Yüzünü seyrediyorum. Yatağın diğer kenarında durup öylece sana bakıyorum.
Perde aralığından süzülen ışık dudaklarına vururken, en sevdiğim hâline
bürünüyor yüzün. Dakikalar uzadıkça uzuyor, gözlerim sessizliğiyle bedenini
izliyor. Uyurken gülmeyi başarabilen sevimli hâlin büyülenmeme neden oluyor.
Öyle masum görünüyorsun ki, masumiyetine dokunmaya korkuyorum.

Fazla olmadı, birkaç saat önce omzundaydı başım, ellerim ellerinde kilitli,
yüreğim yüreğinle bulutların üzerinde dans ediyordu. Hiç bitmese bu an ya da
zaman, kalsa olduğu yerde, sen hep öylece uyusan, gözlerim takılı kalsa
yüzüne, seyretsem. Ayrılığın can alan acılığını duymadan ezberlesem her
kıvrımını, gözümün değdiği o güzelim tenini...

Saatler boyunca kayboluyorum. Bir nefeslik mesafede peşine düşüyorum
öpücüklerin... Avuçlarımın içine alıp çekiyorum kokunu. Çakırkeyif olan
ruhum dile gelip, türküler mırıldanıyor. Bilemiyorum dile gelen hangisi?
Tanımıyorum, dışarıdaki gürültüleri, yönünü bulamayan meltem esintisini...
Yanımda sadece sen varsın.

Yüzündeki ışığı siliyorum, siliyorum çünkü, yalnız gözlerim değsin
istiyorum. Duygularım bakışlarımın yanından koşarak geçiyor, engel olmak
istemiyorum. Seni sevmek için çaba harcamıyorum. Sevmeyi unutan insanlara
inat, sevgisizlikten uzak duruyorum.

Elimi tuttuğun ilk anda saçıma kondurduğun buseleri nasıl seviyorum.
Gözlerimi kapatıp, öpüşünü düşlüyorum. Ne zaman dudaklarımı buruştursam,
hemen bu oyunu anımsıyor, kendi kendime gülümsüyorum.

Sana bakarken gördüklerim öyle hoşuma gidiyor ki, saatin can sıkıcı sesine
bile duyarsız kalıyorum. Zorlukla araladığın gözlerini, bakışlarıma
değdiriyorsun. Daha sonra çocukça ovuşturup, gerinmeye başlıyorsun. Birkaç
dakika daha öylece kalıp, uyanmış halini izliyorum. Mahmurluğun mırıltıyla
da olsa, zır zır çalan saate küfürler saymana engel olamıyor.

Son bir kez dikkatlice bakıyorum yüzüne. Güldüğünü fark ettiğimdeyse,
dudaklarına doğru eğilip, ıslak bir öpücük konduruyorum. Yanaklarını
kavrayan ellerim, beş dakika mahkum kalıyor tenine.

Ne güzel şey duygu havuzunda yüzebilmek seninle, ne güzel şey gülüşlerimiz,
rengarenk...
Yanından kalkmalı ve işe gitmeli mi bugün ?

Her sabah olduğu gibi aynayla göz göze gelip, başımın üzerine düşen
yapılacak işler listesini pencereden atmalı mı dışarı?

Geç oldu, acele etmeliyim; giyinmeli, makyajımı yapmalıyım.

Güzel bir sabahı böylece bırakmak, bu defa eziyetten beter duygular
yaşatıyor olsa da, ayaklarım geri geri atsa da adımlarını; günü sevgi ve
şefkatle kucaklıyorum.

07 Mayıs 2004

S. S. Esen