• Reklam
8 sonuçtan 1 --- 8 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    27-11-2005
    Mesajlar
    9,261
    Karizma Gücü
    8

    Garanik Meselesi

    GARANİK MESELESİ
    Peygamber efendimiz (s.a.v.) yeni nazil olan Necm suresini Harem-i Şerif’te bulunanlara okuyordu. Surenin 19-20. ayetlerinde ( peki gördünüz mü o Lat’ı ve Uzza’yı ve diğer üçüncü Menat’ı ?) müşrüklerin putlarının adları geçiyordu. Surenin sonunda da secde ayeti vardı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) secde ayeti gelince secdeye kapandı. Onunla beraber tüm Müslüman ve müşriklerde secdeye vardı.
    Ancak müşrikler, surenin içinde geçen putlarının isimleri dolayısyla allah’a değil, kendi putlarına secde ettiler. Müslümanlar da bunu yanlış anlayıp müşriklerin Müslüman olduklarını zannettiler. Ve prtalığa böyle bir şayia yayıldı. Habeşistan’ a hicret edenler de bunu duyunca Mekke’ye geri döndüler.
    Daha sonra olayın aslı anlaşılmasına rağmen, sonraları “Garanik Meselesi” diye bir iftira ortaya atmışlardır. Güya şeytan ayetlerin arasına putlarında şefaatinin umulacağı manasında bir fısıltı eklemiş, müşriklerde buna memnun olup secdeye varmışlardır diye.
    Bu kıssada bazı müşrikler gibi İslam düşmanlığı güden bir takım kimseler hakiat vehmetmişlerdir. Oysa en büyük tefsir, hadis, siyer ve İslam tarihi alimleri gerek rivayet açısından gerekse İslam akidesiyle münasebeti açısından bu uydurulmuş hadiseyi incelemiş ve kesin bir şekilde yalanlamışlardır. Ve bizimde onlara vereceğimiz cevap:
    1. Peygamber efendimiz (s.a.v.) doğumundan ve vahiyle memur kılındığı andan itibaren gafletten yanılmadan muhafaza edilmiştir. Şeytanın peygamberlerin risalet vazifelerine müdahalesi asla mümkün değildir.
    2. Hicr 42: Şeytanın ihlaslı kullara yaklaşamayacağı bildiriliyor. Peygamber Efendimiz ( s.a.v.)’den daha ihlaslı birimi vardı?
    3. Peygamber efendimiz (s.a.v.) korunduğu gibi, Kur’an-ı Kerim’de ilahi bir muhafaza altında;
    Fussilet 42: O’na ( O Kur’an’a ) ne önünden, ne de arkasından batıl (yaklaşıp) gelemez.
    Hicr 9: Mukakkak ki o Kur’an’ı biz indirdik ve muhakkak onu koruyucu olanlarda elbette biziz.
    4. En güzel cevapta surenin başında ( Necm 3-4 ) O have ve hevesiyle konuşmaz ayeti kerimesiyledir.
    Zaten garanik iddiasının yer aldığı rivayet sened yönünden merduttur.
    Sahih hadiseleri rivayet eden hiçbir kitabın bunu nakletmemesi, onun çürüklüğünü göstermeye kafidir.
    Aklende bu iddia mümkün değildir. Zira garanikte şirk iddiası vardır. Oysa İslam dini ilk andan itibaren tevhidi tebliğ etmiştir.
    Necm suresinde baştan sona kadar şirk tahrik edilmekte, putların kuru isimlerinden ibaret olduğu, müşriklerin sırf zan ve hevese uydukları bildirilmektedir. Böyle bir surenin içine, müşriklerin tasvip edip secde edecekleri bir sözün karıştırılması, olaki karıştırılmıs olsa bile bunun müşrikleri ikna etmesi mümkün değildir.
    ....

  2. #2

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    Konu eksik ve yanlış kalmasın . Aşağıda Bu konu ile ilgili ayet ve hadisler ve iddialar mevcut. Herkes görüşüne göre degerlendirsin.

    "22/52. Senden önce gönderdiğimiz hiçbir elçi ve peygamber yoktur ki, birşeyi arzuladığı zaman, şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmamış olsun.

    ( Elmalı anlatımı)
    52- (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da Allah, âyetlerini tahkim eder (güçlendirir). Allah Alîm'dir (herşeyi bilir), Hakîmdir (Hikmet sahibidir)


    Hadisler:

    Hadis 1: "Peygamber Mekke'de Necm suresini okurken secde etti ve onunla birlikte,-aldığı toprağı alnına götüren yaşlı birinin dışında Müslüman ve putatapan herkes secde etti." Kaynak: Buhari( hadis no:555), Tirmizi ve öteki hadis, fıkıh kitapları.



    1-Peygamberin can düşmanı diye nitelenen putataparlar nasıl oldu da, Muhammed ile bir araya gelebildiler?

    2-Putataparlar nasıl oldu da, Muhammed ile birlikte secde ettiler?

    Bu soruların karşılığını bulabilmek için, bundan sonraki iki hadis iyi incelenmelidir.

    Hadis 2: "Peygamber Mekke'de iken Necm suresini okuyorduç" Lat'ı, Uzza'yı ve bir öteki, üçüncü (put) olan Menat'ı gördünüz mü ? diyen yere gelince şeytan, peygamberin diline şunu atıverdi

    "İşte bunlar, yüce turnalardır. Şefaatleri de elbette ki umulur." Bunun üzerine putataparlar: "Muhammed daha önce değil, bu gün tanrıçalarımızı iyi sözlerle andı!" dediler. Yine bunun üzerine Peygamber secde etti ve onlar da secde ettiler. İşte bu nedenle de Tanrı şu ayeti indirdi:

    Kim bu hemde yüce olan Turnalar.

    "(Ey Muhammed!) Senden önce hiçbir peygamber yoktur ki, şeytan onun okudukları arasına, bir şeyler katıp bırakmasın. Tanrı, şeytanın bıraktığını bozar, kendi ayetlerini güçlendirir. Tanrı bilendir, hikmetlidir." (Hacc suresi, ayet:52) (Anlatan Peygamberin arkadaşları: Abdullah İbn Abbas'ın da içinde olduğu bir topluluk. Kaynak: Süyuti, İbn Hacer)

    Ve çok açık görülüyor ki:

    Putataparların Peygamberle birlikte secde etmelerinin nedeni :"Peygamberin üç putu (Lat, Uzza, Menat) öven sözlerle anması ve bunu, ayet olarak okumasıdır." Bu sözlerin oluşturduğu ayetler, tanrının ayetleri değil "şeytanın ayetleri"dir. Bu ayetler sonradan sureden çıkarılmıştır. Yukardaki Hacc suresinin 52.ayetinde anlatılanda budur.

