Fransa kaşınıyor...Hatırlanacağı gibi, Fransız Meclisi, 29 Ocak 2001'de sözde Ermeni soykırımını tanıyan bir yasayı 51 milletvekilinin katılımıyla kabul etmişti. Fransa tarafından yürürlüğe konulan "Fransa 1915 Ermeni soykırımını resmen tanır" şeklindeki yasa, o tarihte Anavatan Türkiye tarafından protesto edilmiş; Paris Büyükelçimiz Sönmez Köksal yasanın çıkmasını takiben "istişare" kapsamında Ankara'ya çağrılmış ve uzun bir süre Paris'e dönmemişti.
Fransa'da, 1971'de bir Ermeni anıtının açılması yüzünden dönemin Paris Büyükelçisi Hasan Esat Işık da Ankara'ya çağrılmıştı.
Geçtiğimiz günlerde Lyon'da açılan sözde Ermeni Soykırım Anıtı için, emperyalizme teslim olan AKP Hükümeti'nin beklenen tepkiyi göstermemesi bizleri şaşırtmamıştır.
Fransız Meclisi 2001'de ve şimdi 2006 yılında benzer nedenlerle, yaklaşan cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimlerinde Ermeni oylarını kapabilme düşüncesiyle, söz konusu yasayı geçirmeye çalışıyor. Yaklaşık bir yıl sonra yapılacak olan seçimlerin çok çekişmeli geçeceği ve az sayıda oyun sonuçları etkileyecek olması, Ermeni oylarının değerini de artırıyor.
Fransız Ulusal Meclisi'ne mensup Sosyalist Parti, Ermeni oylarını alabilme uğruna, Fransa'nın Anavatan Türkiye ile ilişkilerini krize sokmayı göze almış durumda. Daha önceleri, ABD, Arjantin, Kanada, Yunanistan, Lübnan, Belçika, Avrupa Parlamentosu, Kıbrıs Rum Kesimi ve Fransa Temsilciler Meclisi Senato ve Parlamentosu'ndan değişik kararlar çıkmış, ancak hiçbiri kanunlaşmamıştı. 2001 yılında Fransa ilk kez böyle abuk sabuk bir iddiayı yasallaştırmıştı. Mayıs'ın 18'inde, Fransa bunu ikinci kez gerçekleştirecek.
FRANSIZ TARİHÇİLER AYAKLANDI
Fransa'da geçtiğimiz yıl 19 tarihçi, tarih alanına giren konularda Fransız Parlamentosu'nun çıkardığı bir dizi yasanın ortadan kaldırılmasını isteyen bir bildiri yayımlamıştı. Zenci ticareti ve köleliğin insanlığa karşı suç sayılması ve okullarda okutulması hakkındaki yasaya (2001), Yahudi soykırımını inkâr etmeyi yasaklayan Gayssot yasasına (1990) ve 1915 Ermeni olaylarını soykırım sayan yasaya (2001) da karşı çıkarak; tarihin resmi gazetede yayımlanan yasalarla belirlenemeyeceğini, bu tavrın demokratik bir ülkede olması gereken serbest tartışma ortamını etkilediğini vurgulayarak, siyasilerin tarihle ilgili konularda ahkâm kesmekten vazgeçmelerini talep etmişlerdi.
FRANSA KENDİ SOYKIRIMINI UNUTTU
Fransa Ulusal Meclisi, 300 bin Ermeni'nin oyu uğruna Anavatan Türkiye ile kriz yaratmayı göze alırken; İkinci Dünya Savaşı yıllarında Cezayir'de masum sivillere karşı yapmış olduğu mezalimi unutmuş görünüyor. Cezayir'de 1 milyon insanın katledildiği 1954-1962 yılları arasında 25.000 kişiye işkence yapıldığı ve 3.025 kişinin de yargısız infazla öldürüldüğü, hayatta olan Fransız General Jackques Massu ve yardımcısı General Paul Aussarresses tarafından, Le Monde gazetesinde 2000 yılında itiraf edilmiştir.
Sömürgecilik tarihine adını kanla yazdıran Fransa, Afrika'daki ilk sömürgesi olan Cezayir'de Atatürk'ten esinlenen halkın özgürlük ve bağımsızlık direnişini kırmak için "kendi içinde eritme" yöntemini uygulamaya başlamış ve Cezayir halkını ortadan kaldırma girişiminde bulunmuştur.
Ruanda ve Korsika'da Fransa'nın yaptığı mezalim; insan hakları, eşitlik, özgürlük gibi çağdaş kavramları savunur görünen Fransa'nın karanlık tarihinin en belirgin örnekleridir.
FRANSA'YA KARŞI YAPTIRIM BAŞLATILMALI
Sözde Ermeni Soykırımını her fırsatta kullanmaya kalkan, ASALA terörüne yıllarca ses çıkarmayan, Ermeni teröristlere yataklık ederek dost olmadığını defalarca gösteren Fransa'ya gereken tarihi ders çok sert bir şekilde verilmelidir.
Büyük Türk milletinin fertleri, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, Fransız mallarını boykot etmeli ve bu ürünlere karşı kampanyalar başlatmalıdırlar.
Anavatan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti TBMM'yi acilen toplantıya çağırmalı ve Fransa'yı şiddetle kınamalı; Cezayir Soykırımını inkâr edenlere karşı yaptırımlar ihtiva eden bir yasayı hemen Meclis'imizden geçirmelidir.
Türkiye'de açılacak ihalelere Fransız firmaları sokulmamalı; verilmiş ihaleler var ise onlar da iptal edilmelidir.
Fransa'daki Büyükelçimiz hemen Ankara'ya çağrılmalı ve Türkiye'deki Fransız Büyükelçinin de ülkesine dönmesi sağlanmalıdır.
Fransa'nın yaratmak istediği krizi öne sürerek, AB ile sıkıntılı olan ilişkilerimizi de gözden geçirmemiz şarttır.
Fransa'nın yaptığı soykırımları gözler önüne sermek için anıtlar dikilmeli ve etkinlikler düzenlenmelidir. 2007, Cezayir Soykırımı'nı Anma yılı olarak ilan edilmelidir.
Türkiye Fransa'ya karşı sessiz kalmamalıdır. AKP Hükümeti'nin önünde, dış ilişkilerimizdeki bozuk karnesini emperyalist ve sömürgeci ülkelere karşı takınacağı kararlı tutumla düzeltme fırsatı vardır. AKP Hükümeti'nin üzerine düşeni yapmaması halinde Türkiye'deki siyasi partiler, ulusalcı sivil toplum örgütleri ve duyarlı Türk halkının gök kubbeyi AKP'nin başına yıkması şart olur.
Kaynağa ulaşmak için tıklayın


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

