• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor

Konu: iletişim...

  1. #1
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0

    iletişim...

    Görünmek istediğin gibi değil olduğun gibi görün

    Eric Bern bir işlem analizcisidir. Yaptığı araştırmalar sonucunda insanların üç şekilde iletişim kurduklarını anlatmıştır.
    Ebeveyin Ego Durumu
    Korumacı
    Eleştirici


    Yetişkin Ego Durumu
    Kararlı – Özgüvenli (Assertive)
    Mantıklı
    Değerlendirici
    Kazan-Kazan
    Çözümleyici


    Çocuk Ego Durumu
    Sorumsuz, Neşeli
    Duygu Sömürüsü
    Ezilmiş
    Bağımlı

    Kişi iletişim kurduğu sırada eğer ebeveyin gibi davranışlarda bulunuyorsa genellikle iki motivle hareket etmektedir. Ya koruma içgüdüsü veya eleştirme arzusu. Yaşca büyük olan kişilerde bu davranışa daha çok rastlanmaktadır. Çevrede birçok kişinin sıkca şahit olduğu bu iletişime örnekleme yaparsak yöneticinizin "Bana bir bardak su getirebilir misin?" demesi veya arkadaşınızın "Sana kaç defa söyledim bu işe yaramaz diye..." veya "Ceryanda kalıyorsun üşüteceksin" diyen eşiniz gibi. Hatta özlü sözlerimizden birinde "Sakalımız yok ki sözümüzü dinletelim" derler.

    İkinci durum ise çocuk ruhu ile hareket edilen iletişim şeklidir. Çocuk sorumsuzdur, neşelidir, istediği olmaz ise duygu sömürüsü, ezilmişlik ve bağımlılık yapabilir. İşe sık sık geç gelen çalışanın hep iyi bir nedeni vardır. Trafik yoğundur, gece uyuyamamıştır, v.s. Yine bir özlü sözümüz "Minareyi çalan, kılıfını hazırlar" derler. Kişiye saat kaç dersiniz "bir tane" der. Şakacılıkla, espiri ile sorumluluklarını yerine getirmedikleri zaman durumu kurtarmaya çalışırlar. Bu işe yaramayınca da ezilmişlik başlar. Kötü kader, kötü patron, "Şansızlık yakamı bırakmıyor" gibi ağlama ve sızlanmalar bitmez. Hatta bu bizim müziğimizdeki verem edebiyatı olarak da gözlenmektedir. "Ağbi dokunma efkarlıyım" demek adeta bir racondur. Tek başına iş yapmak çok zor gelir. Şirkette öğle yemeğine arkadaşsız gidemez. Çarşıya yalnız gitmekten hoşlanmaz. Arkadaşları onunla gitmez ise kızar ve küser. Ona haber verilmeden bir şey yapılırsa "Ben de aynı şeyi size yapacağım, onlara dersini vereceğim" diye tehditler savurur. Sürekli birilerine birşeyleri kanıtlamak gereğini duyar.

    Anne baba, anne baba olmalı; çocuk ise çocuk olmalıdır ama yetişkinlerden beklenen yetişkin gibi davranmalarıdır. Peki ama nasıl, genelde kişiler ya agresif veya pasif olurlar. Agresif kişilikteki davranışlar saldırgan ve başkalarının zararına da olsa kendi çıkarlarına hizmet eden yapılardır. Pasif davranışlar ise kendi zararlarınada olsa olay çıkmasını istemedikleri için seslerini çıkarmayan yapıdaki insanların davranışlarında gözlemlenir. Pasif insanlar başkalarının kendi adlarına çözümler üretmelerini bekler ve kendilerine hamiler ararlar. Agresif kişilikler ise kendilerine pasiflerden kullanabilecekleri taraftarlar ve yaltakcılar toplarlar. Bunların dışında bir de kararlı, kendine güvenen dengeli iletişim vardır. Kişi mantıklıdır, duygularının kendisini yünetmesine izin vermez, değerlendiricidir. Bir eleştiri karşısında hemen tepki vermez önce geri çekilip üzerinde düşünür sonra sakin bir şekilde cevaplar. Yine bir atasözümüzde olduğu gibi "Keskin sirke kabına zarar verir" derler. Kazan kazan metodu ile hareket eder. Paylaşımcıdır. Herkesin kazanacağı veya kabul edebileceği orta noktayı seçmeye özen gösterir. Sorun yaratıcı olmaktan ziyade çözümleyici olmayı tercih eder.

    Örneğin; Pazar günü eşiniz denize gitmek istiyor siz ise yılın maçını izlemek için can atıyorsunuz. Sizin dediğiniz olursa eşiniz istemediği bir şeyi yapmaya zorlandığı için suratını asacak, en azından başı ağrıyacak ve hiç beklemediğiniz bir anda patlama yaşayacaksınız. Aynı şey sizin için de geçerli. Eşinizi kırmamak adına denize giderseniz her konu sizi rahatsız edecek ve olmadık bir tartışmaya başalayabileceksiniz. Her iki yapıda da ya o süreçte veya daha sonra bir şekilde bedel ödemek kaçınılmaz olacaktır.

    İşte birçok kez kişiler birilerini mutlu etmek adına seslerini çıkarmadan istemedikleri şekilde iletişim kurarlar ve ellerinde kesikler oluşur. Bu kesikleri tedavi etmediğiniz takdirde de patlamalar yaşanır. Çocuk iken anne babanın, öğretmenlerin ve çevrenin beklentileri karşılanmaya çalışılır, daha sonra çocuklara iyi anne-baba, iyi eş, iyi eleman, iyi arkadaş, iyi komşu, iyi amca v.s. rolleri yüklenir. Bu rollerimizdeki beklentilere cevap verirken kendimiz olmayı unutup onları mutlu edince mutlu olacağımız yanılgısı ile hareket ederiz. Önemli olan yetişkin olarak duygu ve isteklerimizi sağlıklı bir şekilde ifade edebilmemiz ve iyi dinleyici olmamızda yatıyor. O yüzden pazarlık yapmak işe yarıyor. Maç saatine kadar denize gidebilirsiniz veya televizyon fasilitesi olan bir plaja gidebilirsiniz veya bu gün maç, imkan varsa yarın denize gidilmelidir ama sonuç ne olursa olsun tarflar uzlaşmalıdır.

    Taahhüt edilmediği sürece istenmeyen hiçbirşey yapılmak zorunda değildir. Bu bir seçimdir. Yapmayı kabul ettiğiniz herşey için ise elinizden geleni yapmanız gerekir. İStemediğiniz bir durumda kalmamak ve istemediğiniz şeyleri yapmamak için birşeylere söz vermeden önce iyi düşünmeli ve gerçekci yaklaşımlarda bulunmalısınız.

    Düşünceleriniz, vücud diliniz ve seçimlerinizin dengede olduğu iletişimler dilerim.

    Sözümü yine güzel bir sözle noktalamak istiyorum.

    "Görünmek istediğin gibi değil olduğun gibi görün".
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  2. #2
    @--,'---',--- PeRi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-04-2005
    Mesajlar
    5,166
    Karizma Gücü
    0
    Ya olduğun gibi görün, yada göründüğün gibi ol ne güzel demis zamaninda Mevlana...Görünmek istediğin gibi değil olduğun gibi görün ne bir cevap olarak...

    iletisim kurmakta gercekten sorun yasiyoruz daha cok susuyoruz karsimizdakilerine karsi sonrada bir patlamayla kalp kirabiliyoruz...

    paylasimin icin tesekkür ederim tekila_idil...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •