• Reklam
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon
17 sonuçtan 1 --- 10 arası gösteriliyor
  1. #1
    ramseyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2005
    Mesajlar
    3,518
    Karizma Gücü
    7

    Dış Ticaret- Genel Bilgiler

    A


    Ambargo


    Ambargo teriminin kökeni, İspanyolca'daki embargar'dır. Durdurmak, kısıtlamak, önlemek anlamında kullanılmaktadır. Askerî, iktisadî ve politik nedenlerle mal alım satım ve naklini yasaklayan ya da kısıtlayan önlemler ambargodur.

    En sık rastlanan ambargo örneği, kitap-dergi-gazete ithal ve satışının kamu otoritesince yasaklanmasıdır.

    Ambargo, korumak ya da zarar vermek amacıyla konulabilir.

    Ulusal ticaret filosu gemilerinin güvenlik gerekçesiyle limanlarda alıkonulması, bunları uğrayabilecekleri zararlardan ve karşılaşabilecekleri tehlikelerden korumak için uygulanan ambargodur. Yabancı bir ülkeye ait gemi, uçak ya da TIR kamyonları ile bunların taşıdıkları yüke el konulması, hasmane (zarar vermeyi öngören) ambargo türüdür.

    Ambargo, "mukabele-i bilmisil" niteliğinde olabilir.

    Napolyon savaşlarında İngiltere, Fransa'ya karşı deniz ablukası ve Fransa da İngiltere'ye karşı kara ablukası uygulamaktaydı. İki ülke arasındaki mücadele, ABD'nin dış ticaretine de zarar vermekteydi. ABD'nin uğradığı zarara tepkisi, 1087'de Fransa ve İngiltere'ye karşı aynı zamanda ambargo ilan etmek olmuştur.

    Ambargo, baskı yapmak ve cezalandırmak amacıyla da konulabilir. 1974 Kıbrıs Harekâtı'ndan sonra ABD'nin Türkiye'ye askeri alanda uyguladığı ambargo gibi.

    İspanya İç Savaşı dolayısıyla Birleşik Devletler'in 1973'de koyduğu ambargo'nun hedefi, tarafsızlığın korunması ve savaşın uzamasını önlemekti. Bu ambargo, General Franco 'nun zaferini fiilen kolaylaştırmıştı.

    Birleşik Devletler, 1940'da Japonya'ya stratejik maddeler ihracını durduran bir karar almıştır. Kararın asıl hedefi, Çin'i işgal etmekte olan ve silahlarını Amerika'ya çevirmek üzere bulunan bir ülkeye yararlı olabilecek sevkiyatı önlemekti. O tarihte Birleşik Devletler'in kararı Lahey Antlaşması'na aykırı sayılmıştı.

    Savaşan ülkeler, tarafsız ülkelerin bayrağını taşıyan gemilere ambargo koyabilirler. Tarafsız ülkeler de, savaşan ülkelere karşı benzer önlemler alabilirler. Birinci Dünya Savaşı'nda İngiltere ve Fransa düşmana yarayabilecek maddeler taşıyan tarafsız gemilere ambargo uygulamışlardır. Arjantin ve fiili ise, savaş ilan etmeksizin Alman gemilerine el koymuşlardır.

    Ambargo, uluslararası süpranasyonal organizasyonların kararıyla uygulanabilir. 1934 Bolivya-Paraguay Savaşı'nda Milletler Cemiyeti'nin çağrısına uyarak yaklaşık otuz ülke Paraguay'a ambargo uygulamayı kabul etmiştir. 1935-1936 Habeş-İtalyan Savaşı'nda ise Milletler Cemiyeti'nin ambargo kararı işlememiştir. Birleşmiş Milletler 1951'de Kuzey Kore'ye, Çin'e karşı ambargo kararı almış ve beş tanesi Birleşmiş Milletler örgütü dışında bulunan otuzsekiz ülke bu kararı benimsemiştir.

    Birleşmiş Milletler'in koyduğu ambargoya en son örnek olarak 1990 yılında Irak'a karşı alınan ambargo kararını göstermek mümkündür. Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesinin hemen ardından, 6 Ağustos 1990 tarihinde, BM Güvenlik Konseyi, Irak'a karşı ekonomik ve askeri ambargo uygulanması kararını almıştır.

    Bir başka kollektif ambargo örneği 1921 Cenevre Anlaşmasına dayanmaktadır. Cenevre Anlaşması, narkotik trafiğini önlemeye yöneliktir.


    Analiz Gerektiren Ürünler


    a) Halı expertiz raporu:

    Eski Eserler Mevzuatı uyarınca, eski eser niteliği taşıyan malların ihracı yasaktır. Ülkemizden ihraç edilen el halılarının eski eser niteliğinde olup olmadığını belirlemek için ilgili mal, ihracatçının bağlı bulunduğu Oda'ca ekspertiz işlemine tabi tutulur. Bu işlem için bir dilekçe ile Oda'ya başvurulur. Tayin edilen iki Oda eksperi (yolcu beraberinde götürülenler için beş halıya kadar bir eksper) ve Oda memuru nezaretinde kontrol edilen halıların yeni olması halinde, değer tesbiti de yapılarak mühürlenir.

    Tanzim edilen raporun bir sureti Gümrük İdarelerine ibraz edilmek üzere ihracatçıya verilir.

    Oda'ca ekspertize tabi tutulan halıların eski olduğunun saptanması halinde, Türk İslam Eserleri Müzesi'nce ikinci bir ekspertiz işleminden geçirilir. Halıların eski eser olmadığını gösteren rapora istinaden Oda'ca ilk raporda yer alan hususlar da belirtilerek Gümrük İdarelerine ibraz edilmek üzere rapor sureti ihracatçıya verilir.

    b) Hediyelik eşya ihracatında expertiz raporu:

    Ülkemizden ihraç edilen bakırdan ve pirinçten mamul hediyelik eşyaların ihracı, Eski Eserler kanunu gereğince ilgili müze eksperlerince ekspertize tabi tutulmakta ve bunun sonucuna göre düzenlenen rapora göre Gümrük İdarelerince ihracına izin verilmektedir.

    Bu tür bir malı ihraç edecek kişilerin, bağlı bulunduğu Oda'ya bir dilekçe ile başvurmaları gerekmektedir.

    c) Lületaşı pipo ihracatında ekspertiz raporu:

    1972 tarihli Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın Talimatı uyarınca ham lületaşının yurtdışına gönderilmesini önlemek amacıyla, ihraç edilecek lületaşı mamulleri ekspertize tabi tutulmaktadır.

    Ekspertiz işlemi için ihracatçı, bağlı bulunduğu Oda'ya fatura ve bir form ile başvurmaktadır. Ekspertiz komitesi nezaretinde lületaşı mamulleri, ileri derecede işlem görmüş olması ve "Türk Elişi Sanatının" estetiğinden yoksun bulunmaması gibi hususlar dikkate alınarak incelenmektedir. İncelendikten sonra ambalajlanan mamuller, Bölge Ticaret ve Sanayi Müdürlüğü ve Oda tarafından mühürlenerek, Gümrük İdarelerine teslim edilmek üzere tanzim edilen bir rapor ile birlikte ihracatçıya verilir.


    Antrepo

    Gümrük vergisine ya da yalnız gümrük kontrolüne tabi malların ülkeye giriş, transit veya aktarma için beklemesine ve bu bekleme anında belli işlemlerin yapılmasına izin verilen yerlerdir.

    Antrepoya giriş, bir vergi yükümlülüğünü kapsamamaktadır; ayrıca malların antrepoya girişteki şekil ve niteliğinin korunması zorunluluğu da söz konusudur. Bu özellikleri nedeniyle antrepo bir gümrük dışı bölge ya da sınırlı bir serbest yer sayılmaktadır.

    Belirli bir gümrük rejiminin uygulama aracı ve yeri olan antrepolar, tüm giriş mallarına açık tutulur. Ülkemizde de, girişi ve transit geçişi yasak olmayan yabancı ülkelerin malları antrepo rejiminden yararlanır.


    Antrepo Rejimi

    Bir mal ve eşya ülke içine girerken, gümrüklerden geçtiğinde vergiye tâbi tutulur. Bazı durumlarda bu tür vergiye tâbi olması gereken bir mal ve eşya, ülke içinde -adeta milli sınırlar dışındayken gibi- vergi alınmadan tutulabilmektedir. Bu mal ve eşyanın tutulduğu yerlere "antrepo" adı verilmektedir. Antrepolar, devletin ve gümrük idaresinin mutlak kontrolu altındadır.

    Mal ve eşya antrepolarda, üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan tutulabileceği gibi, anlaşmalar ve ülkenin izni alınmak şartıyla, bazı sınırlı değişikliklere de tâbi tutulabilir. Örneğin bu mallar ambalajlanabilir, ambalajları değiştirilebilir, üzerinde kısmi imalat veya montaj işlemi yapılabilir. Antrepodaki mallar ülkeye ithal edilebileceği gibi menşe ülkeye iade de edilebilir ya da üçüncü bir ülkeye satılabilir.

    Antrepolar genel ya da geçici nitelikte olabileceği gibi, özel mal ve eşya için de olabilir. Genel ya da geçici antrepolarda malların bekleme süreleri ülkelere göre değişebilirse de, bu süre ortalama 5-6 yıl dolayındadır. Diğer taraftan (akaryakıt depoları gibi) özel antrepolar da vardır. Antrepo sistemi, dış ticareti geliştirme açısından yararlı bir sistemdir.


    Asgari Tarife
    İthal edilecek mallardan alınması öngörülen vergilerin en düşük sınırıdır. Gümrük vergilerinde çift tarife uygulandığı zaman asgari ve azami tarifeler söz konusu olur. Azami tarifedeki vergi hadleri, ticari görüşmelerde pazarlık konusu olmakta ve bunun üzerinde birtakım indirimler yapılabilmektedir.

    Fakat bu indirimlerin düşebileceği en alt sınır, asgari tarife sınırıdır. Asgari tarife, ülke ürünlerini himaye edebilen vergilerin alt sınırını çizmektedir. Ticaret yapılan ülke ile varılan ticaret anlaşmalarının niteliğine göre azami tarife üzerinde yapılan indirimler, pratikte ahdi tarife denilen üçüncü bir tarife yaratmaktadır. Dolayısıyla ticaret anlaşması olmayan ülkelere azami tarife, ticaret anlaşması olan ülkelere ise ahdi tarife uygulanmakta ve asgari tarife de uygulanacak gümrük vergilerinin en alt sınırını gösteren tarife olmaktadır.

    Gümrük vergilerinde tek tarife uygulandığı zaman ise asgari tarife özel bir anlam kazanır. Burada ticaret anlaşmaları ile saptanan tarifeden yapılan indirimler asgari tarifeyi oluşturur. Yani ahdi tarife ile asgari tarife aynı anlama gelir. Türkiye’de 1929 ve 1955 yıllarında yürürlüğe konulan tarife sistemleri tek tarife sistemine dayanmaktadır. Her ikisinde de, anlaşmalarla bu tarife üzerinden yapılan indirimler asgari tarifeyi oluşturmuştur.


    Azami Tarife

    Gümrük vergilerinde çift tarife sistemi uygulandığı zaman, ithal edilen mala genel ve yasal hadlere göre konulan en üst vergi sınırıdır. Bu en üst sınır genellikle ticaret anlaşması bulunmayan ülkelere uygulanır. Anlaşmalı bir ülkeden yapılan ithalatta bu haddin altına düşülebilir ki, bu durumda ahdî tarife söz konusudur. Anlaşmalı olmayan ülkelerle yapılan ticarete uygulanan azami tarife ise kanunî tarife olarak adlandırılır.


    B


    Bağımsız Tarife

    Devletin ithal edilen mallara menşe farkı gözetmeksizin uyguladığı gümrük tarifesidir. Bu tarife tek taraflı olarak belirlenir. Ancak uygulamada, ülkeler ikili ya da çok taraflı anlaşmalarla gümrük vergilerinde karşılıklı tavizler kabul ettikleri için bağımsız tarifenin geçerliliği çok azdır.

    Günümüzde bağımsız tarife ancak anlaşmalı olmayan ülkelerin malları ile anlaşmalı ülkelerin anlaşma dışında kalan malları için uygulanmaktadır.


    Bedelsiz İhracat

    Bir bedel karşılığı olmaksızın yurt dışına kesin olarak mal gönderilmesidir. Veya bedeli yürürlükteki kambiyo mevzuatı çerçevesinde yurda getirilmesi gerekli olmaksızın yurt dışına kesin olarak mal çıkarılmasıdır.

    Bedelsiz olarak ihraç edilebilecek mal ve eşyalar şunlardır:

    1. Gerçek ve tüzel kişiler tarafından götürülen veya gönderilen hediyeler, miktarı ticari teamüllere uygun numuneler ile reklam ve tanıtım eşyaları,

    2. Daha önce usulüne uygun olarak ihraç edilmiş malların bedelsiz gönderilmesinin ticari örf ve adetlere uygun parçaları, fireleriyle garantili olarak ihraç edilen malların garanti süresi içinde yenilenmesi gereken parçaları,

    3. Yabancı misyon mensuplarının, Türkiye’de çalışan yabancıların, yurt dışına hane nakli suretiyle gidecek Türk vatandaşlarının, daimi ve geçici görevle yurt dışına giden kamu görevlilerinin bu durumlarına ilgili mercilerce belgelenmesi şartıyla beraberinde götürecekleri, gönderecekleri veya adlarına gönderecekleri eşya ile taşıtlar,

    4. Yurt dışında yerleşik tüzel kişiler, yabancı turistler ve yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşlarının, beraberlerinde götürecekleri, gönderecekleri veya adlarına gönderilecek eşya ve taşıtlar.

    Yukarıdaki hususlar dışında kalan özel ve zaruri durumlar Dış Ticaret Müsteşarlığınca incelenip sonuçlandırılır.

    Değeri 10.000 ABD doları kadar gümrük idarelerince, değeri 10.000 $ dolardan fazla olan bedelsiz ihraç talepleri ihracatçı birliklerince yapılır. İhracatçı birlikleri 25.000 ABD dolarına kadar olan bedelsiz ihraç taleplerini kendileri sonuçlandırır. 25.000 Doların üzerindeki talepleri Dış Ticaret Müsteşarlığına intikal ettirirler.

    1. Bedelsiz ihracat ihracatta uygulanan desteklerden yararlandırılmaz,

    2. Bedelsiz ihracat Türk standartların uygulanması kapsamı dışındadır.

    3. (1), (3), (4) şıkları bedelsiz ihraçta ihracatçı birliğine üye olma şartı aranmaz.

    4. İhracatı yasaklanmış malların bedelsiz olarak ihracına izin verilmez.

    5. (3) ve (4) nolu şıklar çerçevesinde yapılacak bedelsiz ihracata doğrudan gümrüklerce müsaade edilir.

    6. 1000 ABD Dolarını geçmeyen malların bedelsiz ihracı DFİF kesintisine tabi değildir.

    7. Bedelsiz ihracat izinlerinin geçerlilik süresi (1) yıldır.


    Bedelsiz İthalat

    Bedeli Türkiye’den döviz olarak ödenmeden yapılan ithalatı gösterir. Örneğin Almanya’daki işçilerimizin getirdiği otomobiller ve çeşitli ev eşyası, bu çeşit ithalat arasındadır. Bunlar gümrükten girerken normal ithalat işlemi görür ve ithalat rakamları arasına girer.

    Yani, dış ticaret dengesi açısından adeta yabancı paralar ile ödenmesi gereken işlemler gibi görünür. Oysa bu ithalat için Türkiye’den döviz çıkmayacaktır. Şu halde bu tür ithalatın karşılığı, muhasebe gereği olarak, sermaye hareketleri arasında gösterilir.


    Bilateral Anlaşmalar

    Uluslararası ticaretle iki ülke arasında ayrıcalıklı bir ticaret ilişkisinin sürdürülmesidir. Bilateral anlaşma iki ülke arasında özel kota ya da tarife uygulaması şeklinde sürdürülür. Bu, kısa dönemde iki ülke arasındaki ticareti geliştiren bir etki yaratmaktaysa da, uzun dönemde uluslararası ticareti olumsuz yönde etkileyen bir olgudur.

    Bilateral anlaşmalar, özellikle 1930 Dünya Ekonomik Bunalımı’nın yoğun olduğu yıllarda yaygınlaşıp uygulama alanı bulmuştur. Bunların en büyük örneği, İngiltere ile diğer Commonwealth ülkeleri arasında 1932 yılında imzalanan anlaşmadır. İmperial Preference System adını taşıyan bu anlaşma uyarınca, İngiltere ile sömürgeleri arasındaki tüm ticaret ilişkileri bu türden ikili anlaşmalar çerçevesinde yürütülecekti.

    İkinci Dünya Savaşı sonrasında, 1947’de kurulan GATT ile bilateral anlaşmaların önüne geçilmeye çalışılmıştır. Ancak günümüzde de birçok ülke dış ticaretini bu tür çerçeve ticaret anlaşmaları ile yürütmektedir.


    Boşaltma Zaptı

    İthal edilen eşyanın araçtan boşaltıldığını ispatlayan belgedir. Nakliyeci tarafından hazırlanır. Muayene memuru, gerektiğinde fiktif memuru, gümrük muhafaza personeli ve araç sürücüsü tarafından imzalanıp gümrükte mühürlenir. Boşaltma zaptı olmadan araç tekrar yurt dışına çıkamaz.


    Brüt Pur Net

    Uluslararası ticari işlemlerde çoğunlukla “brüt pur net” ya da İtalyanca’sıyla “brutto per netto” esası uygulanır.

    Örneğin bir balya pamuk kanaviçesiyle, bir çuval fasulye çuvalıyla birlikte tartılıp bedeli hesap edilirse, bu alım satımda “brüt pur net” esasına göre işlem yapılmıştır.


    C


    Cari İşlemler

    Dış ticarette, mal ve hizmet alım satım kalemlerini, bu kalemlerin neden olduğu döviz girişi çıkışını bir araya toplayan işlemlerdir. Söz konusu kalemler şunlardır:

    1) Dış ticaret: Mal alım satımına genellikle dış ticaret adı verilmektedir. Bu gruba “görünen işlemler”de denmektedir. Çünkü ülke sınırlarından mal giriş ve çıkışları görünürde olmakta ve kayıtları yapılmaktadır.

    Dış ticaretin başlıca unsurları şöyle özetlenebilir:

    İthalat: Bir ülkedeki alıcıların başka ülkelerde üretilmiş malları satın almalarına ithalat denilmektedir. Burada dikkat edilecek nokta, ithalatı özel ve tüzel kişiler, kamu iktisadi kuruluşları, özel kuruluşlar ve bazen de bizzat devlet adına bir kamu kurumunun yapmasıdır.

    Son durumda ithalatı yine devlet adına bir kamu kurumu yapmaktadır.

    İhracat da bazı ülkelerde izin ya da lisansa bağlı olmakla beraber, genellikle lisansa bağlı olan dış ticaret işlemi ithalattır. Bunun nedeni, özellikle açık veren ülkelerde arz’ı kontrol, fiyat yükselmelerine neden yaratmamak için ithalatı uzman kişilerce yaptırma, döviz kontrolu vb. olabilir.

    İthalat serbest olabileceği gibi kontenjana bağlı da olabilir. Ya da bazı ithal kalemleri serbest rejime, bazıları kontenjana bağlı tutulabilir.

    İthalat, dış ticaret istatistiklerinde genellikle CIF olarak yer alır. CIF terimi, İngilizcedeki cost, insurance and freight kelimelerinin baş harşerinden meydana gelmiş olup, malın satış fiyatının üstüne sigorta ve navlun bedellerinin eklendiğini gösterir. Yani istatistiklerdeki ithalat değerleri yalnızca malın menşe ülkedeki satış fiyatını değil, alıcının bulunduğu ülkeye kadarki navlun ve sigorta bedelini de kapsar. İthalat gümrük resimlerinin belirlenmesinde de bu ilke üzerinden yürünür.

    İhracat: Bir ülkenin ürettiği malların diğer ülkelerdeki alıcılara satılmasına ihracat adı verilmektedir. Burada dikkat edilecek nokta, ihracatı yapanın devlet değil, özel ya da tüzel kişiler oluşudur. Kollektivist ekonomilerde bile ihracat özel kuruluşların uzmanlığına bırakılmıştır. Karma ekonomilerde kamu iktisadi kuruluşları da özel kişiler gibi ihracat yaparlar İhracatın kooperatifler, birlikler vb. tarafından yürütüldüğüne de rastlanır. (Fiskobirlik, Maden İhracatları Birliği gibi).

    Dış ticaret istatistiklerinde ihracat genellikle FOB olarak gösterilir. Bunun anlamı şudur: İhraç edilecek mal, üretildiği yerden yabancı ülkeye yollanacağı ulaştırma aracına kadar getirilir ve orada teslim edilir. İhraç mallarının birim fiyatı araca kadar yapılan ulaştırma vb. masraflarını da kapsar şekilde hesaplanır. İngilizcedeki free on board kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen FOB terimi de örneğin “geminin güvertesine kadar teslim” anlamına gelmektedir. FOB satışta navlun ve sigorta masrafları alıcıya aittir. (Türk Ticaret Kanunu’nun 1138. maddesi gereğince FOB satılan malların geminin küpeştesini geçtiği andan başlayarak hasarı da alıcıya aittir.)

    İhracat fiyatının belirlenmesinde diğer bir yol ihracatı FAS olarak hesaplamaktır. İngilizcedeki free along side kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen bu terimin anlamı “geminin güvertesinde” teslimdir. Anlaşılacağı üzere, FAS fiyat içinde gemiye yükleme masrafları da yer alır.

    Bir ülkenin cari işlemleri içinde yer alan ithalat, ihracat değerini aşıyorsa dış ticaret açık veriyor demektir.

    Bu açık, genellikle dış ticaret kalemlerinin altında yer alan bir denge kelimesinin karşısına açık tutarı negatif olarak yazılma yoluyla belirtilir. Fazlalık halinde denge kaleminin pozitif olacağı bellidir.

    2) Görünmeyen İşlemler: Görünmeyenler ya da görünmeyen işlemler, hizmet alım satımını gösteren kalemlerdir.

    Hizmetler, alım satımları sırasında ülke sınırlarından ve gümrüklerden görülür bir şekilde geçip kesin olarak tespit edilemediğinden bu adı taşırlar.

    Görünmeyen işlemlerin en önemlileri, üretim faktörlerinin (emek ve sermaye) sebep olduğu döviz giriş ve çıkışlarıdır. Bunlar sırasıyla şunlardır:

    Borç faizi ödemeleri: Dışarı borç verilen sermayeler için borç verenlere ödenen yıllık faizler, hizmet satımı karşılığında giren döviz olarak, ödemeler dengesine kaydedilir.

    Dışarıdan borç alınan sermayelere ödenen yıllık faiz tutarı ise hizmet alımı karşılığında ödenen döviz olarak yorumlanır ve görünmeyen işlemler içine negatif olarak kaydedilir.

    Turizm ve dış seyahat: Turizm ve seyahat kalemi, yurda turist olarak gelenlerin getirip harcadığı dövizlerle yurt dışına turizm, gezi, hac vb. nedenlerle çıkanların dışarıda harcamak üzere aldıkları dövizleri gösterir.

    Turizm yoluyla yurda gelen ve yurt dışına çıkan döviz miktarı önemli değilse, bazen bunlar arasındaki net fark da -aleyhte ise negatif işaret taşı*****- tek kalemde gösterilebilir.

    Görevle yurda gelenlerin getirdiği dövizlerle yine görevle yurt dışına çıkanların götürdükleri dövizler genellikle bu kalem içersine girmez.

    İşçi dövizleri ya da işçi gelirleri: Klasik iktisat teorisi emek faktörünün uluslararası alanda immobil (hareketsiz) olduğunu varsaymıştı. Çağdaş ekonomilerde ise emek sahiplerinin kendi ülkeleri dışında çalıştığı, yani emeğin uluslararası alanda seyyal olduğu göze çarpmaktadır. Bu şekilde kendi ülkeleri dışında çalışanlar, kazandıkları ücret ve maaş gelirlerinin genellikle tümünü harcamamakta, bir kısmını tasarruf etmektedirler. Bu tasarruflardan bir kısmını da vatandaşı bulundukları ülkelere çeşitli amaçlarla transfer etmektedirler. Transfer edilen bu dövize“işçi geliri” ya da“işçi dövizi” adı verilmektedir.

    Terimin, adı geçen kalemin anlamını tam yansıttığı söylenemezse de, ödemeler dengesi söz konusu olunca bu terim kullanılmaktadır. İşçi gelirlerinin döviz girişi ya da çıkışı olarak ödemeler dengesine kaydı için gelir transferlerinin resmi kanaldan yapılması gerekir. Denetlenmesi olanaksız tahminlere kayıt sırasında yer verilmez.

    İşçi gelirleri, Batı Avrupa ülkelerine büyük çapta emekçi yollayan Türkiye, İtalya, Yugoslavya, İspanya vb. ülkeler için önemli bir döviz kaynağı olagelmektedir. Özellikle Türkiye’nin bu kalemden elde ettiği dövizler, ticaret kalemlerinin yarattığı açığı kapatmakta büyük çapta yardımcı olmuştur.

    İşçi dövizleri etrafındaki ilginç bir tartışma, bu kalemin yarattığı enflasyonist baskı konusundadır. Gerçekten de, yurda yollanan dövizlerin Türk lirası olarak karşılığı, dövizi yollayan işçinin ailesi, yakınları ya da bizzat kendi tarafından kullanıldıkça bir talep baskısı açığı yaratacağı açıktır. Bu nedenle işçi dövizlerini yatırımlarda ve hatta tüketim mallarının ithalatında kullanarak yaratılan talep baskısının karşısına arz artışıyla çıkılması ve böylece enflasyona engel olunması gerekip gerekmediği sık sık tartışılmıştır.

    Kâr transferleri: Emek yanında sermaye faktörünün de, girişim halinde bulunduğu ülkelerden menşe ülkeye kazandığının bir kısmını transfer edeceği açıktır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde yabancı sermaye iştirakleri olarak adlandırılan bu girişimler, çeşitli mevzuatın da desteğiyle, elde edilen kârların bir kısmını yurt dışına transfer hakkına sahiptirler.

    Bu döviz çıkışları, yabancı sermayenin bulunduğu ülkenin ödemeler dengesine negatif bir kalem, transferin yapıldığı ülkenin ödemeler dengesine ise pozitif bir kalem halinde işlenir. Gelişmiş ülkelerin çoğunda bu kalem hem giriş (pozitif), hem de çıkış (negatif) olarak mevcuttur. Çünkü bu ülkelerin girişimcilerinin yabancı ülkelerde yatırımları olduğu gibi, yabancı ülke girişimcilerinin de söz konusu ülkelerde yatırımları vardır.

    Diğer Görünmeyenler: Navlun, limanlama, geçiş, kılavuz, fener vb. gelir, resim, harç ve bedelleri gibi hizmetler karşılığındaki ödemeleri belirtmektedir. Bu bedeller yabancı ülke gemilerine, liman ve hava alanlarına vb.’ye ödeniyorsa hizmet alım bedeli döviz çıkışı biçiminde ödemeler dengesine negatif bir kalem olarak kaydedilir. Yabancıların aynı nitelikteki hizmetler için ödedikleri dövizler ise görünmeyen işlemlere pozitif olarak girerler.

    Diğer görünmeyenler arasında yurda resmi görevle gelenlerin getirdikleri dövizler, yine yurt dışına görev, tedavi, vb. için gidenlerin çıkardıkları dövizler de kaydedilir. Gruplamaya girmeyen bütün hizmet alım satım işlemlerine ait dövizler de görünmeyen işlemlere genellikle tek tek gösterilmeden toplam bir kalem olarak (girişler pozitif, çıkışlar negatif olmak üzere) kaydedilir.

    Görünmeyen işlemlerin sonunda da, dış ticaret grubunda olduğu gibi, bir denge hesabı yer alır. Hizmet satışlarından sağlanan döviz, hizmet alımlarına harcanan dövizi aşıyorsa bu denge hesabı pozitif, aksi halde negatif işaret taşır.

    3) Enfrastrüktür ve off-shore: NATO savunma sisteminin, Türkiye’deki çeşitli savunma tesisleri için döviz ödeme yoluyla yapmış bulunduğu harcamaları ifade etmektedir.

    Dış ticaret dengesi ile görünmeyen işlemler dengesi ve enfrastrüktür-off shore kalemi bir arada ele alınabilir. Üç rakam da pozitifse, cari işlemlerin tümü bu rakamların toplamı kadar fazlalık sağlamış demektir. Rakamlardan bir kısmı pozitif diğeri negatifse ve pozitif olanların toplamı negatifler toplamından büyükse cari işlemler yine fazlalık sağlamıştır. Her iki halde de mal ve hizmet satışlarından sağlanan döviz, mal ve hizmet alımları için harcanan dövizden fazla olmaktadır. Adı geçen rakamlar negatifse ya da bir kısmı pozitif diğeri negatif olmakla beraber negatif olanlar pozitifleri aşıyorsa, sonuç da negatif işaret taşır. Yani bu durumda mal ve hizmet alımı için harcanan döviz, hizmet satışından sağlanan dövizi aşıyor demektir. Böyle bir durumla karşılaşılınca, cari işlemler ve hatta ödemeler dengesi açık veriyor demektir.


    CIF Maliyet

    CIF, "Cost, Insurance and Freight" sözcüklerinin kısaltılmışı olup "Mal Bedeli, Sigorta ve Navlun" anlamındadır. Bu terim, C and F'in benzeridir, ancak satıcı, malın taşınması esnasında zarar ve ziyan rizikosuna karşı sigorta sağlamak zorundadır. Satıcı, sigorta şirketleriyle bir sözleşme akdederek sigorta primini ödemektedir.

    Yukarıda açıklanan maddeler, genel gider kalemleridir, ancak bu gider kalemlerinin dışında görünmeyen pek çok gider kalemleri de olabilir. Görünmeyen kalemlerin hesaplanması çok zor olmaktadır. Bunlar, genellikle kârın içerisinde eritilmektedirler. Görünmeyen gider kalemlerine örnek olarak;

    1. Yurt dışı ve yurtiçi teminat mektubu masrafları
    2. Komisyon ödemelerinde döviz alış ve döviz satış kur farkları
    3. Kamyonun bekleme ücretleri
    4. Satılan malın, cinsine göre fon kesintileri (varsa mutlaka hesaplamaya dahil edilmektedirler).

    Satış fiyatı ile maliyet arasında oluşan kâr beklentisi, satış fiyatının tesbitinde etkin rol oynamaktadır. Sonuç olarak, satış fiyatını tesbit ederken, (satış fiyatı+diğer gelirler)-maliyet=kâr prensibinden hareket edilebilmektedir.


    D

    Damping

    İthal edilen bir ürünün ithal edildiği ülkede maloluş fiyatından daha ucuza satılması olarak tanımlanır. Daha genel anlamda, biriken stoklardan kurtulmak ya da piyasada avantajlı duruma gelmek için düşük fiyata satış yapmak da damping olarak nitelendirilir.

    Konuya uluslararası ticaret açısından bakıldığında damping daha da başka anlam ifade edebilir. Bir monopola yakın durumda olan bir firma, üretimini artırdıkça ortalama maliyetini de azaltmaktadır . Oysa üretim arttıkça malın fiyatı da düşmektedir ki, bu kapalı bir ekonomi için söz konusudur. Bunun bilincinde olan firma, iç pazarda arzı kısarak toplam arzının bu bölümünü en yüksek fiyattan ve yüksek kârla satabilir. Toplam arzının geri kalan kısmını ise dış pazarlarda gerektiğinde oldukça ucuza satarak toplam satışını artırıp kâr edebilir. Bu durum, toplam arzın tamamen iç pazarda pazarlamasından daha kârlı olabilir.

    Uluslararası ticarette damping zaman zaman uygulanmışsa da dünya iktisat tarihinde belki de en uzun süreyle uygulanan damping, İngiltere’nin Levant Company aracılığıyla Osmanlı pazarlarında yünlü kumaş satımında uyguladığı damping olmuştur. 1580-1650 yılları arasında uygulanan bu dampingde İngiliz yünlüleri İstanbul’da Londra’daki fiyatlarından %20-30 ucuza satılmıştır. Bu olay sonucunda, daha önce Osmanlı pazarlarına egemen olan İtalyan yünlü sanayii ve Osmanlı yünlü sanayii kesinlikle yıkılmıştır.


    Dış Ticaret

    Dış ticaret daha çok, mal ve hizmet ithal ve ihracını kapsarken, uluslararası ekonomi ise mal ve hizmetin yanında sermaye, emek ve teknoloji gibi faktörleri de kapsar.

    Uluslararası ticaretin tarihçesi eskidir. Ortaçağda yapılan en önemli ticaret İpek yolu ticareti idi. Coğrafi keşifler ticaret yolunu değiştirmiş ve yeni kıtaların keşfiyle sömürgecilik yaygınlaşmıştır. 16. Yüzyılların sonlarına doğru Avrupa' da Merkantilizm geçerli bir ticaret düşüncesi olarak doğmuştur. Bunun doğal sonucunda ticaret devletin yoğun baskısına ve kısıtlayıcı engelleriyle karşılamış. XVIII asır başlarında merkantilizm yerine egemen olan klasik liberalizm geçmiştir. Sanayi devrimi ile liberalizm kökleşmiş ve buhar gücünün sanayiye uygulamasıyla birlikte büyük ölçekli üretime geçildi.

    Dünya ihracatı içinde en büyük paya sahip olan ülkeler genellikle gelişmiş piyasa ekonomileri içinde yer alan ülkelerdir.

    Uluslararası ticareti doğuran ana nedenler:

    1- Bazı malların üretiminin ülke ihtiyaçlarına göre bol veya kıt olması
    2- Bazı malların üretiminde ülkeler arasındaki fiyat farklılıkların olması
    3- Bazı malların üretiminin ülkeler arasında malın veya ürün farklılığından ileri gelmesi.

    Başka bir deyişle uluslararası ticaretin dayandığı ana faktörleri şöyle sıralayabiliriz:

    a) Yerli Üretimin yetersizliği;

    - Doğal kaynakların yeryüzüne dengesiz dağılımı,

    - Teknik bilgi ve uzman işgücü arzı yetersizliği,

    - Ekonomik gelişme farklıkları,

    b) Uluslararası fiyat farklılıkları,

    c) Malın farklılaştırılması.


    Dış Ticaret Rejimleri

    Ülkenin dış dünya ile sürdürdüğü ekonomik ilişkilerinde egemen olan temel yaklaşımı ve bu yaklaşım paralelinde oluşturulan ekonomi politikalarının tümünü ifade etmek için “dış ticaret rejimi” terimi kullanılmaktadır.

    Kamu otoritesi, çeşitli amaçlarla, uluslararası ekonomik ilişkileri doğrudan düzenlemek, özendirmek, sınırlandırmak ve ilgili işlemlerin gerçekleştirilme biçimlerini belirlemek amacıyla bir dizi önlem uygular. Bu önlemlerin bütünü, ülkenin uluslararası ekonomi politikasını ya da -aynı anlamda kullanılmak üzere- dış ticaret rejimini oluşturur. İlk bakışta dış ticaret rejimi salt mal akımlarını düzenlemeye yönelik önlemleri içeren dar kapsamlı bir politika yaklaşımı olarak düşünülebilir. Ancak, ülkenin dış ekonomik ilişkileri salt mal ticareti ile sınırlı değildir.

    Mal akımlarının yanı sıra uluslararası hizmet, sermaye ve işgücü akımları ile tüm bu işlemlerin gerçekleştirilmesinde temel olgu olan döviz kurunun saptanması ve ödeme kurallarının belirlenmesi de, ülkenin dış ekonomik ilişkilerinde önemli yer tutar. Tüm bu işlemleri birbirinden bağımsız düşünmek yanlış olur. Bu nedenle, genellikle dış ekonomik ilişkiler bir bütün olarak algılanır ve tümüne yönelik düzenlemeler aynı yaklaşım çerçevesinde oluşturulur. Bu düzenleme, dış ticaret reji mi olarak bilinir.

    Dış ticaret rejimleri, temel karakteri itibariyle iki değişik görünüm alabilir. Bunlardan birincisi liberal karakterli rejimlerdir. Liberal karakterli ticaret rejimlerinde uluslararası ekonomik ilişkiler müdahalesiz bir serbest piyasa ortamında gerçekleştirilir. Dış ticaret rejimlerine egemen olabilecek ikinci yaklaşım ise müdahaleciliktir. Müdahaleci rejimlerde dış ekonomik ilişkiler kamu otoritesinin aldığı önlemlerle düğümlenip yönlendirilir. Kamu otoritesi dış ekonomik ilişkilere dış ödemelerdeki dengesizliği gidermek amacıyla müdahale edebileceği gibi iç sanayii koruma, üretimi özendirme, talep yapısını değiştirme, ekonomide kendine yeterliliği sağlama gibi amaçlarla da bu yolu seçebilir. Müdahaleci ticaret rejimleri, kotalar ve ithal yasaklarından oluşan miktar kısıtlamaları, gümrük tarifeleri, vergi ve sübvansiyon önlemleri, kambiyo kontrolları ve uygun bir döviz kuru politikasını içeren bir bütünlük içinde dış ticareti ve diğer uluslararası ekonomik ilişkileri yönlendirir.


    Drawback

    İthal edildikten sonra üzerinde işlem yapılan ve tekrar ihraç edilen bazı mallara ait giriş vergilerinin süresi içinde ihraç edildikleri takdirde yükümlülerine geri ödenmesi usulüdür.

    Vergi ödenerek yurda giren eşya, drawback rejiminde, tekrar ihraç edilebilmek için imalatta kullanılacak bir hammadde ya da el işçiliği görecek bir yarı mamul niteliğindedir. Ancak hammadde ve yarı mamul eşya işlendikten sonra ayniyetinin tespiti çok güçleşir. Vergilerin iadesi bakımından bir mamuldeki yerli ve yabancı unsurların ayırımı çok zordur. Türkiye’de bu amaçla geçici kabul rejimi uygulanmaktadır.

  2. #2
    ramseyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2005
    Mesajlar
    3,518
    Karizma Gücü
    7

    Dış Ticaret- Genel Bilgiler

    F



    FAS
    Free along side ship kelimelerinin baş harflerinden meydana gelmiş, dış ticaret işlemlerinde kullanılan bir terimdir. Sözlük anlamı “rıhtımda teslim” demektir. Satış fiyatına, mal bedeli ile mallar rıhtımda gemi bordasına (vincin altına) yerleştirilinceye kadar yapılan bütün masraflar dahildir.


    FOR

    İngilizce "Free On Rail" (demiryolunda teslim) kelimelerinin baş harflerinden oluşan ve uluslararası ticaret sözleşmelerinde kullanılan sunuşlardan biridir. Bu tür mal satışında, satış fiyatına, ambalaj masrafları ile yükleme limanına sevk için yapılan demiryolu nakliye masrafları dahildir. Çoğunlukla canlı hayvan alış-verişinde kullanılır.


    G


    Garanti Lokal

    İthalat bedelini güvence altına almaya yönelik garantidir.İthalat bedelini malın satıcısına karşı sağlamaya yönelik bir garanti, niteliği bakımından bir teminat mektubuna benzer. Akreditifte ihracatçı malları sevkeder etmez malı temsil eden belgeleri ülkesindeki bankaya verince ithalat bedelini alır. İthalat garantisi karşılığında yapılan göndermelerde ise mal bedeli genellikle belgelerin alıcı eline geçmesinden ve depo edilen mal bedelinin transferlerinden sonra ödenir. Garanti lokalde ithalatçının önceden bir kuvertür tesis etmesine gerek yoktur.

    Dolayısıyla bu işlem ithalatçı için kolay ve ucuz bir yoldur. Buna karşılık ihracatçı, mal bedelini malları gönderdikten çok sonra alabilir. Bu garantiler, niteliklerine göre a) Döviz transfer garantileri, b) TL. ödeme garantileri, c) Kur farkı garantileri şeklinde sınıflara ayrılabilir.


    Geçici İhracat

    Az veya çok işçilik görmek, izabe edilmek, ambalajlanmak veya diğer nedenlerle mamul, yarı mamul ve hammaddelerin yurtdışına geçici olarak gönderilmesine Geçici İhracat denir.

    Maden cevheri ve konsantrelerinin izabe edilmesi, işlenmesi, ayrıştırmaya tabi tutulması, yenilenmesi gereken maden ve metallerden mamul eşyanın geçici ihracatına ilişkin müracaatlar Maden İhracatçı Birliklerine yapılır.

    İhracatı kayda bağlı olan ham, yarı mamul veya mamul maddeleri işlemek, ambalajlamak üzere geçici ihracına ilişkin talepler kaydı vermeye yetkili meslek kuruluşunca sonuçlandırılır.

    Yukarıda belirtilenler dışında kalan her türlü geçici ihraç talebi gümrük mevzuatı çerçevesinde sonuçlandırılmak üzere doğrudan gümrük idarelerine yapılır.

    Geçici ihraç izinlerinin kullanma süresi izin tarihinden itibaren, 180 gündür. Bu süre içinde geçici ihracat ve ithalat işlemlerinin tamamlanması gerekir. Bu süre izin veren yetkili merci tarafından uzatılabilir. Fakat geçici ihraç izinlerinin kullanma süreleri ek süreler dahil (2) yılı geçemez.

    Yurt dışında iş yapan Türk müteahhitlik firmalarının üstlendikleri işlerde kullanmak üzere geçici olarak ihraç ettikleri makine, teçhizat ve ekipmanın yurtdışında kalış süreleri müsteşarlıkça belirlenir.

    Geçici ihraç talebi “Geçici ihraç müsaadesi talepnamesi” doldurulmak suretiyle gerçekleşir.



    Geçici Kabul

    Tekrar ihraç (reeksport) edilmek üzere yurda sokulan eşyayı, belirli bir süre içinde fiilen ihraç etmek koşulu ile yurda vergisiz olarak kabul etmektir.

    Vergisiz geçici olarak kabul etmek gümrük vergisini ertelemek anlamına gelir. Bu vergileme yönteminde, ülke içi iktisadi faaliyetleri teşvik etmek, döviz girdilerini artırmak amaçlarıyla, yurt dışından tekrar ihraç kaydıyla mal getiren ithalatçıdan teminat alınarak yurda soktuğu malın gümrük vergisi yalnızca tarh edilerek beklenir.

    Tanınan süre içinde mal reeksport edilmezse vergi tahsili yoluna gidilir. Süre kaydına uyulursa vergi terkin edilerek teminat geri verilir.

    Türkiye’de 1615 sayılı Gümrük Kanunu’nda da geçici kabul rejimi yer almaktadır. (GK m. 118-122) Türkiye’de geçici kabul rejimi, yurt içinde az ya da çok işçilik görerek tekrar yurt dışına satılacak eşyaya uygulanmaktadır. Geçici kabul süresi bir yıl olup, bu süre zarfında geçici olarak ithal edilen malın tamamlayıcı ve değerlendirici bir işleme konu olması gerekmektedir.

    Geçici ithalat için ilgili bakanlıklardan izin alınması ve söz konusu malla ilgili vergiler ve resimlerin teminata bağlanması zorunludur. Süre sonuna kadar malın ya ihraç edilmesi ya da ihraç amacıyla gümrük antreposuna teslimi gerekmektedir. Aksine hareket edenler hakkında, kambiyo ve gümrük kaçakçılığı mevzuatı hükümlerine göre takibat yapılır.


    Gerekli Sevk Belgeleri

    Sevk belgeleri, genel anlamda, ihracat ve ithalata konu olan malların nakliyeciye teslim edilerek yüklendiğini gösteren ve varış yerine gönderilme esaslarını içeren nakliyeci tarafından düzenlenen belgelerdir.

    Konşimento ( Bill of Lading )

    Malın, taşıma şirketine satış sözleşmesinde belirtilen esaslar dahilinde teslim edildiğini, gemiye yüklendiğini ve ithalatçıya gönderilmek üzere çıkarıldığını gösteren bir taşıma belgesi olup, deniz yoluyla taşıma işlerinde kullanılmaktadır.

    Taşıma Senetleri ( Waybills )

    Denizyolu taşımacılığının dışında, havayolu, demiryolu ve karayoluyla taşımalar esnasında düzenlenen taşıma belgelerine verilen genel isimdir. Bunların konşimentodan farkı, malın mülkiyetini teslim etmemesi ve ciro ile devrinin mümkün olmamasıdır.

    Başlıca taşıma senetleri ; Havayolu taşıma senedi, Demiryolu taşıma senedi, Karayolu taşıma senedi, FIATA Taşıma belgeleri, Nakliyeci makbuzu, Posta makbuzu, Umumi mağaza makbuzu, Dok makbuzu’ dur.


    Gerekli Sigorta Belgeleri

    İhracata konu olan malların alıcının ülkesine sevki gerçekleştirilirken, taşıma sırasında karşılaşılabilecek olan risklere karşı sigortalanması gerekmektedir. Satış sözleşmesinde belirlenen teslim şekline göre ihracatçı veya ithalatçının ya da belli bölümler halinde her ikisinin birden üstleneceği bu sigorta işlemleri sırasında da bazı belgeler düzenlenmekte ve bunların bankalara ibrazı gerekmektedir.

    Sigorta Poliçesi ( Insurance Policy)

    Sigorta poliçesi, malların taşınması esnasında uğrayabileceği zararlara karşı sigorta şirketi veya onun adına hareket eden acente, simsar veya sigorta komisyoncusu tarafından düzenlenen belgeleridir. Sigorta poliçesi, ada, emre veya hamiline düzenlenebilen bir tür kıymetli evrak niteliğindedir ve gerektiği zaman ciro ile devri mümkün olabilmektedir.

    Sigorta Şahadetnamesi ( Insurance Certificate )

    Bir ana sigorta poliçesine atıf yaparak, malların sigortalandığını gösterir nitelikteki sigorta acenteleri tarafından düzenlenen sigorta belgeleridir. Dış ticaret işlemlerinde ana poliçe hükmünde işlem görür ve daha hızlı iş akışını temin eder bir belge olması sebebiyle sıklıkla karşılaşılan sigorta belgesi budur.

    Diğer ithalat belgeleri ise şunlardır :

    -ATR Belgesi
    -EUR1 Belgesi
    -Menşe şahadetnamesi ( Certificate of Origin )
    -Çeki Listesi ( Certificate of Weight )
    -Paket / Koli Listesi ( Packing List )
    -Ekspertiz veya Analiz Raporu ( Certificate of Quality or Analysis )
    -Gözetim Belgesi ( Inspection Certificate )
    -Sağlık Raporu ( Health Certificate )
    -Ordino
    -Ata Karnesi


    Gerekli Ticari Belgeler

    Bu tür belgelerden anlaşılan genellikle malın normal alım-satım işlemlerinde de kullanılan faturalardır.

    Proforma Fatura ( Proforma Invoice )

    İthalat işlemlerinde ihracatçı firmanın bir teklif niteliğinde ithalatçı firmaya göndermiş olduğu faturalara verilen isimdir.

    Ticari Fatura ( Commercial Invoice )

    İthalat ve ihracat işlemine konu olan malın satış sözleşmesi çerçevesinde nihai satış işlemi gerçekleştirildikten sonra ihracatçı tarafından düzenlenen belgelerdir. Bütün gümrük işlemleri, ithalat işlemleri, kambiyo taahhüt kapama işlemleri, resmi muhasebe kayıtları bu fatura üzerinden yapılır.

    Konsolosluk Faturası

    Ticari faturaların, satılan malın gönderileceği ülke konsolosluğuna onaylatılması söz konusu olduğunda, bu onaylanan faturaya konsolosluk faturası denir.

    Navlun Faturası

    Satış sözleşmesinde navlun ücretinin ihracatçı tarafından ödenmesi şartı yer alıyorsa konşimentoya “ navlun peşin ödenmiştir “ ibaresinin yazılması gerekmektedir. Bazen konşimento üzerinde bu ibarenin bulunmaması ve konşimentodan navlunun ödendiğine ilişkin herhangi bir anlam çıkartılamaması halinde, ek bir belge olarak nakliyeciye ödenen navlunu gösterir faturanın ilgili mercilere ibrazı gerekebilmektedir. Bu amaçla düzenlenen faturaya dış ticaret dilinde navlun faturası denilmektedir.


    Gümrük

    İki ya da daha fazla ülke arasında siyasi sınırlardan farklı olarak belirlenmiş sınır. Bu sınırı ya da hattı aşan eşyadan alınan mali yükümlülük. Hudut vergisi de denilebilir.

    Gümrük hattı, siyasi sınırlardan daha değişik şekilde çizilebilir. Bunun sebebi, ülkenin izlediği dış ticaret politikası nedeniyle kurulan serbest bölgeler ya da ortak pazarlardır . Bir ülkenin siyasi sınırları içinde serbest bölgeler, limanlar ve antrepolar gibi gümrükten arındırılmış gümrük dışı bölgeler olabileceği gibi, birkaç ülke aralarında anlaşarak gümrük birlikleri kurabilirler. Birinci durumda siyasi sınırlar gümrük sınırlarından daha geniş tutulmuş ve bir eşya, siyasi sınırları geçmesine rağmen gümrük vergisine tâbi tutulmamıştır. Serbest bölge uygulamasında ise eşyanın bu bölgeden ülke içine geçmesi vergi konusudur.

    Gümrük birlikleri ve ortak pazarlarda gümrük sınırları birden çok ülkenin siyasi sınırlarının dışından çekilmiştir. Aralarında gümrük birliği kurulmuş ülkeler arasında mallar ve faktörler serbestçe dolaşır. Ticari eşyanın ülkeler arası yer değiştirmesi gümrüğe tâbi tutulacağı gibi, eskiden olduğu gibi ülke içi ticaret konusu olabilir.

    Bir ülkenin ya da gümrük birliğinin gümrük sınırlarını aşan ticari eşyadan alınan vergilere dış gümrük vergileri, bir ülkenin içindeki malların yer değiştirmesinden alınan gümrüğe ise iç gümrük vergileri denilir. Yurt dışından gelen ya da çıkan eşyaya gümrük uygulanabilir.

    Giriş halinde uygulanan gümrüğe ithalat gümrük vergileri denilir. Çıkış halinde ise ihracat gümrük vergileri alınabilir. İç gümrük vergileri artık terkedilmiş bulunmaktadır.

    Türkiye’de Osmanlı İmparatorluğu döneminde, ithal edilen mallardan amediye, çıkan mallardan reftiye, transit geçen mallardan müruriye, ülke içi mal hareketlerinden mastariye adında gümrükler alınmaktaydı.


    Gümrük Antreposu

    Bir ülkeye girmesi ya da o ülkeden geçirilmesi yasak olmayan yabancı memleket eşyasının, ihraç edilecek malların, transit eşyanın ya da reeksport edilecek malların konulduğu yer.

    Türk gümrük mevzuatına göre, antrepolar genel, özel ve fiktif olmak üzere üç kategoriye ayrılmıştır. Özel kanunlarında antrepo tekelini elinde tutan işletmeler, THY ve PTT idaresi, genel antrepo açar ve işletir. Ekonomik gereklilik ve dış ticaret politikaları gözönünde bulundurularak, antrepo tekelini elinde tutan işletmeler dışındaki kişilere de genel antrepo açma ve işletme izni verilebilmektedir. Özel antrepolar her türlü gümrük işlemlerini yapmaya yetkili gümrük idarelerinin bulunduğu yerlerde açılabilir. Aktif antrepo ise gümrüğün denetlemesi altında bulunmak koşuluyla, mal sahipleri ya da temsilcileri tarafından sağlanan yer ve depolardır. Fiktif antrepo ise, gümrüğün denetlemesi altında bulunmak kaydıyla, mal sahipleri tarafından sağlanan yer ve depolardır.

    Genel ve özel antrepo açma ve işletme izni verilen kişilerden gümrük vergi ve cezalarına karşılık olmak üzere teminat alınır. Fiktif antrepoda (fuar, sergi, muaf eşya hariç) teminat alınması zorunludur.

    Antrepoların eşyanın güvenliğine ve antrepo hizmetlerine uygun nitelikte olması gerekli olup buradaki mallar, yıllar itibariyle gümrük idaresinin denetimine tâbidir. Genel ve özel antrepolarda eşya en çok beş yıl kalabilir.

    Eşyanın iyi bir halde bulunması koşuluyla bu süre bir yıl uzatılabileceği gibi, bu sürelerle antrepolarda kalması mahzurlu olan eşyalar için bu süre kısaltılabilmektedir.

    Aktif antrepolarda eşyanın kalabileceği süre iki yılı geçmemek üzere tespit edilir. Gümrük tarafından antrepolara konacak eşya için ardiye, hamallık ve açıcılık gibi hizmetler karşılığı belirlenmiş bir ücret alınır.


    Gümrük Beyannamesi

    Gümrük vergisinde mükellefin yaptığı bildirim. Sözlü ya da yazılı olabilir. Yükümlü, beyanından maddi hata dışında vazgeçemez ve diğer beyana tâbi vergilerde oldu ğu gibi, beyan ettiği matraha itiraz edemez.

    Türk gümrük mevzuatında, Türkiye’ye kesin olarak girecek eşya için yazılı beyan (bildirim) yapmak zorunludur. Giriş yapan yolcuların zatî eşyası ile posta ile gönderilen ve ticari nitelik taşımayan eşyalarda açıkça belirtilmiş olması halinde sözlü beyan esası caridir.

    Yazılı beyan, gümrük giriş cetveli düzenlemesine uygun olarak tahakkuku tamamlanmış şekilde, giriş beyannamesi ile yapılır. Gümrük giriş cetveline uygunluk, eşyanın söz konusu cetveldeki pozisyon ve altpozisyon numaralarının belirlenmesini gerektirir. Gümrük idaresince tescil edilen giriş beyannamesi gümrük vergi ve resimleri yönünden bir taahhüdü ifade eder. Tescilden sonra bildirimi düzeltmek mümkün olmamakla birlikte, eşyanın miktarı bakımından (muayene yapılmamış olması kaydıyla) tashih yapmak mümkündür.

    Beyan eşyanın muayenesi ile denetlenir. Muayene sonucu vergi tahakkuku sonuçlanmış olur. Muayene vergi tahakkuk memuru niteliğinde olan muayene memurları aracılığı ile yapılabileceği gibi, gümrük laboratuvarlarında ya da diğer resmi laboratuvarlarda kimyasal tahlil ve fiziki muayeneye ihtiyaç duyulabilir.

    Gümrük beyannamesinde, giriş tarifesinde yer alan çok az sayıda spesifik matrahlı mal dışında vergi matrahı olarak kabul edilen eşyanın normal fiyatı, tarife numarası ve tarifede yazılı vergi miktarı yer alır. Ağırlık üzerinden vergi ödenmesi gereken eşyalarda dahi eşyanın ağırlığının yanı sıra normal fiyatının da bildirilmesi gerekmektedir.


    Gümrük Birliği

    Uluslararası iktisadi birleşmeleri tek ve basit bir tanımla açıklayabilmek olanaksızdır. Çünkü iktisadi entegrasyon, yakın tarihlerde değişik aşamalara varmıştır ve tasarlanan yeni aşamalar da değişikliğin sürüp gideceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle, tanımlardan çok aşamalar üzerinde durmak daha anlamlı olacaktır.

    İktisadi entegrasyon düşüncesinin 19. yy’da, siyasal birliğini henüz tam anlamıyla sağlayamamış Almanya gibi ülkelerde iç ekonomik ilişkilerde bile savunulduğu görülür. O dönemlerde Almanya’da mallar bir eyaletten diğerine geçerken alınan gümrük vergilerinin kaldırılması için ileriye sürülen gümrük birliği görüşü, bu bir ülke içi entegrasyon düşüncesi olsa da, genellikle çağımızın iktisadi birleşmelerinde başlangıç olarak gösterilmektedir.

    Çünkü amaç ve etkiler aynı idi: Yeni ticari faaliyet yaratılması ve ticaretin en olumlu yönde gelişmesi (ticaret yaratıcı ve ticaretin yönünü değiştirici etkiler).

    Bugün uluslararası iktisadi entegrasyon, birlik dışı ülkelere ortak bir gümrük tarifesi uygulayan, kendi aralarında ticareti kısıtlayıcı tedbirleri tamamen kaldırmayı amaçlayan, ülkeler arası faktör hareketlerini de aynı anlayışla ele alan bir Ortak Pazar aşamasına varmıştır. Bu tür bir gümrük birliğinin ticaret yaratıcı etkisi Şekil 1 yardımıyla incelenebilir:



    Herhangi bir malın A ülkesindeki arzı (Sd), talebi (Dd) olsun. Komşu ülke ile işbirliğine girseydi bu ülkenin katsayısıyla aynı malın toplam arzının (Su) olacağını varsayalım. Oysa, aynı malın dünyanın geri kalan ülkelerinde toplam arzı (sabit maliyet varsayımı altında) (Sw) ve uluslararası fiyatı da (Pw)’dir. A ülkesi iç üreticiyi korumak için bu malın ithaline (Pw Pd) kadar gümrük vergisi koyarsa malın fiyatı (OPd) olur ve iç tüketimin (OQd) tamamını iç üretici karşılar. Ne komşu ülkenin, ne de diğer ülke üreticilerinin A ülkesi üreticileriyle rekabet edip bu ülke alıcılarına mal satma olanağı yoktur.

    Oysa A ile komşu ülke, bir gümrük birliği kurar ve dışa karşı gümrük vergisini aynı tutarsa, bu iki ülke birbirleri arasındaki gümrük vergisini kaldırırlarsa, A ülkesinde söz konusu malın fiyatı da (Pu)’ya düşecek, tüketim hacmi ise (OQu)’ya çıkacaktır. Bu tüketim hacminin (OQt) kadarını iç üretici sağlayacak, geri kalan (QtQu) miktarında mal komşu ülkeden ithal edilecektir. Bu sonuca ticaret yaratıcı etki denmektedir.

    Gümrük birliğinin sadece ticaret yaratmadığı ticaretin yönünü değiştireceği de açıktır. Bu durumu da 2. şekil yardımıyla inceleyelim.



    Şekilde (SB) komşu ülke arzını, (Sw) dış dünya arzını göstermektedir. Söz konusu malın A ülkesinde üretilmedi ği varsayılsın ve gümrük vergisi yine (Pw Pd) kadar olsun. Bu durumda (OPd), fiyatından (OQd) kadar mal komşu ülke dışındaki ülkelerden ithal edilecek ve iç tüketim bu ithalat ile karşılanacaktır. A ülkesi ile komşu ülke bir gümrük birliği kurduğunda belirecek fiyat (OPp), (OPd)’ye göre düşük olduğundan, A ülkesinin (OQp) tüketiminin tamamı komşu ülkeden ithal edilen mallarla gerçekleştirilecektir. Bu sonuca da ticaretin yönünü değiştirici etki adı verilmektedir.

    Gümrük birliklerinin ticaret yaratıcı ve ticaretin yönünü değiştirici etkileri iki sonuç yaratmaktadır: Ticaret yaratıcı etki, iç üretimde (QdQt) kadar bir daralma pahasına, (ABC) dik üçgeninin alanına eşit bir maliyet tasarrufu sağlamaktadır. Ticaretin yönünü değiştirici etki ise A ülkesini (PwPpBC) alanı kadar bir fedakârlığa zorlamaktadır. Çünkü söz konusu ülke (OQd) kadarını hâlâ dış dünyadan yapmış olsaydı, bu ithalât kendine ( O PwC Qd) alanı kadar bir ödemeye mal olacak ve (PwPdAC) kadar da gümrük vergisi geliri elde edecekti.

    Oysa gümrük birliği dolayısıyla şimdi aynı miktar (OQd) ithalata (OPpBQd) kadar, yani Pw Pp BC alanı kadar fazla) bir ödeme yapmakta ve üstelik yukardan belirtilen gümrük vergisi gelirlerinden de yoksun kalmaktadır.

    Şu halde gümrük birliğinin sağladığı net avantajı tartışabilmek için ticaret yaratıcı etkinin olumlu sonuçları ile ticaretin yönünü değiştirici etkinin olumsuz sonuçlarını karşılaştırmak gerekir. Karşılaştırma için, ülkelerin söz konusu mal arzı (ya da maliyet) fonksiyonları kesin olarak belirlenmelidir. Oysa bu hususu saptamanın hiç de kolay olmadığı açıktır. Ayrıca gümrük birliğinin -ya da daha genel bir deyişle uluslararası iktisadi entegrasyonunun ticaret yaratıcı ve ticaretin yönünü değiştirici etkilerinin olumlu ve olumsuz sonuçlarından başka nitelikte de olumlu ve olumsuz sonuçlar söz konusu olabilir.

    Tartışmaların tutarlı olması için bütün sonuçların bir arada ele alınması gerekir. Özellikle, gelişmiş ülkelerin kurmuş olduğu gümrük birliklerine gelişmekte olan ülkelerin de girme teşebbüslerinde bulunması halinde, bu tartışmalar daha da yoğunluk kazanmaktadır. Türkiye’nin Avrupa Topluluğu ile gümrük birliğine gitmesinden önce yapılan tartışmalar buna en iyi örnektir.


    Gümrük Hakem Heyeti

    Gümrük anlaşmazlıklarının çözümünde görev yapmış olan resmi kurul. 1982 yılında ilga edilerek anlaşmazlıklar vergi mahkemelerine devredilmiştir.


    Gümrük Hattı

    Gümrük Kanunu’na göre “gümrük hattı”, kara, su ve havadan ancak gümrük kapılarından geçilerek aşılır. Kanunda ya da gümrükçe verilmiş yazılı izin kâğıdında gösterilen kayıtlara uyulmak ve gümrüğün denetimi altında bulundurulmak şartıyla, vergi ödeme yükümlülüğü açısından, gümrük hattının dışında sayılan yerler, serbest liman ve bölgeler ile gümrüklenmemiş eşyanın konulduğu antrepolar ve bu tür eşya konulmasına Gümrük İdaresi’nce izin verilmiş yerlerdir. Türkiye Cumhuriyeti Gümrük hattından geçen ya da eşya geçiren her şahıs, gümrük kanun ve nizamlarına uymakla yükümlüdür.


    Gümrük Muafiyeti

    Belirli gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışından getirdikleri belirli malların gümrük vergisi dışında tutulması. Girişi vergiden istisna edilen belirli malların vergi dışı bırakılması olayı da muafiyet olarak adlandırılmaktadır.

    Türk gümrük mevzuatında muafiyet, genellikle kamu kurum ve kuruluşlarına tanınmıştır. Bu kurum ve kuruluşlara yapılan bağışlar, hazineye yardım amacıyla gönderilen eşya, diplomatların zat ve ev eşyası, milli savunma ve Jandarma Genel Komutanlığı ihtiyaçları için getirilen askerî silah araç ve gereçler, Türk gemilerinin ve yabancı gemilerin işletme ve donatım malzemeleri, hediyelik eşya, yolcuların beraberinde getirdikleri zatî eşya ve belirli koşullarla ev eşyası, gümrük muafiyetinden faydalanır.

    Gümrük giriş tarife cetvelinde, vergiye tâbi tutulmadığı belirtilen, uluslararası antlaşmalarla vergi dışı bırakılan eşya ile Türk parası ile yasaklanmamış yabancı efektif ve döviz ise vergiden istisna edilmiştir. Ayrıca gümrükten geçen turistlerin beraberindeki eşyalar ile taşıtlarına, belirli bir süre zarfında yurt dışına çıkmak koşulu ile bir tür geçici kabul rejimine benzer bir muafiyet uygulanır.

    Gümrük muafiyeti uygulanmış eşyanın yasada belirtilen amaca uygun olarak kullanılması şarttır. Aksi takdirde vergiye tâbi tutulur. Eşyanın tahsis şekli (kullanılma amacı) değişirse, gümrük muafiyeti tanınan kurum ve kuruluşlara devredilmesi halinde de verginin tahsili yoluna gidilmez.

    Muafiyet, turist eşya ve taşıtlarına tanındığı gibi, geçici olarak belirli amaçla ülkeye gelen (temsil ve gösteri, inşaat, araştırma, avcılık, kazı vb.) yabancıların eşya ve araç gereçlerine de uygulanabilir. Geçici muafiyet tanıma yetkisi, ilgili bakanlıklara aittir.

    Son olarak gümrük muafiyetinin belirli yatırım mallarının ülkenin sermaye stokuna katkıda bulunan ve teşvik edilmesi uygun görülen yatırım girdisi olmak koşulu ile bir teşvik tedbiri olarak uygulandığı da belirtilmelidir.


    Gümrük Politikası

    Gümrük politikası, belirli iktisadi amaçlarla, dış ticaret ten alınan vergilerin miktar ve bileşiminde ayarlama yapılmasını ifade eder.

    Ülke içi kaynakların etkin kullanımı, sanayileşme hareketi, bütçe dengesi ve kamu hizmetlerinin finansmanı ve ödemeler dengesinin korunması amacıyla, yurt dışından ithal edilen eşyaya uygulanan gümrük vergilerinin miktarı değiştirilebilir, eşya gümrüksüz ithal edilebilir, ya da ithali tümüyle yasaklanabilir.

    Gümrük politikası olarak serbest ve korumacı olmak üzere iki tür politikadan söz edilebilir. Uluslararası mal hareketlerinden alınan vergilerin kaldırılması ve ülkeler arası mal hareketinin serbestçe yapılması, genellikle sanayileşmesini tamamlamış ve dünya pazarlarına üretim ve arz fazlasını aktarmak isteyen, böylece yurt içi iktisadi istikrarı korumak isteyen, ülkelerce savunulmuştur.

    İhracatçı ülkeler, mallarına uygulanan gümrük vergilerinin uluslararası serbest ticareti engellediği ve sapmalara yol açtığını ileri sürmüşlerdir. Bunun nedeni büyük ölçüde, ihracatçı sanayileşmiş ülkelerin ihraç mallarındaki eksik rekabet piyasasının varlığıdır. Buna karşılık, yurt dışından gelen rakip mallardan çekinen, kendi iç pazarlarını ve yeni gelişen sanayilerini korumak isteyen başlıca gelişmekte olan ülkeler, korumacı (himaye edici) gümrük politikası uygulamışlar ve bunu savunmuşlardır.

    Bununla beraber, bu ayırımın kesin olmadığı, sanayileşmiş ülkelerin de ödemeler dengesi açıkları ve yurt içi sanayinin rekabete karşı koyamaması halinde, korumacı tedbirlere yöneldikleri ve gümrük vergilerini artırdıkları görülmektedir. Gümrük vergilerinin korumacı amaçla alınmasının yanında mali fonksiyonu (devlete gelir sağlama) büyük önem taşımaktadır. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde vergi yönetimi bakımından sağladığı avantajlar, bu verginin gelişmenin ilk evrelerinden itibaren başlıca kamu gelir kaynağı olmasına yol açmıştır.

    Günümüzde gümrük birlikleri ve ortak pazarlara ülkelerin katılma kararını ülkelerarası mal serbest dolaşımı ve rekabete açılmanın yanı sıra, gümrük vergileri kaybı da ciddi bir biçimde etkilemektedir.


    Gümrük Rejimleri

    Bazı özel durumlarda, birtakım malların ülke sınırlarından içeri girişi doğrudan iç tüketim amacına yönelmemiş olabilir. Bu tür girişlere olağan gümrük rejimlerinin uygulanamayacağı kuşkusuzdur. Başlıca özel gümrük rejimleri şunlardır:

    • İthalinde belli bir süre sonra aynen ya da belli oranda nitelik değiştirerek ihraç edilecek mallara uygulanacak gümrük rejimine geçici kabul rejimi adı verilir. Bu işlemin tersine, yani ihraç edildikten belli bir süre sonra aynen ya da belli oranda nitelik değiştirerek ithal edilen mallara geçici ihraç rejimi uygulanır.

    • İthal edildikten sonra ilgili vergi, resim ve harçlar ödenmeden kamu denetimi altında belli süre depolanarak saklanan mallara antrepo rejimi uygulanır. Burada antrepo kelimesi özellikle ithal mallarının saklandığı depolar anlamına gelmektedir. Antrepo rejiminde mallara tarife ve diğer vergi, resim, harç vb. ülkeye girdikleri anda değil, parti parti antrepolardan çıkarken uygulanır.

    Sistem, ithalatçı ve sanayicilere özellikle fon kullanımı açısından büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Gümrük idarelerinin izni ile özel işyerlerinde kurulan antrepolara iti bari ya da fiktif antrepo denir. Örneğin, bir sanayi kuruluşu ithal ettiği malı tarife ve diğer vergi, resim, harçlar vb. uygulanmadan kendi ambarına yerleştirip, izinle bu ambarı “fiktif antrepo” olarak kullanabilir. İhtiyacı olduğu malları ambarından çekip kullandıkça gereken ödemeleri yapar.

    Mallar bir ülkenin sınırlarından gelip geçerken bunlara transit rejimi uygulanır; genellikle girişlerde tarife vb. uygulanmaz. Ulaştırma aracı değiştirme, belli süre antrepolama, aktarma gibi işlemler bu uygulamayı genellikle etkilemez. Transit rejimi ulusal yasalarla konulabileceği gibi uluslararası anlaşmalarla da konulabilir.

    Uluslararası transit anlaşmalarına örnek olarak Türkiye’nin son yıllarda yaptığı TIR anlaşmaları gösterilebilir.

    Bir ülkenin siyasal sınırları içinde olmakla birlikte gümrük sınırları içine alınmayan yerlere serbest bölge, serbest şehir, serbest liman gibi adlar verilir. İktisadi faaliyetin belli yörelerde canlanması için kurulan bu sistem, son yıllarda özellikle gelişmekte olan ülkelerin ilgisini çekmektedir.


    Gümrük Tarifeleri

    Tarife kelimesi, gümrük tarifesi teriminin kısaltılmışıdır. Gümrük tarifeleri, çeşitli mallar ithal ve ihraç edilirken, belli esaslara göre söz konusu mallar üzerinden tahsil edilen vergi oranlarını gösteren cetvellerdir. Fakat bu kelime iktisat literatüründe anlam değiştirmiş ve doğrudan gümrük vergisi yerine kullanılmaya başlanmıştır.

    Ayrıca zamanımızda ihracattan alınan gümrük vergilerinin önemini kaybettiğini ve tarife kelimesinin genellikle sadece ithal vergisi anlamına geldiğini de biliyoruz.

    İhracattan alınan vergilerin amacı çoğunlukla dış denge sağlamak değildir. Örneğin bazı stratejik malların, eski eserlerin vb’nin yurtdışına satılmasını önlemek ya da hiç olmazsa güçleştirmek için ihracat vergisi uygulanabilir.

    Ayrıca bir ülkede, örneğin tarımsal kesimin vergilendirilmesinde, matrah tespiti yönünden büyük güçlüklerle karşılaşılıyorsa, bu mallar ihraç edilirken alınan vergiler, dolayısıyla tarım kesimini vergilendirmiş olur. Çünkü, tarımsal malların arz ve talep elastiklikleri elverişli ise, ihracatçı bu verginin bir kısmını üreticiye yansıtmaya çalışacaktır.

    İthal gümrük vergileri, ihracat gümrük vergilerinin aksine, dış ticaret ilişkilerini düzenlemek ve ödemeler dengesi açıklarını kapatmak için yaygın olarak kullanılan bir araç olma niteliğini hâlâ korumaktadır. Ancak, tarifeler uygulanan en eski ticaret politikası aracı olmakla birlikte, dış dengeyi sağlama amacı arka planda kalıyordu. Çünkü o çağlarda klasik otomatik mekanizma genellikle işlemekteydi. Tarifelerin ilk uygulamalarında amaçlar ülkeden altın çıkışını engellemek, hazineye gelir sağlamak ve yerli sanayii dış malların yıkıcı rekabetine karşı korumaktı. Bugün bile bu amaçların, aynı zamanda dış denge amacıyla birlikte ve bir arada izlendiği göze çarpmaktadır.

    Tarifelerin ithal talebini kısmak ve bu yoldan ticaret dengesindeki açığı kapatmak amacıyla kullanılması şöyle açıklanabilir: Tarifelerin yükselmesi ithal malları fiyatlarını yükseltir. Yükselen fiyatlar karşısında halk ithal malı talebini kısar ve yerli malı tercih etmeye başlar.

    Böylelikle aşırı ithal talebinden doğan dış açık da daralmaya yüz tutar. Burada dikkat edilecek nokta, tarife artışının hangi tip mallara uygulanacağıdır. Örneğin, talep elastikliği düşük olan (yani halkın çok rağbet ettiği ya da ithali zorunlu olan) mallara uygulanan yüksek tarifeler sadece vergi gelirinde artış sağlar, ithal talebini kısamaz.

    Bu durumda, özellikle bu mallar hammadde, ara mallar ve yatırım malları niteliğinde ise, bunların fiyatlarındaki yükselme bir maliyet enflasyonuna bile yol açabilir. Sonuç olarak, içerde imal edilen malların da fiyatları yükselecek ve tarife artışının sağlayacağı avantaj silinecektir. Tarifelerin ekonomik etkileri bir şekil yardımıyla gösterilebilir.



    Şekilde tarife konusu olacak malın talep ve toplam arz eğrileri sırasıyla D ve (St), aynı malın iç arzı ise (Sd) doğrusu ile gösterilmiştir. Buna göre malın fiyatı OP, alım satım miktarı (OQt), yurt içinde üretilen miktar (OQd), ithal edilen miktar da (QdQt) kadardır.

    Söz konusu malın ithalatında UT veya RS kadar tarife uygulandığında fiyat OS düzeyine yükselir, talep OQ´t ve ithalat Q dQ´t miktarına iner; iç üretim ise OQ´d miktarına yükselir. ithalatçılar gümrük vergisini ödedikten sonra kendilerine birim başına kalan bedel artık OP değil OR’dir. Gümrük gelirlerinde ithalat miktarı ile ithal resmi çarpımı (yani TUVY) kadar bir artış meydana gelmiştir.

    Burada tarifelerden beklenen sonuçlar gerçekleşmektedir. Yurt içi kesimin arzı artmış, aynı malın ithalatı daralmış, gümrük gelirleri genişlemiştir. Yani himaye, gelir sağlama ve dış denge amaçları birlikte gerçekleşmiştir. Bununla beraber fiyatlardaki yükselmenin iç denge üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceğini de unutmamak gerekir.

    Gümrük vergileri ad valorem olabileceği gibi spesifik de olabilir. Ad valorem tarifelerde malın değeri üzerine uygulanır. Spesifik tarifelerde ise, vergi hesaplanırken ithal edilen malların değeri değil miktarı dikkate alınır. Bugün Türkiye de içinde olmak üzere hemen bütün ülkeler ad valorem tarife uygulamaktadır. Genişleyen dış ticaret hacmi kısa zamanda spesifik tarifelerin sakıncalarını artırmış ve bu tür tariflerin yürürlükten kaldırılmasına yol açmıştır.

    İthalde alınan gümrük vergisi oranı malın CIF değeri üzerine uygulanır. Yani vergi hesaplanırken malın sadece menşe ülkedeki alış fiyatı (cost) değil, yurda gelirken yapılan sigorta (insurance) ve navlun (freight) masrafları da göz önüne alınır.

  3. #3
    ramseyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2005
    Mesajlar
    3,518
    Karizma Gücü
    7

    Dış Ticaret- Genel Bilgiler

    Gümrük Vergi İadesi


    Gümrük Vergisi iki durumda iade edilir. Bunlardan birincisi, vergiden istisna edilmiş olan eşyadan yanlışlıkla vergi alınmasıdır. İkincisi, alıcı ile satıcı arasındaki satış anlaşmalarına aykırı olarak malın gönderildiğinin, gümrükleme ve girişten sonra anlaşılması ve eşyanın imha ya da iade edilmesi halidir. Bunların dışında, vergisi ödenerek ithal edilmiş bir malın, tekrar yurtdışına çıkarılması halinde vergi iadesi yapılmaz.


    Gümrük Vergileri

    Yabancı kaynaklı eşya için bir ülkeye ithalinde hangi matrah üzerinden ve ne oranda veya miktarda vergi ödeneceğini gösteren listelere “gümrük tarifesi” denir.

    Gümrük tarifeleri, eşyanın cinsini ve vergi oranını ya da miktarını göstermektedir. Gümrük tarifelerinde belirli eşyanın vergisi ad valorem ve spesifik olarak iki ayrı şekilde gösterilir. Ad valorem tarifelerde, ithal edilen eşyanın değeri üzerine uygulanacak bir oran olarak belirtilir.

    Rayiç kıymet usulü (ad valorem) vergide vergi miktarı, ithal edilen eşyanın değerine göredir. Maktu usule göre düzenlenmiş spesifik tarifeler ise, belirli fiziki miktar üzerinden alınacak vergiyi yine miktar olarak göstermektedir. Gümrük vergileri terimi, pratikte sadece ithal mallarına konan vergiler için kullanılmaktadır.



    H


    Himaye

    Himaye (koruma), çift hedefli bir dış ticaret aksiyonudur. Yerli malları dış rekabetten korumak ve yabancı pazarlara mal satışını teşvik etmek için uygulanan önlemler, himaye teriminin kapsamına girer. Ulusal ekonominin dışarıya karşı himayesini hedef tutan politikalara himayecilik (korumacılık) denilir. Himaye önlemleri çeşitlidir.

    A) Dış rekabetten korunmak için başvurulan klasikleşmiş önlemler şunlardır:

    a) Gümrük vergi tarifesi yükseltilebilir. İthal mallarına menşelerine göre farklı tarifeler uygulanarak yerli ürünlere rekabet olanakları daraltılabilir. Damga-tüketim-üretim vergileri, harçlar, kambiyo primi gibi değişik adlar altında ek vergiler konulabilir veya oranları artırılabilir. Liman hizmetlerinin maliyetini ağırlaştırıcı ücret tarifeleri uygulanabilir.

    b) İthalat lisansa veya kota yöntemine bağlanabilir. Lisans, Latince’deki “lientia”dan gelme bir terimdir. Esas anlamından saptırılmıştır. Aslında, “yapmak serbestliği” demektir. İthal lisansı, resmi makamların bir malı getirtebilmesi için tacirlere verdikleri belgedir. İthalat lisansa bağlı olunca, kamu otoritesinin verdiği önizin ile gerçekleştirilebilmektedir.

    Lisans ve kota sistemleri arasında bazı müelliflere göre nüans farkı vardır. Kota sisteminde, gümrük tarife listesi pozisyonlarından her biri için ayrı global tahsis yapılmaktadır. Kotalarla belirlenen miktarlar çerçevesinde ithalat serbest bırakılmaktadır. İthalatçılar, saptanmış süre içinde taleplerini bildirmekte ve getirtmek istedikleri mal değeri karşılığı bir avans yatırmaktadırlar. Talep toplamı kota sınırını aşarsa, tahsis miktarı nispi olarak paylaşılmaktadır.

    c) Devalüasyon yapılabilir. Devalüasyon, döviz kurlarının yükseltilmesidir. Devalüasyon, ithal malları maliyetini artırmaktadır. Talep elastikliğinin yüksek olduğu mallarda, ithalat vergilerinin ağırlaştırılması ve devalüasyon, dışalım talebini sınırlamaya yararlı olmaktadır.

    B) İhracatı teşvik etmek için başvurulan klasikleşmiş önlemler şunlardır:

    a) Hükümetler “subvention” veya “subsidy” denilen mali yardımlarla ihracat maddelerini üretenleri veya dışarı satanları destekleyebilirler. İhracata prim ödeyebilirler. İhracata yönelik üretim yapanlara ucuz ham madde, enerji, makine, yedek parça ve benzerlerini temin edebilirler.

    b) İhracat yapan firmalar, vergi iadesinden yararlanabilirler.

    c) Firmalar iç piyasada kartel fiyatları uygulayabilirler ve üretim fazlasını dışarıya az kârla, maliyetine veya zararına sürebilirler.

    d) Devalüasyon veya geçici kambiyo dampingleri (dumpingleri) yapılabilir. Kambiyo dampinglerinde, döviz kurlarının bir süre normalin üstüne çıkartılması, birikmiş stokların tasfiyesini kolaylaştırabilir. Devalüasyon ve kambiyo dampinglerinin ihracata etkisi, dışarıya satılmak istenilen malların talep elastikliğine bağlıdır.

    e) Üreticiden başlayarak ihracatçıya dek, gerekli görülen piyasa kademelerinde kredi kolaylıkları sağlanabilir.

    f) Yabancı ülkelerdeki alıcılara kredi temin edilmek suretiyle mal ve hizmet ihracatı kolaylaştırılabilir.

    g) Ticaret anlaşmalarıyla ihracat mallarına sürüm piyasası temin edilebilir.


    İ

    İhracat

    Bir ülkenin ürettiği malların diğer ülkelerdeki alıcılara satılması. Burada dikkat edilecek nokta, ihracatı yapanın devlet değil, özel ya da tüzel kişiler olduğudur. Kollektivist ekonomilerde bile ihracat özel kuruluşların uzmanlı k alanına bırakılmıştır. Karma ekonomilerde kamu iktisadi kuruluşları özel kişiler gibi ihracat yapar. İhracatın kooperatifler, birlikler vb. tarafından yürütüldüğüne de rastlanmaktadır. (Fiskobirlik, Maden İhracatçıları Birliği gibi.) Dış ticaret istatistiklerinde ihracat genellikle FOB olarak gösterilir.

    Bunun anlamı şudur: İhraç edilecek mal, üretildiği yerden yabancı ülkeye yollanacağı ulaştırma aracına kadar getirilir ve teslim edilir. İhraç malının birim fiyatı araca kadar yapılan ulaştırma vb. masraflarını da kapsar şekilde hesaplanır. İngilizce’de free on board kelimelerinin baş harflerinden oluşan FOB terimi de “Geminin güvertesine kadar teslim” anlamına gelmektedir. FOB satışta navlun ve sigorta alıcıya aittir.

    (Ayrıca, TK m. 1138/2 gereğince, FOB satılan malların geminin küpeştesini fiilen geçtiği andan itibaren hasarı da alıcıya aittir.) İhracat fiyatının tespitinde diğer bir yol, ihracatı FAS olarak hesaplamaktır. İngilizce’de free along side kelimelerinin harflerinden oluşan bu terimin anlamı “Geminin güvertesine kadar teslim”dir. Bu anlamdan anlaşılacağı üzere, FAS fiyat içinde gemiye yükleme masrafları da yer alır.

    Bir ülkenin cari işlemleri içinde yer alan ithalat, ihracat değerini aşıyorsa dış ticaret açık veriyor denir. Bu açık genellikle dış ticaret kalemlerinin altında yer alan bir denge kelimesinin karşısına, tutarı negatif olarak yazılarak belirtilir. Fazlalık halinde denge kaleminin pozitif olacağı bellidir.


    İhracat Çarpanı

    Bir ülkenin milli gelirindeki toplam artışın, bu artışa yol açmış ihracat gelir artışına oranıdır. Çarpan katsayısının büyüklüğü, ihracat gelir artışını gelir olarak elde eden kimselerin tasarruf eğilimlerine ve ülkenin ithal eğilimlerine bağlıdır. İhracat çarpanı, genel çarpanın özel bir durumu sayılabilir.

    İhracat çarpanını inceleyebilmek için, ekonomide tasarruf ve yatırım yapılmadığını, fiyatların sabit olduğunu ve âtıl kaynakların bulunduğunu varsayalım. Bu şartlar altında, gelirdeki bir değişme, ya ihracattaki ya da ithal eğilimindeki bir değişmeden kaynaklanabilir. Bu sınırlı modelde tüketim ve ihracat, “milli gelir + ithalat”a eşittir. C tüketimi, X ihracatı, Y milli geliri ve M ithalatı gösterirse, C+X=Y+M olacaktır. Diğer taraftan, iç ve dış yatırım bu modelde olmadığına göre, ihracat ithalata eşit olmalıdır: X=M İhracatın değiştiğini varsayalım: Bu durumda ihracat değişmesine eşit bir ithalat değişmesi olmalıdır.

    dX = dM Bu ifadeyi dY’ye bölersek, dY/ dX = dY / dM dY / dX = 1 / (dM/dY) dY / dX = 1 /MPM elde edilir.

    dY/dX çarpandan başka bir şey değildir; yani, ihracatta meydana gelen bir artışın gelirde meydana getirdiği artıştır. MPM ise marjinal ithalat eğilimini göstermektedir. Demek ki, ihracat çarpanı 1/MPM’ye eşittir; tıpkı yatırım çarpanında, çarpanın 1/MPS’ye eşit olduğu gibi. MPS ise marjinal tasarruf eğilimidir.



    İhracat Kredisi

    İhracatçıya, sevk ettiği malların belirli bir oranı dahilinde banka üzerinde poliçe çekme yetkisini veren bir kabul kredisidir. İhracatçı, ihracatına aracılık eden bankanın kabul ettiği bu poliçeyi kolaylıkla iskonto ettirip malların bedelini derhal elde etmiş olur. İhracat kredisi, merkez bankasının ve ticari bankaların kendi kaynaklarından karşılanan ucuz faizli ve düşük reeskontlu ihracat finansmanlarını ve ayrıca ihracatı geliştirmek amacıyla kurulmuş ve kurulacak özel fonlardan ihracatı finanse etmek için verilecek kredileri kapsar.

    Bu çeşit kredi ile alıcı tarafından ihracatçı lehine açtırılan kabul kredileri arasında önemli fark vardır. İthalatçının ihracatçısı lehine açtırdığı kabul kredisinde, ihracatçı parasını aldıktan sonra, müşteriden tahsil edilmemiş bile olsa bu para kendisinden istenemez. İhracatçının bankadan bizzat temin ettiği kabul kredisinde ise (ihracat kredisi) banka, ihracatçı müşterisine rücu edebilir.


    İhracat Muaflığı

    İhracatı teşvik önlemleri arasında vergiler en önemli role sahiptir. İhracat işlemi ile doğrudan veya dolaylı olarak bağlantılı olan vergi yükümlülüğü açısından getirilen teşvikler, ihracatın bu vergilerden muaf tutulması veya istisna edilmesidir. İşte bu açıdan, bir yandan ihraç malına giren giderlerle ilgili önlemler, diğer taraftan da ihracata bağlı işlemlere ilişkin teşvikler getirilir. Bu nedenle, bir yandan ihraç malı içine giren hammadde ve yardımcı madde gibi fiziki giderlerden ithal olanların yurda gümrüksüz olarak girmesi sağlanır; böylece, ihraç edilecek ürünün daha ucuza mal olması sağlanır ve dolayısıyla ürünlerimizin dış piyasalarda rekabet olanağı ve ihraç gücü artırılır. Öte yandan ihracat kredileri ve işlemleri, ihracat işlemleri ve ihracatla ilgili ithalat nedeniyle doğan vergi, resim ve harçlar alınmaz. Bu yolla da kredi ve dolayısıyla mamul maliyetleri düşürülür.

    Türkiye’de bu genel uygulamaya paralel olarak, ihracatçıların ihracını taahhüt ettikleri malların üretiminde kullanacakları ham ve yardımcı maddelerle, malın ihracında kullanacakları ambalaj malzemelerinin ithalinde, gümrük vergisi ile diğer vergi, resim ve harçlara, teminata bağlanmak ve ihraç edilmek kaydıyla, muafiyet uygulanmaktadır. Ayrıca, ihracat işlemleriyle ilgili olması şartıyla bankaların, sigorta şirketlerinin ve diğer kuruluşların açtıkları ihracat kredileri karşılığında aldıkları paralar, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi’nden muaftır. İhracat kredi işlemleri ve doğrudan ihracatla ilgili işlemler Damga Vergisi’nden, Harçlar Kanunu ve diğer kanunlarda sayılan vergi resim ve harçlardan istisna edilmiştir.


    İhracat Primleri

    Prim üretici ve ihracatçıyı teşvik ve koruma amacıyla adı geçen kişilere yapılan ödemelerdir. İhracatı teşvik için üreticiye ya da ihracatçıya prim verilebilir. Üretici, prim miktarını tatmin edici bulursa üretimini artırabilir. Üretim artışı fiyatları düşürür. Fiyatları düşen ve arzı genişleyen malları ihraç etmek daha kolaydır.

    İhracatçıya doğrudan verilen primler ise, ihraç edilecek malların fiyatlarının düşük tutulmasına yardımcı olmaktadır. Hatta bu primler aracılığıyla ihraç mallarını maliyetlerinden düşük fiyatlarla satma olanağı bile doğmaktadır. Damping (dumping) adı verilen bu mekanizma yardımıyla uluslararası piyasalarda söz sahibi olunabilmektedir.


    İhracat Vergileri

    Bir ülkenin siyasi sınırlarını aşan mallar üzerinden alınan gümrük vergilerinden olan ihraç vergileri, tarihsel olarak önceleri ve uzun zaman devlete gelir sağlamak için alınmıştır. Bu haliyle ihracat vergileri, ithal edilen mallar üzerinden alınan vergilerin bir benzeridir.

    İhracat vergileri her ne kadar başta ülkeye giren mallar üzerinden gelir elde etme amacını güdüyor idiyse de, zamanla sanayileşme ve buna bağlı olarak ihracatı artırma amaçları önem kazandı. Ne var ki, ihracat vergileri, hem üretilen malın dış pazarlardaki maliyetini artırmakta, hem de bunun sonucu olarak, söz konusu malın dış ülkelerdeki rekabet gücünü düşürmektedir. Bu da tabii ki, vergiye tâbi malın üretim düzeyini ters yönde etkilemektedir. Bu temel nedenlerledir ki, zamanla ülkeler, ihracat üzerinden alınan vergileri tamamen kaldırmışlardır.

    İhracat vergilerinin 2. Dünya Savaşı döneminde Türkiye’de ve ülkelerin çoğunda tekrar uygulamaya konulduğu görülmektedir. Bu vergilerin uygulamaya konulması birkaç nedene bağlanabilir. Bu nedenlerden birincisi, ihracat vergilerinin ilk ve temel amacı olan gelir sağlamaktır. Özellikle, talep esnekliği düşük olan ve harp nedeniyle fiyatı yükselen mallar üzerine vergi konulmuştur.

    Diğer neden savaş nedeniyle aşırı kâr elde eden üreticileri ve ihracatçıları vergilendirmektir. Üçüncü neden ise, iç tüketim için gerekli görülen bazı malların fiyatlarını artırmak ve bu yolla ihraç edilmelerini engellemektir.

    Bu üç neden yanında dikkate değer önemli bir husus, bu dönemde ihracat vergisi uygulamasına giden ülkelerin, genellikle etkili bir gelir vergisi sistemine sahip olmamasıdır.

    2. Dünya Savaşı sonrasında ihracat vergilerinin yine kaldırıldığı, fakat 1950’lerde bazı ülkelerin tekrar bu vergileri uyguladığı görülür. Bu uygulamanın temelinde kalay, kauçuk vb. hammaddelere sahip ülkelerin soğuk savaş ve Kore savaşı konjonktürü nedeniyle daha yüksek fiyat uygulama ve kâr elde etme amacı vardır. Ne var ki, kısa süre sonra bir yandan dünya iktisadi koşullarında değişmeler olması, öte yandan da bu vergilerin yerli üretime yansıması ve dolayısıyla olumsuz etkilerde bulunması nedeniyle, bu uygulamadan vazgeçilmiştir. Bugün ihracat vergilerinin uygulandığı herhangi bir ülke pek yoktur.


    İhracat Vesaik Karşılığı Avans

    “Garanti Lokal” karşılığı yapılan ihracatta, malı sevk eden ihracatçı, sevk belgelerini bir poliçeye bağlayarak tahsil edilmek üzere genellikle bir bankaya verir. İhracatçı bu belgeleri karşılık göstererek bir kredi almak isterse bu işleme ihracat karşılığı avans denir. Belgelerin bankaya devredilmesi karşılığı bir kredi alınıyorsa, bu işleme de vesikalı iştira denir.

    Aralarında büyük bir farklılık yoktur. Ancak, ihracatçı, önceden verdiği faizi kaybetmeyi göze almadıkça, iştiraya verdiği senet bedelini vadesinden önce ödeyemez. Vesaik karşılığı avansta ise, o ana kadar işlemiş faizler ödenerek hesap her an tasfiye edilebilir. Diğer taraftan, iştira edilen senet bedeli, senedin alıcısı tarafından ödenmeyeceği kesinlikle belli olmadıkça, bankaca vadesinden önce istenemez. Oysa banka avans hesabının avans tasfiyesi, normal hükümler çerçevesinde her an istenilebilir.


    İhracatta Vergi İadesi

    İhracatın doğrudan teşvikine ilişkin uygulamalardan en önemlisi ihracatta vergi iadesi olmuştur. Bu tedbir önce I. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ele alınmış ve ihraç mallarının maliyetine giren bütün dolaylı vergilerin mal ihraç edildiğinde ihracatçıya geri verilmesini sağlayacak bir vergi düzenine ihtiyaç bulunduğuna değinilmiştir.

    Ancak böyle bir vergi düzeni yaratılmadan, 27.8.1963 tarihli 261 sayılı kanunun 5. maddesiyle, malların ihraç fiyatlarına dahil olan vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülüklerin etkisini kısmen ya da tamamen ortadan kaldırmak için Bakanlar Kurulu’na yetki verilmiştir. Verilen bu yetkiye dayanılarak 5.12.1963 ve 6/2453 sayılı kararname ile de ihracatta vergi iadesi uygulaması başlamıştı.

    1980 yılına kadar olan uygulamada vergi iadesi hesaplamasına tarife sistemi getirilmiş, vergi iadesi oranları ile uygulamadan yararlanacak mal sayısı da artırılmıştır. 1980-1984 döneminde yine ihracatta vergi iadesi kapsamına giren mallarda ve vergi iadesi oranlarında önemli artışlar yapılmıştır. 1984 yılından sonra ise uygulamada kademeli bir gerileme görülmüş ve 1988 yılında da ihracatta vergi iadesi uygulamasına son verilmiştir.

    İhracatta vergi iadesi kapsamında iadeye tâbi olan vergilerin hangileri olduğunu, ihracatta vergi iadesine ilişkin olarak çıkartılan en son kararda (87/11509 sayılı 19.2.1987 tarihli İhracatta Vergi İadesi Kararı ve İhracat Rejimine Ek Karar) sıralandığı şekliyle belirtmek mümkündür.

    Bu karara göre, akaryakıt tüketim vergisi, taşıt alım vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, damga vergisi, banka ve sigorta muameleleri vergisi, gümrük vergisi, ithalde alınan akaryakıt-gümrük vergisi, belediye hissesi, ücretler üzerinden alınan gelir vergisi, emlâk vergisi, rıhtım resmi, ithalat alınacak damga resmi, harçlar, belediye vergisi ve harçlar vergi iadesine esas alınmaktaydı.


    İhracı Yasak Mallar

    Bu mallar şunlardır:

    1. Kültür ve tabiat varlıkları (eski eserler)
    2. Hint keneviri
    3. Tütün tohumu ve fidesi
    4. Tiftik keçisi
    5. İhracı izne bağlı mallar listesinde yer alan türler hariç bütün av ve yaban hayvanları (canlı ve cansız olarak ve tanınabilir en küçük parçaları ile bunlardan mamul konfeksiyon)
    6. Ceviz, Dut, Kiraz, Armut, Erik, porsuk, Dışbudak, Karaağaç ve Ihlamur adlı ağaç türlerinin kütük, tomruk, kereste, kalas ve taslak olarak ihracı,
    7. Ozon tabakasının korunmasına dair Viyana Sözleşmesi ile bu sözleşmeye ait protokoller ve değişiklikler kapsamındaki malların ihracatı.
    8. İhracatı yasak olan doğal çiçek soğanları
    9. Odun ve odun kömürü
    10. Sığla, Yalankoz, Datça hurması, Asma, İncir, Fındık, Antepfıstığı fidanları.


    İthal Eğilimi

    Gelir düzeyleriyle ithalat düzeyleri arasındaki ilişkidir. Ailelerin yurt içinde üretilen mallara karşı talebi nasıl gelirlerine bağlı ise, yabancı mallara karşı talebi de aynı şekilde gelirlerine bağlıdır. Bunun gibi, firmaların yabancı mal talebi (hammaddeler, makine, teçhizat, parça), üretimlerine bağlıdır. Böylece bütün ekonominin ithal malları talebinin milli gelire bağlı olduğu anlaşılmaktadır.

    Ortalama ithal eğilimi : İthalatın toplam değerinin milli gelire oranıdır. Diğer bir deyişle, milli gelirin ithalata harcanan kısmıdır.

    Türkiye’de ortalama ithal eğilimi önce 1970’li yıllarda yaşanan petrol bunalımının ardından yükselmiştir. 1970 yılında %6,6 olan ithal eğilimi 1974 yılında %12,8 olmuştur. Daha sonra 1980’li yıllarda ithalatın serbestleştirilmesi sonucunda ithal eğilimi %15-16’ya kadar gelmiştir. Hattâ, 1994 yılında %17,5 olmuştur.


    1985 ...... 16,9
    1986 ...... 14,7
    1987 ...... 16,4
    1988 ...... 15,8
    1989 ...... 14,6
    1990 ...... 14,7
    1991 ...... 14
    1992 ...... 14,4
    1993 ...... 16,4
    1994 ...... 17,5

    Marjinal ithal eğilimi: Milli gelirdeki bir artışın ithalata harcanan oranıdır. Milli gelir 100 milyar TL, ithalat ise 20 milyar TL artarsa, marjinal ithal eğilimi 20TL/100TL=%20 ya da 1/5’tir. Milli gelirdeki artışın sonucu sağlıklı bir şekilde hesap edilebilirse, özellikle marjinal ithal eğilimi zaman içinde sabitse, ithalin ne kadar artacağı da kolaylıkla tahmin edilebilir. Yukarıda da görüldüğü gibi, Türkiye’nin ortalama ithal eğilimi çok büyük değişiklikler gösterdiği için, marjinal ithal eğilimi de buna uygun değişiklikler göstermiştir. Marjinal ithal eğilimi 1993 yılında % 18,9, 1994 yılında % 18,7 olmuştur.

    Milli gelirin 1996 yılında ne kadar artacağı tahmin edildiğinde, marjinal ithal eğiliminin değişmeyeceği varsayımıyla ithalatın ne kadar artacağı hesaplanabilir. Bunun önceden bilinmesi de ödemeler bilançosunun ve ekonominin kontrolü bakımından önemlidir.

    Diğer taraftan, marjinal ithal eğilimi, çarpanın büyüklüğünü belirleyerek yatırımda, devlet harcamalarında, ihracatta, vergilerde meydana gelen bir değişmenin milli gelir üzerindeki etkilerini önceden tespit etmemize olanak vermektedir.

    Kısa dönemde ortalama ve marjinal ithal eğilimlerini nispeten sabit saymak mümkündür. Ancak bu eğilimler firmaların ve ailelerin yabancı mal taleplerini yansıttığından, yerli ve yabancı malların nispi fiyatlarına, (b) zevklere, (c) teknolojiye ve diğer faktörlere bağlı olarak zaman içinde değişebilmektedir.


    İthal Kapasitesi


    Gelir, ticaret haddi ile eş anlamlıdır. Bir ülkenin zaman içinde gerçek ithalat hacminde ortaya çıkan değişmeleri ölçmek için kullanılan bir kavramdır. Endeks biçiminde düzenlenir; dolayısıyla değişmeleri esas yıla oranla gösterir.

    Döviz üzerinden cari fiyatlarla ihracat gelirinin, ithal malları (döviz üzerinden) fiyat endeksine bölünmesiyle elde edilir. (Px) ihraç malları fiyatını, X ihracat miktarını, (Pm) ithal malları fiyatını endeks olarak, 0 ve 1 de zaman dönemlerini gösterirse



    esas yıla oranla 1 döneminde ithalat kapasitesinde ortaya çıkan değişmeyi gösterir.

    Bu kavramın safi dış ticaret hadleri kavramı yanında kullanılmasının nedeni şudur: Ülkenin safi dış ticaret hadleri aleyhe dönerken, -ihraç malları talep elastikiyeti yüksek olduğu için- ihracat geliri ve buna bağlı olarak ithalat kapasitesi artıyor olabilir. Böylece, ülke bir yandaki kaybını bir diğer yandan telafi edebilir. Tersi de olabilir: Safi dış ticaret hadleri lehe dönerken -ihraç malları talep elastikiyeti yüksek olduğu için- ülkenin ithalat kapasitesi azalabilir; ülke bir yandan kazanırken, bir yandan da ithalat kapasitesi azaldığı için kayba uğrar.

    Kavram, büyüme ile ithalat kapasitesi yakından ilişkili olduğu için, az gelişmiş ülkelerle ilgili olarak kullanılmaktadır. Ancak, safi dış ticaret hadlerindeki büyük iniş ve çıkışlar, çok özel durumlar dışında, dünya konjonktüründeki iniş ve çıkışlarla ilişkilidir. Az gelişmiş ülkeler, dünya konjonktürü yükselirken, hem safi dış ticaret hadlerinin lehe döndüğüne, hem de ihracatın miktar olarak arttığına, konjonktür düşerken de tersine tanık olmaktadırlar. Diğer bir deyişle, genelde safi dış ticaret hadleriyle ithalat kapasitesi (gelir ticaret hadleri) aynı yönde değişmektedir.


    İthal Kotası

    Bir malın ithali miktar kısıtlanmasına tâbi ise, yasal ithal hakkını ithalatçının elde edebilmesi için, resmi otoritenin verdiği belgedir. İthal kotası, her yıl o ülkeye o maldan girecek miktarı kısıtlar; bu miktar, genellikle -cari döviz kurunda- ülkeye ithal edilmek istenen miktarın altındadır. Bu bakımdan, resmi otoritenin ithal lisanslarının, ithalatçılar arasında bir dağıtım yöntemi olması gerekir; çünkü, malın fiyatı, ithal talebini kısıtlayıcı etken rolü oynamamaktadır.

    Kotaların refah etkileri, ithal lisanslarının dağıtımına bağlıdır. Başlıca üç yöntemin, lisansların dağıtımında kullanıldığı görülmektedir.

    1) Müzayede yoluyla lisanların satışı: Açık müzayede yoluyla ithal lisanslarının resmi otorite tarafından satılması, topluma maliyeti en düşük ve en adil yöntem sayılmaktadır. Eğer müzayedeye katılanlar çok sayıda ise, aralarında anlaşma yoksa, ithal lisansının fiyatı söz konusu malın -cari döviz kurunda- iç ve dış fiyatı arasındaki farkı telafi edecek düzeye yükselir. Kotaya tâbi malın yurt içi satış fiyatı- cari döviz kurunda -yurt dışı satış fiyatının üstündedir. Bu da, ithalatçı rantlarının kaynağı olur. Müzayedede ithalatçılar arasındaki rekabetin, ithal lisansı fiyatını bu fiyat farkını giderecek düzeye yükseltmesi ve ithalatçı rantını ortadan kaldırması beklenir. Buna karşılık, bu fiyat farkı hükümete bir gelir olur; dolayısıyla gümrük vergisine benzer etki yaratır. Müzayede ile ithal lisansı satışı yerine, rüşvetin işlemesi de mümkündür.

    2) Geleneğe bağlı olarak lisansların dağıtımı : Bazen de resmi otorite, o mal kotaya tâbi olmazdan önce ithalatçı firmaların yaptığı ithalatın miktarını göz önünde tutarak lisansları dağıtır. Bu durumda, ithalatçı rantları firmalara kalır; devlet bir gelir sağlayamaz.

    3) Firmaların kaynak kullanım durumuna bağlı olarak lisansların dağıtımı: Burada resmi otorite, ithal edilecek mal için her firmanın kapasitesine göre ne kadar ihtiyacı olduğunu saptar ve lisansı buna göre verir. Genellikle, ithal lisanslarının dağıtımında toplumsal maliyeti en yüksek olan yöntemin bu olduğu kabul edilir. Çünkü, firmalar daha fazla ithal lisansı alabilmek için, kapasitelerini büyütür ve âtıl kapasite yaratırlar; ithal lisansı sağlamaktan bekledikleri ithalatçı rantı kapasiteyi genişletme maliyetinin üstünde oldukça, bu sürer. Dolayısıyla, ithal lisansı elde etmenin bütün ekonomiye, âtıl kapasite yaratılması biçiminde, bir kaynak maliyeti olur.

    Türkiye’de ithal lisanlarının dağıtımında bu yöntem kullanılmıştır ve ekonomiye yüksek bir kaynak maliyeti olmuştur. Resmi otoritenin dağıttığı ithal lisanslarının toplamı, aynı zaman süresi için saptanmış olan ithal kotası miktarına eşit olmalıdır.


    İthal Malların İhracı

    İthalat rejimi çerçevesinde ithal edilmiş ve vergileri ödenmiş bulunan yabancı menşeli yeni veya kullanılmış malların ihracı, ihracat teşviklerinden yararlanmamak kaydıyla özellik arzetmeyen ihracat kapsamında yapılır. Ancak, ihracatın desteklenmesine yönelik mevzuat, yatırım mevzuatı ile gümrük mevzuatının mahrecine iade hükümleri saklıdır.


    İthal Müsaadesi

    İthalat yapabilmek için ilk şart ithalatçı belgesine sahip olmaktır. Bankalar bu ithalatçı belgesine dayanarak ithal müsaadesi düzenlerler. İthal edilmek istenen bir malın, firmanın Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanan faaliyet konusunun kapsamı içine giren mallardan olması gerekmektedir.

    İthalatçı firma ithalatçı belgesindeki G.T.İ.P. numarasının ilk iki rakamını içeren bütün aksam ve edevatı ithal etme yetkisine sahiptir. Bankalar da ithal konusu malın, ithalatçının faaliyeti kapsamına girip girmediğini, ithalatçı belgesindeki fasıl numarasından kontrol ederek ithal müsaadesi düzenlerler.

    İthal müsaadesinde belirtilmesi gereken en önemli husus, ithal edilecek malın G.T.İ.P. numarasıdır. Bunun dışında ilgili firmanın ünvanı ve adresi, ithalatçı belgesinin adres ve numarası, malın ait olduğu ithal listesi, miktarı, getirileceği memleket, menşe memleketi transferin yapılacağı memleket, ödeme şekli ithal müsaadesinde yer alır. Ayrıca malın teslim şekli ne olursa olsun FOB fiyatı mutlaka yazılır.

    İthal müsaadesinin en önemli iki nüshası T ve G nüshalarıdır. T nüshası transfer nüshasıdır. İthalatçı için gerekli olan nüsha ise G nüshası yani gümrük nüshasıdır. G nüshası malı gümrükten çekmek için kullanılır.

    İthal müsaadesinin süresi genellikle 6 ay veya 1 yıl olmaktadır.

  4. #4
    ramseyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2005
    Mesajlar
    3,518
    Karizma Gücü
    7
    İthalat

    Başka ülkelerde üretilmiş malların, ülkedeki alıcılar tarafından satın alınması. Dışalım da denir. İhracatın karşıtıdır ve onunla birlikte bir ülkenin dış ticaret dengesini oluşturur. İthalat, özel ya da tüzel kişilerce, kamu iktisadi kuruluşları ya da devlet tarafından doğrudan yapılabilir.

    Çeşitleri

    1. Akreditifli İthalat: Alıcı, malın sevkinden önce bir banka aracılığıyla satıcının bulunduğu yerdeki bankası nezdinde malın sevk belgesinin teslimi karşılığında ödenmek üzere kredi açtırmasıdır.

    2. Mal Karşılığı İthalat: Malın gümrüklenmesi işleminden sonra bedelini ödeyerek belgenin çekilmesi ile gerçekleşen ithalat.

    3. Bedelsiz İthalat: Gümrük vergisi olmaksızın ülkeye sokulan mallar (özel eşyalar, hediyeler vb).

    4. Belge Karşılığı İthalat: Malın gelmiş olma şartı aranmaksızın, malın ithalat yapılan ülkeden yola çıkarılmış olduğunu gösteren belgenin bedelini ödeyerek bankadan belge alınması ile gerçekleştirilen ithalattır.

    5. Kredili İthalat: Bedeli daha sonra ödenmek üzere yapılan vadeli ithalat.

    6. Geçici Kabullü İthalat: İhraç etme amacıyla yapılan ithalat.

    7. Ankonsinyasyon İthalat: Satışın yapılması ve belirli bir vade sonunda mal bedelinin transfer edilmesi şartıyla yapılan ithalat.



    İthalat Akım Tablosu

    Endüstriler arası muhasebe sisteminde, endüstrilerarası işlemlerde, ithalattan gelen malların ara kullanım, özel ve kamu nihai tüketimi ve sabit sermaye oluşumunda kullanımlarının incelendiği bir hesap sistemidir. İthalattan gelen mallar orijin sektörlerine göre sınıflandırılır.

    Sektörel ayrımı yapılan ithal malları, bunları kullanan sektörler arasında dağıtılır. İthalattan gelen mallar ayrıca üç gruba ayrılır: 1) Rakip ithal malları, 2) Rakip olmayan ithal malları, 3) Kısmen rakip, kısmen de rakip olmayan ithal malları.

    Bir mal yurt içinde üretilip talebi karşılamıyorsa, bu mal ya da benzeri dışardan getirilirse, bu tür mallar ra kip ithal mallarıdır. Yurt içi talebi bulunduğu halde yurt içinde üretilmeyen mallara rakip olmayan mallar denir.

    Kısmen rakip ve kısmen de rakip olmayan mallar, kesin çizgilerle birbirinden ayrılmayan mallar olduğu gibi, bugün için üretilmeyen, ama her an üretilebilme imkânı olan mallardır.



    İthalat Belgesi

    Bankaların, akreditif açtırmak isteyen ithalatçılardan 1/a sayılı Merkez Bankası Genelgesi’nin “ithalata ilişkin hükümler” bölümündeki ikinci madde gereğince ithalat belgesi, almaları gerekir. Alınacak bu belgede;

    v Belgenin hangi banka şubesine verildiği
    v Firmanın adı ve adresi
    v Firmanın bağlı olduğu kambiyo mercii
    v Firmanın bağlı olduğu vergi dairesi

    İthal edilecek malın;

    • Gümrük tarife ve istatistik No su
    • Cinsi
    • Döviz itibariyle kıymeti
    • Faturanın tarih ve numarası
    • Ödeme şekli
    • Satıcı firmanın adı ve adresi
    • Hariçte firmaya bağlı diğer bir firma, şube, fili al vb.
    • Dahilde firmaya bağlı diğer bir firma, şube, fili al vb.
    • İthal süresi
    • Malın getirileceği ülke


    Gösterilir ve bu malların ithal yönetmeliğinde tespit edilen süre içinde yurda fiilen ithal edileceği ve bu tebliğde belirtilen usul ve esaslara göre hesabın kapatılacağı ithalatçı tarafından beyan edilir.



    İthalat Çeşitleri

    1) Akredifli ithalat: Bu ithalatta esas, alıcının malın sevkinden önce bir banka aracılığıyla satıcının bulunduğu yerdeki bankası nezdinde, malın sevk belgesinin teslimi karşılığında ödenmek üzere kredi açtırmasıdır.

    2) Vesaik (Belge) karşılığı ithalat: Malın kaynak ülkeden yola çıkarılmış olduğunu gösteren belgenin bedelini ödeyerek bankadan belge alınması yoluyla yapılan ithalattır. Malın gelmiş olması şart değildir.

    3) Mal karşılığı ithalat: Malın gümrüklenmesinin hemen ardından bedelini ödeyerek belgenin çekilmesi yoluyla yapılan ithalattır.

    4) Kredili ithalat: Belirli bir vade sonunda bedeli ödenmek üzere veresiye yapılan ithalattır.

    5) Ankonsinyasyon ithalat: Satışın yapılması ve belirli bir vade sonunda mal bedelinin transfer edilmesi şartıyla yapılan ithalattır.

    6) Bedelsiz ithalat: Gümrük vergilerinden bağışık olduğundan, yurda bedelsiz sokulan mallardır (hediyeler, yabancıların resmi ve özel eşyaları, ticari örnekler, geçici ihracat, reklam eşyası vb.).

    7) Geçici kabul yoluyla ithalat: Belirli bir süre sonra tekrar ihraç edilmek üzere yurda sokulan eşyanın ithalidir.




    İthalat Transferi

    İthalatçı tarafından yapılacak ithalat (dışalım) bedelinin, yetkili bankalarca ihracatçıya ödenmesidir. İthalat yapma yetkisine sahip gerçek ve tüzel kişilerin yapacakları ithal taleplerine dayanılarak, kendilerine döviz tahsisi yapılır. Bu tahsis sonucu, yetkili bankalarca, muhabir bankaya yabancı para üzerinden havale yapılarak ithalat bedeli ödenir.

    İthalat bedellerinin transferinde başlıca iki yol vardır. Bunlardan birincisi peşin ödeme olup, ithalatçının ithal ettiği malın bedelini kendi bankasına milli para cinsinden yatırması, ithalatçının bankasının da yatırılan milli para karşılığı dövizin, malı satan ihracatçıya ödenmesi için emir vermesidir. Malın bedeli transfer edildikten sonra, bir başka deyimle peşin alındıktan sonra mal sevkiyatı yapılır.

    Uygulamada en çok kullanılan ithalat transferi şekli olan akreditif yolu ile ödeme de ise ithalatçının bankası, ithalatçıdan alacağı ve akreditif süresinde malların fiilen ithalinin yapılacağı, transfer edilen döviz hesabını kapatmak için getirilen mallarla ilgili olarak giriş gümrük belgelerinin ibraz edileceğini ifade eden bir taahhüde dayanarak, muhabir bankaya ihracatçının alacağı parayı ödeme emrini verir.

    Muhabir banka, belgeli Akrediflerde, ihracatçı tarafından mal sevkine ilişkin belgeleri bankaya tevdi etmeden parayı ödemez. İster peşin ödeme, ister Akredifle ödeme olsun, bir döviz transferini gerektirir. Bu transfer işlemi TCMB tarafından yerine getirilir. İthal bedelleri karşılığı döviz transferleri, anlaşma bulunmayan ülkelerle olan alışverişlerde serbest dövizle (ABD Doları, Alman Markı, İsviçre Frangı gibi), anlaşmalı ülkelerden yapılacak ithalatta, anlaşmalı dövizle yapılır.

    Bir ülkede ithalat transferlerinin düzenli yapılması, o ülkenin parasının konvertibl olması (başka ülkelerin parasına kolayca çevrilebilmesi) ve döviz bilançosu ile sıkı sıkıya ilgilidir. Parası konvertibl olmayan ülkelerde yeterli serbest döviz rezervi ya da kredisi bulunmaması halinde, anlaşmalı olmayan ülkelerden yapılan ithalat bedellerinin ödenmesinde büyük güçlükler ortaya çıkması muhtemeldir.



    İthalat Vergileri

    İthal malları sınırdan geçerken alınan vergilerdir. Bu vergiler şunlardır:

    a) Gümrük vergisi: İthal edilen malların CIF değerleri üzerinden gümrük giriş tarife cetvellerindeki oranlara göre alınmaktadır.

    b) İthalde Alınan Katma Değer Vergisi: İthal edilen malların gümrük vergisi tarhına esas olan değere, ithalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç ve paylar ile fiili ithalata kadar yapılan diğer giderler ve ödemeler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur farkı gibi ödenek eklenerek verginin matrahı bulunmakta, buna Katma Değer Vergisi Kanunu’nda yer alan oranlar uygulanarak hesaplanmaktadır.

    c) Belediye Payı: Gümrük vergisinin %15’i oranında Belediye hissesi alınmakta ve gümrük vergisiyle birlikte hazineye gelir kaydedilmektedir.



    İthalat Yasakları

    Bir ülkenin, yabancı ülkelerden satın aldığı belirli malların yurda girişini önlemesi. Belirli ülkelerden mal ithalinin yasaklanması (ambargo konulması) da ithal yasakları içine girer.

    Belirli eşya ve maddenin yurda sokulması, iktisadi, siyasi, ahlâki ve sağlıkla ilgili amaçlarla yasaklanabilir. Döviz darboğazında bulunan bir ülkenin döviz ödemelerini azaltmak ve böylece ödemeler dengesi açıklarını kapatmak amacıyla koyduğu ithalat kısıtlamaları, ülke içi sanayinin gelişmesi için bu sanayi mallarının rakiplerinin dış alımının önlenmesi, iktisadi amaçlı yasak örnekleridir.

    Buna karşılık, ülkenin anayasal rejim ve felsefesine aykırı kitap ve yayınların yurda sokulmasının yasaklanması, siyasi bir yasaklama türüdür. Devletler, halk sağlığının korunması amacıyla belirli maddelerin (uyuşturucu gibi) ülkeye girişini de yasaklayabilir.

    Yasaklamaların bir devletten yapılacak dış alıma uygulanması halinde, amaçlar genellikle politiktir. Buna rağmen, iktisadi bir misilleme amacıyla da belirli ülkelerin ihraç ürünlerine ithal yasağı konulması mümkün bulunmaktadır.



    İthalatın Finansmanı

    İthalatın finansmanı; geniş anlamda, firmaların dahildeki yatırımları için gereksinim duydukları yatırım mallarının ithalatında kullanılan ve genellikle ticari bankalar veya kalkınma bankaları tarafından sağlanan dış kredilerin yanı sıra diğer bazı finans imkanlarını da kapsamaktadır. İthalatın alternatif finansman olanaklarından bazıları şunlardır:

    Akreditif Kredisi

    Bir akreditifin açılmasını müteakip genellikle akreditif bedelini amir banka derhal ithalatçıdan tahsil eder. Eğer amir banka; akreditif bedelinin bir kısmını tahsil ederse veya malların teslim alınması veya malların satılıp bedellerinin ödenmesine kadar ithalatçıdan hiçbir tahsilatta bulunmuyorsa, bu durumda kısmen veya tamamen ithalatçı lehine bir akreditif kredisi açılmış bulunmaktadır.

    Akreditifli ödeme şeklinde, malları temsil eden vesaikler ibraz edilinceye kadar ihracatçıya ödeme yapılmamakta, dolayısıyla ithalatçıdan da tahsilat yapılmamaktadır. Bu süre içinde, amir bankanın yetkili banka aracılığıyla ihracatçıya bir ödeme taahhüdü söz konusudur. Bu şekildeki akreditif kredisi, gayri nakdi kredi niteliğindedir. Amir bankaca, lehdara yapılan ödemeyi müteakip, mal bedelinin ithalatçıdan tahsil edilememesi durumunda nakdi kredi işlemeye başlamıştır.

    Vesaik Mukabili Ödeme Kredisi

    İthalat vesaik mukabili yapıldığında, ithalatçı adına keşide edilen poliçenin; görüldüğünde ödemeli veya vadeli olmasına göre kredi ilişkisi farklılık arz etmektedir.

    İhracatçı, görüldüğünde ödemeli bir poliçe keşide ederse, ithalatçı vesaiki teslim aldığı anda mal bedelini ödemek zorundadır. İthalatçı, ödemeyi derhal yaparsa, herhangi bir ithalat kredisi söz konusu değildir. İthalatçı, mallar gelinceye kadar veya malları teslim aldıktan sonra poliçe bedelini, bankasından kredi temin ederek ödeyebilir. Bu durumda, mal teslimine kadar ithalat aşaması finansmanı, malları teslim alışını müteakip ise ithalat sonrası finansmanı söz konusudur.

    İthalatçının, vadeli bir poliçeyi kabul etmesi durumunda, mallar geldikten sonra vade sonuna kadar bir ödeme yapılmayacaktır.

    Mal Mukabili Ödemede İthalat Kredisi

    Mal mukabili ödemede, malın sevk ve teslim alınması sırasında geçen süre esnasında satıcı, alıcıya faizsiz kredi vermiş durumundadır.

    Aval ve Kabul Kredisi

    Bankanın, vadeli poliçeye aval vermesi veya bizzat poliçeyi kabul etmesi, aval ve kabul kredisi olarak adlandırılır. Aval ve kabul kredileri, gayri nakdi nitelik arz ederler. Çünkü banka, aval kredisinde kefil, kabul kredisinde asıl borçlu sıfatıyla ihracatçıya karşı poliçenin zamanında ödeneceğine dair ithalatçı adına garanti vermektedir.

    Leasing

    İhtiyaç duyulan malı satın almak için yeterli finansman temin edilemediği zaman leasing bir çözüm olmaktadır. Zira leasing, yatırım projesinin tümünü finanse eder ve firma fonlarını başka alanlarda serbestçe kullanabileceği için firmanın finansman kapasitesi artmaktadır.



    K


    Karşılıklı Talep

    Karşılıklı talep analizi dış ticarette fiyatların nasıl belirlendiğini çözmeye çalışan ilk girişimdir denilebilir.

    Bir karşılaştırmalı üstünlük örneğinde A ülkesi kumaş üretiminde uzmanlaşıp iki hafta üstüste kumaş üretmekle, 100 metre kumaş için 100 litre şaraptan vazgeçmekte olsun. Yani A ülkesinde 1 metre kumaşın bedeli 1 litre şarap varsayılsın. Adı geçen ülke B ülkesi ile dış ticaret ilişkisi kurduğunda, kumaş verilip şarap alırken, verdiği her 1 metre kumaş için 1 litre şaraptan daha azını kabul etmeye yanaşmayacaktır. Çünkü zaten kendi ülkesinde 1 metre kumaşın bedeli 1 litre şaraptır. Yani 1 metre kumaştan vazgeçip, bu özveri sonucunda kendi olanakları ile şarap üretmek istese, elde edeceği şarap miktarı 1 litre olacaktır. Şu halde A ülkesi, B’ye verdiği 1 metre kumaş karşılığında 1 litreden çok şarap alabilmelidir ki, dış ticaretten bir yarar sağlamış olabilsin.

    B ülkesinde ise 1 litre şarabın bedeli 1/4 metre kumaştı(20 m kumaş/80 l şarap). Yani B ülkesi kumaş üretiminden vazgeçip şarap üretiminde uzmanlaşmaya gittiği zaman, özveride bulunduğu her 1/4 metre kumaş için 1 litre şarap elde etmektedir. Şu halde A ülkesine şarap verip kumaş alırken, sattığı her litre şarap için 1/4 metre kumaştan daha azına razı olmayacaktır. Çünkü zaten ürettiği 1 litre şarap kendisine 1/4 metre kumaşa malolmaktadır. Yani, kendi olanakları ile kumaş üretmeye kalkışsa, özveride bulunduğu her litre şarap için 1/4 metre kumaş elde edebilecektir. B ülkesi A’ya verdiği 1 litre şarap karşılığında 1/4 metreden çok kumaş alabilmelidir ki, dış ticaretten bir yarar sağlamış olabilsin.

    Şu halde, A ülkesinin 1 metre kumaş karşılığında isteyeceği minimum şarap miktarı 1 litre, B ülkesinin de 1 litre şarap karşılığında razı olabileceği minimum kumaş miktarı 1/4 metre olacaktır. Yani dış ticaret yapılabilmesi için, 1 litre şarapla değiştirilecek kumaş miktarı 1 metre ile 1/4 metre sınırlarından yukarıda ya da aşağıda olamaz. 1 metreden çok vermeye A ülkesi yanaşmayacak, 1/4 metreden daha aşağısına da B ülkesi razı olmayacaktır.

    Aynı şekilde, 1 metre kumaş için A ülkesinin isteyeceği şarap en az 1 litre olacaktır. B ülkesinin ise 1 metre kumaş karşılığında vermek isteyeceği şarabın maksimum miktarı 4 litredir. Yani soruna şarap açısından baktığımızda, dış ticaret yapılabilmesi için 1 metre kumaşla değiştirilecek şarap miktarı 1 litreden az ve 4 litreden çok olamaz. 4 litreden çok vermeye B ülkesi yanaşmayacak, 1 litreden azına da A ülkesi razı olmayacaktır.

    Bu analiz sonucunda, dış ticarette oluşacak şarap fiyatının kumaş cinsinden 1 metre ile 1/4 metre arasında, kumaş fiyatının şarap cinsinden 1 litre ile 4 litre arasında yer alacağı, bu sınırların dışına çıkmayacağı anlaşılır.

    Fakat yine de fiyat oluşumu hakkında kesin bir sonuca varılmadı: 1 metre kumaş karşılığında değiştirilecek şarap 1,5 litre mi olacaktır, 2,5 litre mi? 1 litre şarap karşılığında 3/4 metre mi, yoksa 2/4 metre mi kumaş değiştirilecektir? Şimdi bu sorunu inceleyelim: A ülkesi kumaşı şarapla, B ülkesi de şarabı kumaşla değiştirirken uzmanlaşma sonucunda elde ettikleri üretimden belirli miktarları uluslararası piyasaya sunmaktadırlar. A ülkesinin şarap talebi arttıkça, bunun karşılığında vermesi gereken kumaş miktarı da artmaktadır.

    Aynı şekilde B ülkesinin kumaş talebinin artması onu daha çok şarap vermeye yöneltecektir. Acaba A ülkesi, şarap talebini artırdıkça, karşılık olarak vermesi gereken kumaş miktarı da arttığından ve bunun sonucunda ürettiği kumaş miktarı kendi elinde gitgide daha az kaldığından, 1 metre kumaş için başlangıçta aldığı şarap miktarına sonuna kadar razı olacak mıdır? Yoksa kendi elinde kalan kumaş miktarı azaldıkça, verdiği her fazla kumaş için biraz daha nazlanma yolunu mu tutacaktır. Kuşkusuz ki, başlangıçta razı olduğu şarap miktarı gitgide kendini tatmin etmeyecek ve elindeki kumaş stoku azaldıkça, 1 metre kumaş için isteyeceği şarap miktarını gitgide artıracaktır.

    Aynı durum B ülkesi için de söz konusudur. B ülkesi de süregelen değiş tokuş sonucunda elindeki şarap stoku azaldıkça, kumaşla değiştirmek istediği her litre şarap için biraz daha hasis davranacaktır. Durumu birer tablo ile gösterelim:


    Yukarıdaki tabloda birinci aşamada iki ülke arasında dış ticaret başlamamıştır. Dış ticaret başladığı anda A ülkesi ilk ihraç ettiği 1 metre kumaş için 1,2 litre şarap istemektedir.

    İhraç 2 metreye çıktığında ise karşılık olarak istenen miktar 2,8 litre şarap olmaktadır. Yani A ülkesi, fazladan ihraç edeceği ikinci metre kumaş için, üçüncü sütunda gösterildiği gibi, artık 1,2 litre değil 1,6 litre şarap istemektedir. A ülkesinin şarapla değiştireceği kumaş miktarı 3 metreye çıktığında, bu 3 metre karşılığında B ülkesinden ithal edilmek istenen şarap 6 litre olmaktadır. Yine üçüncü sütunda gösterildiği gibi, üçüncü metre kumaş için A ülkesi biraz daha hasis davranmakta ve 3,2 litre şarap istemektedir. İhraç edilecek kumaş 4 metreye çıktığında ise, dördüncü metre için istenen şarap miktarı 4,8 litre ve 4 metre kumaş için istenen toplam şarap miktarı 10,8 litre olmalıdır. Görülüyor ki, şarapla değiştirilmek istenen kumaş miktarı arttıkça, A ülkesi her bir metre için gitgide daha fazla şarap talep etmektedir.

    Şimdi de A ülkesine şarap ihraç ederek karşılığında kumaş almak isteyen B ülkesinin davranışını inceleyelim: Yan sütundaki tabloya göre, B ülkesinin kumaş değiştireceği şarap miktarı arttıkça, fazladan ihraç edilecek her bir litre şarap için gitgide fazla kumaş talep edilmektedir. Tablonun üçüncü sütunu bu durumu açıkça göstermektedir.



    İki tablo birlikte incelendiğinde, iki ülkenin karşılıklı taleplerinin bir noktada birleştiği görülmektedir. A ülkesi toplam 3 metre kumaş ihraç ettiğinde, karşılık olarak talep ettiği şarap miktarı 6 litre olmaktadır. İkinci tabloya göre ise B ülkesinin toplam 6 litre şarap için istediği kumaş miktarı da 3 metredir. Şu halde iki ülke, 6 litre şarabın 3 metre kumaşla değiştirilmesi konusunda bir anlaşmaya varacaklar ve dış ticarette denge fiyatı da bu noktada oluşacaktır. Yani anlaşmaya varılan dış ticaret hacminde 1 metre kumaşın şarap cinsinden fiyatı 6/3 = 2 litre şarap, 1 litre şarabın kumaş cinsinden fiyatı 3/6 = 1/2 metre kumaş olacaktır.

    Durum bir şekille de gösterilebilir (Şekil 1). A ülkesinin şarapla değiştirmek isteyeceği kumaş miktarları yatay eksende, B ülkesinin kumaşla değiştirmek isteyeceği şarap miktarları da dikey eksende yer almaktadır.

    Dikey eksende şarap birimleri, çizilecek eğrilerin açıklayıcı niteliklerinin artması için, yatay eksendeki kumaş birimlerine göre daha dar alınmıştır.



    A ülkesinin kumaş ihracı karşılığında talep ettiği şarap miktarlarını gösteren OA eğrisine A ülkesinin teklif eğrisi (offer curve) adını vereceğiz. B ülkesinin şarap karşılığında istediği kumaş miktarlarını gösteren OB eğrisi, adı geçen ülkenin teklif eğrisi’dir. Bu eğrilere karşılıklı talep eğrileri adı verilmektedir. Dikkat edilecek olursa, OA eğrisi A ülkesine ait tabloyu, OB eğrisi ise B ülkesine ait tabloyu temsil etmektedir. 1 ve 4 doğruları ise, dış ticaretin şarap terimleriyle alt ve üst sınırlarını göstermektedir. Demek ki dış ticaret dengesi ve fiyatı, bu doğrular arasında kalan alan içinde oluşacaktır.

    Tasarlanan dış ticaret hacmi genişledikçe iki ülkenin karşılıklı teklifleri birbirine yaklaşmakta ve sonunda 3 metre kumaşla 6 litre şarabın değiştirildiği, başka bir deyişle karşılıklı talep veya teklif eğrilerinin kesiştiği P noktasında anlaşmaya varılmaktadır.



    Dış ticaret hadleri, bir ihracat biriminin bir ithalat birimiyle değiştirildiği oran olarak tanımlanabilir. Ele aldığımız teorik örneğe göre, A ülkesinin dış ticaret hadleri şekil üzerinde OC/CP= 3/6 oranı ile gösterilebilir. B ülkesinin anlaşmaya varılan P noktasındaki dış ticaret hadleri ise CP/OC = 6/3 oranı ile belirtilebilir.

    A ülkesi, B ülkesine göre daha güçlü davranıp isteklerini de kabul ettirebildiği takdirde, OA teklif eğrisinin dışbükeyliği artıp, P denge noktası ve dış ticaret hadleri A ülkesinin lehine olarak değişecektir. Örneğin P noktası P´’ye kaydığından OC/CP oranı 3/6 değil, 2/5 olacaktır. Yani artık 1 metre kumaş karşılığında ithal edebileceği şarap miktarı 2 değil, 2,5 litredir.

    Durum Şekil 2’de açıkça görülmektedir. OA teklif eğrisi, OA´ yönünde değişmiş ve denge noktası P´’ye kaymıştır. A ülkesi için OC/PC olan dış ticaret hadleri de CC´/PC´ olarak değişmiştir.

  5. #5
    ramseyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2005
    Mesajlar
    3,518
    Karizma Gücü
    7
    Katlı Kur

    Çeşitli mal ile hizmet ithal ve ihracı ya da sermaye hareketlerinde uygulanan döviz kurunun, bir dış ticaret politikası aracı olarak farklılaştırılmasına “katlı kur sistemi” denir. Fiyat farklılaştırmasını gerçekleştiren serbest piyasa güçleri değil, dış ticaret politikasını yürütme yetkisini elde tutan merkezî otoritedir.

    Katlı kur uygulaması, fiyat farklılaştırıcı monopolun değişik piyasalarda sattığı mal ya da hizmet fiyatını farklılaştırmasına benzetilebilir: Burada, fiyatı farklılaştırılan “döviz”dir; farklı piyasalar, ödemeler bilançosundaki çeşitli kalemlerin ithal ya da ihracı konusudur; monopol ise, merkezî otoritenin iktisat politikasının etki kaynağı olmasıyla ilgili bir olaydır. Bu uygulamanın amacı, ülkenin tek kur uygulandığı duruma oranla fiyat farklılaştırmasından sağlayacağı yararlar varsa, bunu elde etmektir. Ancak, bir yandan da katlı kur sistemi bürokrasiyi ve kaçakçılığı artırır. En çok eleştirilen yönü, serbest rekabet ilkesiyle bağdaşmamasıdır: Serbest rekabet piyasasında aynı mal (ya da hizmet) tek fiyat üzerinden işlem görür. Oysa katlı kurda aynı döviz, işlemin niteliğine göre farklı fiyata tâbidir. Bu nedenle IMF, üyelerinin katlı kur uygulamasını onaylamamakta, serbest piyasa ilkelerine dönmeleri için ağırlığını koymaktadır.

    Ödemeler bilançosunda hangi kalem veya kalemler için döviz fiyatının farklılaştırılacağı, ülkenin karşılaştığı sorunlara bağlıdır: Eğer ülkeden istenmeyen boyutlarda sermaye çıkışı oluyorsa, cari işlemler için bir kur, sermaye hareketleri için ayrı bir kur uygulanır. Örneğin, mal ile hizmet ithal ve ihracı için döviz kuru, yerli para birimiyle 80 birim eşit 1 Dolar, sermaye hareketleri için 100 birim eşit 1 Dolar olarak toplanır. Bu tür uygulamaya, büyük çaplı sermaye çıkışına sahne olan konvertibl paralı ülkelerde rastlanmaktadır.

    Eğer ülkenin iç maliyet yapısı dünya piyasasındaki nispî fiyatlarla bağdaşmıyorsa, örneğin hammadde ihracında 80 yerli para birimi eşit 1 Dolar kurunda dünya piyasasında rekabet edebilirken, sınai mamül ihracında 100 yerli para birimi eşit 1 Dolar kurunda rekabet edebiliyorsa, kur farklılaşması buna göre oluşturulur. Ülke hammaddeyi de 100 para birimi eşit 1 Dolar kurundan ihraç etse, dış ticaret hadlerinden kaybeder; sınai mamüllerin ise, 80 yerli para birimi eşit 1 Dolar kurunda dış piyasada rekabet gücü yoktur. Bu bakımdan, ülke, bu iki mal kategorisinin ihracında, döviz fiyatını farklılaştırmak yolu ile dış ticaretten sağladığı yararı maksimumlaştırmaya çalışır. Bu nitelikte katlı kur uygulaması, N. Kaldor tarafından yeni gelişen ülkelere tavsiye edilmektedir.

    Eğer ülkede yatırımların artırılması, lüks tüketimin kısılması isteniyorsa, bunların ithalatında kur farklılaştırılabilir. Örneğin, birinci kategori mallar için döviz kuru 80 yerli para birimi eşit 1 Dolar, ikinciler için 100 yerli para birimi eşit 1 Dolar olarak saptanabilir.

    Bu örnekler çoğaltılabilir; ancak buna gerek yoktur; iktisat politikasının çok çeşitli amaçları olduğu için, bütün alternatifleri kapsamak mümkün de değildir. Bununla birlikte döviz kurunun açık biçimde cari işlemler kalemleri arasından farklılaştırılmasının, döviz kontrolü sisteminde mümkün olduğunu belirtmek gerekir.

    Katlı kur uygulaması, bazen, yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, açık biçimdedir. Bazen de kur farklılaşması açık değil, örtülüdür. Birinci tür uygulamada, farklı kura tâbi olan kalemler için kur açıkça ilan edilir. İkinci tür uygulamada ise, bütün ödemeler bilançosu kalemleri için saptanan kur “tek”tir; farklılaştırma, dolaylı yoldan, bazı malların ihracına uygulanan teşvik primleri, diğerlerine konan vergiler, ithal mallarına konan gümrük vergileri ve eş etkili vergiler, diğer koruma yöntemleriyle gerçekleştirilir. Gerçekte, konvertibl paralı ülkelerin de, bu ikinci yoldan kur farklılaştırması yaptığı görülüyor.

    Bunun en çarpıcı örneği Avrupa Topluluğu (Ortak Pazar) ülkelerinin Ortak Tarım Politikası’na tâbi ürünlerin ithalat ve ihracatında, dolaylı yoldan, örtülü biçimde gerçekleştirdiği kur farklılaştırmasıdır.

    Türkiye, katlı kur sistemini açık ve örtülü biçimiyle geniş bir şekilde uygulamıştır. Bazı dönemlerde bu uygulama her bir kalem için kurun farklılaştırmasına varacak ölçüde ayrıntılı olmuş (1958 devalüasyonundan önce olduğu gibi) bazen de belirli kıstaslara göre farklılaştırılan kur sayısı ikiden ibaret olmuştur (1970 devalüasyonundan sonra ve 1980 devalüasyonundan önce olduğu gibi).



    Kayda Bağlı İhracat

    Gümrük Beyannamesinin fiili ihracattan önce ihracatçı birlikleri tarafından kayda aldığı ihracat şeklidir. Kayda bağlı ihracatta ihracatçılar, Gümrük beyannamesi ile birlikte kayıt için ilgili ihracatçı birliklerine müracaat ederler. Birlikler onayladıkları gümrük beyannamelerine “kayıt” meşruhatı düşerek gümrük idarelerine tevdi edilmek üzere ihracatçıya verirler.

    İhracatçılar, birliklerce kayıt meşruhatı düşülerek onaylanmış gümrük beyannamesi ile birlikte ihracatın yapılacağı gümrük idaresine müracaat ederler.

    İhracatçı Birliklerince kayıt meşruhatı düşülerek gümrük beyannamelerinin gümrük idarelerine tevdi (geçerlilik) süresi temdit (uzatılmamak) üzere 90 gündür. Ancak ülkemiz ihraç ürünlerine miktar kısıtlaması uygulayan ülkelere yapılan kısıtlama kapsamındaki maddelerin (Aşağıda yer alan “Kayda bağlı ihracat listesi”nin 5 inci sırasında bulunan maddeler) ihracına ait kayıt meşruhatı düşülerek onaylanmış gümrük beyannamelerinin gümrük idarelerine tevdi süresi 90 günden daha az veya çok olarak müsteşarlıkça belirlenebilir.

    Aşağıda listesi verilen malların ihracı kayda bağlıdır.

    1-Destekleme ve fiyat istikrar fonu primi kesintisine tabi maddelerin ihracı

    2-Destekleme ve fiyat istikrar fonundan ödeme yapılan maddelerin ihracı

    3-Ülkemizde kredi karşılığı kurulan tesislerin bedelinin malla geri ödenmesine ilişkin özel hesaplar çerçevesinde ihracat.

    4-Ülkemiz ile Rusya Federasyonu arasındaki doğalgaz anlaşması çerçevesinde ihracat.

    5-Ülkemiz ihraç ürünlerine miktar kısıtlaması uygulayan ülkelere yapılan kısıtlama kapsamındaki maddelerin ihracı.

    6-Birleşmiş milletler kararı uyarınca ekonomik yaptırım uygulanan ülkelere ihracat,

    7- 18.12.1994 tarih ve 22145 sayılı RG’da yayımlanan Bitkisel ve Hayvansal ürünlerin ekolojik metodlarla üretilmesine ilişkin yönetmenlik kapsamında sertifikayı haiz mallar,

    8-İşlem görmemiş zeytinyağı ve işlem görmüş dökme veya varilli zeytinyağı

    9-Meyan kökü

    10-Ham Lületaşı ve taslak pipo

    11-Yürürlükten kaldırılan “ihracat 88/29” sayılı tebliğde sayılmış olan maddeler.

    12-Wassenaar düzenlemesi kapsamındaki malların ihracı.

    13-Füze teknolojisi kontrol rejimi (FTKR) kapsamındaki malların ihracı,

    14-Kimyasal silahların geliştirilmesinin üretimin, stoklarının ve kullanılmasının yasaklamasıyla ilgili Viyana Sözleşmesi eki Liste 1 liste 2 ve liste 3 de yer alan maddeler.

    15-Ozon tabakasının korunmasına dair Viyana Sözleşmesi ile bu sözleşmeye ait protokoller ve değişiklikler kapsamındaki malların sadece sözkonusu düzenlemelere taraf ülkelere yönelik ihracatı.



    Kırkambar Sözleşmesi

    TK m. 1016 uyarınca, denizde eşya taşıma (navlun) sözleşmeleri, çarter sözleşmeleri ve kırkambar sözleşmeleri olarak ikiye ayrılır. Geminin tümünün veya bir parçasının ya da belirli bir yerinin taşıtana tahsis edilerek denizde eşya taşımanın taahhüt olunduğu çarter sözleşmelerinin (TK m. 1016/bent 1) aksine, kırkambar sözleşmesinde, taşıyan, navlun karşılığında parça mal olan belirli eşyayı denizde taşımayı üstlenir. (TK m. 1016/bent 2) Öyle ise, kırk ambar sözleşmesinde, bir geminin tahsis edilmesi söz konusu olmaksızın, parçalara ayrılmış belirli eşyanın deniz yolu ile taşınması durumu vardır. Hiç kuşkusuz, taşıyan ile taşıtan, kırkambar sözleşmesinde de yükün hangi gemi ile taşınacağını önceden kararlaştırır; fakat taşıyan, yükü, gemi yüke elverişli olmak koşulu ile, dilediği yere koyabilir.

    Her ne kadar TK m. 1016’da kırkambar sözleşmesinin konusunu sadece parça malların oluşturabileceği açıklanmışsa da, birden fazla kişiye ait aynı cins ve nitelikteki dökme malların da aynı ambarda taşınması için kırkambar sözleşmesi yapılabilir.

    Uygulamada kırkambar sözleşmeleri, genellikle, belirli limanlar arasında düzenli sefer yapan ve “liner” denilen gemiler için söz konusu olmaktadır. Geminin bir seferinde hem çarter hem de kırkambar sözleşmelerinin bir arada yapılmaları da olanaklıdır.



    Kiralama Yoluyla İhracat

    Malların bir bedel karşılığında belirli bir süre kullanılmak üzere, geçici olarak yurt dışına çıkarılmasıdır.

    Ticari kiralama ile ilgili yapılacak ihracata ilişkin talepler, kira sözleşmesi ile birlikte “Ticari Kiralama Yoluyla Yapılacak İhracata İlişkin Başvuru Formu”ndan 5 nüsha doldurmak suretiyle Dış Ticaret Müsteşarlığına (İhracat Genel Müdürlüğü) yapılır.

    Ticaret kiralama yoluyla yapılacak ihracatta süre bir (1) yıldır. Bu süre, bitiminden önce başvurulmak kaydıyla haklı ve zorunlu nedenlerle izni veren merci tarafından toplam bir (1) yıla kadar uzatabilir. 2 yılı aşan süre uzatma talepleri Gümrük Müsteşarlığının görüşü alınarak sonuçlandırılır.

    Ticari kiralama yoluyla yurtdışına gönderilen malın ve kira bedelinin izin süresinin bitiminden, Ticari kiralamaya konu malın kesin satışı halinde satış bedelinin kesin satış faturası tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yurda getirilmesi zorunludur.



    Kliring

    Takas sisteminin daha geniş anlamda uygulanmasıdır. Kliring rejiminde, ithal edilen malın bedeli, kliring mekanizmasını işletmekle görevlendirilmiş bir kuruma (kliring ofisleri ya da merkez bankaları) ulusal para ile ödenmekte, ihracatın bedeli de yine adı geçen kurumdan alınmaktadır.

    Kliring mekanizması sayfa 797’deki şema ile gösterilebilir: Burada ithalatçı ve ihracatçılar ikişer ikişer karşı karşıya gelmemekte, bir ülkenin tüm ihracatçıları karşı ülkenin tüm ithalatçıları ile ilişkiler kurmaktadırlar. Ödemeler kliring ofisine yapılmakta ve ihracatçılar da sattıkları malların bedellerini bu kurumdan almaktadırlar. İthalatçı malını alamadığı ya da mal bedelini kliring ofisine ödeyemediği sürece, karşı ülkedeki ihracatçı alacağını tahsil edemez.




    Aynı şekilde ihracatçı malını göndermedikçe, karşı ülkedeki ithalatçılar ulusal para ile kliring kurumuna ödemede bulunmazlar. Yani kliringle mübadele yapan ithalatçı ve ihracatçılar birbirlerine sıkı bir şekilde bağlıdırlar.

    Bilateral kliring anlaşmalarının uygulamasında ortaya çıkan en önemli sakınca, ekonomisi zayıf durumda bulunan ülkelerdeki ithalatçıların borçlarını ödeyememeleri nedeniyle, donmuş alacakların oluşmasıdır. Ayrıca kliring (ve takas) sistemi, zayıf paralı ülkelerde iç fiyatların yükselmesine, dış ticaret hadlerinin aleyhe dönmesine ve paranın dış değerinin düşmesine yol açar.



    Konsinye İhracat

    Kesin satışı daha sonra yapılmak üzere dış alıcılara, komisyonculara, ihracatçının yurt dışındaki şube veya temsilciliklerine mal gönderilmesidir.

    Konsinye ihracat talepleri ilgili ihracatçı birliklerine yapılır. Konsinye ihracata izin verilmesi halinde ihracatçı birliklerince gümrük beyannamesi üzerine konsinye ihracat meşruhatı (açıklaması) düşülerek onaylanır. Konsinye ihracat meşruhatı düşülerek onaylanan gümrük beyannamelerinin 90 gün içinde gümrük idarelerine tevdii (vermek) gerekmektedir.

    İhracatçılar, konsinye olarak gönderilen malların kesin satışının yapılmasını müteakip 30 gün içinde durumu ve diğer belgeler ile birlikte ihracatçı birliklerine ve aracı bankaya bildirirler.

    Konsinye olarak gönderilen malların fiili ihraç tarihinden itibaren bir (1) yıl içinde kesin satışının yapılması gerekir.Bu süre bitiminden önce başvurulmak kaydıyla haklı ve zorunlu nedenlerle izni veren merci tarafından toplam bir (1) yıla kadar uzatılabilir bu süre.

    Süresi içinde satışı yapılan malların kambiyo mevzuatına göre bedellerinin satılamaması halinde ise malların gümrük mevzuatı çerçevesinde yurda getirilmesi gerekir.



    Konşimento

    Tren, uçak veya gemi ile yapılan taşımacılıkta kullanılan ve malın taşımak üzere teslim alındığını ve varış noktasında konşimento sahibine teslim edileceğini gösteren kıymetli evrak niteliğinde bir belgedir. Konşimento'da bulunması gereken zorunlu unsurlar şunlardır:

    1) Düzenleyen kimsenin imzası (Taşıyan veya onun yetkili kıldığı kişi)

    2) Taşıyanın adı ve soyadı veya ticaret ünvanı

    3) Taşınan malın cinsi, ölçüsü (sayı, uzunluk vs.) markası, ve diğer özelliklerine ait bilgiler

    4) Tanzim tarihi ve yeri

    5) Kaç nüsha olarak düzenlendiği

    Zorunlu olmasa da konşimento'da bulunması önemli olabilecek unsurlar ise şunlardır;

    1) Kaptanın adı
    2) Yükletenin adı
    3) Gönderilenin adı
    4) Geminin adı ve uyruğu
    5) Yükleme limanı
    6) Boşaltma limanı
    7) Navlun
    8) Diğer kayıtlar

    Konşimento genelde deniz taşımacılığında kullanılmaktadır. Hava taşımacılığında ise aynı anlamda ve benzer bilgileri içeren konşimentolar kullanılmaktadır. Kara taşımacılığında ise "Yük Senedi" kullanılmaktadır.

    a- Yükleme çeşidine göre konşimentolar
    b-Malların gönderildiği tarafa göre(devir bakımından)
    c-Özellikli konişmentolar




    Kotalar

    Ödemeler dengesi açıkları kronikleştiği zaman alınabilecek önlemlerden biri de, ithalatın kota ya da kontenjan sistemine bağlanmasıdır. Eldeki sınırlı döviz olanakları, bu sistem sayesinde önceden programlanan ithalata belli bir yönteme göre tahsis edilir ve böylece dış ödemelerde denge sağlanmaya çalışılır.

    Kota ve kontenjan sistemi ithalatın sınırlanması anlamına gelmektedir. Kota, belirli bir süre içinde ithaline izin verilen mal miktarını saptar ve her mal için tavan belirler. Her ithalatçının hangi malların ithali ile ilgili olduğu ve ne kadar ithal etmek istediği de belirlenir. Kendilerine sınırlama oranında kotadan yararlanmak hakkı verilir.

    Kota sistemi, yasa çıkarılmasına gerek göstermeden kısmen idari kararlarla yürütülebildiği için, dış ticaret politikasının uygulanmasında büyük kolaylık sağlar. Ayrıca üreticiler yurda girecek ithal malları miktarını kesinlikle bilebilirler. Tarife uyarlamasının güç olduğu durumlarda, kotalar etkin bir korumacılık önlemi olarak kullanılabilir. Bundan başka, kotaların ülkeler arasındaki dağıtımında en çok kayırmalı ülke ilkesi söz konusu olamaz.

    Bu kolaylık ve avantajlarına karşın, kota sisteminin yarattığı bazı güçlükler vardır. Örneğin bu sistem bürokrasiyi artırabilir ve uluslararası piyasada misillemelere neden olabilir.

    Kotaların ithal mallarının fiyatlarını yükseltici, iç sanayinin üretimlerini teşvik edici etkileri tarife artırılması ile aynıdır. Ancak, bu durumda gelir artışından söz etmek olanaksızdır. Fiyat yükselişinden büyük çapta yarar sağlayan ithalatçıdır.



    Kotaya Tabi Ürünler

    İhraç ürününüz "Hazır Giyim ve Tekstil" ürünleri ise ve ABD ve Kanada'ya yönelik ihracat yapıyorsanız, kota uygulaması sözkonusu olabilmektedir. Kotaya tabi ürün ihracatı için;

    • İlgili İhracatçı Birliklerinden KOTA talebinde bulunulmalıdır.
    • (Kota'dan pay alınır ise) İhracat taahhüdü altına girilmektedir.

    İhracat bağlantısının kurulmasından hemen sonra, Gümrük ve yükleme işlemlerinden önce, Gümrük Beyannamesi ile Kayıt için İlgili İhracatçı Birliği'ne başvurulmalıdır.

    Hazır giyim ve tekstil ürünlerinin hepsinde kota uygulanmamaktadır. İhraç edilecek ülkeye göre kota uygulanan ürün kategorileri farklı olabilmektedir. Bu konuda güncel bilgiler İlgili İhracatçı Birliklerinden temin edilebilmektedir.
    KOTA dağıtımı Dış Ticaret Müsteşarlığı'nın gözetiminde İhracatçı Birlikleri tarafından yürütülmektedir.

    İhracatın yapılacağı ülkeye göre belgeler;

    ABD Anlaşmaları kapsamında bulunan tüm kategorilerde gönderilecek her ihracat partisinde, ABD Gümrük Makamlarınca, ülkemiz ve ABD arasında 10.01.1987 tarihinde imzalanan vize Anlaşması uyarınca vize aranmakta ve vize evrakı bulunmayan malların ABD'ne girişine kesinlikle izin verilmemektedir.

    Kanada Anlaşması kapsamında bulunan tüm kategorilerde gönderilecek her ihracat partisinde, Kanada Gümrük Makamlarınca, Ülkemiz ve Kanada arasında 20 Mayıs 1987 tarihinde imzalanan Anlaşma uyarınca, İhracat Bilgi Belgesi aranmakta ve anılan belgeyi taşımayan yüklemelerin Kanada'ya girişine kesinlikle izin verilmemektedir.




    Kredili İhracat

    İki ve çok taraflı kredi anlaşmaları dışında kalmak kaydıyla, ihracat bedelinin kambiyo mevzuatında öngörülen süreleri aşacak şekilde yurda getirilmesine imkan tanıyan satış şeklidir.

    Kredili ihracat talepleri ile ilgili müracaatlar ödeme planı ve süresini içeren satış sözleşmesinin aslı ve tercümesiyle birlikte ihracatçı birliklerine yapılır.

    Madde ve/veya ülke politikası açısından müsteşarlıkça getirilebilecek düzenlemeler kapsamındaki mallarla ilgili kredi ihracat talepleri müsteşarlığın görüşü alındıktan sonra bunun dışında kalan mallara ilişkin talepler ise satış sözleşmesinden belirtilen esaslar dahilinde doğrudan ihracatçı birliklerince sonuçlandırılır.

    Kredili ihracat taleplerinin uygun görülmesi halinde ihracatçı birliklerince gümrük beyannamesi üzerine kredili ihracat meşruhatı düşünülerek onaylanır.

    Fiili ihraç tarihinde başlayan kredili ihraç süresi dayanıksız tüketim mallarında 2 yıl, diğer mallarda 5 yılı geçmez. Kredili ihracatta telgraf, teleks, veya telefaksla sözleşme yapılamaz.



    Kur Riski

    Bir ülkede ister sabit, ister dalgalı kur sistemi uygulansın, yerel paranın değeri zaman içinde yabancı paralar karşısında değişiklikler gösterir. Bu değişme, iç ekonomik gelişmelerden dolayı yerel paranın satınalma değerinin değişmesinden kaynaklanabileceği gibi, dış ekonomik gelişmelerden, bu arada yabancı paraların değerlerindeki değişmelerden de kaynaklanır.

    Döviz kurlarında meydana gelen değişmeler uluslararası ticarette bazı belirsizlikleri de beraberinde getirir. Örneğin ithalat işlemleri sırasında, mal ithalatçıya ulaşmadan önce bir devalüasyon yapılırsa, mal bedelinin yerel para karşılığı bu devalüasyon oranında artacak, yani ithalatçı bu fark kadar fazla yerel para ödeyerek malının bedelini yabancı para üzerinden transfer ettirebilecektir. Malın gönderilmesinden sonra devalüasyon yapılması halinde ise, ihracatçının eline daha az yerel para geçmesi söz konusudur.

    Kurlardaki değişiklik nedeniyle, ithalatçının daha fazla yerel para ödemesi ya da ihracatçının eline daha az yerel para geçmesi ihtimali, ithalatçının ve ihracatçının riskini oluşturmaktadır.



    L


    Lisans

    Dış ticarette, ithal lisansı ve ihraç lisansı terimleriyle, bir malı getirtmek ya da yabancı piyasalara göndermek için alınması gerekli izin kastedilmektedir. Lisans, ülke ekonomisinin gerekleri ile iç ve dış piyasa koşulları gözönünde tutularak bakanlıkça verilen ihraç iznidir. Lisans, bir malı yabancı ülke adına yapma izni anlamına da gelir.

    Lisans terimi, sanayide, ticarette, ulaştırmada, turizmde ve reklamcılıkta ise, beratı başkasına ait olan bir malı yapmak, bir olanağı kullanmak veya bir teknik yöntemden faydalanmak üzere alınmış izin karşılığı kullanılır. Lisans sahibi işletmeci, patent kapsamına giren sınai mülkiyet hakkını sürekli ya da geçici olarak kullanabilmektedir.



    Lisans Sözleşmesi

    Bir ülkeden diğer bir ülkeye teknoloji transferi sağlayan hukuki yollardan biridir. Know-how, patent ya da ticaret markasını konu alan lisans sözleşmeleri çağdaş ticaret yaşamı içinde büyük boyutlara uygulanma alanı bulmuş, bir ekonomik ve teknik gelişim aracı olarak kabul edilmiştir.

    Sayısı bir hayli fazla olan değişik görünümlerdeki hukuki işlemlerin, lisans sözleşmeleri kavramı kapsamında yer aldığı gözlemlenmektedir. Lisanslar, patentler, markalar, fikri haklar, know how’lar, işletme deneyimleri lisans sözleşmesinin konusunu oluşturmaktadır. Bu sözleşmelerde ana amaç, lisans verene ait gayri maddi, ancak ekonomik değere sahip malların lisans alınca değerlendirilmesidir.

    Lisans sözleşmeleri gerek şekil gerek konu yönünden taşıdıkları değişik özellikler nedeniyle teknik yönden nitelendirilmesi güç hukuki işlemlerden sayılmaktadır. Bununla birlikte, lisans sözleşmesinin asıl ve tipik işlevi, kısmen veya tamamen ekonomik değere sahip bir gayri maddi malın kullanılması, daha doğrusu bundan yararlanılması konusunda üçüncü kişiye tanınan izinde kendisini gösterir. Hak sahibinin verdiği izinle sağlanan bu yararlanma doğrudan doğruya bir nitelik taşıdığı gibi, bölümsel ya da tümsel de olabilir. Bu açıdan lisans sözleşmeleri, örneğin adi kira ya da ürün kirası gibi, kullanmaya ilişkin devir sözleşmeleri grubu içinde yer alır.

    Lisans sözleşmesinin hukuki niteliği bir hayli tartışmalıdır. Borçlar Kanunu’nun “Akdin muhtelif nev’ileri” bölümünde düzenlenmemiş olması nedeniyle, lisans sözleşmesini mevcut sözleşme tiplerinden birine dayandırma yolunda öğretideki yaygın eğilime işaret etmek gerekir. Gerçekten bazı yazarlar lisans sözleşmesini bir ürün kirası niteliğinde görmüşler, bazıları da bunu alımsatım sözleşmesine benzer bir borç ilişkisi olarak değerlendirmişlerdir.

    Lisans sözleşmelerinde alımsatım ya da ürün kirasından çok, ortaklığa ilişkin öğelerin daha ağır bastığı durumlarda, hukuki ilişki “ortaklık” ya da “ortaklık sözleşmesi benzeri” olarak nitelendirilmiştir. Bir düşünceye göre de, lisans sözleşmesi, yerine getirilecek edimler ve bu edimlerin yüklenilmesi yönlerinden birden fazla sözleşmenin ana unsurlarının kısmen veya tamamen yasanın öngörmediği biçimde birleşmesinden meydana gelen karışık içerikli sözleşmedir. Öyle ki, Borçlar Kanunu’nda yer alan sözleşme tipleri ile ilgili hükümlerin, özel durumda, lisans sözleşmesine örnekseme yoluyla uygulanabilmesi lisans sözleşmelerine, kullanım biçimlerine göre değişik adlar verilmektedir.

    Verilen mamulün modele göre yeniden yapılmasının ya da geliştirilmesinin söz konusu olduğu sözleşmeler “geliştirme ve yeniden yapma lisansları” adını alırlar. Lisans alanın sadece lisans konusu olan şeye dayalı olarak üretimde bulunması halinde ise “üretim lisansı” söz konusu olmaktadır.

    Montaj lisansı adı verilen lisans sözleşmesi türünde, lisans verene ait teknik ilkelere uygun olarak lisans veren tarafından teslim edilmiş parçalar, lisans alanca bir arayla getirilmektedir.

    Kullanma lisansı sözleşmesinde ise, lisans alan, kendi işletmesi için gerekli olan, lisans verene ait, patente bağlı makine, araç ve gereçlerin kullanma hakkını edinmektedir.

    İthal lisans sözleşmesinin bağıtlandığı durumlarda, lisans alana, ülkesinde patent hukuku gereğince korunan ürünleri bir dış ülkeden ithal edebilme yetkisi tanınmakta ve lisans alan bu malları iç piyasada ticarete sunabilmektedir.

    İhraç lisans sözleşmesi ise, bunun tam zıddı bir içeriğe sahip olup, lisans alana patentli mal ihraç edebilme olanağı sağlamaktadır. Satış lisansı sözleşmesi de ayrı bir lisans tipini oluşturmaktadır. Buna göre lisans alan, lisans konusu malları piyasaya sunarak satış değerlendirme olanağını kazanmaktadır.



    M


    Manifesto

    Mal gümrüğe geldiğinde malın gümrüğe geldiğine ilişkin beyan gerekmektedir. Bu beyan nakliyeci tarafından malın konşimentosuna göre doldurulan manifesto ile yapılmaktadır. Manifesto, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca hazırlanmaktadır.

    Manifestolarda eşyanın cinsi, kapların adedi, nevi, markası, numarası ve gayrisafi ağırlığı, konşimento veya yük senetlerinin numaraları ve Bakanlıkça tespit edilecek bilgiler yer almaktadır.



    Menşe Şahadetnamesi

    Dış ticaret işlemlerinde ithalat ya da ihracat konusu olarak gönderilen malların çıkış yerini, yani üretildiği yeri gösteren bir belgedir. Gümrük işlemleri genellikle ülkeler arasında yapılan ticaret anlaşmaları hükümlerine göre tamamlandığı için, gümrüğe gelen malların çıkış yerlerinin (menşelerinin) bilinmesi gerekli olmaktadır.

    Menşe şahadetnameleri dış ticaret rejimlerine göre ya mahalli ticaret odaları, ya hususi bürolar ya da ithalatçı ülkenin konsoloslukları tarafından tasdik olunurlar. Menşe şahadetnamesi genelde ithalat ve ihracatçının unvanı, malın cinsi, özellikleri ve miktarı, marka ve numarası, birim fiyatı, kıymeti, gönderilen vasıta, gönderildiği tarih, liman, gideceği ülke gibi bilgileri içerir.



    N


    Nakdi Teminat

    Kullanılan kredinin teminatı olarak nakdin gösterilmesidir. Genellikle teminat mektubu gibi gayri-nakdi kredilerin teminatı olarak acil hallerde tesis edilir. Ayrıca ihalelere katılabilmek amacı ile ihale bedelinin belirli oranında nakdi teminat da kullanılır. Dış ticaret işlemlerinde ise ithalatçıdan transfer taleplerine karşılık nakdi teminat yatırması istenebilir.



    Net İhracat

    Net ihracat kavramı, genellikle çeşitli yayınlarda çok farklı olarak yorumlanan bir kavramdır. Örneğin bazı ders kitaplarında dış ticaret açığı veya fazlalığına dahi net ihracat denmektedir. Diğer bazı yayınlarda ihracat içinde yer alan ithal kompenentlerinin indirilmesiyle varılan rakama net ihracat adı verilmektedir.



    P


    Prefinansman

    İhracatta, yurtdışından getirilecek dövizlerin yetkili bankalara bozdurulması suretiyle ön finansman sağlanmasına “prefinansman” denir.

    İhracatçıların ihracatı gerçekleştirip bedelini tahsil etmelerine kadar geçecek süre için duyacakları finansman ihtiyacı yurtiçindeki bankalardan temin edilecek düşük faizli ihracat kredilerinin yanında, yurtdışından sağlanan prefinansman kredileriyle de giderilebilmektedir. Böylece finansman sıkıntısı çeken ve yurtiçi kredi temin edemeyen veya iç krediyi pahalı bulan ihracatçılar, ihracatı gerçekleştirebilmek için gerek duydukları Türk Lirası’nı yurt dışından, ihacattan önce getirilen dövizlerle sağlayabilmektedir.

    Yurtdışından prefinansman getirilmesi şartlarını düzenleyen ve 1567 sayılı TPKKK uyarınca çıkarılan tebliğlere göre, prefinansman kredisi sağlayan yurtdışındaki kuruluşlara ihracat gerçekleşinceye kadar “libor spread” üzerinden faiz ödenmesi mümkündür. Diğer taraftan sözü edilen düzenlemelerle kredinin vadesi içinde ihracatın gerçekleştirilmemesi halinde, vade tarihinde dövizlerin yurtdışına gönderilememesinden doğrudan bankalar sorumlu tutulmaktadır. Açtıkları krediye karşılık faiz alabilmeleri ve gönderdikleri dövizlerin mutlaka kredi vadesinde geri ödenmesinin sağlanmış olması, ülkemize ihracat karşılığı kısa vadeli kredi açacak olan uluslararası piyasalardaki ciddi finasman kuruluşlarına cazip gelebilmektedir.

    Prefinansman dövizlerinin bir ihracatçı firma adına yurda getirilerek yetkili bankalarca alışının yapılması kaydıyla, söz konusu kredi imkânının doğrudan doğruya ihracatçı tarafından ya da bankalar aracılığı ile sağlanması mümkündür.

    Malın mutlaka paranın geldiği ülkeye gitmesi zorunlu değildir. Prefinansman dövizlerinde, gönderenin izni dahilinde, ülke ve mal değişikliği yapmak mümkündür.

    Prefinansman dövizlerinin T.C. Merkez Bankası’nca alım ve satımı yapılan konvertibl dövizlerden olmak ve döviz pozisyonu tutma yetkisi bulunan bir bankaya devredilmek kaydıyla, prensip olarak havale şeklinde gelmesi gerekmektedir.

    Bu dövizlerin havale haricinde Red-Clause akreditif ya da yurt içide mukim ihracatçı veya ihracatcı adına hareket eden üçüncü şahıslara veya hariçte mukim şahıslara çek (seyahat çekleri dahil) şeklinde veya efektif olarak getirilmesi de mümkündür.

    Gelen prefinansman dövizleri karşılığında yapılacak ihracatın döviz alım bordrosu tarihinden itibaren yürürlükte bulunan mevzuata göre altı ay içinde gerçekleştirilmesi gereklidir.



    R


    Resim

    İthalat, ihracat ve dahilde üretilen mal ve hizmetlerin tüketimi üzerine konan bir yükümlülüktür. Bu genel nitelikleri ile resim, bir yönüyle vergilere ve bir diğer yönüyle de harçlara verilen bir addır.

    Resim, karşılıksız olarak alındığında vergi niteliğindedir; öte yandan bir hizmet, hak veya malın elde edilmesiyle alındığında, yani bir karşılığının bulunması durumunda harç niteliğindedir.

  6. #6
    ramseyy adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    18-11-2005
    Mesajlar
    3,518
    Karizma Gücü
    7
    S


    Satış Sözleşmeleri

    Satış sözleşmeleri, bir mal alım-satım işleminin temelini ve başlangıcını oluşturan ana unsurdur. Mal alım-satım işlemine taraf olan alıcı ile satıcının hangi hususlarda anlaşmaya vardıkları, satış sözleşmesinin temel esaslarını ve maddelerini oluşturur.

    Dış ticaret işlemlerinde de iki yabancı ülkede alıcı ile satıcının birbirini hiç tanımadığı veya az tanıdığı ya da uzun süreli bir ticari ilişkinin zaman içinde nasıl bir boyut kazanacağının ve ne türden riskleri bünyesinde barındırdığının bilinmediği göz önüne alınacak olursa, karşılıklı olarak mutabık kalınan hususların yazılı olarak bir sözleşme metnine dökülmesi kadar zorunluluk arz eden bir şey olamaz. İthalat işlemlerinde ilk planda karşımıza çıkan satış sözleşmelerinin geçerlilik sebebi de bu zorunluluğa dayanmaktadır.

    İthalatçı firmalar, yurt dışından temin ederek satın almak istedikleri ürünleri, günümüzün çeşitli iletişim araçları ve ticari ajanları sayesinde bulup, bu ürünlerin üretici veya satıcısı konumundaki ihracatçı firmalar ile temasa geçerek, karşılıklı bir satış sözleşmesi düzenlerler. Bu tür bir satış sözleşmesi, karşılıklı anlaşılan hususları içerdiği gibi, ilerde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlık halinde de tarafların hak ve sorumluluklarının sınırlarının doğru bir biçimde belirlenmesi noktasında da oldukça faydalıdır.

    Alıcı ve satıcı bir bütündür. Birinin zarara uğramasından öbür taraf da etkilenmektedir. Açık nokta bırakmamak, ilerde sorunların doğmasını önlemek için, asgari koşulları tartışmak ve karara bağlamak gerekir.

    Bir satış sözleşmesinde dikkat edilmesi gereken bazı hususlar şunlardır.

    -Sözleşmeye taraf olanların tam adı, adresi
    -Sözleşmenin konusu
    -Sözleşmeye konu olan mal ve miktarı
    -Malın birim fiyatı ve toplam tutarı
    -Teslim şekli ve teslim yeri
    -Ödeme şekli
    -Malların sevkıyatı
    -Mal ile veya herhangi diğer bir hususla ilgili teknik bilgiler
    -İthalat işlemleri için gereken özel bilgiler
    -Sözleşmeye konması gereken diğer hususlar
    -Uyuşmazlık halinde izlenecek yol
    -Sözleşmenin geçerlilik süresi



    Sektörel Dış Ticaret

    Aynı üretim dahilindeki küçük ve orta ölçekli firmaların (KOBİ) ihracat sektörü içinde bir organizasyon altında toplanarak dünya pazarlarına açılmaları ve dış ticarette uzlaşmalarını sağlamak amacıyla böyle bir örgütlenmeye gidilmiştir.

    SDT: 1-200 arasında işçi istihdam eden, aynı üretim dalında faaliyet gösteren en az 10 küçük ve orta ölçekli firmanın bir araya gelerek, ödenmiş sermayesi ile ihtiyatları toplamı 5 milyar TL olmak üzere anonim şirket şeklinde kurulmuş olan oluşumlara Sektörel Dış Ticaret Unvanını alırlar.

    S.D.T Şirketleri bu tanım altında bazı istisna sorumluluklar taşırlar.

    1. SDT şirketin kurulması ve gelişmesinde yardımcı olmak amacıyla bünyelerinde 200’den fazla işçi istihdam eden ortak bulundurabilirler.

    2. Yörelerinde SDT şirketi kurulması için aynı üretim dalında faaliyet gösteren yeterli sayıda firmanın bulunmadığı ilgili meslek kuruluşu tarafından tespit edilmesi halinde en az 5 firma olarak uygulanır.

    3. SDT şirketinin hiçbir ortağının sermaye payı toplam şirket sermayesinin %10’undan fazla olamaz.

    4. SDT şirketleri doğrudan üretimde bulunamazlar ve imalatçı şirketlere iştirak edemezler, ancak ortaklarının faaliyet gösterdiği üretim dalına ait hammadde tedarikinde imalatçı gibi değerlendirilirler.

    5. SDT şirketi ortaklarının, başka bir firma veya organizasyon adına ihracat yapamazlar.

    Bu şartları taşıyan firmaların müracaat formları ile Dış Ticaret Müsteşarlığı, ihracat Genel Müdürlüğüne yapmaları gerekir.



    Serbest Bölge

    Bağımsız bir ülkeyi diğer ülkelerden ayıran siyasal sınırlar aynı zamanda o ülkenin gümrük sınırlarını oluşturur. Bir yasa veya kararname yoluyla ülkenin bir bölge veya limanının gümrük sınırları dışında sayılmasıyla serbest bölge doğar.

    “Serbest bölge” ilan edilen ve uluslararası ticarete açılan bölgede sadece mali mevzuat tamamen veya kısmen uygulanmaz. Diğer yasalar açısından “serbest bölge” ülkenin siyasal sınırları içindedir. Uygulamada yaygın olan “serbest bölge”lerin serbest ticaret merkezi durumunda olmalarıdır. Birçok gelişmiş ülkede bazı liman kentlerinin hızla gelişmesinde serbest bölge olmaları birinci derecede etkili olmuştur. New York, San Fransisco, Hamburg, Kopenhag, Marsilya ve Hong Kong kentleri örnek olarak sayılabilir.

    Son yıllarda serbest ticaretten çok “serbest üretime” yönelik “serbest bölge”ler kurulmaktadır. Eskiden ileri sanayi ülkelerinde bulunan birçok sınai üretim dalı bazı gelişmekte olan ülkelere taşınmaktadır. Bu yeni serbest üretim bölgelerinde gümrük ve vergi kolaylıkları yanında ucuz işgücü bulunması önem taşımaktadır.

    Dünyada serbest bölgelerin sayısı yıldan yıla artmaktadır. 1980 yılı sonunda yalnızca ABD’de 60 olan serbest bölge sayısı 1996’da 500 dolayına ulaşmıştır. Türkiye’de serbest bölge konusu 1927 tarih ve 1132 sayılı “Serbest Mıntıka Hakkında Kanun”la düzenlendi.

    Konu 1953 tarih ve 6209 sayılı “Serbest Bölge Kanunu”nda yeniden ele alındı. Bu ikinci yasanın birinci maddesi Bakanlar Kurulu’na istenen bölgede ve uygun görülecek büyüklükte serbest bölge kurma yetkisi vermekteydi.

    Bu yasaya dayanarak 1956 yılında 7713 sayılı kararnameyle İskenderun’da bir “serbest bölge” kurulması öngörüldü. İki yıl sonra 10305 sayılı kararnameyle İstanbul’un Tuzla kesiminde bir “serbest bölge” kurulması istendi. Fakat bu yasal düzenlemelere rağmen uygulamada beklenen gelişme olmadı. Nihayet 3 Kasım 1983 tarihinde yürürlüğe giren 151 sayılı “Serbest Bölgeler Teşkilatı Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” çerçevesinde 7285 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla An talya ve Mersin limanları “serbest bölge” ilân edildi.

    1988’de hizmete giren bu bölgelere 1990’da Ege Serbest Bölgesi, İstanbul Atatürk Havalimanı Serbest Bölgesi eklendi. Ardından 1992’de Trabzon Serbest Bölgesi, 1995’te İstanbul Deri, Erzurum-Doğu Anadolu ve Mardin serbest bölgeleri faaliyete geçti. Bunların dışında dünyada ilk kez serbest bölge statüsünde borsa işlemleri yapacak olan İstanbul Menkul Kıymetler Borsa sı Uluslararası Menkul Kıymetler Serbest Bölgesi, 1996 sonunda açılışa hazır bir aşamaya gelmiş bulunmaktadır.

    Özel bir kuruluşça işletilmesi kararlaştırılan Samsun Serbest Bölgesi’nin yakın zamanda hizmete girmesi ve Türkiye’nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği çerçevesindeki ticaretini artırması beklenmektedir. Adana-Yumurtalık Serbest Bölgesi’ni faaliyete geçirmeye yönelik çalışmalar sürmektedir.

    6 Haziran 1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu uyarınca serbest bölgelerin yerlerini ve sınırlarını belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Serbest bölgelerde Yüksek Planlama Kurulu’nca uygun görülecek her türlü sanayi, ticaret ve hizmet etkinliği yapılabilir.

    Fiyat, kalite ve standartlarla ilgili olarak kamu kurum ve kuruluşlarına verilmiş yetkiler ile vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyo yükümlülüklerine ilişkin mevzuat hükümleri serbest bölgelerde uygulanmaz. Serbest bölge rejiminin uygulandığı mal ve hizmetler katma değer vergisinden istisna tutulmaktadır. Serbest bölge faaliyetlerinden elde edilen kazanç ve gelirler hiçbir izne ve vergiye tâbi olmaksızın Türkiye’nin diğer yerleri arasındaki ticari ilişkiler dış ticaret rejimine tabidir. Başka ülkelerdeki uygulamadan farklı olarak, Türkiye serbest bölgelerinden Türkiye’ye yönelik mal satışlarına ve takas ticaretine herhangi bir kısıtlama getirilmemiştir.



    Serbest Ticaret

    Devletin müdahalesi olmaksızın yapılan ticarettir. Uluslararası ticarete uygulandığı takdirde, uluslararasında ticaret işbölümüne ve mukayeseli üstünlük teorisine göre cereyan etmektedir. Serbest ticaret politikası dünya çapında en etkin kaynak dağılımına ve dünya gelirinin maksimizasyonuna imkân vermektedir.

    Kuvvetli teorik temeline rağmen serbest ticaret çok az ülke tarafından ve uzun olmayan süreler için uygulanmıştır. Genellikle devletler milli savunma veya sosyal bir sınıfın desteklenmesi gibi ekonomi dışı nedenlerle veya ekonomik nedenlerle müdahale ederler. Ekonomik nedenler birkaç kısma ayrılabilir. Kurulmuş sanayileri ithalatın tehdidine karşı himaye etmek, yeni doğan sanayileri himaye etmek, dış ticaret hadlerinin bozulmasını önlemek maksadıyla optimum gümrük tarifesi uygulamak veya ucuz emeğe karşı iç üretimi korumak için uygulanır.

    Serbest ticaretin bir anlamı da birçok ülkeden oluşan bir toplulukla öbür ülkeler arasında gümrük tarifeleri ve diğer ticaret engellerinin kaldırılmasıdır. Bu durumda, her ülke, topluluğun dışındaki ülkelere karşı kendi dış ticaret politikasını uygulayabilmektedir.



    Sınır Ticareti

    Sınır ticareti, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan sınır illerinde yaşayan gerçek kişilerin zaruri ihtiyaçlarını karşılamak üzere karşılıklı olarak yaptıkları ticari işlemlerdir.

    Sınır ticareti belgesinin alınması; sınır ticareti yapılabilecek illerde yerleşik gerçek kişilere müracaatları halinde ilgili Valilikçe uygun görülenlere sınır ticareti belgesi verilir.

    Yetki ve sorumluluklar; sınır ticaretinin amacına uygun olarak yürütülmesi ve izlenmesi, sınır ticareti kapsamında yapılan ithalat ve ihracat işlemlerine ait bilgileri gümrüklerde düzenlenen belgelere dayanarak takip etmek ve aylık devreler halinde DTM'na bildirmek ile ilgili valiler yetkili ve sorumludurlar.

    İhracatta aranan belgeler;

    1. Çıkarılan eşyanın cins, miktar ve değerini gösteren liste
    2. Faturalar
    3. Uygunluk belgesi
    4. Gümrük Beyannamesi

    1. İthal konusu eşya ormancılık, hayvancılık, arıcılık ve bahçecilik ürünleri ile sınırlıdır.

    2. Sınır ticareti yoluyla yapılan ihracat, ihracata sağlanan desteklerden yararlanamaz.

    3. İthali ve ihracı izne bağlı olan maddelerin sınır ticaretine konu edilmesi ilgili mercilerin izni ile mümkündür.

    4. Sınır ticareti kapsamında yapılan ithalat fon, vergi, resim ve harçtan muaftır.

    5. İhracı ve ithali ilgili mevzuatla yasaklanmış ve ithali belli kurum ve kuruluşlara bırakılmış maddeler sınır ticaretine konu edilemezler.

    6. İthalinde sağlık, standart ve kalite kontrolü uygulanan maddeler in bu ticarete konu edilmesinde sözkonusu kontrollerin yapıldığına dair belge gümrüklerce aranır.



    Sigorta Uygulamaları

    EX WORKS (TİCARİ İŞLETMEDE TESLİM): Satıcı malları işletmesinde daha önce belirtilen tarihte alıcının emrinehazır tutarak alıcıya bildirir. Alıcı malları işletmeden teslim alarak ihracı için gerekli belgeleri hazırlar. Gümrük işlemlerini tamamlayarak malları kendi ülkesine ithal eder. Malların işletmede ve teslim edilmesinden itibaren malla ilgili bütün masraf ve risk alıcı tarafından karşılanır.

    FREE CARRIER (BELİRLENEN YERDE TAŞIYICIYA TESLİM): Bu teslim şeklinde satıcı malları gümrük işlemlerini tamamlayarak, belirlenen tarihte ve yerde ilk taşıyıcının gözetimine devrettiği anda teslim işlemini tamamlamış olur. Bu andan itibaren malla ilgili tüm masraf ve riskler alıcıya geçer. Navlun ücreti de diğer tüm giderler gibi alıcıya aittir.

    FREE ALONSSISE SHIP (GEMİ YANINDA TESLİM): Bu teslim şeklinde satıcı malları geminin yanına kadar getirmekle sorumludur. Mallar gemi rıhtımında ise yükleme yerine getirilerek, gemi açıkta demirlendi ise mavnalarla geminin yanına kadar götürülerek teslim edilir. Teslimden itibaren malların kaybolması ve hasar görmesi gibi rizikolar alıcınındır. Bu andan itibaren malla ilgili bütün masraflar ve navlun alıcı tarafından karşılanır.

    FREE ON BOARD ( GEMİ KÜPEŞTESİNDE TESLİM): FOB teslim şeklinde satıcı belirlenen tarihte ve yerde, alıcı tarafından temin edilen gemiye yüklemeyi gerçekleştirir. Mallar gemini küpeştesini geciktikten sonra meydana gelebilecek her türlü hasar, kayıp ve masraflar alıcının soromluluğundadır. Satıcı ihracat için gerekli tüm belgeleri hazırlar ve malları gümrük işlemlerini tamamlayarak teslim eder.

    COST AND FREİGHT ( VARIŞ LİMANINA KADAR NAVLUN ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM): Satıcı tüm masraf ve riskleri üstlenerek malları yükleneceği limana kadar getirir. Navlun dışında malla ilgili tüm masraf ve riskler alıcıya aittir.

    COST İNSUPANCE AND FREİGHT(VARIŞ LİMANINA KADAR NAVLUN VE SİGORTA PRİMİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM: Bu teslim şeklinde navlun, sigorta ve yükleme masrafları satıcı tarafından karşılanmaktadır. Satıcı gemiyi temin eder ve satış sözleşmesindeki malların belirtilen tarihte ve yerde yüklemesinin yapıldığını alıcıya bildirir. Satıcı primini ödemek suretiyle yüklediği mal cinsine uygun olan en dar kapsamlı deniz sigortasını yaptırır. Mallar gemiye yüklendikten sonra navlun ve sigorta primi dışındaki masraflar ve risk alıcıya geçer.

    CARRIABE PAID TO(VARIŞ YERİNE KADAR NAVLUN ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM): Bu teslim şekli özellikle çok araçlı taşımacılık türlerinde kullanılır. Satıcı varış yerine kadar navlun ücretini ödemekle yükümlüdür. Malları ilk taşıyıcının gözetimine devrettiği andan itibaren malla ilgili bütün risk ve navlun dışındaki masraflar alıcı firmaya geçer.

    CARRIEGE AND INSURANCE PAID TO (VARIŞ YERİNE KADAR NAVLUN VE SİGORTA PRİMİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM): Bu teslim şeklinde satıcı bir de sigortanın yaptırılmasından sorumludur. Satıcının yaptıracağı sigorta dar kapsamlı olacaktır. Ancak alıcı olağandışı risklere; frev, savaş dağol afet vs. karşısında sigorta yaptırılmasını istiyorsa primini kendisi ödemek şartıyla satıcıdan sigorta kapsamının genişletilmesini isteyebilir. Satıcı tarafından sigorta % 10 fazlasıyla yaptırılır.

    DELIVEREN AT FRONTIER( SINIRDA TESLİM): Bu teslim şekli özellikle karayolu ve demiryolu taşımacılığında kullanılır. Satıcı tüm riskleri ve masrafları kendisine ait olmak üzere malı kararlaştırılan ülke sınırında, belirlenen yer ve tarihte gümrük işlemlerini tamamlayarak teslim eder. Teslimden itibaren bütün risk ve masraflar alıcıya aittir. İthalat ile ilgili gümrük vergileri alıcı tarafından ödenir.

    DELIVEREN EX SHIP ( GEMİDE TESLİM): Bu teslim şeklinde satıcı malları varış limanında, gemide teslim eder. Varış limanına kadar bütün risk ve masraflar navlun ücreti de dahil olmak üzere satıcı tarafından karşılanır. Belirlenen varış limanında mallar alıcının emrine hazır tutulduğu andan itibaren tüm risk ve masraflar alıcıya aittir. Boşaltma ve gümrük işlemleri de dahil olmak üzere bu andan itibaren bütün masraflar alıcı tarafından karşılanır.

    DELIVERED EX OUAY(GÜMRÜK VERGİSİ ÖDENMİŞ OLARAK RIHTIMDA TESLİM): Bu teslim şekli DES teslim şekli ile aynı temel prensiplere dayanmakla birlikte ondan farklı olarak teslim, limanda boşaltma tamamlanıp ithalat gümrük vergileri ödemdikten sonra gerçekleşir. Bu nedenle satıcının, alıcının ülkesinde yürürlükte bulunan kambiyo rejimine uygun ithalat belgesi olmadığı koşullarda bu teslim şekli kullanılır.

    DELIVEREN DUTY UNPAID( BELİRLENEN VARIŞ YERİNDE GÜMRÜK VERGİSİ ÖDENMEMİŞ OLARAK TESLİM): DDU çok araçlı taşımacılıkta kullanılır. Deniz taşımacılığında kullanılan DEQ teslim şekline benzemekle birlikte bu teslim şeklinde satıcı malları belirlenen tarihte alıcının ülkesinde belirlenen yerde gümrük vergilerini ödemeksizin teslim eder. Teslime kadar bütün masraf ve risk satıcıya aittir.

    DELIVEREN DUTY PAID ( BELİRLENEN VARIŞ YERİNDE GÜMRÜK VERGİSİ ÖDENMİŞ OLARAK TESLİM): Bu teslim şekli DDU teslim şekli ile aynı prensiplere dayanır. Ancak DDP teslim şeklinde satıcı bir de gümrük vergilerini ödemek zorundadır. Alıcının ülkesindeki yerel bir satıcıdan farksız şekilde malları devreder.



    Spesifik Gümrük Vergileri

    Vergi borcunun hesaplanması için, verginin konusunun yanı sıra vergi matrahının saptanmasında temel olarak alınacak büyüklük bazen teknik, bazen de ekonomik nitelikte olabilir. Eğer bu büyüklük teknik nitelikte ise, o zaman vergi ağırlık, sayı, hacim, yüzölçümü, uzunluk, litre gibi miktarlar üzerinden hesaplanır. Bu nitelikteki vergiler spesifik vergilerdir. Bunun yanında bir de ekonomik miktarlara, yani değere dayalı ad valorem vergiler vardır.

    Gümrük vergileri değer gibi ekonomik nitelikte olmayı p, onun yerine belli ve önceden saptanmış miktarlar üzerinden alınan vergiler niteliğinde olursa, bu tür vergilere spesifik gümrük vergileri denir. Spesifik gümrük vergilerinde miktarlar eşyanın niteliğine göre değişik birimlerle ölçülür. Yani, eşyanın maddi niteliği ve ticari şekli esas alınır. Bu kıstaslara göre sınıflandırılan spesifik gümrük vergileri, bu bakımdan ad valorem gümrük vergilerinin tam tersi niteliktedir.

    Spesifik vergilerde söz konusu teknik miktarlar arasında en çok kullanılan birim, eşyanın ağırlığıdır. Spesifik gümrük vergileri, ad valorem vergilerde olduğu gibi değere bağlı olmadıkları için, vergi matrahındaki değişiklikleri izleyemezler, bu nedenle de verimlilik derecesi pek yüksek olmayan vergilerdir. Buna karşılık, düzenli bir vergi geliri sağlarlar ve vergi gelirlerinin belirleyici olmaları dolayısıyla da ad valorem gümrük vergilere kıyasla daha istikrarlı vergilerdir.

    Ne var ki, spesifik gümrük vergileri, düzenli bir vergi sağlamakla birlikte, matrahı izleyememeleri nedeniyle çok az ülke tarafından uygulanmaktadır. Türkiye de dahil, ülkelerin çoğunda ad valorem gümrük vergileri uygulanmaktadır.



    T


    Takasla İhracat

    Takas; iki ülke arasında olmak üzere, ihraç veya ithal edilen mal, hizmet veya teknoloji transferi bedelinin; kısmen tamamen mal, hizmet, teknoloji transferi veya kısmen döviz ile karşılanmasıdır. Bağlı muamele ise ikiden fazla taraf arasında yapılan takas işlemini ifade eder.

    Bağlı muamele veya takas anlaşmasının; ithal ve ihraç edilecek malların cinsi, standardı, kalitesi, teslim şekli, teslim yeri, birim ithal ve ihraç fiyatları, değer tutarları ve anlaşmanın geçerlilik süresini kapsamalıdır.

    Takas konusu karşılıklı ödemelerin mal veya kısmen nakit ve/veya ölçülebilir olması kaydıyla hizmet ile ödenmesi mümkündür. İhracat ve ithalat bedellerinin mahsup ve transfer işlemleri, kambiyo mevzuatı çerçevesinde işleme aracılık eden bankalarca sonuçlandırılır. Ancak, karşılıklı ödeme yükümlülüklerin eşit olması şarttır.

    Bağlı muamele veya takas izinlerinin süresi 6 aydır. Bu süre bitiminden önce firma izni veren merci tarafından 2 yıla kadar uzatılabilir. Fakat iki (2) yılı aşan süre uzatım talepleri, ithalat taahhüdünde bir noksanlık bulunması halinde gümrük müsteşarlığının görüşü alınarak müsteşarlıkça, ihracat taahhüdünde ise müsteşarlığın görüşü alınarak müsteşarlıkça, ilgili ihracatçı birliğince sonuçlandırılır.

    Bağlı muamele veya takas iznini müteakiben işlemler, yürürlükteki ithalat ve ihracat rejimleri çerçevesinde yürütülür. Bağlı muamele ve takas konusu işlemlerin tek bir aracı bank tarafından yapılması esastır. İthalat ve ihracat işlemleri, ihracat ve ithalatta alınan her türlü gümrük, vergi, resim, ve harçlar ile fonlara tabi olarak yapılır. İhracatın desteklenmesine ilişkin mevzuat ile bağlı muamele ve takas konusu mal ve nakit ödemelerine ilişkin diğer mevzuat hükümleri saklıdır.

    Bağlı muamele veya takas talepleri, yabancı firma veya firmalarla yapılan bağlı muamele veya takas anlaşması “Bağlı muamele veya Takas Başvuru formu”ndan 6 nüsha eklemek suretiyle bir müracaat yazısı ile birlikte üye olunan ihracatçı birliklerine yapılır.



    Takaslı Dış Ticaret

    Ödemelerde denge sağlamak için ihracatı teşvik edecek ve ithalatı gereklere göre az çok sınırlayacak önlemler de gereklidir. Bu önlemlerden biri de ithalatı doğrudan ihracatla karşılayan takas yöntemidir. Amaç döviz ödemek zorunda kalmaksızın dışarıdan gerekli malları sağlamaktır. Bu arada bazı ihraç mallarının sürümü de sağlanmaktadır.

    Takas sisteminin ana ilkesi, ihracatçının ihraç ettiği mal bedeli kadar ithal hakkına hasip olması ve ithalatçının da ithal ettiği mal değerince mal ihraç etmek zorunda bulunmasıdır. Fakat genellikle bir kimsenin aynı zamanda hem ithalatçı, hem de ihracatçı olması çok güçtür.

    Bu iki faaliyet dalı ayrı bilgi ve uzmanlığa gerek göstermektedir. Şu halde gerek teorik takas modelinde, gerekse uygulamada karşılıklı iki ülke ve bu ülkelerde birer ithalatçı ile birer ihracatçı ele alınmaktadır.

    A ülkesinde, B ülkesinden fındık ithal etmek isteyen bir ithalatçının bu malı takasla getireceği ve karşılıklı ihracat için de bir makine ihracatçısı ile anlaştığı varsayılsın. Bu ithalatçı ve ihracatçıya B ülkesinde de fındık satacak bir ihracatçı ile makine alacak bir ithalatçı karşı düşmektedir. A ülkesindeki makine ihracatçısı B ülkesindeki makine ithalatçısına mal satarak elde ettiği ithal hakkını kendi ülkesindeki fındık ithalatçısına bedeli karşılığında devreder.

    B ülkesindeki fındık ihracatçısı da A ülkesindeki fındık ithalatçısına mal satarak elde ettiği ithal hakkını kendi ülkesindeki makine ithalatçısına bedeli karşılığında devreder. Böylece, karşılıklı ithal ve ihraç değerleri aynı ise, döviz transferi gerekmeksizin dış ticaret gerçekleşmiş olur. Durum aşağıdaki şemada açıkça görülmektedir.




    Takas yöntemi ya bir devletin kendiliğinden aldığı kararla ya da iki ülke arasında yapılan anlaşmalarla gerçekleşebilir. Kendiliğinden alınan kararla kurulan takas sistemi çeşitli şekillerde olabilir. Bu şekillerin en geniş kapsamlısı, mal ve ülke belirlenmeksizin ithalata, ancak karşılığında ihracat yapmak koşuluyla izin verilmesidir.

    Mallarını uluslararası piyasaya satmakta güçlüklerle karşılaşan ülkelerin başvurdukları bu genel yolun amacı ithalat için döviz transferi gereğini azaltmaktır. Belirli malların ithali için belirli malların ihracını zorunlu kılan ya da belirli ülke veya ülkelerden yapılacak ithalatın ancak belirli malların ihracı yoluyla yapılmasına izin veren takas yöntemleri de vardır. İki ülke arasında yapılan anlaşmalara dayanan takas sistemlerinin de çeşitli şekilleri vardır.

    Takas sistemi, güçleşmiş olan uluslararası ilişkilerin kurulmasını kolaylaştırır. Aynı zamanda ihracı güç malların sürümünü sağlar. Bununla birlikte takas, trampanın bütün sakıncalarını taşır.

    Örneğin, karşılıklı olarak belirli malları, veya değiştirilmesi istenen malları alacak veya satacak ithalatçı ve ihracatçıları her zaman bulmak kolay olmayabilir. Ayrıca, alım satım istekleri karşılıklı birbirini tutan ithalatçı ve ihracatçılar bulunsa bile, satılmak ve satın alınmak istenen mal bedelleri birbirini tutmayabilir. Bu nedenlerle kısa sürede ilkel takas sisteminden vazgeçilmiş ve daha esnek bir istem olan kliring rejimine gidilmiştir.



    Teşvik Tedbirleri

    Bu teşvikler; ihracat mallarının üretim maliyetlerini düşürmek, ihracattan sağlanan gayri safi geliri arttırmak, ihracat gelirlerinin vergisini azaltmak, ihracatı destekleyecek kamu hizmetlerini sağlamak, ihracata ve ihracatçı ya bazı öncelikler tanımak gibi genel bir çerçevede ortaya çıkar. Bu gibi ihracatı teşvik araçları başlıca şu başlıklar altında toplanabilir: Mali teşvikler, ekonomik teşvikler, idari ve teknik teşvikler.

    Mali teşvikler; ihracata yönelik kamu harcamaları yoluyla ve ihracat üzerindeki mali yükümlülüklerin düzenlenmesi yoluyla sağlanır. Devlet kamu harcamaları aracılığıyla ihracatçıya doğrudan sübvansiyon vererek, ihracata yönelik tesisler kurarak, altyapı yatırımları yaparak ihracatı teşvik edebilir. Öte yandan, daha önemli bir önlem çeşitli vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin değişik önlemlerle hafifletilmesi veya kaldırılmasıdır.

    Bu yöndeki teşviklerin birincisi; ihracattan elde edilen kazançların gelir ve kurumlar vergi sinden tamamen veya kısmen muaf tutulmasıdır. Böylece ihracat gelirlerinin artırılması öngörülmektedir. Bu yöndeki teşviklerin ikincisi ve en bilineni ihracatta vergi iadesidir.

    İhracatta vergi iadesinin temel mantığı, ihraç mallarına dış pazarlarda rekabet etme olanağının sağlanmasıdır. Burada, ihraç edilen malların maliyetine dahil olan vergi, resim ve harçlar ve benzeri yükler ihracatçı ya geri verilmektedir. Katma değer vergisinin uygulandığı ülkelerde, iade edilmesi gereken vergilerin hesaplanması işlemi kolaydır. Oysa, yayılı veya toplu muamele vergilerinin uygulandığı ülkelerde söz konusu hesaplama pek kolay ve kesin değildir; bu nedenle de kaba tahminlere göre yapılır.

    İhraç edilecek mallar üzerindeki vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin kaldırılmasının bir başka yolu, bu mallar için ödenmesi gereken vergilerin, ihraç şartına bağlı olarak ertelenmesidir. Bu yolla, üretimleri esnasında ödenmesi gereken gümrük, satış, üretim ve benzeri vergiler ve yükümlülükler, belli bir teminata bağlı olarak başlangıçta alınmamakta, fakat ilgili malın ihraç edilmesiyle de söz konusu vergiler ve yükümlülükler ortadan kalkmaktadır.

    Ekonomik teşvikler; ihracın ve ihracatçının maliyetlerini azaltıcı nitelikte ve ihracatçıya tanınan bazı ayrıcalıklar şeklinde olabilir. Buna göre, ihracatçıya yatırım ve işletme sermayeleri ile üretim ve satış giderleri için düşük faizli krediler verilmesinin yanında, düşük fiyatla hammadde, indirimli navlun tarifesi, enerjide düşük tarife ve personel yardımı sağlanması söz konusu olabilir. Öte yandan, ihracatçıya döviz tahsisinde öncelik verilmesi, gerçekleştirilen ihracat karşılığında elde edilen dövizin bir kısmının ihracatçının yararına kullandırılması gibi ihracatçıya ayrıcalık tanıyan önlemler alınır.

    İdari ve teknik teşvikler; ihracatçıya pazarlama kolaylıkları sağlamak, ürünlerinin dış pazarlarda tanınması için içeride ve dışarıda fuar ve sergiler açmak ve açılanlara katılmasına olanak vermek, lisans ve patent alma hakkını vermek, dış pazarlarla ilgili bilgiler derlemek ve ihracatta uzman elemanlar yetiştirmek gibi bir dizi önlemleri içerir.

    Türkiye’de ihracatı teşvik önlemleri, ithal ikamesi esas olmakla birlikte, ilk kez 1. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda öngörülmüştür. 1963 yılında 261 sayılı yasa ile de ihracatta vergi iadesi önlemi kabul edilmiştir. Teşvik önlemleri ile ilgili işlemler, daha önce çeşitli bakanlıklara bağlı olarak çalışan, daha sonra DPT’ye bağlanan Teşvik ve Uygulama Dairesi tarafından yürütülmektedir.



    Transit Ticaret

    Alış ve satış bedelleri arasında lehde fark bulunması esas olmak üzere, malların transit olarak veya doğrudan doğruya bir ülkeden başka bir ülkeye satılmasıdır. Transit ticaret talepleri “Transit Ticaret Formu” düzenlemek suretiyle bankalara yapılır.

    Transit ticarete konu olan mallarla ilgili olarak ithalat ve ihracata ilişkin vergi, resim harç ve fon tahsil edilemez. Uluslararası anlaşmalarla ticareti yasaklanmış mallar ile Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın madde politikası itibariyle transit ticaretinin yapılması uygun görmediği mallar transit ticarete konu olamaz.

    İthalat ve ticaret yapılması yasaklanmış ülkelerle transit ticaret yapılamaz. Transit ticarete transfer mahsup ve ödemelere ilişkin uygulamalar T.C. Merkez Bankası tarafından belirlenecek esaslara göre yapılır.


    V


    Vesaik Karşılığı Avans

    İhracat işleminde satıcı tarafından malların sevk edildiğini gösteren belgeler (vesaik) karşılığında kullanılan kredidir. Bir tür iskonto işlemine benzetilebilir. İhracatçı sevk ettiği mallar için düzenlediği belgeleri bankasına götürerek bu belgeler karşılığında alıcı tarafından ödenecek olan mal bedelini peşinen ve avans olarak tahsil eder.

    Banka açısından yapılan işlem malları temsil eden vesaikin teminat kabul edilerek, kredilendirilmesi işlemidir. Kredi işleminin vadesi genellikle vesaik bedelinin tahsil edilme süresi olan 30 ile 90 gün arasında değişen bir süredir.



    -maximumbilgi-

  7. #7
    finito adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    10-06-2005
    Mesajlar
    15,172
    Hediyelerim
    Karizma Gücü
    10
    burda çok güzel bilgiler var dış ticaret terimlerinin hemen hemen hepsi toplanmış

    saol ramseyy
    EFELER BiRLiĞi
    Paylaşım Ve Dostluk Platformu
    ©º° SKYMOON EFE toprağın bol mekanın Cennet olsun °º©


    Türkforum'a bugüne kadar gönderilen her 58 mesajdan birinin Efeler Birliği başlığına gönderildiğini biliyor muydunuz?

  8. #8

    Kayıt Tarihi
    15-02-2007
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0
    cok önemli bilgiler var.
    ithalat finansmanı hakkında daha geniş açıklama varmı? o konuyu araştırıyorum ama cok fazla bilgi bulamadım,yardımcı olursanız cok sevinirimm.
    tesekkürler

  9. #9
    bavyerali adlı üyenin avatarı
    Kayıt Tarihi
    15-08-2005
    Mesajlar
    2,843
    Karizma Gücü
    7
    Alıntı wishpearl tarafından gönderildi. Mesajı Görüntüle
    cok önemli bilgiler var.
    ithalat finansmanı hakkında daha geniş açıklama varmı? o konuyu araştırıyorum ama cok fazla bilgi bulamadım,yardımcı olursanız cok sevinirimm.
    tesekkürler
    ithalat öncesi yada sonrası için bütün finansman araçları hakkında mı bilgi istiyorsun yoksa belirli bir grup varmı istediğin (mesela krediler,factoring gibi)

  10. #10

    Kayıt Tarihi
    15-02-2007
    Mesajlar
    11
    Karizma Gücü
    0
    ithalat finansmanını kapsamlı bir şekilde istiyormum.hersey olabilir.

 

 
Sayfa: 1 | Toplam: 2 12 SonSon

Bölüm Açıklaması

  • Yeni konu açmak için giriş yapmalısınız.
  • Konuya cevap yazmak için giriş yapmalısınz.
  • Eklenti yükleyebilmek için giriş yapmalısınız.
  • Mesajlarınızı düzenlemek için giriş yapmalısınız.
  •