• Reklam
3 sonuçtan 1 --- 3 arası gösteriliyor
  1. #1
    limpid adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    606
    Karizma Gücü
    0

    özgü namal ropörtajı

    Yakmamış bütün fotoğrafları!

    Sevgilisi Oktay Kaynarca tarafından aldatıldığı haberlerini ciddiye almayan oyuncu Özgü Namal, ilişkisinin sorunsuz devam ettiğini söylüyor.

    Beni ve Oktay'ı polemiklere çekemeyecekler. Cevap vermeyeceğiz ve bizi ayıramayacaklar. Bizim gerçekten çok güçlü bir bağımız var artık. Dört yıldır birlikteyiz.

    "Kurtlar Vadisi"nin abartıldığını düşünüyorum. Bizim toplum olarak her zaman en iyi yaptığımız şey önyargı. Liseden 1996'da mezun oldum, liselerde yine şiddet vardı.

    Çok hürmet gördüm. Bu bir kadın oyuncu olarak ülkemizde kolay elde edilebilir bir şey değildir. Genellikle sokakta laf atarlar "Ooo yavrum" diye.




    'Bi dakka bekle dedim!'

    Genç oyuncu Özgü Namal:" 'Kurtlar Vadisi'nde oynarken reklam filmi önerisi gelmedi mi? Geldi. Kabul etmedim. Beni paranın, şan şöhretin kandırmasına izin vermedim. Ben her zaman kendime 'Yaa bir dakika bekle' dedim ".

    -Olduğun yerde ne hissediyorsun? Heyy oldu tamam mı, yoksa korkuyor musun?
    - Açıkçası korkmuyorum. Çünkü toprağım çok sağlam. Köküm, ailem bulunduğum yer, dostlarım çok sağlam. Çünkü bu noktaya gelmek kısa zamanda olmuş gibi görünse de aslında hayli zaman aldı.

    - Kariyerin planladığın gibi mi gidiyor? Kariyerini ciddi ciddi planlıyor musun, yoksa ne gelirse kabul mu ediyorsun?
    - Gaye Sökmen Ajans'a yazıldığımda 17 yaşımdaydım. Oyunculuk ve fotomodellik yaptım. Felsefem az ve doğru iş yapmak idi. Hiçbir şeye atlamadık. Kurtlar Vadisi'nde oynarken bana reklam filmi gelmedi mi? Kabul etmedik. Para için hiçbir şey yapmadık. Tek reklam çekmedik. Kampanya olmayan hiçbir şey çekmedik. Ama bunları akşamları oturup planlamadık. Bu asla Gaye Abla'yı ve beni boğan bir strateji olmadı. Paranın, şanın şöhretin bizi kandırmasına izin vermedik. "Bak sen yetenekli kızsın, gel buraya bakayım" derler ve sen de "He he he" olursun ya, ben öyle olmadım. Her seferinde "Yaa bir dakika yaa" dedik. Özeti budur: "Bi dakka bekle" dedik...

    - Türkiye'nin önde gelen isimlerinden teklifler geliyor olmalı. Para da işin cabası. Nasıl böyle sağlam durabiliyorsun?
    - Bu dediğin şeyi bu ara ben de düşünüy o - rum. Bu sağlamlık, bu şımarmama nereden geliyor diye ben de taktım kafayı. Kendime taktım. Geriye baktım: "Yedi Tepe İstanbul", Zuhal Olcay, Meral Okay, Uğur Polat, Emre Kınay... Çok sağlam bir iş. Orada şımarırsan sana "terbiyesiz" derler. Orada, o sette bırak şımarmayı, sadece düzgün oyunculuk sergilemek zorundasın. Yemin ediyorum sete kafam önümde gelir, kafam önümde giderdim. Utanırdım çünkü. Bu bir geyik belki ama ben her seferinde aileme bağlıyorum. Bir de ilginç bir durumum var, ben daha önce hayata geldiğime inanıyorum. O zaman da meşhur oldum. O zaman da çok zengin oldum. Bu nedenle şimdi yaşadıklarım bana çok tanıdık geliyor. Bunu biri bana fal bakıp söylemişti. Ondan sonra da "Aaa, evet yaa her şey o yüzden mi bu kadar tanıdık geliyor?" diye irkilmiştim.

    Özgü, kurt kadın mısın?

    - Kariyerinde bir K.Ö ve K.S yani Kurtlar öncesi ve sonrası durumu var. Birçok kişi ilk kez seni bu dizide gördü. "Kurtlar Vadisi" hayatını nasıl değiştirdi. Sen hiç kurt kadın gibi görünmüyorsun... - Beni zaten kurt kadın gibi görünmediğim için seçtiler. Bence Elif, "Kurtlar Vadisi"ni yumuşatan öğelerden birisiydi. Tatlı bir takım nüanslar katıyordu. Diziden önce adımı 200 kişi söylüyordu. Artık bin kişi söylüyor.

    - Dizi izleyicisi seni benimsedi mi?
    - Dizinin ilk zamanlarında Elif Eylül'düm, sonra yenge oldum, sonra Özgü abla oldum, şimdi Özgü Namal oldum... Dizi izleyicisi, rolüm nedeniyle beni çok sevdi. Bir de büyük hürmet gösterdi. Bu bir kadın oyuncu olarak ülkemizde kolay elde edilebilir bir şey değildir. Genellikle kadın oyunculara karşı "Ayy hem kadın, hem de oyuncu" bakışı vardır. Sokakta laf atarlar "Ooo yavrum, cipin hayırlı olsun" derler. Bir de bunun üzerine iki tane yakası düşük poz verdin mi magazin dergilerine, itibarın yerle bir olur. Bana inanılmaz bir hürmetleri var. Bence "Kurtlar Vadisi" izleyicileri benim ölmediğimi, hakikaten ayağımın kesilmediğini gördükleri için çok mutlular.

    - Peki sen "Kurtlar Vadisi" hakkında ne düşünüyorsun?
    - Ben işlerin bu kadar karışacağını ve bu boyutlara geleceğini asla tahmin edemezdim. Ben "Kurtlar Vadisi"nin abartıldığını düşünüyorum. Yanlış anlaşılmasın, dizi az başarılıydı da çok başarılı gösterilmiş gibi değil. Bir sürü insanın dizi ile ilgili kulaktan dolma ve ön yargılı şey söylediğini gördüm. "Kan var, şiddet var, silah var." Peki izledin mi? "İki kere baktım." Neye iki kere baktın? Bizim toplum olarak her zaman en iyi yaptığımız şey ön yargı. Kulaktan kulağa oyununu müthiş oynarız. "Kurtlar Vadisi" nin de başına gelen budur. Ben 1996'da mezun oldum liseden, liselerde yine şiddet vardı.

    - Sen şanslısın, rolün üzerine çok yapışmadı. Ama Oktay Kaynarca, "Çakır" olarak kaldı. Necati Şaşmaz bundan sonra "Polat"dan nasıl kurtulur bilinmez..
    - Çünkü ben işimi yaptım, evime geldim. Polemiklere katılmadım. Ortalıklarda dolaşmadım. Dizi çeken insanlara bu kadar ağır yük yüklenir mi yaa? Şaka gibi, alt tarafı işimizi yapmaya çalıştık, başımıza gelenlere bak. Evet, özellikle bir dönem Oktay'ın üzerine çok yapıştı. Bu tamamen magazinin ve medyanın yaptığı bir şeydi. Oktay'ın günlük hayatında bir şey değişmedi. "Özgücüğüm su getirir misin?" derken birden bire "Su getir bana lan!" demeye başlamadı. Benden bir ara "Gerçekten Çakır gibi davranıyor, çok değişti canım" dememi beklediler. Oktay dünyanın en pırlanta, en naif, en iyi kalpli adamıdır. Hani bunu da benim sevgilim diye söylemiyorum. Bu durumu Oktay'ın kendi hayatında yaşadığı durumlara oturttular. Efendim, bara gidermiş, hiç şarkı söylemez, hiç dans etmezmiş. Allah allah... Zaten dans etmezdi ki.

    - Hep küçük, yaramaz, cici-bici genç kız rolleri mi oynamayı planlıyorsun?
    - Ben olduğum yerde çok eğleniyorum. Yaşımdan küçük göstermek gibi bir avantajım var. Bu bir avantaj. "Kurtlar Vadisi"ndeki avukat rolünü de oynayabiliyorum, bir reklamda ise evin küçük cici kızı olabiliyorum. Birçok yaşıtım ekranda çocuklu anne rollerine çıkıyor. Ben hala anne rolü oynamadım. Acele etmeye gerek yok. Zaten 30'lu yaşlarıma gelince öyle rolleri oynayacağım. Şimdi kocaman kocaman kadınları niye oynayayım ki. Bazen kendi kendime soruyorum "Ben hiç kadın rolü oynamayacak mıyım, ben kadın değil miyim?" diye. (Gülüyor.) Etrafımdakiler de "Saçmalama, o günler geldiğinde de çocuk rollerini özleyeceksin" diyorlar.
    RAHŞAN GÜLŞAN
    EN BÜYÜK YARGIÇ İNSANIN KENDİ VİCDANIDIR












  2. #2
    limpid adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    606
    Karizma Gücü
    0
    Özgü ile Oktay hakkında

    -Buraya gelirken ilişkisi bitmiş, darmadağan bir kadın bulmayı umuyordum. Ama burada gayet mutlu görünen bir çift var. Bu son olaylar bizim illüzyonumuz mu? - Kesinlikle. Benim üstüme birtakım kalıplar uyduruyorlar. Hassas, kırılgan, üzgün kız tiplemesi yapıyorlar. Bazen alışveriş merkezlerinde kadınlar bana "Üzülme kızım, günün birinde sen de iyisini bulacaksın" diyorlar.

    - İlişkinizde her şey yolunda mı? - Kesinlikle.

    - Peki ilişkinizle ilgili çıkan haberlere ne diyorsunuz? - Çok gülüyoruz. Bunun bir sektör olduğunu, bu haberlerin yaratıcı bir grup tarafından yaratıldığına inanıyoruz. Tıpkı Rafineri Reklam Ajansı'nın oturup benim reklamımı yaratırken ön çalışma yapması gibi, bu haberlerin de bir grup çalışması olduğunu düşünüyorum. Bu insanların zeka düzeyi müthiş. Her gün yeni bir fikir üretiliyor. Yakında onları evlendirip çoluk çocuk sahibi de yaparlar. Aramızı mı bozmaya çalışıyorlar, bizi ayırmaya mı çalışıyorlar bilmiyorum. Ama herhalde evli değiliz diye yapıyorlar. Ben de Oktay da çıkıp bu konuda konuşmayacağız. Bu polemiklere çekemeyecekler bizi. Cevap vermeyeceğiz ve bizi ayıramayacaklar. Bizim gerçekten çok güçlü bir bağımız var artık. Dört yıldır birlikteyiz ve hiç ayrılmadık.

    - Ebru Gündeş arkadaşınız mı? - Tabi canım. Oktay'ın filan çok eski arkadaşı.

    - Senin de görüştüğün bir insan mı? - Tabii ki evet... Bu haberleri okuyup "Acaba insanlar bunlara inanıyor mu?" diye bir polemiğe giremem. Çünkü çok daha önemli dertlerim var hayatta. Bu kadıncağız, böyle bir ilişki yok diye açıklama yapmış, çatır çatır kameraların karşısında konuşmuş. Bu konuşma her yerde yayımlanmış. Bütün bu yayımlananların üstüne, bu ev tutma hikayesi artık sadece komik oluyor.
    EN BÜYÜK YARGIÇ İNSANIN KENDİ VİCDANIDIR












  3. #3
    limpid adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    24-08-2005
    Mesajlar
    606
    Karizma Gücü
    0
    Benim postişim, seninkini döver!

    YILLAR önce TRT'de mükemmel bir dizi yayımlanmıştı. "Yedi Tepe İstanbul" ismini taşıyan dizi yeni bir yıldızın, Özgü Namal'ın doğum haberini veriyordu. Özgü, dizide konservatuvar öğrencisi bir genç kızı canlandırıyordu. Zuhal Olcay da annesini oynuyordu. Bu dizi Özgü Namal'ın kariyerinde dönüm noktası olduğu kadar sosyal hayatı için de önemliydi. Çünkü son dört yıldır kesintisiz birlikte olduğu sevgilisi Oktay Kaynarca ile de yolları burada kesişmişti. Onu birçok yerde izledik. Ancak onu en çok anlatan görüntü, bugünlerde televizyon ekranlarımızda sık sık boy gösteren kredi kartı reklamı oldu. (Bu arada kampanyanın billboardları için hazırlanan fotoğrafları asla va asla Özgü Namal'a benzemiyor, üzerinde çok fazla oynanmış gibi geldi bana...) Röportaj öncesi telefon ettiğimde, "Özgücüğüm, gel seninle aklımızın dibini gösterelim, gardırobunda ne kadar komik şey varsa giyelim" dediğimde aynen reklamda yere düşerken attığı çığlığı attı. Buluşmaya giderken ise gazetelerde "Oktay Kaynarca, Ebru Gündeş ile ev tuttu" haberi çıkmıştı. Elimde pembe postişim, evinin kapısını çalarken gözleri ağlamaktan şişmiş, Oktay'ın resimlerini salonda yaktığı dev ateşte, diğer tüm eşyaları ve anıları ile yakan bir genç kadın bulacağımı sandım. Ancak fotoğraflar yerli yerindeydi. Evdeki hakim koku ise sıcacık kek kokusu idi. Özgü kocaman gülümsemekle meşguldü. Ne kadar şaşırdığımı anlatamam. Gerçekten basın, genç insanlar üzerine böylesine acımasızca haberler yapıyor olabilir mi? Yoksa ateş olmayan yerden duman da kendine bir ekmek çıkaramaz mı? Bunların cevaplarını bulmak zor. Elimde Özgü'nün cevapları var. Bu arada her ihtimale karşı acaba evin içinde Ebru Gündeş'e bir oda vermişler midir diye gizliden odaları dolaştım ama bir ize rastlayamadım



    sabah günaydın
    RAHŞAN GÜLŞAN
    EN BÜYÜK YARGIÇ İNSANIN KENDİ VİCDANIDIR












 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •