• Reklam
2 sonuçtan 1 --- 2 arası gösteriliyor
  1. #1
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0

    KaÇ Yil YaŞadiĞina Bakma

    Bir çok insan için uzun yaşamak her şeyden önemlidir. İçimizde var olan bir mekanizma bize hep yaşamamız gerektiğini söyler durur. Yüz yaşına da gelsek yine de yaşamak için çaba harcarız. Ölmek istemeyiz. Çünkü ölmekten korkarız. Sonrasında ne olacağını gerçekten bilmediğimiz her şeyden korkarız. Bence ölüm de bunlardan biri. Her şeyi bırakmak hatta kendi benliğimizi bile bırakmak bize büyük bir korku verir. O yüzden ölümden sonrasına gerçekten inanan insanlar ölmeyi anlarlar ve her şeyin zamanında yaşanması gerektiğini bilirler. İşte yaşam kendi güzelliğini ve vazgeçilmezliğini ölüm sayesinde ayakta tutuyor. İnsanların hayata fark etmeseler bile sıkıca bağlanmaları ölümün getirdiği en büyük yaşama belirtisi. Görüyorsunuz ya aslında ölüm insanların içindeki yaşama sevincini yaratan ve yaşatan en büyük kaynak. Peki yaşamak ne? Uzun süre toprağın üzerinde durmak mı? Yoksa zamanı anlayıp gerçekleri onun yoğunluğunda yaşamaya ve anlamaya çalışmak mı?
    Bir insan 10 yıl boyunca işine gidip gelebilir. Bu 10 yıl sonunda ise aklında kalan sadece işine kaç defa gidip geldiğiyse o insan o 10 yılı yaşamamıştır. Hayatın hızlı yolculuğunda ne kadar çok dışarıya bakarsak o kadar çok bu yolculuktan bir şeyler anlarız. Eğer biri çalıştığı iş yerinde yıllardır tanıdığı kimselerin gözlerinin derinliklerine inemiyorsa, onlarla sıradan muhabbetlerin ötesine geçemiyorsa, sadece kendi için iyilikleri arzuluyorsa ve yaşamı kendi etrafında dönen bir dünya gibi algılıyorsa o insanın yaşadığı yıllar saniyelerle bile hesaplanmaz. Önemli olan zamanın uzun satırlı olması değil, önemli olan hissettiklerimizin ve anladıklarımızın yoğunludur. İnsanların gerçek yaşı bence bu yoğunlukları içinde saklı. Bazen bir an bize bir kaç on yıl yaşatabilir. Bazen ise on yıllar bize bir dakika bile yaşatmaz. Zaman, bedenimiz için vardır ve bu dünyanın kurallarına aittir. Oysaki biz ruhla bedenin ciddi bir mücadelesini veriyoruz. O zaman bedenimizin yaşına değil ruhumuzun yaşına ve olgunluğuna bakmalıyız.

    Hayatımız anlarla dolu. Bu yüzden onları kaçırmayalım. Sıradan zannettiğimiz her söz ve her bakış bize bedenimizin yaşayamayacağı yılları bir çırpıda yaşatır. Her şey bizim için... Ve her şey bizimle beraber yok oluyor. Neye sahip olduğunuza dikkat edin. Çünkü toprağın üzerinde olan her madde yok olmaya mahkumdur. Sahip olduğumuz tek şey ruhumuzdaki güzelliklerdir. Unutmayın! Sonunda sadece iyi ve güzel olan şeyler kalacaktır. :A
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  2. #2
    Misafir _Marx_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-03-2006
    Mesajlar
    980
    Karizma Gücü
    0
    Böyle Bir düşümcem hiç olmadı aksine ben 50 60 yaşında ölmek isterim...elden ayaktan düşmekten korkarım..muhtaç olmaktan korkarım..bu yüzden ötenazi yaptırabilir.yapmazlarsa uygularım...tabi o kadar yaşarsam...ama sevdiğim kişiyle berabersem o ne zaman ölürse ölürüm...zaten şu anda onun için yaşıyorum...bebişim benimmmm ...

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •