• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
11 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    28-02-2006
    Mesajlar
    12,556
    Karizma Gücü
    9

    ABD'li kadın imam...

    - ABD'de Prof. ***** Vudud'un cuma namazı kıldırması Türkiye'de de 'imam kadın' tartışması başlattı. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Beyza Bilgin, Hz. Muhammed döneminde bir kadının imam olarak görevlendirildiğini anımsatırken, Prof. Dr. Zekeriya Beyaz "Kadınların önde imamlık yapması erkeklerin arkada büzülmesi, ibadetin huzuruna engel olur" diyerek uygulamayı eleştirdi. Tartışmayı 'marjinal' bulan hukukçu Kezban Hatemi ise, "Ancak bir topluluk arasında kadın daha liyakatlı, daha ehil ise kadın imam kıldırabilir" diyor.
    Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Beyza Bilgin: Hz. Muhammed döneminde bir kadın imam olarak görevlendirilmiştir. Daha sonra İslam fıkıhçıları uygun olmadığını söylemişler. Neden olmamış? Çünkü kadınlar okula gönderilmemiş, sokağa çıkarılmamış. Okumayınca, meslek sahibi olmayınca imamlık da olmamış.
    Ama bugün artık Diyanet İşleri Başkanlığı müftü yardımcısı kadın tayin ediyor. Müftü yardımcısı namaz da kıldırabilir, hutbe de verebilir demektir. İmamlıktan üst makamdır. Geleneksel olarak camilerin büyük mekânları erkeklere ayrıldığı için erkek sanıyor ki kadın imam olursa hemen arkasında erkekler nasıl ona uyacaklar. Ben diyorum ki bugün kadınlar nasıl camilerde perde ile kapalı bölüm ya da balkonda oluyorsa erkekler de kadın imam olduğunda o bölümde namaz kılar.


    'Uygun görmüyoruz'
    Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zekeriya Beyaz: Kuran-ı Kerim'de, İslam'ın temel kaynaklarında kimin imamlık yapacağına dair bir hüküm yoktur. Peygamberimizin uygulamalarında ise erkekler imamlık yapar. Kadınların kadınlara imamlık yapması söz konusudur. İslam'da yasaklar sayılır. Serbest olanlar sayılmaz. Haramlar içinde böyle bir madde yok. Ama bazı gelenekler var ki çok köklü. O kurallar ile çok uğraşılırsa kuralsızlığa gidersiniz. İbadetlerde huzur esastır. Kadınların önde imamlık yapması erkeklerin arkada büzülmesi, ibadetin huzuruna engel olur. Kiliselerde yapılıyor, bizde de yapılsın deniyor.
    Ama şu an biz uygun görmüyoruz,
    Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz: Kadının kadınlara imamlık yapmasında hiçbir mahsur yok. Ama kadının erkeklere ya da erkek-kadın karışık cemaate imamlık yapması caiz görülmemiştir. Bazı hadis kaynaklarında Hz. Peygamberin bir kadının ev halkına imamlık yapmasına izin verdiği belirtilmiştir. Bu tartışılmıştır. Ama bu istisnai bir durumdur. Sadece ev halkı ile sınırlıdır. Sadece kadın, okuma yazma bilmektedir, Kuran'ı ezberlemiştir. Bu olayı örnek kabul edenler, 'Zorunluluk halinde kadın erkeklere namaz kıldırabilir' diyor. İslam kaynaklarında bu konuyla ilgili kesin hüküm var. Caiz değildir. Deniliyor ki kadın din eğitimi almışsa olabilir. Hz. Ayşe çok bilgili bir kadındı. Sahabeler ona akıl danışıyordu. Ama Peygamberimiz ona imamlık yetkisi vermemiştir. Kadın cumhurbaşkanı, müftü olur ama imamlık ayrı.
    Hukukçu Kezban Hatemi: Bu uygulama Amerikanvari marjinal bir çıkışı gösteriyor. Hiç İslam dininin kurallarına uymayı ciddiye almayıp, başı açık bir şekilde namaz kılınıyor. Bu feminizm filan da değil. Her dinin bir ritüeli, kural ve kaideleri vardır. Diğer dinlerde de bu tür ritüeller genellikle erkek tarafından idare edilir. Bu cinsiyet ayrımı şeklinde algılanmamalı. Biz kadın-erkek aynıyız ama özdeş değiliz. Kadınların özel günleri, anne olma özelliği vardır. Hamile kadının, periyodu olan bir kadının bu tür görevi yapması da dikkate alındığında erkeklere öncelik tanınmaktadır. Ancak bir topluluk arasında kadın daha liyakatlı, daha ehil ise kadın imam kıldırabilir.


    Diyanet ne diyor?
    Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sitesinde ise 'Kadın imam olur mu?' sorusunun yanıtı şöyle: Hz. Peygamber'in hanımlarından Ümmü Seleme ve Hz. Ayşe'nin kadınlara imam olarak namaz kıldırdıklarına bu durumda öne geçmeyip, ilk safın ortasında durduklarına dair ilk devir hadis kaynaklarında bilgi vardır. Pek çok kaynakta da yer alan bir rivayete göre ise Hz. Peygamber, istisnai olarak Ümmü Varaka isimli hanıma bir erkek diğeri kadın iki köleden oluşan kendi ev halkına imamlık yapma izni vermiştir. Buna dayanarak Ahmet b. Hanbel, Ebu Sevr, Müzeni, Taberi, İbn Teymiyye gibi alimler kadının zaruret halinde erkeklere imamlık yapabileceğini söylemişlerdir. Fakihlerin çoğunluğuna göre kadının erkeklere imamlığı caiz görülmemiştir.





    kaynak:http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=147052

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    01-03-2006
    Mesajlar
    1,003
    Karizma Gücü
    0
    namaz kıldırırken acık sacık giyinecek degilya.

    kadından imamda olur herseyde olur.
    .

  3. #3
    ÖÑĐΣŔ ÖnDeR adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    04-10-2005
    Mesajlar
    7,215
    Karizma Gücü
    8

    İmamlık ve Cemaat

    Aklı olan, bûluğ çağına eren, hür olan ve zorluk çekmeksizin topluca namaz kılmaya gücü yeten müslüman erkeklerin toplanıp cemaatle cuma namazını kılmaları farz, bayram namazlarını kılmaları vaciptir. Diğer farz namazları cemaatle kılmaları ise, müekked sünnettir.
    (Cuma namazından başka farz namazların cemaatle kılınması, Malikîlere ve bir kısım Şafiîlere göre de bir müekked sünnettir, İmam Ahmet ibni Hanbel ile Ebu Sevre ve Davudi Zahirî ile diğer bazı müctehidlere göre vacibdir. Bu halde bir şahsın tek başına namaz kılması haramdır. İbni Rüşd, İbri Bişr ve bir kısım şafiîlere göre ise, beldelerde bir farzı kifayedir, her mescidde cemaatle namaz kılınması sünnettir. Bir kimsenin özel olarak yalnız başına cemaatle namaz kılması da mendubdur. Hanbeli fıkıh alimlerinin açıklamalarına göre, esasen cemaatle namaz, ikamet ve sefer halinde vacib, hem de sünnet yerine getirilmiş olur. Cemaatin farzı ayn olduğunu söyleyenler de vardır.)
    İslam'da cemaatle namaz kılmaya büyük önem verilmiştir. Büyük sevaba ermek için ve ihtilaftan kurtulmak için cemaatle namaz kılmaya devam etmelidir. Cemaat ne kadar çok olursa, fazilet de o derece çoğalmış olur. Cemaatle namaz kılmanın sevabı, yalnız başına namaz kılmanın sevabından yirmi yedi kat fazladır.
    Cemaate devam, İslam nişanlarından ve iman alametlerindendir. Cemaatle kılınan namaz ile müslümanların birliği ve birbirine bağlılığı gösterilmiş olur. Müslümanlar arasında bir sevgi ve dayanışma duygusu uyanır, bilmeyenler bilenlerden faydalanır, iyi kimselerin arkadaşlığı ile yapılan ibadetlerin ve duaların Allah yanında kabule yakın olacağı daha ziyade umulur.


    Cemaatle kılınan namazda, kendisine uyulan zata "İmam" denir. Bu zatın bu görevine de "İmamet" denir. İmama uymayan, bir kimsenin kendi namazını imamın namazına bağlamasına "İktida, ittiba" adı verilir. Bu uyan kimseye de "Muktedi, müttabi, memum" gibi adlar verilmiştir. Kendi başına namaz kılana da "Münferid" denir.

    İmametin başlıca şartları: İslam, buluğ, akıl, erkek olmak, Kur'an okuyabilmek ve özürden beri olmaktır. Bu şartlara sahip olmayanlar imam olamazlar. Bu konu aşağıdaki meselelerden anlaşılacaktır.
    Cemaat arasında imamete en yararlı olan, sünneti en iyi bilen (fıkıh bilgisi olan) kimsedir. Bunda eşit olsalar, okuyuşu daha güzel olandır. Bunda da eşit olsalar takvası daha çok olandır (haramdan daha çok kaçınandır). Bu üç vasıfta eşit olsalar, yaşta büyük olandır. Bunda da eşit olsalar, ahlakı daha güzel olandır (yumuşak huylu ve daha çok haya sahibi olandır). Bu hususta da eşit olsalar, yüzce, sonra soyca, sonra sesçe, sonra elbise bakımından temizlikçe güzel olandır. Bunların hepsinde eşitlik kabul edilecek olursa, aralarında kur'a çekilir. Bütün bunlar imamlık görevine verilen önemin büyüklüğünü gösterir. Bunun içindir ki bu görevi eskiden bulundukları yerlerde idareciler üzerlerine alırdı.

    Bununla beraber cemaat arasında ev sahibi veya o yerin görevli imamı bulunursa, bunlar tercih olunurlar, aranan vasıfları toplamış olmasalar bile yine tercih edilirler.
    Başkasının evinde imam olacak kimse, ev sahibinin izni ile imamlık yapar. Başkasının evinde tek başına namaz kılacak olan kimse de, ev sahibinden izin istemelidir, faziletli olan budur.
    Fasıkın (aşikare haram işleyenin) ve bid'at sahibi olanın (din işlerine dinde olmayan şeyleri karıştıranın) imameti tahrimen mekruhtur. Çünkü fasık din işlerinde saygılı bulunmaz, İmam Muhammed ile İmam Malike göre, bunlara uymak esasen caiz değildir.
    Bid'at sahibine "Mübtedi" denir ki, inancı sünnet ve cemaat ehlinin inancına aykırı olan kimse demektir. Bid'at sahibine uymanın kerahetle caiz olması, inancı küfre varmadığı takdirdedir. Eğer inancı küfrü gerektiriyorsa ona uymak bütün Hanefilerce de caiz olmaz. Şefaati, kabir azabını ve hafaza meleklerini inkar etmek gibi...
    Kölelerin ve babası belli olmayanların imamlığı mekruhtur. Çünkü bunlarda cehalet daha fazla olur. Bilgili oldukları takdirde imamlık yapabilirler. İki gözü kör olan da imam olabilir. Fakat görür kimselerin imamlığı daha faziletlidir. Bununla beraber iki gözü görmeyenin imamlığında kerahet olduğunu söyleyenler de vardır. Çünkü bu kimse özürlüdür, elbisesinin temizliğine fazla dikkat etmeyebilir.
    Erkeklerin kadınlara ve henüz bûluğ çağına ermemiş çocuklara uyup namaz kılması caiz olmadığı gibi, aklı yerinde olanın bunağa, Kur'an okuyucusunun okuyamayan (ümmî) kimseye, kıraati olmayanın dilsize, elbisesi temiz olanın elbisesi pis olana, avret yerleri kapalı olanın açık bulunana, özrü olmayanın özürlüye, bir özürlünün özrü değişik başka bir özürlüye uyması da caiz değildir. Ancak özürleri bir olanların birbirlerine uymaları caizdir.
    Kadının kadına imamlığı kerahetle caizdir. Eğer kadınlar kendi aralarında cemaatle namaz kılacak olurlarsa, İmam olacak kadın aralarında durur, onların önüne geçmez. Bu öne geçme de mekruhtur.
    Abdestte ayaklarını yıkamış olan kimsenin ayaklarına mesih yapmış olan kimseye, abdest alanın teyemmüm etmiş olana, ayakta namaz kılanın oturarak namaz kılana, boyu dik ve doğru olanın rukü derecesinde kanbur olana uyması (iktidası) caizdir. Son üç şekildeki uymanın cevazına İmam Muhammed muhaliftir.
    Farz namaz kılanın nafile namaz kılana veya başka bir farz kılana uyması caiz değildir. Fakat nafile namaz kılanın farz namaz kılana uyması caizdir. Örnek: Öğlenin farzını kılmış olan bir kimse, öğle namazını kıldırmakta olan imama uyacak olsa, bu ikinci defa kılacağı namaz bir nafile olarak caizdir.
    Bir kimsenin, haklı olarak kendisinden hoşlanmayan bir cemaate namaz kıldırması mekruhtur. Fakat hoşlanmayacak bir durum veya imamlığa daha ehliyetli bir kimse yoksa, cemaatin hoşlanmasına bakılmaz. Çünkü bu halde cemaatin hoşlanmaması yersizdir.
    Mezheb değişikliği iktidaya (uymaya) engel değildir. Yeter ki imam olan zat, namazın şartlarına ve rükünlerine riayet etsin. Şöyle ki: Müslümanların fıkıh bakımından mezhebleri değişik olsa da, esasta bir olduklarından birbirlerine uyabilirler. Bu hususta en faziletli olan, her müslümanın kendi mezhebinde bulunan bir imama uymasıdır. Bu olmayınca, diğer bir mezhepte bulunup da namazın farzlarına riayet eden herhangi bir imama uyulması, yalnız başına namaz kılmaktan daha faziletlidir. Şu kadar var ki, bir müslim kendi mezhebine göre namazı bozacak bir şeyin böyle bir imamda bulunduğunu görüp bilirse, ona uyması sahih olmaz; bir Hanefinin, burnundan kan aktığı halde abdestini yenilemeden imamlığa geçen bir Şafiîye uyması gibi...
    (Malikî ve Hanbelî olanlara göre, namazın sıhhati için şart olan şeylerde yalnız imamın mezhebine itibar olunur, uyanın (muktedinin) mezhebine bakılmaz. Onun için, bir Malikî veya bir Hanbelî, başının tamamını mesh etmemiş olan Şafiî veya Hanefî bir imama uysa namazı sahih ulur. Çünkü böyle bir mesih, her ne kadar Malikî ve Hanbelî mezheplerinde sahih değilse de, Hanefî ve Şafiî mezheplerinde sahihtir.)
    İmam olan zat, cemaate nefret verecek şeylerden sakınmalıdır. Bir imamın kıraati veya tespihleri cemaati usandıracak derecede uzatması uygun değildir. Burada sünnetin en az olan derecesi ile yetinmelidir. Çünkü bu uzatma cemaate usanç verir, bu ise mekruhtur. Cemaatle kılınacak bir namazın sevabı ziyadedir. Bu sevaptan başkalarını mahrum bırakmaya sebebiyet vermek uygun olmaz. Cemaatin uzatmaya razı olmaları halinde kerahet olmaz.
    Bununla beraber cemaatin rüku ve secde tespihlerini ve teşehhüdü sünnet üzere tamamlamalarına meydan vermeyecek bir şekilde imamın acele etmesi de mekruhtur. Cemaatin yetişmesi için, imamın rüküu uzatması da mekruhtur.
    İmamın kendisine kolay gelen ayet ve süreleri okuması vaciptir. Henüz kuvvetlice ezberlememiş olduğu ayetleri okumamalı, cemaatin yardımcı olmasına meydan bırakmamalıdır. Şöyle ki: imam bir ayette yanılır ve hatırlayamazsa bakılır: Eğer sünnet miktarı veya namazın caiz olacağı kadar okumuş ise, hemen rüküa gitmelidir, yanıldığı yeri düzeltmeyi cemaatten beklememelidir. Bu miktar okumamış ise, başka bir ayete geçmelidir.
    160- İmamın cemaatten en az bir arşın yüksekte veya alçak bir yerde durup namaz kıldırması mekruhtur. Kendisi ile beraber cemaattan bazı kimseler bulunursa mekruh olmaz.
    İmam ile muktedinin (imama uyanın) yerleri hükmen bir olmalıdır. Aralarında yüksek boylu bir duvar olup imamın görülmesini veya sesinin işitilmesini engellese, o imama uymak sahih olmaz.
    Yine, imam ile muktedi arasında veya bir muktedi ile öndeki saf arasında uzaklık bulunsa bakılır: Eğer namaz mescid dışında kılınıyorsa ve aradaki mesafe bir saf bağlanacak miktardan az ise, imama uymak sahih olur. Fakat mesafe bundan daha çok ise uymak sahih olmaz. Amma namaz mescid içinde kılınmakta ise, aradaki uzaklık ne olursa olsun imama uymaya engel olmaz. Bununla beraber bazı alimlere göre, Beytül-makdis gibi pek geniş olan mescidlerde, saflar arasında bağlantı olmaksızın mescidin en uzak bir yerinde durup imama uyulması caiz değildir.
    İmam hayvan üzerinde, imama uyan yaya bulunsa veya başka başka hayvanlara veya gemilere binmiş olsalar, yer değişikliği olduğundan imama uymak sahih olmaz.
    Yine, camide veya başka bir yerde imam ile muktedi arasında kayık geçecek büyüklükle bir ırmak veya araba yürüyecek genişlikle saflardan boş bir yol bulunsa, imama uymaya engel olur.
    Cemaate kavuşmak için koşa koşa yürümek mekruhtur, saygıya aykırıdır. Bu gibi davranışlardan daima sakınmalıdır.
    Cemaatin birçok kişiden ibaret olması şart değildir. Bir kişi ile de cemaatin fazileti elde edilir. İmama uyan kişinin bir kadın veya mümeyyiz bir çocuk olması yeterlidir. Bunun için evde ailece cemaatle kılınan namaz da, yalnız başına kılınan namazdan kat kat faziletlidir. Fakat bir özre dayanmaksızın evde cemaatle namaz kılıp camiye gitmemek bid'at ve mekruh sayılmaktadır. Mescidlerde ve camilerde cemaatle kılınan namazların fazileti daha çoktur. (146. maddeye bakılsın.)
    Namazda imama uyan bir kişi ise, imamın sağında durur, iki ve daha çok kimseler olunca, imamın arkasında dururlar. Keraheti olmayan duruş bu şekildedir. Cemaatin imamdan ilerde durması ise caiz değildir. Bu hususta secde yeri değil, ayakların yeri esas alınır. Cemaatin topuklarının imamın ayak topuklarından ilerde olmaması yeterlidir.
    (İmam Malik'e göre, cemaatin imamdan önde durması mekruh ise de, namazın cevazını engellemez.)
    Muktedi (imama uyan kimse), imama uymayı niyet etmeli ve kıldıkları farz namaz aynı olmalıdır. Bunun için bir kimse imama uymayı niyet etmeksizin ona uysa veya kendisi öğle namazını kılmak istediği halde imam ikindi namazını kıldırmakta bulunsa, bu iktidası (imama uyması) caiz olmaz.
    İmamın sesi kafi gelmezse, cemaatten biri tarafından iftitah ve intikal tekbirleri yüksek sesle alınır ve rüküdan kalkarken de "Rabbena ve lekel-hamd" denilir, yüksek sesle yine selam verilir. Bu bir tebliğ, bir bildirimdir. Ancak tekbirler alınırken iftitah ve intikal tekbirleri olarak alınmalıdır, yalnız bildirme için alınmamalıdır. Eğer ilk tekbir ile namaza başlamaya niyet edilmez ise, bunu alan namaza başlamış olmaz. Diğerleri de tesbih, tahmid ve intikal tekbirleri olarak alınmazsa, sevabdan mahrum olmayı gerektirir, imamın sesi yettiği takdirde bu tebliğe gerek kalmayacağından, bu tebliğ işi mekruh olur. Buna müezzin olanlar dikkat etmelidirler.
    İmam birinci selamı ikinci selamdan daha yüksek sesle alır ki, bu onun için bir sünnettir. Çünkü yüksek sesle alınması cemaate bir bildiridir. Bu bildiriye ihtiyaç ise, daha çok birinci selamda görülür.
    İmam selam verince, muktedi de teşehhüdü bitirmiş ise selam verir. Salat-Selam ve duayı bitirmek için selam vermeyi geciktirmez. Teşehhüdü bitirmeden selam vermesi de caizdir.
    İmam namazdan sonra iki tarafa selam verirken "Aleyküm" sözü ile Hafaza meleklerini ve bütün cemaati kasteder. Cemaatten her biri de sağ tarafa selam verirken o taraftaki meleklerle cemaati ve imam eğer o tarafta veya kendi hizasında ise imamı da kasteder. Sol tarafa selam verirken de o taraftaki meleklerle cemaati ve imam o tarafta ise imamı kastederek onlara selam vermiş olur. Yalnız başına namaz kılanlar da bu selam ile yalnız Hafaza meleklerini kastederler.
    Cemaat selamdan sonra: "Allahümme entesselâmü ve minkesselâm, tebarekte ya zelcelâli vel-ikram" (*) cümlesi okununcaya kadar yerlerinde dururlar. Sonra yerlerinden kalkıp sünneti veya duayı başka uygun bir yerde tamamlarlar. Bundan ziyade yerlerinde durmaları kerahete girer. Farzdan sonra saffı bozmaları müstahabtır. Bunu yapmakla sonradan gelenler namazın tamamlanmış olduğunu anlarlar.
    İmam selam verince bakılır: Eğer namaz tamamlanmışsa, imam serbesttir. Dilerse sağ tarafına, dilerse sol tarafına döner. Böylece kıbleyi sağ veya sol tarafına alır ve öylece oturur. Dilerse çıkıp işine gidebilir. Eğer karşısında namaz kılan yoksa, dilediği takdirde cemaate doğru döner. Namaz kılanın yüzüne karşı dönüp durmaz; çünkü namaz kılanın yüzüne karşı oturmak mekruhtur. Fakat namaz bitmiş olmayıp, kılınacak sünnet bulunursa, imam "Allahümme entesselâmü ve minkesselâm" denilinceye kadar yerinde durur, sonra kalkar ve sağa, sola, ileriye veya geriye çekilerek o sünnet namazı kılar. Eğer kendisi başka bir şeyle uğraşmayacaksa, bu sünneti gidip evinde kılabilir. Çünkü sünnetlerin evde kılınması daha faziletlidir. Ancak cemaat imam hakkında kötü bir zan besleyecekleri düşüncesi varsa, sünnetleri eve gitmeden kılmalıdır.
    Yalnız başına namaz kılanlara gelince, bunlar farz namazları kıldıkları yerde durabilirler ve sünnetleri de orada kılabilirler. Bununla beraber nafile namazları başka bir tarafa çekilip kılmaları daha güzeldir.
    Cemaat, kıyam rükü, secde gibi yapılması gerekli rükünlerde, Sübhaneke ile Tesbihat ve Tahiyyat gibi dua ve zikirlerde imama uyarak bunları yaparlar. Fakat sözle yerine getirilmesi gereken kıraat rüknünde imama uymaz, imamın aşikare okuduğu Kur'anı dinler ve susar.
    Bu İmamı Azam ile İmam Ebû Yusuf'a göredir. Bu iki zata göre, aşikare okunan namazlarda cemaatin okuması tahrimen (harama yakın) mekruh olduğu gibi, gizli okunan namazlarda da cemaatin okuması böylece mekruhtur. İmam cemaate öncülük etmektedir. Bunun için imamın okuması, cemaatin da okuması demektir. Nitekim bir hadis-i şerifte buyurulmuştur:
    "Kimin imamı varsa, imamın okuyuşu o kimse için de okuyuştur" Fakat İmam Muhammed, gizlice kıraat yapılan namazlarda cemaatin da kıraat yapmasını caiz görmüştür.
    (İmam Malik'e göre, gizlice Kur'an okunan namazlarda muktedi (imama uyan) da gizlice okur; bu müstahsendir. İmam Ahmed'e göre, gizlice okunan namazlarda muktedi de gizlice okur. Bundan başka imamın namazlarda aşikare okuyuşunu cemaatten herhangi biri işitmezse, o da kıraatta bulunur, bu vacibdir. Fakat işitirse, okuması caiz olmaz, imamı dinlemesi gerekir. İmam Şafîî'ye göre de, gizlice Kur'an okunan namazlarda muktedi, Fatiha'dan başka ayetler de okur. Aşikare kıraat yapılan namazlarda ise, eğer rek'atı kaçırmayacaksa, yalnız Fatihayı gizlice okur.)
    İmam namaza başlamak için tekbir alırken ellerini yukarı kaldırmasa, Sübhaneke'yi okumasa, rükü ve secde tekbirlerini almasa ve bunlardaki tespihleri söylemese, "Semiallahu limen hamideh" demeyi, tahiyyatı ve selamı terk etse veya teşrik tekbirini getirmese, cemaat bunları yapar. Bu dokuz şeyde cemaat imama uymaz.
    İmam Muhammed'e göre imam, "Sübhaneke'yi terk edip Fatiha'yı okuduktan sonra sûreye başlamış olsa, artık cemaat da "Sübhaneke"yi okumaz.
    İmam kunut duasını, bayram tekbirlerini, birinci oturuşu, tilavet secdesini, sehiv secdesini terk etmiş olursa, cemaat da terk eder. İmam bir secde fazla yapsa veya bayram tekbirlerini ashabı kiramdan rivayet edilen mikdardan ziyade alsa veya cenaze namazında dörtten fazla tekbir getirse veya yanılarak beşinci rekata kalksa, cemaat bu işlerde imama uymaz. İmam beşinci rekata kalktığı zaman bakılır: Eğer imam dördüncü rekattan sonra oturuş (ka'de) yapmışsa, cemaat oturarak bekler, imam hemen dönüp teşehhüdü iade etmeksizin selam verirse, cemaat da onunla beraber selam verir. Fakat imam kalktığı beşinci rekat için secdeye varırsa, cemaat kendi başına selam verip namazdan çıkar. Eğer imam dördüncü rekatın arkasından oturuş (ka'de) yapmamış ise, cemaat yine bekler. Eğer imam hemen kıyamdan ka'deye dönüp ondan sonra selam verirse, cemaat da onunla beraber selam verir. Fakat imam beşinci rekatı secde ile bağlarsa, hepsinin namazı bozulmuş olur. Bu durumda cemaatin yalnız başına teşehhüdü yapıp selam vermesi fayda vermez.
    Vitir namazında, cemaat daha Kunut duasını bitirmeden imam rüküa varsa, cemaat da varır. Ancak Kunut duasından henüz hiç bir şey okumamış olsalar, imam ile rüküda bulunmayı kaçırmayacak şekilde bir mikdar okurlar.
    İmam (vitirde) kunut duasını unutup rüküa gittiği halde, cemaat ona uymamakla imam başını kaldırıp kunut duasını okuduktan sonra tekrar rüküa gitmekle cemaat da ona uymuş olsalar cemaatin namazı bozulur.
    Cemaatla kılınan namazlarda safların düzgün olmasına, aralarında açıklık bulunmamasına dikkat edilir. İmam olan zat da buna dikkat edip cemaatı uyarır. Safların en faziletlisi birinci saftır. Sonra sırası ile arkaya doğru fazilet azalarak gider. İmama yakın bulunmanın fazileti pek çoktur. 180- Cemaatten birinin saf arkasında yalnız başına durup imama uyması mekruhtur. Ancak saflar arasında duracak bir yer bulamazsa, o zaman kerahet olmaz.
    İmamı rüku halinde bulan kimse, imama uymak için ilk saflara gittiği takdirde rekatı kaçıracağından korkarsa, son safa geçerek imama uyar, saflardan birine katılmaksızın tek başına yalnızca bir yerde durup imama uymaz; rekat kaçırılacak olsa bile...
    Namaz kılanın önünden geçmek mekruhtur. Ancak önünde bir perde, ağaç, direk benzeri bir engel bulunursa mekruh olmaz. Bu kerahiyet, kırlarda, büyük mescidlerde namaz kılanın secde edeceği yerden geçmek halindedir. Çünkü böyle büyük ve açık yerlerde namaz kılanın önünden hiç geçilmemesinde güçlük vardır. Evlerde ve küçük mescidlerde ise, namaz kılanın mutlak surette önünden geçmekle kerahet meydana gelir.
    İmamın karşısında bulunan sütre (duvar gibi bir engel), cemaat için de yeterlidir. Daha önce bu açıklanmıştı.
    Yüksek veya aşağı bir yerde namaz kılanın önünden geçildiği takdirde bakılır: Eğer geçen kimse ile namaz kılanın bazı azaları arasında bir hizaya gelme ve karşılaşma olursa, geçen kimse günah işlemiş olur; değilse olmaz. Bununla beraber hiç bir zaman namaz bozulmaz.
    Bir görüşe göre, geçenin aşağı yarısı, namaz kılanın yukarı yarısına gelecek şekilde karşılaşma olsa yine kerahet olur; yerde namaz kılanın önünden ata binmiş bir kimsenin geçmiş olması gibi...
    İmam abdestsiz olarak namaz kıldırdığını, cemaat dağıldıktan sonra anlamış olursa, mümkün olduğu kadar bunu cemaate duyurması gerekir. Bir diğer görüşe göre de, cemaata bildirmek gerekmez.
    Bir imamın taşradaki akrabasını görmek için, bir zaruret veya dinlenmek için yılda bir hafta kadar imamlık hizmetini bırakması adete ve şeriata göre hakkıdır.
    Bir özür bulunmadıkça cemaata devam etmelidir. Devam edilmemesini mubah kılacak özürler, teyemmümü mubah kılacak derecede olan hastalıklardır. Felce uğramak, yürüyemeyecek kadar yaşlı olmak, kör olmak, haksız yere saldırıya uğramaktan korkmak, şiddetli yağmur ve çamur bulunmak, soğuk ve karanlık hali olmak, hizmet etmeye mecbur olduğu ve ayrıldığı zaman zarar göreceği bir hasta bulunmak, yolculuğa çıkma hazırlığı ile uğraşmak gibi sebeblerdir. Din ilimleri ile uğraşıp kitab yazmak, fıkıh öğrenip öğretmek de, bu özürlerden sayılır. Bununla beraber devamlı olarak, bu meşguliyet yüzünden, cemaatı terk etmek doğru değildir.
    Yalnız gevşeklik ve tenbellik yüzünden cemaatı terk edip duran kimse, cezaya hak kazanır, şahidliği kabul edilmez. İmam bid'at ehlinden olduğu için cemaatı terk eden kimse ise, cezaya hak kazanmaz. Cemaata devam etmek istediği halde, haklı bir özürden dolayı muntazam bir şekilde devamdan mahrum kalan kimse de, niyetine göre cemaat sevabına kavuşur.
    (*) "Allah'ım! Sen selamsın ve selam sendendir. (Bütün noksanlıklardan berisin. Dünya ve ahiret selameti de ancak senin yardımınla olur. Sen mukaddessin), ey celal ve ikram sahibi olan (Rabbim! )..."
    Kaynak: Büyük İslam İlmihâli, Ömer Nasuhi Bilmen

  4. #4
    BlackPanther adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-03-2006
    Mesajlar
    193
    Karizma Gücü
    0
    (Camilerde binden fazla kişi namaz kılacak, içlerinde bir mümin bulunmayacak.) [Deylemi]

  5. #5
    _Gölge_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-09-2005
    Mesajlar
    748
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı tokatli tarafından gönderildi.
    namaz kıldırırken acık sacık giyinecek degilya.

    kadından imamda olur herseyde olur.
    bu mantıkla olur bak sen arkasında kılarsın dostum

    ama ben kılmam yazılanlar açık ve net bknz delinin biri
    Sütçü imam neden Fransız askerlerine ateş etti ve şehid oldu ?
    Çeşmeden su alan kadınların peçesini açmaya çalıştıkları için değil mi ?

    Biz bu yunan'ı ülke topraklarından neden kovmuştuk ?
    Baskı ve zulüm altında yaşamamak, dinimizi namusumusu güvence altına almak için değil mi ?

    Elin yunanı ne yapıyor, sendeki kemalist(!)ler ne yapıyor..
    Ayıptır bunlar ne biçim insan, utanıyorum ya.

    Türbanı sevmeyebilirsiniz , türbanlıların düşüncelerini benimsemiyor olabilirsiniz .. Ama türbanlılara asla saldıramazsınız ! Eğer saldırırsanız ya kanınız ya sütünüz bozuktur !!!



    ||BDP||
    TürkForum
    Bağımsız Demokrat Parti


  6. #6

    Kayıt Tarihi
    01-03-2006
    Mesajlar
    1,003
    Karizma Gücü
    0
    namaz kılarken dunyayla baglantının kesilmesi yalnızca Allah a yonelilmesi gerekir.
    zaten ben illaki kadın imamın arkasında kılmak farz demedim ki.
    Namaz kılarken aklı fesat islerde olanları Allah affetsin.
    Eger kadın imamlık yapacaksa uygun giyinmeli digerlerini rahatsız etmemeli bunlar yeterlidir.
    .

  7. #7
    _Gölge_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    29-09-2005
    Mesajlar
    748
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı tokatli tarafından gönderildi.
    namaz kılarken dunyayla baglantının kesilmesi yalnızca Allah a yonelilmesi gerekir.
    zaten ben illaki kadın imamın arkasında kılmak farz demedim ki.
    Namaz kılarken aklı fesat islerde olanları Allah affetsin.
    Eger kadın imamlık yapacaksa uygun giyinmeli digerlerini rahatsız etmemeli bunlar yeterlidir.
    islamiyetin kararları kafaya göre uygun ya da değildir gibi şeylerle bir karara bağlanamaz.

    açık ve net

    Alıntı delinin biri tarafından gönderildi.
    İmametin başlıca şartları: İslam, buluğ, akıl, erkek olmak, Kur'an okuyabilmek ve özürden beri olmaktır. Bu şartlara sahip olmayanlar imam olamazlar.
    Sütçü imam neden Fransız askerlerine ateş etti ve şehid oldu ?
    Çeşmeden su alan kadınların peçesini açmaya çalıştıkları için değil mi ?

    Biz bu yunan'ı ülke topraklarından neden kovmuştuk ?
    Baskı ve zulüm altında yaşamamak, dinimizi namusumusu güvence altına almak için değil mi ?

    Elin yunanı ne yapıyor, sendeki kemalist(!)ler ne yapıyor..
    Ayıptır bunlar ne biçim insan, utanıyorum ya.

    Türbanı sevmeyebilirsiniz , türbanlıların düşüncelerini benimsemiyor olabilirsiniz .. Ama türbanlılara asla saldıramazsınız ! Eğer saldırırsanız ya kanınız ya sütünüz bozuktur !!!



    ||BDP||
    TürkForum
    Bağımsız Demokrat Parti


  8. #8

    Kayıt Tarihi
    01-03-2006
    Mesajlar
    1,003
    Karizma Gücü
    0
    delininbiri o yazıyı kime gore yazmıs sorabilirmiyim.
    ------------------------------------------------
    KADIN İMAM DA OLUR, MÜEZZİN DE, DEVLET BAŞKANI DA

    Kuran kadınların hiçbir göreve talip olmasını engellemez. Kadın cumhurbaşkanı da , halife de, kadı da, yargıç da, imam da, müezzin de olabilir. Çünkü Kuran’da yasaklanmayan her şey serbesttir. Serbestlik asıl olan, yasak ise istisnadır. Yasak için vahye yani Kuran ayetine ihtiyaç vardır. Böyle bir yasak olmadığına göre kadın topluma namaz kıldırıp imam da olur, tüm milleti yönetecek cumhurbaşkanı veya başbakan da olur... Gerek Müslüman memleketlerde, gerek diğer ülkelerde kadınların neden devlet yönetiminde ikinci sırada kaldığı tartışılması uzun bir konudur. Fakat şurası açıktır ki Kuran’ın dininde buna hiçbir engel yoktur.

    Başlarına bir kadını geçiren bir kavim asla iflah olmaz.

    İbni Hanbel Müsned 5/43,50; Tirmizi Fiten:75 Nesai Kudat:8; Buhari Fiten:18

    Birçok hadis kitabına girmiş yukarıdaki uydurma, Kuran’ın getirmediği hükümleri kadın aleyhine uyduran gelenekçiler tarafından dinimizin içine sokulmuştur. Tahminimiz odur ki, bu uydurma Hz. Aişe’nin Cemel olayında orduya kumanda etmesi üzerine karşı tarafta yer alanların uydurduğu siyasi kaygılı bir uydurmadır. Bunu gören Süleyman Ateş şu açıklamayı yapar: “Şimdi bu hadiste taşlanan Hz. Aişe’dir. Peygamber Aleyhisselam gerçekten öyle söylemiş olsaydı, Hz. Aişe’nin Cemel olayına katılmaması, Talha ve Zübeyr’in de onu başlarına geçirmemeleri gerekirdi. Kuran’a ters, olaylara aykırı olan bu hadisin doğruluğu şüphelidir. Diğer sahabilerin bilmediği ve uygulamadığı bir hadis, nasıl din hükmü olur?” (Süleyman Ateş’in Kuran Tefsiri, 6/399400)

    Siyasi kaygılarla bu tip hadisler uydurup Allah’ın dinine kendi görüşlerini katanlar Kuran’ın Saba melikesini tarifini de gözardı ederler. Neml suresi 22. ve 44. Ayetler arasında Saba kavminden ve onlara hükmeden kraliçeleri Saba melikesinden bahsedilir. Ayetlerin açıklamalarında Saba melikesinin zekasını, topluma doğruyu buldurmadaki becerisini, kavmini tehlikeye atmayışını, tedbirli yaklaşımlarını görürüz. Kadınların yönetici olamayacağına, kadınlara muhalefetin iyi olduğuna dair yüzlerce gelenekçi hüküm ve uydurmaya karşı Kuran’da bu manada tek bir cümleye, tek bir onaya dahi rastlanmaz.

    Kadınlara yazıyı öğretmeyin. Dikişi ve Nur Suresini öğretin.

    İbnü’l Cevzi, Mevzuat II, 269

    Siz bakmayın bugün gelenekçi İslam’ı savunup da kızlarını üniversiteye sokmaya çalışanlara! Gelenekçi dinin görüşü yukarıdaki gibidir. Eğer Ehli Sünnet alimlerini dikkate almıyorsanız niye hala Ehli Sünnet olmaya devam ediyorsunuz? Sizin dini anlamada yönteminiz nedir? Dini kimden, nereden, neye göre anlıyorsunuz? Eğer Ehli Sünnet alimlerine saygınız, inancınız tamsa bize kızmayın. Biz görmezden geldiğiniz bazı izahları da açıklayıp inancınızın gereğini yapmanıza yardımcı oluyoruz! Lütfen Sunniyim, Hanefiyim diyorsanız bu izahları da unutmayın, uygulayın! Bir de şu konuda lütfen bizi aydınlatın: Ehli Sünnet’e göre kadın, erkek, karışık olarak oturmak haramdır. Hatta bazı izahlara göre kadının sesinin duyulması da haramdır. Peki başörtülü kızları üniversiteye göndermekle bu kızları harama sokmuş olmuyor musunuz? Üstelik bu kızları harama sokmak için eylem bile yapıyorsunuz!
    .

  9. #9
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    acaba Tokatli (Çünkü Kuran’da yasaklanmayan her şey serbesttir.)
    bunu neye gore soyluyor , Kurana gore soylemedigi kesin cinku Kuranda Allah in ve Resulunun emirlerine uymanin gerektigini bildiren ayetler var.

    İşte âyet-i kerime mealleri:
    (Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]
    (Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71]

    (Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7]
    (Resulüm de ki: “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [Al-i İmran 31]

    (O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.) [Necm 3,4]
    (Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız!) [Araf 158]

    (De ki, “Allah’a ve Peygambere itaat edin! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [Âl-i İmran 32]

    (Allah’ın yolu ile, resullerin yolunu farklı göstermek isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150,15
    buradan da anliyoruz ki Kuranda yasak olmayan seyleri Peygamber Efendimiz yasaklamis olabilir ve Allah Kuranda bize Peygamber efendimizin emirlerine uymamizi emrediyor,
    Hadisin uydurma oldugunu nerden biliyorsun , uydurma oldugunu ispat edebilir misin?
    mesajinda

    Siz bakmayın bugün gelenekçi İslam’ı savunup da kızlarını üniversiteye sokmaya çalışanlara! Gelenekçi dinin görüşü yukarıdaki gibidir. Eğer Ehli Sünnet alimlerini dikkate almıyorsanız niye hala Ehli Sünnet olmaya devam ediyorsunuz? Sizin dini anlamada yönteminiz nedir? Dini kimden, nereden, neye göre anlıyorsunuz? Eğer Ehli Sünnet alimlerine saygınız, inancınız tamsa bize kızmayın. Biz görmezden geldiğiniz bazı izahları da açıklayıp inancınızın gereğini yapmanıza yardımcı oluyoruz! Lütfen Sunniyim, Hanefiyim diyorsanız bu izahları da unutmayın, uygulayın! Bir de şu konuda lütfen bizi aydınlatın: Ehli Sünnet’e göre kadın, erkek, karışık olarak oturmak haramdır. Hatta bazı izahlara göre kadının sesinin duyulması da haramdır. Peki başörtülü kızları üniversiteye göndermekle bu kızları harama sokmuş olmuyor musunuz? Üstelik bu kızları harama sokmak için eylem bile yapıyorsunuz


    yazmissin , musluman kizlarin okumasini istemiyormusun , biz dedigin kisiler kim , universitedeki basortulu kizlardan neden rahatsiz oluyorsunuz ?
    Ehl'i Sunnete gore erkek karisik oturmak haramdir diye alay etmeye calisiyorsun ama musluman kesim karisik oturmamak icin duzenleme yapinca laiklik elden gidiyor diye kiyameti kopartiyorsunuz ? Kaldi ki ehli sunnetin dusuncesi sizin sandiginiz gibi degil ,

    neden sunnet dusmanisiniz , Peygamber efendimize acikca karsi cikamadiginiz , soylediklerini begenmediginizi acikca soyleyemediniz icin mi ? nedir bu kin? Eger Peygamber efendimizin hadisleri olmasaydi Islam dininde daha az yasak olur du da belki bu yasaklara uyarmiydiniz yoksa Peygamberimizin hadisleri olmadigi icin Kurani da kendi kafaniza gore yorumlayip , hazir sunneti de reddetmisken ibadetleri de kendi kafaniza gore yorumlayip mesela namaz aslinda dua dir biz dua ediyoruz namaz kilmamiza gerek yok deyip ibadetleri de yapmaktan kurtulur muydunuz? yoksa zaten ibadetleri yapmiyorsunuz da kilif mi ariyorsunuz , 1400 senedir muslumanlar dini yanlis uyguladilarda nedense kendisine karsi cikmayacak ilimli islam toplumu insa etmeye calisan amerika daki bi kadin mi dogru uygulamaya basladi Islam dinini ? yoksa bu amerikanin bi oyunuda buradaki bazi saflar amerikanin ekmegine yag suruyor ,

    selam ve dua ile

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    01-03-2006
    Mesajlar
    1,003
    Karizma Gücü
    0
    biz: mezhepsiz
    siz: mezhepli

    sunnilige gore kadın evden cıkamaz.
    kadından cehennemliktir.
    iste bunu kastettim.
    Bu mesaj en son " 16.05.06 " tarihinde saat 18:30 itibariyle ÖnDeR tarafından düzenlenmiştir... Neden: lütfen saygılı olalım
    .

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bu konuya benzer diğer konular

  1. ABD'li vekil: Mekke bombalansın
    2005 Konuları bölümünde alternick tarafından açılmış
    Yanıt: 28
    Son Mesaj: 10.09.05, 20:17
  2. Ermenileri çildirtan ABD'li isadami
    2005 Konuları bölümünde dalyan tarafından açılmış
    Yanıt: 1
    Son Mesaj: 01.08.05, 20:39
  3. ABD'li senatör: Mekke bombalansın!
    2005 Konuları bölümünde cihan_zg tarafından açılmış
    Yanıt: 66
    Son Mesaj: 26.07.05, 17:15
  4. ABD'li asker öldürüldü
    2005 Konuları bölümünde mike78 tarafından açılmış
    Yanıt: 5
    Son Mesaj: 27.04.05, 16:29

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •