Türk ulusunu içine düşürüldüğü vahim durumdan kurtaran ve ona önderlik eden M. Kemal ATATÜRK, bu süreçteki olayları anlattığı eseri NUTUK’ta Ermeni sorununa da değinmekte ve konuyu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Atatürk, bizim saptamamıza göre, Nutuk’ta 40’ın üzerinde yerde bu konuya ilişkin bilgi, belge ve değerlendirme vermiştir.
Mustafa Kemal (ATATÜRK), Ermenileri kullanarak Türk milletinin karşı karşıya bırakılmak istendiği oyunu (6 Temmuz 1919’da) şöyle özetlemektedir: “Devlet ve milletimizin parçalanması ve Ermeni ve Yunan esaretine düşülmesi söz konusudur. Altı yüz elli sene efendilik eden bir milletin köle mevkiine düşmesi kolay bir hadise değildir.” Gene (21 Eylül 1919’da) “Ermenilere hiçbir kötü kastımız yoktur. Bilakis onların her türlü tabiiyet haklarına tamamen riayetkarız. Bunun aksi olarak yayınlar, düzmeceden ve İngilizlerin aldatmacasından ibarettir.”demektedir.
Atatürk 29 Ocak 1920’de “Maraş'ta, Fransız ve Ermeniler tarafından Müslümanların katliamı, insanlığı dehşete düşürecek şekilde devam ettiğini” bildirmiş; 8 Şubat 1920’de de “On yedi günden beri Maraş'ta cereyan eden feci ve kanlı vakalara nihayet verilmesi hakkında, medeniyet ve insanlık aleminin duyup öğrenmesi için yükseltilen feryat ve acının yankılanacak bir yer bulmadığı, hala bu vahşetin devamıyla sabit oluyor” diyerek Türklere karşı girişilen katliamlara sessiz kalınmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirmiştir.
Atatürk, ülkenin dörtbir yanından gelen Ermenilerin Türklere yaptıkları zulümleri de büyük üzüntülerle anlatmaktadır Örneğin “10/11 Şubat 1920’de “Adana'da heyecan ve asabiyet ziyadeleşmiştir. Ermeniler, kilise ve mekteplerde sık sık toplanmaktadırlar. İnekler ve Bahçe Ermenileri, Güller ve Zencirli İslam köylerini yağmalamış ve ahalisini pek vahşiyane katliam etmişlerdir”diyor. 14 Şubat 1920’de “Medeniyet maskesine gizlenen Fransızlar ve onların öncüsü olan Ermeniler, Urfa ve havalisinde İslam ahali hakkında zalimane katliamlara başlamışlardır” diyor.
“Tarihte emsali görülmemiş olan bu vahşetin faili Ermeniler olup, Müslümanlar ancak namus ve hayatlarını muhafaza kaydıyla mukavemet ve müdafaada bulunmuşlardır” diye konunun özünü ortaya koyan Atatürk “Şu halde Ermenilerin intikam fikri ve tecavüzleri neticesi meydana gelmiş bazı vakalar var ise, bunların mesuliyeti milletimize değil bizzat Ermeni milletine ve onun tahrikçilerine ait olmak lazım gelir” sözleriyle de asıl suçluları işaret etmektedir. Atatürk “Bir uydurma Ermeni kırımı meselesi ve tüm dünyayı aldatmak için yaratılan bu kin ve hırs ürünü propagandaların niteliği hakkında uygarlık ve insanlık dünyasının bir kere daha aydınlatılması ve bu suretle haksızlığa uğramış Türk ulusunun iğrenç ve alçakça bir suçlamadan arındırılması” gerektiğini 7 Mart 1920’de ifade etmiştir.
Atatürk, bu konuda ortaya açık deliller ve şahitler de koymuştur. Örneğin 13 Mart tarihli Times gazetesinde yer alan bir habere atıfla Lord Curzon’un Avam Kamarasında irad ettiği nutukta Ermenilere dair “Bana öyle geliyor ki siz Ermenileri sekiz yaşında pek temiz ve masum bir kız gibi zannediyorsunuz. Bunda pek yanılıyorsunuz. Zira Ermeniler bilhassa son harekatı vahşiyaneleri ile ne derecelere kadar hunhar bir millet olduklarını bizzat kendileri ispat eylemişlerdir” dediğini hatırlatmaktadır. “Türkler tarafından Ermeniler aleyhinde katliam, uydurulmuş rivayetler ve daha önce yayılmış bir takım yalan ve iftiralardan ibarettir. Bunların kat'iyyen doğru olmadığına emniyet edebilirsiniz. Bu hakikatın belgelendirilmesi için tarafsız heyetlerin memleketimizde kemal-i serbesti ile icra-yı tahkikat eylemelerini memnuniyetle kabul ederiz. Bu meseleye dair Ermenistan'daki Yakın Doğu Amerika yardım heyetleri tarafından verilen en son raporların okunmasını tavsiye eyleriz” sözleriyle de Atatürk isteyen yabancıları konuyu yerinde incelemek üzere ülkeye çağırmış ve Bizzat batılı heyetlerin Ermenilerin yaptıkları vahşet hakkında verdikleri raporları da delil göstermiştir.
“Sivas'ta benle görüşmüş olan, bilahare bu bölgeleri ziyaret eden ve buralarda Ermeni çetelerinin davranışları hususunda mufassal müşahadelerde bulunarak daha sonra kendisine bu konuda anlatmış olduğum şeylerin doğru olduğunu bana yazmış bulunan Amerikan Generali Harbord Amerikan Umumi efkarının kendisinden faydalı bilgi temin edebileceği bir şahidimizdir.” Diyerek kişi adları da vermektedir.
“Bize karşı yapılmış olan iftiraların aksine, tehcir edilmiş olanlar hayattadır ve bunlardan ekserisi şayet İtilaf Devletleri bizi tekrar harp etmeye zorlamasa idi evlerine dönmüş olurlardı.” sözleriyle gayet mantıki bir delili de ortaya koyan Atatürk, “İngiltere'nin sulh zamanında ve harp sahasından uzak olarak İrlanda'ya reva gördüğü muameleye hemen hemen kayıtsız bir şekilde bakan dünya efkarı, Ermeni ahalinin tehciri hususunda almaya mecbur kaldığımız karar için bize karşı haklı bir ithamda bulunamaz” sözleriyle de Avrupalı Devletlere kendi yaptıkları yanlış icraatları da diplomatik bir dille hatırlatmaktadır. (26 Şubat 1921)
Bilindiği üzere aslen Karamanlı olan ve milli mücadelede Atatürk’ün yanında yer alan Kâzım Karabekir Paşa’nın hatıraları da Ermenilerin Türklere yaptıkları zulümlerle doludur. Milli mücadelenin nasıl emperyalistlerin maşası durumundaki Yunanlılarla yaşanmış bir batı cephesi varsa gene aynı konumdaki Ermenilerle de doğu cephesi yaşanmıştır. Girişilen mücadele sonucu Ermenilerle Kars Anlaşması yapılmış ve Atatürk’ün ifadesiyle “Ermeni sorunu denilen ve Ermeni milletinin gerçek olmayan isteklerinden çok, dünya kapitalistlerinin ekonomik yararlarına göre çözülmek istenilen sorun, Kars antlaşması ile, en doğru şekilde çözüme ulaştırılmış”oluyordu.