• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
18 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    b_simsek81 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2005
    Mesajlar
    280
    Karizma Gücü
    0

    Şefaatİ, Vesİleyİ İnkar Etmek, DalÂlettİr

    Mutezile taifelerinin bir kısmı ve Hâricilerin hepsi, bu meselede lâhik olan İbnu Teymiye ve tâ'bileri, umumen El-Ğâfir sûresi 18 ve El-Müddessir suresinin 48. ayetleri kafirler hakkında nazil olduğu halde, mezkur ayetlere istinaden mutlak şefaati kökünden inkar ederler. kendi mezheplerine de ehli tevhid ismini koymuşlardır.

    M.1703 ile 1787 tarihleri arasında Abdulvahhab oğlu Muhammed'in talebeleri İslam beldelerine galib olmuşlar. Bunların bir kısmı fıkıhta İmam Ahmed bin Hanbel'in mezhebine mensub olan İbnu Teymiye'nin ictihadlarını kendilerine alet ederek, ehli tevhidden Muhammediyye tarîkindeniz, demekle meydana çıkmışlardır. Ve Vahabîlik mezhebini tesis etmişlerdir. Aslında bunlar, Teymiyeci de değiller. Ümmetin baş belalarıdırlar. Mezhebleri, tarîkatleri şirk saydıkları gibi, günahkarları da müşrik görürler.

    Feyz-ul-Kadîr'in müellifi, İmam-ı Subkî'den naklen şöyle demiştir: " Allah Teala'ya yaklaşmak için Peygamberleri vesile kılmayı = teşeffu' ve istiâneyi, selef ve haleften, İbnu Teymiye'ye gelinceye kadar hiçbir kimse inkar etmemiştir. o ise hak yoldan ayrılıp, şefaat ve vasıtayı, meded beklemeyi inkar etmiştir.

    Şihabeddîn Seyyid Mahmud Âlûsî tefsirinde, İbnu Teymiye ve arkasında gidenlerin haksız olduklarını belirtmiştir. Oğlu veya torunu = Cilâu-l-Ayneyn kitabının sahibi ve mezkur tefsirin musahhihi, tefsir sahibinin, İbnu Teymiye'nin kitaplarına vakıf olmadığını iddia etmiştir. Seyyid mahmud Şükrü de son zamanlarda Vahabilerin fikirlerini takviye etmiştir.

    Tefsirin sahibi Şihabeddin Hazretleri, aynı tefsirde İmam Subkî'nin İbnu Teymiye'ye karşı fazla hakaret yaptığını kaydettikten sonra 128. sayfasında tevessülde hiçbir beis olmadığını kaydetmektedir. Âlûsî c.6 s.126, 128

    Tefsirin sahibi, mutlak vesileyi inkar etmemiştir. Mevlânâ Hâlid Bağdâdî kuddise sırruhu'nun halifesi nasıl vesileyi inkar eder? El-hak Seyyid Mahmud Şükrü, Şeyh Yûsuf Nebehânî'nin dediği gibi, Vahabîlere yardımcı olduğu gibi bir de bu mübarek tefsirin sahibine leke getirmiştir. Ve Teymiyeci olarak göstermiştir.

    Et-Tâc-ul-Câmiu-l-Usûl'de : " Mutezile olanların bazıları ve Hâricilerin hepsi, El-Mü'min sûresinin 18, El-Müddessir sûresinin 48. ayetlerini, " kafirler hakkında şefaat kabul değildir " diye nazil olduğu halde, hata ederek Müslümanlar hakkında icra etmişlerdir. " denilmektedir. Halbuki İbnu Mes'ud rivayetinde; " Melekler, peygamberler, şehidler ve Salihler, bütün kamil Müminler, ehli şefaattirler ". İbnu Abidin: " Haricilere tabi' olanlar Abdulvahhab taraftarları, Necid tarafından çıkıp Mekke ve Medine’ye galib oldular. Onlar güya Hanbelî mezhebini tahlil ve tahrir ederler. Onların itikadınca yalnız kendileri Müslüman’dır. Hâşâ haleflerini müşrik diye tabir ederler ve Ehli Sünnet VelCemaat alimlerinin katlini mubah kılarlar. Hem de Müslüman alimlerinin pek çoğunu öldürmüşlerdir. Hakk Teâlâ onların hepsini kırıp beldelerini harab eyledi. Nihayet Müslüman askerleri, onları mağlub etmekle refaha kavuştular. " demektedir.

    Celâli şerhinde : " İbnu teymiye, şüphesiz Mücessime mezhebine çok meyledicidir. " diye kaydedilirken, muhaşşîlerden Fâdıl Gelenbevî, Mercânî Halhâlî'de onun fikrine iştirak edip İbnu Teymiye'nin müdafaasını etmemiştir ve İbnu Rüşd'ü tenkid etmişlerdir. Arabca bilenler için Gelenbevî haşiyesini tavsiye ederiz.

    Hafız Zebîdî İthaf adlı eserinde : " Ebû Hanîfe ve arkadaşları, adamın: Filanın hakkı için, enbiyanın hakkı için, beyt-i haram hakkı için, meş'ir-ul-haram hakkı için şunu sen'den dilerim" demesini kerih görmüşlerdir. " Eğer Ebû Hanife tevessülü kerih görseydi, ulema ondan nakledecekti. -
    Zevatlarla tevessül caiz olunca, ölüye tevessül ile diriye tevessül arasında fark yoktur. Allâme Şehâb-ur-Remeliyy-uş-Şafiî rahimehullah, " Avamın, belaya giriftar olduklarında ' ya şeyh filan' demelerine ne buyurursunuz? ' sorusuna : " Enbiya ve rusulle aleyhimussalatu vesselam, evliya, ulema ve Salihlerle istiğase caizdir. " cevabını vermiştir. Şeyh Abdulğânî En-Nablûsî Cem'u-l-Esrar fî Men'i Eşrâr an-it-Ta'ni fisSofîyet-il-Ahyar adlı eserinde, Şehab-ur-Remlî'nin sözünü naklettikten sonra şöyle devam eder : " Şehab-ur-Remlî, Ey İman edenler Allah'tan korkun ve vesileyi taleb edin. " mealindeki ayete mebni, tevessül ve istiğasenin caiz olduğunu kastetmektedir. Nitekim Şehab remlî demiştir ki: Enbiya ve evliyaya, ölümlerinden sonda da sığınmak caizdir. Çünkü enbiyanın mu'cizeleri, evliyanın kerametleri, ölümleriyle kesilmez.

    Rasulullah'ın hayatından sonra da, Ona tevessül etmenin cevazına delâlet eden bir hususta şudur: Tehiyyattaki " Esselâmu aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berakâtuhu" Selam ve selametler, rahmetim ve bereketlerim senin üzerimdedir ey Nebim.. " sözüyle her mü'min Onu selamlar. Bu tevessülün ifadesidir.

    Şimdiki fikir cereyanı, kabir azabını, şefaati, sırâtı, mi'râcı inkar eden nice melek kılığında şeytanlar vardır ki Vahabiyye fikrini neşrederler. Pek çok Müslümanlar da onlara aldanıyorlar. Hatta Merdâvî, İbnu Teymiye, İbnu Müflih ve İbnu Dûyan diyorlar ki: " Her kim kendisiyle Allah Teala arasında vasıtayı kabul ederse o kimse kafirdir = müşriktir. " El-insaf ( Merdâvî) c.1 s.327, İhtiyarat ' Teymiye) s.404, Furû7 ( İbnu Müflih) c.2 s.159 Menar-us-Sebîl c.2 s.404, Mukdis-ul-İkna' c.4 s.297 Yani demek istiyorlar ki, herhangi bir kuldan meded beklenilmez, ona rabıta kurulmaz, vasıta, şefaat, rabıta yoktur; bunlara inanan kimse mürteddir....

    Halbuki milyarlarca, körü körüne değil naklî ve aklî delillerle din alimleri, nice Gazâlî ve Rabbânî gibi zatların arkasından giden zatlar, vasıtayı kabul etmişler ve inanmışlardır. Bu zatları tekfir etmek demek, ümmetin en büyüklerini tekfir etmek demektir. Binaenaleyh şimdiki profesörlerin ekserisi hatta neşriyatçıların çoğu bu hataya düşmektedirler. Halbuki İslamiyet’i sahih olan Müslümanlara kafir demek yahud onları kafir görmek küfrün ta kendisidir.

    Müşahede ediyoruz ki, şimdiki müellifler, yukarda ismi geçen alimlerden naklediyorlar. Kendilerini Ehli sünnetten zannedip Ehli sünnet velCemaat'in inancı dışında pek çok fikirleri ileri sürmektedirler. Allah Teala bütün Müslümanları sapık fikirlerden muhafaza etsin ( Âmîn). Eski âlimlerin tabirinde kullanılan küfür kelimesi, küfrân-ı nimet (nimete karşı nankörlük) manasındadır, yoksa küfr-i hakîkî değildir. Buna dikkat edelim. Korkarım ve dilerim ki Mısır'a gelen darbe diğer İslam ülkelerine sirayet etmesin... Allah Teala bizleri muhafaza eylesin (Âmîn)

    Vahhabiler ecdadları hariciler gibi, halen Salihlerin türbelerine, mürşid ve ehli beyte ve dört mezhebin tabi lerine, tarikatlerine kin bağlarlar. Her birisi de ictihad davası peşindedir. " Görüşüm " diye, sapık fikirlerini koskocaman müctehidlerin fikirlerine mukayese ederler. İşte mühim mevzulardan birisi de budur. Onun için tashih-i itikad her şeyden önce farz olduğundan, Ehli sünnet velCemaat’in fikirlerini ölçü tutarak eserleri okumak lazımdır. Şunu da bilelim ki eser okumakla insan kamil olmaz. Ancak eserleri kamil bir insandan öğrenip kemal-i edeble onunla amel etmek gerekir.

    Bu mevzuda vahabilerin isimlerini teşhir etmekten utanıyorum. Fakat eski zamanda ve şimdiki zamanda İslam müctehidleri onları ismen belletmiştir. Kin tutmak ve intikam almaktan korkmamış olsaydım, her zümre içindeki vahabiyyul meşreb olan alimleri ve cahil sofuları ismen yazacaktım. Tuzaklarına düşmemek için istikameti düzgün, ilmiyle amil alimleri arayalım.
    Enbiya ve evliyaya verilen izin sebebiyle mucize ve keramet olarak zuhura çıkan bütün olayların fâili Allah Azze ve celle'dir; bulut yağmurun yağmasına vesile olduğu gibi bunlar da mucize ve kerametin zuhuruna sebebdirler. binaenaleyh enbiya ve Salihlerin ruhânîlerinin, Mü'minlerin imdadlarına koşmaları, belaların kaldırılması için yalvarışları vakidir, müşahede edilmektedir. Şüphesiz bunlar hepsi şefaat kelimesine dahildir.


