“Ana gibi yar olmaz” düsturundan yola çıkarak evlerimizin, en nadide çiçekleri, toplumumuzun temel direği sevgili annelerimiz uzatın o mübarek ellerinizi bir kez daha öpeyim.
Hayatımızın her döneminde, her karesinde annemiz var oldu olacaktırda.Bütün dünyamız annemizin üzerine kuruludur.Onun varlığını bile hissetmek bize güç verir.Onlar şefkatin, merhametin, sevginin, fedakarlığın temsilcileridir.Onlar Peygamber Efendimizin sözüne muhatap olmuş mukaddes insanlardır.
Ana başa taç imiş,
Her derde ilaç imiş,
Bir evlat pir de olsa,
Anaya muhtaç imiş.
Annelerimiz için yazılmış güzel dizeler ne kadar anlamlı.Her yıl Mayıs ayının 2. Pazar. günü kutladığımız Anneler Gününde bir o kadar içi boşaltılmış ve metalaştırılarak kutlanmaktadır. Öyle ki her yerde her magazada anneler günü hatta annelerimiz reklam aracı olarak kullanılmaktadır.
Anneler Günü kendini 1600'lü yıllarda İngilizler'in 'Mothering Sunday' (Anneler Pazarı) kutlamalarında gösterdi. Anneler Günü resmi olarak ise ilk kez Amerika Birleşik Devletleri'nde 1872 yılında kutlandı. Philedelphia'da yaşayan Ana Jarvis adındaki genç kız, annesinin ölüm yıldönümü olan Mayıs ayının ikinci Pazar'ının tüm eyalette 'Anneler Günü' olarak kutlanmasını istedi. Jarvis'in gösterdiği gayret 1911 yılında semeresini verdi ve her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar gününün Amerika Birleşik Devletleri'nin tüm eyaletlerinde 'Anneler Günü' kutlanması hükümet kararıyla kesinleşti.
İslamiyet öncesi; kadının yerinin olmadığı bir dünyada,kimliksiz yaşayan kadın, parayla alıp satılan kadın,pislik diye anılan kadın, mülkiyet hakkı olmayan kadın,15. asırda hiristiyanlığın sadece bir eşyadır dediği kadın, diri diri toprağa gömülen kızlar......
Dünyada kadın bu haldeyken Sevgili Peygamberimiz gelip, ondört asır önce, “Cennet annelerin ayakları altındadır” buyurarak kadının gerçek yerini ortaya koydu. İslamiyetten sonra, dünyanın en rahat anneleri İslam toplumundaki anneler oldu. Çünkü, anneye hürmet dinimizin, Peygamberimizin emirleridir. Peygamberimizin hicretin onuncu yılı, veda haccındaki sözlerinden, son nasîhatlerinden biri, “Kadınlarınıza eziyet etmeyiniz! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emânetidir. Onlara yumuşak olunuz, iyilik ediniz” olmuştur.
Günümüze gelirsek “Anneler Günü” artık sosyal bir vak’a haline gelmiş bir adettir. Her ne olursa olsun yılda bir defa da olsa aziz varlık anne hatırlanıyor.Oysaki; bizim analarımız bizleri ninnilerle uyuttu, masallarla büyüttü. Türkü dinletti Türk çocuğu olduğumuz içinTöreyi, namusu, vicdanı, adaleti, ahlakı da öğretirdi. Benim anam, “Adı güzel, kendi güzel Muhammed” diye ilahileri gözyaşları ile dinler ve dinletirdi. Alnın secdesiz, ağzın duasız olmayacağını gösterirdi.Bizim analarımız için her erkek evlat Mehmetcikti, kendi evladıydı.Bizim analarımız için bayrak kızın çeyizi erkeğin kefeniydi.Bizin analarımız helal süt emzirir helal süt emeni arardı.Bizim analarımızın sofrası bereketli yüreği zengindi. İşte bundan dolayı ben anamı bir günde anmayı kendime yakıştıramıyorum. Hemde benden olmayan bir günde hiç yakıştıramıyorum.
Sadece diyorumki “hakkı ödenmeyen analar uzatın o mübarek ellerinizi öpeyim.Sizlere layık olamadığımız için gözyaşlarımı avuçlarınıza dökeyim.Sizleri huzur evlerine terk ettiğim için karşınızda utançtan boynumu bükeyim.Savaşın ortasında bebeleriniz gözlerinizin önünde ölürken onlara sahip çıkamadığım için kahrımdan eriyeyim.Afrika’ da aclıktan ölen yavrularınızın hesabını rabbime ben nasıl vereyim.Cezaevlerine sizleri düşüren kahrolası suçları ortadan kaldıramadığım için o kelepçelerı bileklerime geçireyim.Oğullarınızı, kocalarınızı VATAN SAĞOLSUN diye toprağa veren analarımız sizlere sahip çıkamadığımız için, sizlerin yüreğindeki yangını söndüremediğimiz için......Artık koşamıyorum, konuşamıyorum utancımdan.Uzatın o mübarek ellerinizden öpeyim.Haklarınızı helal edin canım annelerim”


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı Yaparak Cevapla