    Bu konuda uzun söze gerek yok. İslam dünyasının en büyük uzmanlarından Suyuti ve İbn Hacer "hadis"i sağlam ve olayı gerçek kabul ediyorlar. Süyuti'de, İbn Hacer'de hangi hadisin sağlam, hangisinin çürük olduğunu en iyi bildikleri İslam dünyasında kabul edilegelmiş uzmanlardır. Ve bunlar için de "dinsiz, İslam düşmanı" suçlaması yapılamaz.




    Not: Muhammed' in Lat, Uzza ve Menat'ı övdüğü zamanın, İslamın henüz yayılmadığı, Mekke' de Muhammed ile alay edildiği ve dolayısıyla Muhammed' in oldukça yanlız ve sıkıntılı olduğu bir döneme denk gelmesi üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır. Bu şekilde yanlız ve baskı altında olan Muhammed' in büyük bir gaf yaparak adı geçen tanrıçaları övmesini açıklayabiliriz. Muhammed daha sonradan pişman olmuş ve bu kötü durumdan, "bunu bana şeytan söylettirdi" diyerek kurtulmaya çalışmıştır.

  3. #3
    student adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-09-2005
    Mesajlar
    5,219
    Karizma Gücü
    8
    Gerekli Bir Açıklama


    Garanik hadisesi konusunda, herşeyden önce, bilmek gerekir ki: Peygamberi m iz (a.s.) Kureyş müşriklerinin evvel ve âhir yaptıkları anlaşma tekliflerini, Yüce Allah'ın kendisine indirdiği şu âyetlerle reddetmiş bulunuyordu:

    "De ki: 'Gökleri ve yeri, yoktan var Eden-ki, O yedirir, besler; Kendisi ise yedirilmez, beslenmez-böyle şeyden münezzehtir.

    Ben Allah'tan başkasını mı tanrı edinecekmişim?!'

    De ki: 'Bana, hakikaten, Müslüman olanların birincisi olmaklığım emredildi.

    'Sakın Allah'a eş tutanlardan olma!' denildi ( En'am: 14.)

    "De ki:

    'Siz ey câhiller! Bana, Allah'tan başkasına mı tapmamı emrediyorsunuz?'

    Andolsun ki, sana da, senden öncekilere de, şu vahyolunmuştur:

    'Eğer Allah'a şerik tanırsan, (bütün) amel(ler)in boşa gider ve muhakkak, hüsrana düşenlerden olurxsun!'

    Hayır! Onun için, sen ancak Allah'a kulluk et! Şükredenlerden ol!"[Zümer: 64-66.]

    "De ki:

    'Ey kâfirler! Ben, sizin tapmakta olduklarınıza tapmam!

    Benim (Kendisine) ibadete devam edeceğime de, siz ibadet ediciler değilsiniz.

    Ben, (zaten) sizin taptıklarınıza (hiçbir zaman) tapmış değilim.

    Siz de, benim ibadet etmekte olduğuma ibadet edecek değilsiniz!

    Sizin dininiz size, benim dinim de bana!'"[Kâfirûn: 1-6.
    ]

    Kur'ân-ı Kerîm'deki bu kadar açık ve kesin beyanlara rağmen, Garanik hadisesini Peygamberimiz (a.s.)ın güya müşrikleri yumuşatmak, aradaki düşmanlığı kaldırmak için duyduğu samimi bir temayülün neticesi imiş gibi kabul etmek; ve hatta müşriklerin uydurup tavaf sırasında okuyageldikleri sözlerin[Ebu'l-Münzir Hişam, Kitâbu'l-esnâ m, s. 1 9, Yakut, Mu'cemu'l-büldân, c. , s. 116.]] de, şeytan tarafından Peygamberimiz (a.s.)ın diline getirilmiş ve Kur'ân-ı Kerîm âyetxleri arasında yanlışlıkla okunmuş olduğunu sanmak ne kadar yanlışsa, o sözlerin Necm sûresinin 21-30. âyetleri ile ortadan kaldırılmış ve düzeltilmiş olduğunu sanmak da o kadar yanlıştır. Kur'ân-ı Kerîm hakkındaki ilâhî te'minatla da bağdaşır değildir.[Fussilet: 42, Hicr: 9, el-Hâkka, 43-46.)


    Kadı Iyaz, Fahru'r-Râzî, Kurtubî ve Bedrüddin Aynî... gibi birçok büyük ilim adamları, Garanik hadisxesinin dayanağı olmak üzere ileri sürülen rivayetleri ilim süzgecinden geçirerek, hiçbirinin sabit ve delil edinilmeye elverişli olmadıklarını ispatlamışlardır.[Kadı Iyaz, Şifâ, c. 2, s. 130-157, Fahru'r-Râzî, Tefsir, c. 23, s. 50-54, Kurtubf, Tefsir, c. 12, s. 82-84, Bedrüddin Ayni1, Umdetu'l-Kârî, c. 7, s. 90-1 01, Kastalâni, Mevâhibu'l-ledünniye, c.1 ,s. 68-71, Halebîjnsânu'l-uyûn, c. 2, s. 8-9, Zürkânî, Mevâhibu'l-ledünniye Şerhi, c. 1 , s. 280-286.
    ]

    Fahru'r-Râzî, Beyhakî'nin de bu hadisenin nakil cihetinden sabit bulunmadığını ve ravileri arasında ta'n olunanlar bulunduğunu bildirdiğini açıkladığı gibi; ayrıca, Muhammed b. İshak b. Huzeyme'ye (223-311 Hicrî) Garanik hadisesi sorulunca, onun bunun zındıkların uydurması olduğunu söylediğinin ve kenxdisinin bu hususta bir de kitap yazdığının da rivayet edildiğini bildirir.[Fahru'r-Râzî, Tefsîr, c. 23, s. 50-54.]

    Mîzânü'l-itidâl müellifi Zehebî'ye göre; Ebu Bekr Muhammed b. İshak b. Huzeyme hadis ve sünnet hafızlarının büyüklerinden, imamlar imamı ve şeyhülislam idi.[Zehebî, Tezkiretü'l-huffâz, c. 2, s. 720-721. )


    biz muslumanlar dinimizi siz kafirlerin Kuran i ve hadisleri keyfi yorumlamalarinizdan ogrenecek degiliz , iftiralarin ve camur atmalarin bizi dinimizden donduremeyecek ama senin cehennemdeki yerini daha da isitacak

  4. #4

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    Biz ne anlatmışız sen ne anlatıyorsunun. Hacc 52 yi anlatsana. Bizim dedilimiz bu. Bizm delilimizi çürüt. başka aydan hikaye anlatma. Gökte kuşa bak kuşa bak deme. Kunuyu sapıtma . Konu yukarda ki ayet ve onu tamamlayan hadis. .. Niye bana kuşa bak deyip başka yer gösteriyorsun.

    Cevap vermek istiyorsan ayet ve hadisi açıkla.

  5. #5
    Herdaim UNdocab adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-01-2005
    Mesajlar
    2,141
    Karizma Gücü
    0
    Alıntı directsoz tarafından gönderildi.
    Konu eksik ve yanlış kalmasın . Aşağıda Bu konu ile ilgili ayet ve hadisler ve iddialar mevcut. Herkes görüşüne göre degerlendirsin.
    Haklısın konu eksik kalmasın hemen cevaplayalım yalanlarını

    "22/52. Senden önce gönderdiğimiz hiçbir elçi ve peygamber yoktur ki, birşeyi arzuladığı zaman, şeytan onun arzusuna vesvese karıştırmamış olsun.

    ( Elmalı anlatımı)
    52- (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da Allah, âyetlerini tahkim eder (güçlendirir). Allah Alîm'dir (herşeyi bilir), Hakîmdir (Hikmet sahibidir)
    Şimdi sen bu ayet-i kerimeyi yalanına alet mi edecek ve konu ile alakalı olduğunu mu söyleyeceksin?

    Her konuya göre Kuran'dan 1 ayet seçip "aha bu bu konu ile alakalıdır" diyemezsin. Akıl var mantık var. Var dime?

    Sadece ayetten 2 önceki ayeti 2 sonraki ayeti vericem ne ile alakalı olduğunu görecek zaten herkes.

    50- İşte iman edip salih amel işleyenler için hem bir mağfiret, hem de (cennette) tükenmez bir rızık vardır.

    51- Âyetlerimizi tartışarak bozmaya uğraşanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler. 49-51-Böyle de ve temennilere uyma. Çünkü:

    Meâl-i Şerifi

    52- (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da Allah, âyetlerini tahkim eder (güçlendirir). Allah Alîm'dir (herşeyi bilir), Hakîmdir (Hikmet sahibidir)

    53- Allah, şeytanın karıştırdığını, kalblerinde hastalık bulunan ve kalpleri kaskatı olan kimseleri sınamaya vesile kılar. Zalimler şüphesiz (haktan uzak) derin bir ayrılık içindedirler.
    Herkesin gördüğü gibi konunu aslında seninle ilgili

    51- Âyetlerimizi tartışarak bozmaya uğraşanlara gelince, işte onlar cehennemliktirler.

    Gördünmü bir önceki ayeti konu senin yaptığın gibi 1 ayet alıp bunu kafasınca bozmaya, yanlış anlam yüklemeye çalışanlar.

    Allah hidayet versin nedeyim(inşallah dua yerine geçer)

    Hadisler:

    Hadis 1: "Peygamber Mekke'de Necm suresini okurken secde etti ve onunla birlikte,-aldığı toprağı alnına götüren yaşlı birinin dışında Müslüman ve putatapan herkes secde etti." Kaynak: Buhari( hadis no:555), Tirmizi ve öteki hadis, fıkıh kitapları.
    Bu hadis değil olayın gözlenen biri tarafından anlatımıdır


    1-Peygamberin can düşmanı diye nitelenen putataparlar nasıl oldu da, Muhammed ile bir araya gelebildiler?

    2-Putataparlar nasıl oldu da, Muhammed ile birlikte secde ettiler?

    Bu soruların karşılığını bulabilmek için, bundan sonraki iki hadis iyi incelenmelidir.
    Şimdiye kadarbu konu ile alakalı bir şey göremedik yazında üstüne üstlük hadisin ne olduğunu bilmediğini gördük.

    Hadis 2: "Peygamber Mekke'de iken Necm suresini okuyorduç" Lat'ı, Uzza'yı ve bir öteki, üçüncü (put) olan Menat'ı gördünüz mü ? diyen yere gelince şeytan, peygamberin diline şunu atıverdi
    O an peygamberin diline şeytanın böyle birşey attığını nereden biliyorsun peygamber mi söyledi şeytan mı söyledi?

    "İşte bunlar, yüce turnalardır. Şefaatleri de elbette ki umulur." Bunun üzerine putataparlar: "Muhammed daha önce değil, bu gün tanrıçalarımızı iyi sözlerle andı!" dediler. Yine bunun üzerine Peygamber secde etti ve onlar da secde ettiler. İşte bu nedenle de Tanrı şu ayeti indirdi:
    Şuanda kendinle bir çelişme içindesin
    Şöyle ki;

    1-) Dediğine göre peygamber iyi sözle andı secde etti ve ardından kafirler secde etti
    Burada bahisi geçen bir iyi söz söyle bana. yüce Lat gibi bir söz göster bana ayetlerden. Gösteremezsin çünkü kafandan pardon akıl hocalarının kafalarından bir senaryodan ibaret ve senaryoda çok büyük açıklarınız var.

    2-) "Tanrı şu ayeti indirdi" demişsin Yani ayetlerin gerçekten Allah'dan geldiğine inanıyormusun ? :)

    Çok acemice çoook

    Kim bu hemde yüce olan Turnalar.

    "(Ey Muhammed!) Senden önce hiçbir peygamber yoktur ki, şeytan onun okudukları arasına, bir şeyler katıp bırakmasın. Tanrı, şeytanın bıraktığını bozar, kendi ayetlerini güçlendirir. Tanrı bilendir, hikmetlidir." (Hacc suresi, ayet:52) (Anlatan Peygamberin arkadaşları: Abdullah İbn Abbas'ın da içinde olduğu bir topluluk. Kaynak: Süyuti, İbn Hacer)

    Ve çok açık görülüyor ki:

    Putataparların Peygamberle birlikte secde etmelerinin nedeni :"Peygamberin üç putu (Lat, Uzza, Menat) öven sözlerle anması ve bunu, ayet olarak okumasıdır." Bu sözlerin oluşturduğu ayetler, tanrının ayetleri değil "şeytanın ayetleri"dir. Bu ayetler sonradan sureden çıkarılmıştır. Yukardaki Hacc suresinin 52.ayetinde anlatılanda budur.
    Açıkca neyin yapıldığını yazımı okuyanlar gördü.
    51. ayete ve 53. ayete bakanlar gördü zaten. Bir tümden gelim yapalım ve Dediğin gibi ise O anda orada bulunan müşrikler neden "Muhammed yalancı ve dönektir önce putlarımızı övdü sonra bunları iptal etti" dememiştir?
    Her fırsatta peygamberde bir açık arayan iyiymiş gibi görünüp seni başımıza kral yapalım diye kandırmaya çalışanlar neden bukadar kolay Hz. Peygamberi mat etmeyi yapmadı

    Ya kafa basmayan biri bile olsa bunu görmek çok mu zor be söylesene. Kaldı ki zorla görmek istemesende aslında kafası basan birisin.

    Bu konuda uzun söze gerek yok. İslam dünyasının en büyük uzmanlarından Suyuti ve İbn Hacer "hadis"i sağlam ve olayı gerçek kabul ediyorlar. Süyuti'de, İbn Hacer'de hangi hadisin sağlam, hangisinin çürük olduğunu en iyi bildikleri İslam dünyasında kabul edilegelmiş uzmanlardır. Ve bunlar için de "dinsiz, İslam düşmanı" suçlaması yapılamaz.
    Hadis değil olayı görenden olay anlatımı. VE O ANLATIMDA PEYGAMBER PUTLARI ÖVDÜ YOK YOK YOK
    Bırak artık 1 doğruyu 10 yalanla birleştirip önümüze sunmaya çalışmayı yau kendin için ya burda sana kanacak kimse yok.

    Bütün ön yargılarını bir kenara bırak ve yazdıklarımdaki doğruluk paylarına bak LÜTFEN.


    Not: Muhammed' in Lat, Uzza ve Menat'ı övdüğü zamanın, İslamın henüz yayılmadığı, Mekke' de Muhammed ile alay edildiği ve dolayısıyla Muhammed' in oldukça yanlız ve sıkıntılı olduğu bir döneme denk gelmesi üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır. Bu şekilde yanlız ve baskı altında olan Muhammed' in büyük bir gaf yaparak adı geçen tanrıçaları övmesini açıklayabiliriz. Muhammed daha sonradan pişman olmuş ve bu kötü durumdan, "bunu bana şeytan söylettirdi" diyerek kurtulmaya çalışmıştır.
    Evet o sıkıntılı dönemdeyken öldürülme ile hergün tehdit ediliyordu ve söylediği "Bir elime güneşi, bir elime ayı verseniz davamdan dönmem"

    Sana salat ve selam olsun Resulullah.

  6. #6
    Xtreme-Power adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    19-10-2004
    Mesajlar
    1,585
    Karizma Gücü
    0
    Hz. Peygamber'in' Mekke döneminde Habeşistan'a hicret eden müslümanların Mekke'ye tekrar dönmelerine sebep olarak gösterilen, ama gerçekte İslâm düşmanlarının uydurdukları asılsız bir rivâyet.

    İslâm düşmanlarının sinsi birtakım faaliyetlerle müslümanların akîdelerini bozmak, inançlarını sarsmak, İslâm esasları üzerinde birtakım şüphe ve tereddütler meydana getirmek niyetiyle uydurdukları rivâyetlerden birisi olan Garânîk kıssası, ilk dönem İslâm alimlerinden birçoğunun izlediği "kendilerine ulaşan tüm rivâyetleri tenkid süzgecinden geçirmeksizin olduğu gibi aktarma ve meselenin tenkidini ilinî yeterliliğe sahip okuyucuya bırakma metodu sebebiyle, aslında uydurma olmasına rağmen bazı İslam tarihi ve tefsir kaynaklarında yeralır. Sözde Garânîk olayı ile ilgili çeşitli kaynakların anlatım tarzları ve yazarların yorumlarında bazı farklılıklar olmakla birlikte ana hatlarıyla,bu uydurma olay şöyle olmuş: ...Mekke'de müslümanların eziyet ve işkencelere uğradıkları, bu sebeple bir kısım müslümanın Habeşistan'a göç ettiği bir dönemde Hz. Peygamber, Mekke müşrikleri ile uzlaşmanın yollarını arıyor, devamlı anlaşma çareleri düşünüyormuş. Zihni bu düşünce ile hep meşgul iken bir gün Kâbe yanında Necm suresini okuyormuş. "Gördünüz mü o Lât ve Uzza yı ve üçüncü(leri olan) öteki (put) Menât'ı?" şeklindeki 19 ve 20. ayetlerini okuduktan hemen sonra Şeytan, Hz. Peygamber'e musallat olmuş ve şeytanın etkisiyle Hz. Peygamber, farkında olmaksızın "Bunlar yüce kuğu kuşları (veya turnalar)dır ve şefâatleri umulur" cümlelerini vahyin devamı gibi söyleyip Necm suresini okumaya devam etmiş. Surenin sonuna gelince secde ayeti olduğu için Hz. Peygamber ve orada bulunan müslümanlar secdeye kapanmışlar. Müşrikler de Hz. Peygamber'in okuduğu bu cümleler sebebiyle son derece sevinerek; "Artık Muhammed ilâhlarımızın şefâatini kabul ettiğine göre aramızda önemli bir ayrılık kalmadı" deyip hepsi secdeye kapanmışlar. Son derece yaşlı bir veya birkaç müşrik, yere eğilip secde etmek zor geldiği için yerden bir avuç toprak alarak alınlarına değdirmiş ve böylece ilâhlarına tâzimde bulunmuşlar. Bu olay dolayısıyla müşrikler kısa bir süre müslümanları kendi hâline bırakmışlar. Bu haber Habeşistan'daki müslümanlara "tüm Mekkelilerin İslam'a girdiği" şeklinde ulaşmış ve Habeş muhâcirleri orayı terkedip Mekke'ye yönelmişler. Ancak bu olayın ardından Cebrâil (a.s.) gelerek hatası dolayısıyla Hz. Peygamber'i ikaz etmiş, bu arada nâzil olan Hacc sûresinin "...Senden önce gönderdiğimiz hiçbir resul ve nebî yoktur ki birşeyi arzuladığı zaman şeytan onun arzusuna (vesvese) atmamış olsun. Allah, kendi ayetlerini sağlamlaştırır...'' meâlindeki 52. ayeti ile önceki cümle neshedilmiş. Hz. Peygamber, olanlardan üzüntü ve nedâmet içinde, yeni inen ayetleri ilân edince Mekkelilerin eziyetleri yeniden başlamış..."

    Temelde bu anlatım tarzını ve Garânîk olayının vukû bulduğunu kabullenen bazı yazarlar bu rivâyeti; "Garânîk sözünün geçtiği cümleyi söyleyen, Hz. Peygamber değildir; bizzat şeytan, sesiyle ortaya atılmıştır", "Bu cümleyi, Hz. Peygamber Kur'an okurken gürültü yapıp, bağırıp çağırarak ona baskın çıkma şeklinde müşriklerin devamlı izledikleri bir politikanın gereği olarak ve son okunan ayette putlarının adı zikredilince onların şiddetli bir şekilde kötülenmesinden endişe ederek kendi akîdelerine uygun bir şekilde müşriklerden birisi söylemiştir. Bu sözün sâhibi, Hz. Peygamber olmadığı gibi, şeytan da değildir, ama şeytanlaşmış insanlardan birisidir", "Bu cümle, müşrikler tarafından daha önce bilinen, tavafları ve yeminleri sırasında kullanılan bir cümle idi. Müşrikler "Lat, Uzzâ ve öteki üçüncüleri Menât; bunlar yüce kuğu kuşlarıdır ve şefâatleri umulur' derlerdi. Hz. Peygamber'in okuduğu Necm suresinin 19 ve 20. ayetlerinde bu putların adı geçince müşriklerden biri önceden kullandıkları bu yemin cümlesini araya sokuşturuvermiş, ilk plânda bunu kimin okuduğu bilinememişti..." gibi çeşitli yorumlamalara tabi tutmaktadırlar.

    Ancak gerek geçmiş dönemlerin, gerekse asrımızın tahkik ehli âlimleri, bu rivâyeti çeşitli yönleriyle inceden inceye tetkik etmişler ve birçok noktadan tamamen asılsız, uydurma bir rivayet olduğunu ortaya koymuşlardır. Kur'an-ı Kerîm'in, Cenâb-ı Hakk'ın muhâfaza ve garantisi altında olduğu, ayetlerin beşerî ve şeytanî tasallutlardan mahfuz bulunduğu bilinen bir gerçektir. Bu bakımdan Hz. Peygamber Kur'an okurken şeytanın tasallutuyla Kur'an ayetlerine bir şeytan sözünü karıştırması ya da şeytanın veya bir müşriğin herhangi bir sözünün geçici bir süre için bile olsa farkedilmeyip Kur'an'dan zannedilmesi, katiyetle ihtimal dahilinde değildir. Ayrıca Hz. Peygamber, müslümanların uğradığı eziyet ve işkenceler dolayısıyla ne kadar üzüntülü ve bu eziyetlerin kaldırılması hususunda ne derece düşünceli olursa olsun, dilinden, yıllar boyu' uğrunda mücâdele verdiği tevhid akidesine tamamıyle zıt böyle bir cümlenin dökülmesi veya başkası tarafından söylenen bir cümleyi farkedip müdâhale etmemesi sözkonusu otamaz.

    Garânîk rivayetini kitabında ilk nakleden müellif, h. III. asır başlarında 204/819 tarihinde vefat eden İbnü'l Kelbî'dir. Daha sonra Vâkıdî, İbn Sa'd, Taberî, Zemahşerî gibi bazı tarihçiler ve müfessirler İbnü'l-Kelbî'den alarak bazı küçük değişiklik veya ilâvelerle aktarmışlardır. İbnü'l-Kelbî'nin; naklettiği rivayetlerde hiçbir hassasiyet göstermeyen ve nakillerine güvenilmeyen bir kişi olduğu bilinen bir gerçektir. Üstelik Garânîk kelimesinin geçtiği cümle, muhtelif kaynaklarda birbirinden çok farklı şekillerde nakledilmiştir ki bu da rivayetin uydurma olduğuna işaret etmektedir.

    Şu halde Garânîk rivayeti, tamamıyla asılsız olup İslâm'ın daha ilk asırlarında İslâm düşmanı zındıklar tarafından uydurulmuş, günümüze gelinceye kadar çeşitli asırlarda İslâm'a muhalif belli çevrelerce bir koz olarak kullanılmış, günümüzde de İslâm düşmanı garazkâr müsteşrikler tarafından zaman zaman tekrar ortaya atılarak bu vesile ile İslâm'a karşı saldırılarda bulunulmuştur.

    Şu halde Habeşistan'daki müslümanların Mekke'ye geri dönmelerinin sebebi, sözde Garânîk olayı değil; bu yıllarda Hz. Hamza ve Hz. Ömer gibi güçlü ve itibarlı şahısların İslâm'a girmeleri dolayısıyla Mekke müşriklerinin bir süre çekinerek eziyet ve işkencelerine ara vermeleri, dolayısiyle Mekke'de geçici bir sükûnet havasının oluşması; Habeşistan'da Necâşî Ashame'ye karşı bir ayaklanmanın başgöstermesi ile karışıklıkların zuhûr etmesidir.

    Necm suresinin Kâbe yanında Hz. Peygamber tarafından okunduğu; surenin sonunda secde ayeti bulunduğu için Hz. Peygamber'in ve orada bulunan ashabının secdeye kapandıkları, buna mukâbil müşriklerin de tamamıyla secde ettiklerine dari İmam el-Buhârî'nin el-Câmi'u's-Sahîh'inde sahih bir rivâyet vardır (bk. Buhârî, Tefsiru Sûrati ve'n-Necm 4). Ancak bu rivayette Garânîk meselesiyle ilgili hiçbir husus yoktur; olması da zaten hem nakil yönünden, hem de akıl yönünden mümkün değildir. İslâm düşmanları adetleri vechile yalan ve uydurmalarını işte bu rivayet üzerine bina etmiş, aslı ve esası olmayan iftiralarla bu sahih rivayeti tamamıyla çarpıtmışlardır. Hz. Peygamber ve ashabı, Necm suresinde geçen secde ayeti dolayısıyla secdeye varırken müşrikler de bu surenin 19 ve 20. ayetlerinde adlan anılarak kötülenen putları ve akîdelerine sahip çıktıklarını belirtmek ve putlarını tazim etmiş olmak için putları adına secde etmiş olmalıdırlar.

  7. #7

    Kayıt Tarihi
    17-11-2005
    Mesajlar
    787
    Karizma Gücü
    0
    "52- (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın"

    Peki dostum bizimle ilgili de niye resmen EY Muhammet diye başlıyor.

    Şeytan peygamberlerin arzusuna bir şeyler karıştırmasının sözünün benimle ve başka insanlarla ne ilgisi var.Birde bir kilometle laf yazıyorsun işi gargaraya getirmek için.

    Sen Hacc 52 ile hadise iyi bak.

    Sen ve senden öncekilere de şeytan bir şeyler karıştırır sözüne biz onları düzeltiriz diyor. Bir ön ve bir asonraki ayetler bununla ilgili değil. Onlar senin dedigin bügibi insanlarla ilgili fakat 52 ise peygamberklerle ilgili.

    ( Elmalı anlatımı)
    52- (Ey Muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da Allah, âyetlerini tahkim eder (güçlendirir). Allah Alîm'dir (herşeyi bilir), Hakîmdir (Hikmet sahibidir)

  8. #8
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    Olayı inceleyeylim ve kaynakları ile verelim.
    Garanik olayı

    hac: 52 : " (ey muhammed!) Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey temenni ettiği ( arzuladığı ) zaman, şeytan onun arzusuna şüpheler karıştırmasın. Bunun üzerine allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi giderir. Sonra da allah, âyetlerini tahkim eder .allah alîm'dir (her şeyi bilir), hakîmdir (hikmet sahibidir) "

    arzu, istek insani bir özelliktir ve şeytan bu arada insana vesvese verebilir.hz. Resul'de bir insandır - kı o sayede bıze örnek , ideal olabılır, melek olsa ıdı ornek alınamazdı...-vahıy dışındakı ıstek-arzularına şeytanın vesvese vermesı normaldır.onunda bunlardan uzak kalması bıze örnek olmalıdır!nefısle , arzu ıle alakalı bu durumların vahiy ile hiç bir alakası yoktur !

    Şuara :210-212 : " onu ( kur'ân'ı ) şeytanlar indirmedi.bu onlara hem yaraşmaz hem güçleri yetmez.şüphesiz onlar vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır."
    tekvir:25: " o kur'ân, kovulan bir şeytan'ın, sözü değildir."

    dinleme imkanı olmadıkları vahye bir şey karıştırabilmeleri hiç mümkün olabilir mi...?!Zaten tüm tefsirlerin ittifakı üzeredir ki kur'an direk kalbe vahyedilir :
    " onu (kur'an'ı, kavrayıp belletmek için) aceleye kapılıp dilini onunla -cebraıl ıle -hareket ettirip durma.hiç şüphesiz, onu (kalbinden) toplamak ve onu (sana) okutmak bize ait (bir iş)tir. Şu halde, biz onu okuduğumuz zaman,sen de onun okunuşunu izle " (kıyamet :16-19 )

    ilkokulu 25 yaşında dışarıdan bitiren bir insanın - t. D. Adlı arapca bılmek dısında baska hıc bır ozellıgı olmayan ve cagdas ılmı gelısmelerden hıc haberdar olmayan bırı ...- islam aleyhıne kıtap yazması ve bunun - bır zamanlar pıyasada muhatap bulması ulkemızın kultur sevıyesını acısından uzucu bır durum ama madem bır delı kuyuya bır tas atmıs cevabını vermekte artık fazr oluyor...

    Bu yazar garanık olayına kaynak olarak ibni ishak,buhari ve ibn-i hacer'ı gostermektedır :

    *ibn-i ishak : ibn-i ıshak için başta ünlü hadisçilerden darekutnı : "sakat" , zehebi : " rivayetleri bozuk, yalancı " , nesei :" saglam degıl " , süleyman el teymi ve hişam ibn-i urve : " yalancı " , ünlü mezhep imamı , imam-ı malık : " deccal " derler.ibn-i seleme :" zaruret olmadıkça ondan rivayet etmem ." derken , el- kettani. " yalancılığına tanıklık ederim " der ve örnekler verir...ayrıca hatıb-ı bagdadı'de onu eleştırmıstır...!
    Böyle bir zatın rivayetleri ne kadar saglam-dogru ve gercekcı olabılır...bu zatı eserlerıne kaynak gosterıp ıslam'a saldıran bırı ıcın eserının saglamlıgı konusunda ne soylenebılır...!?

    *buharı: buharı'de ıse seytan ayetlerı olayı degıl , necm suresının cazıbesıne kapılan musrıklerın secde etmıs olması anlatılır.ne seytan ayetlerı olayı ne de devamı vardır buharı'de...ama yazar varmıs gıbı olaya kaynak olarak buharı'yı de ekler...!
    Zaten hac suresının garanık denen olayla ilgisinin olması ımkansızıdır cunku necm suresı ( garanık olayının gectıgı ıddıa edılen ortamda okunan sure ) mekkı - mekkede ınen - ılk ayetlerdendır!.hac suresı ıse medıne'de ınen son medenî surelerdendır ...! Zaten bu rıvayetı buyuk ıslam alımlerı kadı ıyad, ebu bekır ıbnı arabı, buyuk mufessır fahruddın er-razî , beyhakı, zerkanı, aynı, nevevı ,... Reddederler...!

    *ibn- ihacer : ibn-i hacer -geleneksel ıslam hadıscılerındendır ve ıslam hadıs lıteraturune buyuk hızmetlerı gecmıstır , tum adı yukarıda gecen buyuk zatlar gıbı allah onların tumunden razı olsun - bu olayı kabul etmaz , dogrulamaz.hatta " onlar ulu kugulardır ve sefaatlerı umulur " sozunu hz. Muhammed'ın soylemesıne ımkan yoktur der ( unlu eserı , buharının serhı : fethu'l-barî :8/439-440 )

    kaynak

    ---------------------------------------------------
    Bir yazıda burada uzun olduğu için sadece link veriyorum
    Link

    ----------------------------------------------------
    GARÂNÎK OLAYI VEYA ŞEYTÂN ÂYETLERİ


    Rıza GÖRÜŞ



    T. Dursun, Salman Rüşdü'nün ortaya attığı "Şeytan Âyetleri" meselesine de “değinerek” bunların gerçek olduğunu iddia ediyor. Kur’an’ın, yakıldığı söyleyen bir kişinin kalkıp “Şeytan Âyetleri" gerçektir demesi oldukça ilginç bir olaydır. Zaten Turan, Kur’an’a ve İslam’a saldıran kim olursa olsun doğru ya da yanlış onun şiddetli müdafaacısıdır.

    Hacc Suresi'nin 52. ayetinin, bunu izleyen âyetlerin ve bu âyetlere ilişkin aktarma ve yorumların tanıklığıyla "Şeytan Âyetleri" olayı bir gerçektir. Kaynak, ileri sürüldüğü gibi yalnızca Taberi değildir. Taberi'den 150 yılı aşkın bir zaman önce yaşamış olan îbn Ishak'ın es-Sire’sinde de olay yer alır. (Bkz. Siretü İbn İshak, yay. Muhammed Hamidullah, fıkra: 219.) Bunun yanında bir başka gerçek, laik ve özgür düşünen insan -ki Salman Rüşdü de böyle bir insandır- "din kutsallıklarımın çerçevesine sokulamaz. Bunu yapma yolundaki "din terörü" karşısında korkmadan, yılmadan yeterince savaşım verilmelidir artık.

    Yukarıdaki cümleler Dursun’a ait buna karşılık verdiği kaynaklar ve kaynaklardaki bilgiler doğru mu, İbni İshak’ın “Sire’si nasıl bir kitap ona bakalım, S. ATEŞ söyle diyor:

    “Dursun, olayın, İbn İshâk’ın Sîre'sinde yer almasını doğruluğunun kanıtı saymaktadır. Şimdi bu İbn İshak hakkında hadîs bilginlerinin görüşlerini verelim:

    Dârekutnî gibi büyük hadisçiler, bunun rivayetlerini vâhî, son derece sakat görmüşlerdir. Zehebî: "Sîresini, rivayet zinciri kopuk, tanınmayan, bilinmeyen şeylerle, yalan şiirlerle doldurmasından başka bir günahını bilmiyorum" diyor. Nesâi ve başkaları, İbn İshak için "Sağlam değildir", Dârekutnî: "Sözleri kanıt olamaz", Süleyman et-Teymî, Hişâm ibn Urve: "Yalancıdır", imam Mâlik: "Deccâllerden biridir!",

    Hammâd ibn Seleme: "Zarurî olmadıkça İbn İshak’tan rivayet etmedim"; Yahya el-Kattân: "Muhammed ibn Ishâk'ın yalancı olduğuna tanıklık ederim." demişlerdir.

    Kendisine onun yalancı olduğunu nereden bildiği sorulan Yahya, bunu Vüheyb'in söylediğini, ona da Mâlik ibn Enes'in söylemiş olduğunu, ona da Hişâm İbn Urve'nin söylediğini anlatmıştır: İbn İshâk, Hişâm'ın karısı Münzir kızı Fâtıma'dan hadis rivayet etmiş. Oysa Hişâm henüz yedi yaşında iken bu kızla evlenmiş olduğunu, o günden beri karısı Fâtıma'nın, hiçbir erkek yüzü görmediğini anlatmıştır. Böyle iken İbn İshâk, ondan rivayet naklediyor.

    Hatîb-i Bağdâdî'nin tespitine göre İbn İshâk, gaza (savaş) haberxlerini vaktinin şâirlerine gönderir ve onlardan bu olayların temasına uygun şiirler yazmalarını istermiş ki o şiirleri, olaylara eklesin. (Mîzânu'l-İ'tidâl: 3/468-471).

    Şimdi yalancılığı ile ün yapmış böyle bir adamın kitabında bu olayın anlatılmış olması, doğruluğunu mu gösterir? Kaldı ki İbn İshak’ın Sîre’sinde, şeytân âyetlerinden söz edilmez.

    Yazar, olayın bir bölümünün, Buhârî'de de yer almış olduğunu söylüyor. Oysa Buhârî'de yer alan, şeytân âyetleri olayı değil, sadece ilk sûrelerden olan Necm Sûresini dinleyen müşriklerin, sûrenin cazibesine kapılıp müslümanlarla birlikte secde etmiş olmalarıdır, işte Buhârî'nin rivayeti:

    “İçerisinde secde (ayeti) olup indirilen ilk sure Necm suresidir. Rasulullah (a.s) ve arkasında olan herkes secde etti. Ancak secde etmeyen bir kişi vardı o da yerden bir avuç toprak alıp ona secde etti. Daha sonra onu kâfir olduğu halde öldürüldüğünü gördüm.” (Buhârî, Tefsîr, Necm Sûresi: 65/54) (Tercüme tarafımızdan yapıldı R.G.)

    Olay nedir? Önce bunu kısaca anlatalım:

    Kavminin kendisinden yüz çevirmesine son derece üzülen Peygamber (s.a.v.), Allah'tan, kendisiyle kavminin arasını uzlaştıracak bir şeyin (vahyin) gelmesini ve böylece kavminin inanmasını çok arzu ediyordu. Bir gün Kureyş’in kalabalık bir meclisinde oturmuştu. O gün Kureyş’in kendisinden uzaklaşmalarına sebeb olacak bir şeyin inmemesini istiyordu. Yüce Allah “Aşağı kayan yıldıza andolsun” sûresini indirdi. Allah'ın Elçisi (s.a.v.) sûreyi okuyup: “Gördünüz mü Lât ve Uzza’yı ve üçüncüsü olan Menat’ı?” âyetine gelince şeytân, onun diline "Şu yüce turnalardır ve onların şefaati umulur” sözlerini attı. Kureyşliler: "Muhammed bundan önce hiç tanrılarımızı hayır ile anmamıştı" dediler. Peygamber okumasına devam edip sûreyi bitirince secde etti, onlar da müslümanlarla birlikte secde ettiler. Akşam olunca Cebrail Peygamber'e geldi: "Sen ne yaptın, benim Allah'tan sana getirmediğim, söylemediğim şeyi insanlara okudun" dedi. Yüce Allah: "Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermemiştik ki o, temenni ettiği zaman şeytân onun ümniyyesine (bir düşünce) atmış olmasın..." âyetini indirdi. (Câmi'u'l-beyân: 17/87; Mefîtihul-ğayb: 23/49-50; İbn Kesîr, Tefsir: 3/230.)

    Olayın ve rivayetin genişçe tahlilini yapan S.ATEŞ şöyle devam ediyor:

    1.1-Hac süresindeki bu âyetin, bu olayla ilgili olarak inmesi mümkün değildir. Çünkü Ğarânîk uydurmasının bağlandığı Necm sûresi, Mekke'de inen ilk sûrelerdendir. Oysa Hac Sûresi, Medîne devresinin sonlarına doğru inmiştir. 88. sırada yer alır.

    1.2-Bu hadis, Said ibn Cübeyr yoluyla İbn Abbâs'tan, Ebu Ma'şer ve Yezîd ibn Ziyâd yoluyla da Muhammed ibn Ka'b el-Kurazî'den rivayet edilir. Ama Hz. Peygamber'e kadar giden kopuksuz bir senedi yoktur. Bu rivayeti Kelbî de Ebû Salih yoluyla İbn Abbâs'tan rivayet etmiştir. Ama Kelbî itimâda şayan görülmez. Sağlam hadîs mecmuaları bu rivayeti almamışlardır. Kadî İyâd, Râzî ve birçok âlim bunun uydurma olduğu kanısındadırlar. Çünkü bunu Peygamber'in masumluğuna, şeriatın korunmuş olma vasfına aykırı görmektedirler.

    1.3-Turan Dursun, bu olayın, îbn Hacer Askalânî tarafından doğrulandığını söylüyor ki bu, yanlıştır. îbn Hacer, bu konuda Kirmânî'nin şu sözünü naklediyor: "Bu secde olayının, Peygamber'in okuması sırasında, şeytanın attığı sözler sebebiyle vuku bulduğu şeklinde söylenen söz, ne akıl ne de nakil bakımından doğru değildir." (Fethu'l-Bârî: 8/614)

    1.4-Hac Sûresinin: "Senden önce hiçbir resul ve nebi göndermemiştik ki o, temenni ettiği zaman şeytân onun ümniyyesine (bir düşünce) atmış olmasın. Fakat Allah, şeytânın attığını siler, sonra kendi âyetlerini sağlamlaştırır." (Hac: 52)

    Âyette geçen temenni, bir şeyi arzu etmek demektir ki, felsefede buna ideal denilir. Buna göre şeytân, peygamberin gerçekleştirmeğe çalıştığı ideali, karıştırmak istediği düşüncelerle bozmağa çalışır, demektir. Fakat çoğunluğun kanısına göre temennî, ezberden okumak anlamınadır. Buna göre âyette her peygamber, kendisine gelen vahiyleri okuduğu zaman, mutlaka şeytânın, onun okumasına bozuk düşünceler katmaya çalışacağı, fakat Allah'ın, şeytanın attığı düşünceleri silip, vahy âyetlerini yerleştireceği anlatılmaktadır.

    1.5-İbn Hacer, âyetin tefsirinde şeytânın düşünce attığı hakkındaki görüşleri sıralıyor. Bu rivayetlerin hepsinin ya zayıf veya kopuk olduğunu, ancak rivayetlerin çokluğunun, bu olayın bir aslının bulunduğunu kanıtladığını söylüyor. Daha sonra Ebûbekr ibn el-Arabînin ve Kadî îyad'ın, anlatılan bu olayın düzme olduğu hakkındaki görüşlerini veriyor:

    lbnu'l-Arabî şöyle diyor: "Taberî, asılsız birçok rivayet aktarmıştır. Bunların aslı yoktur..." Kadî lyâd da: "Sağlam hadîsçilerin hiçbiri, bu olayı sağlam, kopuksuz bir zincirle nakletmemiştir. Bu rivayetin aktarıcıları zayıf, rivayetleri karmakarışık, senedi (rivayet zinciri) kopuktur... Bu rivayetin dayandırıldığı tabiînin ve müfessirlerin hiçbiri, rivayet zincirini vermemişler, bunu herhangi bir sahâbîye dayandırmamışlardır. Bu konuda tabiîlere varan rivayet yollarının çoğu zayıftır, çürüktür. Bezzâr, bunun anlatımı doğru olan hiçbir yolu yoktur. Bir tek Ebû bişr'in, Saîd ibn Cübeyr'den rivayeti anılabilir ama o da sahâbilere varmaz. Kelbî ise rivayeti caiz olmayan, çok zayıf (güvensiz) bir kişidir. Şayet bu rivayet doğru olsaydı, müslüman olanların çoğunun dinden dönmeleri gerekirdi." demiştir…

    İbn Hacer, Dursun'un anlattığı biçimde olayı doğrulamıyor. Sadece doğruluğu varsayılan bu rivayetlerin yorumunu yapıyor.

    Evet, bu rivayetlerin hepsi çürük olmasına rağmen çoğunluk, bu sûrenin, hattâ başka sûrelerin de okunuşu sırasında şeytânın, daha doğrusu şeytân ruhlu kâfir bir sabotajcının, bildiği bazı sözleri, şiirleri okuyarak Peygamberin sözlerine karıştırmak istemişler, yani onun okuduğu şeyleri etkisiz bırakmak, bozmak, anlaşılmasını önlemek, tevhîd çağrısını sabote etmek istemişlerdir. Bu, günümüzde dahi hatiplerin, konferansçıların konuşması sırasında yapılan olağan şeylerxdendir. Hatîb konuşurken, muarızları slogan atarak sataşır, onun moralini bozmak isterler. Hattâ Meclislerde bunun örnekleri çok görülmektedir. (Gerçek Din Bu 1, S.ATEŞ, 212–221)

    1.5-Görüldüğü gibi rivayetin elle tutulur hiçbir yanı yoktur. Sağlam raviler tarafından ve kesintisiz olarak rivayet edilmemiştir. Nedense sahih rivayetlere pek aldırış etmeyen Dursun, zayıf, mevzu (uydurma), mürsel rivayetlere balıklama atlamaktadır.

    2.1-Tevhid inancını yaymak için ömrü boyunca mücadele eden Hz. Peygamber niye putların ismi geçtiğinde, putlar için secdeye kapansın?

    3.1-Ğaranik meselesinde ciddi hiçbir şey, söyleyemeyen Dursun, hızını alamayıp “laik kafa, özgür kafa, özgür düşünür” diyerek, dini inanışa sahip hiç kimseye saygı duyamayacaklarını sinyalini veriyor. Sen ve senin gibilerden saygı beklediğimizi kim söyledi ki? Komünist Rusya’nın, Çin’in ve Kamboçya’daki Kızıl Kmerlerin dine ve dindarlara ne yaptığını gördük. Saygı göstermeyen Dursun, ne ilginçtir ki kendi saygı görmeyi isteyebilmektedir.

    4.1- "Nerede bulursanız öldürün!..." Kuran böyle diyor. (Bkz. Bakara, ayet: 191, Nisa: 89, 91 Tevbe: 5.) diyen Dursun, bir önceki ayetin ne olduğunu normal olarak vermiyor. Yoksa insanları nasıl aldatacak? “Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.” (Bakara, ayet: 190)

    5.1-“Tarih boyunca hep böyle denmiştir. Bir Cemel Olayı'nda 15 bin kişi öldürülmüştür. Çarpışan iki yanda da "Peygamber"in en yakın arkadaştan bulunduğu halde...” diyen Dursun, Cemel vakasının siyasi bir hareket olduğunu bilmiyor. Birinci-İkinci dünya savaşında, Komünizmi ya da değişik rejimleri getirmek için değişik ülkelerde kurulan mahkemelerde öldürülen insanlardan haberi yok anlaşılan Hem ne alakası var Cemel olayının, İslam mı emretti savaşmalarını? Laf ola beri gele...
    Kaynak
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •