Vali Bana Geldi
Bu Sabah Saat Yedi Suları
Kapı zili çalıyor acı acı. Kulak denen organ, yastık ile tüm engellememe rağmen, o zilin çınlamasını beynimde zonklatıyor. Haliyle, bu durumu anlayan yastık ve yorgan, sinirimden kaçmak için, can havliyle atıyorlar kendilerini en uzak köşeye. Doğruluyorum zil hala çınlıyor, ben bu geleni öldüreceğim. Kararı verdim en azından içeride zilsiz, yirmi dört yıl yatarım.
Kapıyı hırsla açıyorum, iki sivil, dört resmi üniformalı polis sırıtıyorlar. Kapının önünde sinirimi bastırmaya çalışıyorum. Korku rüzgarları da esiyor. İçimden “bayram değil, seyran değil, bu polisler sabahın bu saatinde ne arıyorlar” muhasebesi içindeyim. Sivil olan bir adım bana doğru yaklaşıyor. Görünüşe göre diğerlerinin amiri. Dikkatimi çekiyor, hepsinin yüz ifadesi çekingen, yaklaşan memur, çıkarıyor baklayı ağzından.
Müsaitseniz, Vali bey arabada sizin ile görüşmek istiyor. Korkum merak oluyor. Allah Allah ne alaka vali ve ben. Tamam müsaidim diyorum. İki sivil memur koşuyor arabaya doğru. Kapının sağına, soluna iki resmi polis nöbet pozisyonuna geçiyor. Diğer polisler içeri dalıyorlar. Ben içimden “oğlum rüyadır. Bu olanlar rüya diyorum”.
Ortalık uçuyor. Bekar evi naz evi misali, masa üstü bardak, şişe, tabak, sinek bir muhabbete. Memurları görünce, bile toplanmıyorlar. Masanın örtüsünü dört köşesinden tutup, yavaşça kaldırıyorum yatağın yanına. Yorganı da üzerlerine örtüyorum. Üşümesin garipler. Masanın önündeki iki eski sandalyeyi, elimle siler gibi tokatlıyorum.
İki memuru çağırıyorum, mutfağa giderken. Vali gelecek, sabahın bu saatinde açtır bu adam. İki lokma yesin. Dolaptan peyniri, ekmeği bir memura, çatalı, bardağı ikinci memurun eline tutuşturuyorum. Ben de kavun, rakıyı kapıp arkalarından, masayı donatıyorum.
Vali kapıda beliriyor. Göbeği sekiz aylık gibi, önden sarkıyor, demek isterdim ama kuru bir Vali, ben olsam kuru adamı Vali yapmam. O makama göbekli yakışır canım! Neyse uzatmayayım. Buyur ediyorum masaya. Atatürk işi iki dubleyi de usuldan dolduruyorum.
Vali bir şey diyecekte utanıyor sanırsınız. Bunu anlayıp rakıyı uzatıyorum. Vali bey çek yarasın, afiyet bal olsun diyorum. Vali de bunu bekler gibi, bir çekişte temizliyor kadehi. İçimden taktir ediyorum Valiyi, güzel içiyor şu mereti.
Vali kavundan aldığı destek ile başlıyor söze. Efendim sabah İçişleri Bakanlığından bir emir geldi. Avusturya başbakanı, diretiyormuş toplantıda. Türkiye’den istediği olmazsa Avrupa birliğine giremez diye. Avrupa ülkeleri de bunu caydıramamışlar isteklerinden. Sonunda bizimkiler kabul etmiş. Başbakan emir veriyor. İç İşleri Bakanlığına, Bakanlıkta Valiye devretmiş. Avusturya’nın talebini, bende size iletiyorum. Sözünü kestim ne istemiş? Avusturya Başbakanı ve benle ne alakası var.
Vali sıkılarak açıklıyor. Efendim bu adam sizinle, barakanızda çilingir kurmak istiyormuş.
”Ayıp” diyorum “Ramazan geldi valla OLMAZ…”


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
eline sağlık
DAİMA TEHLİKELİ
Ben bir mucizenin taşıyıcısıyım 
