Yıl, kimsenin umurunda değil. Ne roman yazılmaya bir konu var. Ne de tasvir yapılabilecek büyük bir sevgi var ortada. Sadece bir adam ve onun gibi bir adamlar var etrafta. Tek düşündükleri şey, karışıklıklardan uzak kısa ve öz cümleler. Hepsi numaralandırılmış. Sanki sadece bir otobanmış gibi. Herkesin gittiği yoldan devam eden bir adam. Herkesin kötü dediğine kötü, herkesin iyi dediğine güzel diyen bir adam. Önünde sadece bir dönemeç ve geçmek zorunda olan bir adam. Herkesin kendi dünyası diyemediği bir dünya.
Ve isimi Ömer’di. En yakın arkadaşının isimi de öyle. Bu sıkı dostlar, sadece eğlenmek için doğmuşlardı sanki. Babaları onların yapması gerekeni yapmıştı yıllar önce. Onlara sadece masanın üstündeki meyveyi yemesi kalmıştı. Ömer gencecikti. Sadece 16 yaşında bir adamdı. Adamların adam demediği adamdı. Adamları adam yapan delikanlılıkları o, pastanede tüm hesabı çekerek yapıyordu. Arkadaşıyla birlikte sabahlara kadar eğlenirlerdi. Zaman sadece bir saniyeydi, bir andı. Akıllarına gelmeyecek tüm acılar odanın kırk milyonluk kaliteli oda spreyiyle birlikte serinletici bir koku olmuştu. Sadece gelecek vardı. Geçmişin izi sadece güzel anılardaydı. Gelecek ise tuşlarına bastığı klavyede olacaktı.
Peki ne olacaktı? Hiçbir şey. Bu hikâye de burada bitecekti. Otobanın yolu bitmeyecekti. Paralı otobanda saatte 200 ile giden bir hayat olacaktı hep. Yıl, kimsenin umurunda değil. Ne roman yazılmaya bir konu var. Ne de tasvir yapılabilecek büyük bir sevgi var ortada. Sadece bir adam ve onun gibi bir adamlar var etrafta. Bu sadece romanın küçüğü olacaktır hep. ROMAN[tik] olacaktır…


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla


