• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 3 123 SonSon
21 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    samarkande adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    7,647
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8

    Can Dündar Kimdir? Hayatı, Biyografisi ve Yaşamı Hakkındaki Yazılar (1961 - ....)

    Can Dündar


    Can Dündar (16 Haziran, 1961 Ankara), Türk yazar, araştırmacı, gazeteci, belgesel yapımcısıdır

    Hayatı

    Ankara'da doğdu. Babasının Fenerbahçe sevgisi ve Can Bartu'ya olan hayranlığı sebebiyle Can adını aldı.

    Ankara Anadolu Lisesi'ni bitirdi. 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1986 yılında İngiltere London School of Journalism'de eğitim aldı. 1988’de Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Fakültesi'nde Siyaset Bilimi dalında master yaptı. 1996’da yine aynı bölümde doktorasını verdi.

    1979-1988 yılları arasında çeşitli gazete ve dergilerde çalışan Can Dündar, televizyon yaşamına 1988 yılında TRT de başladı. 32. Gün bünyesinde yaptığı program ve belgesellerle çalışmalarını sürdürdü. Çeşitli televizyon kanallarına belgeseller hazırladı. Birçok dergi ve gazetede yazılar yazdı. Halen Milliyet gazetesinde köşe yazıları yazmakta.

    Evli ve bir çocuk babası.

    Çalışmaları

    Yönetmenliğini yaptığı belgeseller

    • Demir Kırat
    • Gölgedekiler
    • Aynalar

    Ahmet Kaya
    Yılmaz Güney
    Sezen Aksu
    Kemal Sunal
    Zeki Müren
    İbrahim Tatlıses
    Ajda Pekkan
    Orhan Gencebay
    Tanju Çolak
    Türkan Şoray
    • İş Bankası Belgeseli - 1999
    • Nazım Hikmet Belgeseli - 2001
    • Bahçedeki Fener - 2002
    • O Gün

    18 Ağustos 1999 - 2002
    6 Kasım 1983 - 2002
    6-7 Eylül 1955 - 2002
    17 Şubat 1959 - 2003
    16 Mart 1978 - 2003
    17 Ocak 1991 - 2003
    • Bir Yaşam İksiri : Dr. Nejat Eczacıbaşı - 2003
    • Önce İnsan - 2003
    • Yüzyılın Aşkları - 2003 / 2004
    • "Karaoğlan" Belgeseli - 2004 (Rıdvan Akar ile birlikte)
    • Garip :Neşet Ertaş - 2005


    Senaryosunu yazdığı belgeseller
    Son Ocak - 1992

    Hazırladığı belgeseller
    • Yükselen Bir Deniz
    • 12 Mart Belgeseli (10 Bölüm) (Bülent Çaplı ile birlikte)
    • Sarı Zeybek
    • Köy Enstitüleri
    • Cumhuriyetin Kraliçeleri (5 Bölüm)
    • Halef - 2001
    • Diyarbakır Belgeseli - (Proje aşamasında)


    Yayımlamış eserleri
    • Demirkırat: Bir Demokrasinin Doğuşu (Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte), Milliyet Yayınları, 1991
    • Sarı Zeybek, Milliyet Yayınları, 1994
    • 12 Mart İhtilalin Pençesinde Demokrasi (Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte), İmge Kitabevi Yayınları, 1994
    • Gölgedekiler, İmge Kitabevi Yayınları, 1995
    • Hayata ve Siyasete Dair, İmge Kitabevi Yayınları, 1995
    • Yağmurdan Sonra, İmge Kitabevi Yayınları, 1996
    • Ergenekon (Celal Kazdağlı ile birlikte), İmge Kitabevi Yayınları, 1997
    • Yarim Haziran, İmge Kitabevi Yayınları, 1998
    • Benim Gençliğim, İmge Kitabevi Yayınları, 1999
    • Köy Enstitüleri, İmge Kitabevi Yayınları, 2000
    • Nereye?, İmge Kitabevi Yayınları, 2001
    • Yaveri Atatürk'ü Anlatıyor, Salih Bozok, Doğan Kitap, 2001
    • Uzaklar, İmge Kitabevi Yayınları, 2002
    • Yükselen Bir Deniz, İmge Kitabevi Yayınları, 2002
    • Savaşta Ne Yaptın Baba? (Savaş Yazıları), İmge Kitabevi Yayınları, 2003
    • Bir Yaşam İksiri: Dr. Nejat F. Eczacıbaşı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ekim 2003
    • Mustafa Kemal Aramızda (Ülkem Özge Sevgilier ile birlikte), Doğan Kitap, Ekim 2003
    • Büyülü Fener, İmge Kitabevi Yayınları 2003
    • Yıldızlar, İmge Kitabevi Yayınları, 2004
    • Sedat Alp: İlk Türk Hititoloğun Yaşam Öyküsü (Fatma Sevinç ile birlikte), TÜBA, 2004
    • Kırmızı Bisiklet, İmge Kitabevi Yayınları, 2005
    • Nazım, İmge Kitabevi Yayınları, 2005
    Bu mesaj en son " 20.04.06 " tarihinde saat 17:41 itibariyle vAlinOr tarafından düzenlenmiştir... Neden: resim küçültüldü..
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu

    click here to see KÜTAHYA




    "İnan Seni Aramaktan Vazgeçtim Artık, Ama Bulmaktan Geçemedim... "

  2. #2
    promeas adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-02-2006
    Mesajlar
    573
    Karizma Gücü
    0
    türk medya haberciliğinin yaşayan efsanesidir.
    onu ilk olarak 32. günde bir ses olarak dinlemiştik.
    aynalar onun yükselişinin başlangıcı oldu....
    çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda çok sevmiştim belgesellerini .sarı zeybek bir efsaneydi.
    sonrasında yüzyılın aşkları ile bize aşkın nasıl olabileceğini gösterdi...
    çiğdem talu-melih kibar aşkı nı öğle bir anlatmış ki mest olduk.erol evgin şarkılarını yeniden keşfettik.
    en son nazım belgeselini izledim oda mükemmeldi

    söylemek isterim ki
    onu dinlemek bana ve benim gibilere zevk ve şevk veriyor.
    seni seviyoruz can dündar...
    herkes birgün yeniden çıkıp gelecektir...
    Seni seviyorum lafında biraz kutsallık vardır,
    aşktan doğar biraz seni seviyorum demek...
    ve sen ;onu söyleyene inanamazsın
    onu hissettirene inanırsın

    PROMEAS
    ๘۩ TürkYaşamAslanları ๘۩
    Senin Sevginle Yaşıyoruz Galatasaray...

  3. #3
    fatmagulkilic adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-04-2006
    Mesajlar
    61
    Karizma Gücü
    0
    can dündarı seviyoruz.tam bir kalite

  4. #4
    MyComputeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    11-06-2005
    Mesajlar
    1,760
    Karizma Gücü
    7
    kadınlara yaranmak için onları adeta kutsarcasına övmesi dışında başarılı bir gazetecidir kendileri.

  5. #5
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    Bavulları hep toplu durmalı insanın...

    Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı...

    Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vaz*geçmeli...

    İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı...

    Yalnızlığa alışmalı...



    * * *



    Çünkü "omuz omuza" günlerin vakti geçti. Dayanışma... günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet*lerinden biri artık...

    Bireyin keşif çağı, geride kı*rık dökük yalnızlıklar bıraktı.

    Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır.



    * * *



    İşte o yüzden alışmalı yalnız*lığa...

    Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan... Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı... Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı*lan gecelerde başım dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli... Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı...

    Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına...

    "Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşmılsa yalnızlık olmaz" dizeleriyle başlamalı güne...

    Telesekretere "şu anda size cevap verebilecek kim*se yok" denmeli, "... belki de hiçbir zaman olmaya*cak..."

    Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı...



    * * *



    Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır.

    Haklılığın onuru yaşatır insanı... Susmanın utancı öldürür.

    O yüzden en sessiz gecelerde ''doğruydu, yaptım"la teselli bulmalı insan...

    Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı... Kendiyle he*saplaşmaya çalışmalı...

    Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye, kendiyle hüzünlenip, kendiyle keyiflenmeye hazır ol*malı...

    Hep başını alıp gidebilecek kadar cesur, ama hep kalıp savaşacakmış kadar gözüpek olabilmeli...

    Sessizliği, sese dönüştürebilmeli...



    * * *



    Ve sırt çantasını her daim hazır tutmalı insan...

    Yollarla barışmalı...

    Yalnızlığa alışmalı...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  6. #6
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    Hijyenik olmayan pamuklu cocuk bezi ile tahta besik ile buyuduk.
    Cocuklar icin guvenli kapaklar, kilitler, elektirik prizleri yoktu ve
    bisiklete kasksiz binerdik. Gidecegimiz yere yanimizda bir koruyucu ile
    degil yalniz giderdik hic bir rizikoyu dusunmeden. Otomobil de cocuk
    koltugu olmadan ve kemer baglamadan tasirdi bizi.
    Erkek cocuklarin tornetleri vardi. Onlari bir otomobil edasi ile
    kullanir, bakar ve parkederlerdi. Sonra karsilarina gecip hayran hayran
    seyrederlerdi. Butun imalati bize aitti. Cesmeden su icerdik.. Pasta
    yerdik, ekmek yerdik, sekerli icecekler icerdik ve fazla kilolarimiz
    yoktu cunku sokakta oynardik. 3-4 arkadas ayni siseden icerdik ve
    hicbirimiz olmezdik. Oyuncak arabalari haftalarca ugrasip kendimiz
    yapardik sadece fren yapinca nasil iz kaldigini gorebilmek icin.
    Problemlerimizi kendimiz cozmeyi ogrendik. Sabah evden cikip aksam sokak
    lambalari yanincaya kadar disarida kalabilirdik. Anamiz gece sokaktan
    bizi ceke ceke,bagira bagira alirdi. Kimse bize ulasamazdi cep
    telefonlarimiz yoktu. Akillara zarar! Playstationlar, nintendolar,
    videolar, PC, 98 kanalli kablo yayini, internet, chat odalari yoktu.
    Arkadaslarimiz vardi sokaga cikar ve bulurduk onlari. Oynadigimiz
    oyunlarda bazen canimiz yanardi, agactan duserdik, heryerimiz cizilirdi,
    cesitli kazalar ve yaralar olurdu. Ama asla haklilik haksizlik kavgasi
    olmazdi. Doktora giderdik kimse de sucluluk duymazdi.

    Hatirlar misiniz kazalari? Dovusurduk, itisirdik mor lekeler olusurdu
    ama biz cabucak iyilesmesini ogrendik. Agac dallarindan celik comak
    oynardik birbirimizin gozunu oymazdik. Komsu bahcesindeki kiraz agacina
    dalardik. Bilirmisiniz "dalmayi" meyva bahcesine "dalmayi" dut
    agaclarinin tepesinde dolasmayi onu sallamayi ve ortunun uzerinden dut
    yemeyi bilirmisiniz?

    Onceden haber vermeden bisikletle veya yuruyerek bir arkadasimiza gidip
    zili calardik, iceriye girip saatlerce oynar
    konusurduk(Dusunebiliyormusunuz habersiz) Eger dogru zamanda gelmediysek
    iceri giremezdik. O zaman da hayal kirikligini ogrenirdik, herseyin
    istedigimiz gibi ve istedigimiz zamanda olamayacagini ogrenirdik.

    Ogretmenlerin daha cok zamani vardi ve neseliydiler. Herkes koleje
    gitmezdi, gitmeyenler aptal sayilmazdi. Kuafor de olunabilirdi.
    Sans-talih-kader-kismet sattiniz mi sokaklarda. Bagira bagira. Sonra
    kutudaki gofretleri oturup bir kosede gizlice yediniz mi siz?

    Yaptigimiz herseyin arkasinda dururduk ve tutarliydik. Okulla veya
    kanunla celiskide oldugumuzda ailemiz bizi dislar mi dusuncesi yoktu.
    Sorumluluk sahibiydik ve herseyi basardik.!!!.." Evet biz basardik ve
    cocuklugumuzu yasadik doya doya...

    Evet biz cocuktuk
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  7. #7
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    Kelimeler eksik, kelimeler yaralı. Kelimeler cılız. Taşımıyor,anlatmıyor, tanımlamıyor bu duyguyu.
    Ben de...

    Çok başka bir şey. Sevginin ortasında, derin acılar hisseder mi insan? Aydınlık gülümsemelerin içine, hüznü yerleştirir mi durup dururken? Gözlerine buğu,diline sitem, yüreğine burukluk, çöreklenir kalır mi asırlarca? Gelmeyeceğini bildiği mektup için, posta kutusunu hep ayni heyecanla açar mi? Dedim ya, başka bir şey bu. Ne kadar yalnızsam, o kadar seninleyim su günlerde.

    Belki de en basta, tutup seni en derinlere koydum diye oldu bunlar. Kimseler ulaşmasın diye, kimselerin bilmediği, bulamayacağı yollara götürdüm seni. En derinlerde tuttum. Bana sakladım. Derine, hep daha derine... Seni yapayalnız, bir tek bana bıraktım. Paylaşamadım Yanlış yaptım.

    Sana ulasan yolları kaybettim diye bütün bu şaşkınlıklar. Kendimi oradan oraya vurmam. Sağımda, solumda, ne zaman dikildiğini bilmediğim duvarlara çarpmam, hiç görmediğim çukurlarla boğuşmam.

    Denizlerin, gürültüyle gelip vurduğu dehlizlerin, acili duvarları gibiyim. Duvarlarım yosunlu, duvarlarım kaygan, duvarlarımdan hiç tükenmeyen sular sızıyor.

    Tutunamıyorum. Renklerim, gün içinde değişiyor. Soluyorum, soğuyorum. Güneş ulaşmıyor içerilerime. küfleniyorum, yaslanıyorum.Yalnızlıklar pesimde. Dokunduğum her ıslak duvardan, pis kokulu bir yalnızlık
    bulaşıyor üstüme. Yapış, vıcık bir yalnızlık bu.

    Biliyorum, bütün bunlar, hep benim suçum. Seni sakladığım yere ulaşamaz oldum. Yollar, gitgide uzadı ve karıştı. Ümidimi ısıtacak, parlatacak, kımıldatacak bir şeylere ihtiyacım var. Ah onun ne olduğunu biliyorum. Sonu sana geliyor her cümlenin.Her şeyin basında, içinde ve sonundasın. Bu değişmiyor.

    Öyle içimsin ki.

    Birden aklıma geldi, tuttum sana bir mektup yazdım dün. çok mutluydum... Gün içinde neler yaptığımı, nelere kızıp, nelerle mutlu olduğumu,tek tek anlattım. Mevsimlerin ve insanların nasıl karışık ve beklenmedik
    olduklarını yazdım. "Yine zamansız yağmurlar" dedim, "Daha önce, hiç bu kadar zayıf değildi güneş ışınları" dedim, "Gerçekten buradaki şarkıları hiç öğrenmeyecek, bilmeyecek,söylemeyecek misin?" dedim.

    Çok uzun bir mektup oldu Başından sonuna kadar okudum da. Neler yazmışım diye merakımdan. Sonra çekmecemden bir zarf çıkarıp, adini yazdım. Büyük harflerle, yalnızca adini. Adresini bilsem gönderir miydim, bilmiyorum.

    Mektup cebimde. Cebim yüreğime yakın. Yüreğim sende. Sen yüreğime yakın. Öyleyse mektup sende.

    Bu kadar içimdesin iste.

    Can Dündar
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  8. #8
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    AÇ GÖZLERİNİ

    en sevdiğin elbiseni giydim
    bu gece kokunu sürdüm
    solgun yüzünü okşadım
    sessizce saçlarından öptüm
    yazdığın mektupları okudum
    kana kana su içer gibi
    plaklarını çaldım ah!
    en çok o şarkıda özledim seni

    ıssızlık kapıyı çaldı,açmaya korktum
    gece yarısı
    şehir uykuya daldı,baktım dışarıya
    katran karası
    rüzgar telaşla kokunu getirdi bana
    aldım koynuma
    bu seni hafızamdan koparır
    iliştirdim dudaklarımda
    üşüdüm karanlıkta
    tenine dokundum hissetsin diye
    aç gözlerini

    erguvanlarına su verdim
    içerken benimle konuştular
    yastığını okşadım,kokladım
    anılar uçuştular
    soluğun saçlarımı yaladı sanki yine
    bir meltem gibi
    teninin kokusu karıştı kokuma
    yakıştılar

    boğuldum karanlıkta
    yanı başımdasın
    benden çok uzaklarda
    ellerimi tut dokun bana
    aç gözlerini

    attım kendimi caddelere
    yeşil ceketin sardı beni
    yürüdüm üstüne karanlığın korkusuz
    tuttum ellerini...

