı ile hayatına yön vermişse sizce bu da paranoyanın bir ürünü müdür?
    " Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir."

    Mustafa Kemal ATATÜRK

  4. #4
    dahaka adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-07-2005
    Mesajlar
    134
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı cephe tarafından gönderildi.
    "yaptıgım hatalar yüzünden bu haldeyım.Bundan sonra hiçbirşey düzelmeyecek.yeniden doğmalıyım.." diyen biri,yaşamı boyunca hep bu takıntı ile hayatına yön vermişse sizce bu da paranoyanın bir ürünü müdür?
    Hocam bu yazıgında paronayaklık degilde şartlanma ,kendine eziyet ve birde korku(sürekli hata yapma korkusu) gibi geldi.

    Bazen durduk yere senaryo yazdıgım oluyo ama sırf o ana heyecan katmak için kendi kendime birseyler uydururum (genelikle gece dışarıda yürürken)
    You can't change your fate no one can

  5. #5
    Dodokuşu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-05-2006
    Mesajlar
    75
    Karizma Gücü
    0
    paranoya, yaşamın tek gidişatı, tek çıkışıdır aslında..
    kendine çok güvenmeyen, fazlaca hırsı olmayan, ve başarısını, kendi başarısı, kendisine gayet de yeten insanlar, değerlidir..!

    Gerek yoktur, pek fazla güvenmeye...!

    biraz da yokuşlar çıkar karşına..
    kaldır başını sevgilim..
    arkadaşlar ateş etmek istiyor..!
    Durup dururken, yaşamsal bir sevimsizlik taşıyan ve ister istemez gibi insanlık dışı bir kalıp içinde boyun eğmek zorunda kalınabilecek bir soru, tarihin küflü döşemelerinde parafinlenip gidecektir..

    Bizzat ben..
    başkası söylese "vay be" dersin..!

  6. #6
    MeDiD adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    03-01-2006
    Mesajlar
    33,295
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    13
    çevrende "kendinden başka" güveneceğin ,salt bir insan yoksa,kendine sarılmışsan...başka şansın yoktur...ya kendine güvenip yalnızlığınla bu yola devam edeceksin, ya da vazgeçeceksin "basarının bıçaksırtı" yolundan...

    yorumlarınız için hepinize teşekkür ederim.

    ...Kuyruguna basilMAdikca, tirmalaMAyan KeDiGiL...


  7. #7
    VAK VAK Özlem adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-04-2006
    Mesajlar
    5,251
    Karizma Gücü
    8
    insanlara güvenmeden yaşamanın en iyi yol olduğunu düşündüğümüz zamanlar ağırlıkte olabilir ancak bu düşünceye sarılarak yaşamamızı sağlayan da yine yaşadıklarımızdır.

    güvenmek paranoyak olmanın uzağına düşmüşse ve güvenmek rahat bi hayat sürmemizin ve maskeleri yüzümüzden atabilmemizin ön koşulu ise çnce kendimizden başlamalıyız işe.nasıl bakarsak öyle görürüz,bahsettiğim şeyler nesnelerin isimleri değil onların isimleri şekilleri her zaman aynıdır.ancak bir insana bakış açısı her zaman farklıdır.her göz başka bir açığını yada güzelliğini görür kişinin.o zaman gözü önce kendimize çevirip ondan sonra dış dünyaya bakmalıyız ki, kendimizi nasıl görmek istiyorsak onları da öyle görebilelim.

    paranoyak olmadığımız yer mi kaldı?her gün her dakika birşeylerle didindiğimiz,savaşım verdiğimiz bir dünyadayaşıyorken hem de..evimizin içinde bile,bilgisayar ekranının karşısında dahi paranoyak oluyoruz.kalıtımsal özellikleri bır kenara bırakırsak,asıl tetıkleyıcının çevre olduğu kanısındayım.çevremızde guven duyduuğumuz bir dunya yaratmalıyız.eksıklerımızle birbirimizi sevmelı ve kabul etmelıyız,yanlışları bağışlayıcı olmalı,önyargılarımızı bünyemizden uzak tutmalıyız.toz pembe olmayacak evet ama en azından renkler gri tutmayacak belki de..çünkü gri kurtulunması zor kirli bir renktir...



    -kaç yıldır bu sokaktan geçiyorsun, başka yol bulamadın mı ?
    -demek sen de kaç yıldır bu sokaktasın. hala çıkamadın mı ?...

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. HANi, PARANOYA iDi!
    2005 Konuları bölümünde yada tarafından açılmış
    Yanıt: 14
    Son Mesaj: 18.04.05, 14:50

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •