Almanya’da ev kiraları 1000 DM ile 1500 DM arasında olup çok yüksektir. Aylık olarak vereceğimiz bu miktar kira ile veya üzerine cüz’i bir miktar daha ilave edip Alman bankalarının bize sağlayacağı faizli kredi ile neredeyse kira öder gibi ev sahibi olmamız mümkün. Almanya’da yaşayan biz müslümanların, Alman bankalarının sağladığı
bu kredilerle ev alması caiz midir??

Sorunuza Hanefilerin kaynak eserlerinden cevap arayalım. “Küfür diyarında müslümanla harbî arasında faiz yoktur”.
Ebu Yusuf ve İmamı Şafi Rahimehümellah, bu görüşe aykırı görüş beyan etmişlerdir.
Ebu Yusuf ve İmamı Şafi Rahimehumellah, pasaportla küfür diyarına giren müslümanı, pasaportla islam diyarına giren harbî’ye (küfür diyarında yaşayan gayri müslim), kıyas etmişlerdir. Nasıl ki, pasaportla islam diyarına giren gayri müslimle, müslüman arasındaki faiz muamelesi, faiz olarak kabül ediliyorsa, aynı şekilde pasaportla küfür diyarına giren müslümanla gayri müslim arasında da faizli işlem, faiz olarak geçerlidir. Yani caiz değildir.
Biz Hanefilerin; yani İmam Azam Ebu Hanife ve İmamı Muhammed Rahimehumellah’ın velili, Mekhul Radiyallahü Anh’ın, Peygamber Efendimiz Sallellahü Aleyhi ve Sellem’den rivayet ettiği şu Hadisi Şerif’tir:
“Darı harb’de müslümanla harbî arasında faiz yoktur”
Ayrıca kâfirlerin malları kendi diyarlarında; yani darı harb’de mübahtır. Müslüman, pasaportla girdiği küfür diyarında gayri müslim olarak orada yaşayan; yani harbî’lerin malını kandırma, hıyanet olmadığı sürece; yani rızalarıyla hangi yolla olursa olsun alması, mübah olan bir malı alması demektir. Caizdir. Helaldir.
Pasaportla islam diyarına giren gayri müslim’in (beraberindeki) malı, eman akdi (yani; islam diyarına izin alarak girmesi durumunda, ırzı, malı ve canını emniyete alınması) ile mübah olmaktan çıkmıştır. Bu itibarla pasaportla küfür diyarına giren müslümanın, gayri müslimle olan faizli muamelesi, islam diyarına pasaportla giren gayri müslimle yapılan faizli muameleye benzetilemez. Çünkü, birinci durumda; yani harbî’nin kendi küfür diyarındaki malı hıyanet etmeme durumunda rızası ile mübah, ikinci durumda; yani islam diyarına eman akdi ile giren harbî’nin beraberindeki malı ise mübah değildir.
Netice; iki durum birbirinden farklı olduğu için, birbirine kıyas edilemeyeceğinden, Ebu Yusuf ile İmamı Şafi’nin Rahimehümellah, yaptığı kıyas, “Kıyas Mea’l Farik”tir. (1)
Küfür diyarına pasaportlu olarak giren bir müslümanın harbî’lere, (küfür diyarında yaşayan gayri müslim) bir dirhemi iki dirheme satması (yani faiz muamelesi) caizdir. Aynı şekilde (müsmlümanın müslümana satmasının caiz olmadığı lâşe ve domuzu) harbî’lere satması helaldir. Bu görüşler İmamı Azam ve İmamı Muhammed Rahimehümellah’ın görüşleridir.
Bir dirhemi iki dirheme satma meselesinde; iki dirhem, ister müslümanın tarafında, ister kâfirin tarafında olsun, hüküm aynıdır. Yani; küfür diyarına pasaportla giren müslümanın harbî’lere (küfür diyarında yaşayan gari müslim), bir dirhemi iki dirheme; günümüzde 100 Markı 200 Marka satması caiz olduğu gibi, iki dirhemi bir dirheme; günümüzde 200 Markı 100 Marka satması da caizdir. (2)
İbni Abidin merhum, küfür diyarına pasaportla giren müslümanın oradaki gayri müslimlerle olan faizli muamelelerini şöyle nakletmiştir:
Pasaportla küfür diyarına giren müslümanla, oradaki harbî’ler arasında, bizim aramızda caiz olmayan faizli muameleler ve lâşeyi satmak gibi alış verişler caizdir. Bu İmamı Azam Ebu Hanife ve İmamı Şafi Rahimehümellah’ın görüşleridir.
Pasaportla küfür diyarına giren müslümanla harbî arasında gerçekleşen faiz, fasit alışveriş sebebiyle de olsa caizdir.
Şöyle ki: Müslümanlar arasında caiz olmayan şartlı alışverişler, pasaportla küfür diyarına giren müslümanla harbî arasında caizdir.
Mesela: Bir müslüman diğer bir müslümana hitaben “bu malı on gün kullanmam şartıyla sana 10,000,000 TL’ye sattım” der, diğeri de “kabül ettim” derse, bu akit fasit bir akit olur. İşte böyle bir fasit akit, küfür diyarında pasaportlu müslümanla harbî arasında gerçekleşse, caiz olur.
Siyeri Kebir ve şerhinde şöyle zikredilir:
Küfür diyarına pasaportla giren müslümanın, harbî’lerin (küfür diyarında yaşayan gayri müslim) mallarını gönül rızasıyla, hangi şekilde olursa olsun, almalarında bir beis yoktur. Çünkü müslüman, aldatma ve hıyanet olmaksızın mübah olan bir malı almıştır. Bu mal (veya mallar) bu şekilde alınırsa, müslümana helal olur. Hatta onlara bir dirhemi iki dirheme satsa, Lâşeyi satsa, bunların hepsi müslümana helaldir.(3)
İbni Nüceym Bahrü’r Raik isimli eserinde küfür diyarında faiz meselesini şöyle açıklamaktadır:
“Küfür diyarında müslümanla harbî arasında faiz yoktur”. Bu İmamı Azam Ebu Hanife ve İmamı Muhammed Rahimehümellah’ın delili:
“Küfür diyarında müslümanla harbî arasında faiz yoktur” Hadisi Şerifi’dir.
Ayrıca küfür diyarında gayri müslimlerin malları mübahtır. Onlarla eman akdi yapılmasıyla malları mübah olmaktan çıkmaz.
O diyara pasaportla girilmesi sadece mallarının, aldatarak, hıyanet ederek alınmasına mânidir. Rızaları ile mallarının alınması, mübah bir alınma olup, caiz ve helaldir.
Binaye Kitabında şöyle zikrediliyor:
Pasaportlu müslümanın harbî’ye, küfür diyarında, şarap, domuz ve lâşe satması caizdir. (4)
Küfür diyarına pasaportla giren müslümanla gayri müslim arasında, orada cereyan eden fasit alışverişler caizdir. Bu Ebu Hanife ve İmamı Muhammed Rahimehümellah’ın görüşüdür.(5)
Görüldüğü gibi, yapmış olduğumuz bütün nakiller, Almanya’da yaşayan müslümanların, Alman bankalarının sağladığı kredi ile ev satın almalarının, İmamı Azam Ebu Hanife ve İmamı Muhammed Rahimehümellah’a göre caiz olduğunu göstermektedir.
Ayrıca fıkıh kitaplarımızda, üzerinde durulan, küfür diyarına pasaportla giren müslümanla harbî arasında gerçekleşen muamelede, fazlalığın, diğer bir ifade ile menfeatin, muamelenin geçerliliğinde şart olmamakla birlikte müslümanın tarafında olması da gerçekleşmektedir. Zira, zaten ödemesinin gerekli olduğu kira miktarına cüz’i bir miktar daha ekleyerek ev sahibi olmaktadır.


KAYNAKLAR
1. İmamı MerginaniHidaye Fethu’l Kadirle beraber cilt;6, shf;177178
2. İbni Humam Fethu’l Kadir Cilt 6, shf;177178
3. İbni Abidin Reddu’l Muhtar cilt 5 shf;186
4. İbni Nuceym El Bahru’r Raik cilt 6 shf; 148
5. Şeyh Nizamuddin ve Heyet Fetevayı Hindiyye cilt 3 shf;121