sevgili kardeşlerim,
son zamanlarda müslümanlığı "içten yıkmak" gibi tarifler kullanılarak, islam alimlerine itibar edilmemesini gerektiğini söyleyen seslerin yükseldiği dile getirilmektedir.
"Ahir zaman" olarak tabir edilen şu içinde bulunduğumuz zamanda kur'anı kerimin UNUTULDUĞU herşeyi ile kendisini göstermektedir. kur'anı anlamadan ve bilmeden yapılan yanlış mealler, kur'andan uzaklaşmamıza neden olmuştur.
işte bunlardan bir tanesi: ALİMLER
bu hususda "ehli sünnet" kaynakları ne diyor ve kur'an ne diyor? ehli sünnet olarak bilinen kaynaklara baktığımızda karşımıza bir sürü "alimler" çıkıyor! esasen bu alimlerin içerisinde gerçek alimler, yani ULUL ELBAB (ehlizikir) kullar olmasına rağmen, olmayanlarda elbette mevcuttu. bu sebeple, islam öğretisine bir sürü hurafe karışmıştır. bunlardan bir tanesi de alimler hakkındadır.
günümüzün "ehli sünnet vel cemaat" itikadı, tasavvuf rızasını kazanmış ehlizikir kullar dışında, medreselerde öğrenim görmüş ve islam'ı kitaplardan "mürekkep yalayarak" tahsil edinmiş islam büyüklerine de "alim" demektedir.
işte yapılan yanlış, buraya teşekkül ediyor. ehli sünnet itikadı, kur'anı "alimlerden" öğrenmek gerektiğini söylüyor, ve burada "tasavvuf" alimleri ile "fıkıh" alimleri arasında bir ayırım yapmıyor.
oysa ki, kur'anı kerimde ALLAH TEALA, müteşabih ayetlerin sadece tasavvuf alimleri, yani EHLİZİKİR tarafından yorumlanabileceğini bildirmiştir:
[ali-imran 7]
Kitap'ı sana indiren O'dur: Onun ayetlerinden bir kısmı muhkemlerdir ki; onlar Kitap'ın anasıdır. Diğer ayetlerse müteşâbihlerdir. Şu var ki, kalplerinde bir eğrilik ve bozukluk bulunanlar, fitne aramak, onun teviline öncelik tanımak için Kitap'ın sadece müteşâbih kısmının ardına düşerler. Onun tevilini ise bir Allah bilir, bir de ilimde derinleşmiş olanlar. Bunlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimizin katındandır." derler. Gönül ve akıl sahiplerinden başkası gereğince düşünemez.
[arapçası]
Hüvellezı enzele aleykel kitabe minhü ayatüm muhkematün hünne ümmül kitabi ve üharu müteşabihat* fe emmellezıne fi kulubihim zeyğun fe yettebiune ma teşabehe minhübtiğael fitneti vebtiğae te'vılih* ve ma ya'lemü te'vılehu illellah* ver rasihune fil ılmi yekulune amenna bihı küllüm min ındi rabbina* ve ma yezzekkeru illa ülül elbab
yukarıda altını çizdiğim kısım ULUL ELBAB kullardan bahsediyor. kur'an da ALLAH, ulul elbab'ın ehlizikir kullar olduğunu bildiriyor.
öyle ise, ifadeye dikkatli bakalım sevgili kardeşlerim: ALLAH kur'anda iki çeşit ayet olduğunu bildiriyor.
1. açık ayetler (herkes anlayabilir, alim olmak gerkemez, ayetin ne dediği bellidir)
2. müteşabih ayetler (herkes anlayamaz, ALİMLER dahi anlayamaz, illa ki ulul elbab anlar)
görüyoruz ki, "ehli sünnet vel cemaat" alimlerinin (fıkıhtaki alimlerin) kur'anı anlama hususunda kendilerine bir pay çıkarmaları yanlıştır. onlar, ehli sünnet alimler olmalarına rağmen, kur'anın müteşabih ayetlerini anlayamazlar. "sadece ulul elbab anlar" diyor ALLAH TEALA.
bunun sebebi ise ULUL ELBAB, yani ehlizikir kulların bu ayetleri bizzat ALLAH'a sorarak cevap alma yetkileri olduğu için, anlayabilirler.
görüyorsunuz ki, ALİMLER konusunda, (fıkıh alimleri tarafından oluşturulan) ehli sünnet itikadı ile Kur'anı kerim öğretisi birbirine ters düşüyor. öyleyse bizim "islamı içten yıkmak" gibi bir gayemiz yok, bilakis, islam'ı yanlış olan hurafelerden arındırarak, kur'an daki, peygamber efendimiz (s.a.v) ve sahabenin yaşadığı islamı tekrar canlandırmaktır. bu islam, "ehli sünnet itikadına" da bu yüzden ters düşmektedir.
ALLAH razı olsun.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
RTIK ONLARI UĞRAŞSAN DA GİRDİKLERİ YOLDAN DÖNDÜREMEZSİN.