    ŞEFAAT HAKKINDA BİRKAÇ HADİSİ ŞERİF


    "Kıyamet gününde şefaatimle insanların en mutlusu, hulûs-i kalb üzere " Lâ ilâhe İllallah" diyen kimsedir." Mirkât-ul-Mefâtih c.9 s.525 h.n.5574 Câmiu-l-Usûl c.9 s.369 h.n.7011

    "Rabb'imin indinde bana bir gelen (Cebrâil) geldi. Gelen melek, ümmetimden yarısının cennete girmesiyle şefaat arasında beni serbest kıldı; ben şefaati seçtim. O da , ölüp de Allah'a şirk koşmayan kimseler içindir." et_tâc-ul-Câmiu-l-Usûl c.5 s.384 Tirmîzî h.n.2441, Kenz-ul-Ummâl h.n.31892

    " Ben cennete girmek için şefaat eden insanların en ilkiyim = layığıyım. Ve Ben, nebîlere nisbetle tâbi'leri en çok olanım. " et_tâc-ul-Câmiu-l-Usûl c.5 s.384, Câmiu-l-Usûl c.10 s.475 h.n.8009, Kenz-ul-Ummâl h.n.31878,32045

    "Benim şefaatim ümmetimden büyük günah işleyenler içindir."x Keşf-ul-Hâfâ c.2 s.10-11, Feyz-ul-Kadîr c.4 s.162 h.n.4892, Levâmiu-l-Ukûl c.3 s.392,393, Firdevs-i Deylemî c.2 s.351 h.n 3578, Tirmizî h.n.2436, İbnu Mâce h.n.4310 Hâkim c.1 s.69, Şuab-ul-İman c.1 s.287 h.n.310,311, Kenz-ul-Ummâl h.n.39751,39055

    "Şefaatim, ümmetimden, her türlü günah işleyenler içindir" Hazreti Ebû Derdâ radıyallahu anhu'nun 'Ya Rasûlallah, zina etseler ve hırsızlık yapsalar da mı?' demesi üzerine "Gerçi zina ve hırsızlık işleseler de. Ebû Derdâ (radıyallahu anhu) kahrından burnunu uzatıp kabul etmese de." diye buyurdu. Mutezile bu hadisi inkar ettiler Keşf-ul-Hâfâ c.2 s.11, Feyz-ul-Kadîr c.4 s.163 h.n.4893, Levâmiu-l-Ukûl c.3 s.393, Kenz-ul-Ummâl h.n.39056

    "Benim şefaatim ümmetimden ehli beytimi seven kimseler içindir." Feyz-ul-Kadîr c.4 s.163 h.n.4894, Levâmiu-l-Ukûl c.3 s.393, Kenz-ul-Ummâl h.n.39057,34179

    " Benim şefaatim (bütün ümmete) mubahtır. Ancak ashabıma söven kimseler müstesnadır " Feyz-ul-Kadîr c.4 s.163 h.n.4895, Levâmiu-l-Ukûl c.3 s.393,Firdevs-i Deylemî c.2 s.352 h.n 3580, Kenz-ul-Ummâl h.n.39058

    " Şefaatim kıyamet gününde haktır. Kim ki ona iman etmez ise şefaatim ehlinden olmaz. " Feyz-ul-Kadîr c.4 s.163 h.n.4896, Kenz-ul-Ummâl h.n.39059

    " Ben, Rabb’imden şirk koşmayıp da yirmi yaşında ölmüş olana şefaat etmek için izin taleb eyledim; Rabb'im onları bana bağışladı. " Kenz-ul-Ummâl h.n.32007,39065

    " Ben, eş koşmayıp da ümmetimden kırk yaşında olanlar için Rabb'imden şefaat istedim. Rabb'im dedi ki:
    "Yâ muhammed, Ben onları mağfiret ettim." Dedim ki:
    Yâ Rabb'i ya elli yaşında olanlar?
    Rabb'im Bana dedi ki:
    " Gerçekte Ben onları da mağfiret ettim." Dedim ki:
    Ya Rabb'i ya altmış yaşında olanlar?
    Rabb'im : " Ya Muhammed, Ben bir kuluma yetmiş yaş bağışlarsam, Ban'a bir şey eş koşmaksızın ibadet ettiği halde onu ateşle azablandırmamdan hayâ ederim. Amma seksen ve doksan yaşındakilere sıra gelince, onları kıyamette haşir meydanında bırakırım; onlara denilecek ki: Siz kimi sevmiş iseniz, kendinizle beraber cennete sokun."
    Firdevs-i Deylemî c.2 s.312 h.n 3408, Kenz-ul-Ummâl h.n.39066

    " Ben Allah Teâlâ'dan diledim ki, ümmetimin hesabı elimde olsun, tâ ki diğer ümmetlere karşı ( yaptığı günahlardan dolayı ümmetim ) mahcub olmasınlar. Allah Teâlâ bana vahiy gönderdi ki : Ey Muhammed, hayır, Ben onları hesaba çekerim; şayed hataları olursa, Senden bile örtbas ederim, tâ ki Senin nezdinde de kabahatleri görülmesin. " Firdevs-i Deylemî c.2 s.312 h.n 3409, Kenz-ul-Ummâl h.n.38972

    " Kıyamet gününde şefaat edenler de üçtür:
    (1) Peygamberler,
    (2) Alimler,
    (3) Şehidlerdir. " Ğavs-ul-İbâd bi Beyân-ir-Reşad s.260, Firdevs-i Deylemî c.2 s.519 h.n 8946

    Şefaat ediciler beştir: Kur'ân-ı kerîm, sıla-i rahim, eminlik, sizin Peygamberiniz ve ehli beyti " Feyz-ul-Kadîr c.4 s.176 h.n.4942, Kenz-ul-Ummâl h.n.39041


    BİR KISSA

    Konya'nın mutasavvıflarından Merhum Dişçi Mehmet Efendi'ye bir genç gelir: "... Allah'ın izni olmadıkça Nezdi'nde şefaat edecek kimmiş?.. " El-Bakara 255. ayet mealini okur ve şefaat yoktur, bunu nereden çıkarıyorsunuz? der.

    Merhum Dişçi Mehmet Efendi der ki: A be evladım Kur'an ilk kime indi? Genç der ki: Tabi ki Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e.. Mehmet Efendi: Annaah!! a benim güzel evladım, ben sana şefaatin varlığı ile ilgilixbirçok sahih hadis söyleyebilirim. Peygamber aleyhisselam ( haşa) bu ayeti görmedi mi de bunca şefaatle alakalı hadis söyledi!!????.... "

    Kimin ne kadar şefaate ihtiyacı varsa o miktarda çeksin deriz efendim....

    Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Kad dâkat hîletunâ edriknâ yâ Rasûlallah.....

    ******************************************************

    Rabbim Teala cümlemize Efendimiz Hz. Muhammed in (s.a.v) şefeatine nail olmayı nasip ve müesser eylesin.

    Slm ve dua ile...
    Her fikir, her inanış, tek mevsimlik wesselam;
    Zaman ve mekan üstü, biricik rejim "İSLAM"!..

  2. #2
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı b_simsek81 tarafından gönderildi.
    BİR KISSA

    Konya'nın mutasavvıflarından Merhum Dişçi Mehmet Efendi'ye bir genç gelir: "... Allah'ın izni olmadıkça Nezdi'nde şefaat edecek kimmiş?.. " El-Bakara 255. ayet mealini okur ve şefaat yoktur, bunu nereden çıkarıyorsunuz? der.

    Merhum Dişçi Mehmet Efendi der ki: A be evladım Kur'an ilk kime indi? Genç der ki: Tabi ki Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e.. Mehmet Efendi: Annaah!! a benim güzel evladım, ben sana şefaatin varlığı ile ilgilixbirçok sahih hadis söyleyebilirim. Peygamber aleyhisselam ( haşa) bu ayeti görmedi mi de bunca şefaatle alakalı hadis söyledi!!????.... "

    Kimin ne kadar şefaate ihtiyacı varsa o miktarda çeksin deriz efendim....

    Allahumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed. Kad dâkat hîletunâ edriknâ yâ Rasûlallah.....

    ******************************************************

    Rabbim Teala cümlemize Efendimiz Hz. Muhammed in (s.a.v) şefeatine nail olmayı nasip ve müesser eylesin.

    Slm ve dua ile...
    sevgili kardeşim,
    biz bakara 255'e bakarak değil, bakara 254'e bakarak ahiret günü şefaat yoktur diyoruz.

    ayrıca şefaati de inkar etmiyoruz. elbette şefaat vardır. fakat şefaat dünyadadır diyoruz. şefaate nail olman için ne yapman gerektiğini de yazdım.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  3. #3
    b_simsek81 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2005
    Mesajlar
    280
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    sevgili kardeşim,
    biz bakara 255'e bakarak değil, bakara 254'e bakarak ahiret günü şefaat yoktur diyoruz.

    ayrıca şefaati de inkar etmiyoruz. elbette şefaat vardır. fakat şefaat dünyadadır diyoruz. şefaate nail olman için ne yapman gerektiğini de yazdım.
    Meallerde ayetlerin bikaç numara farkedebilceğini bilmiyorsun sanırım. Bikaç tane meali karşılaştır birince X nolu ayet diğerinde X+1 veya X-1 nolu ayet olabiliyor.

    Sen ahirette şefeat yoktur diye kendini parala dur. Ahirette şefeat in olduğu görüldüğü üzere delilleriyle sabittir.

    Mehmet Efendinin dediği gibi : Annaah!! a benim güzel evladım, ben sana şefaatin varlığı ile ilgili birçok sahih hadis söyleyebilirim. Peygamber aleyhisselam ( haşa) bu ayeti görmedi mi de bunca şefaatle alakalı hadis söyledi!!????.... "

    Yoksa Kur'an ı siz Efendimiz (a.s) dan daha iyi mi anladınız. Efendimiz (a.s) var diyor. Bazı şaşkınlar yok diyor. EEE bizde çok şükür kime inanıp kime inanmayacağımızı biliyoruz. Gayemizde bilmeyenlerin öğrenmesidir.

    Slm hidayete tabi olanların üzerine olsun!
    Her fikir, her inanış, tek mevsimlik wesselam;
    Zaman ve mekan üstü, biricik rejim "İSLAM"!..

  4. #4
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı b_simsek81 tarafından gönderildi.
    Meallerde ayetlerin bikaç numara farkedebilceğini bilmiyorsun sanırım. Bikaç tane meali karşılaştır birince X nolu ayet diğerinde X+1 veya X-1 nolu ayet olabiliyor.
    bazı meal yazıcıları, surelerin başındaki "bismillahirrahmanirrahim" kelimesine de ayet numarası veriyorlar. fakat bu doğru değildir.

    Alıntı b_simsek81 tarafından gönderildi.
    Sen ahirette şefeat yoktur diye kendini parala dur. Ahirette şefeat in olduğu görüldüğü üzere delilleriyle sabittir.
    "görüldüğü üzere" demekle beni şaşırtıyorsunuz. ben bir delil görmedim çünkü. eğer konya mutasavvıfı mehmed efendinin sözlerini delil olarak kabul ediyorsanız, bunun nasıl ve ne şekilde bir delil olduğunu da açıklamak zorundasınız.

    Alıntı b_simsek81 tarafından gönderildi.
    Mehmet Efendinin dediği gibi : Annaah!! a benim güzel evladım, ben sana şefaatin varlığı ile ilgili birçok sahih hadis söyleyebilirim. Peygamber aleyhisselam ( haşa) bu ayeti görmedi mi de bunca şefaatle alakalı hadis söyledi!!????.... "
    işte yaptığınız esas yanlış burda! siz hakkı, batıl olan şeyle yargılıyorsunuz. oysa ki, hadisler zan altındadır ve delil olma özellikleri kesinlikle yoktur.

    çünkü bir hadisi peygamber efendimiz (s.a.v) söylemiş olabilir, ama olmayabilir de. buna bir garanti getiremezsiniz. "sahih" denilen hadislerinde sahih olduklarına dair hiçbir delil yoktur. fakat, kur'an ayetlerinin furkan olduğunu ALLAH bildiriyor. şu büyük yanlışı artık bırakın: kur'an ayetlerini zan altındaki hadislerle yargılamayı. böylece şeytanın ekmeğine yağ sürmüş oluyorsunuz.

    Alıntı b_simsek81 tarafından gönderildi.
    Yoksa Kur'an ı siz Efendimiz (a.s) dan daha iyi mi anladınız. Efendimiz (a.s) var diyor. Bazı şaşkınlar yok diyor. EEE bizde çok şükür kime inanıp kime inanmayacağımızı biliyoruz. Gayemizde bilmeyenlerin öğrenmesidir.

    Slm hidayete tabi olanların üzerine olsun!
    kur'anı kerimi elbette peygamber efendimizden daha iyi anlayamayız. fakat o, hiçbir zaman ahirette şefaat edeceğini söylemedi. bu hadisler tamamiyle uydurmadır.

    eğer sende benim gibi kur'an hak ve furkandır deyip, sadece ve sadece kur'anı delil olarak kabul edersen, ayetler ile ahirette şefaat olmadığını sana ispat ederim. ama yok bunu kabul etmeyip, zan altındaki emaniye bilgileri esas alıyorsan, ve kur'an ayetlerini de "kimse anlamaz" deyip geçiştiriyorsan, o zaman tartışmamız çok birşey ifade etmez.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  5. #5
    b_simsek81 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2005
    Mesajlar
    280
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    bazı meal yazıcıları, surelerin başındaki "bismillahirrahmanirrahim" kelimesine de ayet numarası veriyorlar. fakat bu doğru değildir.
    Yanlıştır veya doğrudur, mevzu ***** olan ***** bu değil. Bu mesele başka bir konuda ele alınabilir. Bunun yeri ve buna ait yorum un yeri burası değil. Ama sizden tutarlı bir cevap pek çıkmadığı için hoş görmekten başka bir şey gelmez elimizden.


    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    "görüldüğü üzere" demekle beni şaşırtıyorsunuz. ben bir delil görmedim çünkü.
    Sen bakar körsen ben ne yapabilirim ki ? Peygamber Efendimizi (s.a.v9 sünnetini delil kabul etmeyip, İsmail Ali Mihr i delil kabul eden zihniyet tabiki kendince delil göremez. Nitekim bizim kabul ettiğimiz delillerden biride Efendimiz in (s.a.v) sünnetidir. Sünneti delil kabul etseydin delil görürdün.

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    eğer konya mutasavvıfı mehmed efendinin sözlerini delil olarak kabul ediyorsanız, bunun nasıl ve ne şekilde bir delil olduğunu da açıklamak zorundasınız.
    Kıssa hisse almak içindir. Ama hisse almakta nasip işidir. Nasipsiz olunca bir kişi haliyle hisse de alamıyor. Ve Dahası bizim delilimiz in ne olduğunuda yukarıda belirttik. Gerçi bunu defalarca belirttik ama anlayış lazım ki anlayabilsin.

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    işte yaptığınız esas yanlış burda! siz hakkı, batıl olan şeyle yargılıyorsunuz. oysa ki, hadisler zan altındadır ve delil olma özellikleri kesinlikle yoktur.
    Öyle ya hadis delil değildir, Efendimiz (s.a.v) in sünneti delil değildirde , İsmail Ali Mihr delildir. EEE bu durumda yanılan da biz oluyoruz.

    Allah seni ıslah eylesin ne deyim. Hak gün gibi ortadadır. Siz göremeseniz dahi...

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    "sahih" denilen hadislerinde sahih olduklarına dair hiçbir delil yoktur.
    Hiçbir delil yoktur da ravileriyle beraber aktarılan hadisler de neyin nesi oluyor ?

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    şu büyük yanlışı artık bırakın: kur'an ayetlerini zan altındaki hadislerle yargılamayı. böylece şeytanın ekmeğine yağ sürmüş oluyorsunuz.
    Öyle ye Kur'an ayetlerini hadisler açıklayamaz ama İsmail Ali Mihr açıklar. Efendimizin (s.a.v) sünnetini kabul etmeyip kendi heva ve heveslerine göre Kur'an ı yorumlayanlar şeytan a pek fazla iş bırakmıyorlar, birde bizi şeytanın ekmeğine yağ sürmekle suçluyorlar.

    Allah seni ıslah eylesin!


    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    kur'anı kerimi elbette peygamber efendimizden daha iyi anlayamayız. fakat o, hiçbir zaman ahirette şefaat edeceğini söylemedi. bu hadisler tamamiyle uydurmadır.
    uydurma dediğin hadisleri alimlerimiz anlayamadı da, sen gibi ilimden nasibi olmayan biri nasıl anladı ? Hadilerin sahihliği ravileriyle bellidir. Nitekim senin için farklı yok çünkü sen sünnet i delil kabul etmeyen bir şaşkın sın. Sana laf söz anlatmak ne mümkün !


    Dediğim gibi artık senin saçmalıklarına cevap vermek istemiyorum.
    Cahile laf anlatmak devaye hendek atlatmaktan daha zordur deyip bu söyleşiye nokta koymak istiyorum. Sen eline bir kürek alıp kumda oynamaya bak.

    Allah Teala seni ıslah etsin.

    Slm hiadayete tabi olanların üzerine olsun!
    Her fikir, her inanış, tek mevsimlik wesselam;
    Zaman ve mekan üstü, biricik rejim "İSLAM"!..

  6. #6
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    sevgili kardeşim,
    çok ilginç bir tezin var. diyorsun ki: "peygamber efendimizin hadislerini kabul etmeyen a be şaşkın!". bende diyorum ki: "neden peygamber efendimizin hadislerini kabul etmeyecekmişim? elbette kabul ederim. fakat hiçbir hadis delil olarak öne sürülemez"

    çünkü:

    1. eğer hadisi gerçekten peygamber efendimiz söyledi ise, kayıtsız şartsız kabul etmek zorundayız.

    2. fakat günümüzde peygamber efendimiz sağ olmadığı için, filanca hadisi onun söyleyip söylemediğini kendisine soramayız herhalde değilmi?

    3. filanca alim kalkıpda: "bu hadis sahihtir" dediği taktirde, sahih olup olmadığına kesin olarak inanamayız, çünkü bu şahıs peygamber efedimize sormuşmu? bu garantiyi bize nereden veriyor?

    4. bu takdirde hadisleri nasıl delil olarak kabul edebiliriz?

    5. kur'an ayetleri ise delildir. bunun garantisini ALLAH TEALA veriyor.

    diyorsun ki: "peygamber efendimizin hadislerine inanmıyorsun, iskender ali mihr'e inaniyorsun". elbette öyle olacak.

    çünkü: peygamber efendimizin diye ortada dolaşan hadislerin çoğu kur'ana aykırı ve muhtemelen 14 asır içersinde içine sayısız hurafe karışmış. bu yüzden inanmıyorum. sen inanıyorsan, öyleyse hurafe karıştığını kabul ederek inanmalısın. karışmadığını garanti edemezsin.

    iskender ali mihr'e neden inanıyorum? çünkü kur'an ile konuşuyor. söylediği her şeyi kur'an ayetleri ile ispat ediyor. kur'an ise tek furkandır. öyleyse peygamber efendimize de inanırım, iskender ali mihr'e de inanırım, fakat alim ve hoca diye ortada dolaşan ve kur'ana ters düşen hadisler öne süren insanların uydurma hadislerine inanmak, insanı dinden çıkarır.

    şimdi gelelim bakara suresinin 254'üncü ayetine, madem konumuz bu.

    [bakara 254]
    Ey iman edenler! Hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkar edenler ise zalimlerin ta kendileridir.


    ayeti iyi oku, benim gözümden birşey kaçıyorsa eğer, beni uyar! bu ayette ALLAH iman eden birisine sesleniyor. yani senin gibi birisine. ve diyorki, kıyamet günü hiçbir şefaat yoktur. bu ayeti inkar edenler ise, zalimlerin ta kendileridir diyor. doğru anladımmı? söyle bakalım.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  7. #7
    b_simsek81 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2005
    Mesajlar
    280
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    sevgili kardeşim,
    çok ilginç bir tezin var.
    Siz bizi kendiniz gibi sanıyorsunuz sanırım. Bu bana ait bir tez değil. Ben kimim ki din adına laf söz söyleyeyim, bizim yaptığımızı alimlerin sözlerini aktarmaktan öteye geçmez. İkincisi bu bir tez değil hakikatin ta kendisi. Ama hakikati görmekte herkese nasip olmuyor işte.. Nitekim tarihtede, günümüzdede bunun örnekleri çok fazla.

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    diyorsun ki: "peygamber efendimizin hadislerini kabul etmeyen a be şaşkın!". bende diyorum ki: "neden peygamber efendimizin hadislerini kabul etmeyecekmişim? elbette kabul ederim. fakat hiçbir hadis delil olarak öne sürülemez"
    Buyur işte hem Efendimiz (s.a.v) in hadislerini kabul ederim diyorsun hemde onlar delil olarak kabul edilemez diyorsun. İşte bu bir tezden öteye geçemez.

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    çünkü:

    1. eğer hadisi gerçekten peygamber efendimiz söyledi ise, kayıtsız şartsız kabul etmek zorundayız.

    2. fakat günümüzde peygamber efendimiz sağ olmadığı için, filanca hadisi onun söyleyip söylemediğini kendisine soramayız herhalde değilmi?

    3. filanca alim kalkıpda: "bu hadis sahihtir" dediği taktirde, sahih olup olmadığına kesin olarak inanamayız, çünkü bu şahıs peygamber efedimize sormuşmu? bu garantiyi bize nereden veriyor?

    4. bu takdirde hadisleri nasıl delil olarak kabul edebiliriz?

    5. kur'an ayetleri ise delildir. bunun garantisini ALLAH TEALA veriyor.
    Kendince sünnet in delil olmayacağına dair bikaç neden yazmışsın. Sünnetin delil olduğunu defalarca anlatıldı ama sen anlamamakta ısrar ediyorsun ve üstüne üstlük saçmalamalarında cabası. Sana bunu yeniden aktarmayacağım. Çünkü sen tekrar tekrar söylemekle anlayacağa benzemiyorsun. bazı konuların link lerini vereyim, git oradan bak.

    Bize Kur'an Yeter Diyenlere

    Sünnet mi Gelemek mi ?

    Selef ve Selefilik

    Modern Çağın Fetvacıları

    Yukarıda ki konuları dikkatlice ve önyargılarından sıyrılarak okursan aradığın sorulara cevap buacaksın. Ama okurken dikkat et gözünden bişey kaçmasın!.. Sonra yine gözümden kaçmış cümlesinin arkasına sığınmayasın.

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    diyorsun ki: "peygamber efendimizin hadislerine inanmıyorsun, iskender ali mihr'e inaniyorsun". elbette öyle olacak.
    Buyur işte. Bu sözünle ben Peygamber Efendimizi (s.a.v) hadislerine inanmıyorum ama bahsettiğin şahsa inanıyorum demiyormusun. Sana ben artık ne anlatabilirim ki ?

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    çünkü: peygamber efendimizin diye ortada dolaşan hadislerin çoğu kur'ana aykırı ve muhtemelen 14 asır içersinde içine sayısız hurafe karışmış. bu yüzden inanmıyorum
    Eğer hadis rivayet eden ler hakkında yeterli bilgi sahibi olsaydın bu insanların hadisleri rivayet ederken ne denli titiz davrandığını bilseysdin bu sözü söylemeye haya ederdin. Hadisler ravi leriyle beraber rivayet edilmişlerdir. Buna rağmen sarf etmekten ar etmediğin şu sözlere bir bakta kendinden utan. Tabi utanmak gibi bir meziyetin varsa.

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    sen inanıyorsan, öyleyse hurafe karıştığını kabul ederek inanmalısın. karışmadığını garanti edemezsin.
    Buyur işte yine saçmalamayı kimseye bırakmamışsın. Hadis rivayetlerine hurafe karıştığını hem kabul edecem hemde bunu bilerek inanacam ve amel edecem. Sen ne parlak bir adamsın öyle yaa!..

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    iskender ali mihr'e neden inanıyorum? çünkü kur'an ile konuşuyor. söylediği her şeyi kur'an ayetleri ile ispat ediyor.
    Bahsettiğin şahıs Kur'an ile konuşurken seni de bu olaya şahit tutuyor sanırım. Ki bunu biliyorsun. Nasıl oluyor aralarındaki diyalog ?

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    fakat alim ve hoca diye ortada dolaşan ve kur'ana ters düşen hadisler öne süren insanların uydurma hadislerine inanmak, insanı dinden çıkarır.
    Senin alim ve hoca diyerek ortada dolaşan kişi dediklerin İmam Azam, İmam Gazali, İmam Rabbani, İmam Buhari, İmam Müslim, Edu davud, Ebu Hureyre, v.s. (r.a.). Allahtan korta insafa gel be adam. Her zerresi güneş olan bu gibi alimlerim hakkında bu şekilde konuşmaktan hiç mi haya etmiyorsun. Din ile pek alakası olamyan bir insan bile yukarıda sadece birkaçının ismini zikrettiğimiz insanların ne denli büyük bir alim olduğunu, din konusunda otorite olduklarını bilir. Senin öne sürdüğün kişinin kaynağı Kur'an da bu alimlerin ki haşa başka birşey mi ?

    Kur'an ı sünnet olmadan anlamak ne mümkün? Peygamber Efendimizin bir ayeti Hz. Ebubekire ayrı, Hz. Ömere ayrı bir şekilde açıkladığını bilmeyen mi var? Hz. Ömer bile Hz. Ebubekire anlatılan şekilde anlayamadıda, siz mi hiç sünnete başvurmadan Kur'an ı anlayacaksınız ?

    Eğer bir insan Kur'an ı sünnete bakmadan, sünneti hiçe sayarak açıklamaya kalkıyorsa onun dalalet içinde olduğu muhakkaktır.

    Senin bahsettiğin ayet hakkında da bilgi aktardık çok şükür elhamdülillah. Bakmak istiyorsan şefeat hakkında senin açtığın konuya yeniden bak. Ama dikkatli olda gözünden kaçmasın.


    Madem bir konu hakkında fikir alışverine gireceksin Allah için biraz tutarlı ol be adam. Bu gibi saçmalıkların ardına sığınman hoş değil. Ve bu konuya artık bir niyatek kazandırmak gerek. Ben artık senin bu tutarsızlıklarına cevap vermek istemiyorum. Sende artık bunlara bir nihayet ver.

    Slm ve dua ile...
    Her fikir, her inanış, tek mevsimlik wesselam;
    Zaman ve mekan üstü, biricik rejim "İSLAM"!..

  8. #8
    dabbetülarz adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-11-2005
    Mesajlar
    379
    Karizma Gücü
    7
    sevgili kardeşim,
    senin ve sen gibilerin sorunu ne biliyormusun? ALLAH TEALA'dan gelen ve peygamber efendimiz (s.a.v) 'in öğrettiği İSLAM dinine, bazı din alimleri dediğiniz kişilerin öğretilerini karıştırmak. üstelik, bu öğretilerin sahiden bu din alimlerinden kaynaklandığına emin dahi olmadan bu işi yapmanızdır. sünnet diye ortaya koyduğunuz bu öğreti, esasen peygamber efendimizin sünnetiyle hiçbir alakası yoktur.

    bu din alimlerinin yazdığı kitaplar, islama bir sürü bid'at sokmuş ve kur'ana ters düşmektedir. gerçek islam, cizgisinden sapmıştır. işte şefaat konusu. kur'anda kıyamet günü şefaat yoktur diye açıkca yazmasına rağmen, sizin kabul ettiğiniz bu bid'at öğretisi 14 asır boyunca yazılmış asılsız kitaplara dayanmaktadır.

    nitekim, dine yığınla bid'at sokulmuş ve bu sebeple ALLAH mehdi hazretlerini, bu bid'atları temizlemekle görevlendirmiştir. bana bir sürü bid'at kaynağı saçmalık anlatıyorsun.

    bende, bunun karşılığında seni hodri meydana davet ediyorum:
    yukarıda bakara suresinin 254'üncü ayetini yazdım. sorduğum soruya cevap vermemişsin. bid'at üzere kalmakta diretiyorsun. bana cevap ver

    Alıntı b_simsek1 tarafından gönderildi.
    Et-Tâc-ul-Câmiu-l-Usûl'de : " Mutezile olanların bazıları ve Hâricilerin hepsi, El-Mü'min sûresinin 18, El-Müddessir sûresinin 48. ayetlerini, " kafirler hakkında şefaat kabul değildir " diye nazil olduğu halde, hata ederek Müslümanlar hakkında icra etmişlerdir.
    Et-Tâc-ul-Câmiu-l-Usûl'de mümin 18 ve müdessir 48 kafirler için inmiştir diyor. peki bakara 254 için ne yazıyor, onu da gösterebilirmisin? bakara 254'de mi kafirler için inmiş? söyle bakalım.

    o kadar çok saplantıların varki, ne dediğimi anlamıyorsun bile. bu soruya cevap almadan,seninle tartışmaya devam etmeyeceğim. bu önemli bir konu, cevabını bekliyorum inşallah. bakara 254 hakkında, alimler nasıl bir tefsir yapmışlar? soru bu! cevap bekliyorum.
    [O söz tepelerine indiğinde, yeryüzünden onlar (insanlar) için bir dâbbe çıkarırız da o onlara, insanların bizim ayetlerimize gereğince iman getirmediklerini (yakin hasıl etmediklerini) söyler. ](Neml Suresi, 82. Ayet)

  9. #9
    b_simsek81 adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-07-2005
    Mesajlar
    280
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    sizin kabul ettiğiniz bu bid'at öğretisi 14 asır boyunca yazılmış asılsız kitaplara dayanmaktadır.
    Bak yine faka bastın. Dediğin gibi 14 asır boyunca ahirette şefeat konusunun kabul edildiğini kendin söylüyorsun. 14 asır geriye didelim. Bakalım orada kimler var. Efendimiz (s.a.v), Sahabe, Tabiin ve Tebei Tabiin. (rah) 14 asır öncekiler ve onların takipçileri ahirette şefeatin olduğunu kabul ediyorlar ama 14 asır sonraki şaşkınlara ne oluyorsa kabul etmiyorlar.

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    sorduğum soruya cevap vermemişsin. bid'at üzere kalmakta diretiyorsun. bana cevap ver
    Senin ben her soruna cevap verdim çok şükür elhamdülillah. Cevap vermediğim bikaç saçmalığını sorudan sayıyorsan o başka o zaman.

    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    bakara 254 hakkında, alimler nasıl bir tefsir yapmışlar? soru bu! cevap bekliyorum.
    Ben bahsettiğin o ayeti tefsirinide sana aktarırım. Hiç sorun değil benim için ama sen kalkıp muhtemelen bana diyeceksin ki : O alimlerin tefsirikabul edilmez. Ben kaynak olarak sadece Kur'an ı değil, sünnet, icma ve kıyasıda aktarıyorum. Sen bu kaynaklara inanmıyorsun ki. Şimdi ben yine aktarırım ama sen yine inanmazsın. Çünkü hakikati göremeyecek kadar gözlerin kör olmuş.

    Sanki kaynak olarak gösterdiğimiz sünnet,icma ve kıyası delil olarak kabul ediyorsunda birde kalkmış falanca ayetin falanca alime göre tefsirini soruyorsun.

    Sana benim diyeceğim sen eline bir kürek al, git kumda oyna. Sana bu gerek.

    Ben senin saçma sapan ve tutarsız sorularınae tezlerine cevap vermek istemediğimi defalarca söyledim, bu tip saçmalıklarla uğraşmayı hiç istemiyorum ama sen laftan sözden anlayan bir adam olmadığın için ısrar ediyorsun.


    Benim sana son olarak söyleyeceğim şudur : Bu soruma cevap beklemiyorum. Bu sorumu sen kendine sor ve yine cevabını kendine ver : Madem ki sünneti yahi Efendimiz (s.a.v) in hadisini kaynak olarak kabul etmiyorsun. O zaman Mehdi (a.s) ın geleceğinin kaynağı sünnet değil mi ? Sünneti icma yı ve kıyas ı delil olarak kabul etmeyen sen bahsettiğin kişinin Mehdi (a.s) olduğuna kanıtır nedir ? Madem sünnet delil değildir, senin Mehdi (a.s) a dair ve bahsettiğin kişinin Mehdi (a.s) olduğuna dair delilin nedir?

    Evet bu soruyu kendine sor ve cevabınıda kendine ver. Ben senden cevap beklemiyorum.


    Slm hidayete tabi olanların üzerine olsun!
    Bu mesaj en son " 28.04.06 " tarihinde saat 18:51 itibariyle b_simsek81 tarafından düzenlenmiştir...
    Her fikir, her inanış, tek mevsimlik wesselam;
    Zaman ve mekan üstü, biricik rejim "İSLAM"!..

  10. #10
    MasterLion adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    12-02-2006
    Mesajlar
    72
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı dabbetülarz tarafından gönderildi.
    sevgili kardeşim,
    biz bakara 255'e bakarak değil, bakara 254'e bakarak ahiret günü şefaat yoktur diyoruz.

    Bu nedemek oliyor, öbür ayetlere bakmazmisin gibi bir şeymi oliyor...???

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Yazarlar:(Hıncal Uluç)''İnkar etmenin dayanılmaz cazibesi..''
    2005 Konuları bölümünde SparcoXx tarafından açılmış
    Yanıt: 0
    Son Mesaj: 18.09.05, 07:24

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •