A
Ambargo
Ambargo teriminin kökeni, İspanyolca'daki embargar'dır. Durdurmak, kısıtlamak, önlemek anlamında kullanılmaktadır. Askerî, iktisadî ve politik nedenlerle mal alım satım ve naklini yasaklayan ya da kısıtlayan önlemler ambargodur.
En sık rastlanan ambargo örneği, kitap-dergi-gazete ithal ve satışının kamu otoritesince yasaklanmasıdır.
Ambargo, korumak ya da zarar vermek amacıyla konulabilir.
Ulusal ticaret filosu gemilerinin güvenlik gerekçesiyle limanlarda alıkonulması, bunları uğrayabilecekleri zararlardan ve karşılaşabilecekleri tehlikelerden korumak için uygulanan ambargodur. Yabancı bir ülkeye ait gemi, uçak ya da TIR kamyonları ile bunların taşıdıkları yüke el konulması, hasmane (zarar vermeyi öngören) ambargo türüdür.
Ambargo, "mukabele-i bilmisil" niteliğinde olabilir.
Napolyon savaşlarında İngiltere, Fransa'ya karşı deniz ablukası ve Fransa da İngiltere'ye karşı kara ablukası uygulamaktaydı. İki ülke arasındaki mücadele, ABD'nin dış ticaretine de zarar vermekteydi. ABD'nin uğradığı zarara tepkisi, 1087'de Fransa ve İngiltere'ye karşı aynı zamanda ambargo ilan etmek olmuştur.
Ambargo, baskı yapmak ve cezalandırmak amacıyla da konulabilir. 1974 Kıbrıs Harekâtı'ndan sonra ABD'nin Türkiye'ye askeri alanda uyguladığı ambargo gibi.
İspanya İç Savaşı dolayısıyla Birleşik Devletler'in 1973'de koyduğu ambargo'nun hedefi, tarafsızlığın korunması ve savaşın uzamasını önlemekti. Bu ambargo, General Franco 'nun zaferini fiilen kolaylaştırmıştı.
Birleşik Devletler, 1940'da Japonya'ya stratejik maddeler ihracını durduran bir karar almıştır. Kararın asıl hedefi, Çin'i işgal etmekte olan ve silahlarını Amerika'ya çevirmek üzere bulunan bir ülkeye yararlı olabilecek sevkiyatı önlemekti. O tarihte Birleşik Devletler'in kararı Lahey Antlaşması'na aykırı sayılmıştı.
Savaşan ülkeler, tarafsız ülkelerin bayrağını taşıyan gemilere ambargo koyabilirler. Tarafsız ülkeler de, savaşan ülkelere karşı benzer önlemler alabilirler. Birinci Dünya Savaşı'nda İngiltere ve Fransa düşmana yarayabilecek maddeler taşıyan tarafsız gemilere ambargo uygulamışlardır. Arjantin ve fiili ise, savaş ilan etmeksizin Alman gemilerine el koymuşlardır.
Ambargo, uluslararası süpranasyonal organizasyonların kararıyla uygulanabilir. 1934 Bolivya-Paraguay Savaşı'nda Milletler Cemiyeti'nin çağrısına uyarak yaklaşık otuz ülke Paraguay'a ambargo uygulamayı kabul etmiştir. 1935-1936 Habeş-İtalyan Savaşı'nda ise Milletler Cemiyeti'nin ambargo kararı işlememiştir. Birleşmiş Milletler 1951'de Kuzey Kore'ye, Çin'e karşı ambargo kararı almış ve beş tanesi Birleşmiş Milletler örgütü dışında bulunan otuzsekiz ülke bu kararı benimsemiştir.
Birleşmiş Milletler'in koyduğu ambargoya en son örnek olarak 1990 yılında Irak'a karşı alınan ambargo kararını göstermek mümkündür. Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesinin hemen ardından, 6 Ağustos 1990 tarihinde, BM Güvenlik Konseyi, Irak'a karşı ekonomik ve askeri ambargo uygulanması kararını almıştır.
Bir başka kollektif ambargo örneği 1921 Cenevre Anlaşmasına dayanmaktadır. Cenevre Anlaşması, narkotik trafiğini önlemeye yöneliktir.
Analiz Gerektiren Ürünler
a) Halı expertiz raporu:
Eski Eserler Mevzuatı uyarınca, eski eser niteliği taşıyan malların ihracı yasaktır. Ülkemizden ihraç edilen el halılarının eski eser niteliğinde olup olmadığını belirlemek için ilgili mal, ihracatçının bağlı bulunduğu Oda'ca ekspertiz işlemine tabi tutulur. Bu işlem için bir dilekçe ile Oda'ya başvurulur. Tayin edilen iki Oda eksperi (yolcu beraberinde götürülenler için beş halıya kadar bir eksper) ve Oda memuru nezaretinde kontrol edilen halıların yeni olması halinde, değer tesbiti de yapılarak mühürlenir.
Tanzim edilen raporun bir sureti Gümrük İdarelerine ibraz edilmek üzere ihracatçıya verilir.
Oda'ca ekspertize tabi tutulan halıların eski olduğunun saptanması halinde, Türk İslam Eserleri Müzesi'nce ikinci bir ekspertiz işleminden geçirilir. Halıların eski eser olmadığını gösteren rapora istinaden Oda'ca ilk raporda yer alan hususlar da belirtilerek Gümrük İdarelerine ibraz edilmek üzere rapor sureti ihracatçıya verilir.
b) Hediyelik eşya ihracatında expertiz raporu:
Ülkemizden ihraç edilen bakırdan ve pirinçten mamul hediyelik eşyaların ihracı, Eski Eserler kanunu gereğince ilgili müze eksperlerince ekspertize tabi tutulmakta ve bunun sonucuna göre düzenlenen rapora göre Gümrük İdarelerince ihracına izin verilmektedir.
Bu tür bir malı ihraç edecek kişilerin, bağlı bulunduğu Oda'ya bir dilekçe ile başvurmaları gerekmektedir.
c) Lületaşı pipo ihracatında ekspertiz raporu:
1972 tarihli Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın Talimatı uyarınca ham lületaşının yurtdışına gönderilmesini önlemek amacıyla, ihraç edilecek lületaşı mamulleri ekspertize tabi tutulmaktadır.
Ekspertiz işlemi için ihracatçı, bağlı bulunduğu Oda'ya fatura ve bir form ile başvurmaktadır. Ekspertiz komitesi nezaretinde lületaşı mamulleri, ileri derecede işlem görmüş olması ve "Türk Elişi Sanatının" estetiğinden yoksun bulunmaması gibi hususlar dikkate alınarak incelenmektedir. İncelendikten sonra ambalajlanan mamuller, Bölge Ticaret ve Sanayi Müdürlüğü ve Oda tarafından mühürlenerek, Gümrük İdarelerine teslim edilmek üzere tanzim edilen bir rapor ile birlikte ihracatçıya verilir.
Antrepo
Gümrük vergisine ya da yalnız gümrük kontrolüne tabi malların ülkeye giriş, transit veya aktarma için beklemesine ve bu bekleme anında belli işlemlerin yapılmasına izin verilen yerlerdir.
Antrepoya giriş, bir vergi yükümlülüğünü kapsamamaktadır; ayrıca malların antrepoya girişteki şekil ve niteliğinin korunması zorunluluğu da söz konusudur. Bu özellikleri nedeniyle antrepo bir gümrük dışı bölge ya da sınırlı bir serbest yer sayılmaktadır.
Belirli bir gümrük rejiminin uygulama aracı ve yeri olan antrepolar, tüm giriş mallarına açık tutulur. Ülkemizde de, girişi ve transit geçişi yasak olmayan yabancı ülkelerin malları antrepo rejiminden yararlanır.
Antrepo Rejimi
Bir mal ve eşya ülke içine girerken, gümrüklerden geçtiğinde vergiye tâbi tutulur. Bazı durumlarda bu tür vergiye tâbi olması gereken bir mal ve eşya, ülke içinde -adeta milli sınırlar dışındayken gibi- vergi alınmadan tutulabilmektedir. Bu mal ve eşyanın tutulduğu yerlere "antrepo" adı verilmektedir. Antrepolar, devletin ve gümrük idaresinin mutlak kontrolu altındadır.
Mal ve eşya antrepolarda, üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan tutulabileceği gibi, anlaşmalar ve ülkenin izni alınmak şartıyla, bazı sınırlı değişikliklere de tâbi tutulabilir. Örneğin bu mallar ambalajlanabilir, ambalajları değiştirilebilir, üzerinde kısmi imalat veya montaj işlemi yapılabilir. Antrepodaki mallar ülkeye ithal edilebileceği gibi menşe ülkeye iade de edilebilir ya da üçüncü bir ülkeye satılabilir.
Antrepolar genel ya da geçici nitelikte olabileceği gibi, özel mal ve eşya için de olabilir. Genel ya da geçici antrepolarda malların bekleme süreleri ülkelere göre değişebilirse de, bu süre ortalama 5-6 yıl dolayındadır. Diğer taraftan (akaryakıt depoları gibi) özel antrepolar da vardır. Antrepo sistemi, dış ticareti geliştirme açısından yararlı bir sistemdir.
Asgari Tarife
İthal edilecek mallardan alınması öngörülen vergilerin en düşük sınırıdır. Gümrük vergilerinde çift tarife uygulandığı zaman asgari ve azami tarifeler söz konusu olur. Azami tarifedeki vergi hadleri, ticari görüşmelerde pazarlık konusu olmakta ve bunun üzerinde birtakım indirimler yapılabilmektedir.
Fakat bu indirimlerin düşebileceği en alt sınır, asgari tarife sınırıdır. Asgari tarife, ülke ürünlerini himaye edebilen vergilerin alt sınırını çizmektedir. Ticaret yapılan ülke ile varılan ticaret anlaşmalarının niteliğine göre azami tarife üzerinde yapılan indirimler, pratikte ahdi tarife denilen üçüncü bir tarife yaratmaktadır. Dolayısıyla ticaret anlaşması olmayan ülkelere azami tarife, ticaret anlaşması olan ülkelere ise ahdi tarife uygulanmakta ve asgari tarife de uygulanacak gümrük vergilerinin en alt sınırını gösteren tarife olmaktadır.
Gümrük vergilerinde tek tarife uygulandığı zaman ise asgari tarife özel bir anlam kazanır. Burada ticaret anlaşmaları ile saptanan tarifeden yapılan indirimler asgari tarifeyi oluşturur. Yani ahdi tarife ile asgari tarife aynı anlama gelir. Türkiye’de 1929 ve 1955 yıllarında yürürlüğe konulan tarife sistemleri tek tarife sistemine dayanmaktadır. Her ikisinde de, anlaşmalarla bu tarife üzerinden yapılan indirimler asgari tarifeyi oluşturmuştur.
Azami Tarife
Gümrük vergilerinde çift tarife sistemi uygulandığı zaman, ithal edilen mala genel ve yasal hadlere göre konulan en üst vergi sınırıdır. Bu en üst sınır genellikle ticaret anlaşması bulunmayan ülkelere uygulanır. Anlaşmalı bir ülkeden yapılan ithalatta bu haddin altına düşülebilir ki, bu durumda ahdî tarife söz konusudur. Anlaşmalı olmayan ülkelerle yapılan ticarete uygulanan azami tarife ise kanunî tarife olarak adlandırılır.
B
Bağımsız Tarife
Devletin ithal edilen mallara menşe farkı gözetmeksizin uyguladığı gümrük tarifesidir. Bu tarife tek taraflı olarak belirlenir. Ancak uygulamada, ülkeler ikili ya da çok taraflı anlaşmalarla gümrük vergilerinde karşılıklı tavizler kabul ettikleri için bağımsız tarifenin geçerliliği çok azdır.
Günümüzde bağımsız tarife ancak anlaşmalı olmayan ülkelerin malları ile anlaşmalı ülkelerin anlaşma dışında kalan malları için uygulanmaktadır.
Bedelsiz İhracat
Bir bedel karşılığı olmaksızın yurt dışına kesin olarak mal gönderilmesidir. Veya bedeli yürürlükteki kambiyo mevzuatı çerçevesinde yurda getirilmesi gerekli olmaksızın yurt dışına kesin olarak mal çıkarılmasıdır.
Bedelsiz olarak ihraç edilebilecek mal ve eşyalar şunlardır:
1. Gerçek ve tüzel kişiler tarafından götürülen veya gönderilen hediyeler, miktarı ticari teamüllere uygun numuneler ile reklam ve tanıtım eşyaları,
2. Daha önce usulüne uygun olarak ihraç edilmiş malların bedelsiz gönderilmesinin ticari örf ve adetlere uygun parçaları, fireleriyle garantili olarak ihraç edilen malların garanti süresi içinde yenilenmesi gereken parçaları,
3. Yabancı misyon mensuplarının, Türkiye’de çalışan yabancıların, yurt dışına hane nakli suretiyle gidecek Türk vatandaşlarının, daimi ve geçici görevle yurt dışına giden kamu görevlilerinin bu durumlarına ilgili mercilerce belgelenmesi şartıyla beraberinde götürecekleri, gönderecekleri veya adlarına gönderecekleri eşya ile taşıtlar,
4. Yurt dışında yerleşik tüzel kişiler, yabancı turistler ve yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşlarının, beraberlerinde götürecekleri, gönderecekleri veya adlarına gönderilecek eşya ve taşıtlar.
Yukarıdaki hususlar dışında kalan özel ve zaruri durumlar Dış Ticaret Müsteşarlığınca incelenip sonuçlandırılır.
Değeri 10.000 ABD doları kadar gümrük idarelerince, değeri 10.000 $ dolardan fazla olan bedelsiz ihraç talepleri ihracatçı birliklerince yapılır. İhracatçı birlikleri 25.000 ABD dolarına kadar olan bedelsiz ihraç taleplerini kendileri sonuçlandırır. 25.000 Doların üzerindeki talepleri Dış Ticaret Müsteşarlığına intikal ettirirler.
1. Bedelsiz ihracat ihracatta uygulanan desteklerden yararlandırılmaz,
2. Bedelsiz ihracat Türk standartların uygulanması kapsamı dışındadır.
3. (1), (3), (4) şıkları bedelsiz ihraçta ihracatçı birliğine üye olma şartı aranmaz.
4. İhracatı yasaklanmış malların bedelsiz olarak ihracına izin verilmez.
5. (3) ve (4) nolu şıklar çerçevesinde yapılacak bedelsiz ihracata doğrudan gümrüklerce müsaade edilir.
6. 1000 ABD Dolarını geçmeyen malların bedelsiz ihracı DFİF kesintisine tabi değildir.
7. Bedelsiz ihracat izinlerinin geçerlilik süresi (1) yıldır.
Bedelsiz İthalat
Bedeli Türkiye’den döviz olarak ödenmeden yapılan ithalatı gösterir. Örneğin Almanya’daki işçilerimizin getirdiği otomobiller ve çeşitli ev eşyası, bu çeşit ithalat arasındadır. Bunlar gümrükten girerken normal ithalat işlemi görür ve ithalat rakamları arasına girer.
Yani, dış ticaret dengesi açısından adeta yabancı paralar ile ödenmesi gereken işlemler gibi görünür. Oysa bu ithalat için Türkiye’den döviz çıkmayacaktır. Şu halde bu tür ithalatın karşılığı, muhasebe gereği olarak, sermaye hareketleri arasında gösterilir.
Bilateral Anlaşmalar
Uluslararası ticaretle iki ülke arasında ayrıcalıklı bir ticaret ilişkisinin sürdürülmesidir. Bilateral anlaşma iki ülke arasında özel kota ya da tarife uygulaması şeklinde sürdürülür. Bu, kısa dönemde iki ülke arasındaki ticareti geliştiren bir etki yaratmaktaysa da, uzun dönemde uluslararası ticareti olumsuz yönde etkileyen bir olgudur.
Bilateral anlaşmalar, özellikle 1930 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın yoğun olduğu yıllarda yaygınlaşıp uygulama alanı bulmuştur. Bunların en büyük örneği, İngiltere ile diğer Commonwealth ülkeleri arasında 1932 yılında imzalanan anlaşmadır. İmperial Preference System adını taşıyan bu anlaşma uyarınca, İngiltere ile sömürgeleri arasındaki tüm ticaret ilişkileri bu türden ikili anlaşmalar çerçevesinde yürütülecekti.
İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1947’de kurulan GATT ile bilateral anlaşmaların önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ancak günümüzde de birçok ülke dış ticaretini bu tür çerçeve ticaret anlaşmaları ile yürütmektedir.
Boşaltma Zaptı
İthal edilen eşyanın araçtan boşaltıldığını ispatlayan belgedir. Nakliyeci tarafından hazırlanır. Muayene memuru, gerektiğinde fiktif memuru, gümrük muhafaza personeli ve araç sürücüsü tarafından imzalanıp gümrükte mühürlenir. Boşaltma zaptı olmadan araç tekrar yurt dışına çıkamaz.
Brüt Pur Net
Uluslararası ticari işlemlerde çoğunlukla “brüt pur net” ya da İtalyanca’sıyla “brutto per netto” esası uygulanır.
Örneğin bir balya pamuk kanaviçesiyle, bir çuval fasulye çuvalıyla birlikte tartılıp bedeli hesap edilirse, bu alım satımda “brüt pur net” esasına göre işlem yapılmıştır.
C
Cari İşlemler
Dış ticarette, mal ve hizmet alım satım kalemlerini, bu kalemlerin neden olduğu döviz girişi çıkışını bir araya toplayan işlemlerdir. Söz konusu kalemler şunlardır:
1) Dış ticaret: Mal alım satımına genellikle dış ticaret adı verilmektedir. Bu gruba “görünen işlemler”de denmektedir. Çünkü ülke sınırlarından mal giriş ve çıkışları görünürde olmakta ve kayıtları yapılmaktadır.
Dış ticaretin başlıca unsurları şöyle özetlenebilir:
İthalat: Bir ülkedeki alıcıların başka ülkelerde üretilmiş malları satın almalarına ithalat denilmektedir. Burada dikkat edilecek nokta, ithalatı özel ve tüzel kişiler, kamu iktisadi kuruluşları, özel kuruluşlar ve bazen de bizzat devlet adına bir kamu kurumunun yapmasıdır.
Son durumda ithalatı yine devlet adına bir kamu kurumu yapmaktadır.
İhracat da bazı ülkelerde izin ya da lisansa bağlı olmakla beraber, genellikle lisansa bağlı olan dış ticaret işlemi ithalattır. Bunun nedeni, özellikle açık veren ülkelerde arz’ı kontrol, fiyat yükselmelerine neden yaratmamak için ithalatı uzman kişilerce yaptırma, döviz kontrolu vb. olabilir.
İthalat serbest olabileceği gibi kontenjana bağlı da olabilir. Ya da bazı ithal kalemleri serbest rejime, bazıları kontenjana bağlı tutulabilir.
İthalat, dış ticaret istatistiklerinde genellikle CIF olarak yer alır. CIF terimi, İngilizcedeki cost, insurance and freight kelimelerinin baş harşerinden meydana gelmiş olup, malın satış fiyatının üstüne sigorta ve navlun bedellerinin eklendiğini gösterir. Yani istatistiklerdeki ithalat değerleri yalnızca malın menşe ülkedeki satış fiyatını değil, alıcının bulunduğu ülkeye kadarki navlun ve sigorta bedelini de kapsar. İthalat gümrük resimlerinin belirlenmesinde de bu ilke üzerinden yürünür.
İhracat: Bir ülkenin ürettiği malların diğer ülkelerdeki alıcılara satılmasına ihracat adı verilmektedir. Burada dikkat edilecek nokta, ihracatı yapanın devlet değil, özel ya da tüzel kişiler oluşudur. Kollektivist ekonomilerde bile ihracat özel kuruluşların uzmanlığına bırakılmıştır. Karma ekonomilerde kamu iktisadi kuruluşları da özel kişiler gibi ihracat yaparlar İhracatın kooperatifler, birlikler vb. tarafından yürütüldüğüne de rastlanır. (Fiskobirlik, Maden İhracatları Birliği gibi).
Dış ticaret istatistiklerinde ihracat genellikle FOB olarak gösterilir. Bunun anlamı şudur: İhraç edilecek mal, üretildiği yerden yabancı ülkeye yollanacağı ulaştırma aracına kadar getirilir ve orada teslim edilir. İhraç mallarının birim fiyatı araca kadar yapılan ulaştırma vb. masraflarını da kapsar şekilde hesaplanır. İngilizcedeki free on board kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen FOB terimi de örneğin “geminin güvertesine kadar teslim” anlamına gelmektedir. FOB satışta navlun ve sigorta masrafları alıcıya aittir. (Türk Ticaret Kanunu’nun 1138. maddesi gereğince FOB satılan malların geminin küpeştesini geçtiği andan başlayarak hasarı da alıcıya aittir.)
İhracat fiyatının belirlenmesinde diğer bir yol ihracatı FAS olarak hesaplamaktır. İngilizcedeki free along side kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen bu terimin anlamı “geminin güvertesinde” teslimdir. Anlaşılacağı üzere, FAS fiyat içinde gemiye yükleme masrafları da yer alır.
Bir ülkenin cari işlemleri içinde yer alan ithalat, ihracat değerini aşıyorsa dış ticaret açık veriyor demektir.
Bu açık, genellikle dış ticaret kalemlerinin altında yer alan bir denge kelimesinin karşısına açık tutarı negatif olarak yazılma yoluyla belirtilir. Fazlalık halinde denge kaleminin pozitif olacağı bellidir.
2) Görünmeyen İşlemler: Görünmeyenler ya da görünmeyen işlemler, hizmet alım satımını gösteren kalemlerdir.
Hizmetler, alım satımları sırasında ülke sınırlarından ve gümrüklerden görülür bir şekilde geçip kesin olarak tespit edilemediğinden bu adı taşırlar.
Görünmeyen işlemlerin en önemlileri, üretim faktörlerinin (emek ve sermaye) sebep olduğu döviz giriş ve çıkışlarıdır. Bunlar sırasıyla şunlardır:
Borç faizi ödemeleri: Dışarı borç verilen sermayeler için borç verenlere ödenen yıllık faizler, hizmet satımı karşılığında giren döviz olarak, ödemeler dengesine kaydedilir.
Dışarıdan borç alınan sermayelere ödenen yıllık faiz tutarı ise hizmet alımı karşılığında ödenen döviz olarak yorumlanır ve görünmeyen işlemler içine negatif olarak kaydedilir.
Turizm ve dış seyahat: Turizm ve seyahat kalemi, yurda turist olarak gelenlerin getirip harcadığı dövizlerle yurt dışına turizm, gezi, hac vb. nedenlerle çıkanların dışarıda harcamak üzere aldıkları dövizleri gösterir.
Turizm yoluyla yurda gelen ve yurt dışına çıkan döviz miktarı önemli değilse, bazen bunlar arasındaki net fark da -aleyhte ise negatif işaret taşı*****- tek kalemde gösterilebilir.
Görevle yurda gelenlerin getirdiği dövizlerle yine görevle yurt dışına çıkanların götürdükleri dövizler genellikle bu kalem içersine girmez.
İşçi dövizleri ya da işçi gelirleri: Klasik iktisat teorisi emek faktörünün uluslararası alanda immobil (hareketsiz) olduğunu varsaymıştı. Çağdaş ekonomilerde ise emek sahiplerinin kendi ülkeleri dışında çalıştığı, yani emeğin uluslararası alanda seyyal olduğu göze çarpmaktadır. Bu şekilde kendi ülkeleri dışında çalışanlar, kazandıkları ücret ve maaş gelirlerinin genellikle tümünü harcamamakta, bir kısmını tasarruf etmektedirler. Bu tasarruflardan bir kısmını da vatandaşı bulundukları ülkelere çeşitli amaçlarla transfer etmektedirler. Transfer edilen bu dövize“işçi geliri” ya da“işçi dövizi” adı verilmektedir.
Terimin, adı geçen kalemin anlamını tam yansıttığı söylenemezse de, ödemeler dengesi söz konusu olunca bu terim kullanılmaktadır. İşçi gelirlerinin döviz girişi ya da çıkışı olarak ödemeler dengesine kaydı için gelir transferlerinin resmi kanaldan yapılması gerekir. Denetlenmesi olanaksız tahminlere kayıt sırasında yer verilmez.
İşçi gelirleri, Batı Avrupa ülkelerine büyük çapta emekçi yollayan Türkiye, İtalya, Yugoslavya, İspanya vb. ülkeler için önemli bir döviz kaynağı olagelmektedir. Özellikle Türkiye’nin bu kalemden elde ettiği dövizler, ticaret kalemlerinin yarattığı açığı kapatmakta büyük çapta yardımcı olmuştur.
İşçi dövizleri etrafındaki ilginç bir tartışma, bu kalemin yarattığı enflasyonist baskı konusundadır. Gerçekten de, yurda yollanan dövizlerin Türk lirası olarak karşılığı, dövizi yollayan işçinin ailesi, yakınları ya da bizzat kendi tarafından kullanıldıkça bir talep baskısı açığı yaratacağı açıktır. Bu nedenle işçi dövizlerini yatırımlarda ve hatta tüketim mallarının ithalatında kullanarak yaratılan talep baskısının karşısına arz artışıyla çıkılması ve böylece enflasyona engel olunması gerekip gerekmediği sık sık tartışılmıştır.
Kâr transferleri: Emek yanında sermaye faktörünün de, girişim halinde bulunduğu ülkelerden menşe ülkeye kazandığının bir kısmını transfer edeceği açıktır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde yabancı sermaye iştirakleri olarak adlandırılan bu girişimler, çeşitli mevzuatın da desteğiyle, elde edilen kârların bir kısmını yurt dışına transfer hakkına sahiptirler.
Bu döviz çıkışları, yabancı sermayenin bulunduğu ülkenin ödemeler dengesine negatif bir kalem, transferin yapıldığı ülkenin ödemeler dengesine ise pozitif bir kalem halinde işlenir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda bu kalem hem giriş (pozitif), hem de çıkış (negatif) olarak mevcuttur. Çünkü bu ülkelerin girişimcilerinin yabancı ülkelerde yatırımları olduğu gibi, yabancı ülke girişimcilerinin de söz konusu ülkelerde yatırımları vardır.
Diğer Görünmeyenler: Navlun, limanlama, geçiş, kılavuz, fener vb. gelir, resim, harç ve bedelleri gibi hizmetler karşılığındaki ödemeleri belirtmektedir. Bu bedeller yabancı ülke gemilerine, liman ve hava alanlarına vb.’ye ödeniyorsa hizmet alım bedeli döviz çıkışı biçiminde ödemeler dengesine negatif bir kalem olarak kaydedilir. Yabancıların aynı nitelikteki hizmetler için ödedikleri dövizler ise görünmeyen işlemlere pozitif olarak girerler.
Diğer görünmeyenler arasında yurda resmi görevle gelenlerin getirdikleri dövizler, yine yurt dışına görev, tedavi, vb. için gidenlerin çıkardıkları dövizler de kaydedilir. Gruplamaya girmeyen bütün hizmet alım satım işlemlerine ait dövizler de görünmeyen işlemlere genellikle tek tek gösterilmeden toplam bir kalem olarak (girişler pozitif, çıkışlar negatif olmak üzere) kaydedilir.
Görünmeyen işlemlerin sonunda da, dış ticaret grubunda olduğu gibi, bir denge hesabı yer alır. Hizmet satışlarından sağlanan döviz, hizmet alımlarına harcanan dövizi aşıyorsa bu denge hesabı pozitif, aksi halde negatif işaret taşır.
3) Enfrastrüktür ve off-shore: NATO savunma sisteminin, Türkiye’deki çeşitli savunma tesisleri için döviz ödeme yoluyla yapmış bulunduğu harcamaları ifade etmektedir.
Dış ticaret dengesi ile görünmeyen işlemler dengesi ve enfrastrüktür-off shore kalemi bir arada ele alınabilir. Üç rakam da pozitifse, cari işlemlerin tümü bu rakamların toplamı kadar fazlalık sağlamış demektir. Rakamlardan bir kısmı pozitif diğeri negatifse ve pozitif olanların toplamı negatifler toplamından büyükse cari işlemler yine fazlalık sağlamıştır. Her iki halde de mal ve hizmet satışlarından sağlanan döviz, mal ve hizmet alımları için harcanan dövizden fazla olmaktadır. Adı geçen rakamlar negatifse ya da bir kısmı pozitif diğeri negatif olmakla beraber negatif olanlar pozitifleri aşıyorsa, sonuç da negatif işaret taşır. Yani bu durumda mal ve hizmet alımı için harcanan döviz, hizmet satışından sağlanan dövizi aşıyor demektir. Böyle bir durumla karşılaşılınca, cari işlemler ve hatta ödemeler dengesi açık veriyor demektir.
CIF Maliyet
CIF, "Cost, Insurance and Freight" sözcüklerinin kısaltılmışı olup "Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun" anlamındadır. Bu terim, C and F'in benzeridir, ancak satıcı, malın taşınması esnasında zarar ve ziyan rizikosuna karşı sigorta sağlamak zorundadır. Satıcı, sigorta şirketleriyle bir sözleşme akdederek sigorta primini ödemektedir.
Yukarıda açıklanan maddeler, genel gider kalemleridir, ancak bu gider kalemlerinin dışında görünmeyen pek çok gider kalemleri de olabilir. Görünmeyen kalemlerin hesaplanması çok zor olmaktadır. Bunlar, genellikle kârın içerisinde eritilmektedirler. Görünmeyen gider kalemlerine örnek olarak;
1. Yurt dışı ve yurtiçi teminat mektubu masrafları
2. Komisyon ödemelerinde döviz alış ve döviz satış kur farkları
3. Kamyonun bekleme ücretleri
4. Satılan malın, cinsine göre fon kesintileri (varsa mutlaka hesaplamaya dahil edilmektedirler).
Satış fiyatı ile maliyet arasında oluşan kâr beklentisi, satış fiyatının tesbitinde etkin rol oynamaktadır. Sonuç olarak, satış fiyatını tesbit ederken, (satış fiyatı+diğer gelirler)-maliyet=kâr prensibinden hareket edilebilmektedir.
D
Damping
İthal edilen bir ürünün ithal edildiği ülkede maloluş fiyatından daha ucuza satılması olarak tanımlanır. Daha genel anlamda, biriken stoklardan kurtulmak ya da piyasada avantajlı duruma gelmek için düşük fiyata satış yapmak da damping olarak nitelendirilir.
Konuya uluslararası ticaret açısından bakıldığında damping daha da başka anlam ifade edebilir. Bir monopola yakın durumda olan bir firma, üretimini artırdıkça ortalama maliyetini de azaltmaktadır . Oysa üretim arttıkça malın fiyatı da düşmektedir ki, bu kapalı bir ekonomi için söz konusudur. Bunun bilincinde olan firma, iç pazarda arzı kısarak toplam arzının bu bölümünü en yüksek fiyattan ve yüksek kârla satabilir. Toplam arzının geri kalan kısmını ise dış pazarlarda gerektiğinde oldukça ucuza satarak toplam satışını artırıp kâr edebilir. Bu durum, toplam arzın tamamen iç pazarda pazarlamasından daha kârlı olabilir.
Uluslararası ticarette damping zaman zaman uygulanmışsa da dünya iktisat tarihinde belki de en uzun süreyle uygulanan damping, İngiltere’nin Levant Company aracılığıyla Osmanlı pazarlarında yünlü kumaş satımında uyguladığı damping olmuştur. 1580-1650 yılları arasında uygulanan bu dampingde İngiliz yünlüleri İstanbul’da Londra’daki fiyatlarından %20-30 ucuza satılmıştır. Bu olay sonucunda, daha önce Osmanlı pazarlarına egemen olan İtalyan yünlü sanayii ve Osmanlı yünlü sanayii kesinlikle yıkılmıştır.
Dış Ticaret
Dış ticaret daha çok, mal ve hizmet ithal ve ihracını kapsarken, uluslararası ekonomi ise mal ve hizmetin yanında sermaye, emek ve teknoloji gibi faktörleri de kapsar.
Uluslararası ticaretin tarihçesi eskidir. Ortaçağda yapılan en önemli ticaret İpek yolu ticareti idi. Coğrafi keşifler ticaret yolunu değiştirmiş ve yeni kıtaların keşfiyle sömürgecilik yaygınlaşmıştır. 16. Yüzyılların sonlarına doğru Avrupa' da Merkantilizm geçerli bir ticaret düşüncesi olarak doğmuştur. Bunun doğal sonucunda ticaret devletin yoğun baskısına ve kısıtlayıcı engelleriyle karşılamış. XVIII asır başlarında merkantilizm yerine egemen olan klasik liberalizm geçmiştir. Sanayi devrimi ile liberalizm kökleşmiş ve buhar gücünün sanayiye uygulamasıyla birlikte büyük ölçekli üretime geçildi.
Dünya ihracatı içinde en büyük paya sahip olan ülkeler genellikle gelişmiş piyasa ekonomileri içinde yer alan ülkelerdir.
Uluslararası ticareti doğuran ana nedenler:
1- Bazı malların üretiminin ülke ihtiyaçlarına göre bol veya kıt olması
2- Bazı malların üretiminde ülkeler arasındaki fiyat farklılıkların olması
3- Bazı malların üretiminin ülkeler arasında malın veya ürün farklılığından ileri gelmesi.
Başka bir deyişle uluslararası ticaretin dayandığı ana faktörleri şöyle sıralayabiliriz:
a) Yerli Üretimin yetersizliği;
- Doğal kaynakların yeryüzüne dengesiz dağılımı,
- Teknik bilgi ve uzman işgücü arzı yetersizliği,
- Ekonomik gelişme farklıkları,
b) Uluslararası fiyat farklılıkları,
c) Malın farklılaştırılması.
Dış Ticaret Rejimleri
Ülkenin dış dünya ile sürdürdüğü ekonomik ilişkilerinde egemen olan temel yaklaşımı ve bu yaklaşım paralelinde oluşturulan ekonomi politikalarının tümünü ifade etmek için “dış ticaret rejimi” terimi kullanılmaktadır.
Kamu otoritesi, çeşitli amaçlarla, uluslararası ekonomik ilişkileri doğrudan düzenlemek, özendirmek, sınırlandırmak ve ilgili işlemlerin gerçekleştirilme biçimlerini belirlemek amacıyla bir dizi önlem uygular. Bu önlemlerin bütünü, ülkenin uluslararası ekonomi politikasını ya da -aynı anlamda kullanılmak üzere- dış ticaret rejimini oluşturur. İlk bakışta dış ticaret rejimi salt mal akımlarını düzenlemeye yönelik önlemleri içeren dar kapsamlı bir politika yaklaşımı olarak düşünülebilir. Ancak, ülkenin dış ekonomik ilişkileri salt mal ticareti ile sınırlı değildir.
Mal akımlarının yanı sıra uluslararası hizmet, sermaye ve işgücü akımları ile tüm bu işlemlerin gerçekleştirilmesinde temel olgu olan döviz kurunun saptanması ve ödeme kurallarının belirlenmesi de, ülkenin dış ekonomik ilişkilerinde önemli yer tutar. Tüm bu işlemleri birbirinden bağımsız düşünmek yanlış olur. Bu nedenle, genellikle dış ekonomik ilişkiler bir bütün olarak algılanır ve tümüne yönelik düzenlemeler aynı yaklaşım çerçevesinde oluşturulur. Bu düzenleme, dış ticaret reji mi olarak bilinir.
Dış ticaret rejimleri, temel karakteri itibariyle iki değişik görünüm alabilir. Bunlardan birincisi liberal karakterli rejimlerdir. Liberal karakterli ticaret rejimlerinde uluslararası ekonomik ilişkiler müdahalesiz bir serbest piyasa ortamında gerçekleştirilir. Dış ticaret rejimlerine egemen olabilecek ikinci yaklaşım ise müdahaleciliktir. Müdahaleci rejimlerde dış ekonomik ilişkiler kamu otoritesinin aldığı önlemlerle düğümlenip yönlendirilir. Kamu otoritesi dış ekonomik ilişkilere dış ödemelerdeki dengesizliği gidermek amacıyla müdahale edebileceği gibi iç sanayii koruma, üretimi özendirme, talep yapısını değiştirme, ekonomide kendine yeterliliği sağlama gibi amaçlarla da bu yolu seçebilir. Müdahaleci ticaret rejimleri, kotalar ve ithal yasaklarından oluşan miktar kısıtlamaları, gümrük tarifeleri, vergi ve sübvansiyon önlemleri, kambiyo kontrolları ve uygun bir döviz kuru politikasını içeren bir bütünlük içinde dış ticareti ve diğer uluslararası ekonomik ilişkileri yönlendirir.
Drawback
İthal edildikten sonra üzerinde işlem yapılan ve tekrar ihraç edilen bazı mallara ait giriş vergilerinin süresi içinde ihraç edildikleri takdirde yükümlülerine geri ödenmesi usulüdür.
Vergi ödenerek yurda giren eşya, drawback rejiminde, tekrar ihraç edilebilmek için imalatta kullanılacak bir hammadde ya da el işçiliği görecek bir yarı mamul niteliğindedir. Ancak hammadde ve yarı mamul eşya işlendikten sonra ayniyetinin tespiti çok güçleşir. Vergilerin iadesi bakımından bir mamuldeki yerli ve yabancı unsurların ayırımı çok zordur. Türkiye’de bu amaçla geçici kabul rejimi uygulanmaktadır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Alıntı Yaparak Cevapla

yerli ve yabancı malların nispi fiyatlarına, (b) zevklere, (c) teknolojiye ve diğer faktörlere bağlı olarak zaman içinde değişebilmektedir.