    CAN DÜNDAR
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  9. #9
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    YAŞAM BİSİKLETİN SELESİNDE

    Kalabalık konferans salonunda, mesleğinin doruğunda bir avukat, o gün mezun olacak hukuk oğrencilerine hitap etmek üzere kürsüye geliyor. Herkes meslekten söz edeceğini zannederken O, hayatı anlatıyor:

    - 'Hepiniz kişisel yaşamınızı bir kenara koyup çok çalışabileceğinizi kanıtladınız' diyor bilge hukukçu 'Ama unutmayın ki, ölüm döşeğindeki birinin; 'Keşke işime biraz daha zaman ayırabilseydim' dediği duyulmamıştır.

    Çocuk sahibi olacak kadar şanslıysanız, onların göz açıp kapayana kadar büyüyeceklerini ana babalarınız size söyleyecektir. Buna ben de tanıklık edebilirim. Çocuklarımıza hikaye okuma, onlarla balığa çıkma, yakalamaca oynama ve birlikte dua etme fırsatını Tanrı ancak belli bir ölçüde bahşeder bize. . .

    Bunlardan birini bile kaçırmamaya özen gösterin. Nasıl olsa işiniz, çocuklarınız gittikten sonra bile, orada sizi bekliyor olacaktır.

    Bu konuşmadan 6 hafta sonra yaşlı avukatın intihar haberi geldi. Kimbilir neyin pişmanlığıyla kıymıştı canına. . .

    Hayata veda ederken, en çok kiminle vakit geçiremediğine yanmıştı kimbilir.

    Bu öyküyü Rob Parsons'un '60 Dakikalığına Baba' adlı kitabinda okudum. Avukatın son konuşması, tüm babalara bırakılmış bir vasiyet mektubu gibiydi.

    Birkaç yıl önce parlak bir iş teklifi almıştım. Mesleki kariyerimin doruk noktası olabilirdi, lakin her gün saat 20.00'de 'görevde' olmam gerekiyordu. Teklifi duyduğum anda o saatin, oğlumun banyo saati olduğu geçti aklımdan. . . Hayatta başka hic bir şeyin beni o banyo seansı kadar mutlu edemeyeceğini düşündüm, ama bunu, teklifi yapanlara söyleyemedim. Anlayacakları şüpheliydi. Bir bahaneyle reddettim.

    Yine de, geçen birkaç yıl içinde saat saat başkalarına dağıttığım zaman hazinesinden, oğluma pek az pay düştü. Yapılacak işlerim, yazılacak yazılarim, bakılacak telefonlarım vardı. Ama küçük bir sandala diz dize kurulup uzak bir kuleye doğru kürek çekme keyfine hiç vakit yoktu hayatın içinde. . . O'nunla bir cam bardağın pamuktan toprağına limon çekirdeği ekip büyümesini izleyemedim örneğin. . .


    Yeni yeni, yarım yarım söylediği şarkılara eşlik edip bu düeti bir kasete kaydetmeyi çok isterdim; olmadı. .

    Bir cümle ben söyleyip, bir cümle O'na söyleterek hiç yoktan bir masal yaratmayı ve düş güçlerimizi yarıştırmayı tasarlamıştım; hazırdan yemek daha kolay geldi. Hayat öyle ters bir denge kurmuş ki, onların en çok ilgi istedikleri dönem, onlarla en az ilgilenebileceğimiz dönem aynı zamanda. . . Bizim vaktimiz bollaştığında ise, onlarin bize ayıracak vakti kalmıyor.

    'Ben aslında O'nun için çalışıyorum', sıkça sarıldığımız bir bahanedir, ama O'na hiç bir zaman 'Daha cok parası olan bir baba mı istersin, daha çok seninle olan bir baba mı' diye sormamışızdır.

    Babalık için uçurtma almak yetmez, birlikte uçurmak gerekir. Daha hiç uçurtma uçuramadık, ama keyfini sürdüm; sabahları yanağımda ıslak bir buse ve başucumda bir 'Günaydın babacığım' sesi ile uyanmanın. .

    'Hadi sarılıp yatalım babacığım' çağrısıyla başlayan gecelerde, o sihirli 'Seni Seviyorum'u kulağıma fısıldadıktan sonra yanaklarımı avuç içlerinin parantezine alıp uykuya çekilince gözkapaklarına yerleşen huzuru izlemenin tadına vardım.

    Mavinin neden mavi olduğunu, kışın havaların neden soğuduğunu, kuşların nasıl uçtuğunu yeniden ve en baştan öğrenmenin.

    Rakiplerim sayılan Cici Can'dan, Casper'dan, Power Rangers'tan, Ricky Martin'den daha ilginç olmaya calışmanın. . .Ve konuşmaya başladığından beridir beni 'takip ederek', hatalarımı da sevaplarımı da aynen tekrarlayan bu sevimli papağana, duvara kazılı boy tablosundaki çizgiler yükseldikçe yükselen bir tutkuyla bağlanmanın tadını çıkardım.

    Annesiyle birlikte bezini değiştirmiş, mamasını yedirmiş, pişiklerini kremlemiş olmanın; zayıf bacakları ilk adımını attığında elini tutmanın, dilinden ilk sözcük döküldüğünde birlikte coşmanın heyecanını tattım.

    Sonunda beklenen gün geldi: Hayatımın ilk 'Babalar Günün Kutlu Olsun'unu işiteceğim bugün. Belki O'nun karaladığı bir resim, ilk hediyem olacak. Kitaptaki örnekle, bisikletinin selesine arkadan yapışacağım günler başlıyor şimdi. .

    O, selenin emin ellerde olduğunu bilmenin güveniyle öğrenecek pedala basmayı. Bir süre sonra farkettirmeden çekeceğim ellerimi. .

    Bisiklet, artık yetişemeyeceğim kadar hızlanacak ve O, uçup giderken, ben biçare; ardından bakakalacağım. Epey bir zaman önce, bendim selede babamın güvenli ellerini hissederek pedal çeviren. . .

    Zamanla hızlanarak katettiğim koca bir hayatı şimdi oğlumda en baştan, yeniden izlemek üzere selenin arkasına koyuyorum ellerimi. . .

    70 yaşındaki babam geçen gün 'Torunumu ilkokula götürene kadar sıkacağım dişimi. . . ' dedi. İnsanın boğazını düğümleyecek kadar hazin. . ama gerçek. . .Torunla dede arasında bir tahteravalli gibi uzanıyor yaşam. .Birini aşağı çekerken, diğerini yükseltiyor. Birinden eksilen öbürüne ekleniyor adeta. . . Bütün hüznüne rağmen yine de bir zafer coşkusu var bu devir teslim töreninde. . . O yüzden, bugün babanızı yanınıza, oğlunuzu kucağınıza alıp Freiligraht'in 'Devrim' şiirindeki dizesini gururla haykırabilirsiniz:


    'Vardım. . varım. . . var'

    Yaşam bisikletinin selesinde.


    Can Dündar
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

  10. #10
    İpekSultan adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-03-2007
    Mesajlar
    246
    Karizma Gücü
    0
    Zordur köprüleri yakmak...

    Sıradan sabahların mahmurluğuna alışmışlar için, bir
    şafak vakti aniden geçmişinden ve bugününden vazgeçmek
    ve içinde her nasılsa saklamayı başarmış bir yarın
    heyecanının kanadına tutunarak havalanmak cesaret
    ister...

    Kurulu düzen öylesine rahat, öylesine huzur doludur
    ki, ruhuna gömülü çocuğu, yıllarca kınında beklemiş
    keskin bir kılıç gibi uyandırıp dört nala ilerlemek,
    yaman bir karara dönüşür...

    Zordur insanın onca zaman bunca emekle kurduğu ne
    varsa hiçe sayıp, mağlup ama mağrur bir komutan
    edasıyla yeni seferlere niyetlenmesi...

    Bugüne yenik düşenler, yarını sadece hoş bir hayal
    olarak düşleyip, dünde yazarlar...

    Bedel ödemeyi göze alanlar ise, yelkenleri atlastan
    gemilerle, arkalarında külden köprüler bırakarak,
    meçhul bir istikbale doğru dümen kırarlar...

    Yıkılan sırat köprüsüdür...

    Geçer ve orada kalırsınız: cennetse cennet, cehennemse
    cehennem...

    Dönüşü yoktur...

    Can DÜNDAR
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    ACINI DA TÜM IHTISAMIYLA SERGILEYEBILMELISIN...
    ÖNCE KENDINDEN SAKLANDIGIN YERDEN ÇIKMALI, SONRA TÜM KORKULARINI SOBELEMELISIN...
    GERÇEK BIR KADIN OLABILMEK IÇIN,
    GEBERMELISIN ASKINDAN!
    BIR KADIN EN GENÇ BÖYLE TARIHE GEÇEBILIR...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •