Millet'ten Ümmet'e yada aslında Ümmet'ten Millet'e
İnsanoğlunun atasını Adem kabul edersek kaynağımız bir olmuş oluyor..Sonrasında kendi içerisinde güzelliklerle ayrışıyor farklılaşıyoruz.Ve tekrardan bir birlikteliğe doğru yöneliyoruz.
Bu süreç içerisinde çekirdek sayılabilecek aileler oluşuyor,ardı sıra kabileler,aşiretler,ümmetler,milletler meydana geliyor.Ve sürecin tamamında aile adeta hücre rolünü üstleniyor.
Ümmet aynı dine inanaların oluşturduğu bir topluluk, Millet ise ümmetin gerisinde daha ufak bir topluluk.Ancak İnsanlık tarihine baktığımızda insanlar millet olamadan ümmet olmuşlardır..Ve şüphem yoktur ki geniş ümmet toplulukları da zaman içerisinde etnik bir kökene dayanan gruplardan yani dili ve kültürü farklılaşmış kavimlerden(henüz millet olamamışlardı..) oluşmuştur.
18. yüzyılın sonlarına doğru Millet bilinci ortaya çıkıyor.Bütün 19.asır boyunca ihtilalci bir akım halinde dünyayı çepeçevreliyor.Ve insanlık 20.yüzyıla Millet olma aşkı ile giriyor.20.yüzyılın sonu ve bu yüzyılın başında ve belki sonuna kadarda bu aşk sürecek gibi...Daha ciddi patlamaları gözlemleyebileceğimizi düşünüyorum.
İnsanlığın oluşumundan günümüze kadar Millet en mükemmel siyasi ve sosyal organizasyondur desek yeridir.
Milletleşmenin üzerinde çeşitli temellere dayandırılıarak oluşturulmaya çalışılan siyasi/sosyal organizasyonların ulaşmak istediği hedef insanlık birliğini gerçekleştirmek olacaktır.Bu şimdilik bir hayal/uzak ihtimal olarak değerlendirsem de bugün gerçek olan Milletlerin varlığıdır.Ve bir tek siyasi idare altında birleşilse bile, milli kültürler birer realite olarak devam edecektir.
Toparlayacak olursam, insanlık millet olamadan ümmet olmanın kendisine bindirmiş olduğu ağır yükün altından ihtilaller ile çırpınarak milletleşmeye devam etmektedir.Biriktirmiş olduğu kültür katmanlarının kalitesi ile kimileri bu zorlu süreci kolaylıkla geçebilmişken kimileri hala çırpınmaktadır.
01/05/06
19:35
bilge


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
