Dünya Bankası, Türkiye ekonomisinin
yüksek performans göstermeye devam ettiğini bildirdi.

Dünya Bankası tarafından yayımlanan, yıllık ''Dünya Kalkınma
Göstergeleri'' raporunun Türkiye ile ilgili bölümünde, Türkiye
ekonomisinin iyi performans göstermekle birlikte, başta yüksek cari
açık olmak üzere karşılaması gereken meydan okumaların da (risk
unsurları) devam ettiği belirtildi.

Dünya ekonomisinin genel olarak 2000 yılından bu yana yılda
ortalama yüzde 4,8 büyüme hızı yakaladığı kaydedilen raporda, aynı
dönemde Türkiye'nin yıllık ortalama yüzde 8'lik büyüme hızıyla
dünyanın en hızlı büyüyen ekonomileri arasında yer aldığı vurgulandı.

Türkiye ekonomisindeki bu hızlı büyümenin tesadüf eseri değil,
büyüme ağırlıklı bir ekonomik program başlakan siyasi otoritenin
bilinçli kararlarının sonucu olduğu ifade edilen raporda, ekonomik
büyümenin Türkiye ve Türk halkına sağladığı yararların yanı sıra AB'ye
tam üyelik beklentilerini de güçlendirdiğine dikkat çekildi.

Raporda, bu performansa rağmen ''hızlı büyüme, Türk Lirasının reel olarak değerlenmesi ve yüksek petrol fiyatlarından kaynaklanan cari
açığın genişlediğine'' dikkat çekilirken, bununla birlikte, borç
yaratmayan uzun dönem sermaye girişlerinin artması ile Avrupa
Birliği'ne tam üyelik sürecinin, riskleri azaltıcı etmenler olduğu
ifade edildi.

Dünya Bankası'nın raporunda, Türkiye'nin gösterdiği dikkate değer
ekonomik büyümenin istihdama yeterince yansımadığına ve 2002 yılıhdan
2005 yılına dek işsizliğin Yüzde 10'un üzerinde, hemen hemen aynı
seviyede kaldığına da dikkat çekildi.

GÖSTERGELER

Dünya Bankası, hükümetin uyguladığı güçlü para politikası
sayesinde, Türkiye'nin dış borçlarının Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'na
(GSYİH) oranının önemli ölçüde azaldığı ve yine aynı sayede
Uluslararası Para Fonu'na (IMF) olan borçlarda da hatırı sayılır bir
düşüş görüldüğünü vurguladı.

Raporda 2003 yılında GSYİH'in yüzde 10,1'ine tekabül eden IMF'ye
olan borçların 2004'te yüzde 7,1'ine çekildiği hatırlatıldı.

Dünya Ekonomik Göstergeler Raporu'na göre, Türkiye'nin toplam dış
borçları rakamsal olarak 2003,2004 ve 2005 yılları için sırasıyla
145,662 milyar, 161,595 milyar ve 170,062 milyar dolar olurken, dış
borçların GSYİH'ine oranı söz konusu yıllar boyunca sürekli azaldı.
Söz konusu oran, 2003 yılında yüzde 61,1 iken 2004 yılında yüzde 53,6,
2005 yılında da yüzde 46,9'a düştü.

Yaşam kalitesine ilişkin kalkınma göstergeleri bakımından ise
Türkiye'nin karnesi karışık bir görünüm arz ediyor. Eğitim ve sağlık
göstergelerinde yıllar içinde gözlenen kısmi iyileşmeye rağmen,
yoksulluk oranlarının arttığı görülüyor.

Rapora göre, Türkiye'de günde 1 doların altında gelirle geçinmeye
çalışan nüfusun genel nüfusa oranı 200 yılında yüzde 2'nin
altındayken, 2003 yılında yüzde 3,4'e, günde 2 doların altında gelirle
geçinmeye çalışan nüfusun genel nüfusa oranı da yine aynı yıllar için
yüzde 10,3'ten yüzde 18,7'ye çıkmış bulunuyor. Aynı dönemlerde gelir
dağılımındaki eşitsizliği ölçen Gini Endeksi'nin de 40'tan 43,6'ya
yükselmiş olması gelir dağılımındaki eşitsizliğin arttığını
gösteriyor.

Buna karşılık 1995-2003 ve 1995-2004 yılları arası
karşılaştırıldığında, yetersiz beslenen 5 yaş altındaki çocuk oranının
yüzde 8,3'ten yüzde 3,9'a inerek önemli bir iyileşme gösterdiği
görülüyor.

Eğitimde (ilk, orta ve yüksek) tüm kategorilerde eğitim imkanına
kavuşanların oranı sürekli olarak artarken, sağlık harcamalarının
toplam GSYİH'teki oranının arttığına da işaret ediliyor.


kaynak