''TÜRKİYE'NİN IMF'YE BORCU, CUMA AKŞAMI İTİBARİYLE 11.8 MİLYAR DOLARA DÜŞTÜ''
''IMF İLE STAND-BY ANLAŞMASI MAYIS 2008'E KADAR GEÇERLİ, STAND-BY BU TARİHE KADAR DEVAM EDECEK''
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, hükümeti kurduklarında Türkiye'nin IMF'ye borcunun 23.5 milyar dolar olduğunu hatırlatarak, Cuma akşamı itibariyle bu borcun 11.8 milyar dolara düştüğünü bildirdi.
Babacan, Hazine Müsteşarlığı'nda uluslararası doğrudan yatırımlarla ilgili düzenlediği basın toplantısında, IMF'ye borçların erken geri ödenmesine ilişkin sorular üzerine, Türkiye'nin IMF'ye olan borçlarının, 23.5 milyar dolardan 11.8 milyar dolara indiğini, ancak erken ödeme konusunda bugün itibariyle bir karar vermediklerini söyledi.
Babacan, ''net borç ödeyicisi'' olmaya devam ettiklerini belirterek, IMF ile stand-by anlaşmasının Mayıs 2008'e kadar geçerli olduğunu ve stand-by'ın bu tarihe kadar devam edeceğini, çünkü bunun Türkiye'nin orta vadeli ekonomik görünümü açısından önemli olduğunu ifade etti.
IMF ile yapılan stand-by anlaşmasının borç ve alacak bağlantısı açısından bağımsız olduğunun altını çizen Babacan, ''Biz, IMF ve Dünya Bankası ile programımızın ekonomik kredibilitesini artırmak için çalışıyoruz'' dedi.
Bu kuruluşlarla çalışmalarının amacının ''Türkiye'nin borçlanma faizlerini aşağı indirmek'' olduğunu kaydeden Bakan Babacan, ''Faizleri 3-4 puan aşağı indirebilecek isek, bu kuruluşlarla çalışırız. Kompleksli olmadık, olmayacağız da...'' diye konuştu.
Türkiye'nin borç ödeme kapasitesinin arttığını, Merkez Bankası ve Hazine rezervlerinin önemli düzeyde yükseldiğini belirten Babacan, ''borç kalemini kapatmanın'' kendi tercihlerinde olduğunu, erken ödeme konusunun siyasi değil, ekonomik temellere ve gerekçelere göre alınacak bir karar olduğunu vurguladı.
Devlet Bakanı Babacan, erken ödeme konusunda, ''Şu an itibariyle bizim böyle bir düşüncemiz yoktur. Bu konulara ekonomik perspektiften bakılacaktır'' dedi.
Babacan, IMF ile gözden geçirme çalışmaları hakkında bilgi verirken, bunun temel olarak 3. gözden geçirme çalışması olduğunu, ancak bu süreçte 4. gözden geçirme konuları için de önemli ilerlemeler sağladıklarını kaydetti.
Ali Babacan, IMF heyeti ile yapılacak çalışmalar sonucunda bir birleştirmeye karar verilebileceğini, ancak Türkiye'nin birleştirme sonucu alacağı kredinin artmasının çok önemli olmadığını ifade etti. Babacan, ''Bu, Türkiye'nin dert edeceği bir konu değil'' dedi.
IMF heyetinin çalışmalarına İstanbul'da başladığını hatırlatan Babacan, bugün Türkiye Masası Şefi Lorenzo Giorgianni başkanlığındaki bir heyetin Ankara'ya geleceğini, en erken yarın akşam ya da Çarşamba sabahı görüşeceklerini bildirdi. Babacan, gözden geçirme çalışmalarında herhangi bir sıkıntı beklemediklerini belirterek, bu çalışmaların rutin planlara bağlı bulunduğunu, bu konularda rahat olunması gerektiğini bildirdi.
''YATIRIM ORTAMINI İYİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI, HIZLI ŞEKİLDE DEVAM EDECEK''
''YATIRIM ORTAMINI İYİLEŞTİRMEYLE İLGİLİ, ÖNÜMÜZDE ÖNEMLİ BİR REFORM GÜNDEMİ VAR VE BU REFORM GÜNDEMİNİN ÖNEMLİ KONULARINDAN BİR TANESİ DE İDARİ YARGI''
''SEKTÖRLER ARASINDAKİ DENGENİN, MUTLAKA ÖZEL SEKTÖR TARAFINDAN KENDİ İÇİNDE OLUŞTURULMASI GEREKİYOR''
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, yatırım ortamını iyileştirme çalışmalarının hızlı şekilde devam edeceğini söyledi.
Babacan, Hazine Müsteşarlığı'nda ''Uluslararası doğrudan yatırımlarla'' ilgili düzenlediği basın toplantısının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yatırım ortamını iyileştirmeyle ilgili, önlerinde önemli bir reform gündemi bulunduğunu kaydeden Babacan, bu reform gündeminin önemli konularından birinin de ''idari yargı'' olduğunu söyledi. Babacan, bu konuyla ilgili önemli iyileştirmelere ihtiyaç bulunduğunun açık olduğunu kaydederek, şöyle devam etti:
''Kuralların yazılı olması, yazılı olanların gerçekten uygulanması, yargı sonuçları ile ilgili belirsizliklerin ortadan kalkması, önümüzdeki dönemde büyük önem taşıyacak. Bu da hemen olacak bir şey değil, zaman alacak ama problemleri iyi biliyoruz, farkındayız. Zaman içerisinde atılacak adımlarla bu konularda Türkiye daha iyi ortama kavuşacaktır diye bekliyoruz.''
-TEŞVİKLER
Teşviklerle ilgili soru üzerine Babacan, sektörel teşviklerin bazı özel durumlar dışında, hem Dünya Ticaret Örgütü kuralları çerçevesinde, hem de AB kuralları çerçevesinde artık hızla gündemden çıktığına vurgu yaparken, ''sektörler arasındaki dengenin, mutlaka özel sektör tarafından ve özel sektör güçleri tarafından kendi içinde oluşturulması gerekiyor'' dedi.
Türkiye'de zaman zaman devletin bazı sektörlere destek verdiğini, zamanında yanlış verilen o desteklerin pek çok sektörde kapasite fazlalığına, atıl kuruluşların oluşmasına neden olduğuna işaret eden Babacan, ''Dolayısıyla hangi sektörün nasıl iyileşeceği konusunu, mutlaka piyasa dengelerine bırakmak gerekmektedir. Zaten istesek de hem DTÖ hem AB bu konuda bağlıyor ve sektöre özel uygulamalar, artık bundan sonraki dönemde varsa bile hızla azalacak, yok olacak'' diye konuştu.
-BÖLGESEL KALKINMIŞLIK FARKININ GİDERİLMESİ
Bölgesel kalkınmışlık farkını gidermek üzere atılan adımların son derece yerinde adımlar olduğunu ifade eden Babacan, bu uygulamayı 49 ilde başlattıklarını hatırlattı ve şöyle devam etti:
''Türkiye'nin yatırım ortamı ile ilgili pek çok adım attık. Ancak bu adımlar yeterli mi, burada iş bitti mi değil. Yatırım ortamını iyileştirme hiç bir zaman bitmeyecek bir faaliyettir. Yatırım ortamını iyileştirme her zaman olacak. Çünkü bizim her yıl bir öncekinden daha iyi pozisyonda olmamız gerekiyor. Aynı zamanda bu konuda ülkeler arasında rekabet var. Yerinde duran ülke kaybediyor, geride kalıyor. Yatırım ortamını iyileştirme çalışmaları hızlı bir şekilde devam edecek.''
-YURT DIŞINA KAR TRANSFERİ
Babacan, yatırımlardan gelir transferlerine ilişkin soru üzerine, bu rakamların Merkez Bankası tarafından açıklanan Ödemeler Dengesi Raporu'nde yer aldığını hatırlatarak, ''2005 yılında 270 milyon dolar yurt dışındaki Türk yatırımlarından içeriye kar transferi, yurt içindeki yatırımlardan yurt dışına kar transferi de 1 milyar 94 milyon dolar olarak gerçekleşti'' dedi.
Ayrıca ''Türkiye Yatırım Destek ve Promosyon Ajansı'nda kurumsal bir acelecilik mi var'' şeklindeki soru üzerine Babacan, çok esnek, dinamik bir yapılanma öngördüklerini belirterek, şöyle konuştu:
''Hem personel politikası olarak hem de faaliyet alanı olarak, son derece esnek ve özel sektör mantalitesinde çalışan bir kurum olacak. Türkiye'de siyasi irade arkasında olmadıktan sonra, kurumların başarıya ulaşması son derece güç. Böylesine bir kurumun, mutlaka özel sektör perspektefine sahip olması lazım, ama arkasında da güçlü bir siyasi irade şart.
Bunu biz aslında başbakanlığın bir kuruluşu olarak düşünüyor olmamızda, tüm bakanlıklar arasında koordinasyonu kurabilecek bir güce niteliğe sahip olabilmesi. Bunun çalışması yeni değil, iyi sonuç alacağımızı bekliyoruz.''
''BİR AYLIK, İKİ AYLIK, MEVSİMSEL YA DA KONJONKTÜREL SEBEPLERLE ENFLASYONDA OLABİLECEK DALGALANMALAR KİMSEYİ ENDİŞELENDİRMEMELİ''
''ENFLASYONDA ÖNGÖRÜLENİN YA DA HEDEFLENENİN ÖTESİNDE BİR GELİŞMEYİ, BİZ ŞU AN İÇİN BEKLEMİYORUZ''
''TÜRKİYE'NİN UZUN VADELİ KALKINMASI NE IMF'DEN GEÇİYOR NE DÜNYA BANKASI'NDAN... ULUSLARARASI DOĞRUDAN YATIRIMLARI TÜRKİYE'YE DAHA ÇOK CEZBETMEKTEN GEÇİYOR''
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, bir aylık, iki aylık, mevsimsel ya da konjonktürel sebeplerle enflasyonda oluşabilecek dalgalanmaların kimseyi endişelendirmemesi gerektiğini söyledi.
Babacan, Hazine Müsteşarlığı'nda ''Uluslararası doğrudan yatırımlarla'' ilgili düzenlediği basın toplantısının ardından, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Babacan, Nisan ayı enflasyon rakamlarıyla ilgili soru üzerine, son 3 yıldır tüm dünyada petrol fiyatları hızla artarken, doğalgaz, kömür, hammadde fiyatları artarken, arka arkaya enflasyon hedefinin tutturularak bugüne gelindiğini söyledi ve şöyle devam etti:
''3 yıldır Türkiye'nin enflasyon ile mücadelede elde ettiği başarı gerçekten tarihi bir başarıdır. Çünkü enflasyonu normal giden ülkeler bile sırf bu fiyat artışları nedeniyle, enflasyon hedeflerini tutturamama ile karşı karşıya kaldılar. 2006 yılına girdiğimizde ise artık Türkiye'de enflasyonun belli seviyelerde bulunduğu, fiyat istikrarı konusunda epey bir yol alındığı bir döneme girmiş durumdayız. Artık Merkez Bankası enflasyona bakarken, önümüzdeki ay ne olacak, ondan sonraki ay ne olacak diye bakmıyor, 18 aylık perspektifle bakıyor. Merkez Bankası'nın 18 aylık perspektiflerine baktığımızda da enflasyonun ana eğilimlerinde herhangi bir değişiklik görülmüyor. Bu, nisan sonuçları açıklandıktan sonra da bu şekilde.''
Bir aylık, iki aylık, mevsimsel ya da konjonktürel sebeplerle enflasyonda olabilecek dalgalanmaların kimseyi endişelendirmemesi gerektiğini belirten Babacan, enflasyon oranı düştükçe mevsimselliğin ve dış şokların daha güçlü şekilde aylık enflasyon rakamlarında hissedileceğini ve buna alışmak gerektiğini söyledi.
Babacan, ''Burada önemli olan uzun vadede nereye doğru gittiğimizdir. Bu konuda bizim herhangi bir endişemiz yok, hedefimizi açıkladık, belirsizlik bantı var. Öngörülenin ya da hedeflenenin ötesinde bir gelişmeyi biz şu an için beklemiyoruz. Dolayısıyla artık Türkiye'de enflasyon konusunda elde edilmiş başarılardan geri dönüşü hiç kimse hiç bir zaman düşünmemeli'' diye konuştu.
-''SEÇİM EKONOMİSİ TABİRİ, LUGATLARDAN ÇIKARILMALI''-
Devlet Bakanı Babacan, erken seçim ile ilgili soru üzerine, 2004 yılında Türkiye'de yerel seçimlerin yapıldığını hatırlatarak, 2004 yılında hiçbir ekonomik göstergede sapma olmadığını söyledi.
''Artık bu seçim ekonomisi tabirinin lügatlerden, terminolojiden çıkarılması gerekiyor'' diyen Babacan, Türkiye'nin yakaladığı bu tarihi fırsatı asla kısa vadeli yaklaşımlarla kaybetmeyeceğini, buna ne hükümetin ne de milletin zaten izin vermeyeceğini ifade etti. Babacan, IMF heyeti ve borçların erken ödenmesi ile ilgili sorular üzerine, şu yanıtı verdi:
''Türkiye'nin uzun vadeli kalkınması ne IMF'den geçiyor ne dünya Bankası'ndan geçiyor. Uluslararası Doğrudan Yatırımları Türkiye'ye daha çok cezbetmekten geçiyor. Türkiye'de yatırımlar artmadığı sürece Türkiye'nin ekonomik geleceğinin düzelmesi mümkün değildir. Türkiye'de ekonomik kalkınmanın kaynağı yatırımlar olacaktır. Özel sektör yatırımları, uluslararası, küresel sermayenin Türkiye'ye daha çok gelmesi ile mümkün olacaktır.''
''TÜRKİYE YATIRIM DESTEK VE TANITIM AJANSI KURULMASI HAKKINDA KANUN TASARISI, 4 NİSAN 2006 TARİHİNDE TBMM'YE GÖNDERİLEREK YASALAŞMA SÜRECİ BAŞLATILMIŞTIR''
''AJANS, İDARİ ANLAMDA YATIRIMLARLA İLGİLİ TÜM BAKANLIKLAR NEZDİNDE FAALİYETLER SÜRDÜRECEĞİ İÇİN, KAMU TÜZEL KİŞİLİĞİNE SAHİP, BAŞBAKANLIĞIN İLGİLİ KURULUŞU OLARAK TEŞKİL EDİLDİ''
TÜRKİYE YATIRIM PORTALI'NDA TÜRKİYE, ''YÜKSELEN YILDIZ'' OLARAK TANITILIYOR
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Kurulması Hakkındaki Kanun Tasarısı'nın, 4 Nisan 2006 tarihinde TBMM'ye gönderilerek yasalaşma sürecinin başlatıldığını söyledi.
Babacan, uluslararası doğrudan yatırımlar konusunda Hazine Müsteşarlığı'nda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye için yatırım tanıtımı konusunda kurumsal bir kapasite oluşturulması hususunun, Hükümetin gündeminde yer alan öncelikler arasında olduğunu anlattı.
Konuyla ilgili benimsedikleri yaklaşım çerçevesinde, bir taraftan etkin çalışacak bir kurumsal kapasitenin oluşturulması için gerekli yasal düzenleme çalışmalarının ilgili kurumlarca devam ettirildiğini, diğer taraftan da söz konusu kapasitenin faal hale gelmesine kadar geçen sürede, zaman kaybetmeden gerekli altyapının hazırlık çalışmaları yapıldığına işaret eden Babacan, ''nitekim Türkiye Yatırım Portalı, Türkiye'de yatırım tanıtımı için bir baz oluşturma, bu fonksiyon için gerekli altyapıyı hazırlama konusunda Hazine Müsteşarlığı tarafından yürütülen çok çeşitli faaliyetlerden birini teşkil etmektedir'' dedi.
-DİĞER ÜLKE ÖRNEKLERİ...-
Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı konusunda, diğer ülkelerdeki benzer kurumsal yapılar incelendiğinde, yatırım tanıtım faaliyetlerinin dört temel fonksiyon üzerinden yürütüldüğünün görüldüğünü belirten Babacan, bu fonksiyonları ''pozitif yatırım yeri imajı oluşturma, yatırımcıların, yatırım yapmadan önce, yatırım aşamasında ve yatırımlarını yaptıktan sonra ihtiyaç duydukları bilgilendirme ve yönlendirme hizmetleri, Yatırım veya yatırımcı hedefleme olarak da bilinen yatırımcı geliştirme fonksiyonu ve son olarak yatırımcıların ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda uygun yasal çerçevenin oluşturulmasına yönelik çeşitli faaliyetleri içeren politik destek fonksiyonu'' olarak sıraladı.
Bu fonksiyonlar arasında özellikle yatırımcı hizmetleri, sağladığı fayda itibariyle özel önem arzeden bir fonksiyon niteliğinde olduğunun altını çizen Babacan, tüm yatırımcıların, yatırım yapmadan önce, yatırım aşamasında ve yatırımlarını yaptıktan sonra çok çeşitli konularda bu tür destek hizmetlerine ihtiyaç duyduğunu ve alabildiği detek ölçüsünde de yatırım kararlarının hız kazandığını anlattı.
Dünya Yatırım Tanıtım Ajansları Derneği (WAIPA) verilerine göre, tüm Dünyada 164 Ulusal, 250'nin üzerinde bölgesel yatırım tanıtım ajansının faaliyet gösterdiğinin altını çizen Babacan, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı Teşkilatı (UNCTAD) tarafından 2000 yılında 101 yatırım tanıtım ajansına uygulanan ''Yatırım Tanıtım Ajansları Dünyasına Bakış'' başlıklı ankete göre, OECD Ülkelerindeki ve Geçiş Ekonomilerindeki ajansların, daha çok ''yatırımcı hedefleme ve yatırım sonrası yatırımcı hizmetleri, Gelişmekte olan ülkelerdeki ajansların, yatırım politikası tasarlama ve danışmanlık hizmetleri ile yatırımcı hedefleme'', Az Gelişmiş Ülkelerdeki ajansların ise ''yerli yatırım tanıtımı ve yatırım politikası tasarlama ve danışmanlık'' alanlarında yoğunlaştığını vurguladı.
Babacan, yine aynı anketin sonuçlarına göre, ankete katılan ajansların çoğunlukla kamu kurumu niteliğinde olduğunu, gelir kaynaklarına bakıldığında, ajansların finansmanının çoğunlukla kamu kaynaklarından sağlandığını, bununla birlikte çeşitli hizmetlerden sağlanan gelirlerin ve yardım gelirlerinin de bu amaçla kullanıldığının görüldüğünü bildirdi.
Tanıtım ajanslarının personel yapısına da değinen Babacan, Ajansların toplam personel sayısının, ortalama 25-30 kişi aralığında olduğunu, ayrıca yaklaşık yüzde 30 oranındaki personel değişim oranının, ajansların oldukça esnek bir personel politikasına sahip olduklarına işaret ettiğini kaydetti. Babacan şöyle devam etti:
''Ülkemizin yatırım çekme alanında bir anlamda yarışacağı diğer ülkelerin uygulamaları incelenmiş ve en fazla rekabet edebilme imkanı tanıyan özellikler oluşturulan kurumsal kapasiteye yansıtılmıştır.
Bu çalışmalarda ayrıca, bugüne kadar çeşitli platformlarda yapılan değerlendirmeler sonucunda belirginlik kazanan böyle bir kurumsal kapasiteden beklentiler ve sahip olması gereken nitelikler de dikkate alınmıştır. Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı'nın kurulmasına ilişkin yasal düzenleme, yatırımların artırılması konusunda Türkiye'nin ülkeler arası yarışta rekabet gücünü artıracak unsurlar içermektedir.''
-AJANSIN YAPISI...-
Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı'nın yapısı konusunda da bilgi veren Babacan, idari anlamda yatırımlarla ilgili tüm Bakanlıklar nezdinde faaliyetler sürdüreceği için, kamu tüzel kişiliğine sahip, Başbakanlığın ilgili kuruluşu olarak teşkil edildiğini kaydetti.
Babacan, ajansın görev ve yetki alanının, ulusal düzeyde yatırım destek ve tanıtım stratejisinin, kalkınma ajansları ve ilgili diğer kuruluşlarla işbirliği halinde belirlemek ve uygulamak olarak tanımlandığını söyledi.
Ajansın gelirinin yüzde 100 kamu kaynaklarından karşılanacağını belirten Babacan, kuruluşun, ilgili Bakan ile kamu ve özel sektör kuruluşu temsilcilerinden oluşan bir Danışma Kurulu'nun bulunacağını vurguladı.
Babacan, Türkiye Yatırım Portalı'nın, ilk başlarda, Türkçe ve İngilizce, daha sonra da, Fransızca ve İtalyanca dillerinde hizmet vereceğini belirtti.
Öte yandan Türkiye Yatırım Portalı'nda Türkiye, ''Yükselen Yıldız'' olarak tanıtılıyor.
kaynak


LinkBack URL
About LinkBacks

Alıntı Yaparak Cevapla