Bir keyiftir İstanbul;

Hele vapur sefalarında bir yaz günüyse ve dışarıda oturuyorsanız, elinizde tütüyorsa dumanınız.
Uçuşuyorsa rüzgarda, yüzünüzde dolaşır okşarcasına saçlarınız,

Martılar, atılacak bir lokma simit peşinde olduklarını saklarcasına, sadakat gösterir gibi peşinizden ayrılmaz uçuşur durur yorulmak, dinlenmek bilmeden... vapur, iskele demirleriyle kaynaşana kadar..

Hele akşamsa başka keyfi vardır bu gezinin, ardında bıraktığınız yakanın, size bıraktıklarınızın varlıklarını hatırlatırcasına ışıklar birbiri ardına yanar,

o yerin size yakın olduğunu bildiğiniz halde veda hüznünü verir içinize..Ve yanaştığınız yakada sizi karşılayan cıvıltısına yaklaştıkça sebepsiz kavuşma sevinci sarar içinizi....

Kız kulesi gülümser sanki uzaktan, bilindik hikayesini anımsatan hüznünün altında cezbeder sizi, karşısında, yıldızların altında çayınızı yudumlamanın huzuru..

Ona misafir olmanızı, yalnızlığına son vermenizi isterken, aynı tezatlıkta ondan uzak kalmanız için yanar ışığı deniz fenerlerinin...

Yeşilliklerin ardından izlemek isterseniz denizin, gecenin, iki yakanın kardeşliğini, nice adresler vardır bu doyumsuz seyri yaşatmak için yarışan... Tadı çıkartmak isteyenlerdenseniz her seferinde başka biri kazanır bu yarışı,

Her yerinde ayrı güzellikleri vardır, tüm renkleri barındırır sokak aralarında, eğlencesini müzik eşliğinde yaşamak isteyenler varken,kendi müziğini kendi yaratıp sokak ortasında dans edenlere, ağaç altlarında sabahlayan şarapçılarından tutunda, sevgili avında olan çiçekçi kızlarına kadar her türlüsü vardır burada..

Kimisi için yedi tepeli bir şehir, kiminin şiirlerinin ilhamı, kimisi için aşktır bu şehir.. İçinde yaşanmış nice aşkları saklayan...