• Reklam
+ Konuyu Yanıtla
Sayfa: 1 | Toplam: 8 12345678 SonSon
77 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    Ebruli adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    08-01-2005
    Mesajlar
    6,886
    Karizma Gücü
    0

    Bilmek mi Mutluluk Verir, Bilmemek mi?

    Merhaba arkadaşlar....

    Kimilerimize göre bilmek mutluluk verirken, kimilerimize göre bilmemek mutluluk verir...

    Amacımız beraber yürüdüğümüz bu yolda farklı bakış açıları atmakla beraber, hoş sohbet etmektir...Hepinize katkılarınızdan dolayı yürekten tebrik eder ve kolay gelsin diyorum....

    Not: Bu bölüme sadece platforma katılan arkadaşlarımız yazacaktır...

    1.medid
    2.marx
    3.encyclopedia
    4.tekila_idil
    5.ForumX
    6.stronger_ht
    7.chesss
    8.vAlinOr
    9.endonezya
    10.blackend_
    11.melusina
    12.devinizm
    13.alperkaya
    14.K_U_M
    15.ysfaky
    16.Ebruli
    Bu mesaj en son " 15.05.06 " tarihinde saat 17:10 itibariyle Ebruli tarafından düzenlenmiştir...
    Gözlerime bakınca ağlıyorum, insan gözlerine bakınca ağlar mı?..

    Herkes her an herşeyi yapabilir...

  2. #2
    K_U_M adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    16-11-2005
    Mesajlar
    1,004
    Karizma Gücü
    7
    Açılış benden olsun bari.

    Aslında düşüncelerim bilmenin her zaman insanı daha çok mutlu edeceği çerçevesinde yoğunlaşmıştı. Ama aşağıdaki örnek aklıma takılıverdi birden. Bu sebepten bilmemenin de bazen mutluluk vereceği fikrine kapıldım. Yine de kafamı kurcalayan bir nokta da kalmadı değil hani. Tamam bilmemek mutluluk verebilir, ama bilmeyen zaten bilmediğinin farkındaysa bu mutluluk değil eksiklik değilmidir. Gerçekten mutlu olması imkansız. Ama insan eğer bilmediğininde farkında değil ise bu ona mutluluk verebilir.

    Doğuştan kör olan bir insan farzedelim. Ona insanoğlunun aslında görebilen bir varlık olduğu anlatılmamış olsun. Burada kör kişi bilmediğinden dolayı mutlu bir hayat sürebilir.
    Ticaret adamın kesesini doldururken kalbini boşaltıyor. Haberiniz ola arkadaşlar.

  3. #3
    ysfaky adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-04-2005
    Mesajlar
    1,362
    Karizma Gücü
    8
    Aslında haklısın benimde aklıma şu geldi okul sıralarında zaman öldürüken:

    "Cahil insan cahilliğin mutluluk olduğunu bilmediği sürece mutsuzdur..."

    Kör insan meselesi...Doğru bir yaklaşım olmuş ama anlatamadığım birşeyle çelişiyor...Doğuştan kör diyorsun...Daha önce algılayamadığı bir şeyi sonradan algılamak nasıl mümkün olabilir ki?
    Yani onun için görmeyi bilmek ya da bilmemek bir şeyi değiştirmez ki?Nasıl olsa hiç görmemiş,sen ona görmeyi anlatamazsın...Duyuların pek anlatılabileceğini sanmıyorum...Kelimeler o anlamı tartabiliyor mu?

    Sözün özü görmeyi bilmek ya da bilmemek yoktur görmek ya da görememek vardır...


    Sevdiklerimizin ruhlarında oluşan anlık değişimleri, duygu sıçramalarını, her zaman çok da belirli nedenlere bağlı olmayan yakınlaşmalarını ve uzaklaşmalarını, bilinçlerinin alt kısımlarındaki ulaşılmaz bölgelere saklanmış arzularının değişik biçimlerde ve beklenilmeyen zamanlarda ortaya çıkışını izleyebilseydik, herhalde sakin bir denizde suların arasından aniden yükselen bir canavarı gördüğünde zavallı bir balıkçının hissedeceği korkuyu ve şaşkınlığı hissederdik.
    Ürkütürlerdi bizi.

    Ahmet Altan - Aldatmak

  4. #4
    encyclopedia adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-04-2006
    Mesajlar
    2,529
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Öncelikle mutluluğu bilmek ya da bilmemekle kısıtlamalayız diye düşünürüm. Mutluluk tanımımı yapıp sonra konuya girmek istiyorum.

    Mutluluğum, beklediklerimin bir kısmıdır. Gerçek düşüncelerimde ne kadar fazla gerçek beklentim varsa o kadar mutluyumdur. Psikoloji dalında diğer bir Freud ben olucam düşüncesi beni mutsuz eder. Baskı altında olurum. Psikoloji dalında Freud'dan aldığım görüşlerle ve kendi yetimle ulaşabildiğim her insana yardımcı olmak istiyorum hedefim beni mutlu edecektir. Mutluluk seçimlerimin ne kadar doğru olabildiğinin ifadesidir. Her doğru seçimimde bir başka doğru seçime yüzmeye başlarım. Okyanusta yüzdünüz mü ? Ben yüzdüm. Ve aynı doğrularım gibiydi hissettiklerim. Önce kıyıda gidip geldim. Sonra korkularımı yenip biraz açıldım. Sonra artık ne köpek balığı ne de dalga demeden suyu hissetmeye çalışıyordum. Her bir seçimim (doğrum) beni daha da çok mutlu etmişti. Daha da çok heycanlanmıştım. Peki bilmek mi bilmemek mi mutluluk desem şimdi ? Köpekbalığını ve okyanus da oluşan anaforları araştırmamış biri yani bilmeyen korkmadan yüzebilir miydi ?

    Bilgiyi nasıl öğrenebileceğimizin farkında mıyız peki ? Kariyer yapıyoruz ama ne ile ? Kariyer sadece mesleğiniz mi ? Bu konuda örğenmeyi bilmek adlı yazımı da bu konuya dahil etmek istiyorum. Daha önceden yazmış olduğum için sadece sayfayı linkliyorum.

    Öğrenmeyi bilmek...


    Öğrenmeyi bilmeyen biriysem nasıl bilebilirim ki ? Herşeyden önce kendimi tanımlıyamıyorsam neyi biliyorumdur ?

    Peki son olarak Bilmek mi yoksa bilmemek mi ?

    Bilge olup cehaletinde yaşamak, doğrularımı aktarmak ama başka doğrulara yanlış dememek için bilmek bana mutluluk getiriyor. Bilmemenin mutsuzluğunu yaşamaktansa dahi ile delilik arasında ki çizgide kalır biliyormuş gibi yaparım. Zaten hepimiz de böyle yapmıyor muyuz ? Sahte bilgilerimiz ile sahte mutluluklar...

    O zaman soruyorum?

    Maskeleri çıkartmak mı ? Çıkartmak mı ? Bilmeyi seçmek mi ? Bilmekten korkmak mı ? Yo yo bir dakika hiç bir şey sormuyorum. Ama ben cahilim öğrenmek istiyorum.... Sevgiler...
    Böyle gençliği sömüren ve kültürünü geçmişini unutturan bir misyonerliği üstlenen medyanın terör'den binlerce kat daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

    Lütfen terörün katlettiği şehitlerimizi düşündüğümüz kadar, televizyonun yok ettiği gençliğimizi de düşünelim..


    Herşeyi benden iyi biliyor olabilirsin ama senin hiç bilmediğin birşeyi biliyorum...

  5. #5
    Bu Nemiiç Ya? alperkaya adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    22-04-2005
    Mesajlar
    3,024
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    8
    Doğuştan kör olan bir insan farzedelim. Ona insanoğlunun aslında görebilen bir varlık olduğu anlatılmamış olsun. Burada kör kişi bilmediğinden dolayı mutlu bir hayat sürebilir.
    Sözün özü görmeyi bilmek ya da bilmemek yoktur görmek ya da görememek vardır...

    "Bakmak yalnızca bir fiil olsa da görmek ayrı bir maharettir aslında ve "bilmek" daha bakmadan görebilmektir manasında" der alperkaya...

    Saygılar...


    Bilgi aslında görüş açımızı belirlemektir belkide... Hangi yöne gideceğimizi saptamak ve ardı sıra gelişlerimizin farkına varmak...

    Bir pusuladır muhakkak... Ama pusula bozulabilir arasıra... Bazen pusulasızda kuzey aynı manaya gelir... Ve yine zıttır güneye inat !

    Yani bilgi bir pusula olsa bile çok zaman bozuktur belkide, ve bazen ;

    pusulasızda olsa, kuzey aynı yerdedir

    Belkide hükmünü yitirir , usanmış bir sanadalın karşısında... O zıt kutupların göstergesi pusula...

    Bilgi yarışmalarını izlerim bazen birbirine zıt birsürü İNSAN !
    Bu mesaj en son " 15.05.06 " tarihinde saat 19:52 itibariyle alperkaya tarafından düzenlenmiştir...

  6. #6
    ysfaky adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    30-04-2005
    Mesajlar
    1,362
    Karizma Gücü
    8
    Ya abilerim şiir gibi konuşmuşunuz...Çok hoş bir şey olacağa benziyor...
    Ve şimdilik anlayabilidğime göre başka sorular başka cevaplar doğuracapa benziyor...Sorular çoğalacak ve hepsine cevap bulmaya çalışacağız ki ne kadarona gücümüz yeter bilemem...


    Sevdiklerimizin ruhlarında oluşan anlık değişimleri, duygu sıçramalarını, her zaman çok da belirli nedenlere bağlı olmayan yakınlaşmalarını ve uzaklaşmalarını, bilinçlerinin alt kısımlarındaki ulaşılmaz bölgelere saklanmış arzularının değişik biçimlerde ve beklenilmeyen zamanlarda ortaya çıkışını izleyebilseydik, herhalde sakin bir denizde suların arasından aniden yükselen bir canavarı gördüğünde zavallı bir balıkçının hissedeceği korkuyu ve şaşkınlığı hissederdik.
    Ürkütürlerdi bizi.

    Ahmet Altan - Aldatmak

  7. #7
    tekila_idil adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    06-01-2006
    Mesajlar
    802
    Karizma Gücü
    0
    Bilmek mi Mutluluk Verir, Bilmemek mi?



    Öncelikle şunu belirtmek istiyorum her insanın, her bireyin mutluluk düzeyi ve ölçüsü birbirinden oldukça farklı ve ayrıdır..

    mutlu olmak adına bilen insan Yaşadığı her zorlukta öğreneceği şeylerin peşine düşer ve hiçbir zaman baş edemeyeceği zorluklarının olmadığını bilgisini ölçerek yada deneyimleyerek görür bu öğrendikçe kişiye mutluluk verir çünkü mutluluk doyumsuz bir kavramdır yani kısaca kişinin biraz da kendi doyumudur yani doyuma ulaştığı sürece mutlu olur gibime geliyor çünkü bunu yaparken kişi doyuma kendi bilgisiye ulaşmıştır...

    bazen de bilmemek mutluluktur kişiye göre, çünkü kişi kaçış içindedir bilmediği herşey onu mutlu kılar yada o onca kaçış için de kendini yapmacık sahte bir kişiliğe bürüyerek kendi doyumuna ulaşmaya iter. kişi bilmemenin verdiği bilgizliklede mutlu kılınabilir...örneğin bilmez ama bilir gibi , yapamaz ama yapar gibi.... bilinmezlik için o kadar mutludur ki gerçek bilmenin o anki doyumunu yaşayamaz yada göremez. diye düşüyorum ben...
    Tutucu değilim,piyasada değilim, prensiplerim yoktur ama seviyesiz değilim...Kuralları sevmem ama yersiz yere çiğnediğim görülmemistir. İçe kapanık değilim ama gerekmezse konusmam, kinci degilim ama unutmam... Şefkat gösteririm ama şımartmam... Şüpheciyim ama kuruntu yapmam... Kendimle çelisebilirim ama kafama takmam... Dalga geçerim ama kırmam... Ciddiye alırım ama kapılmam...Huzur veririm ama söz vermem... Sahip olurum ama ait olmam...Cesaretsizligi ’gurur’la
    örtmem

  8. #8
    o(*_*)o ForumX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    14,836
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Merhabalar;

    Bilmek ile bilmemek arasındaki dengeyi tartışıyoruz ancak salt bilmek ya da bilmemek demek biraz yavan kalır gibime geliyor neyi bilmek, neyi bilmemek?

    Örneğin birlikte olduğu kişinin kendisini aldattığını bilen birisi buna oldukça üzülür bilmeyen ise mutludur sonuçta güzel bir ilişkisinin olduğunu düşünür ancak bu sanal bir mutluluktur..

    Ayrıca hepimiz şunda hemfikiriz ki insan her şeyi bilemez bu anlamda bilmek isteyen insanın bilme macerası sonsuza kadar sürer bir sonuca ulaşamamak kişiyi mutsuz kılmaz mı?

    Bilgi sorumluluk demektir bir arkadaşının sır verdiği kişi o sırrı saklamakla mükelleftir bu da stress demektir bilmek ile bilmemek arasındaki fark işte burdan gelmektedir..

  9. #9
    encyclopedia adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    26-04-2006
    Mesajlar
    2,529
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    7
    Merhaba Forumx,

    Örneğin birlikte olduğu kişinin kendisini aldattığını bilen birisi buna oldukça üzülür bilmeyen ise mutludur sonuçta güzel bir ilişkisinin olduğunu düşünür ancak bu sanal bir mutluluktur..
    Aslında bunu bilmek olarak değilde biraz daha duygusallaştıralım derim. Bilgi dediğimiz akıl yoluyla sorgulayıp öğrenebileceğimiz konular olarak kalırsa pek fazla soru da çıkmamış olur. Aldatılan biri bunu hisleriyle de anlayabilir. Bilmek bir bütünsellikle olabilir diye düşünüyorum.
    Ayrıca hepimiz şunda hemfikiriz ki insan her şeyi bilemez bu anlamda bilmek isteyen insanın bilme macerası sonsuza kadar sürer bir sonuca ulaşamamak kişiyi mutsuz kılmaz mı?
    Aslında insan beyni herşeyi bilebilir. Milyarlarca nöron'a sahibiz. Sahip olduğunuz her hatıra nöronlarımızda yüklüdür. Peki sahip olduğumuz nöronlar kadar bilgiye sahip miyiz ? Diyelim ki 3 milyar nöronumuz var peki 3 milyar konu hakkında fikrimiz var mı ? Peki olabilir mi ? Evet kesinlikle olabilir. Sadece şu an ki ilkel beyin bunu yakalamaya hazır değildir.

    Bilmek isteyen birinin macerası, sonsuza gitmek değildir diye düşünmekteyim. Bilmek isteyen sadece bilgiye gider. Sonsuzkere sonsuzu öğrenmek ister. Bunu da öğrenir. Sonsuz bilgiye ulaşamayacağının zaten farkında olarak öğrenmeye devam eder. Her bilgisi ona mutluluk katar. Eğer şu şekilde sorgularsak...Peki öğrendikleri ya da bildikleri onu yormaya başlarsa ? Böyle özel insanlar vardır...

    İşte bu durumda yine öğrenilecek birşey var, ruh zekasını geliştirmek. İnsan öğrendikçe ruhu rahatsız olmaya başlar. IQ, EQ gibi önemli zekaların yanında öğrenim ve bilgi arttıkça SQ'nun önemi ortaya çıkmaktadır. Yani bu gibi durumlarda bile öğrenilecek, alınabilecek bilgimiz oluşuyor.. Sevgiler..
    Böyle gençliği sömüren ve kültürünü geçmişini unutturan bir misyonerliği üstlenen medyanın terör'den binlerce kat daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum.

    Lütfen terörün katlettiği şehitlerimizi düşündüğümüz kadar, televizyonun yok ettiği gençliğimizi de düşünelim..


    Herşeyi benden iyi biliyor olabilirsin ama senin hiç bilmediğin birşeyi biliyorum...

  10. #10
    o(*_*)o ForumX adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    05-10-2005
    Mesajlar
    14,836
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    9
    Merhabalar;

    Aslında bunu bilmek olarak değilde biraz daha duygusallaştıralım derim. Bilgi dediğimiz akıl yoluyla sorgulayıp öğrenebileceğimiz konular olarak kalırsa pek fazla soru da çıkmamış olur. Aldatılan biri bunu hisleriyle de anlayabilir. Bilmek bir bütünsellikle olabilir diye düşünüyorum.
    Başlangıç yazısında ''Bilgi'' kavramının türü belirtilmemiş bu nedenle herkesin bilgi çözümlemesi farklı olacağından konunun içine duygusallıkda girebilir..


    Aslında insan beyni herşeyi bilebilir. Milyarlarca nöron'a sahibiz. Sahip olduğunuz her hatıra nöronlarımızda yüklüdür. Peki sahip olduğumuz nöronlar kadar bilgiye sahip miyiz ? Diyelim ki 3 milyar nöronumuz var peki 3 milyar konu hakkında fikrimiz var mı ? Peki olabilir mi ? Evet kesinlikle olabilir. Sadece şu an ki ilkel beyin bunu yakalamaya hazır değildir.

    Bilmek isteyen birinin macerası, sonsuza gitmek değildir diye düşünmekteyim. Bilmek isteyen sadece bilgiye gider. Sonsuzkere sonsuzu öğrenmek ister. Bunu da öğrenir. Sonsuz bilgiye ulaşamayacağının zaten farkında olarak öğrenmeye devam eder. Her bilgisi ona mutluluk katar. Eğer şu şekilde sorgularsak...Peki öğrendikleri ya da bildikleri onu yormaya başlarsa ? Böyle özel insanlar vardır...

    İşte bu durumda yine öğrenilecek birşey var, ruh zekasını geliştirmek. İnsan öğrendikçe ruhu rahatsız olmaya başlar. IQ, EQ gibi önemli zekaların yanında öğrenim ve bilgi arttıkça SQ'nun önemi ortaya çıkmaktadır. Yani bu gibi durumlarda bile öğrenilecek, alınabilecek bilgimiz oluşuyor.. Sevgiler..
    Güzel bir bakış açısı yakalamışsınız bunun için sizi kutlarım ancak burda felsefi bir konuşma içerisinde olduğumuzdan mutlaka farklı görüşler yer almak zorundadır konumuza dönersek bugün bizim için gerekli olan bilgilerin yüzde kaçına sahipiz ya da bu tarz bilgilerin varlığından haberdar mıyız?

    Bilgi sadece isteyene gider araştıran,merak eden kişi bilir bu anlamda bilginin tüm sorumluluğunu da üstlenmiş olur..

 

 

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Bu bölümde konulara mesaj yazabilirsiniz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •