Hayatı aradığım ve psikolojiyi bırakmaya karar verdiğim bir dönemdi. Uzun zaman süren araştırmalarım sonunda insaların kişiliklerini, aşklarını, ailelerini ve hayatlarını yorumlamaya başlamıştım. Danışmanlığımı yaptığım kurumda kadınlar tarafından fikirleri saygı duyulan biriydim ama hep bir şeyler eksikti oda istemediğim aşk'tı.
Aşk'ı hiç istemedim, ondan uzak durmam gerektiğini bilircesine, arkadaşlarımı özelime hiç almak istemedim. Çok güçsüz olduğum bir dönemde ( beynimde bir tümör var iyi huylu ama oldukça acı çektiriyor) aşık olmaya başladım. Beynimi idare edemiyor, duygularıma yenik düşüyordum. Başlamıştı aşkın inanılmaz büyüsü. Artık bana danışanlara anlattığımı kendime anlatmam gerekiyordu. Ama o kadar yorgundum ki mücadele edemeyip aşka yenik düştüm. Artık aşıktım ve deliler gibi düşünmeden yaşamak istiyordum. Sadece o vardı. Siyah, beline kadar giden saçları, aşk'sız geçen hayatımda bana neler kaybettiğimi söyleyecek kadar uzun konuşuyordu. O ela gözlerden çıkan seni seviyorum bakışlarını ta derinden hissediyordum. O kadar kalındı ki cümlelerim, onun incecik dudaklarında sözcüklerim harika yoğuluyor ve gerçek anlamını buluyordu. Yürümeyi bilmiyordum belki ve şimdi aşk'ın elini tutarak, bir uyum içersinde yürümeye başlamıştım. Önceleri çok soğuk gibi gelsede, Alışmaya başladım ve aşk her seferinde, her buluşmada içimi keskin bir bumerang gibi parçalıyordu. Ben atıyordum, atayım diyordum içimden ama o hep geri geliyordu bana.
Sadece 2 saatliğine görüşebilmek için Ankara'dan, İstanbul'a gelişinde bana söylediği sözle onunla evlenmek isteyecek kadar tutulduğumu farkediyordum. "Sen harikasın bu kadar zahmeti çektin ve 2 saat görüşebileceğiz sadece senin için ben neyim diye soruyordum" belki aptalsın bu sorulur mu diyeceksiniz. Ama yıllardır aşkı inceleyen biri olarak aşkın kimyasına hiç anlam veremiyorum. Aldığım cevap beni kendimden geçiyordu. Maddi sıkıntım vardı o dönemlerde ve o bana para yolluyacaktı. Aslında banka'ya yatıracaktı ancak gelmesi süpriz oldu ve şöyle dedi. " Seni sıkan bir sorundu bu para ve borcun, banka'ya yatırsaydım senin yanında olamazdım aşkım ve seninle 2 saat geçirip uzun yürüyüşler sonunda borcumuz da olsa her zaman yanındayım sevgilim diyemezdim" dedi ve ben ağlamamak için kendimiz zor tutmuş bir şekilde yürümeye devam ettim. Kısa bir süre sessizlikle geçerken. Ona yine sürekli Aşk'ı anlamıyorum yinede ama seni anlıyorum diyordum. Ve ne kadar çok sevdiğimden bahsediyordum.
O gün Kadıköy sahilinden Üsküdar sahiline kadar yürüdük. Sahilde çok güzel bir hava ve daha da güzeli yanımda beni kendine bağlayan kız ve elini tutuyorum. Ben aşk'ı yaşamadan anlatanlardan olduğum için bu sefer aşk benim için bir efsane oluyordu. Yaşadığım duygular hayyuka çıkıyor ve beni çok mutlu yapıyordu.
Devam edeceğim şimdilik bu kadarını hatırlamam yeterli...


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
. 2-3 dakika sessizlikle geçti ve BEni seviyor musun? dedim. Nasıl bir soru bu anlamıyor neler oluyor lütfen söyle dedi. Tekrarladım Beni seviyor MUSUN? evettt dedi. İşte bende seviyorum, seviyorum aşkım ama bu sevgim beni aşmaya başladı, beni bu kadar mutlu edebilmen, herşeyi sana göre değiştirmem, kendimden geçmem, kendimi unutmam, hastalığımı ve hayatı unutmam. Bir çırpıda ne olduysa söylemiştim;



