Liberalizmin aşırı bir ekseni Libertarianizm veya Anarko-Kapitalizm olarak bilinmektedir. Libertarianizmin temel amacı “pür özgürlük”tür. Libertarianizm, bireylerin davranış ve eylemlerine sahip oldukları mülkiyete hiçbir şekilde karışılmadığı özgür bir toplum yapısını savunur.

Libertarianistler devlet kurumuna karşı çıkmakta ve devleti pür özgürlüğü zedeleyen ve sınırlayan bir kurum olarak görmektedirler*. Libertarianistler “zorlama” olgusuna hiçbir zaman meşruiyyet kazandırılamayacağına ve insan ilişkilerinin gönüllülük ve rıza esasına dayalı olarak yürütülmesi gerektiğine inanmaktadırlar. Klasik liberalizmi savunan düşünürlerden farklı olarak bazı libertarianistler, devlet adı verilen kuruma bütünüyle karşı çıkmaktadırlar. Libertarianistlere göre devletin zor kullanma tekeline sahip olması çok tehlikeli sonuçlar ortaya çıkarabilir. Devlete bir defa, zor kullanma tekeli verildiğinde, bu kişilerin en temel hak ve özgürlüklerini sınırlayacak bir veçhe kazanabilir. Dahası, devletin zor kullanarak bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal etmesi halinde bunu önlemek güç ve hatta bazen olanaksızdır. Libertarianistler “zorlama” unsuru taşıyan bütün uygulamalara ve yasaklamalara karşıdırlar.

Libertarianizm’in temel özelliklerini birkaç kısa başlık altında özetlemek mümkündür:

- Libertarianizm herşeyden önce bireycidir. Libertarianistler, bireyi temel değer ve varlık olarak ele alırlar.

- Libertarianizm’e göre bireyin özgürlüğü sınırsızdır. Bir diğer deyişle, libertarianizm pür negatif özgürlüğü savunur.

- Libertarianizm, birey özgürlüğünü sınırlayacak her türlü zorlayıcı güce (Coercive Power) karşıdır. Zorlayıcı gücün en tehlikelisi devlettir. Bu nedenle libertarianistler devlete karşıdırlar. Libertarianizm, “devletsiz toplum” düzenini yani anarşizmi savunur. Ancak bmazı libertarianistler, örneğin Robert Nozick, Ultra-Minimal Devlet modeli ile devletin bütünüyle değil fakat önemli ölçüde ortadan kaldırılabileceğini savunur.

- Libertarianizm’in öngördüğü toplum düzeninde hukuk kurallarının yerini rıza ve isteğe dayalı bireylerarası sözleşmeler almıştır.

Libertarianizm akımının çağdaş temsilcileri arasında David Friedman, Murray N. Rothbard, Robert Nozick ve Ayn Rand’ı belirtebiliriz. Bunlardan Friedman ve Rothbard, devlet kurumuna bütünüyle karşı çıkmakta ve devletsiz toplum düzenini savunmaktadırlar. Nozick ise klasik liberallerden de öteye ultra-minimal devleti savunmaktadır. Ayn Rand’da düşünceleri ile libertarianist platformda kabul edilen bir diğer düşünürdür.

Bu açıklamalardan sonra şimdi isimlerini belirttiğimiz libertarianistlerin görüşlerini kısaca özetleyelim. Milton Friedman’ın oğlu David Friedman libertarian bir toplumu şöyle anlatmaktadır.

“Libertarianizm, insanların yaşamlarını istedikleri şekilde düzenlemelerine izin verilmesini ifade etmektedir. İnsanların baskı ile kendilerinden korunmaları gerektiği düşüncesini reddediyoruz. Libertarian toplum; uyuşturucuya, kumara, pornografiye ve taşıtlarda zorunlu emniyet kemeri takılmasına ilişkin hiçbir zorlamaya ve kanuna sahip değildir. Libertarian toplum, bir refah programı uygulanması ya da sosyal güvenlik sistemi oluşturulmasına da karşıdır. Başkalarına yardım etmek isteyenler, bunu özel bağışlar yapmak suretiyle gönüllü olarak yapabilirler. Ayrıca vatandaşlardan devlet hizmetlerinin finansmanı için vergi tahsil edilmesi düşüncesine karşıyız. Yaşlılık sigortasına sahip olmak isteyenler de bunu özel sigortalar aracılığıyla yapabilirler (Friedman, 1978:1).

Libertarianistler toplumun dış düşmanlardan korunması ve toplumda iç barışın ve huzurun temini gibi hizmetlerin dahi özelleştirilmesi düşüncesini savunmaktadırlar. Firedman’ın bu konudaki düşüncelerini özetleyelim:

“Gelecekte, devletin polisinin olmadığını, bunun yerine özel koruma ve güvenlik kurumlarının bulunacağını varsayalım. Bu kurumlar suçların önlenmesi için güvenlik hizmetini pazarlayacaklardır. Belki bu kurumlar, müşterilerine, suç faaliyetleri sonucunda ortaya çıkacak zararlara karşı sigorta hizmeti dahi sunacaklardır. Bu tür özel güvenlik kurumları nasıl çalışabilir? Bu kurumlar müşterilerine, kapılarına kilitler takmak veya alarm sistemi kurmak suretiyle hizmet verebilirler. Veyahutta, bu kurumlar hiçbir koruma önlemi almaz ve sadece suç ortaya çıktığında suçluyu bulmaya çalışır. Şimdiki devlet polisleri gibi... Ancak, her halükarda, bu özel güvenlik kurumları, müşterilerine en düşük maliyetle ve en yüksek kalitede hizmet sunmak için yarışırlar. Hizmetin, halihazırda devletin sunmuş olduğu güvenlik hizmetinden daha kaliteli olacağı şüphesizdir.” (1978:156).

Libertarianistlerden Murray N. Rothbard ise “Devletsiz Bir Toplum” (Society Without A State) başlığını taşıyan makalesinde şöyle yazmaktadır.

“Devleti aşağıdaki özelliklere sahip bir kurum olarak görüyorum. 1) Devlet, gelirini “vergileme” olarak adlandırılan fiziksel zorlamaya dayalı olarak elde eder. 2) Devlet belli bir sınır içerisinde, savunma hizmetlerinin arzedilmesi için zorlayıcı bir tekele sahiptir. Bana göre, yukarıdaki özelliklere sahip olmayan bir kurum devlet olamaz. Anarşist toplumda herhangi bir kişinin mülkiyetine ve kendisine karşı zorlayıcı bir unsur sözkonusu değildir. Anarşistler, devlete karşıdırlar, çünkü devlet vergileme yoluyla özel mülkiyetin bir kısmına müdahalede bulunur ve bunun dışında kişi hakları üzerinde baskı oluşturur.” (Rothbard, 1982:53).

Rothbard, makalesinde devletin olmadığı bir toplumda pekala tüm mal ve hizmetlerin üretilebileceğini belirtmektedir. Rothbard’a göre “devlet, mutlaka katlanmak zorunda olduğumuz bir canavar değildir.” (State is not a necessary evil.) (Rothbard, 1982:63).

Bir diğer libertarianist Robert Nozick ise kendine önemli bir yer edinen Anarşi, Devlet ve Ütopya adlı eserinde bir Ultra-Minimal Devlet modeli geliştirmeye çalışmaktadır. Nozick şöyle yazmaktadır:

“Klasik liberal teorinin Gece Bekçisi Devleti’nin fonksiyonları tüm vatandaşları şiddete ve hırsızlığa karşı korunması ve kişiler arasındaki sözleşmelerin yürürlüğe konulması ve yaptırımı ile sınırlıdır. Bu fonksiyonları yerine getirecek bir gece bekçisi devleti “Minimal Devlet” olarak adlandırılır. Yukarıdaki fonksiyonlar özel güvenlik ve koruma hizmetini sadece hizmetten yararlanmak isteyen ve bunun karşılığında bir bedel ödeyen kimselere sunacaktır. Ultra-minimal devlette, güvenlik hizmetini sunan kurum ile bir sözleşme imzalamayan kimselere güvenlik ve koruma hizmeti sunulmayacaktır. Bu sistemde gelir ve serveti yetersiz olan kimselere bir Koruma Kuponu (Protection Voucher) verilecek ve bu kimseler, ultra-minimal devlete bu kuponu sunarak güvenlik ve koruma hizmeti talebinde bulunacaklardır.” (Nozick, 1974:27).

Libertarianist bir toplumu savunan yazarlardan birisi de Ayn Rand’dır. Rand, David Friedman ve Murray Rothbard gibi devleti bütünüyle reddetmekte, Robert Nozick gibi “koruyucu devlet”i meşru görmektedir. Roman yazarı ve gazeteci olarak bilinen Ayn Rand (1905-1982) yaşamı boyunca libertarian bir toplumu savunan yazılar kaleme almıştır. Rand, egoizmi, kapitalizmin; altruizmi ise kollektivizm ya da sosyalizmin ahlaki temeli olarak görmektedir. Rand’a göre “İnsanın kendi özel mutluluğuna ulaşması, en büyük ahlaki amacıdır." Rand, "ortak iyi"”(common good)” ya da kamu çıkarı/yararı” (public interest) gibi kavramların ne olduğu bilinmeyen kavramlar olduğunu belirtmektedir (Rand; 1966).

Rand diğer libertarianistler gibi devleti, insan hak ve özgürlüklerinin güvencesi olmaktan ziyade, onu hak ve özgürlüklerin ihlalcisi olarak görmektedir. Rand, “İnsanın Hakları” başlığını taşıyan makalesinde şöyle demektedir:

“Birey haklarını ihlal etmek demek, onu kendi yargısının aksi yönde davranmaya zorlamak veya onun değerlerini kamulaştırmak demektir. Esas olarak bunu yapmanın yalnız bir yolu vardır; fiziksel zor kullanım. İnsan haklarının iki olası ihlalcisi vardır, suçlular ve siyasi yönetim.” (Yayla, 1990).

Aynı Rand, “Kapitalizm Nedir?” başlığını taşıyan bir başka çalışmasında ise düşüncelerini şöyle açıklamaktadır:

“Kapitalizm, mülkiyet haklarını da kapsayarak, bütün birey haklarını tanıyan, bütün mülkiyetin özel bireylerce sahiplenildiği bir sosyal sistemdir... Birey haklarının tanınması insan ilişkilerinde fiziki zorun yasaklanmasıdır: Esas olarak, haklar ancak zor aracılığıyla ihlâl edilebilir. Kapitalist bir toplumda hiçbir kimse veya grup diğerlerine karşı fiziksel zor kullanımına önayak olamaz. Böylece bir toplumda, devletin tek görevi, insanın haklarını koruma görevi, yani, onu fiziksel zordan koruma görevidir; yönetim insanın kendini savunma hakkının vekili olarak hareket eder ve zoru ancak zor kullanımına önayak olan kişilere karşı ve ancak mukabil olarak kullanır. Böylece yönetim, zorun, objektif kontrol altında karşılık olarak kullanılmasını gerçekleştirmenin aracı olur... Kapitalist bir toplumda, bütün insan ilişkileri gönüllüdür. İnsanlar, kendi bireysel yargıları, kanaatleri ve menfaatlerinin emrettiği şekilde, işbirliği yapıp yapmamakta, birbirleriyle ilişkiye girip girmemekte serbesttirler. Birbirleriyle ancak akıl aracılığıyla ve akli şartlarla, yani, tartışma, ikna ve sözleşmeye dayanan anlaşma yoluyla, karşılıklı menfaate dayanan gönüllü seçimlerle ilişki kurabilirler. Bir insanın diğerleriyle aynı fikirde olmama hakkı hiçbir toplumda bir problem teşkil etmez; hayati öneme haiz olan, diğerleriyle aynı fikirde olmama hakkıdır. Özel mülkiyet hakkı aynı fikirde olmama hakkını korur ve yerine getirir, böylelikle insanın en değerli vasfı olan yaratıcı beyine giden yolu açık tutar. Bu, kapitalizm ve kollektivizm arasındaki en önemli farktır.” (Yayla, 1990; 41).

Rand, kendini üne kavuşturan Atlas Shrugged adlı romanını 1957 yılında yayınladı. 1962 yılında Nathaniel Branden ile birlikte Objectivist adıyla aylık bir dergi çıkarmaya başladı. 1966 yılında daha önce yayınlanmış bazı yazılarından oluşan Kapitalizm: Bilinmeyen İdeal (Capitalism: The Unknown Ideal) ve 1964 yılında Bencilliğin Erdemi (The Virtue of Selfishness) adlı kitaplarını yayınladı. Rand’ın en önemli çalışmaları 1966 yılında yayınlanan Objectivist Epistemology içerisinde yeraldı.

Rand, kendi savunduğu libertarian felsefeyi “objektivizm” olarak adlandırdı. Rand, objektivizm’i şöyle tanımlamaktadır:

“Objektivizm bir felsefi akımdır. Politika, felsefenin bir dalı olduğuna göre, objektivizm belirli politik ilkeleri savunur. Özellikle laissez-faire kapitalizmi, objektivizmin temel felsefi ilkesidir. Politika, “insanın doğasına ve varlığına ilişkin” üç ayrı felsefi disipline dayalıdır: Metafizik, Epistemoloji ve Ahlak... Objektivistler, "Muhafazakar"”değildirler. Bizler (objektivistler), kapitalizmin radikal savunucularıyız. Üzerinde önemle durmak istiyorum; asıl amacımız politika veya ekonomi değildir. Asıl amacımız, insanın doğasını ve varlık nedenini incelemektir.” (Rand, 1966; Vİİ).

Rasyonalist bir düşünür olan Rand’ın fikirleri, ölümünden sonra çok büyük yankılar uyandırmamasına rağmen, günümüzde libertarian felsefe içerisinde kendine özel bir yer edinmiştir. Günümüzde Randian felsefeyi, savunanlar arasında John Hosper, Eric Mack ve Tibor Machan gibi isimleri sayabiliriz.

kaynak