Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı
Abdüllatif Şener, 9. Kalkınma Planı Döneminde, dalgalı kurun devam
etmesi gerektiğinin önerildiğini söyledi.
Şener, TÜSİAD 3. Girişimci Kongresi'nin açılışının ardından
gazetecilerin sorularını yanıtladı.
9. Kalkınma Planı ile ilgili bir soru üzerine Şener, 8. Kalkınma
Planı Dönemi'nin 2005 yılında tamamlandığını, 2006 yılının bir geçiş
yılı olarak kabul edildiğini kaydederek, 2007'den itibaren yeni bir
plan döneminin başlayacağını ifade etti.
Bu yeni plan döneminin 2007-2013 yıllarını kapsayacağını bildiren
Şener, şu ana kadar hazırlanmış ve hazırlanmakta olan 9 plandan sadece
sonuncusunun 7 yıllık bir dönemi kapsadığını kaydetti.
Şener, planla ilgili çalışmaların Özel İhtisas Komisyonu
bünyesinde tamamlandığını, bu çalışmanın sonucu taslağın DPT'ye
verildiğini hatırlatarak, ''Pazartesi günü Bakanlar Kurulu'nda
görüşülecek ve strateji müzakere edilecek'' dedi.
Mayıs ayının başında da planın tamamının Bakanlar Kurulu'nda
tartışılacağını ve Meclis'e gönderileceğini, Meclis'te önce Plan ve
Bütçe Komisyonu'nda sonra da Genel Kurul'da ele alınacağını ifade eden
Şener, şöyle devam etti:
''Yani TBMM aşaması tamamlanmadan bir plan ortaya çıktı denilemez.
Bu sürecin her safhasında plana yeni şeyler eklenebilir, mevcut bazı
durumlar değişebilir, bazı noktalar çıkarılabilir.
Taslak metni olarak değerlendirildiğinde, evet 9. Kalkınma Planı döneminde dalgalı kurun devam etmesi gerektiği önerilmektedir. Ancak
süreç devam ediyor.''
CARİ AÇIK
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, cari açıkla
ilgili bir soru üzerine de 2004-2005 de cari açığa bakıldığında daha
önceki dönemlere göre yüksek olduğunu belirterek, bu durumu AB
sürecinde diğer ülkelerin de yaşadığını, dünyada pek çok ülkenin
yüksek cari açıkla yoluna devam ettiğini söyledi.
Türkiye'de de cari açığın önceki dönemlere göre yüksek olduğunu
kaydeden Şener, şöyle konuştu:
''Ancak bu cari açığın finansman tablosuna baktığımızda Türkiye'ye
önemli bir sermaye girişi olduğunu görüyoruz. 2005'de 22.8 milyar
dolar cari açık var. Ancak Türkiye'ye giren sermaye miktarı 44.4
milyar dolar oldu. Üstelik bunun yüzde 57'si de ya doğrudan yatırım,
ya da uzun vadeli sermaye girişidir. Demek ki doğrudan yatırım ve uzun
vadeli sermaye girişi olarak Türkiye'ye gelen para miktarı, 2005
itibariyle 25 milyar doların üzerindedir. Cari açığın 22.8 milyar
dolar olduğu bir yıldaki finansman tablosunun değerlendirmesi bu.
YABANCI SERMAYE
2006'da yine yüksek miktarda sermaye girişinin devam ettiğini
görüyoruz. Hatta bazı önemli değişiklikler de var. Bu giren
sermayedeki kalite değişimi ile bağlantılıdır. 2006 yılının ilk 2
ayında Türkiye'ye gelen sermayenin yüzde 75'i ya doğrudan yatırım
olarak geldi ya da uzun vadeli para olarak girdi.
Dolayısı ile sermaye akışında bir sorunun olmadığını, sermaye
girişinin yüksek olduğunu görüyoruz. Bu boyutu ile Türkiye'deki
sorunun döviz kıtlığı değil döviz bolluğu olduğunu rahatlıkla
söyleyebiliriz.''
Şener, 1980 ve 2000 arasındaki 20 yıl boyunca Türkiye'ye giren
doğrudan yabancı yatırım miktarının 10 milyar dolar civarında olduğunu
ifade ederek, ''Halbuki sadece 2005 yılında buna yakın bir doğrudan
yabancı yatırım Türkiye'ye girmiştir. Bununla şunu ifade etmek
istiyorum, daha önce 20 yılda Türkiye'ye giren yatırım artık bir
yılda Türkiye'ye giriyor. Bu değişim, bu değişime bağlı yeni denge
noktasını dikkate almak ve ekonomiyi buna göre yorumlamak gerekir diye
düşünüyorum'' diye konuştu.
''Cumhurbaşkanı Sezer'in Merkez Bankası ataması ile hükümete
türbanla ilgili mesaj verdiği söyleniyor, siz nasıl
değerlendiriyorsunuz'' şeklindeki soru üzerine de Şener, ''Olaylar
basının da, siyasetin de yakından takip ettiği şekilde gelişiyor.
Dolayısı ile ortaya çıkan durumun sonucu herkes kendince
yorumlayabilir. Ama bu yorum ortamına ben yeni bir yorum katmak
istemiyorum'' yanıtını verdi.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla