Şoka sokmak.
Şoka sokmak.
Elektrokonvulsif terapi (ECT); yani elektrikle sarsmak. Elektroşok tedavisi daha çok Frankenstein canavarını akıllara getiriyor: masada biri yatarken doktor da elinde dev bir fişle yaklaşıyor. Tanıtılmasının üzerinden on yıllar geçse de ECT hálá tartışılıyor. Ancak hálá belirli durumlarda ECT, görünen en etkin yöntem. Bazı hastalar içinse tek umut.
Asırlarca, elektrik tıbbi yöntemlerde kullanıldı.
Romalılar, elektrikli yılanı dokundurarak baş ağrısını giderdiler.
Etiyopyalılar, şeytanı vücuttan atmak için elektrikli kedi balığı dokundurdular.
16. yüzyılda, doktor Paracelsus, deli hastalarını, büyük miktarlarda kafur solunmasıyla tedavi etti. Böylece önce nöbet yaratıldı, ardından da sakin bir dönem başladı.
20. yüzyılın başlarındaysa, doktorlar nöbetleri deneysel yollarla incelemeye başladılar.
İtalya’dan Ugo Cerletti ve Lucio Bini adlı iki doktor, köpeklerin kafatası derilerine elektrotlar bağlayarak güvenli bir şekilde nöbetler yarattı.
Sıra halinde elektrik
Bu yeni tedavi şekli ilk kez, 1938’de bir tren istasyonunda aşağı yukarı gezinin 39 yaşındaki bir adama uygulandı. Tamamen deli, hayal gören ve zihni karışık biri olan adam, akıl almaz bir şekilde bir ara susup bir ara konuşuyordu. Cerletti ve Bini, adama, saniyenin çok daha kısa bir anında 110 voltluk tek bir şok verdi. Büyük bir epilepsiye benzer bir nöbet başladı. Doktorlar, 11 seans sonrasında tam bir iyileşme raporu yayımladı.
ECT ilk açıklandığında, tedavi çok barbarcaydı. Hasta genellikle, istemeden bir yatağa bağlanıyor ve dişleri arasına kauçuktan bir parça konuyordu. Hastalara elektrik bilinçleri yerindeyken veriliyordu. Elektrik çok büyük bir acıya neden oluyordu. Elektrik akımı, kemiklerin kırılmasına yetecek kadar güçlü kas gerilmelerine neden oluyordu.
Öte yandan sonuçlar o denli yararlıydı ki ECT, birçok psikiyatrik hastalıkta kullanılmaya başlandı. Bir koğuşa arka arkaya birçok yatak dizen doktorlar, bir hastayı bitirip diğerine elektrik veriyorlardı.
Bugün farklı
Bugünse tedavi farklı. 1951’den beri, hastalara genel anestezi veriliyor. Böylece, tüm süreç boyunca bilinçsiz oluyorlar. Elektrotlar, beynin tek veya her iki tarafına da takılabiliyor. Beynin daha sık uyarılan tarafı, konuşmayla bağlantılı olan değil dominant olmayan tarafıdır. Bu uygulamanın, tedavinin en büyük yan etkilerinden biri olan hafıza kaybını azalttığı belirtiliyor.
Çok ciddi depresyon yaşayan ve diğer tedavilere yanıt vermeyen hastaya 6 ila 12 seans uygulanıyor. Ne yazık ki, rahatlama çok uzun ömürlü olmayabiliyor. Bu nedenle yaşlı kimselere, 2 ayda bir yeni bir şok tedavisi veriliyor. Vakaların birçoğunda, kişinin yaşı bir kriter değil.
Şok tedavisinin nasıl etkili olduğunu ise kimse bilmiyor. Bazı araştırmalara göre, beyindeki kan akışını ve beynin belirli bölgelerindeki metabolik aktiviteyi değiştiriyor. Beyin görüntüleme çalışmalarının, önümüzdeki on yılda bize daha fazla bilgi vereceğini umuyoruz.
Kaynak: Hürriyet Bilim Dergisi,


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla
