• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
16 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1

    Kayıt Tarihi
    27-11-2005
    Mesajlar
    9,261
    Karizma Gücü
    8

    Unutkanlık, Beyin Kapasitesinin Dolmasından Kaynaklanıyor

    Beşer nisyanla maluldür” yani insanın unutkanlık özrü vardır. Bir arkadaşına verdiği randevuyu, okulda öğrendiği bilgileri, çok iyi bildiği bir yerin adını, bir sevdiğinin doğum gününü ya da evlenme yıldönümü unutmayan insan yok gibidir.

    Bütün bu unutkanlıkların nedeni aslında insan beyninin kullanılan kapasitesinin dolmasından kaynaklanıyor. İnsan, beyninin ancak yüzde 3-5´ini kullanabiliyor. En zeki insanlar bile yüzde 10 kapasiteyi aşamıyor.

    Anadolu Sağlık Merkezi uzmanlarından Doç. Dr. Betül Yalçıner, insan beyninin yirmili yaşlara kadar gelişim içinde olduğunu ve hacim olarak da büyüdüğünü söylüyor. Doç. Dr. Yalçıner, “20´li yaşlarımıza kadar hızlı öğrenir ve ve kolay unutmayız. İşte bu hızlı kavrama, beynimiz iki türlü gelişme gösterdiği için olmaktadır. Yirmili yaşlardan sonra ise beynimiz sadece var olan beyin hücreleri arasındaki bağlantıları artırarak gelişir ve diğer yandan da yavaş yavaş hücre ölümü başlar.” diyor.

    Biz ne kadar çok farklı alanlarla ilgilenir ve entelektüel seviyemizi geliştirmeye çalışırsak beynimiz de kendisini o ölçüde geliştiriyor. Fakat yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan hücre ölümü nedeniyle giderek kullanmakta olduğumuz hücre havuzu azalıyor. Bu nedenle bir süre sonra beyin yeni bir şeyler öğrenirken bazı tasarruflar yapar ve aslında çok da kullanılmayan bazı bilgileri siler. Dolayısıyla zamanla ortaya çıkan doğal bir unutma süreci yaşanıyor. Öte yandan özellikle 20-50 yaş arasındaki “unutkanlık” şeklindeki yakınmaların çoğunluğu stres, iş veya ders yoğunluğu, yaşam süresince zaman zaman zorlandığımız anlarda ortaya çıkan, daha çok dikkat eksikliği, konsantrasyon güçlüğü, depresyon gibi sebeplere bağlı oluyor.

    Doç. Dr. Yalçıner, yeni bilgilere hızlı bir şekilde ulaşmanın beyinde bir çeşit “bilgi kirliliği” oluşturduğuna dikkat çekerek, çok sayıda televizyon ve radyo kanalının yanı sıra internet sayesinde insanların çok fazla bilgiye ulaşabildiğini söylüyor. Eskiden bir kanal olan televizyon ve gazetelerin yerini şimdi yüzlerce televizyon kanalı ve internet aldı. Yeni denen bir şeyi öğrendiğimiz anda o bilgi eskimiş oluyor. Dolayısıyla bilgi çok çabuk eskiyor. Hiç bilmediğimiz, hiç gitmediğimiz ülkelerde yaşayan insanlarla bir “tık”la konuşmaya başlıyoruz. Beynimiz de bilgileri hızla alıp aynı hızla yenileri geldiği için hızla bazı şeyleri siliyor. Depresyon gibi psikolojik problemlerde de benzer bir artış da unutkanlığın artan sebeplerinden olabiliyor. Yaşlanmayla ilişkili unutkanlık veya demans (bunama) gibi ilerleyici ve kişiyi bakıma muhtaç hale kadar getiren, unutkanlıkla başlayan süreçlerin görülme sıklığı da artıyor. Unutkanlık, eğer normal günlük yaşamımızı etkiler hale gelirse mutlak bir uzman tarafından değerlendirilmeyi gerektirir. Bu uzman, duruma göre bir psikiyatrist ya da bir nöroloji uzmanı olabilir.

    Unutkanlığı önlemek için çok genç yaşlardan itibaren beyin gelişimini sağlayabilecek yöntemler kullanmak gerekiyor. Doç. Dr. Yalçıner, “Yüzeysel bilginin su üstünde kalmaya mahkum yağ gibi asla derinlere inemeyeceğini ve ilk dökülen kısımla birlikte gideceğini bilmeliyiz.” diyerek bilgilerin kalıcı olabilmesi için mümkün olduğu kadar ayrıntılı öğrenmeyi tavsiye ediyor. Beyindeki hücreler arası bağlantı ne kadar çok olursa bilgileri değerlendirme şansı da o kadar artıyor. Unutkanlığı önlemede en önemli etkenlerden birisi de beyin gelişimini önleyecek maddelerin kullanılmaması.
    ....

  2. #2
    Ertu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    7,002
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    wala bende bu hastalık war. hastalıkmıdır bilmem ama çabuk unutuyorum
    aptal gibi oluyorum. ancak beynimide nasıl geliştireceğimi bilmiyorum. 3 sene galmış wala bişiler yapmazsak bööle kalcasss yazı yazma alışkanlığı edinmem lasım
    Melüsünün kuzusuu

    "Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir.. Bu, evrenin 'Sen bakarken soyunamıyorum' deme şeklidir.."




  3. #3
    hazan_ng adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    28-12-2005
    Mesajlar
    11,282
    Karizma Gücü
    9
    ewett yaa ben de çok unutkanımm.......

    şimdi benim kapasitem doldumu
    "-Bir gün, başımı omzuna dayayıp, uyumak isterdim" dedi kadın
    "-Ya bir daha uyanamazsan?" dedi adam
    "-İşte mutluluk bu olsa gerek" dedi kadın...


    ...
    ..
    .
    ÖzgüRuh (H.N.G)

  4. #4
    Caparzo adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    20-03-2004
    Mesajlar
    2,030
    Karizma Gücü
    0
    kapasiteyi boşaltmak için napmalı ki??

  5. #5
    Ertu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    7,002
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    ram dakım. ddr2 1024*4 4
    Melüsünün kuzusuu

    "Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir.. Bu, evrenin 'Sen bakarken soyunamıyorum' deme şeklidir.."




  6. #6
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,466
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Ya bir insanın beyin kapasitesi gerçekten dolarmı sizce bence pek mantıklı gelmiyor çünki beyin daha çözümlenmiş bişey değil yani bir kapasitesi varsa ne kadardır yada kapaitesi dolar mı SİZCE İNSANIN HAYAL GÜCÜ NE KADARDIR HAYAL GÜCÜNÜZ NE KADARSA KAPASİTEDE O KADARDIR HERALDE :/
    &

    Hamlet: Yaptığı işin farkında değil mi bu adam ? Türkü söulüyor mezar kazarken.
    Horatio: Alışmış, umursamıyor artık!


    Shakespeare

  7. #7
    Ertu adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-11-2005
    Mesajlar
    7,002
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    chesss anladığım kadarıyla kullanılmakta olan beyin kapasitesinden bahsediyor
    Melüsünün kuzusuu

    "Beklemekte olduğun şey, ancak onu beklemeyi unuttuğunda gerçekleşir.. Bu, evrenin 'Sen bakarken soyunamıyorum' deme şeklidir.."




  8. #8
    haha... chesss adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-10-2005
    Mesajlar
    5,466
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Alıntı stronger_ht tarafından gönderildi.
    chesss anladığım kadarıyla kullanılmakta olan beyin kapasitesinden bahsediyor
    Bahsedilen şeyi gayet iyi anladım ama bende şunu söylemek istedim
    Beyin olayını geçelim bir DVD film izliyorsun ve bu en son teknoloji plazma televizyonda oluyor aynı zamanda bu DVD film en son teknoloji kamera ile çekildi bu günlük böyle yarın için daha süperleri daha teknolojik aletlerle aynı ortam bunlar senin olmadığın bir mekanda gerçekleşiyor cekiliyor ama sen onu izliyorsun ve hiçbir zaman senin kendi gördüklerinin yani gözünle gördüklerin kadar kaliteli bir çekim yapamazlar bu sence mümkün mü ? senin orda olman lazım bu kaliteyi yakalamaları için Burda bir yanlışlık varsa düzelt lütfen
    ve durum şöyle GÖZ de beynin sadece bir tarafı ? Göz göreni saklar sen unutsanda bu beynin sorunu değildir o görüntüler bir yerlerde saklıdır...
    yani şu anda bile iddaa ediliyor insan hafızasının HDD lerden her zaman daha sağlam olduğu ?
    &

    Hamlet: Yaptığı işin farkında değil mi bu adam ? Türkü söulüyor mezar kazarken.
    Horatio: Alışmış, umursamıyor artık!


    Shakespeare

  9. #9
    abdullahbirisi adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    31-10-2005
    Mesajlar
    1,775
    Karizma Gücü
    7
    Unutma ve Nedenleri

    Öğrenmenin tersi olan bir bellek işlevidir. Yani, öğrenilenlerin zihinde yeniden canlandırılamamasıdır. Unutmayla ilgili çeşitli kuramlar ileri sürülmüştür. Unutmanın tanımlanması ve türleri kuramların bu konudaki görüşlerine göre belirlenir.

    Fizyolojik temellere dayanan kuramlara göre, unutma öğrenilenlerin ya da anıların beyindeki izlerinin zamanla aşınıp silinmesi sonucu olur.

    Koşullanma yoluyla öğrenme kuramına göre; pekiştirilmeyen, ödüllendirilmeyen tekrarlar; uyaranlarla tepkiler arasındaki bağı zayıflatır, unutma ya da diğer bir deyişle, sönme olur.

    Bir çok öğrenilen şey ve anılar bellekte saklı olmalarına karşın, unutulmuş gibi görünebilir. Freud ve diğer psikanalistler bunu baskı kavramıyla açıklarlar. Onlara göre, kişiye acı veren anılar bilinçten uzaklaştırılarak bilinç dışına atılır.

    Daha önce de belirtildiği gibi, öğrenilen malzemenin ne derece öğrenildiği, öğrenilen malzemenin anlamlılığı, öğrenmeyi yapan kişinin öğrenmeye ne ölçüde güdülendiği, öğrenmeden sonraki etkenler de öğrenilenin belekte tutulmasını, saklanmasını ve hatırlanmasını etkiler.

    Deneysel ruh bilimi araştırmalarında denekler herhangi bir öğrenme malzemesini hatasız olarak tekrarlayana dek öğrenmeyi sürdürürler. Araştırmacı, olabilecek en iyi hatırlamayı araştırıyorsa, deneklere tam öğrenme yaptırır. Yapılan araştırmalarda, tam öğrenmenin hatırda tutmayı kolaylaştırdığı, unutmanın daha az olduğu görülmüştür.

    Öğrenilen malzeme anlamlıysa, anlamsız malzemeye kıyasla daha kolay hatırlanır. H. Ebbinghaus 1885'te yaptığı çalışmalarda, anlamsıza heceleri ( örneğin; TIC, PUV, GIB, vb. ) öğrenme malzemesi olarak kulanmış ve öğrenilen malzemenin anlamsız olmasının öğrenmeyi zorlaştırdığını saptamıştır. Araştırmada anlamsız hecelerden oluşan bir liste kusursuz bir şekilde iki kez tekrarlandığında, yani tam öğrenme olduğu belirlendikten sonra, bir zaman aralığı konmuştur. Kusursuz hatırlama için ilk denemede 1000 saniye kullanılmışken, ikinci denemede 600 saniye kullanılmış, 400 saniye tasarruf edilmiştir. Bu süre, bellekte tutulan malzemenin miktarının bir göstergesidir. Bu yönden tam bir öğrenme için çok elverişlidir. Daha önceden bir malzemeyi gören, öğrenen kişi ikinci kez aynı malzemeyi öğrenmesi gerektiğinde daha kısa sürede yeniden öğrenebilmektedir. Ebbinghaus, öğrenme ve yeniden öğrenme arasında yirmi dakikadan otuz bir güne kadar değişen çeşitli zaman aralıklarını kullanarak araştırmalarını sürdürmüştür. Ebbinghaus bu araştırmaları sırasında bir unutma eğrisi oluşturmuştur .

    Şekilde de görüldüğü gibi, başlangıçta unutma çok hızlıdır. Sonra yavaşlamakta, en sonunda da aynı düzeyde sürmektedir. Başka bir deyişle, öğrenmenin hemen ardından hızlı bir unutma olur, daha sonra unutma azalır ve belirli bir düzeyde sabit kalır,

    Hatırlama ve Unutma İlişkisi

    Unutmada önemli olan bir diğer etken, bir öğrenmeyi yapmaya kişinin ne ölçüde güdülendiğidir. Kişi için belirli bir öğrenmeyi yapmak önemliyse bunu yapmak için istekliyse, daha bir öğrenme gerçekleştirir ve bunun sonucunda unutma daha az, hatırlama daha çok olur.

    Öğrenme sırasında öğrenme işlemi yarıda kesildiğinde, tamamlanan öğrenmelere kıyasla daha fazla hatırlama olur. Buna " Zeigarnik olgusu" denir. Bu konuyla ilgili deneysel araştırmalarda deneklere bir dizi öğrenme görevi verilmiştir. Bunların bazısı deneyci tarafından yarıda kesilmiş, bir bölümü de tamamlatılmıştır. Aradan zaman geçtiğinde yarıda kesilen öğrenmelerin, tamamlananlardan daha iyi hatırlandığı görülmüştür. Zeigarnik, deneyin yarıda kesilmeyi başarısızlık olarak yorumlandığını, bunun denekte gerginlik yarattığını, bir öğrenmeden başka bir öğrenmeye geçince bu gerginliğin sürdüğünü ve unutmayı azalttığını ileri sürmüştür. Bir lokantada yapılan bir araştırmada, garsonların hesabı henüz ödenmeyen yemek siparişlerinin hepsini hatırladıkları, hesapları ödenen siparişleri hatırlamadıkları saptanmıştır.

    Genellikle doğrulanan Zeigarnik olgusu, öğrenme durumunda kişilerin kişilik özelliklerine göre bazen doğrulanmayabilir. Örneğin; kendini her zaman başarılı olmaya güdüleyen, kusursuzluğu kendine amaç edinen bir kişi öğrenimin yarıda kesilmesini başarısızlık olarak yorumladığında, unutması da fazlalaşabilir. Ayrıca eğer tamamlanmayan iş çok zorsa ya da kişiyi çok fazla tedirgin ediyorsa, kişi bilinçsiz olarak unutma eğiliminde olabilir.

    Öğrenmeyle hatırlama arasındaki geçen zaman aralığında kişinin neler yaptığı, hatırlama miktarını etkiler. Örneğin; bir öğrenme malzemesi %100 öğrenildikten sonra kişinin uyuması ya da başka işlerle uğraşması hatırlanan miktarı değişir. Kişi uyanık kaldığında hiç bir işle uğraşmasa bile, etrafında olup bitenler onu etkiler. Bu da hatırlama anında olumsuz etki yaratır. Bu konuda yapılan çalışmalarda, öğrenmeden sonra uyuyan kişilerin uyumayanlara göre daha çok hatırladıkları görülmüştür.



    a) Unutma Nedenleri

    Unutmanın nedenleri de kuramların açıklamalarına bağlıdır. Bazı psikologlara göre unutmanın nedeni engelleyici etkidir. Bu etki iki şekilde olur:

    1. Geriye doğru engelleyici etki (geriye ket vurma )

    2. İleriye doğru engelleyici etki ( ileriye ket vurma )

    Öğrenmeden önce ya da sonra yer alan başka bir öğrenme, hatırlama ve geri getirmeyi olumsuz yönde etkileyebilir. Söz konusu öğrenmeden önce yapılmış bir öğrenmeden kaynaklanan etkiye ileriye doğru, sonra yapılmış bir öğrenmeden kaynaklanana geriye doğru engelleyici etki denilir. Örnek olarak 30-40 kişinin bulunduğu bir sınıfa giren öğretmen öğrencilerin ismini sorup öğrenir. Daha sonra başka bir sınıfta aynı şeyi yapar. İlk sınıfta öğrenilen isimleri hatırlama gücü daha sonraki sınıfta öğrenilenlerin etkisi altında bozulur. Bu geriye doğru engelleyici etkidir. Bunun tersi de olabilir, o zaman ileriye doğru engelleyici etki söz konusudur. Yani, önce öğrenilenler sonra öğrenilenlerin hatırlanmasını güçleştirebilir.

    Öğrenmeyle hatırlama arasındaki geçen süre içinde yeni bir öğrenmenin gerçekleşmesi, ilk öğrenilenlerin bellekte saklanmasına olumsuz bir etki yapar ve ilk öğrenilenleri hatırlama miktarı düşer. Buna " geriye doğru engelleyici" ya da " geriye ket vurma" denir. Bu olgu aşağıdaki gibi bir deney düzeniyle araştırılarak saptanmıştır. Böyle bir çalışmada iki gruba da ( A ) öğrenmesi yaptırılmış, daha sonra deney grubuna ( B ) öğrenmesi yaptırılırken,kontrol grubu dinlenmeye bırakılmış, yeni bir öğrenme yapmamıştır. Bir süre sonra uygulanan hatırlama testi sonucunda deney grubunun, kontrol grubuna göre daha az şeyi hatırladığı görülmüştür. Diğer bir deyişle, sonraki öğrenme önceki öğrenmenin hatırlamasına ket vurmuştur.

    " İleriye ket vurma " ya da " ileriye doğru engelleyici " etki olarak tanımlanan durumdaki deney düzeni ise aşağıda görüldüğü şekilde hazırlanır.



    Burada deney grubu ( A ) öğrenmesini yaparken, kontrol grubu dinlenir. Sonra her iki gruba da ( B )öğrenmesini yapar. ( A ) öğrenmesini yapan deney grubu, yalnızca ( B ) öğrenmesini yapan kontrol grubuna göre ( B ) öğrenmesini daha az hatırlar. Başka bir deyişle, önceki öğrenme sonraki öğrenmenin hatırlanmasını bozmuş, ket vurmuştur.

    İleriye ve geriye ket vurma ya da bozucu etkini olup olmaması, iki öğrenme işlemi arasındaki benzerliğe bağlıdır. Eğer iki öğrenme malzemesi birbirine çok benziyorsa, bozucu etki çok az olur ya da olumlu aktarma olur; öğrenilen malzemeler hem daha kolay öğrenilir hem de daha kolay hatırlanır. Bunun tersine, iki öğrenme malzemesi birbirinden çok farklıysa bozucu etki, ket vurma çok az olur. Çünkü birbirine benzemeyen iki öğrenme arsında olumlu ya da olumsuz aktarma çok az olur.

    Freud' un kuramına göre bastırma mekanizması da unutma nedenidir. Birey, kendini rahatsız eden konuları bilinçaltına iterek bu kaygıdan kurtulmak ister. Bilinçaltına itilen olayların hatırlanması oldukça güçtür.

    Bazı kuramlara göre; öğrenilenlerin kullanılmaması unutma denir. Uygulamaya giren bilgiler zaman zaman tekrarlandığı veya alışkanlık haline geldiği zaman unutulmaz. Kullanılmayan bilgilerin kayıtlı olduğu sinir hücrelerinin sinaptik bağları zayıftır. Bu nedenle hatırlamak oldukça güçtür.

    Öğrenmeyi koşullanmayla açıklayan görüşlere göre de koşullanmanın sönmesi bir unutmadır. Organizma, koşullu uyarıcı ile koşullu tepki arasındaki bağı unutur. Artık beklenen tepkiyi göstermez.

    Bu nedenlerin yanı sıra bazı bellek bozuklukları unutma nedenidir.

    Bellek yitimi (amnezi) çeşitli organik veya psikolojik nedenlerle hatırlama gücünün yitirilmesidir. Bellek yitimi kısmi veya genel olabileceği gibi, kısa süreli veya süresiz de olabilir.

    Diğer bir unutma nedeni, beyin hücrelerinin yıpranmasına bağlı olarak gelişen organik bozulmalardır. Organik bozulmalar yaşla ilgili yıpranmalar, beynin bazı bölgelerine yeterli kan gitmemesi bağlı yıpranmalar olarak ortaya çıkar. Bunun yanında yeterli protein sentezinin yapılmaması bilgilerin kodlanmasını engeller. Kodlanmayan bilgiler kısa zamanda tamamen unutulur.
    kaynak
    -------
    Bu arada konuyu açan arkadaşa da teşekkür ederim.
    1970’li yıllardan itibaren yükselen bir trend izleyen dünya altın madenciliğinde,
    epitermal, porfiri ve listvenit tipi yataklardan yapılan üretim çok büyük önem
    kazanmıştır. Batı Anadolu’nun epitermal cevherleşmeler açısından önem taşıyan
    jeotermal sistemler bakımından zengin olması, ayrıca, epitermal altın yataklarının iz
    elementi olarak önem taşıyan Sb-As-Hg cevherleşmelerinin yaygın olması; Doğu
    Karadeniz
    bölgesindeyse, altın yatakları açısından önemli olan masif sülfit ve porfiri
    yataklarının bulunması; Orta ve Doğu Anadolu’da listvenitlerle yakından ilgili
    ofiyolitlerin geniş alanlar kaplaması, topraklarımızın, altın oluşumlarının yerleşmesi
    için jeolojik açıdan çok elverişli olduğunu göstermektedir.

  10. #10
    Misafir _Marx_ adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    25-03-2006
    Mesajlar
    980
    Karizma Gücü
    0
    İnsan beyninin yüzde 3 5 ini kullanıyor en zeki insanlar bile 10 u aşamıyor...geri kalan %90 lık kısım neden boş...yada boşmu neden aşılmıoyr aşıldığı takdirde ne olur...bunu nasıl ölçebiliyorlar %3 %5 %10 ....

    beynin kapaitesinin dolmayacağına inanıyorum...Bu kapasite kişilere göre değirmi..yada kişi kendi kapasitesini kendisimi belirler...yaşla alakalı olduğuna inanmıyorum...sadece şimdilik bilinen bunlar olduğu için doğru kabul ediliyor...ileride kimbilir neler çıkacak..

 

 

Bu konuya benzer diğer konular

  1. Unutkanlık (+16)
    2005 Konuları bölümünde SweetStar tarafından açılmış
    Yanıt: 6
    Son Mesaj: 31.08.05, 21:34

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •